Hukuk Makaleleri

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşamaya Devam Edilebilir mi?

Boşanma davası açıldıktan sonra aynı evde yaşamaya devam edilebilir mi? Boşanma sürecindeki eşlerin en çok merak ettiği konulardan biri, dava açıldıktan sonra ortak konuttan ayrılmanın zorunlu olup olmadığıdır. Özellikle ekonomik imkânları sınırlı olan, ortak çocuklarının düzenini bozmak istemeyen veya henüz ayrı bir konut bulamayan eşler, boşanma davası devam ederken aynı evde yaşamaya devam edebilmektedir.

Türk hukukunda boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin ayrı evlerde yaşamasını zorunlu kılan genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Eşler, boşanma davası devam ederken aynı konutta yaşamayı sürdürebilirler. Ancak bu durumun boşanma davası, kusur değerlendirmesi ve tarafların birbirlerini affedip affetmediği bakımından bazı hukuki sonuçları olabilir.

Özellikle Yargıtay kararlarında, eşlerin aynı konutta yaşamaya devam etmesi ile evlilik birliğini yeniden kurmak amacıyla barışmaları arasında önemli bir ayrım yapılmaktadır.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Kalmak Yasak mı?

Hayır. Boşanma davasının açılması, eşlerin aynı evde yaşamalarını kendiliğinden yasaklamaz.

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma davası açıldığında eşlerden birinin ortak konutu derhâl terk etmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Boşanma davası açılmasıyla evlilik birliği hukuken sona ermez. Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.

Bu nedenle eşlerin aynı konutta bulunmaları, tek başına hukuka aykırı bir davranış oluşturmaz.

Örneğin eşlerden biri boşanma davası açmış ancak ekonomik nedenlerle başka bir eve taşınamamış olabilir. Bu durumda boşanma davası devam ederken ortak konutta kalması mümkündür.

Bununla birlikte mahkeme tarafından konutun kullanımına ilişkin özel bir tedbir kararı verilmişse veya 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı bulunuyorsa bu karara uyulması zorunludur.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşamak Davanın Reddedilmesine Neden Olur mu?

Boşanma davası açıldıktan sonra aynı evde yaşamak, davanın otomatik olarak reddedilmesi sonucunu doğurmaz.

Ancak eşlerin ortak konutta yaşamaya devam etme nedenleri ve bu süreçteki davranışları mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek derecede zorlaşmış olması gerekir.

Bu nedenle boşanma davasının açılmasından sonra tarafların yeniden barışması, evlilik ilişkisini olağan şekilde sürdürmesi ve önceki olayları affettiğinin anlaşılması, boşanma davasının sonucunu etkileyebilir.

Ancak yalnızca aynı adreste oturulması, tarafların barıştığını veya evlilik birliğinin yeniden kurulduğunu kesin olarak göstermez.

Aynı Evde Yaşamak ile Barışmak Arasındaki Fark Nedir?

Boşanma davalarında birlikte yaşama ve barışma kavramlarının birbirinden ayrılması önemlidir.

Örneğin iki eş, çocuklarının okul düzeni bozulmasın diye aynı evde yaşamaya devam edebilir. Ancak birbirleriyle evlilik ilişkisini sürdürmeyebilir ve ayrı odalarda kalabilir.

Böyle bir durumda yalnızca aynı konutta bulunmaları, geçmişte yaşanan olayları affettikleri anlamına gelmeyebilir.

Buna karşılık eşlerin boşanma davasından sonra gerçekten barışmaları, evlilik ilişkilerini yeniden kurmaları ve ortak hayatlarını sürdürmeye başlamaları hâlinde önceki olayların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirme yapılabilir.

Mahkeme; eşlerin davranışlarını, tanık anlatımlarını, ortak hayatın niteliğini ve diğer delilleri birlikte inceler.

Yargıtay’a Göre Boşanma Davasından Sonra Aynı Evde Yaşamak Affetmek Sayılır mı?

