Single Blog Title

This is a single blog caption

Bir Bit Değişirse Delil Değişir: Dijital Delillerde Hash Değeri, Bütünlük ve Delil Güvenliği

Bir Bit Değişirse Delil Değişir: Dijital Delillerde Hash Değeri, Bütünlük ve Delil Güvenliği

Giriş

Cep telefonları, bilgisayarlar, WhatsApp yazışmaları, elektronik postalar, güvenlik kamerası görüntüleri, ses kayıtları, sosyal medya içerikleri ve dijital belgeler; ceza, hukuk ve iş davalarında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bununla birlikte dijital veriler, klasik fiziki delillerden farklı olarak kolayca kopyalanabilir, değiştirilebilir, silinebilir veya yeniden üretilebilir.

Bir kâğıt belge üzerindeki fiziksel müdahale kimi zaman çıplak gözle anlaşılabilirken, dijital dosyada yapılan küçük bir değişiklik dışarıdan fark edilmeyebilir. Bu nedenle dijital delilin yalnızca içeriğinin bulunması yeterli değildir. Dosyanın hangi cihazdan, ne zaman, kim tarafından ve hangi yöntemle elde edildiğinin, elde edildikten sonra değiştirilip değiştirilmediğinin ve incelemeye sunulan kopyanın ilk elde edilen veriyle aynı olup olmadığının da ortaya konulması gerekir.

Dijital delil güvenliğinin sağlanmasında kullanılan temel araçlardan biri hash değeridir. Ancak hash değerinin işlevi çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Hash değeri, delilin kim tarafından oluşturulduğunu veya içeriğinin doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz. Temel işlevi, belirli bir dijital verinin daha sonra değişip değişmediğinin kontrol edilebilmesini sağlamaktır.

Hash Değeri Nedir?

Hash değeri, bir dijital dosyanın veya veri bütününün matematiksel bir algoritmadan geçirilmesi sonucunda elde edilen sabit uzunluktaki karakter dizisidir. Dosyanın büyüklüğü ne olursa olsun kullanılan algoritma aynı uzunlukta bir özet değer üretir. NIST, hash algoritmasını herhangi bir uzunluktaki veriyi sabit uzunlukta bir mesaj özetine dönüştüren işlem olarak açıklamaktadır.

Hash değeri çoğu zaman dijital verinin “parmak izi” olarak tanımlanır. Örneğin bir video dosyasının ilk hash değeri alınmışsa, aynı dosya daha sonra yeniden hash işleminden geçirilir. İki değer eşleşiyorsa dosyanın bit düzeyinde aynı kaldığı yönünde güçlü teknik güvence oluşur. Dosyanın içine tek bir karakter eklenmesi, bir görüntünün kırpılması veya bir metadatanın değiştirilmesi hâlinde yeni hash değerinin farklı çıkması beklenir.

Hash işlemi şifreleme ile aynı şey değildir. Şifrelemede verinin belirli bir anahtarla tekrar okunabilir hâle getirilmesi amaçlanırken hash işlemi, verinin sabit uzunlukta ve kural olarak geri döndürülemez bir özetini üretir. NIST, güvenli hash fonksiyonlarında çakışma direnci, ön görüntü direnci ve ikinci ön görüntü direnci olmak üzere üç temel özellik aramaktadır.

Hash Değeri Ne İspatlar?

Hash değerlerinin karşılaştırılması, esas olarak veri bütünlüğünü kontrol etmeye yarar. İlk elde edilen dijital veri ile inceleme sırasında kullanılan kopyanın hash değerleri aynıysa, iki veri bütününün bit düzeyinde aynı olduğu kabul edilebilir.

Örneğin bir telefonun adli kopyası alınırken SHA-256 hash değeri oluşturulmuş ve bu değer tutanağa yazılmışsa, bilirkişi incelemesine sunulan kopyanın hash değeri yeniden hesaplanabilir. Değerler aynıysa incelemenin ilk alınan kopya üzerinde gerçekleştirildiği doğrulanabilir.

Hash değerinin aynı olması şu soruya cevap verir:

“İncelenen veri, hash değeri alındığı andaki veriyle aynı mıdır?”

