Single Blog Title

This is a single blog caption

Dronlarla Ticari Teslimat ve Hava Hukuku: Geleceğin Kargo Sistemi Türkiye’de Nasıl Düzenlenecek?

Dronlarla Ticari Teslimat ve Hava Hukuku: Geleceğin Kargo Sistemi Türkiye’de Nasıl Düzenlenecek?

Drone Delivery, BVLOS Operasyonları, Mahremiyet, Hukuki Sorumluluk ve Sigorta

Giriş

Bir e-ticaret şirketinden verilen siparişin birkaç saat sonra kurye yerine otonom bir drone tarafından binanın çatısındaki teslimat noktasına bırakılması artık yalnızca bilim kurgu konusu değildir. İlaçların hastanelere, laboratuvar numunelerinin sağlık kuruluşlarına, acil malzemelerin afet bölgelerine ve küçük e-ticaret paketlerinin tüketicilere insansız hava araçlarıyla ulaştırılması, klasik kara taşımacılığının yanında yeni bir lojistik model oluşturmaktadır.

Türkiye açısından özellikle dikkat çekici gelişme, 30 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan yeni İnsansız Hava Aracı Sistemleri Talimatı’nın (SHT-İHA) kargo taşımacılığı, BVLOS operasyonları, otonom uçuşlar, İHA koridorları, uzaktan tanımlama ve dijital hava trafik yönetimini açık biçimde düzenlemeye başlamasıdır. Dolayısıyla Türkiye’de drone delivery artık yalnızca ileride düzenlenmesi beklenen teorik bir alan değildir; yeni mevzuat bunun hukuki ve teknik altyapısını doğrudan oluşturmaya başlamıştır. SHGM’nin güncel mevzuat listesinde SHT-İHA’nın yayımlanma tarihi 30 Temmuz 2026 olarak gösterilmektedir.

Yeni düzenlemenin kapsamı oldukça geniştir. İHA’ların ithali, satışı, ruhsatlandırılması, kayıt ve tescili, uçuşa elverişliliği, kontrol sistemleri ve yazılımlarının sertifikasyonu, ticari ve amatör operasyonlar, hava trafik hizmetleri ve güvenlik konuları aynı düzenleyici sistem içerisinde ele alınmaktadır. Ayrıca Talimat açıkça 6698 sayılı KVKK, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’nu dayanak mevzuat arasında saymaktadır.

Drone ile Kargo Teslimatı Türkiye’de Hukuken Mümkün mü?

Prensip olarak evet, ancak herhangi bir kişinin ticari drone satın alarak şehir üzerinde serbestçe paket dağıtmaya başlaması mümkün değildir.

Yeni SHT-İHA, pilot yetkilerini P0, P1 ve P2 olmak üzere üç seviyeye ayırmaktadır. P0 esas itibarıyla amatör; P1 görsel görüş hattındaki ticari operasyonlar için düzenlenirken, P2 en yüksek operasyonel seviyeyi oluşturmaktadır.

Önemli olan, Talimat’ın P2 kapsamına açıkça BVLOS operasyonlarını, otonom operasyonları ve “kargo/taşıma” faaliyetlerini dahil etmesidir. Ayrıca kalabalık veya insan üstü uçuşlar, yolcu ve tehlikeli madde taşımacılığı gibi yüksek riskli faaliyetler de P2 seviyesinde yer almaktadır.

Bu nedenle Amazon, Trendyol, Getir veya herhangi bir lojistik şirketinin şehir içerisinde sürekli drone teslimat ağı kurması düşünüldüğünde, hukuki model sıradan bir P1 ticari drone operasyonundan çok P2 kapsamındaki profesyonel hava taşımacılığı operasyonuna yaklaşmaktadır.

Daha önemlisi, P2 kapsamındaki faaliyetler sadece P2 lisanslı bir pilot bulundurmakla gerçekleştirilemez. Yeni düzenlemeye göre bu operasyonların, aracın özelliklerine göre çok hafif hava aracı işleticisi veya genel havacılık işleticisi bünyesinde yürütülmesi gerekir. İşleticinin ayrıca KDM-ERP sistemi üzerinden ilgili işletme ve ruhsat gerekliliklerini yerine getirmesi zorunludur.

