Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Yeni Faiz Hesaplama Sistemi
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun ekonomik desteğinden mahrum kalan kişilerin uğradıkları maddi zararın giderilmesini amaçlayan önemli bir tazminat türüdür. Özellikle ölümlü trafik kazaları, iş kazaları, meslek hastalıkları, tıbbi uygulama hataları ve diğer haksız fiiller sonucunda ölüm meydana geldiğinde, ölen kişinin eşi, çocukları, anne ve babası veya fiilen desteğinden yararlanan diğer kişiler tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu nedenle uğradıkları kayıpların tazmin edilebileceğini düzenlemektedir. TBK m.55 ise destekten yoksun kalma zararlarının ve bedensel zararların Borçlar Kanunu hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağını öngörmektedir.
Ancak destekten yoksun kalma tazminatında yalnızca ana tazminat miktarı önemli değildir.
Tazminata;
hangi tarihten itibaren faiz işletileceği,
hangi tutara olay tarihinden faiz uygulanacağı,
hangi tutara karar tarihinden faiz uygulanacağı
ve
dava birkaç yıl sürerse geçmiş ve gelecek dönem zararlarının nasıl ayrılacağı
da toplam tahsilat miktarını doğrudan etkileyebilmektedir.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren ve kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, bu konuda önemli bir sistem değişikliği getirmiştir. 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine yeni fıkralar eklenmiş ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz başlangıcı, ölen desteğin kazancının bilindiği dönem ile bilinemediği dönem arasında ayrılmıştır.
Yeni düzenleme sonrasında temel sistem şöyledir:
Desteğin kazancının bilindiği dönem için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatına, zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Buna karşılık;
desteğin kazancının bilinemediği dönem için hesaplanan tazminata, mahkemenin karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Bu değişiklik özellikle uzun yıllar devam eden destekten yoksun kalma tazminatı davalarında son derece önemli ekonomik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Destekten yoksun kalma tazminatının temel amacı, ölen kişinin yaşamaya devam etmesi hâlinde ekonomik olarak desteklemeye devam edeceği kişilerin ölüm nedeniyle uğradıkları maddi kaybın karşılanmasıdır.
Burada tazmin edilen zarar, doğrudan ölüm nedeniyle oluşan soyut bir üzüntü değildir. Üzüntü ve elem nedeniyle talep edilen zarar manevi tazminatın konusudur.
Destekten yoksun kalma tazminatı ise ekonomik nitelikte bir maddi tazminattır.
Örneğin evli ve iki çocuklu bir kişinin trafik kazasında hayatını kaybettiğini düşünelim.
Ölen kişi çalışıyor ve gelirinin belirli bölümünü;
eşinin,
çocuklarının
ve aile hayatının giderleri
için kullanıyorsa, onun ölümüyle birlikte aile bireyleri gelecekte elde edecekleri ekonomik destekten mahrum kalmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı bu ekonomik kaybın belirli aktüeryal yöntemlerle hesaplanarak sorumlulardan tahsil edilmesini amaçlamaktadır.
Yargı uygulamasında da destekten yoksun kalma tazminatı açısından temel meselelerden biri, ölen kişi ile tazminat isteyen kişi arasında gerçek, düzenli ve ekonomik bir destek ilişkisinin bulunup bulunmadığıdır. Resmî UYAP içtihat kayıtlarında da tazminata hak kazanılabilmesi için ölen ile destekten yoksun kaldığını ileri süren kişi arasındaki maddi ve fiilî destek ilişkisinin önem taşıdığı görülmektedir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatını Kimler Talep Edebilir?
Uygulamada en sık destekten yoksun kalma tazminatı talep eden kişiler;
ölenin eşi,
çocukları,
anne ve babasıdır.
Ancak destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılık sıfatına dayanan klasik bir miras alacağı olarak değerlendirilmemelidir.
Belirleyici olan, kişinin ölenin ekonomik desteğinden yararlanması veya ölüm gerçekleşmeseydi gelecekte bu destekten yararlanmasının makul olarak beklenmesidir.
Dolayısıyla somut olayın özelliklerine göre miras hukuku ile destekten yoksun kalma tazminatı birbirinden farklı sonuçlar doğurabilir. UYAP’ta yayımlanan içtihatlarda da talebin merkezinde miras payından ziyade fiilî ve ekonomik destek ilişkisinin bulunduğu görülmektedir.
