Single Blog Title

This is a single blog caption

DEEPFAKE TEKNOLOJİSİNİN HUKUKİ BOYUTU

1.GİRİŞ

Yapay zekâ teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişim, dijital içeriklerin üretilme, değiştirilme ve yayılma biçimlerini köklü şekilde dönüştürmüştür. Bu dönüşümün en dikkat çekici sonuçlarından biri olan deepfake teknolojisi, kişilere ait yüz, görüntü, ses ve mimik verilerinin yapay zekâ algoritmaları kullanılarak gerçeğe son derece yakın biçimde taklit edilmesine veya farklı içeriklerle birleştirilmesine imkân vermektedir. Başlangıçta sinema, reklamcılık, eğitim ve eğlence sektörlerinde yenilikçi bir araç olarak kullanılan deepfake uygulamaları, günümüzde kişilik hakları, özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması, ceza hukuku, fikrî mülkiyet hukuku ve dijital delillerin güvenilirliği bakımından önemli hukuki sorunlar doğurmaktadır.

Deepfake içeriklerin en belirgin özelliği, gerçek ile kurgu arasındaki sınırı belirsiz hâle getirmesidir. Bir kişinin hiç söylemediği bir sözü söylemiş, katılmadığı bir ortamda bulunmuş veya gerçekleştirmediği bir eylemi yapmış gibi gösterilebilmesi; bireylerin şeref ve itibarını, ekonomik varlığını, mesleki konumunu ve sosyal ilişkilerini ciddi biçimde etkileyebilmektedir. Özellikle sosyal medya platformları aracılığıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilen manipüle edilmiş görüntü ve ses kayıtları, ortaya çıkan zararın büyümesine ve ihlalin sonuçlarının geri döndürülemez hâle gelmesine neden olabilmektedir.

Deepfake teknolojisi yalnızca bireysel haklar bakımından değil, kamu düzeni ve demokratik toplum düzeni açısından da değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Siyasi kişilere ait sahte görüntü ve konuşmaların seçim süreçlerini etkilemek, kamuoyunu yanıltmak, toplumsal gerilim oluşturmak veya dezenformasyon yaymak amacıyla kullanılması mümkündür. Benzer şekilde, bir şirket yöneticisinin sesi taklit edilerek gerçekleştirilen ödeme talimatları, yatırımcıları yanıltan sahte açıklamalar ve ticari itibarı hedef alan manipüle edilmiş içerikler ekonomik suçların ve nitelikli dolandırıcılık yöntemlerinin yeni bir görünümünü oluşturmaktadır.

Türk hukukunda deepfake teknolojisini bütün yönleriyle düzenleyen özel ve müstakil bir kanuni düzenleme henüz bulunmamakla birlikte, bu teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen fiiller mevcut hukuk kuralları kapsamında çeşitli hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilmektedir. Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde kişilik haklarının korunması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında biyometrik ve kişisel verilerin işlenmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi veya yayılması, hakaret, tehdit, şantaj, dolandırıcılık ve müstehcenlik suçları gündeme gelebilmektedir. Bunun yanında 5651 sayılı Kanun uyarınca içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi yollarına başvurulması da mümkündür.

Deepfake teknolojisinin hukuki değerlendirilmesinde karşılaşılan önemli sorunlardan biri de sorumluluğun hangi kişi veya kurumlara yükletileceğinin belirlenmesidir. İçeriği hazırlayan kişi, deepfake yazılımını geliştiren veya kullanıma sunan platform, içeriği yayımlayan sosyal medya hesabı ve içeriğin yayılmasına aracılık eden hizmet sağlayıcılar bakımından farklı sorumluluk rejimleri söz konusu olabilmektedir. Ayrıca yapay zekâ sistemlerinin teknik yapısı, içerik üreticisinin tespiti, delillerin muhafazası, yurt dışı merkezli platformlardan bilgi temin edilmesi ve hukuka aykırı içeriğin tamamen ortadan kaldırılması uygulamada ciddi güçlükler yaratmaktadır.

Bir diğer önemli mesele ise deepfake içeriklerin yargılamalarda delil olarak kullanılmasıdır. Ses ve görüntü kayıtlarının kolaylıkla değiştirilebilir hâle gelmesi, dijital delillerin doğruluğu ve bütünlüğü konusunda daha sıkı bir inceleme yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle bir görüntü veya ses kaydının yalnızca görünüşte gerçekçi olması, onun hukuken güvenilir ve kesin bir delil olarak kabul edilmesi için yeterli değildir. Dosyanın metadata bilgileri, oluşturulma tarihi, kaynak cihazı, hash değerleri, dijital bütünlüğü, aktarım zinciri ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilmelidir.

Bu çalışma kapsamında deepfake teknolojisinin teknik yapısı genel hatlarıyla açıklanacak; kişilik hakları, kişisel verilerin korunması, ceza hukuku, tazminat sorumluluğu, fikrî mülkiyet hakları ve dijital delil hukuku bakımından ortaya çıkardığı sorunlar Türk hukuku çerçevesinde incelenecektir. Ayrıca mevcut düzenlemelerin deepfake kaynaklı ihlalleri önleme ve mağdurların zararlarını giderme konusunda yeterli olup olmadığı değerlendirilecek; teknolojik gelişmeler karşısında ihtiyaç duyulan hukuki ve kurumsal çözüm önerileri ele alınacaktır.

2.DEEPFAKE TEKNOLOJİSİ KAVRAMI

2.1.DEEPFAKE TEKNOLOJİSİ NEDİR

Deepfake teknolojisi, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve özellikle derin öğrenme algoritmaları kullanılarak kişilere ait görüntü, ses, yüz ifadesi, mimik ve hareketlerin gerçeğe son derece yakın biçimde taklit edilmesini, değiştirilmesini veya başka bir dijital içerikle birleştirilmesini sağlayan teknolojik yöntemlerin genel adıdır. “Deepfake” kavramı, İngilizce “deep learning” yani derin öğrenme ile “fake” yani sahte kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.