Yargıtay kararlarında aynı evde yaşamaya devam edilmesinin boşanma davasına etkisi, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.

Özellikle güncel içtihatlarda, tarafların yalnızca aynı adreste ikamet etmelerinin tek başına affetme veya barışma anlamına gelmeyeceği vurgulanmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.05.2024 Tarihli Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.05.2024 tarihli, 2023/7096 Esas ve 2024/3186 Karar sayılı ilamında, boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin bir süre aynı aile konutunda kalmalarının ve adreslerinin aynı olmasının, tek başına barışma veya affetme anlamına gelmeyeceğini değerlendirmiştir.

Kararda, evlilik birliğini sürdürme iradesinin bulunmadığı ve barışmanın ispatlanmadığı durumda aynı konutta yaşamaya devam edilmesinin affetme olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu nedenle önceki mahkemelerin davanın reddi yönündeki değerlendirmeleri isabetli bulunmamış ve karar bozulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.02.2025 Tarihli Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 13.02.2025 tarihli, 2024/10363 Esas ve 2025/1431 Karar sayılı ilamında da aynı uyuşmazlıkta verilen bozma kararının gereklerinin yerine getirilmemesini değerlendirmiştir.

Yargıtay, önceki bozma kararında aynı konutta yaşamanın ve adreslerin aynı olmasının, barışma iradesi bulunmadığı durumda af olarak değerlendirilemeyeceğinin kabul edildiğini belirterek yeniden bozma kararı vermiştir.

Bu içtihatlar, boşanma davasında yalnızca adres kayıtlarına bakılarak eşlerin barıştığı sonucuna varılmaması gerektiğini göstermektedir.

Gerçekten Barışılmışsa Sonuç Değişebilir

Bununla birlikte Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.06.2015 tarihli, 2014/25795 Esas ve 2015/11245 Karar sayılı ilamında, boşanma davasından sonra eşlerin evlilik ilişkisini fiilen sürdürmeleri ve önceki olayları affettiklerinin anlaşılması, davanın reddini gerektiren bir durum olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla hukuki sonuç bakımından belirleyici olan yalnızca aynı evde yaşamak değil, eşlerin evlilik birliğini devam ettirme iradesinin bulunup bulunmadığıdır.

Boşanma Davasında Ayrı Odalarda Yaşamak Önemli midir?

Eşlerin boşanma davası devam ederken aynı konutta fakat ayrı odalarda yaşamaları, barışma ve affetme iddialarının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Örneğin boşanma davasından sonra eşler ekonomik zorunluluk nedeniyle aynı evde kalmaya devam ediyor ancak evlilik ilişkisini fiilen sürdürmüyorsa bu durum, yalnızca barınma ihtiyacından kaynaklanan bir birliktelik olarak değerlendirilebilir.

Aynı evde ayrı odalarda yaşanması, tek başına boşanma davasının kabul edileceğini garanti etmez.

Ancak eşlerin gerçekten barışmadıklarını ortaya koyan diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde hukuki önem taşıyabilir.

Bu tür uyuşmazlıklarda tanık anlatımları, tarafların fiili yaşam koşulları ve barışma iradesine ilişkin somut olaylar önemlidir.

Maddi İmkânsızlık Nedeniyle Aynı Evde Yaşamak Boşanmaya Engel midir?

Hayır. Ekonomik nedenlerle aynı konutta yaşamaya devam edilmesi, tek başına boşanma davasının reddini gerektirmez.

Türkiye’de konut kiralarının ve yaşam giderlerinin yüksek olması nedeniyle bazı eşler boşanma davası açmalarına rağmen hemen ayrı konutlara taşınamamaktadır.

Örneğin düzenli geliri bulunmayan bir eşin, boşanma davası açtıktan sonra yaşayabileceği başka bir konutu olmayabilir.

Bu durumda kişinin ekonomik zorunluluk nedeniyle ortak evde kalması, diğer eşin kusurlu davranışlarını mutlaka affettiği anlamına gelmez.

