Estetik Dolgu ve Botoks Uygulamalarında Hatalı İşlem Nedeniyle Tazminat
Estetik Dolgu ve Botoks Hatası Nedir?
Estetik dolgu ve botoks hatası, kişinin yüz, dudak, çene hattı, yanak, alın, göz çevresi, burun çevresi veya vücudun başka bir bölgesine yapılan medikal estetik işlemin tıbbi standartlara, hasta güvenliğine, aydınlatılmış onam kurallarına veya mevzuata aykırı şekilde uygulanması nedeniyle zarar meydana gelmesidir. Bu zarar bazen yalnızca estetik görünüm bozukluğu şeklinde ortaya çıkar; bazen de enfeksiyon, doku kaybı, damar tıkanıklığı, kalıcı iz, sinir hasarı, göz kapağı düşüklüğü, görme kaybı, alerjik reaksiyon veya psikolojik yıkım gibi ağır sonuçlara neden olabilir.
Dolgu ve botoks uygulamaları toplumda çoğu zaman “basit güzellik işlemi” gibi görülmektedir. Oysa enjeksiyon içeren, vücut dokusuna müdahale eden, ilaç veya tıbbi ürün kullanılan ve komplikasyon riski bulunan bu işlemler sağlık hukuku bakımından tıbbi müdahale niteliği taşıyabilir. 1219 sayılı Kanun, Türkiye’de hasta tedavi edebilmek ve tıbbi/cerrahi işlem yapabilmek için tabiplik yetkisi ve gerekli mesleki şartların bulunması gerektiğini düzenler. Bu nedenle yetkisiz kişi tarafından yapılan dolgu, botoks veya benzeri enjeksiyon işlemleri yalnızca kötü estetik sonuç değil, aynı zamanda hukuka aykırı tıbbi müdahale tartışması doğurabilir.
Estetik işlemin sonucu hastanın beklediği gibi olmadığında her durumda tazminat hakkı doğmaz. Ancak işlem yetkisiz kişi tarafından yapılmışsa, kullanılan ürün uygun değilse, hasta yeterince bilgilendirilmemişse, işlem hatalı teknikle uygulanmışsa, komplikasyon geç fark edilmişse, müdahale sonrası takip yapılmamışsa veya işlem sonucunda hastanın beden bütünlüğü ya da kişilik hakları zarar görmüşse tazminat davası gündeme gelebilir.
Dolgu ve Botoks Uygulamaları Tıbbi Müdahale midir?
Dolgu ve botoks uygulamalarının hukuki değerlendirmesinde ilk mesele, bu işlemlerin sıradan kozmetik işlem mi yoksa tıbbi müdahale mi olduğudur. Hasta Hakları Yönetmeliği’nde tıbbi müdahale; tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için mesleki standartlara uygun olarak gerçekleştirilen fiziksel veya ruhsal girişim olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları kapsar.
Botoks ve dolgu işlemleri, iğne ile vücuda madde verilmesini, yüz anatomisinin değerlendirilmesini, doz ve uygulama alanının belirlenmesini, damar-sinir yapılarının dikkate alınmasını ve olası komplikasyonlara müdahale edilebilmesini gerektirir. Bu nedenle bu işlemlerin sağlık kuruluşu dışındaki yetkisiz yerlerde veya sağlık meslek mensubu olmayan kişilerce yapılması ciddi hukuki risk doğurur.
Özellikle güzellik merkezi, kuaför, ev ortamı, sosyal medya üzerinden hizmet veren kişiler veya yetkisiz uygulayıcılar tarafından yapılan dolgu-botoks işlemlerinde sorumluluk daha ağır değerlendirilebilir. Çünkü hasta, yalnızca kötü sonuçla değil, baştan itibaren yetkisiz ve güvensiz bir müdahaleyle karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durumda uygulayıcı, işletme sahibi, varsa aracı kişi ve ürünü temin eden kişi bakımından hem tazminat hem idari hem de ceza sorumluluğu tartışılabilir.