Bu teknoloji aracılığıyla bir kişinin yüzü başka bir kişinin görüntüsüne aktarılabilmekte, kişinin sesi taklit edilerek hiç söylemediği ifadeler söylenmiş gibi gösterilebilmekte veya mevcut bir görüntü üzerinde gerçeğe aykırı değişiklikler yapılabilmektedir. Üretilen içerikler video, fotoğraf, ses kaydı veya eş zamanlı görüntü biçiminde ortaya çıkabilmektedir.

Deepfake içeriklerin oluşturulmasında yapay sinir ağları, yüz tanıma sistemleri, ses sentezleme teknikleri ve üretici yapay zekâ modellerinden yararlanılmaktadır. Bu sistemler, hedef kişiye ait çok sayıda görüntü veya ses verisini analiz ederek kişinin yüz hatlarını, mimiklerini, konuşma biçimini, ses tonunu ve hareketlerini öğrenmekte; daha sonra bu özellikleri kullanarak yeni ve gerçeğe benzer içerikler oluşturmaktadır.

Deepfake teknolojisi sinema, reklamcılık, eğitim, sanat, oyun ve eğlence sektörlerinde meşru amaçlarla kullanılabilmektedir. Bununla birlikte, ilgili kişinin bilgisi ve rızası dışında kullanılması hâlinde kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi, dolandırıcılık, şantaj, itibar zedeleme, dezenformasyon ve sahte delil oluşturma gibi ciddi hukuki sorunlara yol açabilmektedir.

Bu nedenle deepfake, yalnızca teknik bir görüntü veya ses değiştirme yöntemi olarak değil; gerçek ile yapay içerik arasındaki ayrımı güçleştiren ve bireylerin temel hakları, kamu düzeni, ticari güvenlik ve yargılama süreçleri üzerinde etkiler doğurabilen çok boyutlu bir yapay zekâ teknolojisi olarak tanımlanmalıdır.

2.2.DEEPFAKE TEKNOLOJİSİNİN KULLANIM ALANLARI

Deepfake teknolojisi, yalnızca sahte görüntü veya ses üretmek amacıyla kullanılan bir araç değildir. Yapay zekâ destekli bu teknoloji; sinema, televizyon, reklamcılık, eğitim, sağlık, sanat, dijital iletişim ve güvenlik gibi birçok farklı alanda kullanılabilmektedir. Bununla birlikte kullanım amacına, ilgili kişinin rızasına ve ortaya çıkan sonuca bağlı olarak deepfake uygulamaları hukuka uygun veya hukuka aykırı nitelik taşıyabilmektedir.

2.2.1. Sinema ve Televizyon Sektörü

Deepfake teknolojisinin en yaygın kullanım alanlarından biri sinema ve televizyon sektörüdür. Oyuncuların yaşlarının gençleştirilmesi veya ilerletilmesi, vefat etmiş sanatçıların belirli sahnelerde yeniden canlandırılması, dublaj sırasında ağız hareketlerinin farklı dillere uyarlanması ve çekim hatalarının dijital ortamda giderilmesi bu teknoloji sayesinde mümkün hâle gelmiştir.

Özellikle yüksek maliyetli görsel efekt işlemlerinin daha hızlı ve düşük maliyetle gerçekleştirilmesi, deepfake teknolojisini yapım şirketleri açısından önemli bir araç hâline getirmektedir. Bununla birlikte oyuncuların yüzlerinin, seslerinin veya beden görüntülerinin sözleşmede öngörülmeyen biçimde kullanılması; kişilik hakları, telif hakları, icracı sanatçı hakları ve sözleşmeden doğan haklar bakımından uyuşmazlık yaratabilmektedir.

2.2.2.Reklamcılık ve Pazarlama Faaliyetleri

Deepfake teknolojisi reklam ve pazarlama sektöründe kişiselleştirilmiş içeriklerin oluşturulması amacıyla kullanılabilmektedir. Bir reklam filminde aynı kişinin farklı dillerde konuşuyor gibi gösterilmesi, tanınmış kişilerin dijital görüntülerinin ürün tanıtımında kullanılması veya tüketiciye özel reklam mesajlarının hazırlanması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak bir kişinin yüzünün, sesinin veya kimliğini belirlenebilir kılan diğer özelliklerinin rızası olmaksızın ticari reklamda kullanılması kişilik hakkının ihlali sonucunu doğurabilir. Tanınmış kişilerin görüntülerinin izinsiz biçimde kullanılması hâlinde ayrıca haksız rekabet, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi ve maddi menfaatin izinsiz kullanılması gibi hukuki sorunlar gündeme gelebilir.

2.2.3. Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri

Deepfake teknolojisi eğitim alanında tarihî kişiliklerin canlandırılması, yabancı dil eğitiminde gerçekçi konuşma örneklerinin oluşturulması, sanal öğretmenlerin hazırlanması ve ders içeriklerinin farklı dillere uyarlanması amacıyla kullanılabilmektedir. Bu uygulamalar öğrencilerin derslere ilgisini artırabilmekte ve eğitim materyallerinin daha etkili hâle getirilmesini sağlayabilmektedir.

Örneğin tarihî bir kişinin yapay zekâ aracılığıyla konuşuyor gibi gösterilmesi, belirli bir dönemin olaylarının daha anlaşılır biçimde aktarılmasına katkı sunabilir. Bununla birlikte bu tür içeriklerde gerçek olaylar ile kurgusal anlatımların birbirinden açıkça ayrılması gerekir. Aksi hâlde yanlış bilginin yayılması, tarihsel gerçeklerin değiştirilmesi ve öğrencilerin yanıltılması söz konusu olabilir.

2.2.4. Sanat ve Kültür Alanı

Deepfake uygulamaları dijital sanat eserlerinin üretilmesinde, müze ve sergi deneyimlerinin geliştirilmesinde, tarihî kişilerin veya sanatçıların canlandırılmasında kullanılabilmektedir. Sanatçılar, farklı kişilere ait yüz, ses ve hareket verilerini bir araya getirerek yeni görsel veya işitsel eserler meydana getirebilmektedir.

Bu kullanım biçimi ifade ve sanat özgürlüğü kapsamında korunabilmekle birlikte eser sahibinin hakları, kişilik hakları, marka hakları ve kişisel verilerin korunması bakımından hukuki sınırlarla karşılaşabilir. Özellikle gerçek kişilerin açıkça tanınabildiği içeriklerde rıza, kullanım amacı ve içeriğin kamuya sunuluş biçimi önem taşımaktadır.