Mahkeme, aynı evde kalmanın nedenlerini ve tarafların gerçek iradelerini değerlendirir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Eşlerden Biri Evden Çıkmak Zorunda mı?

Boşanma davasının açılmasıyla eşlerden birinin ortak konuttan ayrılması yönünde kendiliğinden bir yükümlülük doğmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi gereğince hâkim, boşanma davası devam ederken eşlerin barınmasına ilişkin gerekli geçici tedbirleri alabilir.

Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre ortak konutun hangi eş tarafından kullanılacağına ilişkin düzenleme yapılması mümkündür.

Özellikle çocukların bakımını üstlenen eşin barınma ihtiyacı, tarafların ekonomik koşulları ve güvenlik durumları değerlendirmede önem taşıyabilir.

Ancak bu tür bir tedbirin uygulanabilmesi için somut olayda hukuki koşulların bulunması gerekir.

Boşanma davasını ilk açan kişinin diğer eşi evden çıkarma konusunda otomatik olarak üstün bir hakkı yoktur.

Boşanma Davası Devam Ederken Eşlerden Biri Diğerini Evden Çıkarabilir mi?

Eşlerden biri, yalnızca boşanma davası açıldığı gerekçesiyle diğer eşi zorla ortak konuttan çıkarma hakkına sahip değildir.

Ortak konutun mülkiyetinin eşlerden yalnızca birine ait olması da diğer eşin barınma ve aile konutundan kaynaklanan haklarının her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesinde aile konutuna ilişkin özel koruma hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca boşanma davası süresince konuttan kimin yararlanacağı, TMK m. 169 kapsamında mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Eşler arasında şiddet veya ciddi tehdit bulunması hâlinde ise 6284 sayılı Kanun kapsamında farklı koruma tedbirleri uygulanabilir.

Bu nedenle konutun kullanımı konusunda uyuşmazlık yaşanması hâlinde tarafların kendiliğinden zor kullanmaları yerine hukuki başvuru yollarını değerlendirmeleri gerekir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Evden Ayrılmak Terk Sayılır mı?

Boşanma davası açıldıktan sonra evden ayrılmak, her durumda Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi kapsamında terk nedeniyle boşanma sebebi oluşturmaz.

Terk sebebine dayanılarak boşanma kararı verilebilmesi için kanunda belirtilen özel şartların bulunması gerekir.

Özellikle eşin ortak konuttan haklı bir nedenle ayrılması ile evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla konutu terk etmesi birbirinden farklıdır.

Örneğin fiziksel şiddet, tehdit veya ağır psikolojik baskı nedeniyle ortak konuttan ayrılan eşin durumu, haklı nedenle ayrı yaşama kapsamında değerlendirilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya aile huzuru ciddi şekilde tehlikeye düşen eşe ayrı yaşama hakkı tanımaktadır.

Dolayısıyla boşanma davası devam ederken konuttan ayrılmanın hukuki sonucu, ayrılığın sebebine ve somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir.

Boşanma Davası Devam Ederken Aynı Evde Yaşayan Eş Nafaka Alabilir mi?

Boşanma davası devam ederken tarafların aynı konutta yaşamaları, nafaka talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre hâkim, dava sırasında eşlerin geçimi ve çocukların bakımına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır.

Bu kapsamda tedbir nafakasına karar verilebilir.

Ancak tarafların aynı evde yaşamaları ve geçim giderlerini nasıl karşıladıkları, nafakanın gerekliliği ve miktarı bakımından önem taşıyabilir.

Örneğin eşlerden birinin hiçbir geliri bulunmazken diğer eşin bütün maddi kaynakları kontrol etmesi durumunda tedbir nafakası ihtiyacı ortaya çıkabilir.

Buna karşılık tarafların fiilen ortak giderleri karşılamaları ve gelirlerini birlikte kullanmaları da mahkemenin değerlendirmesine konu olabilir.

