Single Blog Title

This is a single blog caption
Trafik kazası tazminatı avukatı 2019

Boşanma Dava Türleri Nelerdir.

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma esası, çiftlerin karşılıklı olarak anlaşmaya varmaları tutumunu gerektirir. Bu tür davalarda çiftlerin ortak karara varması nihayetindeki boşanma sürecinden bahsedilir. Maddi ve manevi haklara ilişkin uzlaşmaya varmış çiftler arasında dava süreci başlatılmaktadır

Anlaşmalı boşanma davasında mevzu bahis hususlar şöyledir;

  • Çiftler asgari 1 yıldır evli olmalıdır,
  • Her iki tarafında boşanma sürecinde meydana gelen tüm haklar hususunda mutabık olmalıdırlar,
  • Duruşmaya her iki tarafta katılmalıdır
  • Anlaşmalı boşanma davalarında anlaşmaya varılan velayete ilişkin hâkim anlaşma şeklinde farklı sonuca ulaşabilmektedir. Çocuğun menfaatini dikkate alınarak iki taraf arasında mutabık olunmuş protokol haricinde de kararlarla karşılaşılabilir.

 

Çekişmeli Boşanma

Boşanma davalarında diğer bir tür ise çekişmeli boşanmadır. Çekişmeli boşanma davalarında boşanmaya sebep gösterilen husus iddiada bulunan tarafın ispatla sorumlu olduğu davalardır. Yine kanıt maksadıyla delil sunulması, tanıkların belirtilmesi, dinlenmesi benzeri faaliyetler içermesi itibariyle anlaşmalı boşanmanın aksine tek celsede bitmemekte çok daha uzun süreler alabilmektedir. Çekişmeli boşanmalarda genel hususlar ise şöyledir;

  • Evlilik 1 yılını doldurmamışsa
  • Boşanma protokolünde anlaşmaya varılamamışsa yani eşler tazminat, mal paylaşımı, nafaka, velayet benzeri hususlarda anlaşmaya varamamışlarsa çekişmeli boşanma meydana gelir

Çekişmeli boşanma davaları hukuki yönden davanın takibi halinde azami  5 celsede karara varılmaktadır. Ancak zaman bakımından asgari 10 azami 12 ay devam edebilmektedir. Davanın takibinde aksamalar ve yasal işlemlerin sistemli takip edilmemesi durumunda davalar 4 yıl ila 5 yıla kadar uzayabilmektedir

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Zina nedeniyle boşanma davaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161. Maddesince düzenlenmiştir. TMK’ ya göre; zina, özel ve boşanma sebepleridir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 161. maddesine göre eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilmektedir. Ancak bu davaya hakkı olan eş ise boşanma sebebini öğrendiği tarihten itibariyle 6 ay ve herhangi bir durumda zinadan sonra 5 yılı aşması halinde dava açma hakkı ortadan kalkmaktadır. Kısacası, zinayı öğrenmiş eş, öğrendiği tarih itibariyle 6 ay içinde zina davası açmamışsa veya kusurlu eşini affetmesi halinde zina nedeniyle boşanma davası açma hakkını yitirmektedir. Boşanmada davanın zina nedeniyle açılması için aşağıdaki durumları taşıması gerekir;

  • Eşler arasında, bir evlilik ilişkisinin bulunması gerekir
  • Eşlerden birinin, karşı cinsle cinsel ilişkide bulunması gerekir
  • Zina yapan eşin, kusurlu olması gerekir

Zina nedeniyle davacı olan eş, bu durumu ispatla yükümlüdür. Bu tür davalarda hukuka uygun olmak kaydıyla her tür kaynak delil olarak kabul edilir. Bu bağlamda genel anlamda zina davalarında sunulacak, telefon kayıtları, SMS kayıtları, Facebook, Whatsapp, Messenger gibi internet siteleri aracılığıyla yapılan yazışmalar, tatil ve otel rezervasyonları, tanık beyanları, fotoğraf ve video benzeri farklı deliller kaynak olarak kabul edilip, ispatlama hakkı sağlamaktadır.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Nedeniyle Boşanma

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 166’da belirtilmiştir. Buna göre;

“Evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. ”

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasının eski adı şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmadır. Şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılacak boşanma davası için gerekli koşullar şöyledir;

  • Evlilik, eşlerin ortak yaşamlarını sürdürmelerini engelleyecek şekilde sarsılmalıdır.
  • Bu sarsıntı sebebiyle eşler arasındaki ortak yaşam tekrardan kurulamamış olmamalıdır.

Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle açılan davalarda kanun her iki tarafa dava açma hakkı tanımıştır. Ancak davacının davalıdan daha ağır kusurlu olması halinde davacıya itiraz hakkı da tanınmaktadır.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma

Türk Medeni Kanunu Madde 162′ de pek kötü davranış sebebiyle boşanma dava konusu incelenmiştir. Buradaki pek kötü davranış; eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına ilişkin her çeşit saldırıyı içermektedir. Buna göre

Eşlerden her biri, diğer eş tarafından hayatına kast edilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.”

Ayrıca; mağdur olan eşin, boşanmaya sebep teşkil eden hali öğrendiği an itibariyle dava açma hakkı 6 ay ve her halde bu sebep doğduğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesi halinde dava hakkı düşmektedir. Öte yandan affeden eşin, dava açma hakkı da söz konusu değildir.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma

Haysiyetsiz yaşam sürme kavramı topluma uygun olmayan davranış ve hallerde bulunma olarak özetlenebilir. Öte yandan boşanmaya konu teşkil edebilmesi için ise eşinin bu haysiyetsiz davranışlar diğer eş için çekilmez hal aldığında söz konusu olmaktadır. Türk Ceza Kanununda bazı suçlar ise yüz kızartıcı suçlar şeklinde nitelendirilir. Bu suçlar; zimmet, çatışma, rüşvet, hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık, inancın kötüye kullanılması, hileli iflas suçları olarak sıralanabilir.

Ayrıca bu yüz kızartıcı suçlardan ayrı olarak duruma göre Aile Hakimi tarafından diğer suçlarda bu kapsamda değerlendirilebilir. Davalı Eş’in küçük bir çocuğa cinsel istismarı da yüz kızartıcı suçlara bir örnektir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 163’de düzenlenen suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma dava konusuna göre;

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Bu madde doğrultusunda açılan davalarda herhangi bir dava açma süresi yoktur. Bu sorunlar evlilik birliğini dayanılmaz hale getirdiği vakit dava açılabilir.

Ayrılık davası

4721 sayılı TMK’da boşanma nedenleri; zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılma olarak sıralanmıştır. Boşanma sürecinde eş tarafından ayrılık kararı talep edilebileceği gibi hakim de boşanma yerine ayrılığa karar verebilmektedir. Türk Medeni Kanunu Madde 167′ e göre;

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.”

Ayrılık davası boşanma sürecindeki eşlerin barışma ihtimaline kanaat getiren hakim boşanma yerine ayrılık kararına varabilmektedir.  Boşanmada hakimin ayrılık kararına varılabilmesi hususu Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir kararında şu şekilde belirtilmiştir;

“Eşlerin barışma ihtimali gerçekleşmeye yakın bir ciddiyette görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebil­melidir”

Ayrıca TMK Madde 170’de,  boşanma davasının ispatlanmış olması halinde hakimin boşanmaya veya ayrılığa karar verebileceği de belirtilmiştir.