2.2.5. Oyun ve Sanal Gerçeklik Uygulamaları

Bilgisayar oyunları, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarında deepfake teknolojisinden yararlanılarak daha gerçekçi karakterler üretilebilmektedir. Oyuncunun yüzünün oyun karakterine aktarılması, yüz ifadelerinin eş zamanlı olarak dijital ortama yansıtılması ve kişiselleştirilmiş sanal karakterlerin oluşturulması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Metaverse uygulamalarının gelişmesiyle birlikte kişilerin yüz ve ses verilerinin dijital avatarlar üzerinde kullanılması da yaygınlaşmaktadır. Bu durumda biyometrik verilerin işlenmesi, kullanıcıların açık rızası, veri güvenliği ve dijital kimliğin kötüye kullanılmasının önlenmesi önem kazanmaktadır.

2.2.6. Sağlık ve Tıp Uygulamaları

Deepfake teknolojisi sağlık alanında eğitim, rehabilitasyon ve iletişim amacıyla kullanılabilmektedir. Tıp öğrencileri için gerçekçi hasta simülasyonlarının hazırlanması, konuşma veya yüz hareketlerini etkileyen hastalıkların tedavisinde dijital modellerden yararlanılması ve engelli bireylerin iletişimlerinin desteklenmesi bu kullanım alanlarına örnek gösterilebilir.

Örneğin konuşma yetisini kaybetmiş bir kişinin geçmiş ses kayıtlarından yararlanılarak kendisine benzer yapay bir ses oluşturulması mümkün olabilmektedir. Ancak sağlık verileri ve biyometrik veriler özel nitelikli kişisel veri olduğundan, bu verilerin işlenmesi sırasında yüksek düzeyde veri güvenliği sağlanması ve ilgili kişinin bilgilendirilmiş rızasının alınması gerekmektedir.

2.2.7. Haber, Medya ve Gazetecilik Faaliyetleri

Medya kuruluşları deepfake teknolojisini belgesel, canlandırma, dublaj ve görsel anlatım amacıyla kullanabilmektedir. Haber içeriklerinin farklı dillere uyarlanması veya geçmişte yaşanmış olayların temsili görüntülerle anlatılması, teknolojinin gazetecilik alanındaki meşru kullanım örnekleri arasında yer almaktadır.

Bununla birlikte deepfake içeriklerin haber görüntüsüymüş gibi yayımlanması, kamuoyunun yanıltılmasına ve yanlış bilginin hızla yayılmasına neden olabilir. Bu nedenle deepfake kullanılarak hazırlanan içeriklerin açıkça işaretlenmesi ve izleyiciye görüntünün yapay olarak üretildiğinin bildirilmesi önemlidir.

2.2.8. Siyasi İletişim ve Kamuoyu Oluşturma

Deepfake teknolojisi siyasi kampanyalarda, seçim süreçlerinde ve kamuoyu oluşturma faaliyetlerinde kullanılabilmektedir. Siyasi kişilerin söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren videolar, seçim sonuçlarını etkileyebilecek yanlış bilgiler ve kamu düzenini bozabilecek sahte açıklamalar bu teknolojinin en tehlikeli kullanım biçimleri arasındadır.

Bu tür içerikler seçmen iradesini etkileyebilir, siyasi kişilerin itibarını zedeleyebilir ve toplumsal kutuplaşmayı artırabilir. Bu nedenle siyasi deepfake içeriklerin ifade özgürlüğü, seçim güvenliği, kişilik hakları ve kamu düzeni bakımından birlikte değerlendirilmesi gerekir.

2.2.9. Dolandırıcılık ve Sosyal Mühendislik

Deepfake teknolojisinin hukuka aykırı kullanım alanlarından biri dolandırıcılıktır. Bir şirket yöneticisinin sesi taklit edilerek çalışanlardan para transferi yapılmasının istenmesi, aile bireylerinin görüntü veya seslerinin kullanılarak acil para talep edilmesi ve yatırımcıların sahte açıklamalarla yönlendirilmesi bu tür eylemlere örnek gösterilebilir.

Ses taklit sistemlerinin gerçek zamanlı olarak kullanılabilmesi, telefon ve görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerini daha inandırıcı hâle getirmektedir. Bu tür olaylarda mağdurun iradesi hileli davranışlarla sakatlanmakta ve ekonomik zarar meydana gelmektedir.

2.2.10. Şantaj, Tehdit ve İtibar Zedeleme

Bir kişinin yüzünün cinsel içerikli görüntülere yerleştirilmesi, suç teşkil eden bir eylemi gerçekleştirmiş gibi gösterilmesi veya toplum tarafından tepkiyle karşılanabilecek ifadeleri söylemiş gibi sunulması deepfake teknolojisinin kötüye kullanım biçimleri arasındadır.

Bu içerikler mağdurun aile, iş ve sosyal yaşamında ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Özellikle cinsel içerikli deepfake görüntüler kişinin özel hayatını, şerefini, saygınlığını ve psikolojik bütünlüğünü ağır biçimde ihlal edebilir. İçeriğin mağdura gönderilerek para veya başka bir menfaat talep edilmesi hâlinde şantaj suçu da gündeme gelebilir.

2.2.11. Kimlik Taklidi ve Sahte Hesap Oluşturma

Deepfake teknolojisi kullanılarak bir kişinin görüntüsü ve sesi taklit edilebilir, bu kişi adına sahte sosyal medya hesapları oluşturulabilir veya görüntülü kimlik doğrulama sistemleri yanıltılabilir. Bu durum bankacılık işlemleri, elektronik sözleşmeler, uzaktan müşteri edinimi ve dijital ödeme sistemleri bakımından önemli güvenlik riskleri doğurmaktadır.

Kişinin dijital kimliğinin ele geçirilmesi yalnızca malvarlığı zararına değil, kişilik haklarının ve kişisel verilerin ihlaline de neden olabilir. Bu nedenle yüz ve ses tanıma sistemlerinin yalnızca tek bir biyometrik veriye dayanmaması ve ek doğrulama mekanizmalarıyla desteklenmesi gerekmektedir.

