Single Blog Title

This is a single blog caption

Bonoda Aval

Bonoda Aval Nedir?

Bono, ticari hayatta en sık kullanılan kambiyo senetlerinden biridir. Uygulamada alacaklı, yalnızca bonoyu düzenleyen kişinin ödeme gücüne güvenmek istemeyebilir. Bu durumda bonoya ek bir güvence konulması gündeme gelir. İşte aval, bonoda yer alan borcun tamamen veya kısmen ödenmesini teminat altına alan özel bir kambiyo taahhüdüdür.

Aval, basit anlamda “kambiyo senedine özgü şahsi teminat” olarak tanımlanabilir. Ancak aval, klasik kefaletten farklıdır. Kefalet Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel hükümler çerçevesinde değerlendirilirken, aval Türk Ticaret Kanunu’nda kambiyo senetlerine özgü özel bir kurum olarak düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nda poliçeye ilişkin aval hükümleri, bonolar hakkında da uygulanmaktadır. TTK m. 778 uyarınca avale ilişkin 700 ila 702. madde hükümleri bonolar bakımından da geçerlidir.

Bu nedenle bonoda aval veren kişi, yalnızca “yardımcı” ya da “ikincil” bir borçlu gibi görülmemelidir. Aval veren, kambiyo senedinin ödenmemesi hâlinde alacaklıya karşı güçlü ve doğrudan bir sorumluluk altına girer.


Avalin Hukuki Niteliği

Aval, bononun tedavül kabiliyetini ve alacaklının güvenini artıran bir teminat mekanizmasıdır. Bonoda aval verilmesiyle birlikte alacaklı, yalnızca bonoyu düzenleyene değil, aval verene de başvurma imkânına sahip olur.

Avalin en önemli özelliği, kambiyo hukukuna özgü bağımsız bir taahhüt olmasıdır. Aval veren kişi, aval verdiği kişinin borcunu güvence altına almakla birlikte, kendi imzasıyla ayrıca kambiyo sorumluluğu üstlenir. TTK m. 702’ye göre aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Ayrıca aval verilen borç, şekle ait noksan dışında başka bir sebeple geçersiz olsa bile aval verenin taahhüdü kural olarak geçerliliğini korur.

Bu yönüyle aval, kefaletten daha ağır sonuçlar doğurabilir. Çünkü kefalette borçlunun bazı kişisel defileri kefil tarafından ileri sürülebilirken, avalde kambiyo senedinin soyutluğu ve tedavül güvenliği ön plandadır.


Bonoda Aval Nasıl Verilir?

Bonoda avalin geçerli olabilmesi için belirli şekil şartlarına uyulması gerekir. Aval şerhi, bono veya bonoya eklenen alonj üzerine yazılmalıdır. Aval genellikle “aval içindir”, “avalimdir”, “kefil olarak aval verdim” veya buna benzer bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. TTK m. 701’e göre aval şerhi, senet veya alonj üzerine yazılır; “aval içindir” veya buna eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren tarafından imzalanır.

Uygulamada en sık karşılaşılan şekil, bononun ön yüzüne aval veren kişinin imza atmasıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, bononun ön yüzündeki her imzanın aynı hukuki sonucu doğurmayacağıdır. Bonoyu düzenleyenin imzası zaten asli borçlu sıfatıyla atılmıştır. Bunun dışında senedin ön yüzüne atılan imzalar, kural olarak aval şerhi olarak değerlendirilebilir.

Avalin kimin lehine verildiği açıkça yazılmalıdır. Örneğin “düzenleyen lehine avalimdir” şeklindeki bir kayıt, avalin kimin borcunu teminat altına aldığını netleştirir. Eğer avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, bono bakımından aval bonoyu düzenleyen kişi lehine verilmiş sayılır. TTK m. 778/4 bu hususu bonolar yönünden açıkça düzenlemektedir.


Kimler Bonoda Aval Verebilir?