Nafakaya ilişkin karar verilirken eşlerin ekonomik ve sosyal durumları, gerçek ihtiyaçları ve diğer koşullar dikkate alınır.

Boşanma Davası Devam Ederken Çocuklarla Aynı Evde Kalınabilir mi?

Boşanma davası açılması, ortak çocukların mutlaka ebeveynlerinden biriyle ayrı bir konuta taşınmasını gerektirmez.

Çocukların hangi ebeveynin yanında kalacağı ve bakım koşulları, çocuğun üstün yararı esas alınarak değerlendirilir.

Özellikle küçük yaştaki çocukların eğitim, bakım ve sağlık ihtiyaçları önem taşımaktadır.

Mahkeme, boşanma davası sırasında gerekli gördüğü geçici düzenlemeleri yapabilir.

Ancak çocukların üstün yararı açısından sakıncalı olan, şiddet veya sürekli çatışma içeren bir ortamda birlikte yaşamaya devam edilmesi hâlinde koruyucu tedbirlerin değerlendirilmesi gerekebilir.

Boşanma davası sırasında çocukların ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkların tarafı hâline getirilmemesi, hukuki ve psikolojik bakımdan önemlidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Eşler Barışırsa Ne Olur?

Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin barışması mümkündür.

Taraflar, evlilik birliğini yeniden sürdürmeye karar verebilir ve ortak hayatlarını devam ettirebilirler.

Böyle bir durumda boşanma davasının akıbeti, tarafların usul işlemlerine ve ileri sürdükleri boşanma sebeplerine göre değerlendirilir.

Davacı eşin davadan feragat etmesi mümkündür. Ancak feragat işleminin hukuki sonuçları bulunmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen davadan feragat, davanın geri alınmasından farklıdır ve feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuçları doğabilir.

Özellikle boşanma davasından feragat edilmesi, feragat öncesinde yaşanan olayların daha sonraki bir boşanma davasında kusur olarak ileri sürülmesi bakımından sorun oluşturabilir.

Bununla birlikte feragatten sonra meydana gelen yeni olaylar, şartları varsa yeni bir boşanma davasının konusu olabilir.

Bu nedenle boşanma davasından vazgeçilmesi düşünülüyorsa feragat işleminin sonuçları değerlendirilmelidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşamak Mal Paylaşımını Etkiler mi?

Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi, mal rejiminin sona erme tarihini kendiliğinden değiştirmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre boşanma kararı verilmesi hâlinde eşler arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.

Örneğin eşlerden biri 1 Haziran 2026 tarihinde boşanma davası açmış ve taraflar dava devam ederken aynı konutta yaşamayı sürdürmüş olabilir.

Bu dava sonucunda boşanma kararı verilerek karar kesinleşirse, mal rejiminin sona erme tarihi kural olarak 1 Haziran 2026 olacaktır.

Ancak boşanma davasının reddedilmesi, tarafların başka bir boşanma davası açması veya farklı bir mal rejimi bulunması hâlinde hukuki değerlendirme değişebilir.

Bu nedenle aynı evde yaşamaya devam edilmesi ile mal rejiminin sona ermesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Eşlerin Aynı Evde Yaşaması Boşanma Davasında Nasıl İspatlanır?

Boşanma davalarında tarafların aynı konutta yaşayıp yaşamadıkları veya gerçekten barışıp barışmadıkları çeşitli delillerle değerlendirilebilir.

Bu kapsamda adres kayıtları, tanık anlatımları, tarafların beyanları ve hukuka uygun şekilde elde edilen yazışmalar önem taşıyabilir.

Ancak adres kayıtlarının aynı olması, tek başına evlilik birliğinin yeniden kurulduğunu ispatlamaz.

Mahkeme, tarafların fiilen nasıl yaşadıklarını ve evlilik ilişkisini yeniden sürdürme iradelerinin bulunup bulunmadığını inceleyebilir.