2.2.12. Siber Güvenlik ve Güvenlik Testleri

Deepfake teknolojisi kötü niyetli saldırılarda kullanılabildiği gibi güvenlik sistemlerinin dayanıklılığını test etmek amacıyla da kullanılabilir. Bankalar, kamu kurumları ve teknoloji şirketleri, yüz tanıma veya ses doğrulama sistemlerinin deepfake saldırılarına karşı ne ölçüde güvenli olduğunu belirlemek için kontrollü testler gerçekleştirebilmektedir.

Bu uygulamalar, saldırı yöntemlerinin önceden tespit edilmesine ve koruyucu sistemlerin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ancak güvenlik testi amacıyla kullanılan gerçek kişilere ait verilerin hukuka uygun şekilde temin edilmesi, kullanım sınırlarının açıkça belirlenmesi ve test sonucunda elde edilen verilerin korunması gerekir.

2.2.13. Yargılama ve Dijital Delil Alanı

Deepfake teknolojisinin yargılama süreçleri bakımından iki yönlü etkisi bulunmaktadır. Bir taraftan görüntü ve ses kayıtlarının manipüle edilmesi yoluyla sahte deliller oluşturulabilirken diğer taraftan deepfake tespit araçları kullanılarak bir delilin gerçekliği araştırılabilmektedir.

Bir görüntü veya ses kaydının mahkemeye sunulmuş olması, söz konusu kaydın kendiliğinden doğru ve güvenilir olduğunu göstermemektedir. Dijital içeriğin kaynağı, oluşturulma zamanı, metadata bilgileri, hash değerleri, muhafaza zinciri ve üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir. Deepfake teknolojisinin gelişmesi, dijital delillerin değerlendirilmesinde daha ihtiyatlı ve teknik bir yaklaşım benimsenmesini zorunlu hâle getirmektedir.

Genel Değerlendirme

Deepfake teknolojisinin kullanım alanları her geçen gün genişlemektedir. Teknoloji, eğitimden sağlığa ve sinemadan dijital güvenliğe kadar birçok alanda önemli faydalar sağlayabilmektedir. Bununla birlikte kişilerin rızası dışında kullanılması, içeriğin gerçekmiş gibi sunulması ve üçüncü kişilerin yanıltılması hâlinde ciddi hukuki sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle deepfake teknolojisinin hukuka uygunluğu değerlendirilirken içeriğin hangi amaçla üretildiği, ilgili kişinin rızasının bulunup bulunmadığı, içeriğin açıkça yapay olarak işaretlenip işaretlenmediği, kamuya nasıl sunulduğu ve herhangi bir zarar doğurup doğurmadığı birlikte dikkate alınmalıdır. Teknolojinin kendisi tek başına hukuka aykırı olmamakla birlikte kullanım biçimi, amacı ve sonucu hukuki sorumluluğun belirlenmesinde temel ölçütleri oluşturmaktadır.

3.DEEPFAKE TEKNOLOJİSİNİN HUKUKİ BOYUTU

Deepfake teknolojisi, kişilerin görüntü, ses, yüz ifadesi, konuşma biçimi ve hareketlerinin yapay zekâ aracılığıyla taklit edilmesine veya değiştirilmesine imkân vermektedir. Teknolojinin sinema, eğitim, sanat, reklamcılık ve sağlık gibi alanlarda hukuka uygun kullanım biçimleri bulunmakla birlikte, ilgili kişinin bilgisi ve rızası dışında kullanılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Deepfake içeriklerin hukuki niteliği belirlenirken yalnızca kullanılan teknolojinin değil; içeriğin hazırlanma amacı, ilgili kişinin rızası, içeriğin yayımlanma biçimi, muhatapların yanıltılıp yanıltılmadığı ve ortaya çıkan zararın niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Dolayısıyla deepfake teknolojisinin kullanılması tek başına hukuka aykırı değildir. Hukuka aykırılık, teknolojinin kullanım amacı ve meydana getirdiği sonuçlara göre ortaya çıkmaktadır.

Türk hukukunda bütün deepfake uygulamalarını kapsayan ve “deepfake suçu” adı altında bağımsız bir suç veya sorumluluk türü oluşturan özel bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte deepfake içerikler; kişilik haklarının korunması, haksız fiil sorumluluğu, kişisel verilerin korunması, ceza hukuku, fikrî mülkiyet hukuku, haksız rekabet ve dijital delil hukuku kapsamında mevcut düzenlemelere tabi olmaktadır.

3.1. Kişilik Haklarının İhlali

Deepfake içeriklerin en önemli hukuki sonuçlarından biri, kişinin maddi ve manevi varlığına bağlı kişilik haklarının ihlal edilmesidir. Kişinin görüntüsü, sesi, adı, şeref ve itibarı, özel hayatı, mesleki saygınlığı ve sosyal kimliği kişilik hakkı kapsamında korunmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre kişilik hakkına hukuka aykırı olarak saldırılan kişi, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını hâkimden isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kişi Türk Medeni Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında;

  • Gerçekleşmesi beklenen saldırının önlenmesini,
  • Devam eden saldırının durdurulmasını,
  • Etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini,
  • Düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesini,
  • Saldırı sonucunda elde edilen kazancın kendisine verilmesini

talep edebilir.

Bir kişinin yüzünün cinsel içerikli bir görüntüye yerleştirilmesi, suç işlemiş gibi gösterilmesi, söylemediği sözlerin kendisine söyletilmesi veya toplumda tepki oluşturacak davranışlarda bulunmuş gibi sunulması kişilik hakkına saldırı niteliği taşıyabilir.

İlgili kişinin daha önce görüntü veya ses kaydının alınmasına izin vermiş olması, bu verilerin deepfake içerik üretiminde kullanılmasına da rıza gösterdiği anlamına gelmez. Rıza, belirli bir amaç ve kullanım alanıyla sınırlıdır. Örneğin bir oyuncunun görüntüsünün belirli bir reklam filminde kullanılmasına izin vermesi, görüntünün daha sonra yapay zekâ aracılığıyla başka bir reklamda veya siyasi içerikte kullanılmasını hukuka uygun hâle getirmez.