Yeni faiz düzenlemesi ise destekten yoksun kalmaya hak kazanabilecek kişilerin kapsamını değiştirmemektedir.
Değişiklik esas olarak hesaplanan tazminata hangi tarihten itibaren faiz işletileceğini düzenlemektedir.
12. Yargı Paketi Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Neyi Değiştirdi?
7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen yeni hüküm, destekten yoksun kalma tazminatını faiz bakımından iki ayrı bölüme ayırmaktadır.
Birinci bölüm:
Desteğin kazancının bilindiği dönem.
İkinci bölüm:
Desteğin kazancının bilinemediği dönem.
Bu iki dönemin faiz başlangıcı farklıdır.
Kanuna göre kazancın bilindiği dönem için hesaplanan tazminatın toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olay tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Kazancın bilinemediği dönem için hesaplanan tazminatın toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.
Dolayısıyla yeni sistemin en önemli sonucu şudur:
Destekten yoksun kalma tazminatının tamamına otomatik olarak ölüm veya kaza tarihinden itibaren faiz işletilmeyecektir.
Tazminatın hangi döneme ait olduğu ayrıştırılacaktır.
Bilinen Dönem Nedir?
Kanun “geçmiş dönem” demek yerine özellikle desteğin kazancının bilindiği dönem ifadesini kullanmaktadır.
Bu tercih önemlidir.
Çünkü destekten yoksun kalma hesaplarında tazminat çoğu zaman dava tarihinden veya kaza tarihinden itibaren birkaç farklı ekonomik döneme ayrılmaktadır.
Örneğin ölümlü trafik kazası 1 Ağustos 2026 tarihinde meydana gelmiş ve mahkeme 1 Ağustos 2029 tarihinde karar vermiş olsun.
Bu üç yıllık süreç içerisinde;
ölenin kaza tarihindeki ücreti,
emsal ücretler,
asgari ücret değişiklikleri,
belgelenmiş gelirler
ve gerçekleşmiş ekonomik veriler
belirli ölçüde bilinir hâle gelebilir.
Bu nedenle aktüerya bilirkişisi hesaplama yaparken karar tarihine kadar gerçekleşmiş ekonomik veriler bakımından daha somut bir kazanç hesabı yapabilir.
Kanun, kazancın bilindiği bu dönem için hesaplanan tazminat bakımından faiz başlangıcını zarar doğuran olay tarihine bağlamıştır.
Bilinemeyen Dönem Nedir?
Destek olan kişinin gelecekte ne kadar kazanacağı hiçbir zaman kesin olarak bilinemez.
Örneğin 35 yaşında hayatını kaybeden bir çalışanın;
40 yaşında,
45 yaşında,
50 yaşında
veya 60 yaşında
hangi gelire sahip olacağı kesin olarak belirlenemez.
Bu nedenle gelecekteki destekten yoksun kalma zararı belirli varsayımlar ve aktüeryal yöntemlerle hesaplanmaktadır.
Yeni TBK m.55, bu bölümü “kazancın bilinemediği dönem” olarak nitelendirmekte ve bu döneme ilişkin hesaplanan tazminata ancak karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesini öngörmektedir.
Bu değişiklik özellikle dava birkaç yıl sürüyorsa son derece önemlidir.
Örnek: 5 Milyon TL Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz Nasıl Hesaplanır?
Bir trafik kazasının 1 Ağustos 2026 tarihinde meydana geldiğini düşünelim.
Kazaya uğrayan kişi hayatını kaybetmiş ve eşi ile çocukları destekten yoksun kalma tazminatı davası açmış olsun.
Mahkeme 1 Ağustos 2030 tarihinde karar versin.
Aktüerya bilirkişisi toplam destekten yoksun kalma zararını;
5.000.000 TL
olarak hesaplamış olsun.
Bunun;
1.500.000 TL’si kazancın bilindiği döneme,
3.500.000 TL’si kazancın bilinemediği gelecekteki döneme
ait olsun.