Dolayısıyla geleceğin drone kargo şirketinin hukuki yapısı büyük ihtimalle klasik anlamdaki bir “kurye şirketi”nden ziyade havacılık işletmesi + teknoloji şirketi + lojistik işletmesi karışımı olacaktır.

BVLOS: Drone Delivery Sisteminin Asıl Hukuki Anahtarı

Ticari drone teslimatlarının ekonomik olarak anlamlı hâle gelmesi esasen BVLOS — Beyond Visual Line of Sight, yani drone’un pilotun doğrudan görüş hattının dışında işletilebilmesine bağlıdır.

Bir pilotun her drone’u birkaç yüz metre boyunca gözleriyle takip etmek zorunda olduğu sistemde binlerce günlük teslimatı ölçeklendirmek mümkün değildir. Gerçek anlamda drone delivery ancak bir kontrol merkezinden aynı anda çok sayıda drone’un uzun mesafelerde izlenebildiği sistemlerle mümkün olabilir.

Yeni SHT-İHA bu ihtiyacı doğrudan dikkate almaktadır. BVLOS operasyonlar P2 kapsamında düzenlenmiş ve uzun mesafeli BVLOS uçuşlar için “İHA koridoru” mekanizması getirilmiştir. SHGM ilgili kurumlarla koordinasyon sağlayarak uzun mesafeli, BVLOS ve otonom operasyonlar için yapılandırılmış hava sahası koridorları tesis edebilecektir. Koridorların yatay ve dikey sınırları, giriş-çıkış noktaları, uçuş yönleri, kapasitesi ve ayırma kriterleri İHATTYS üzerinden dijital olarak yayımlanacaktır.

Bu sistem, İstanbul gibi büyük bir şehir için gelecekte örneğin:

“lojistik deposu – drone koridoru – mahalle dağıtım merkezi – son teslimat noktası”

şeklinde çalışan hava lojistik ağlarının kurulabilmesinin hukuki altyapısını oluşturabilir.

Ancak SHT-İHA, koridorda uçmayı genel ve sınırsız bir hak olarak tanımamaktadır. İHA koridorundaki operasyonlar P2 kabul edilmekte ve ayrıca operasyonel yetkilendirme alınması gerekmektedir.

Otonom Drone Teslimatı

Drone delivery sisteminin bir sonraki aşaması pilottan bağımsız veya minimum insan müdahalesiyle gerçekleştirilen otonom operasyonlardır.

SHT-İHA, “otonom operasyon” kavramını doğrudan tanımakta ve bu operasyonların P2 lisansı ile SHGM’den alınacak operasyonel yetkilendirme çerçevesinde yürütülebileceğini belirtmektedir. Operasyon el kitabında uçuş görevinin profili, acil durum senaryoları ve gerektiğinde insan müdahalesinin nasıl devreye alınacağı da gösterilmek zorundadır.

Daha da önemlisi, Talimat yapay zekâ destekli otonom İHA’ları ayrıca düzenlemektedir. Bu sistemlere ilişkin ayrıntılı usul ve esasların SHGM tarafından ayrı bir talimatla belirleneceği öngörülmüştür. Bu özel düzenleme yürürlüğe girinceye kadar yapay zekâ destekli operasyonlar kontrollü izin, P2 lisansı, geofence ve tescil şartları altında gerçekleştirilebilecektir. Uzun mesafeli BVLOS otonom operasyonlar ise İHA koridorları üzerinden yürütülecektir.

Bu hüküm geleceğin Amazon benzeri otomatik drone teslimat sistemleri açısından özellikle önemlidir.

İHATTYS: Dronlar İçin Dijital Hava Trafik Sistemi

Binlerce drone aynı şehir üzerinde paket taşımaya başladığında klasik hava trafik sistemi tek başına yeterli olmayacaktır.

SHT-İHA bu sorun için İnsansız Hava Aracı Takip ve Trafik Yönetim Sistemi’ni — İHATTYS öngörmektedir. Sistem, kayıtlı İHA’ların anlık konumlarının takip edilmesini, uçuş izinlerinin yönetilmesini, kısıtlı hava sahalarının yayımlanmasını, aynı hava sahasını kullanmak isteyen dronlar arasındaki muhtemel çakışmaların tespit edilmesini ve İHA koridorlarının yönetilmesini sağlayacak merkezi dijital platform olarak tanımlanmıştır.

