Single Blog Title

This is a single blog caption

Fotoğraftaki Sizsiniz, Görüntüdeki Olay Hiç Yaşanmadı: Yapay Zekâyla Üretilen Müstehcen İçeriklerin Ceza Hukuku Boyutu

Fotoğraftaki Sizsiniz, Görüntüdeki Olay Hiç Yaşanmadı: Yapay Zekâyla Üretilen Müstehcen İçeriklerin Ceza Hukuku Boyutu

Bir kişinin sosyal medya hesabından alınan sıradan bir fotoğrafı, birkaç dakika içinde müstehcen bir görüntüye dönüştürülebilmektedir. Üretilen içerikte kişinin yüzü, bedeni, sesi ve mimikleri gerçeğe son derece yakın biçimde kullanılabilir. Oysa görüntüdeki kişi böyle bir görüntünün oluşturulmasına rıza göstermemiş, görüntüde yer almamış ve gösterilen cinsel davranışları hiçbir zaman gerçekleştirmemiş olabilir.

Yapay zekâyla üretilen müstehcen içerikler; yalnızca “sahte görüntü” veya “montaj” olarak değerlendirilemez. İçeriğin niteliğine ve kullanım amacına göre müstehcenlik, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması, hakaret, şantaj, tehdit ve iftira gibi birden fazla suç gündeme gelebilir.

Ancak yapay zekâyla müstehcen bir içerik üretilmiş olması, tek başına bütün olaylarda aynı suçun oluştuğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğunun belirlenebilmesi için:

  • Görüntüde yetişkin mi yoksa çocuk mu temsil edildiği,
  • Gerçek bir kişinin yüzü veya sesi kullanılıp kullanılmadığı,
  • İçeriğin yalnızca üretilip üretilmediği veya başkalarına da gönderilip gönderilmediği,
  • İçeriğin tehdit, şantaj ya da itibar zedeleme amacıyla kullanılıp kullanılmadığı,
  • Görüntünün gerçek bir kişiye aitmiş gibi sunulup sunulmadığı,
  • İçeriğin ne şekilde elde edildiği ve yayımlandığı

ayrı ayrı incelenmelidir.

Yapay Zekâyla Üretilen Müstehcen İçerik Nedir?

Yapay zekâyla üretilen müstehcen içerikler farklı yöntemlerle oluşturulabilir:

  • Gerçek bir kişinin yüzünün başka bir bedene yerleştirilmesi,
  • Kıyafetli bir fotoğrafın yapay olarak çıplaklaştırılması,
  • Kişinin hiç yer almadığı bir cinsel görüntüye yüzünün eklenmesi,
  • Gerçek videodaki beden veya hareketlerin değiştirilmesi,
  • Kişinin sesi taklit edilerek cinsel konuşmalar üretilmesi,
  • Tamamen hayalî kişilerden oluşan müstehcen görüntüler hazırlanması,
  • Çocuk görünümündeki sentetik karakterlerin cinsel içerikte kullanılması.

Bu içerikler bakımından ilk hukuki ayrım, gerçek bir kişinin kimliğinin kullanıldığı deepfake içeriklerle tamamen hayalî karakterlerden oluşan içerikler arasında yapılmalıdır.

Gerçek bir kişinin yüzünün, sesinin veya diğer ayırt edici özelliklerinin kullanılması hâlinde kişiye karşı işlenen suçlar gündeme gelebilir. Tamamen hayalî kişilerden oluşan içeriklerde ise daha çok TCK m.226 kapsamındaki müstehcenlik hükümleri önem kazanır.

TCK m.226 Kapsamında Müstehcenlik Suçu

Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi müstehcenlik suçunu tek bir fiil olarak değil, farklı davranışlardan oluşan bir suçlar grubu şeklinde düzenlemektedir.

Madde kapsamında çocuklara müstehcen ürün gösterilmesi, içeriklerin çocukların görebileceği yerlerde sergilenmesi, satışa sunulması, dağıtılması, reklamının yapılması ve basın-yayın yoluyla yayımlanması gibi fiiller cezalandırılmaktadır. Ayrıca çocukların, temsili çocuk görüntülerinin veya çocuk gibi görünen kişilerin kullanıldığı müstehcen ürünler hakkında daha ağır cezalar öngörülmüştür.