Bonoda aval, üçüncü bir kişi tarafından verilebileceği gibi senette imzası bulunan kişilerden biri tarafından da verilebilir. TTK m. 700’e göre bedelin ödenmesi aval suretiyle tamamen veya kısmen teminat altına alınabilir ve bu teminat üçüncü kişi veya senette imzası bulunan bir kişi tarafından verilebilir.

Örneğin bir şirketin düzenlediği bonoda şirket ortağı, şirket yetkilisi, üçüncü bir gerçek kişi veya başka bir ticaret şirketi aval verebilir. Tüzel kişilerde avalin geçerliliği bakımından imza atan kişinin temsil yetkisi ayrıca önem taşır. Şirket adına aval verilmişse, imza atan kişinin şirketi bu tür bir kambiyo taahhüdü altına sokmaya yetkili olup olmadığı incelenmelidir.


Aval Veren Kişinin Sorumluluğu Nedir?

Bonoda aval veren kişinin sorumluluğu oldukça ağırdır. Aval veren kişi, aval verdiği kişi kim ise onunla aynı şekilde sorumlu olur. Başka bir ifadeyle, düzenleyen lehine aval verilmişse aval veren, bonoyu düzenleyen gibi ödeme sorumluluğu altına girer.

Bu sorumluluk yalnızca ahlaki veya tali bir güvence değildir. Aval veren kişi, kambiyo senedinden doğan borçtan dolayı doğrudan takip edilebilir. TTK m. 724 uyarınca poliçeyi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludur; hamil, borçlanmadaki sırayla bağlı olmaksızın bunlardan birine, birkaçına veya tamamına başvurabilir. Bu hüküm, TTK m. 778 kapsamında bonolar bakımından da uygulama alanı bulur.

Bu nedenle alacaklı, bono ödenmediğinde önce asıl borçluya başvurmak zorunda değildir. Şartları varsa doğrudan aval verene karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılabilir.


Aval Veren Kişi Hangi Borçlardan Sorumlu Olur?

Aval veren kişinin sorumluluğu, kural olarak aval verdiği kambiyo borcunun kapsamı kadardır. Eğer aval tüm bono bedeli için verilmişse, aval veren bono bedelinin tamamından sorumlu olur. Eğer aval yalnızca belirli bir miktar için verilmişse, sorumluluk o miktarla sınırlı olur.

Alacaklı, bononun ödenmemesi hâlinde aval verenden yalnızca ana para borcunu değil; şartları oluşmuşsa faiz, takip giderleri, protesto giderleri ve kambiyo hukukundan doğan diğer fer’i talepleri de isteyebilir. TTK m. 725’te hamilin başvurma hakkı kapsamında senet bedeli, vade sonrası faiz, protesto ve ihbar giderleri ile diğer giderlerin talep edilebileceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle aval imzası atılırken “sadece formalite icabı imza attım” düşüncesi son derece risklidir. Aval veren kişi, çoğu zaman borcun tamamından kişisel malvarlığıyla sorumlu hâle gelir.


Aval ile Kefalet Arasındaki Fark Nedir?

Bonoda aval ile kefalet uygulamada sıkça karıştırılır. Oysa bu iki kurum hukuki sonuçları bakımından aynı değildir.

Kefalet, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen, asıl borca bağlı fer’i nitelikte bir teminattır. Aval ise kambiyo senedine özgü, senet üzerinde imza ile doğan bağımsız bir kambiyo taahhüdüdür. Aval verenin sorumluluğu, aval verdiği kişinin sorumluluğuna benzer; fakat aval veren, kambiyo hukukunun sınırlı def’i sistemi nedeniyle her zaman asıl borçluya ait kişisel savunmaları ileri süremeyebilir.

Bir diğer önemli fark, eş rızası meselesidir. Kefalette kural olarak eşin rızası Türk Borçlar Kanunu bakımından gündeme gelebilir. Ancak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 20.04.2018 tarihli, 2017/4 E. ve 2018/5 K. sayılı kararıyla avalde eş rızasının aranmayacağı kabul edilmiştir. Bu kararda avalin kefaletten farklı, kambiyo hukukuna özgü bağımsız bir taahhüt olduğu vurgulanmıştır.