Ancak şu soruların tamamını tek başına cevaplamaz:

  • Veriyi gerçekte kimin oluşturduğu,
  • Mesajı hangi kişinin gönderdiği,
  • Dosyanın cihazda hangi yöntemle meydana geldiği,
  • İçeriğin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı,
  • Verinin hash alınmadan önce değiştirilip değiştirilmediği,
  • Dijital materyalin hukuka uygun biçimde ele geçirilip geçirilmediği.

Dolayısıyla manipüle edilmiş bir dosyanın hash değeri alınırsa hash işlemi dosyayı hukuken veya maddi olarak “doğru” hâle getirmez. Yalnızca dosyanın hash alındıktan sonra aynı kalıp kalmadığını denetlemeye imkân verir.

Hash Değeri ile Delilin Gerçekliği Aynı Şey Değildir

Dijital delillerde bütünlük ile gerçeklik birbirinden ayrılmalıdır.

Bütünlük, delilin elde edildiği andan inceleme ve yargılama aşamasına kadar değişmeden korunmasını ifade eder. Gerçeklik ise verinin iddia edilen kaynaktan gelip gelmediğiyle ilgilidir.

Örneğin sahte bir WhatsApp konuşması oluşturularak ekran görüntüsü alınmış ve görüntünün hash değeri hesaplanmış olabilir. Bu durumda hash değeri, ekran görüntüsünün daha sonra değiştirilmediğini gösterebilir; ancak konuşmanın gerçekten taraflar arasında gerçekleştiğini ispatlamaz.

Bu nedenle dijital delilin değerlendirilmesinde hash değerinin yanında;

  • Kaynak cihaz,
  • Telefon numarası veya kullanıcı hesabı,
  • Dosya yolu,
  • Mesaj veri tabanı,
  • Oluşturulma ve değiştirilme tarihleri,
  • Sistem ve uygulama kayıtları,
  • Gönderici ve alıcı bilgileri,
  • Dosya metadataları,
  • Sunucu kayıtları,
  • Diğer tarafın cihazındaki karşılık kayıtlar

birlikte incelenmelidir.

Adli İmaj ile Sıradan Dosya Kopyası Arasındaki Fark

Bir bilgisayardaki belirli dosyaların USB belleğe aktarılması, tam anlamıyla adli imaj alınması değildir. Adli imaj; dijital materyalin aktif verileriyle birlikte silinmiş veri kalıntılarını, ayrılmamış alanlarını ve dosya sistemi yapılarını da kapsayabilecek biçimde birebir kopyasının oluşturulmasıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/2637 Esas ve 2019/5904 Karar sayılı kararında adli imajın, dijital medyanın olağan biçimde kopyalanması olmadığı; aktif, silinmiş veya artık alanlarda bulunan verilerin orijinal medyadaki hâliyle birebir yedeklenmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı kararda, delilin ilk elde edildiği andaki güvenilirliğinin korunması için hard diskin alınması sırasında hash değerinin belirlenmesi ve işlemlerin tutanağa bağlanması gerektiği ifade edilmiştir.

Sağlıklı bir adli bilişim incelemesinde kural olarak orijinal cihaz doğrudan ve sürekli biçimde incelenmez. Öncelikle adli imaj oluşturulur; orijinal veri koruma altına alınır ve analiz çalışma kopyası üzerinde yapılır. Bu yöntem, inceleme sırasında orijinal verinin istemeden değiştirilmesi riskini azaltır.

Write Blocker Neden Kullanılır?

Bilgisayar disklerinin adli kopyasının alınmasında kullanılan önemli araçlardan biri “write blocker”, diğer ifadeyle yazma engelleyicidir. Bu araç, dijital materyaldeki verilerin okunmasına izin verirken inceleme bilgisayarından kaynak cihaza veri yazılmasını engeller.

Çünkü bir disk doğrudan bilgisayara bağlandığında işletim sistemi erişim tarihlerini, önbellekleri veya bazı sistem kayıtlarını otomatik olarak değiştirebilir. Bu durum kasıtlı olmasa bile orijinal delilin bütünlüğü hakkında tartışma yaratabilir.

NIST, write blocker aracını depolama cihazındaki tüm verilere erişim sağlarken cihaz üzerinde değişiklik yapılmasını önleyen bir mekanizma olarak açıklamakta; aracın özellikle inceleme ve veri edinimi sırasında kaynağı korumak amacıyla kullanıldığını belirtmektedir.