Yeni TBK m.55 sistemine göre;
1.500.000 TL için 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren kanuni faiz,
3.500.000 TL için ise 1 Ağustos 2030 tarihli karar tarihinden itibaren kanuni faiz
işletilecektir. Bu ayrım doğrudan yeni kanun hükmünün sonucudur.
Dolayısıyla 5.000.000 TL’nin tamamına 1 Ağustos 2026 tarihinden itibaren faiz uygulanması yeni sistem bakımından doğru olmayacaktır.
Yeni Sistem Neden Önemli?
Davanın dört veya beş yıl devam ettiği bir uyuşmazlıkta geleceğe ilişkin tazminat birkaç milyon lirayı bulabilir.
Bu tutara olay tarihinden itibaren dört veya beş yıl faiz işletilmesi ile yalnızca karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi arasında ciddi ekonomik fark ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle artık aktüerya raporunun yalnızca;
“Toplam tazminat 5.000.000 TL’dir.”
demesi uygulamada yeterli olmayabilir.
Mahkemenin doğru faiz hükmü kurabilmesi için raporda;
bilinen dönem zararının,
bilinemeyen dönem zararının
ayrı şekilde gösterilmesi çok daha önemli hâle gelmiştir.
Ölümlü Trafik Kazalarında Yeni Faiz Sistemi
Destekten yoksun kalma tazminatının en sık gündeme geldiği uyuşmazlıkların başında ölümlü trafik kazaları gelmektedir.
Trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin desteğinden yararlanan kişiler;
işleten,
sürücü,
araç maliki veya somut sorumluluk rejimine göre diğer sorumlular
aleyhine tazminat talep edebilir.
Ayrıca şartları varsa zorunlu mali sorumluluk sigortacısına da başvuru yapılabilir.
31 Temmuz 2026 sonrasındaki trafik kazalarında TBK m.55’in yeni faiz ayrımı destekten yoksun kalma zararının hesaplanmasında dikkate alınacaktır. Yeni hüküm yalnızca yürürlük tarihinden sonra meydana gelen haksız fiil ve zarar doğuran olaylar hakkında uygulanmaktadır.
Dolayısıyla örneğin;
1 Ağustos 2026 tarihli ölümlü trafik kazası → yeni sistem,
15 Temmuz 2026 tarihli ölümlü trafik kazası → eski sistem
kapsamındadır.
Trafik Sigorta Şirketi İçin Faiz Başlangıcı Aynı mı?
Burada çok önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır.
TBK m.55’teki yeni düzenleme, destekten yoksun kalma tazminatının kendi içerisindeki faiz başlangıcını düzenlemektedir.
Ancak trafik sigorta şirketinin ne zaman temerrüde düştüğü ayrı bir meseledir.
Karayolları Trafik Kanunu m.99 kapsamında, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının gerekli belgelerin kendisine iletilmesinden itibaren sekiz iş günü içerisinde ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Resmî UYAP kararlarında da gerekli belgelerle yapılan başvurudan sonra sekiz iş günlük sürenin sonunda sigortacının temerrüdünün gündeme geldiği görülmektedir.
Bu nedenle;
“Yeni TBK m.55 olay tarihinden faiz diyor, sigorta şirketine de her durumda kaza tarihinden faiz işletilir.”
şeklinde bir sonuç doğru değildir.
Sigorta şirketi yönünden;
başvuru tarihi,
eksik belge bulunup bulunmadığı,
temerrüt tarihi
ve sigorta hukukundaki özel hükümler
ayrıca değerlendirilmelidir.
İş Kazasında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Faiz
Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca trafik kazalarında değil, ölümle sonuçlanan iş kazalarında da gündeme gelmektedir.
Örneğin işçi işyerinde meydana gelen bir kaza nedeniyle hayatını kaybetmişse ve işverenin veya diğer sorumluların hukuki sorumluluğu bulunuyorsa, ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat talep edebilir.
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen iş kazalarında destekten yoksun kalma tazminatının;
bilinen dönem bölümü için olay tarihinden,
bilinemeyen dönem bölümü için karar tarihinden
faiz sistemi uygulanacaktır.
Dolayısıyla yeni hükmün yalnızca “trafik kazası faiz düzenlemesi” olarak görülmesi doğru değildir.