En Sık Görülen Dolgu ve Botoks Hataları
Estetik dolgu ve botoks uygulamalarında hatalar farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Dolgu işlemlerinde en sık görülen hatalar; dudakta aşırı şişlik, asimetri, topaklanma, dolgunun yer değiştirmesi, yüzün doğal görünümünün bozulması, yanlış bölgeye uygulama, damar içine dolgu verilmesi, ciltte renk değişikliği, enfeksiyon, nekroz, kalıcı iz, sertlik, alerjik reaksiyon ve dolgunun eritilmesi gerektiği halde geç müdahale edilmesidir.
Botoks işlemlerinde ise kaş düşmesi, göz kapağı düşüklüğü, yüzde donuk ifade, mimik kaybı, asimetri, gülüş bozukluğu, konuşma veya yutma güçlüğü, baş ağrısı, kas zayıflığı, yanlış kas grubuna uygulama, aşırı doz veya yetersiz doz gibi sorunlar yaşanabilir. Bazı botoks etkileri geçici olsa da, işlem hatalı yapılmışsa kişi aylarca sosyal hayatını etkileyen bir görünümle yaşamak zorunda kalabilir.
Bu noktada önemli olan, işlemin beklenen geçici yan etkileri ile hukuki sorumluluk doğuran hatalı uygulama arasındaki farktır. Hafif morarma, geçici şişlik veya kısa süreli hassasiyet bazı işlemler bakımından olağan kabul edilebilir. Ancak damar tıkanıklığına bağlı doku kaybı, ciddi enfeksiyon, yüz felci benzeri görünüm, yanlış ürün kullanımı, kalıcı iz veya hastaya hiç anlatılmayan ağır risklerin gerçekleşmesi halinde konu basit memnuniyetsizlik olmaktan çıkar ve tazminat davası gündeme gelir.
Komplikasyon mu, Hatalı Uygulama mı?
Estetik işlem davalarında en temel tartışma “komplikasyon mu, hekim/klinik hatası mı?” ayrımıdır. Komplikasyon, tıbbi standartlara uygun işlem yapılmasına rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçtur. Ancak her olumsuz sonuç “komplikasyon” denilerek açıklanamaz. Bir sonucun komplikasyon olarak kabul edilebilmesi için işlemin yetkili kişi tarafından, uygun ortamda, uygun ürünle, doğru teknikle, hastanın bilgilendirilmiş rızası alınarak yapılmış olması gerekir.
Örneğin dudak dolgusu sonrası hafif şişlik ve morarma olağan kabul edilebilir. Fakat uygulamadan sonra dudakta beyazlama, şiddetli ağrı, morarma ve dolaşım bozukluğu gelişmişse bu durum damar tıkanıklığına işaret edebilir. Böyle bir tabloda uygulayıcının hastayı derhal değerlendirmesi, gerekli acil müdahaleyi yapması veya uygun sağlık kuruluşuna yönlendirmesi gerekir. “Bekleyin geçer” denilerek hasta evine gönderilmiş ve doku kaybı gelişmişse artık komplikasyon yönetiminde kusur gündeme gelir.
Botoks bakımından da benzer bir değerlendirme yapılır. İşlem sonrası geçici etki değişiklikleri olabilir; ancak yanlış kas grubuna uygulama, aşırı doz, hastanın yüz anatomisinin dikkate alınmaması veya işlem sonrası şikâyetlerin değerlendirilmemesi halinde uygulayıcı ve klinik sorumluluğu doğabilir.
Aydınlatılmış Onamın Önemi
Dolgu ve botoks uygulamalarında hastanın işlem öncesinde açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmesi gerekir. Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri, bunların faydalarını, muhtemel sakıncalarını, alternatif yöntemleri, tedaviyi kabul etmezse doğabilecek sonuçları ve hastalığın seyri hakkında bilgi isteme hakkına sahiptir. Aynı Yönetmelik, tıbbi müdahalelerde hastanın rızasının gerektiğini ve hastanın sağlık dosyasını inceleyip suret alabileceğini düzenlemektedir.