Dolayısıyla yapay zekâ teknolojisinin kullanılması TCK m.226’nın uygulanmasını engellemez. Kanun bakımından esas olan, kullanılan aracın yapay zekâ olup olmamasından çok, ortaya çıkan ürünün niteliği ve failin bu ürün üzerindeki davranışıdır.

Ancak her cinsel veya çıplak görüntü kendiliğinden TCK m.226 anlamında müstehcen ürün sayılmaz. İçeriğin toplumun ar ve haya duygularını ağır biçimde ihlal edip etmediği, sunuluş biçimi, ulaşılabilirliği, hedef kitlesi ve kanunda belirtilen fiillerden birinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği değerlendirilmelidir.

Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince, yalnızca rahatsız edici veya ahlaken eleştirilebilir olması nedeniyle bir içeriğin ceza kapsamına alınması mümkün değildir. Fiilin kanundaki suç tanımına uygun olması gerekir.

Yetişkin Bir Kişi Hakkında Deepfake Müstehcen İçerik Üretilmesi

Yetişkin bir kişinin yüzünün pornografik bir görüntüye yerleştirilmesi hâlinde, görüntünün yalnızca yapay zekâyla üretilmiş olması nedeniyle otomatik olarak tek bir suç tipi oluşmaz.

Öncelikle şu sorular cevaplandırılmalıdır:

  1. Görüntü yalnızca failin cihazında mı tutulmuştur?
  2. Mağdura veya üçüncü kişilere gönderilmiş midir?
  3. Sosyal medya ya da internet sitesinde yayımlanmış mıdır?
  4. Gerçek görüntü olduğu iddia edilmiş midir?
  5. Para, cinsel menfaat veya başka bir davranış talep etmek için kullanılmış mıdır?
  6. Mağdurun gerçek fotoğrafı, sesi veya özel hayatına ait görüntüleri kullanılmış mıdır?

Sıradan nitelikteki yetişkin deepfake içeriğinin yalnızca özel olarak üretilmesi ve hiçbir şekilde paylaşılmaması, her durumda TCK m.226 kapsamında suç oluşturmayabilir. Buna karşılık içeriğin basın-yayın veya internet yoluyla yayımlanması, çocuklara gösterilmesi, satışa sunulması ya da maddede sayılan diğer davranışların gerçekleştirilmesi hâlinde müstehcenlik suçu tartışılabilir.

İçeriğin TCK m.226/4’te sayılan şiddet, hayvan, ölü insan bedeni veya kanunda belirtilen diğer ağır nitelikteki davranışları içermesi hâlinde ise üretme, depolama, başkalarının kullanımına sunma ve bulundurma gibi fiiller ayrıca cezalandırılmaktadır.

Çocuk Görünümündeki Yapay İçeriklerde Gerçek Bir Çocuğun Kullanılması Şart Değildir

Yapay zekâyla oluşturulan müstehcen içeriklerde en ağır hukuki sonuçlardan biri çocuk görüntüleri bakımından ortaya çıkmaktadır.

TCK m.226/3 yalnızca gerçek çocukların kullanıldığı içerikleri kapsamamaktadır. Kanun açıkça:

  • Çocukları,
  • Temsili çocuk görüntülerini,
  • Çocuk gibi görünen kişileri

müstehcen ürünlerin üretiminde kullanan kişilerin cezalandırılacağını düzenlemektedir. Bu fiil için beş yıldan on yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezası öngörülmektedir.

Bu düzenleme nedeniyle yapay zekâyla tamamen sentetik biçimde oluşturulmuş olsa bile çocuk görünümündeki karakterlerin cinsel içerikte kullanılması TCK m.226/3 kapsamında değerlendirilebilir.

Başka bir anlatımla, görüntüde gerçek bir çocuğun bulunmaması veya üretim sırasında hiçbir çocuğun kamera karşısına geçirilmemesi ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kanunda “temsili çocuk görüntüsü” ve “çocuk gibi görünen kişi” ifadelerine özellikle yer verilmiş olması, sentetik ve yapay içeriklerin de suç kapsamına girebilmesine imkân tanımaktadır.

Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kişiler yönünden de TCK m.226/3’te ayrıca ceza sorumluluğu düzenlenmiştir.

Gerçek Bir Çocuğun Fotoğrafının Yapay Görüntüye Eklenmesi

Gerçek bir çocuğa ait yüz veya beden görüntüsünün yapay zekâ aracılığıyla müstehcen içeriğe dönüştürülmesi hâlinde TCK m.226/3’ün uygulanması kuvvetle gündeme gelir.