Kanun genel olarak zarar doğuran olay kavramını kullanmaktadır.
31 Temmuz 2026’dan Önceki Kazalara Yeni Sistem Uygulanacak mı?
Hayır.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin dokuzuncu fıkrası bu konuda açık bir hüküm içermektedir.
TBK m.55’te yapılan değişiklik, yalnızca değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanacaktır.
Değişikliğin yürürlüğünden önce meydana gelen olaylarda ise eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.
Bu nedenle yeni sistemin uygulanıp uygulanmadığı belirlenirken;
davanın açıldığı tarih,
bilirkişi raporunun tarihi,
mahkemenin karar tarihi
veya istinaf tarihi
esas alınmaz.
Temel ölçüt zarar doğuran olayın tarihidir.
Dava 2027’de Açılmış Ama Kaza 2025’te Olmuşsa Ne Olur?
Eski hükümler uygulanacaktır.
Örneğin ölümlü trafik kazası 10 Eylül 2025 tarihinde gerçekleşmiş ve davacılar 2027 yılında destekten yoksun kalma davası açmış olsun.
Davanın 2027 yılında açılmış olması, yeni TBK m.55 sisteminin uygulanmasına neden olmaz.
Çünkü zarar doğuran olay 31 Temmuz 2026’dan önce meydana gelmiştir.
Dava 2025’te Açılmış ve Hâlen Devam Ediyorsa Ne Olur?
Yine kaza tarihi belirleyicidir.
Kaza 2025 yılındaysa dava Ağustos 2026’da, 2027’de veya daha sonraki bir tarihte devam ediyor olsa bile yeni faiz başlangıcı sistemi uygulanmayacaktır.
Bu geçiş hükmü özellikle devam eden yüksek değerli tazminat dosyalarında önemlidir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Bilirkişi Raporu Nasıl Hazırlanmalı?
Yeni düzenleme sonrasında bilirkişi raporlarında dönem ayrımı çok daha önemli hâle gelmiştir.
Aktüerya bilirkişisinin;
ölen desteğin geliri,
yaşı,
muhtemel çalışma süresi,
destek görenlerin yaşları,
destek payları,
gelirin bilindiği dönem,
gelecekteki varsayımsal gelir dönemi
gibi unsurları dikkate alarak hesaplama yapması gerekir.
Ancak yeni TBK m.55 nedeniyle ayrıca;
kazancın bilindiği döneme ilişkin toplam tazminatın,
ve
kazancın bilinemediği döneme ilişkin toplam tazminatın
ayrıştırılması faiz yönünden doğrudan önem kazanmıştır.
Bu ayrım yapılmadan yalnızca toplam zarar miktarının belirtilmesi, mahkemenin hangi tutara hangi tarihten faiz işleyeceğini belirlemesini zorlaştırabilir.
Bilirkişi Raporuna Faiz Yönünden İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Örneğin bilirkişi;
bilinen ve bilinemeyen dönemleri ayırmamış,
bütün tazminatı tek kalem göstermiş,
karar tarihi sonrası gelecekteki dönem zararını geçmiş dönem zararına eklemiş
veya yeni hükmün uygulanacağı bir olayda faiz başlangıcını yanlış değerlendirmiş
olabilir.
Bu durumda rapora karşı beyanda bulunurken yalnızca tazminat miktarına değil, TBK m.55 bakımından dönem ayrımına da itiraz edilmesi önem taşıyabilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz Artık Tamamen Karar Tarihinden mi Başlıyor?
Hayır.
Bu, yeni düzenleme hakkında yapılabilecek en önemli yanlış yorumlardan biridir.
- Yargı Paketi destekten yoksun kalma tazminatının tamamının faizini karar tarihine taşımamıştır.
Yeni sistem iki parçalıdır.
Bilinen dönem → olay tarihinden faiz.
Bilinemeyen dönem → karar tarihinden faiz.
Dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatının geçmiş ve gelecekteki ekonomik kayıp bölümleri birbirinden ayrılmalıdır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatının Tamamına Olay Tarihinden Faiz İstenebilir mi?
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylarda yeni TBK m.55’in açık hükmü karşısında, bilinemeyen döneme ait bölüm bakımından tazminatın tamamına olay tarihinden faiz talep edilmesi kanundaki yeni sisteme uygun düşmeyecektir.