3.2. Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu

Deepfake içeriğin kişilik haklarını ihlal etmesi veya kişiye ekonomik zarar vermesi hâlinde haksız fiil sorumluluğu gündeme gelebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, meydana gelen zararı gidermekle yükümlüdür.

Deepfake içerik nedeniyle mağdur;

  • İşini veya müşterilerini kaybetmiş,
  • Ticari itibarı zedelenmiş,
  • Reklam veya sponsorluk sözleşmeleri sona ermiş,
  • Mesleki faaliyetleri sekteye uğramış,
  • Dolandırıcılık nedeniyle malvarlığı zararına uğramış,
  • İçeriğin kaldırılması ve itibarın yeniden sağlanması için masraf yapmış

olabilir. Bu durumda doğrudan zararların yanında, şartları bulunuyorsa yoksun kalınan kazanç da maddi tazminat kapsamında talep edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilir. Manevi tazminatın belirlenmesinde deepfake içeriğin niteliği, yayılma alanı, eriştiği kişi sayısı, mağdurun sosyal ve mesleki konumu, içeriğin yayında kaldığı süre ve ihlalin mağdur üzerindeki etkileri dikkate alınabilir.

Özellikle cinsel içerikli deepfake görüntüler, mağdurun aile, iş ve sosyal yaşamında ağır ve uzun süreli sonuçlar doğurabileceğinden yüksek düzeyde manevi zarara neden olabilir. İçeriğin internet ortamında farklı hesaplar tarafından tekrar tekrar paylaşılması da zararın devam etmesine ve büyümesine yol açabilir.

3.3. Kişisel Verilerin Korunması Bakımından Sonuçlar

Deepfake içeriklerin hazırlanması sırasında kullanılan fotoğraf, video, ses kaydı, yüz görüntüsü, mimikler ve konuşma özellikleri kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu verilerin toplanması, kaydedilmesi, değiştirilmesi, yapay zekâ modeline aktarılması, yeniden üretilmesi ve yayımlanması kişisel veri işleme faaliyeti oluşturabilir.

Yüz veya ses verisinin kişiyi benzersiz biçimde tanımlamak ya da kimlik doğrulamak amacıyla özel teknik işlemlere tabi tutulması hâlinde biyometrik veri niteliği de gündeme gelir. Biyometrik veriler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesi kapsamında özel nitelikli kişisel veriler arasında yer almaktadır.

Deepfake üretiminde kişisel verilerin kullanılabilmesi için KVKK’da öngörülen bir veri işleme şartının bulunması gerekir. Ayrıca verilerin;

  • Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun işlenmesi,
  • Belirli, açık ve meşru amaçlarla kullanılması,
  • İşleme amacıyla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması,
  • Gereken süre kadar muhafaza edilmesi,
  • Yetkisiz erişim ve kullanıma karşı korunması

zorunludur.

Kişinin sosyal medya hesabında herkese açık şekilde paylaştığı bir fotoğraf veya video, her türlü amaçla sınırsız biçimde kullanılabilecek bir veri hâline gelmez. Verinin alenileştirilmiş olması, yalnızca ilgili kişinin alenileştirme iradesi ve amacıyla bağlantılı kullanımlar bakımından değerlendirilebilir. Fotoğrafın kamuya açık olması, kişinin yüzünün rızası dışında sahte, cinsel, siyasi veya ticari bir içeriğe yerleştirilmesini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak işlenen kişi, veri sorumlusuna başvurarak verilerinin işlenip işlenmediğini öğrenme, işlenme amacı hakkında bilgi isteme, hukuka aykırı verilerin silinmesini veya yok edilmesini talep etme ve uğradığı zararın giderilmesini isteme haklarına sahiptir. Veri sorumlusunun KVKK kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet yolu ve idari yaptırımlar da gündeme gelebilir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, deepfake teknolojisinin temel risklerinden birinin kişisel verilerin işlenerek manipüle edilmesi olduğunu; bu içeriklerin dolandırıcılık, siber zorbalık ve finansal zarar gibi sonuçlara yol açabileceğini belirtmektedir. Kurum ayrıca yapay zekâ sistemlerinde hukuka uygunluk, şeffaflık, ölçülülük, veri güvenliği ve tasarımdan itibaren veri koruma ilkelerinin gözetilmesini önermektedir.

3.4. Ceza Hukuku Bakımından Sonuçlar

Türk Ceza Kanunu’nda yalnızca deepfake içerik oluşturmayı cezalandıran bağımsız bir suç tipi bulunmamaktadır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi nedeniyle fiilin cezalandırılabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nda veya özel ceza kanunlarında düzenlenen bir suçun unsurlarını taşıması gerekir.

Deepfake içeriğin hazırlanma ve kullanılma biçimine göre farklı suçlar ortaya çıkabilir.

3.4.1.Hakaret

Bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek somut bir fiili gerçekleştirmiş gibi gösterilmesi veya aşağılayıcı sözleri söylemiş gibi sunulması, şartları varsa TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunu oluşturabilir.

Örneğin kişinin rüşvet aldığını söylediği, eşini aldattığını kabul ettiği veya toplum tarafından kınanan bir davranışı gerçekleştirdiği izlenimini veren sahte bir video, mağdurun şeref ve itibarını hedef alabilir. İçeriğin internet veya sosyal medya yoluyla yayımlanması, suçun aleniyet unsurunun değerlendirilmesini de gerektirebilir.

3.4.2.Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali

Kişinin özel yaşamına ilişkin gerçek görüntülerin değiştirilmesi, mahrem görüntülerin deepfake içerik üretiminde kullanılması veya kişinin cinsel yaşamına ilişkin sahte içerik hazırlanarak yayımlanması TCK’nın 134. maddesi kapsamında özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu gündeme getirebilir.

Deepfake görüntünün tamamen yapay olarak üretilmiş olması, her durumda özel hayatın gizliliği suçunun oluşacağı anlamına gelmez. Ancak içerikte mağdurun gerçek özel yaşamına ait veriler kullanılmışsa veya içerik mağdurun özel hayatına ilişkin gerçek bir olay izlenimi veriyorsa somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılmalıdır.

