Hakkımda Asılsız Şikâyet veya Sosyal Medyada Yalan Paylaşım Yapılırsa Ne Yapabilirim?

Bu yazının ana başlıkları
| 1. Hakkında Asılsız Şikâyet Yapılması İftira Suçu mudur? |
| 2. Takipsizlik veya Beraat Kararı Alınması Yeterli midir? |
| 3. Sosyal Medyada Hakkımda Yalan Paylaşım Yapılırsa Suç Oluşur mu? |
Hukuki bilgilendirme · Av. Ferhat Küle
Bir kişi hakkında gerçeğe aykırı şekilde suç isnadında bulunulması, savcılığa veya kolluk makamlarına asılsız şikâyet yapılması ya da sosyal medya üzerinden gerçeğe aykırı iddialarla kişinin toplumdaki veya mesleki çevresindeki itibarının zedelenmesi çeşitli hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilir.
Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte bir kişi hakkında Instagram, X, Facebook, TikTok veya diğer internet platformları üzerinden yapılan paylaşımlar çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmektedir.
Bu durumda en sık sorulan sorular şunlardır:
“Hakkımda yalan şikâyet yapıldı, ne yapabilirim?”
“Sosyal medyada hakkımda gerçeğe aykırı paylaşımlar yapılıyor, dava açabilir miyim?”
“Asılsız suçlamalar nedeniyle manevi tazminat isteyebilir miyim?”
Somut olayın özelliklerine göre iftira veya hakaret nedeniyle ceza soruşturması, kişilik haklarının korunmasına yönelik hukuk davaları ve maddi veya manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.
Hakkında Asılsız Şikâyet Yapılması İftira Suçu mudur?
Her asılsız veya sonuçsuz kalan şikâyet otomatik olarak iftira suçunu oluşturmaz.
Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre iftira suçunun oluşabilmesi için kişinin, isnat ettiği fiilin gerçeğe aykırı olduğunu bilmesine rağmen bir başkası hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunması ya da basın ve yayın yoluyla hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
Dolayısıyla bir kişi hakkında yapılan şikâyetin;
- kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması,
- kişinin beraat etmesi,
- suçun ispatlanamaması
tek başına şikâyet eden kişinin iftira suçundan sorumlu tutulması için yeterli değildir.
Önemli olan, şikâyetçinin suçlamanın gerçek olmadığını bildiği halde bu isnadı yapmış olup olmadığıdır.
Örneğin bir kişinin borç ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlığı bilerek “dolandırıcılık” gibi göstermesi, hiç gerçekleşmemiş bir olayı gerçekleşmiş gibi anlatması veya sahte deliller oluşturarak başka bir kişi hakkında ceza soruşturması başlatılmasını sağlamaya çalışması iftira suçu bakımından değerlendirilebilir.
Takipsizlik veya Beraat Kararı Alınması Yeterli midir?
Hayır.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı, hakkındaki suçlamanın ispatlanamadığını veya ceza sorumluluğunun oluşmadığını gösterebilir. Ancak bu kararlar tek başına karşı tarafın bilerek yalan söylediğini ispatlamaz.
İftira bakımından ayrıca şikâyetçinin kastının değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle şikâyetçinin;
- olayın gerçekte yaşanmadığını bilip bilmediği,
- elinde hiçbir delil bulunmadığı halde suç isnadında bulunup bulunmadığı,
- anlatımlarının objektif delillerle açıkça çelişip çelişmediği,
- sahte belge veya delil üretip üretmediği,
- taraflar arasındaki önceki uyuşmazlıkların niteliği
gibi hususlar önem taşır.
Sosyal Medyada Hakkımda Yalan Paylaşım Yapılırsa Suç Oluşur mu?
Paylaşımın içeriğine göre oluşabilir.
TCK m.125 kapsamında bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövülmesi hakaret suçunu oluşturabilir.
Örneğin bir kişi hakkında hiçbir somut dayanak bulunmaksızın;
“Dolandırıcıdır.”
“Hırsızlık yapıyor.”
“İnsanların parasını çalıyor.”
gibi ifadelerin kullanılması olayın koşullarına göre hakaret, kişilik haklarına saldırı veya daha ağır başka hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ancak burada eleştiri ile hakaretin birbirinden ayrılması gerekir.
Bir kişinin hizmetinden memnun olmadığını açıklaması, yaşadığı olayı kendi değerlendirmesiyle aktarması veya sert eleştiride bulunması her zaman hakaret suçu oluşturmaz.
Mahkemeler genellikle kullanılan sözlerin içeriğini, paylaşımın bağlamını, tarafların konumunu, paylaşımın kamu yararı taşıyıp taşımadığını ve kişinin şeref ve itibarına yönelik saldırının ağırlığını birlikte değerlendirir.
Google Yorumu veya Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Dava Açılabilir mi?
Evet.
Google işletme yorumları, Instagram paylaşımları, X gönderileri, Facebook yorumları ve benzeri internet içerikleri de hukuka aykırı olması halinde hukuki sorumluluk doğurabilir.
Örneğin bir işletme veya meslek mensubu hakkında yaşanmamış bir olayın yaşanmış gibi anlatılması veya kişinin suç işlediğinin gerçeğe aykırı biçimde ileri sürülmesi ticari ve mesleki itibarı etkileyebilir.
Bununla birlikte olumsuz yorum yapılması tek başına hukuka aykırı değildir.