Aydınlatılmış onam, yalnızca hastaya imza attırılmış bir form değildir. Hastaya uygulanacak ürünün ne olduğu, hangi bölgeye ne kadar uygulanacağı, işlemin beklenen sonucu, kalıcılık süresi, riskleri, alerji ihtimali, damar tıkanıklığı, enfeksiyon, asimetri, doku kaybı, botoksta kas zayıflığı veya göz kapağı düşüklüğü gibi olası sonuçlar açıklanmalıdır. Ayrıca hastaya işlemden sonra hangi belirtilerde acilen başvurması gerektiği anlatılmalıdır.
Örneğin hastaya “çok basit, hiçbir riski yok” denilmiş, ancak işlem sonrası ciddi komplikasyon yaşanmışsa bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali ileri sürülebilir. Aynı şekilde “kesin sonuç”, “garantili güzellik”, “asla yan etkisi yok” gibi ifadelerle hasta yönlendirilmişse, bu durum hem aydınlatılmış onam hem de yanıltıcı tanıtım bakımından sorunludur.
Yetkisiz Kişi Tarafından Dolgu veya Botoks Yapılması
Dolgu ve botoks hatalarının en ağır görünümlerinden biri, işlemin yetkisiz kişi tarafından yapılmasıdır. Enjeksiyon içeren medikal estetik işlemlerin, sağlık eğitimi ve yetkisi bulunmayan kişilerce yapılması ciddi şekilde sakıncalıdır. Yetkisiz uygulayıcı; yüz anatomisini, damar ve sinir yapılarını, ürünün farmakolojik etkilerini, acil komplikasyon yönetimini ve sterilizasyon kurallarını bilmeyebilir.
Bu durumda hasta, yalnızca hatalı estetik sonuç nedeniyle değil, baştan itibaren hukuka aykırı bir müdahaleye maruz kaldığını ileri sürebilir. Uygulamanın güzellik merkezinde, kuaförde, evde, otelde, sosyal medya üzerinden çağrılan bir kişi tarafından veya ruhsatsız bir yerde yapılması sorumluluğu ağırlaştırabilir. Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkındaki düzenlemeler, özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılması, ruhsatlandırılması, faaliyetleri ve denetimi bakımından özel kurallar öngörmektedir.
Yetkisiz uygulamada tazminat davasının yanında İl Sağlık Müdürlüğü’ne şikâyet, savcılığa suç duyurusu, tüketici başvurusu ve idari denetim yolları da gündeme gelebilir. Özellikle kullanılan ürünün kaynağı belli değilse, sahte veya kaçak ürün kullanılmışsa, sterilizasyon yoksa veya işlem sonrası hasta mağdur halde bırakılmışsa süreç daha ağır değerlendirilir.
Kullanılan Ürünün Kalitesi ve Ürün Sorumluluğu
Dolgu ve botoks uygulamalarında kullanılan ürünün niteliği son derece önemlidir. Dolgu maddesinin içeriği, markası, ruhsat durumu, son kullanma tarihi, saklama koşulları, uygulama alanına uygunluğu ve hastaya uygulanacak miktarı kayıt altına alınmalıdır. Botoks ürünlerinde de ürünün kaynağı, soğuk zincir koşulları, doz ayarı ve uygulama yeri önemlidir.
Hastaya hangi ürünün kullanıldığı söylenmemişse, ürün etiketi verilmemişse, fatura veya işlem kayıtlarında ürün bilgisi bulunmuyorsa, bu durum ispat sürecinde klinik aleyhine değerlendirilebilir. Çünkü olası bir komplikasyonun ürün kaynaklı mı, teknik uygulama kaynaklı mı yoksa hastaya özgü riskten mi doğduğunu anlamak için ürün bilgileri gereklidir.
Sahte, kaçak, son kullanma tarihi geçmiş veya uygunsuz saklanmış ürün kullanılması halinde sorumluluk yalnızca işlemi yapan kişiye değil, ürünü temin eden ve uygulama ortamını sağlayan işletmeye de yönelebilir. Bu tür olaylarda ürün kutusu, etiket, barkod, fatura, işlem formu, fotoğraf ve klinik kayıtları mutlaka toplanmalıdır.