3.4.3.Kişisel Verilere İlişkin Suçlar

Kişilere ait görüntü, ses ve biyometrik verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi, başkasına verilmesi veya yayılması TCK’nın 135 ve 136. maddelerinde düzenlenen kişisel verilere ilişkin suçları oluşturabilir.

Deepfake içeriği hazırlayan kişinin hedef kişiye ait görüntü veya ses kayıtlarını hukuka aykırı şekilde temin etmesi, veri tabanında saklaması veya üçüncü kişilere aktarması hâlinde hem içeriğin üretilmesi hem de kullanılan verilerin kaynağı ayrı ayrı incelenmelidir. KVKK’nın 17. maddesi de kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir.

3.4.4.Tehdit ve Şantaj

Deepfake içeriğin mağdura gönderilerek para, cinsel ilişki, ticari menfaat veya başka bir davranış talep edilmesi şantaj suçunu oluşturabilir. “Bu görüntüyü yayımlamamak için para gönder” şeklindeki talepler, içeriğin sahte olup olmadığına bakılmaksızın mağdur üzerinde baskı oluşturabilir.

Deepfake video veya ses kaydının mağduru ya da yakınlarını zarara uğratmak amacıyla kullanılması hâlinde tehdide ilişkin hükümler de gündeme gelebilir.

3.4.5.Dolandırıcılık

Bir şirket yöneticisinin, aile üyesinin, banka görevlisinin veya kamu görevlisinin sesi ya da görüntüsü taklit edilerek para transferi yapılmasının sağlanması dolandırıcılık suçunu oluşturabilir.

Özellikle bilgi sistemlerinin araç olarak kullanılması, sahte görüntülü görüşmeler yapılması veya dijital platformlar üzerinden menfaat temin edilmesi hâlinde nitelikli dolandırıcılık hükümleri değerlendirilebilir. Failin deepfake teknolojisiyle oluşturduğu güven, mağdurun iradesini hileli davranışlarla etkileyerek malvarlığı zararına neden olmaktadır.

3.4.6.İftira ve Suç Uydurma

Bir kişinin işlemediği bir suçu işlemiş gibi gösteren deepfake içeriğin yetkili makamlara sunulması veya kişi hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla sahte delil hazırlanması hâlinde iftira ya da suç uydurma suçları gündeme gelebilir.

İftira suçunun oluşması için yalnızca içeriğin kamuoyuna yayımlanması yeterli olmayabilir. Hukuka aykırı fiil isnadının, kişi hakkında idari veya adli soruşturma ya da kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla iletilmesi gibi kanuni şartların bulunması gerekir.

3.4.7.Müstehcenlik

Cinsel içerikli deepfake görüntüler, içeriğin niteliğine, mağdurun yaşına, üretim ve yayılma biçimine göre TCK’nın müstehcenliğe ilişkin hükümlerini gündeme getirebilir. Çocukların görüntülerinin kullanıldığı veya çocukları konu alan içeriklerde çok daha ağır cezai ve koruyucu düzenlemeler söz konusu olabilir.

3.4.8.Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma

Deepfake içeriğin ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bilgi içermesi hâlinde TCK’nın 217/A maddesi de değerlendirilebilir. Bunun için gerçeğe aykırı bilginin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla, kamu barışını bozmaya elverişli biçimde alenen yayılması gerekir.

Her yanlış veya yanıltıcı deepfake içerik bu suçu oluşturmaz. Failin amacı, içeriğin konusu ve kamu barışını bozmaya elverişliliği somut olay kapsamında ayrıca incelenmelidir.

3.5. Fikrî Mülkiyet ve Portre Hakkı Bakımından Sonuçlar

Deepfake üretiminde filmler, fotoğraflar, müzik eserleri, ses kayıtları, oyunculuk performansları veya diğer fikrî ürünler kullanılabilir. Bu içeriklerin eser sahibinden ya da hak sahibinden izin alınmaksızın çoğaltılması, değiştirilmesi, işlenmesi veya kamuya sunulması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında hak ihlaline yol açabilir.

Bir oyuncunun daha önceki film sahnelerinden alınan görüntülerinin yeni bir yapımda kullanılması, sanatçının sesinin yapay zekâ aracılığıyla taklit edilerek yeni bir şarkı üretilmesi veya sanatçıya ait icranın değiştirilerek yayımlanması eser sahipliği ve bağlantılı haklar bakımından değerlendirilmelidir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen resim ve portrelerin korunmasına ilişkin hükümler de gerçek kişilerin görüntülerinin deepfake içeriklerde kullanılması bakımından önem taşıyabilir. Bunun yanında kişinin görüntüsü üzerindeki hak, Türk Medeni Kanunu kapsamında kişilik hakkı olarak da korunmaktadır.

3.6. Ticari İtibar ve Haksız Rekabet

Deepfake içerikler şirketler ve ticari işletmeler bakımından da hukuki sonuç doğurabilir. Bir şirket yöneticisinin sahte açıklamalarla şirketin iflas ettiğini, ürünlerinin güvensiz olduğunu veya belirli bir yatırım kararının alındığını söylediği izleniminin oluşturulması şirketin ticari itibarını ve ekonomik faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir.

Rakip bir işletme hakkında yanıltıcı deepfake içerikler hazırlanması, Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilebilir. Yanlış veya yanıltıcı açıklamalarla rakibin, ürünlerinin ya da ticari faaliyetlerinin kötülenmesi; müşterilerin yanıltılması ve piyasadaki rekabet düzeninin bozulması hâlinde haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Deepfake içeriğin bir marka, logo veya ticaret unvanıyla birlikte kullanılması, tüketicilerin içeriğin hak sahibi tarafından onaylandığını düşünmesine neden oluyorsa marka hakkı ve ticaret unvanı ihlali de söz konusu olabilir.

3.7. İnternet Ortamındaki İçeriğin Kaldırılması

Deepfake içerikler çoğunlukla sosyal medya, video paylaşım platformları ve internet siteleri aracılığıyla yayılmaktadır. İçeriğin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi kadar hızlı biçimde kaldırılması da mağdurun korunması açısından önemlidir.