P2 kullanıcılarının her operasyon öncesinde planlanan güzergâh, koordinatlar, irtifa, başlangıç zamanı ve tahmini bitiş zamanını İHATTYS üzerinden bildirmeleri gerekir. Kullanıcı ayrıca sistemden gelen güzergâh değişikliği veya iptal talimatlarına uymak ve operasyon tamamlandığında uçuş kaydını kapatmakla yükümlüdür.

Böylece geleceğin drone trafiğinde hava sahasının kullanımı yalnızca pilot kararına değil, büyük ölçüde algoritmik ve merkezi trafik yönetimine dayanacaktır.

Remote ID, Geofence ve Uçuşun Uzaktan Sonlandırılması

Ticari drone teslimatında bir başka kritik sorun, havadaki aracın kime ait olduğunun ve hangi yetkiyle uçtuğunun tespit edilebilmesidir.

Yeni SHT-İHA, kayıt yükümlülüğüne tabi İHA’larda uzaktan tanımlama sistemi (Remote ID) bulunmasını zorunlu tutmaktadır. Ayrıca geofence sistemi ile drone’un yetkilendirilen hava sahasının dışına çıkmasının teknik olarak engellenmesi öngörülmektedir.

Daha ileri bir düzenleme ise İHA yazılımlarının İHATTYS ile entegre çalışmasını öngörmektedir. Uyum yazılım modülünün SHGM tarafından gönderilen uçuş zarfı daraltma, rota değiştirme, iniş veya uçuş sonlandırma talimatlarını uygulayabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Kayıt kapsamındaki sistemlerin yazılım sertifikasyonuna sahip olması da öngörülmüştür.

Dolayısıyla geleceğin drone hukuku yalnızca “pilot lisansı” hukukundan ibaret değildir. Software certification, cybersecurity, Remote ID ve digital air traffic management doğrudan havacılık hukukunun parçası hâline gelmektedir.

Drone Delivery ve KVKK: Paket Taşırken İnsanları Kaydetmek

Drone delivery alanındaki en büyük hukuki risklerden biri mahremiyettir.

Bir teslimat drone’unda navigasyon amacıyla kamera, lidar, termal sensör veya yapay zekâ tabanlı görüntü tanıma sistemi bulunabilir. Drone teslimat noktasına giderken balkonları, bahçeleri, apartman girişlerini, araç plakalarını veya kişileri görüntüleyebilir.

Burada “kamera yalnızca navigasyon amacıyla kullanılıyor” savunması KVKK’yı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Bir gerçek kişinin belirlenebilir görüntüsünün kaydedilmesi kişisel veri işleme faaliyeti oluşturabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da kamera görüntülerinin alınmasını açık biçimde kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirmekte ve işlemenin hukuki sebebe dayanması, amaçla sınırlı ve ölçülü olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Üstelik yeni SHT-İHA’nın kendisi 6698 sayılı KVKK’yı doğrudan dayanak mevzuat arasında saymakta ve hava sahasındaki bazı bölgesel kısıtlamaların “mahremiyet” gerekçesiyle oluşturulabileceğini belirtmektedir.

Bu nedenle ticari drone işletmesinin privacy by design yaklaşımı benimsemesi gerekir. Navigasyon için görüntü gerekiyorsa gereksiz yüz görüntülerinin kaydedilmemesi, mümkünse görüntünün cihaz üzerinde anlık işlenip merkezi sisteme aktarılmaması, saklama süresinin minimum tutulması, erişim yetkilerinin sınırlandırılması ve gerekli KVKK aydınlatma mekanizmalarının kurulması önem kazanacaktır. KVKK Kurulu da kamera sistemlerinde amaçla sınırlılık, makul saklama süresi, yetkisiz erişimin engellenmesi ve aydınlatma yükümlülüğü üzerinde durmaktadır.

Mahremiyet ihlalinin boyutuna göre TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal bakımından cezai sorumluluk da ayrıca gündeme gelebilir. SHGM’nin İHA sorumluluk sayfası da İHA sahipleri ve pilotlarının özel hayatın gizliliği konusunda dikkatli olmaları gerektiğini açıkça belirtmektedir.

Drone Bir İnsanın Üzerine Düşerse Kim Sorumlu Olacak?

Drone teslimatında en önemli özel hukuk sorularından biri budur.