Özel Klinik ve Güzellik Merkezi Sorumluluğu
Dolgu ve botoks işlemleri özel klinik, özel hastane, tıp merkezi veya medikal estetik merkezi gibi bir yerde yapılmışsa, sağlık kuruluşu yalnızca işlemi yapan kişinin hatasından değil, hizmetin bütün organizasyonundan da sorumludur. Bu kapsamda hasta kabul süreci, bilgilendirme, işlem odasının sterilizasyonu, kullanılan ürünlerin güvenilirliği, acil müdahale kapasitesi, kayıt tutma, işlem sonrası takip ve şikâyetlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Özel sağlık kuruluşu, işlemden önce hastaya ücret, işlem kapsamı, riskler, alternatifler ve beklentiler konusunda açık bilgi vermelidir. Sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin 12 Kasım 2025 tarihli Yönetmelik, sağlık hizmet sunumunda açık veya örtülü reklam yapılmasını yasaklamakta; özel sağlık kuruluşları ve sağlık meslek mensupları tarafından yapılan tanıtım-bilgilendirme faaliyetlerinin sınırlarını belirlemektedir.
Bu nedenle kliniklerin sosyal medya paylaşımlarında abartılı sonuçlar, yanıltıcı öncesi-sonrası algısı, garantili sonuç vaatleri, hasta yorumları üzerinden yönlendirme veya işlem yaptırmaya teşvik eden reklam dili kullanması hukuki sorun doğurabilir. Hasta, böyle bir tanıtıma güvenerek işlem yaptırmış ve zarar görmüşse, yanıltıcı bilgilendirme tazminat davasında ayrıca ileri sürülebilir.
Tüketici Hukuku Bakımından Ayıplı Hizmet
Estetik dolgu ve botoks uygulamaları çoğu zaman ücret karşılığında özel klinik veya özel merkezde yapılır. Bu nedenle somut olayın niteliğine göre tüketici hukuku hükümleri de gündeme gelebilir. 6502 sayılı Kanun’da ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen veya objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan hizmet olarak tanımlanmıştır. Hizmet sağlayıcısının bildirdiği, internet portalında veya reklamlarında yer alan özellikleri taşımayan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydayı azaltan hizmetler de ayıplı hizmet sayılabilir.
Dolgu veya botoks işleminde hasta, yalnızca “güzelleşme beklentisi” ile değil, güvenli ve mesleki standartlara uygun sağlık hizmeti alma beklentisiyle hareket eder. Eğer işlem yanlış yapılmış, vaat edilen işlemle uygulanan işlem farklı olmuş, ürün kalitesi açıklanmamış, ücretlendirme şeffaf yapılmamış, işlem sonrası takip sağlanmamış veya hasta yanıltıcı reklamla yönlendirilmişse ayıplı hizmet iddiası gündeme gelebilir.
6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici; hizmetin yeniden görülmesi, hizmet sonucu ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme gibi seçimlik haklara sahip olabilir. Ancak medikal estetik işlemlerde yalnızca bedel iadesi yeterli olmayabilir. Hasta bedensel zarar, kalıcı iz, iş gücü kaybı, tedavi gideri veya manevi zarar yaşamışsa ayrıca tazminat talep edebilir.
Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Estetik dolgu ve botoks hatası nedeniyle zarar gören kişi maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat kapsamında ilk işlem için ödenen ücret, hatalı işlemin düzeltilmesi için yapılan yeni tedavi masrafları, dolgu eritme işlemi, dermatoloji veya plastik cerrahi tedavileri, ilaç giderleri, hastane masrafları, görüntüleme ve laboratuvar giderleri, psikolojik destek giderleri, iş gücü kaybı, kazanç kaybı ve yol masrafları istenebilir.
Eğer işlem sonucu kalıcı iz, doku kaybı, görme kaybı, yüz asimetrisi, mimik bozukluğu, sinir hasarı veya enfeksiyon gelişmişse tazminat kalemleri daha geniş değerlendirilir. Hasta yüz bölgesinde zarar gördüğünde, bu durum yalnızca fiziksel sağlık meselesi değil; sosyal hayat, iş hayatı, psikoloji, özgüven ve kişilik hakkı bakımından da ağır sonuçlar doğurur.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, korku, utanç, psikolojik yıkım, sosyal hayattan uzaklaşma, görünümünün bozulması, yüz bölgesinde kalıcı iz kalması, beklenmeyen ağır komplikasyonla karşılaşması veya güven duygusunun sarsılması nedeniyle talep edilir. Özellikle yüz bölgesi insanın dış dünyayla kurduğu ilişkinin merkezinde olduğu için, estetik işlem hatalarında manevi zarar çoğu zaman belirgin hale gelir.