Davacı tarafın talebi hazırlanırken;
bilinen dönem için olay tarihinden,
bilinemeyen dönem için karar tarihinden
kanuni faiz talep edilmesi yeni hükmün yapısıyla daha uyumludur.
Buna karşılık olay 31 Temmuz 2026’dan önce meydana gelmişse yeni hükmün uygulanamayacağı unutulmamalıdır.
Yeni Düzenleme Davacı Açısından Daha Az Faiz Anlamına mı Geliyor?
Özellikle geleceğe ilişkin yüksek miktarlı destekten yoksun kalma zararlarında, faiz başlangıcının olay tarihinden karar tarihine kayması toplam faiz miktarını azaltabilir.
Örneğin kaza 2026 yılında gerçekleşmiş ve dava 2031 yılında sonuçlanmış olsun.
Geleceğe ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı 4.000.000 TL ise, bu 4.000.000 TL’ye kaza tarihi ile karar tarihi arasındaki beş yıllık dönem için yeni hüküm kapsamında faiz işletilmeyecektir.
Faiz karar tarihinden itibaren başlayacaktır.
Bu nedenle yeni düzenleme uzun süren davalarda ekonomik açıdan önemli sonuçlar yaratabilir.
Ancak aynı zamanda bilinen dönem tazminatına olay tarihinden faiz uygulanmaya devam etmektedir.
Dolayısıyla sistem bütünüyle “faiz karar tarihine taşındı” şeklinde açıklanmamalıdır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Kanuni Faiz Oranı Kaçtır?
- Yargı Paketi yalnızca faiz başlangıcını değiştirmemiştir.
7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi de yeniden düzenlenmiştir.
Yeni sistemde sözleşmeyle farklı bir oran belirlenmediği hâllerde kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden hesaplanmaktadır. Reeskont oranının 30 Haziran itibarıyla önceki 31 Aralık oranından en az 5 puan farklılaşması hâlinde yılın ikinci yarısı için oran yeniden belirlenmektedir.
TCMB’nin resmî tablosunda 20 Aralık 2025 itibarıyla reeskont oranı %38,75 olarak görünmektedir.
Bunun yüzde 80’i:
%38,75 × 0,80 = %31
olduğundan, yeni sistemin 31 Temmuz 2026 itibarıyla kanuni faiz karşılığı yıllık %31 seviyesindedir.
Ancak dava uzun sürdüğünde faiz oranı ilerleyen yıllarda değişebilir.
Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatında iki ayrı konu karıştırılmamalıdır:
Faizin başlangıç tarihi
ve
uygulanacak faiz oranı.
TBK m.55 birincisini, 3095 sayılı Kanun ise genel kanuni faiz oranını belirlemektedir.
Karar Tarihinden Sonra Faiz Oranı Değişirse Ne Olur?
Örneğin bilinemeyen dönem tazminatına 2030 yılındaki karar tarihinden itibaren faiz işletilmeye başlanmış olabilir.
2031 veya 2032 yılında kanuni faiz oranı değişirse, faiz hesabı ilgili dönemlerde geçerli kanuni faiz oranlarına göre yapılacaktır.
Dolayısıyla “karar tarihinde hangi faiz oranı varsa borç tamamen ödeninceye kadar hep aynı oran uygulanır” şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır.
Yeni 3095 sayılı Kanun sistemi zaten faiz oranının ekonomik göstergelere bağlı şekilde dönemsel değişebilmesine olanak tanımaktadır.
Önceden Yapılan Ödemeler Destekten Yoksun Kalma Tazminatından Nasıl Düşülecek?
- Yargı Paketi destekten yoksun kalma tazminatında yalnızca faiz düzenlemesi yapmamıştır.
TBK m.55’e eklenen diğer yeni fıkra, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin nasıl mahsup edileceğini de değiştirmiştir.
Kanuna göre çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma tazminatı için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.
Örneğin ölümlü trafik kazasından sonra sorumlu kişi, mağdur yakınlarına dava açılmadan önce belirli miktarda ödeme yapmış olabilir.