Örneğin 15 kilogram ağırlığında bir kargo drone’u yazılım hatası nedeniyle kontrolünü kaybederek bir aracın üzerine düşerse veya bir yayayı yaralarsa tek bir sorumlu bulunmayabilir.

Pilotun operasyon hatası, işleticinin organizasyon veya bakım kusuru, üreticinin tasarım hatası, batarya üreticisinin ürün kusuru, yazılım geliştiricinin sistem hatası veya haberleşme bağlantısının çökmesi aynı olay içerisinde tartışılabilir.

Yeni SHT-İHA pilotu, drone’un emniyetli idaresinden ve yerdeki üçüncü kişilerin güvenliğinden sorumlu tutarken; P2 faaliyetlerini yürüten işleticiyi de operasyonların Talimata, operasyon el kitabına ve diğer mevzuata uygun ve emniyetli şekilde gerçekleştirilmesinden sorumlu tutmaktadır.

Bunun yanında Türk Borçlar Kanunu m.49’daki genel haksız fiil hükümleri çerçevesinde hukuka aykırı ve kusurlu davranış sonucu ortaya çıkan bedensel veya maddi zararların tazmini gündeme gelebilir.

Üretim, ithalat veya yazılım kaynaklı bir sorun bulunması hâlinde ürün güvenliği ve ürün sorumluluğu boyutu ayrıca değerlendirilmelidir. Yeni SHT-İHA’nın ürün uygunluğu ve piyasa gözetimini 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu sistemiyle ilişkilendirmesi bu bakımdan dikkat çekicidir.

Sigorta Zorunlu mu?

Drone delivery gibi ticari operasyonlarda sigorta yalnızca ticari bir tercih değildir.

SHGM, Sivil Hava Araçları Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigortası Hakkında Yönetmelik ile insansız hava araçlarının üçüncü kişilere verebilecekleri zararlar bakımından sigorta rejimine tabi olduğunu açıklamaktadır. Söz konusu düzenleme İHA işletenlerin üçüncü kişilere verebilecekleri zararlar için mali sorumluluk sigortasının esaslarını belirlemektedir.

Üçüncü kişi mali sorumluluk sigortası özellikle drone’un düşerek bir insanı yaralaması, bir otomobile zarar vermesi, binada hasar yaratması veya başka bir hava aracıyla çarpışması gibi riskler açısından önemlidir.

Ancak profesyonel bir drone delivery sistemi bakımından yalnızca zorunlu üçüncü kişi sigortası yeterli olmayabilir. İş modelinin ayrıca drone’un kendisi için hull insurance, taşınan paket için cargo insurance, veri ihlalleri ve sistem saldırıları için cyber insurance ve üretici/yazılım sağlayıcıları açısından product liability insurance gibi teminatlarla desteklenmesi ticari risk yönetimi bakımından önem taşıyacaktır.

Özellikle yüzlerce drone’un aynı merkezden yönetildiği filo sistemlerinde tek bir yazılım hatasının eş zamanlı olarak onlarca aracı etkilemesi mümkün olduğundan klasik tek-hava-aracı sigortacılığı yerine fleet ve systemic cyber risk odaklı yeni sigorta ürünlerinin gelişmesi beklenebilir.

Paket Kaybolursa veya Drone Yanlış Adrese Teslim Ederse?

Burada hava trafik hukukundan farklı ikinci bir sorumluluk katmanı ortaya çıkar: taşıma sözleşmesinden doğan sorumluluk.

Drone’un üçüncü kişinin üzerine düşmesi bir üçüncü kişi zararı iken, 20.000 TL değerindeki telefonun teslimat sırasında kaybolması taşıyan ile müşteri arasındaki taşıma ilişkisine ilişkindir.

2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu hava yoluyla yük taşıma sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler içermektedir; örneğin Kanun’un 110. maddesi hava yük senedini düzenlemektedir.

Ancak yeni nesil drone delivery modellerinde e-ticaret platformunun, lojistik şirketinin ve drone işleticisinin ayrı şirketler olması mümkündür. Dolayısıyla “taşıyıcı kimdir?”, “paketin ziyaından kim sorumludur?”, “teslim hangi anda tamamlanmıştır?” ve “drone’un paketi apartman teslim kutusuna bırakması tüketiciye teslim sayılır mı?” gibi sorular sözleşmelerde açık biçimde düzenlenmelidir.