Gerçek bir müşteri deneyiminin ölçülü şekilde anlatılması ile bir kişinin itibarını zedelemek amacıyla gerçek dışı suçlamalarda bulunulması arasında önemli bir fark vardır.
Sosyal Medyadaki Yalan Paylaşım Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Şartları varsa evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesine göre kişilik hakkına hukuka aykırı biçimde saldırılan kişi hâkimden korunmasını isteyebilir. TMK m.25 ise saldırının önlenmesi, devam eden saldırının durdurulması ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti gibi hukuki imkânlar tanımaktadır.
Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca kişilik hakkı zedelenen kişi, şartları mevcutsa uğradığı manevi zarar karşılığında manevi tazminat talep edebilir.
Örneğin gerçek dışı bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle kişinin;
- mesleki itibarı zarar görmüşse,
- aile veya sosyal çevresinde ciddi sorunlar yaşamışsa,
- ticari ilişkileri olumsuz etkilenmişse,
- toplum önünde küçük düşürülmüşse
kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat talebi değerlendirilebilir.
Ancak manevi tazminat miktarı her olay için aynı değildir. Paylaşımın niteliği, ulaştığı kişi sayısı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, saldırının ağırlığı ve meydana getirdiği sonuçlar birlikte değerlendirilir.
Paylaşımın Silinmesi İstenebilir mi?
Hukuka aykırı içerik devam ettiği sürece kişilik haklarının korunmasına yönelik talepler gündeme gelebilir.
TMK m.25 kapsamında mahkemeden saldırının durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti ve şartları oluşmuşsa kararın veya düzeltmenin üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması istenebilir.
Burada önemli bir güncel husus bulunmaktadır. İnternet içerikleri nedeniyle kişilik haklarının ihlaline karşı geçmişte sıklıkla kullanılan 5651 sayılı Kanun m.9’daki doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvuru mekanizması, Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir ve iptal hükmü 2024 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle internette hâlen yer alan eski tarihli makalelerdeki “doğrudan 5651 m.9 başvurusu” bilgisine güncel hukuk açısından dikkat edilmelidir.
Asılsız Paylaşım veya Şikâyet Nasıl İspatlanır?
Bu tür uyuşmazlıklarda deliller son derece önemlidir.
Sosyal medya içeriği sonradan silinebileceğinden mümkün olduğunca;
- paylaşımın ekran görüntüsü,
- paylaşımın tam internet bağlantısı,
- hesabın kullanıcı adı,
- profil bilgileri,
- tarih ve saat,
- yorum ve yanıtlar,
- varsa mesajlaşmalar,
- görüntü ve video kayıtları
saklanmalıdır.
Sadece paylaşım metninin ekran görüntüsünü almak yerine, paylaşımın hangi hesaptan ve hangi tarihte yapıldığını gösterecek şekilde kayıt alınması daha sağlıklı olacaktır.
Uyuşmazlığın önemine göre noter tespiti veya diğer delil tespit yöntemleri de değerlendirilebilir.
Şikâyet Süresi Var mı?
Hakaret suçu, kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hâl dışında kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Şikâyete bağlı suçlarda genel şikâyet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Ayrıca 2024 yılında yapılan değişiklikle şikâyete bağlı hakaret suçlarında şikâyet süresinin her hâlükârda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Bu nedenle sosyal medya paylaşımının üzerinden uzun süre geçmeden hukuki durumun değerlendirilmesi önemlidir.
Hakkımda Asılsız Şikâyet Yapıldığında Ne Yapmalıyım?
Öncelikle hakkınızda yürütülen soruşturmanın veya davanın içeriği incelenmelidir.
Şikâyetin tamamen gerçek dışı olduğu düşünülüyorsa;
- şikâyet dilekçesi,
- ifade tutanakları,
- kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya beraat kararı,
- tanık beyanları,
- kamera kayıtları,
- yazışmalar ve diğer objektif deliller
birlikte değerlendirilmelidir.
Şikâyetçinin bilerek gerçeğe aykırı suç isnadında bulunduğuna ilişkin yeterli delil varsa iftira suçundan ayrıca şikâyette bulunulması gündeme gelebilir.
Ayrıca kişilik haklarının ihlal edildiği durumlarda tazminat davası açılması da değerlendirilebilir.
Sonuç
Hakkında asılsız şikâyet yapılan veya sosyal medyada gerçek dışı iddialarla itibarı zedelenen kişi hukuken tamamen korumasız değildir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- iftira nedeniyle suç duyurusu,
- hakaret nedeniyle şikâyet,
- kişilik haklarının korunmasına yönelik dava,
- saldırının durdurulması veya hukuka aykırılığının tespiti,
- maddi ve manevi tazminat
talep edilebilir.
Ancak her takipsizlik kararı iftira, her olumsuz sosyal medya yorumu da hakaret değildir. Hukuki değerlendirmede ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı, iddianın gerçekliği, kullanılan ifadelerin ağırlığı ve kişinin itibarına verilen zarar birlikte ele alınmalıdır.
Bu nedenle özellikle sosyal medya içeriklerinde paylaşım silinmeden önce delillerin korunması ve olayın ceza hukuku ile özel hukuk boyutlarının birlikte değerlendirilmesi önem taşır.
İlgili yazı: Kamera kayıtlarının delil değeri.