Yeni hükümde bu erken ödemenin yalnızca yıllar sonra belirlenen toplam tazminattan nominal tutarıyla çıkarılması yerine, ödeme tarihindeki tazminat değerine göre oransal mahsup mekanizması öngörülmüştür.
Bu konu faiz hesabından ayrı olmakla birlikte aynı tazminat dosyasının ekonomik sonucunu etkileyebilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Davasında Dilekçe Nasıl Kurulmalı?
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen zarar doğuran olaylarda faiz talebi hazırlanırken yeni sistemin doğrudan dikkate alınması gerekir.
Artık yalnızca;
“Destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle tahsiline”
şeklinde genel bir talep, bilinemeyen dönem zararı bakımından yeni kanunla uyumlu olmayabilir.
Talepte;
kazancın bilindiği dönem için hesaplanacak tazminata olay tarihinden itibaren,
kazancın bilinemediği dönem için hesaplanacak tazminata karar tarihinden itibaren
kanuni faiz uygulanması istenebilir.
Sigorta şirketi de davalıysa sigortacı yönünden temerrüt başlangıcının ayrıca belirtilmesi gerekir.
Desteğin Geliri Nasıl Belirlenir?
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında ölen desteğin geliri en kritik unsurlardan biridir.
Ölen kişi sigortalı çalışan ise;
bordrolar,
SGK kayıtları,
işyeri kayıtları
ve banka hareketleri
incelenebilir.
Serbest çalışan veya tacir olan bir kişinin gelirinin belirlenmesinde;
vergi kayıtları,
şirket kayıtları,
meslek kuruluşlarından emsal kazanç araştırmaları
ve diğer ekonomik deliller
önem taşıyabilir.
Yeni faiz sistemi açısından da bu gelir araştırmasının önemi artmıştır.
Çünkü hangi dönemde gelirin artık “bilinen” hâle geldiğinin ve hangi dönemden itibaren yalnızca varsayımsal ekonomik projeksiyon yapılabildiğinin belirlenmesi faiz başlangıcını etkileyebilecektir.
Çocukların Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz Nasıl Uygulanır?
Ölen kişinin çocukları bakımından destek süresinin hesaplanmasında yaş, eğitim durumu ve somut olayın özellikleri dikkate alınmaktadır.
Ancak yeni faiz sistemi açısından çocukların hesaplanan destek zararının da bilinen ve bilinemeyen dönemlere ayrılması gerekecektir.
Örneğin 2026 yılında babasını kaybeden 8 yaşındaki çocuğun gelecekte uzun bir destek dönemi bulunduğu kabul edilmiş olabilir.
Mahkemenin 2029 yılında karar vermesi hâlinde;
2026–2029 arasındaki bilinen döneme ilişkin tazminat,
2029 sonrasındaki varsayımsal destek dönemi tazminatı
ayrılabilir.
İlk bölüme olay tarihinden, ikinci bölüme karar tarihinden faiz işletilmesi yeni TBK m.55’in sonucudur.
Eşin Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz
Ölen kişinin eşinin destekten yoksun kalma tazminatı da aynı yeni faiz sistemine tabidir.
Mahkeme aktüeryal hesaplama sırasında eşin destek payını ve destek süresini belirledikten sonra bilinen ve bilinemeyen kazanç dönemlerini ayırmalıdır.
Yeni hüküm, destekten yoksun kalan kişinin kim olduğuna göre farklı faiz başlangıcı getirmemektedir.
Belirleyici olan ölen desteğin kazancının bilindiği veya bilinemediği dönemdir.
Anne ve Baba Destekten Yoksun Kalma Tazminatı İsteyebilir mi?
Somut olayda ölen çocuğun anne ve babasına fiilen destek olduğu veya gelecekte destek olacağı kabul edilebiliyorsa destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelebilir.
Yargı uygulamasında bu konuda aile ilişkisiyle birlikte gerçek destek olgusu ve olayın özellikleri değerlendirilmektedir.
Tazminata hak kazanıldığı kabul edilirse yeni faiz sistemi anne ve baba talepleri açısından da bilinen ve bilinemeyen dönem ayrımı üzerinden uygulanacaktır.
Manevi Tazminatın Faizi de Değişti mi?
Hayır.
TBK m.55’e eklenen yeni hüküm açık şekilde;
çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar
ile
destekten yoksun kalma zararlarını
düzenlemektedir.