Deliller: Hatalı Dolgu veya Botoks Nasıl İspatlanır?
Bu tür davalarda delil toplama çok önemlidir. Hasta işlemden önce ve sonra çekilmiş fotoğrafları, video kayıtlarını, işlem yapılan merkezin sosyal medya paylaşımlarını, reklamlarını, WhatsApp yazışmalarını, ödeme dekontlarını, faturaları, onam formunu, işlem kayıtlarını ve kullanılan ürün bilgilerini saklamalıdır.
Ayrıca işlem sonrası komplikasyon gelişmişse derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve tıbbi rapor alınmalıdır. Acil servis kaydı, dermatoloji raporu, plastik cerrahi değerlendirmesi, enfeksiyon raporu, reçeteler, görüntüleme sonuçları ve fotoğraflar dava bakımından önemli delillerdir. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık dosyasını ve kayıtlarını doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyip suret alabileceğini düzenlediğinden, klinikten tüm işlem kayıtları yazılı olarak talep edilmelidir.
İşlem yetkisiz bir güzellik merkezinde yapılmışsa; merkezin tabela, ruhsat, sosyal medya hesabı, randevu yazışmaları, ödeme bilgileri, işlem yapan kişinin adı, kullanılan ürün fotoğrafı ve tanık beyanları daha da önemli hale gelir. Çünkü yetkisiz uygulamalarda kayıt tutulmaması sık karşılaşılan bir sorundur.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Dolgu ve botoks hatası davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde olayın niteliğine göre plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı, dermatoloji uzmanı, adli tıp uzmanı, göz hastalıkları uzmanı, nöroloji uzmanı veya enfeksiyon hastalıkları uzmanı bulunmalıdır.
Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: İşlem yetkili kişi tarafından mı yapılmıştır? Uygulama ortamı sağlık hizmeti için uygun mudur? Hasta yeterince bilgilendirilmiş midir? Kullanılan ürün uygun mudur? Uygulama tekniği doğru mudur? Ortaya çıkan sonuç olağan komplikasyon mudur, yoksa hatalı uygulama veya takip eksikliği midir? Komplikasyon zamanında fark edilip yönetilmiş midir? Zarar ile uygulama arasında illiyet bağı var mıdır?
Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “estetik işlemde sonuç garanti değildir” denilerek dosyanın kapatılması yeterli değildir. Dava konusu beklentinin gerçekleşmemesi değil; yetkisiz işlem, yanlış teknik, yetersiz bilgilendirme, ürün hatası, takip eksikliği veya kalıcı zarar ise rapor bu somut iddiaları ayrı ayrı değerlendirmelidir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Dolgu veya botoks hatası bazı hallerde ceza soruşturmasına da konu olabilir. Özellikle yetkisiz kişinin tıbbi işlem yapması, sahte ürün kullanılması, hastanın beden bütünlüğünün zarar görmesi, kalıcı iz veya organ fonksiyon kaybı oluşması, kayıtların değiştirilmesi veya hastaya gerçeğe aykırı bilgi verilmesi durumlarında savcılığa suç duyurusu gündeme gelebilir.
TCK’da taksirle yaralama suçu, kişinin vücuduna acı verilmesi veya sağlığının bozulması halinde uygulanabilecek ceza hükümlerinden biridir. TCK 89. maddede taksirle yaralama düzenlenmiş olup, fiilin mağdurda ağır sonuçlar doğurması halinde cezai değerlendirme ağırlaşabilir.
Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarına ilişkin ceza soruşturmalarında ise 3359 sayılı Kanun Ek 18 kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelebilir. Bu süreç, hekim ve sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda özel izin mekanizması öngörmektedir.