Örneğin aynı adreste yaşamalarına rağmen sürekli ayrı odalarda kalan ve yalnızca ekonomik nedenlerle konutu paylaşan eşler bakımından farklı bir hukuki değerlendirme yapılabilir.

Buna karşılık ortak hayatı yeniden kurduklarını gösteren somut davranışların bulunması, affetme iddiasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Evde Şiddet Varsa Ne Yapılmalıdır?

Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik şiddete maruz kalması hâlinde hukuki koruma yollarına başvurulabilir.

6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler talep edilmesi mümkündür.

Somut olayın özelliklerine göre:

  • Şiddet uygulayan kişinin ortak konuttan uzaklaştırılması,
  • Ortak konutun korunan kişiye tahsis edilmesi,
  • Şiddet uygulayan kişinin konuta veya iş yerine yaklaşmasının önlenmesi,
  • İletişim araçlarıyla rahatsız etmenin yasaklanması,
  • Gerektiğinde barınma ve diğer koruma tedbirlerinin uygulanması

gündeme gelebilir.

Bu tedbirlerden yararlanmak için boşanma davasının sonuçlanması beklenmek zorunda değildir.

Ayrıca verilmiş bir uzaklaştırma veya yaklaşmama kararının bulunduğu durumlarda, eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmeleri söz konusu kararın ihlaline neden olabilir.

Reddedilen Boşanma Davasından Sonra Aynı Evde Yaşamak Ne Sonuç Doğurur?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası, reddedilen boşanma davasının ardından ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlinde boşanmaya ilişkin özel bir düzenleme içermektedir.

2024 yılında yapılan kanun değişikliğiyle daha önce üç yıl olan bekleme süresi bir yıla indirilmiştir.

Güncel düzenlemeye göre boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanma kararı verilebilir.

Ancak bu düzenlemede belirleyici olan yalnızca eşlerin aynı adreste kayıtlı bulunup bulunmadığı değil, ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığıdır.

Eşlerin aynı konutta fiilen evlilik birliğini sürdürmeleri ile zorunlu sebeplerle konutu paylaşmaları farklı hukuki değerlendirmelere konu olabilir.

Özellikle reddedilen boşanma davasından sonra yeniden dava açılması planlanıyorsa önceki kararın kesinleşme tarihi ve tarafların fiili yaşam koşulları dikkatle incelenmelidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Aynı Evde Yaşayan Eşler Nelere Dikkat Etmelidir?

Boşanma davası devam ederken aynı konutta yaşamayı sürdüren eşler bakımından önemli olan husus, bu birlikteliğin nedeninin ve niteliğinin doğru değerlendirilmesidir.

Özellikle taraflar arasında gerçek bir barışma bulunmamasına rağmen ekonomik zorunluluk nedeniyle aynı konutta kalınıyorsa bu durumun hukuki uyuşmazlık bakımından önemi bulunmaktadır.

Boşanma davasında geçmiş olayların affedildiği iddiasının ortaya çıkması durumunda, tarafların ortak hayatı yeniden sürdürme iradelerinin bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

Ayrıca konutun kullanımına ilişkin bir mahkeme kararı bulunuyorsa bu kararın gereğinin yerine getirilmesi gerekir.

Çocukların bakım düzeni, tarafların geçim giderleri ve evlilik birliğinin devam edip etmediğine ilişkin davranışlar da boşanma davasını etkileyebilir.

Bu nedenle aynı evde yaşamaya devam edilmesinin hukuki sonuçları, tarafların somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası açtıktan sonra eşimle aynı evde kalabilir miyim?

Evet. Boşanma davasının açılması, eşlerin mutlaka ayrı konutlarda yaşamasını gerektirmez. Ancak mahkeme tarafından verilmiş konut tahsisi veya uzaklaştırma kararı bulunuyorsa buna uyulması gerekir.

Boşanma davası sürerken aynı yatakta yatmak davayı etkiler mi?