Koşullar bağlamında Kanuna göre hakim nazarında 1 yıldan 3 yıla kadar ayrılık süresine karar verebilmektedir. Yine Madde 172’ye göre de ayrılık süresinin bitiminde ayrılık kendiliğinden sona erebileceği gibi ortak yaşamın tekrardan kurulamaması durumundan eşlerden her birinin boşanma davası açabileceği de belirtilmiştir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası-Malların Tasfiyesi Davası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 202-281 maddeleri aralığında eşler arasındaki mal paylaşımına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Boşanma nihayetinde eşler arasında mal paylaşımına ilişkin esasların düzenlenmesi için ayrı bir davaya gerek vardır. Diğer bir deyişle eşler boşandığında ayrı bir dava/talep olmaması halinde hakim buna ilişkin esasları incelememektedir. Eşler arasında mal paylaşımı için “Mal Rejiminin Tasfiyesi Talepli Dava ” açılabilmesi için aralarındaki mevcut mal rejimi ilişkisinin sona ermesi gerekmedir. Türk Medeni Kanunu Madde 225’e göre iptal edilen evlilik, eşlerden birinin vefatı, boşanma davası açılması, başka bir mal rejimine geçilmesi halinde eşler arasındaki mal rejimi ilişkisi sona ermektedir. Eşler arasında herhangi bir mal rejimi seçilmemişse mallar edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde dağıtılır.

Boşanmada Çocukların Velayeti-Velayet davası

Boşanmalarda eşlerin bir anlaşmaya varamamaları halinde çocukların velayetinde kararı hakim vermektedir. Türk Medeni Kanunu Madde 336 çerçevesinde ortak yaşama son verilmiş ya da ayrılık gerçekleşmişse hakim eşlerden birine velayeti vermektedir. Hakimin karar verme sürecinde göz önünde bulundurduğu hususlar ise öncelik olarak çocuğun menfaati doğrultusunda çocuğun yaşıdır. Yine kanunda çocuğun yaş dönemleri; 0 ila 3,  3 ila 7, 6 ila 12 ve 12 yaş üzeri aralığı olarak 4 şekilde gruplandırılmıştır. Tüm yaş aralıklarında çocuğun bakıma muhtaçlık durumu, menfaati, çocuğun fikri ve uzmanlar (pedagog vb.) görüşü nezdinde hakim velayet kararına varmaktadır.

Boşanmada Nafaka

Nafaka kelime itibariyle geçim için gerekli geçimlik şeyler olarak tanımlanır. Boşanmada üç tür nafaka mevzu bahistir. Bunlar: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası adı altında düzenlenmektedir.

TMK madde 175’e göre evlilik birliğinin sona ermesinde tarafların nafaka hakkı şu şekilde ifade edilmiştir;

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Nafaka hususu Kanun’da birçok açıdan incelenen  nafaka hem çocuk hem de eş için söz konusu olabilmektedir. Çocuk için nafaka hususu TMK madde 329’da şu şekilde ifade edilmiştir;

Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir

Nafakanın ne oranda ve ne kadar süreyle verileceği ise Kanun’da ayrıca işlenmiştir. TMK madde 339’a göre nafakanın ne oranda verileceği aşağıdaki gibidir;

Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.

TMK madde 328’e göre çocuk için ödenecek nafaka süresi şu şekilde belirtilmiştir;

Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler

Boşanma Sonucu Tazminat Davası

Evlilik birliğinin bozulmasıyla meydana gelen boşanma süreci birçok açıdan stresli bir dönemdir. Nitekim bu süreci değişen şartlar ve maddi, manevi hakların korunması hususunda ortaya çıkabilecek çekişmelerde güçleştirmektedir. Dolayısıyla boşanma davaları anlaşmalı olabileceği gibi çekişmeli ve uzayan bir süreç olarak da ilerleyebilir. Burada önemli olan kişinin evlilik birliğinin sona ermesi halinde haklarını koruyabilmektir. Bu noktada hukuki destek zaruri olmaktadır. Özellikle tazminat, nafaka ve velayet hususları çekişmeli süreçte hukuki uzmanlık gerektiren konulardır. Kişinin karşı taraf nazarında uğradığı haksızlıklara karşın maddi ve manevi tazminat hakkı söz konusudur.

TMK madde 174’e göre boşanmada tazminat talebi, aşağıdaki hallerde söz konusu olmaktadır;

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Evlilik birliğinin sona ermesiyle doğacak haklarda zamanaşımı da söz konusudur. Bu durum TMK madde 178’de şu şekilde ifade edilmiştir;

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar

Özetle Kanun’da belirtilen süre ve koşulların sağlanmasında, hakların korunması için hukuki uzmanlık ve sistemli takip zaruridir.

Leave a Reply

Call Now Button