Ancak işlem yetkisiz kişi tarafından yapılmışsa, failin sağlık meslek mensubu olup olmadığı, işlem yapılan yerin ruhsat durumu ve olayın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır; ceza dosyası kişinin cezalandırılmasına, tazminat davası ise mağdurun zararının giderilmesine yöneliktir. Fakat ceza dosyasındaki bilirkişi raporları ve deliller tazminat davasında önemli rol oynayabilir.
Hasta Ne Yapmalıdır?
Dolgu veya botoks işleminden sonra zarar gören kişi öncelikle sağlık durumunu belgelemelidir. Şiddetli ağrı, renk değişikliği, morarma, uyuşma, görme sorunu, enfeksiyon, ateş, doku kaybı veya nefes alma-yutma güçlüğü gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu başvuru hem tedavi açısından hem de delil açısından önemlidir.
İkinci olarak işlem yapılan yerden tüm belgeler yazılı şekilde istenmelidir. Onam formu, işlem notu, kullanılan ürünün marka ve seri bilgisi, fatura, ödeme belgesi, işlem öncesi-sonrası fotoğraflar ve varsa kontrol kayıtları talep edilmelidir.
Üçüncü olarak deliller korunmalıdır. Sosyal medya ilanları, mesajlaşmalar, “garanti” veya “risksiz işlem” gibi vaatler, fiyat listeleri, randevu kayıtları, tanık bilgileri ve fotoğraflar kaybolmadan saklanmalıdır. Özellikle sosyal medya paylaşımları sonradan silinebileceği için ekran görüntüsü alınması faydalıdır.
Dördüncü olarak olayın nerede ve kim tarafından yapıldığı netleştirilmelidir. İşlem özel hastanede mi, ruhsatlı klinikte mi, güzellik merkezinde mi, evde mi yapılmıştır? İşlemi yapan kişi hekim midir, hemşire midir, estetisyen midir, yoksa hiçbir sağlık yetkisi bulunmayan biri midir? Bu ayrım dava yolunu, sorumluları ve ceza sürecini doğrudan etkiler.
Sonuç: Dolgu ve Botoks Hatalarında Sorumluluk Ciddidir
Estetik dolgu ve botoks uygulamaları dışarıdan basit ve kısa süreli işlemler gibi görünse de, hukuken tıbbi müdahale niteliği taşıyan, beden bütünlüğünü ve kişilik haklarını doğrudan etkileyen işlemlerdir. Bu nedenle işlemin yetkili kişi tarafından, uygun sağlık ortamında, güvenilir ürünle, doğru teknikle ve hastanın aydınlatılmış rızası alınarak yapılması gerekir.
Her estetik memnuniyetsizlik tazminat sebebi değildir. Ancak yetkisiz uygulama, eksik bilgilendirme, yanlış ürün, hatalı teknik, enfeksiyon, damar tıkanıklığı, doku kaybı, yüz asimetrisi, göz kapağı düşüklüğü, kalıcı iz veya komplikasyonun kötü yönetilmesi halinde hasta maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Özel kliniklerde tüketici hukuku, sağlık hukuku ve sözleşmeye aykırılık hükümleri birlikte değerlendirilebilir. Güzellik merkezi veya yetkisiz kişi tarafından yapılan işlemlerde ise hukuka aykırı tıbbi müdahale, haksız fiil ve ceza sorumluluğu daha güçlü şekilde gündeme gelebilir. Yanıltıcı reklam, “garantili sonuç” vaadi veya sosyal medya üzerinden abartılı tanıtım da ayrıca sorumluluk doğurabilir.
Bu nedenle dolgu veya botoks işleminden zarar gören kişiler vakit kaybetmeden sağlık raporu almalı, işlem belgelerini istemeli, fotoğraf ve yazışmaları saklamalı, kullanılan ürün bilgilerini talep etmeli ve doğru hukuki yola başvurmalıdır. Güçlü bir dosyada yalnızca işlem bedelinin iadesi değil; tedavi giderleri, düzeltme işlemleri, iş gücü kaybı, psikolojik zarar ve manevi tazminat da talep edilebilir.