Bu sebeple “eşimin rızası yoktu, aval geçersizdir” savunması kural olarak tek başına yeterli kabul edilmez.


Aval Veren Hangi Def’ileri İleri Sürebilir?

Aval veren kişi, kendisine karşı başlatılan takipte veya açılan davada bazı savunmalar ileri sürebilir. Ancak bu savunmalar kambiyo hukukunun sıkı şekil ve soyutluk ilkeleri nedeniyle sınırlıdır.

Aval veren, özellikle şu hususlara dayanabilir:

  1. Bonoda zorunlu şekil unsurlarının bulunmadığı,
  2. İmzanın kendisine ait olmadığı,
  3. Temsil yetkisinin bulunmadığı veya yetkinin aşıldığı,
  4. Aval beyanının geçerli şekilde senet veya alonj üzerinde yer almadığı,
  5. Avalin belirli bir miktarla sınırlı olduğu,
  6. Takipte süre, yetki, faiz veya borç miktarı bakımından hata bulunduğu.

Buna karşılık aval veren, çoğu durumda aval verdiği kişi ile alacaklı arasındaki temel ilişkiye dayalı kişisel itirazları hamile karşı ileri süremez. TTK m. 687’ye göre kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremez; ancak hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmişse bu durum farklı değerlendirilebilir.


Aval Veren Ödeme Yaparsa Ne Olur?

Aval veren kişi bono bedelini öderse, yaptığı ödeme karşılıksız kalmaz. TTK m. 702/3’e göre aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde lehine aval verdiği kişiye ve ona karşı senet gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder; bu düzenleme bonolar bakımından da uygulanır.

Başka bir ifadeyle aval veren, alacaklıya ödeme yaptıktan sonra rücu hakkını kullanabilir. Örneğin şirket lehine aval veren bir kişi, bono bedelini ödemek zorunda kalırsa, ödediği miktar için lehine aval verdiği kişiye başvurabilir. Ancak bu hakkın etkin şekilde kullanılabilmesi için ödeme belgelerinin, takip evrakının ve senet örneğinin saklanması önemlidir.


Bonoda Avalin Uygulamadaki Önemi

Ticari ilişkilerde aval, alacaklı bakımından güçlü bir güvence sağlar. Özellikle şirketlerin düzenlediği bonolarda şirket ortağı veya yetkilisinin aval vermesi, alacaklının tahsil kabiliyetini artırır. Çünkü borç ödenmediğinde alacaklı yalnızca şirket malvarlığıyla sınırlı kalmayabilir; aval veren gerçek kişinin şahsi malvarlığına da başvurabilir.

Borçlu ve aval veren açısından ise aval imzası son derece dikkatli değerlendirilmelidir. Bonoya atılan tek bir imza, ileride yüksek miktarlı bir kambiyo takibine, banka hesaplarına haciz konulmasına, taşınır ve taşınmaz malların haczine ve ticari itibarın zedelenmesine yol açabilir.


Sonuç

Bonoda aval, kambiyo senedinin ödenmesini güvence altına alan güçlü bir teminat kurumudur. Aval veren kişi, çoğu durumda aval verdiği kişiyle aynı sorumluluk düzeyine gelir ve alacaklı tarafından doğrudan takip edilebilir. Bu nedenle aval, sıradan bir kefalet veya basit bir tanıklık imzası gibi değerlendirilmemelidir.

Özellikle ticari hayatta bonoya aval verilmeden önce senet bedeli, vade, avalin kimin lehine verildiği, avalin tüm borcu mu yoksa belirli bir kısmı mı kapsadığı ve aval verenin ileride karşılaşabileceği takip riskleri dikkatle incelenmelidir. Aksi hâlde, “sadece güvence olsun” düşüncesiyle atılan bir imza, aval veren kişi açısından ciddi mali ve hukuki sonuçlar doğurabilir.

Leave a Reply

Call Now Button