Bununla birlikte cep telefonları, aktif sunucular ve çalışan sistemlerde klasik yazma engelleyicinin kullanılması her zaman mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda uygulanan yöntem, cihazın durumu, yapılan zorunlu değişiklikler ve kullanılan adli bilişim aracı ayrıntılı biçimde raporlanmalıdır.

Dijital Delilde Muhafaza Zinciri

Hash değeri, delil güvenliğinin yalnızca bir parçasıdır. Dijital delilin güvenilir biçimde değerlendirilebilmesi için muhafaza zincirinin de korunması gerekir.

Muhafaza zinciri; delilin ilk ele geçirildiği andan mahkemeye sunulmasına kadar geçen süreçte kimlerin elinde bulunduğunu, nerede saklandığını ve hangi işlemlere tabi tutulduğunu gösteren kayıtların bütünüdür.

Delil teslim ve inceleme tutanağında mümkün olduğunca şu bilgilere yer verilmelidir:

  • Cihazın marka, model, seri ve IMEI numarası,
  • Cihazı teslim eden ve teslim alan kişilerin bilgileri,
  • Teslim tarihi ve saati,
  • Cihazın açık veya kapalı olduğu,
  • Ekran kilidi ve bağlantı durumu,
  • SIM kart ve hafıza kartı bilgileri,
  • Ambalaj ve mühür numaraları,
  • Kullanılan imaj alma yöntemi ve yazılımı,
  • Kullanılan hash algoritması,
  • Orijinal materyal ve adli kopyaya ait hash değerleri,
  • İnceleme kopyasını oluşturan kişinin bilgileri,
  • Delilin saklandığı yer,
  • Yapılan her teslim ve iade işlemi.

Delilin belirli bir süre kimin elinde bulunduğunun açıklanamaması, mühürlerin bozulması veya imaj alma sürecinin belgelendirilmemesi hash değeri mevcut olsa bile güvenilirlik tartışmasına yol açabilir.

Hash Değeri Hangi Aşamalarda Alınmalıdır?

Dijital delil incelemesinde yalnızca raporun sonunda hash değeri yazılması yeterli güvenceyi sağlamayabilir. Hash değerinin mümkün olduğunca delilin ilk elde edildiği aşamadan itibaren kaydedilmesi gerekir.

Uygun süreç genel olarak şu şekilde ilerler:

  1. Dijital materyal tespit edilir ve fiziksel özellikleri tutanağa geçirilir.
  2. Kaynak materyalin adli imajı alınır.
  3. İmaj alma işlemi sırasında veya hemen sonrasında hash değeri hesaplanır.
  4. Hash değeri teslim ve inceleme tutanağına yazılır.
  5. Orijinal delil mühürlenerek güvenli alanda saklanır.
  6. İnceleme için ayrı bir çalışma kopyası oluşturulur.
  7. Çalışma kopyasının hash değeri ana imajla karşılaştırılır.
  8. İnceleme sonunda kullanılan veri ve oluşturulan rapor eklerinin hash değerleri kaydedilir.
  9. Delil başka bir bilirkişiye gönderildiğinde hash doğrulaması tekrarlanır.

NIST’in mobil cihaz adli bilişim rehberinde de hash değerinin, edinilen verinin bütünlüğünü korumak amacıyla hesaplandığı ve delilin yaşam döngüsü boyunca aynı değerin tekrar doğrulanmasının sonraki incelemelerin aynı başlangıç verisi üzerinden yapılmasını sağladığı belirtilmektedir.

Hash Değeri Farklı Çıkarsa Delil Değiştirilmiş midir?

İlk ve sonraki hash değerlerinin farklı olması, karşılaştırılan dijital verilerin bit düzeyinde aynı olmadığını gösterir. Ancak bu durum tek başına kasıtlı delil değiştirme veya sahtecilik yapıldığını ispatlamaz.

Farklılığın nedeni;

  • Dosyanın gerçekten değiştirilmesi,
  • Dosyanın yeniden kaydedilmesi,
  • Metadata bilgilerinin güncellenmesi,
  • Farklı dosya formatına dönüştürülmesi,
  • Sıkıştırma veya dışa aktarma işlemi,
  • Farklı kapsamda veri alınması,
  • Bir karşılaştırmada bütün disk, diğerinde tek dosyanın kullanılması,
  • Farklı hash algoritmalarıyla hesaplama yapılması,
  • Eksik veya hatalı veri aktarımı

olabilir.