5651 sayılı Kanun’un kişilik hakkı ihlalleri nedeniyle içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesini düzenleyen 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve iptal hükmü 10 Ekim 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle yalnızca genel bir kişilik hakkı ihlaline dayanılarak eski 9. madde kapsamında sulh ceza hâkimliğine başvurulması imkânı güncel hukuk bakımından geçerli değildir.

Buna karşılık internet içeriğinin doğrudan özel hayatın gizliliğini ihlal etmesi hâlinde 5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesindeki usul uygulanabilir. Ayrıca içerik sağlayıcısına, yer sağlayıcısına veya sosyal ağ sağlayıcısına başvurulması; Türk Medeni Kanunu kapsamında saldırının durdurulması davası açılması ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmesi mümkündür. Özel hayatın gizliliğine ilişkin 9/A mekanizması güncel Kanun metninde varlığını sürdürmektedir.

İçeriğin aynı anda farklı ülkelerde bulunan platformlarda paylaşılması, kaldırma kararlarının uygulanmasını güçleştirebilir. Bu nedenle URL adresleri, kullanıcı adları, paylaşım tarihleri ve içeriklerin ekran görüntüleri gecikmeden tespit edilmeli; mümkünse noter tespiti, zaman damgası veya adli bilişim yöntemleriyle deliller güvence altına alınmalıdır.

3.8. Deepfake İçeriklerin Delil Niteliği

Deepfake teknolojisinin yargılama hukuku bakımından en önemli sonuçlarından biri, ses ve görüntü kayıtlarının güvenilirliğine ilişkin şüpheleri artırmasıdır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesine göre fotoğraf, film, görüntü, ses kaydı ve elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir. Ancak bir dijital içeriğin belge olarak kabul edilmesi, içeriğin doğruluğunun ve değişikliğe uğramadığının kesin olarak kabul edileceği anlamına gelmez.

Ceza yargılamasında hâkim, kararını duruşmada ortaya konulan ve tartışılan, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırabilir. Deliller serbestçe değerlendirilmekle birlikte mahkûmiyet hükmünün her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanması gerekir.

Deepfake olabileceği ileri sürülen bir ses veya görüntü kaydının değerlendirilmesinde;

  • Orijinal dosyanın bulunup bulunmadığı,
  • Dosyanın oluşturulma ve değiştirilme tarihleri,
  • Metadata bilgileri,
  • Dosyanın hash değeri,
  • Kaydın elde edildiği cihaz,
  • Dosyanın muhafaza ve aktarım zinciri,
  • Görüntüdeki ışık, gölge ve yüz hareketleri,
  • Ses frekansı ve konuşma özellikleri,
  • Dosyada kesme, birleştirme veya yeniden kodlama bulunup bulunmadığı

incelenmelidir.

Yalnızca videonun gerçekçi görünmesi veya kişinin sesine benzemesi delilin gerçek olduğunu kanıtlamaz. Aynı şekilde bir tarafın soyut biçimde “bu içerik deepfake olabilir” demesi de delilin tamamen değersiz sayılması için yeterli değildir. İddianın teknik bilirkişi incelemesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

3.9. Sorumlu Kişilerin Belirlenmesi

Deepfake içeriklerde sorumluluk yalnızca videoyu ilk kez oluşturan kişiyle sınırlı olmayabilir. Somut olayın özelliklerine göre;

  • İçeriği üreten kişi,
  • Üretim talimatını veren kişi,
  • Kişisel verileri temin eden kişi,
  • İçeriği ilk kez yayımlayan kişi,
  • Hukuka aykırılığı bilerek yeniden paylaşan kişiler,
  • İçeriği reklam veya ticari kazanç amacıyla kullanan işletmeler,
  • Veri sorumlusu sıfatını taşıyan şirketler,
  • İçerik ve yer sağlayıcılar

bakımından farklı sorumluluk türleri gündeme gelebilir.

İçeriğin yalnızca paylaşılması dahi bazı durumlarda kişilik hakkı ihlalinin devamına ve zararın büyümesine katkı sağlayabilir. Ancak paylaşan kişinin sorumluluğu belirlenirken içeriğin hukuka aykırılığını bilip bilmediği, paylaşımın amacı, içeriğe eklediği açıklamalar ve erişilen kitle dikkate alınmalıdır.

Yapay zekâ aracını geliştiren şirketin sorumluluğu ise otomatik olarak kabul edilemez. Şirketin sistemin kullanım amacını belirleyip belirlemediği, kişisel verilerin işlenmesindeki rolü, riskleri önlemek için aldığı tedbirler, hukuka aykırı kullanımdan haberdar olup olmadığı ve içeriğin kaldırılması taleplerine verdiği karşılık birlikte değerlendirilmelidir.

3.10. Avrupa Birliği Yapay Zekâ Tüzüğü Bakımından Deepfake

Avrupa Birliği’nin 2024/1689 sayılı Yapay Zekâ Tüzüğü, deepfake içerikler için özel şeffaflık yükümlülükleri getirmektedir. Tüzüğün 50. maddesi kapsamında deepfake niteliğindeki görüntü, ses veya video içeriklerini üreten ya da kullanan kişilerin, içeriğin yapay olarak üretildiğini veya değiştirildiğini açıklaması öngörülmektedir.

Sanatsal, yaratıcı, hiciv veya kurgu niteliğindeki eserler bakımından açıklama yükümlülüğünün eserin sergilenmesini veya ondan yararlanılmasını engellemeyecek uygun bir biçimde yerine getirilmesi kabul edilmektedir. Tüzük, bazı hükümleri daha erken yürürlüğe girmiş olmakla birlikte genel olarak 2 Ağustos 2026 tarihinden itibaren uygulanacaktır.

AB’de getirilen şeffaflık yaklaşımı, deepfake içeriklerin tamamen yasaklanması yerine, içeriğin yapay olduğunun açıkça belirtilmesi ve kullanıcıların yanıltılmasının önlenmesine dayanmaktadır. Türkiye bakımından da yapay olarak üretilen içeriklerin açık biçimde etiketlenmesi, teknik işaretleme sistemlerinin geliştirilmesi ve platformlara hızlı müdahale yükümlülükleri getirilmesi ileride yapılacak düzenlemelerde değerlendirilebilecek yöntemler arasındadır.