Manevi tazminat bu yeni fıkranın konusu değildir.
Dolayısıyla ölümlü trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat birlikte isteniyorsa, iki talebin faiz rejimi birbirine karıştırılmamalıdır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Faiz Hakkında Sık Sorulan Sorular
Destekten yoksun kalma tazminatında faiz ne zaman başlar?
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylarda, desteğin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanır.
Tazminatın tamamına kaza tarihinden faiz uygulanır mı?
Yeni sistem kapsamındaki olaylarda hayır. Bilinemeyen gelecekteki dönem için hesaplanan bölüme faiz karar tarihinden başlar.
2025 yılındaki trafik kazasına yeni faiz sistemi uygulanır mı?
Hayır. Yeni sistem yalnızca düzenlemenin yürürlüğünden sonra meydana gelen olaylara uygulanır.
Dava 2027 yılında açılırsa yeni sistem uygulanır mı?
Kazanın veya zarar doğuran olayın tarihi 31 Temmuz 2026’dan sonraysa evet. Olay daha eskiyse dava tarihinin yeni olması tek başına yeni sistemi uygulanabilir hâle getirmez.
Sigorta şirketine de olay tarihinden faiz işler mi?
Her durumda değil. Zorunlu trafik sigortacısının temerrüt tarihi özel olarak değerlendirilmelidir. KTK m.99 kapsamında gerekli belgelerin sunulmasından sonraki sekiz iş günlük ödeme süresi önem taşır.
2026 yılında kanuni faiz oranı ne kadar?
Yeni 3095 sayılı Kanun formülünde 31 Aralık 2025 tarihinde geçerli %38,75 reeskont oranının %80’i esas alındığında oran %31’dir.
Davanın beş yıl sürmesi hâlinde gelecekteki zarar için beş yıllık faiz alınır mı?
Yeni TBK m.55 kapsamında kazancın bilinemediği dönem için hesaplanan tazminatın faizi karar tarihinden başladığından, bu bölüm bakımından olay ile karar arasındaki dönem için faiz uygulanmaz.
İş kazasında destekten yoksun kalma tazminatı da yeni sisteme tabi mi?
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen zarar doğuran olaylarda yeni düzenleme uygulanabilir. Kanun trafik kazasıyla sınırlı değildir.
Önceden yapılan ödeme nasıl düşülür?
Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen tutar, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
Sonuç: Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Artık İki Ayrı Faiz Başlangıç Tarihi Var
- Yargı Paketi ile destekten yoksun kalma tazminatında faiz hesaplama sistemi önemli ölçüde değiştirilmiştir.
7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen yeni hüküm uyarınca, destekten yoksun kalma tazminatı bakımından artık tek bir faiz başlangıç tarihinden söz etmek mümkün değildir.
Yeni sistemin temel formülü şöyledir:
Desteğin kazancının bilindiği dönem için hesaplanan tazminat → zarar doğuran olay tarihinden itibaren kanuni faiz.
Desteğin kazancının bilinemediği dönem için hesaplanan tazminat → mahkemenin karar tarihinden itibaren kanuni faiz.
Dolayısıyla örneğin toplam 6.000.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığında artık yalnızca;
“6.000.000 TL’ye kaza tarihinden faiz.”
şeklinde tek bir hesap yapılması yeni sistem kapsamındaki olaylarda doğru olmayabilir.
Öncelikle bu 6.000.000 TL’nin ne kadarının kazancın bilindiği döneme ve ne kadarının kazancın bilinemediği gelecekteki döneme ait olduğu tespit edilmelidir.
Örneğin;
2.000.000 TL bilinen dönem,
4.000.000 TL bilinemeyen dönem
olarak belirlenirse, 2.000.000 TL’ye olay tarihinden; 4.000.000 TL’ye ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Bu nedenle yeni düzenleme sonrasında aktüerya bilirkişi raporlarının dönemleri açık şekilde ayırması son derece önemli hâle gelmiştir.
Aksi hâlde mahkemenin doğru faiz hükmü kurması ve daha sonra icra dairesinin doğru faiz hesabı yapması güçleşebilir.