Bu nedenle hash değerleri karşılaştırılırken aynı veri bütününün, aynı algoritmayla ve aynı yöntemle incelenip incelenmediği belirlenmelidir. Hash uyuşmazlığı varsa bilirkişi yalnızca “değerler farklıdır” demekle yetinmemeli; farklılığın teknik nedenini ve delilin güvenilirliğine etkisini açıklamalıdır.

Hangi Hash Algoritması Kullanılmalıdır?

Adli bilişim uygulamalarında geçmişte MD5 ve SHA-1 algoritmaları yaygın olarak kullanılmıştır. Ancak bu algoritmaların çakışma direncine ilişkin güvenlik zayıflıkları ortaya çıkmıştır.

NIST, SHA-1 kullanımını 2011 yılında eski teknoloji olarak değerlendirmiş ve yeni uygulamalarda daha güvenli algoritmalara geçişi teşvik etmiştir. NIST’in geçiş planına göre SHA-1’in kriptografik koruma amacıyla tüm uygulamalardan 31 Aralık 2030’a kadar çıkarılması hedeflenmektedir.

Güncel adli bilişim uygulamalarında SHA-256 veya daha güçlü SHA-2 ve SHA-3 ailesi algoritmalarının tercih edilmesi daha güvenlidir. NIST, SHA-256, SHA-384, SHA-512 ve SHA-3 ailesini onaylı algoritmalar arasında saymaktadır.

Eski dosyalarda yalnızca MD5 veya SHA-1 değerinin bulunması, delilin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak özellikle çekişmeli ve yüksek önem taşıyan incelemelerde SHA-256 gibi güçlü bir algoritmayla ek doğrulama yapılması gerekir. Uygulamada birden fazla hash algoritmasının birlikte kullanılması da güvenilirliği artırabilir.

Türk Ceza Muhakemesinde Dijital Delil Güvenliği

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi, bilgisayarlar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasını, kayıtların kopyalanmasını ve çözülerek metin hâline getirilmesini düzenlemektedir. Düzenleme; somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri, başka surette delil elde edilememe ve yetkili makam kararı gibi güvenceler öngörmektedir.

CMK’nın 134. maddesinde doğrudan “hash” kavramı kullanılmamaktadır. Bununla birlikte kanunda yer alan yedekleme, kopya çıkarma, tutanak düzenleme ve ilgilisine kopya verme hükümlerinin amacına uygun biçimde uygulanabilmesi için alınan kopyanın orijinal veriyle aynı olduğunun teknik olarak doğrulanabilmesi gerekir. Hash değeri bu doğrulamanın en önemli araçlarından biridir.

CMK’nın 206/2-a maddesine göre kanuna aykırı olarak elde edilmiş delilin ortaya konulması reddedilir. CMK’nın 217/2. maddesine göre ise yüklenen suç ancak hukuka uygun biçimde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.

Burada iki hususun birbirinden ayrılması gerekir:

Birinci ihtimal, dijital delilin yetkisiz arama, hukuka aykırı elkoyma veya kanuni usule aykırı inceleme sonucunda elde edilmesidir. Bu durumda hukuka aykırı delil yasağı gündeme gelebilir.

İkinci ihtimal, delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasına rağmen hash değerinin alınmaması veya muhafaza zincirinin eksik tutulmasıdır. Bu durumda her olayda otomatik olarak hukuka aykırılık sonucu doğmayabilir; ancak delilin değişmediğinin doğrulanamaması, güvenilirliğini ve ispat gücünü ciddi biçimde zayıflatır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2012/21817 Esas ve 2013/25428 Karar sayılı kararında, bilgisayar üzerinde usulünce imaj alma işlemi yapılmaması ve veri bütünlük değerlerinin belirlenmemesi, diğer delil eksiklikleriyle birlikte değerlendirilmiş; kesin delil bulunmadan varsayımla mahkûmiyet kurulamayacağı kabul edilmiştir.

Dolayısıyla hash eksikliği, özellikle sanığın dijital veriyi inkâr ettiği ve delilin başka maddi delillerle desteklenmediği dosyalarda mahkûmiyet için gerekli kesinlik derecesinin oluşmasını engelleyebilir.