Genel Değerlendirme

Deepfake teknolojisi, mevcut hukuk kurallarının farklı alanlarını aynı olay içinde bir araya getiren çok boyutlu bir teknolojidir. Tek bir deepfake içeriğin üretilmesi ve yayımlanması; aynı anda kişilik hakkı ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi, haksız fiil, fikrî mülkiyet hakkı ihlali ve ceza sorumluluğu doğurabilir.

Hukuki değerlendirmede içeriğin yapay olarak üretilmiş olması kadar, izleyicide gerçek olduğu yönünde bir kanaat oluşturup oluşturmadığı da önemlidir. İçeriğin açıkça parodi, kurgu veya yapay zekâ ürünü olduğunun belirtilmesi hukuka aykırılık değerlendirmesinde etkili olabilir. Buna karşılık içeriğin gerçekmiş gibi sunulması, belirli bir kişiyi hedef alması, zarar verme veya menfaat sağlama amacı taşıması sorumluluğu ağırlaştırabilecek unsurlardır.

Deepfake kaynaklı ihlallerde en büyük sorunlardan biri, içeriğin çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşması ve tamamen ortadan kaldırılmasının güçleşmesidir. Bu nedenle hukuki başvuruların yanında hızlı delil tespiti, platformlara kaldırma başvurusu, ihtiyati tedbir, ceza soruşturması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvuru yollarının eş zamanlı olarak değerlendirilmesi gerekebilir.

Sonuç olarak deepfake teknolojisinin kendisi yasak veya hukuka aykırı bir teknoloji değildir. Ancak kişilerin rızası olmadan kullanılması, gerçeğe aykırı içeriğin gerçekmiş gibi sunulması, üçüncü kişilerin aldatılması veya bireylerin şeref, itibar, özel hayat ve malvarlığı değerlerinin hedef alınması ciddi hukuki ve cezai sorumluluklara yol açmaktadır. Mevcut düzenlemeler pek çok ihlale uygulanabilir olmakla birlikte teknolojinin hızı ve yayılma gücü, deepfake içeriklerin tanımlanması, etiketlenmesi, kaldırılması ve sorumluların belirlenmesine yönelik daha açık ve özel düzenlemelere duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.

4.TÜRK HUKUKUNDA DEEPFAKE’E İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Türk hukukunda deepfake teknolojisini doğrudan ve bütüncül şekilde düzenleyen özel bir kanun bulunmamaktadır. Bununla birlikte deepfake içeriklerin oluşturulması, kullanılması ve yayımlanması; kişilik hakları, kişisel verilerin korunması, ceza hukuku, fikrî mülkiyet ve internet hukuku kapsamında mevcut mevzuat hükümlerine tabi olabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca kişinin görüntüsünün, sesinin, şeref ve itibarının hukuka aykırı şekilde kullanılması kişilik hakkı ihlali oluşturabilir. Mağdur, saldırının önlenmesini, durdurulmasını, hukuka aykırılığın tespitini ve gerekli hâllerde içeriğin kaldırılmasını talep edebilir. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat istenmesi mümkündür.

Deepfake üretiminde kullanılan yüz, ses, fotoğraf ve video kayıtları kişisel veri niteliği taşıyabilir. Bu verilerin hukuka aykırı biçimde toplanması, işlenmesi veya yayımlanması hâlinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uygulanabilir. Özellikle yüz ve ses verilerinin kimlik doğrulama amacıyla işlenmesi durumunda biyometrik veri hükümleri gündeme gelebilir.

Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız bir deepfake suçu bulunmamakla birlikte, somut olayın niteliğine göre hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma, tehdit, şantaj, dolandırıcılık ve iftira suçları oluşabilir.

Deepfake içeriklerin eser, fotoğraf, film, ses kaydı veya sanatçı performansı kullanılarak hazırlanması hâlinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu da uygulanabilir. Ticari işletmeleri veya markaları hedef alan yanıltıcı içerikler ise Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet oluşturabilir.

İnternet ortamında yayımlanan deepfake içerklere karşı platformlara kaldırma başvurusu yapılabilir, hukuk mahkemelerinden ihtiyati tedbir talep edilebilir ve özel hayatın gizliliğinin ihlali hâlinde 5651 sayılı Kanun’daki başvuru yolları kullanılabilir.

Sonuç olarak Türk hukukunda deepfake’e özgü tek bir düzenleme bulunmamakla birlikte mevcut hukuk kuralları, somut olayın özelliklerine göre birlikte uygulanarak mağdurun korunmasını ve sorumluların hukuki veya cezai sorumluluğunu sağlayabilir.

5.SONUÇ

Deepfake teknolojisi, yapay zekânın gelişmesiyle birlikte görüntü ve ses içeriklerinin gerçeğe çok yakın biçimde değiştirilmesini mümkün hâle getirmiştir. Bu teknoloji, eğitim, sanat ve eğlence alanlarında yararlı şekilde kullanılabilmekle birlikte kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliğinin zedelenmesi, dolandırıcılık, şantaj, itibar kaybı ve sahte delil oluşturulması gibi ciddi hukuki riskler doğurmaktadır.

Türk hukukunda deepfake teknolojisine özgü özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte mevcut mevzuat hükümleri somut olaylara uygulanabilmektedir. Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve diğer ilgili düzenlemeler kapsamında hukuki ve cezai sorumluluk doğması mümkündür.

Ancak teknolojinin hızlı gelişimi ve deepfake içeriklerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmesi, mevcut düzenlemelerin her zaman yeterli ve etkili olmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle deepfake içeriklerin açıkça belirtilmesi, hukuka aykırı içeriklerin hızlı şekilde kaldırılması ve mağdurların etkili hukuki korumaya ulaşmasını sağlayacak özel düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Sonuç olarak deepfake teknolojisinin yasaklanmasından ziyade hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde kullanılmasının sağlanması; bireylerin temel haklarının ve toplumun bilgiye duyduğu güvenin korunması açısından önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button