Çocuğun gerçek fotoğrafının kullanılması;

  • Çocuğun kişisel verilerinin hukuka aykırı biçimde işlenmesi,
  • Çocuğun özel hayatına ve kişilik değerlerine saldırılması,
  • Görüntünün üretilmesi ve bulundurulması,
  • İçeriğin başkalarına gönderilmesi veya yayımlanması

bakımından birden fazla suçun değerlendirilmesini gerektirebilir.

Bununla birlikte yalnızca yapay görüntü üretilmiş olması, her durumda TCK m.103’teki çocukların cinsel istismarı suçunun oluştuğu anlamına gelmez. TCK m.103 bakımından çocuğa yönelik somut cinsel davranışın ve maddede belirtilen diğer unsurların bulunması gerekir.

Ancak çocuk görüntü vermeye zorlanmış, tehdit edilmiş, cinsel davranışa yöneltilmiş veya görüntülü görüşmede istismar edilmişse TCK m.103, şantaj, tehdit ve müstehcenlik suçları somut olayın özelliklerine göre birlikte gündeme gelebilir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

TCK m.134, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmeyi ve özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı biçimde ifşa etmeyi cezalandırmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun güncel metninde özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşa fiilleri ayrı yaptırımlara bağlanmıştır.

Gerçek bir cinsel görüntünün yapay zekâyla değiştirilerek yayımlanması hâlinde TCK m.134’ün uygulanması daha açıktır. Çünkü mağdurun gerçek özel hayatına ait bir görüntü veya ses kaydı bulunmaktadır ve bu içerik değiştirilerek de olsa ifşa edilmektedir.

Buna karşılık kişinin yalnızca kamuya açık bir yüz fotoğrafının alınarak tamamen hayalî bir cinsel görüntüye yerleştirilmesi hâlinde TCK m.134’ün uygulanması daha tartışmalıdır. Böyle bir olayda gerçekte yaşanmış özel hayat olayı veya gerçek bir cinsel görüntü bulunmamaktadır.

Ceza hukukunda kıyas ve genişletici yorum yoluyla suç oluşturulamayacağından, tamamen sentetik bir görüntünün “gerçek özel hayat görüntüsü” olarak kabul edilmesi her olayda mümkün olmayabilir.

Bununla birlikte sentetik içeriğin mağdurun gerçek cinsel hayatını yansıttığı ileri sürülerek yayımlanması, mağdurun cinsel kimliği ve mahrem alanı üzerinde ağır bir müdahale yaratır. Böyle bir olayda TCK m.125’teki hakaret ve TCK m.136’daki kişisel veri suçları daha doğrudan uygulanabilir nitelikte olabilir.

TCK m.134 kapsamındaki suçlar, TCK m.139’daki düzenleme gereğince kural olarak şikâyete bağlıdır. Buna karşılık kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesine ilişkin suçlarda şikâyet şartı aranmamaktadır.

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kullanılması

Bir kişinin yüzü, sesi, adı, görüntüsü ve kişiyi belirlenebilir hâle getiren diğer özellikleri kişisel veri niteliğindedir.

Mağdurun sosyal medya hesabından alınan bir fotoğrafın yapay zekâ sistemine yüklenmesi, yüz özelliklerinin analiz edilmesi, yeni görüntü üretilmesi ve bu görüntünün üçüncü kişilere gönderilmesi kişisel veriler bakımından da değerlendirilmelidir.

TCK m.136, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma veya ele geçirme fiillerini cezalandırmaktadır. Bu nedenle mağdurun yüz görüntüsünün sentetik müstehcen içerikle birleştirilerek sosyal medyada yayımlanması, somut olayın özelliklerine göre TCK m.136 kapsamında kabul edilebilir.

Fotoğrafın mağdurun açık sosyal medya hesabında bulunması, bu görüntünün sınırsız şekilde kullanılmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Fotoğrafın görülmesine izin verilmesi ile kişinin müstehcen bir deepfake içeriğin öznesi hâline getirilmesine rıza gösterilmesi birbirinden tamamen farklıdır.

Bununla birlikte TCK m.136’nın uygulanması için hangi kişisel verinin kim tarafından ele geçirildiği, kime verildiği veya hangi ortamda yayıldığı somut biçimde belirlenmelidir.

Yapay Müstehcen İçeriğin Hakaret Amacıyla Kullanılması

Deepfake görüntünün kişinin şeref, onur ve saygınlığını zedelemek amacıyla paylaşılması hâlinde TCK m.125 kapsamında hakaret suçu gündeme gelebilir.