Hukuk ve İş Davalarında Hash Değerinin Önemi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesine göre elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belge niteliğindedir. Bu nedenle e-posta, WhatsApp yazışması, ses kaydı, kamera görüntüsü ve elektronik dosyalar hukuk ve iş mahkemelerinde delil olarak sunulabilir.

Ancak elektronik verinin belge sayılması, içeriğinin kendiliğinden doğru kabul edilmesi anlamına gelmez. Karşı tarafın dosyanın değiştirildiğini, yazışmanın kesildiğini veya ekran görüntüsünün üretildiğini ileri sürmesi hâlinde delilin kaynağı ve bütünlüğü araştırılmalıdır.

HMK’nın 189/2. maddesi de hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin mahkeme tarafından dikkate alınamayacağını düzenlemektedir.

Örneğin işçinin kendi tarafı olduğu WhatsApp konuşmasını telefonundan dışa aktarmasıyla, işverenin işçinin telefonuna gizlice girerek özel yazışmalarını ele geçirmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir. Hash değeri ikinci yöntemdeki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Teknik olarak bütünlüğü sağlanmış bir veri, hukuken yasak yöntemle elde edilmiş olabilir.

Hukuk yargılamasında hash değerinin bulunmaması, dijital belgeyi otomatik olarak yok hükmünde hâle getirmez. Ancak içerik inkâr edilmişse delilin ağırlığı azalabilir ve telefonun, bilgisayarın veya orijinal kayıt ortamının bilirkişi tarafından incelenmesi gerekebilir.

Ekran Görüntüsünde Hash Değeri Yeterli midir?

Bir WhatsApp konuşmasının ekran görüntüsüne hash değeri verilmesi, yalnızca o görüntü dosyasının hash alınmasından sonra değiştirilmediğini gösterebilir. Ekran görüntüsünün oluşturulmasından önce konuşmanın kırpılmış, bazı mesajların silinmiş veya kişi adının değiştirilmiş olması ihtimalini ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle mesajlaşma delillerinde mümkün olduğunca;

  • Telefonun aslı,
  • Mesaj veri tabanı,
  • Konuşmanın tamamı,
  • Telefon numarası ve hesap bilgileri,
  • Mesaj tarih ve saatleri,
  • Medya dosyaları,
  • Varsa diğer tarafın cihazındaki karşılık kayıtlar

incelenmelidir.

Sadece ekran görüntüsüne ait hash değeri yerine, kaynağın adli imajı ile ilgili mesaj veri tabanının hash değerlerinin belirlenmesi daha güçlü bir delil güvenliği sağlar.

Bilirkişi Raporunda Hangi Bilgiler Bulunmalıdır?

Dijital inceleme raporunun denetlenebilir olması için bilirkişinin ulaştığı sonucu açıklaması yeterli değildir. Kullandığı yöntem ve teknik süreci de göstermesi gerekir.

Raporda en azından;

  • İncelenen materyalin tanımı,
  • Teslim ve mühür bilgileri,
  • Adli imajın nasıl alındığı,
  • Kullanılan cihaz ve yazılımlar,
  • Yazılımların sürümleri,
  • Kullanılan hash algoritması,
  • Kaynak ve imaj hash değerleri,
  • Değerlerin eşleşip eşleşmediği,
  • İncelemenin orijinalde mi kopyada mı yapıldığı,
  • İnceleme sırasında yapılan işlemler,
  • Bulgunun cihaz içindeki dosya yolu,
  • Tarih ve saat dilimi,
  • Silinmiş verilerin hangi yöntemle kurtarıldığı,
  • Teknik sınırlamalar,
  • Sonucun kesinlik derecesi

açıklanmalıdır.

“Telefon incelendi ve mesajlar tespit edildi.” biçimindeki genel bir ifade, delilin teknik olarak denetlenebilmesi için yeterli değildir. Tarafların ve mahkemenin aynı veriler üzerinde incelemeyi tekrarlayabilmesi gerekir.

Hash Değeri Bulunmayan Dijital Delile Nasıl İtiraz Edilebilir?

