Single Blog Title

This is a single blog caption

Borç Tahsilatı Dava Süreci

Dava sürecine gelince, borç eylemi için yargı alanı borç türüne göre değişir. Borcun bir iş ilişkisinden kaynaklanması durumunda, işlem mahkemeler nezdinde yapılmalıdır. Borcun genel yasal ilişkiden kaynaklanması durumunda, adliye mahkemesi ilk derece mahkemeleri olacaktır. Bir tüketici-satıcı ilişkisinin varlığı, tüketici mahkemelerinde yargılama yetkisine sahipken, ticari bir ilişki ilk derece ticari mahkemelerinde yargılama yetkisine sahip olacaktır. Dava süreci bir Türk avukatı tarafından başlatılmalıdır. Ayrıca, avukata bir vekalet belgesi verilmelidir (“PoA”). Başvuru Sahibinin ülkesi Lahey Sözleşmesine taraf ise, Yetkili Makam, ilgili makamlardan alındıktan sonra PoA’nın apostil damgalı olması, eğer değilse, Yetkili Makam, Türk makamları veya ilgili makamlardan edindikten sonra konsolosluk tarafından onaylanmalıdır. Borç aksiyonunun doldurulması Davacıya, davayı icra işleminden daha avantajlı hale getiren geçici tedbirleri verir. İlk olarak, Davacı, üçüncü taraflarca sahip olunan haklar ve alacaklar ile birlikte, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına yerleştirilmesi için ihtiyati haciz talep etme hakkına sahip olacaktır. İkinci çare, Borçlunun, işlemin tamamlanmasına kadar herhangi bir şekilde üçüncü taraflara satışlarını ve / veya üçüncü taraflara devredilmesini sınırlamak için Davalı’nın taşınır ve taşınmaz mallarına konulacak ön tazminat talebinde bulunmaktır. Her durumda mahkeme, söz konusu geçici tedbirin gerekliliğini göstererek ikna edilmelidir. Borç aksiyonunun Davacı lehine sonuçlanması durumunda, karar borçluya doğrudan uygulanabilecektir. Borcunun ödenmemesi durumunda Talep, icra makamı önünde karar vererek icra icra prosedürünü başlatma hakkına sahip olacaktır. Yargılama sürecindeki icra usulü aşağıdaki gibidir: Davacı, lehine mahkeme kararına dayanan bir icra emri (yargılama süreci olmadan icra takibinde ödeme emri olarak adlandırılır) göndererek talep hakkında bilgi verir. Borçlunun, talep tarihinden itibaren 7 gün içinde talep ettiği iddiaya itirazda bulunmaması durumunda; dava, dolayısıyla iddia edilen borcun kesinleşmesi ve böyle bir işlem için, Davacı, taşınmaz mallara, taşınmaz mallara ve diğer haklara (borçluların Türkiye’deki bir şirketteki payları da dahil olmak üzere) ve borçlunun alacaklarına karşı yargılayan bir dava açabilir. Borçlunun icra kararına itiraz etmesi durumunda, bu itiraz işlemin devam etmesine neden olmaz. Ayrıca, icra kararına itiraz etme gerekçeleri ile karşılaştırıldığında sınırlıdır. Borçlu, aşağıdakileri temel alabilir:
  1. Sınırlama
  2. Davacıya borçluya zaman vermiş
  3. Borç tahsil edilmiştir.
Son olarak, yukarıda belirtildiği gibi, Davacının ikinci çaresi, icra dairesi önünde karar vermeden icra takibini başlatmaktır. İdarenin ardından icra dairesi bir ödeme talimatı hazırlar ve borçluya sunar. Borçlunun 7 gün içinde ödeme emrine itirazda bulunmaması durumunda (Borcun döviz borcundan kaynaklanması durumunda itirazın süresi 5 gündür) hizmet tarihinden sonra kesinleşir. Sonuç olarak, Davacı, yukarıda belirtilen karar ile icra takibinde olduğu gibi yargıda ele geçirme işlemine başlama hakkına sahip olacaktır. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi durumunda, yargılamanın yürütülmesinde icra kararında olası görülmez. Bu durumda, Davacının 6 ay içinde icra mahkemesi önünde itiraz eyleminin geçici / kalıcı olarak kaldırılması veya 1 yıl içinde ilk derece asliye hukuk / ticaret mahkemesi önünde itiraz eyleminin iptali için dava açması gerekir. Söz konusu 6 aylık zaman dilimi reçete süresidir. Başka bir deyişle, Davacı belirli bir süre içinde dava açmazsa, sürekli olarak talepte bulunma hakkını kaybedecektir. Aksine, icra takibi iptal edilmeyecektir; Davacı, söz konusu itiraz iptalini 1 yıl içinde verme hakkına sahiptir. Ancak, icra takibi söz konusu 1 yıllık sürenin sona ermesinden sonra iptal edilecektir. Bu konuda daha fazla bilgi almak isterseniz alanında deneyimli çek senet avukatlarından danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz.

Leave a Reply

Call Now Button