Bununla birlikte yeni hükmün geçmiş kazalara uygulanmadığı özellikle vurgulanmalıdır.
7589 sayılı Kanun’un açık geçiş hükmüne göre TBK m.55 değişikliği yalnızca yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanmaktadır. Daha önce meydana gelen olaylarda eski düzenlemeye devam edilecektir.
Bu nedenle bir dosyada ilk kontrol edilmesi gereken hususlardan biri olay tarihidir.
Davanın 2027 yılında açılması,
bilirkişi raporunun 2028 yılında hazırlanması
veya kararın 2029 yılında verilmesi
tek başına yeni sistemi uygulanabilir hâle getirmez.
Kaza veya diğer zarar doğuran olay 31 Temmuz 2026’dan önce gerçekleşmişse eski hükümler uygulanacaktır.
Trafik kazalarında ayrıca sigorta şirketinin hukuki durumu ayrı değerlendirilmelidir.
TBK m.55’teki faiz ayrımı, zorunlu trafik sigortacısının temerrüt tarihini düzenleyen özel hükümleri ortadan kaldırmamıştır. Sigortacı bakımından başvuru ve sekiz iş günlük ödeme süresinin ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu nedenle ölümlü trafik kazası dosyasında;
sürücü,
işleten
ve sigorta şirketi
bakımından faiz hesabı her zaman aynı tarihten başlamayabilir.
Yeni sistemin bir başka önemli unsuru ise tahkikat başlamadan önce yapılan ödemelerdir.
Kanun, destekten yoksun kalma tazminatı için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemenin, ödeme tarihindeki tazminat tutarı esas alınarak oransal şekilde mahsup edilmesini öngörmektedir.
Dolayısıyla yeni düzenleme yalnızca faiz başlangıcını değil, erken yapılan ödemelerin nihai tazminattan nasıl düşüleceğini de değiştirmiştir.
Ayrıca 12. Yargı Paketi ile kanuni faiz oranının belirlenme yöntemi de yenilenmiştir.
3095 sayılı Kanun’un yeni sisteminde kanuni faiz artık TCMB reeskont oranının yüzde 80’ine bağlıdır. 31 Aralık 2025 tarihinde geçerli reeskont oranının %38,75 olması nedeniyle 31 Temmuz 2026 itibarıyla yeni sistemin kanuni faiz karşılığı %31 olarak ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı dosyasında artık yalnızca;
“Faiz olay tarihinden mi başlar?”
sorusunun sorulması yeterli değildir.
Şu soruların tamamı ayrı ayrı cevaplandırılmalıdır:
Zarar doğuran olay hangi tarihte meydana geldi?
Yeni TBK m.55 bu dosyaya uygulanabilir mi?
Desteğin kazancının bilindiği dönem hangisidir?
Kazancın bilinemediği gelecekteki dönem hangisidir?
Her dönem için hesaplanan tazminat ne kadardır?
Sigorta şirketi varsa hangi tarihte temerrüde düşmüştür?
Tahkikat öncesi herhangi bir ödeme yapılmış mıdır?
Bu ödeme yeni oransal mahsup sistemine tabi midir?
Faiz başlangıç tarihinde geçerli kanuni faiz oranı nedir?
Faiz oranı tahsil tarihine kadar değişmiş midir?
Bu sorular yanıtlanmadan destekten yoksun kalma tazminatında sağlıklı bir faiz hesabı yapılması mümkün değildir.
Özellikle milyonlarca liralık ölümlü trafik kazası veya iş kazası dosyalarında, bilinen ve bilinemeyen dönem ayrımı toplam tahsil edilecek miktarı önemli ölçüde değiştirebilir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi sonrası dönemin temel kuralı şu şekilde özetlenebilir:
31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen ölümle sonuçlanan zarar doğuran olaylarda, destekten yoksun kalma tazminatının bilinen kazanç dönemine ait bölümüne olay tarihinden; bilinemeyen gelecekteki kazanç dönemine ait bölümüne ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı davalarında artık yalnızca tazminat miktarının doğru hesaplanması değil, tazminatın dönemlere doğru ayrılması ve her bölüme doğru faiz başlangıç tarihinin uygulanması da davanın ekonomik sonucu açısından temel hukuki meselelerden biri hâline gelmiştir.