Hash değeri alınmamış veya muhafaza zinciri açıklanmamış bir dijital delile karşı şu hususlar ileri sürülebilir:

  1. Orijinal cihazın kimden, hangi tarihte ve ne şekilde alındığı açıklanmamıştır.
  2. Dijital materyalin ilk teslim anındaki hash değeri belirlenmemiştir.
  3. Adli imaj oluşturulup oluşturulmadığı bilinmemektedir.
  4. İncelemenin doğrudan orijinal cihaz üzerinde yapılıp yapılmadığı açıklanmamıştır.
  5. Kaynak veriyle bilirkişiye sunulan veri arasında bütünlük doğrulaması yapılamamaktadır.
  6. Delilin kimlerin elinde bulunduğuna ilişkin muhafaza zinciri kayıtları eksiktir.
  7. Kullanılan yazılım ve sürüm bilgileri belirtilmemiştir.
  8. Mesaj veya dosyaların yalnızca seçilmiş kısımları rapora alınmıştır.
  9. Hash değerinin hangi algoritmayla ve hangi veri bütünü üzerinden hesaplandığı belli değildir.
  10. Delilin değiştirilmediğini doğrulayacak tekrarlanabilir bir teknik yöntem sunulmamıştır.

Bu eksiklikler nedeniyle orijinal materyalin yeniden incelenmesi, yeni bilirkişi heyeti görevlendirilmesi, adli imaj ve hash değerlerinin dosyaya getirtilmesi veya mevcut raporun hükme esas alınmaması talep edilebilir.

Anayasa Mahkemesinin 2026 Tarihli CMK 134 Kararı

Anayasa Mahkemesi, 12 Şubat 2026 tarihli ve E.2023/128, K.2026/36 sayılı kararıyla CMK’nın 134. maddesindeki dijital arama, kopyalama ve elkoymaya ilişkin bazı kuralları; kişisel verilerin saklanması, kullanım süresi, silinmesi ve ilgili kişilere sağlanacak güvencelerin kanunda yeterince düzenlenmemiş olması nedeniyle iptal etmiştir. Mahkeme, hukuki boşluk oluşmaması amacıyla iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Karar 25 Mayıs 2026 tarihinde yayımlandığından iptal hükmü 25 Şubat 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu nedenle 31 Temmuz 2026 itibarıyla CMK’nın 134. maddesi uygulanmaya devam etmektedir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararı, dijital delil güvenliğinin yalnızca teknik bütünlükten ibaret olmadığını; kişisel verilerin korunması, saklama süresi, erişim yetkisi ve imha prosedürlerinin de kanuni güvenceye bağlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç

Hash değeri, dijital delilin güvenilirliğini sağlayan en önemli teknik araçlardan biridir. Delilin ilk elde edildiği andaki veriyle inceleme ve yargılama sırasında kullanılan verinin aynı olup olmadığının kontrol edilmesini sağlar.

Ancak hash değeri;

  • Veriyi kimin oluşturduğunu,
  • İçeriğin maddi gerçeği yansıttığını,
  • Delilin hukuka uygun yöntemle elde edildiğini,
  • Hash alınmadan önce manipülasyon yapılmadığını

tek başına kanıtlamaz.

Güvenilir bir dijital delil için hash değeri; usulüne uygun adli imaj, yazma engelleyici yöntemler, ayrıntılı tutanaklar, muhafaza zinciri, güvenli saklama, tekrarlanabilir bilirkişi incelemesi ve hukuka uygun elde etme süreciyle birlikte değerlendirilmelidir.

Hash değerinin hiç alınmamış olması her durumda delilin otomatik olarak geçersiz sayılmasını gerektirmese de özellikle içeriğin inkâr edildiği ceza dosyalarında delilin bütünlüğünün doğrulanmasını güçleştirir. Hash eksikliği, muhafaza zinciri ihlali ve usulsüz imaj alma işlemleri bir arada bulunuyorsa dijital verinin hükme esas alınması ciddi biçimde tartışmalı hâle gelir.

Sonuç olarak dijital delilin mahkemeye sunulması yeterli değildir. Delilin nereden geldiği, nasıl elde edildiği, kimlerin elinden geçtiği ve ilk hâliyle aynı kaldığının nasıl doğrulandığı da ortaya konulmalıdır. Hash değeri bu güvenlik zincirinin merkezinde bulunmakla birlikte zincirin tamamı değildir.

Leave a Reply

Call Now Button