Örneğin kişinin:

  • Evlilik dışı ilişki yaşadığı,
  • Para karşılığında cinsel içerik ürettiği,
  • Belirli cinsel davranışlarda bulunduğu,
  • Müstehcen yayın yaptığı

izlenimi yaratılarak küçük düşürülmesi, hakaret suçunun değerlendirilmesini gerektirebilir.

İçeriğin yapay olduğu hâlde gerçekmiş gibi sunulması, saldırının ağırlığını artırabilir. Görüntünün sosyal medyada veya çok sayıda kişinin bulunduğu bir grupta paylaşılması hâlinde aleniyet ve zincirleme suç hükümleri de somut olayın özelliklerine göre tartışılabilir.

Ancak hakaret suçunun oluşması için yalnızca mağdurun görüntüden rahatsız olması yeterli değildir. İçeriğin kişinin şeref ve saygınlığını rencide etmeye elverişli somut bir fiil isnadı veya sövme niteliği taşıması gerekir.

Şantaj ve Tehdit Amacıyla Kullanılması

Yapay zekâyla oluşturulan müstehcen içeriklerin en sık kullanım alanlarından biri şantajdır.

Fail mağdura:

“Bu görüntüyü ailene gönderirim.”

“Para vermezsen sosyal medyada yayımlarım.”

“Benimle görüşmezsen işyerine yollarım.”

şeklinde mesajlar göndererek para, cinsel ilişki, yeni görüntüler veya başka bir menfaat talep edebilir.

Bu durumda TCK m.107 kapsamında şantaj suçu gündeme gelir. Görüntünün gerçek veya yapay olması, şantaj suçunun oluşması bakımından belirleyici değildir. Önemli olan failin mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek bir hususu açıklayacağı tehdidiyle haksız çıkar sağlamaya çalışmasıdır. Türk Ceza Kanunu şantaj, tehdit, hakaret ve özel hayata karşı suçları ayrı suç tipleri olarak düzenlemektedir.

Fail görüntüyü henüz paylaşmamış olsa bile para veya başka bir menfaat talep etmişse şantaj suçu oluşabilir. Görüntünün daha sonra yayımlanması hâlinde şantajın yanında müstehcenlik, hakaret, kişisel veri veya özel hayat suçlarından da sorumluluk doğabilir.

Sahte Müstehcen Görüntünün Savcılığa veya Kuruma Verilmesi

Yapay zekâyla oluşturulan içerik yalnızca internette yayımlanmayabilir. Fail, sahte görüntüyü:

  • Cumhuriyet Başsavcılığına,
  • İşverene,
  • Okul yönetimine,
  • Disiplin kuruluna,
  • Eşe veya aile üyelerine,
  • Kamu kurumlarına

sunarak mağdurun suç işlediği veya hukuka aykırı davranışta bulunduğu izlenimini yaratabilir.

Fail, mağdur hakkında soruşturma veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla görüntüyü gerçekmiş gibi yetkili makamlara verirse TCK m.267 kapsamında iftira suçu gündeme gelebilir.

Bu durumda yalnızca görüntünün sahte olduğu değil, failin görüntünün sahte olduğunu bildiği ve mağdur hakkında hukuka aykırı işlem başlatılmasını amaçladığı da ispatlanmalıdır.

Bilişim Sistemine Girilerek Görüntü Elde Edilmişse

Deepfake üretiminde kullanılan fotoğraf veya videolar bazen mağdurun herkese açık hesabından değil, hukuka aykırı biçimde ele geçirilen telefon, bulut hesabı veya sosyal medya hesabından temin edilir.

Failin şifreyi kırması, hesaba izinsiz girmesi veya sistemdeki görüntüleri kopyalaması hâlinde:

  • TCK m.243 kapsamında bilişim sistemine girme,
  • TCK m.244 kapsamında verileri değiştirme, yok etme veya sisteme veri yerleştirme,
  • TCK m.136 kapsamında kişisel verileri ele geçirme,
  • TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal

suçları birlikte değerlendirilebilir. Türk Ceza Kanunu, bilişim sistemine hukuka aykırı giriş ile sistemdeki verilerin değiştirilmesi ve başka yere gönderilmesini ayrı suçlar olarak düzenlemektedir.