Tehlikeli Maddelerin Drone ile Taşınması

Drone delivery’nin özellikle sağlık sektöründe önemli bir kullanım alanı ilaç, kan ürünü ve laboratuvar numunesi taşımacılığıdır.

Ancak taşınan maddenin kimyasal, biyolojik veya batarya temelli risk taşıması hâlinde tehlikeli madde taşımacılığı kuralları gündeme gelir. Yeni SHT-İHA, tehlikeli madde taşımacılığını doğrudan P2 yüksek riskli operasyon kategorisine dahil etmektedir.

Dolayısıyla sıradan e-ticaret paketiyle lityum batarya, tıbbi numune veya tehlikeli kimyasal taşıyan drone operasyonunun aynı hukuki şartlara tabi tutulması beklenmemelidir.

Avrupa Birliği Sistemi ve Türkiye

Yeni Türk düzenlemesi hazırlanırken AB’nin 2019/947 sayılı UAS operasyon Tüzüğü ve 2019/945 sayılı ürün düzenlemesi ile ICAO Doc 10019’un açıkça referans alındığı SHT-İHA m.5’te belirtilmektedir.

AB sisteminde yüksek riskli ve standart “open” kategori dışında kalan birçok operasyon “specific category” kapsamında operasyonel yetkilendirmeye tabi tutulmaktadır. BVLOS operasyonları da çoğu durumda bu risk temelli sistem içerisinde değerlendirilir.

Türkiye ise 2026 düzenlemesinde AB sistemini aynen kopyalamak yerine P0-P1-P2 lisansları, İHATTYS ve İHA koridorlarını esas alan kendi operasyonel modelini oluşturmuştur. Buna rağmen Remote ID, geofence, dijital trafik yönetimi, operasyonel yetkilendirme ve riskli operasyonların özel rejime alınması bakımından iki sistem arasında önemli yapısal benzerlikler bulunmaktadır.

Türkiye’de Drone Delivery’nin Gelecekteki Hukuki Yapısı

30 Temmuz 2026 tarihli SHT-İHA önemli bir dönüm noktası olmakla birlikte, yaygın şehir içi drone teslimatı için hukuki sistemin daha da ayrıntılandırılması gerekecektir.

Özellikle standartlaştırılmış drone teslimat koridorları, teslimat ve iniş noktalarının hukuki statüsü, apartman ve site ortak alanlarında drone landing zone kurulması, gürültü limitleri, büyük drone filolarının merkezi yönetimi, çoklu drone operasyonları, algoritmik karar verme sorumluluğu, otonom sistemlerde insan müdahalesinin sınırları, cybersecurity standartları, tehlikeli madde taşımacılığı ve özel drone sigortaları konusunda ikincil düzenlemelerin gelişmesi beklenebilir. Bu, yeni SHT-İHA’nın ayrı AI düzenlemesi öngörmesi, İHATTYS’yi merkezî trafik sistemi olarak kurması ve uzun mesafeli BVLOS operasyonları için koridor mekanizmasını benimsemesi dikkate alındığında güçlü bir düzenleyici gelişim yönü olarak görülebilir.

Sonuç

Türkiye’de drone delivery hukuken artık tamamen belirsiz bir alan değildir. 30 Temmuz 2026 tarihli yeni SHT-İHA, ticari drone kargo taşımacılığı için temel hukuki mimariyi büyük ölçüde oluşturmuştur.

Özellikle P2 lisansı, BVLOS operasyonları, otonom uçuşlar, İHA koridorları, İHATTYS, Remote ID, geofence, yazılım sertifikasyonu ve işletici ruhsatlandırması gelecekteki ticari teslimat sisteminin temel unsurları olarak ortaya çıkmaktadır.

Bununla birlikte geleceğin drone delivery şirketi yalnızca havacılık mevzuatına uymak zorunda olmayacaktır. KVKK ve özel hayatın korunması, ürün sorumluluğu, taşıma sözleşmeleri, üçüncü kişi tazminat sorumluluğu, sigorta, elektronik haberleşme, siber güvenlik ve tüketici hukuku aynı ticari model içerisinde birleşecektir.

Bu nedenle drone delivery, klasik kargo hukukunun yalnızca havaya taşınmış biçimi değildir. Havacılık hukuku, teknoloji hukuku, veri koruma hukuku ve lojistik hukukunun kesiştiği yeni bir düzenleyici alan ortaya çıkmaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button