Eşlerin evlilik ilişkisini fiilen sürdürmeleri, barışma veya affetme iddiasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Ancak tek bir davranışın hukuki sonucu, bütün somut koşullar değerlendirilmeden kesin olarak belirlenemez.

Boşanma davası açıldıktan sonra barışmak davayı düşürür mü?

Barışma, boşanma davasının kendiliğinden usulen düşmesi anlamına gelmez. Ancak barışma ve affetme olguları davanın esasına etki edebilir. Tarafların ayrıca feragat gibi usul işlemleri yapması da mümkündür.

Aynı evde ayrı odalarda yaşamak boşanmaya engel midir?

Hayır. Eşlerin aynı konutta ayrı odalarda yaşamaları tek başına boşanmaya engel değildir. Özellikle evlilik birliğinin yeniden kurulmadığını gösteren diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Boşanma davasını açan kişi evden çıkmak zorunda mı?

Hayır. Davacı sıfatı, ortak konuttan ayrılma zorunluluğu doğurmaz. Konutun kullanımına ilişkin özel bir mahkeme kararı bulunması hâlinde bu kararın gereği uygulanır.

Boşanma davası açılınca ev kime kalır?

Davanın açılması, konutun mülkiyetinin veya kullanım hakkının otomatik olarak eşlerden birine geçmesini sağlamaz. Mahkeme, dava süresince barınmaya ilişkin geçici önlemler alabilir. Mülkiyet ve mal paylaşımı ise ayrı hukuki kurallara tabidir.

Boşanma davasında aynı evde yaşamak affetmek sayılır mı?

Her durumda sayılmaz. Yargıtay’ın güncel kararlarına göre aynı evde kalmak ve adreslerin aynı olması, barışma ve evlilik birliğini sürdürme iradesi bulunmadığı takdirde tek başına affetme olarak değerlendirilemez.

Boşanma davasından sonra aynı evde yaşayan eş nafaka alabilir mi?

Evet. Kanuni şartların bulunması hâlinde nafaka kararı verilebilir. Ancak tarafların gelirleri, giderleri ve fiili geçim koşulları nafaka değerlendirmesinde önem taşır.

Boşanma davasında eşimin evi terk etmesini isteyebilir miyim?

Somut olayın özelliklerine göre mahkemeden ortak konutun kullanımına ilişkin geçici tedbir talep edilebilir. Şiddet veya şiddet tehlikesi varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve diğer koruma tedbirleri de gündeme gelebilir.

Sonuç: Boşanma Davası Devam Ederken Aynı Evde Yaşamak Mümkün müdür?

Türk hukukunda boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin aynı evde yaşamalarını genel olarak yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır.

Eşler, ekonomik zorunluluklar, ortak çocukların ihtiyaçları veya diğer kişisel nedenlerle dava devam ederken aynı konutta kalabilirler.

Ancak bu durumun boşanma davasına etkisi, eşlerin yalnızca aynı konutta bulunmalarına değil, evlilik birliğini yeniden sürdürme iradelerine ve somut olayın özelliklerine bağlıdır.

Yargıtay’ın güncel kararlarında, aynı adreste yaşamanın tek başına barışma veya affetme anlamına gelmeyeceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte gerçekten barışılması ve evlilik ilişkisinin yeniden kurulması, boşanma davasının sonucunu etkileyebilir.

Ayrıca boşanma davası devam ederken ortak konutun kullanımı, tedbir nafakası, çocukların bakımı ve şiddetten korunmaya ilişkin hukuki önlemler alınması mümkündür.

Bu nedenle boşanma davası açıldıktan sonra aynı evde yaşamaya devam edilmesi, tek başına davanın reddedilmesini gerektirmez. Ancak tarafların fiili ilişkileri ve davranışları, boşanma sebebinin ispatı ve affetme iddiaları bakımından önem taşıyabilir.

Call Now Button

Çerez tercihleri