Yapay Zekâ Sistemi veya Yazılım Geliştiricisi Sorumlu Olur mu?

Yapay zekâ sisteminin kendisine ceza verilemez. Türk ceza hukukunda ceza sorumluluğu gerçek kişilere aittir. Yazılım geliştiricisinin veya platform yöneticisinin sorumluluğu ise yalnızca aracın kötüye kullanılabilecek olması nedeniyle kendiliğinden doğmaz.

Sorumluluğun doğabilmesi için kişinin:

  • İçeriğin üretileceğini bilerek ve isteyerek katkıda bulunması,
  • Sistemi belirli mağdura karşı suç işlemek için hazırlaması,
  • Faille birlikte hareket etmesi,
  • Suç teşkil eden içeriğin üretilmesini veya yayılmasını kasten kolaylaştırması

gibi iştirak iradesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir.

Genel amaçlı bir yapay zekâ sisteminin üreticisi, kullanıcının münferit ve hukuka aykırı kullanımından otomatik olarak ceza sorumluluğu taşımaz. Ceza sorumluluğu şahsidir ve failin kastı somut olarak ispatlanmalıdır.

CMK Kapsamında Soruşturma Nasıl Yürütülmelidir?

Yapay zekâyla üretilen müstehcen içerik soruşturmalarında ilk amaç yalnızca görüntüyü bulmak değil, üretim ve yayım zincirini ortaya çıkarmaktır.

Cumhuriyet savcılığı tarafından şu hususlar araştırılmalıdır:

  • İçeriğin ilk üretildiği cihaz,
  • Kullanılan yapay zekâ sistemi,
  • Üretimi gerçekleştiren kullanıcı hesabı,
  • Sisteme yüklenen kaynak fotoğraflar,
  • Prompt ve işlem geçmişi,
  • Dosyanın oluşturulma zamanı,
  • İlk paylaşım hesabı,
  • IP ve oturum kayıtları,
  • İçeriğin gönderildiği kişiler,
  • Ücret veya abonelik ödemeleri,
  • Fail ile mağdur arasındaki önceki iletişim,
  • İçeriğin tutulduğu telefon, bilgisayar ve bulut hesapları.

Mağdur veya vekili CMK kapsamında delillerin toplanmasını, ilgili hesap ve cihazların araştırılmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edebilir.

Telefon ve Bilgisayarlarda Arama ve Elkoyma

Şüphelinin konutu, işyeri, telefonu veya diğer eşyalarında suç delili bulunabileceğine ilişkin makul şüphe varsa CMK m.116 ve devamı kapsamında arama yapılabilir. Arama kararı veya emrinde fiilin, aranacak yerin ve kararın geçerli olduğu sürenin açıkça gösterilmesi gerekir.

Suç delili olan veya müsadereye konu olabilecek telefon, bilgisayar, harici disk ve diğer cihazlar CMK m.123 kapsamında muhafaza altına alınabilir veya bunlara elkonulabilir. Ancak cihazın fiziksel olarak ele geçirilmesi, içindeki bütün verilerin sınırsız biçimde incelenebileceği anlamına gelmez.

Bilgisayarlar ve dijital kayıtlar üzerinde ayrıntılı arama, kopyalama ve çözümleme işlemleri CMK m.134’teki özel şartlara tabidir.

CMK m.134’e göre somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalı ve başka şekilde delil elde etme imkânı olmamalıdır. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen acil kararın yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulması gerekir. Cihaz üzerinde işlem yapılırken verilerin yedeklenmesi ve alınan yedekten bir kopyanın şüpheliye veya vekiline verilmesi de maddede düzenlenmiştir.

Delil İncelemesi Nasıl Yapılmalıdır?

Bir görüntünün yapay zekâyla üretildiğinin belirlenmesi teknik uzmanlık gerektirir. Bu nedenle CMK m.63 kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.

Bilirkişi heyetinde olayın niteliğine göre:

  • Adli bilişim uzmanı,
  • Görüntü ve video analiz uzmanı,
  • Yapay zekâ veya makine öğrenmesi uzmanı,
  • Ses inceleme uzmanı,
  • Çocuk görüntüleri söz konusuysa ilgili uzmanlar

bulunabilir.

Taraflar ayrıca CMK m.67 kapsamında uzmanından bilimsel mütalaa alarak dosyaya sunabilir.

İncelemede şu yöntemlerden yararlanılabilir:

  • Dosyanın hash değerinin hesaplanması,
  • Metadata bilgilerinin incelenmesi,
  • Yeniden kodlama ve sıkıştırma izlerinin araştırılması,
  • Yüz ile beden arasındaki ışık ve renk uyumunun karşılaştırılması,
  • Kareler arasındaki anatomik tutarlılığın incelenmesi,
  • Yapay zekâ filigranı veya üretim bilgisinin araştırılması,
  • Kaynak fotoğraf ile oluşturulan görüntünün eşleştirilmesi,
  • Yapay zekâ hesabındaki üretim geçmişinin incelenmesi,
  • Silinen dosya ve proje kalıntılarının aranması,
  • Paylaşım ve yükleme zamanlarının karşılaştırılması.

Yalnızca bir yapay zekâ tespit programının verdiği olasılık oranına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmemelidir. Kullanılan programın adı, sürümü, hata payı, analiz yöntemi ve hangi teknik bulgulara dayanıldığı raporda açıklanmalıdır.

Orijinal Dosya ve Hash Değerinin Önemi

Mağdur tarafından sunulan ekran görüntüsü, içeriğin yayımlandığını göstermeye yardımcı olabilir; ancak teknik inceleme için çoğu zaman yeterli değildir.

Mümkünse:

  • Orijinal görüntü veya video dosyası,
  • Mesajın bulunduğu telefon,
  • Sosyal medya paylaşımının bağlantısı,
  • Gönderici hesap ve numara bilgisi,
  • Dosyanın indirilmeden önceki hâli

korunmalıdır.

Dosyanın teslim alınması sırasında hash değerinin hesaplanması, inceleme boyunca dosyanın değiştirilmediğinin denetlenmesine yardım eder. İnceleme mümkün olduğunca adli kopya üzerinden yapılmalı ve orijinal cihaz üzerinde gereksiz değişiklik oluşturulmamalıdır.

Hash değerinin aynı çıkması görüntünün gerçek olduğunu göstermez. Yalnızca incelenen dosyanın teslim alındıktan sonra değiştirilmediğini gösterir. Başlangıçtan itibaren yapay zekâyla üretilmiş bir dosya da bütünlüğü korunmuş bir dijital delil olabilir.

Failin Kimliği Görüntünün Sahte Olduğunun Tespitinden Ayrıdır

Bilirkişinin içeriğin yapay zekâyla üretildiğini tespit etmesi, görüntüyü kimin hazırladığını tek başına göstermez.

Failin belirlenebilmesi için:

  • Yapay zekâ hesabına giriş kayıtları,
  • IP adresleri,
  • Ödeme bilgileri,
  • Kullanıcı e-posta ve telefon bilgileri,
  • Cihazdaki kaynak dosyalar,
  • Prompt geçmişi,
  • Paylaşım hesapları,
  • Failin mağdura yönelik mesajları,
  • Dosyanın ilk oluşturulduğu ve gönderildiği zamanlar

birlikte değerlendirilmelidir.

Şüphelinin cihazında görüntünün bulunması da tek başına üretici olduğunu kanıtlamayabilir. Dosyanın otomatik olarak indirilmiş olması, başka kişi tarafından gönderilmesi veya ortak kullanılan cihazda bulunması ihtimalleri araştırılmalıdır.

Buna karşılık kaynak fotoğrafların, proje dosyalarının, üretim komutlarının ve ilk paylaşım kayıtlarının aynı cihazda bulunması faille içerik arasındaki bağlantıyı kuvvetlendirebilir.

Hukuka Aykırı Elde Edilen Dijital Deliller

Ceza muhakemesinde gerçeğe ulaşma amacı, sınırsız yöntem kullanılmasına izin vermez.

CMK m.206/2-a uyarınca kanuna aykırı biçimde elde edilen delilin ortaya konulması reddedilir. CMK m.217/2’ye göre de yüklenen suç ancak hukuka uygun biçimde elde edilen delillerle ispat edilebilir.

Bu nedenle:

  • Kararsız veya yetkisiz dijital arama yapılması,
  • Cihazın tamamının soruşturma konusuyla ilgisiz şekilde incelenmesi,
  • Kopyalama ve muhafaza işlemlerinin tutanağa bağlanmaması,
  • Verilerin bütünlüğünün korunmaması,
  • Şüpheliye ait olmayan üçüncü kişi verilerinin amaç dışı kullanılması

delilin hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir.

Mahkeme, dijital içeriğin yalnızca ne gösterdiğini değil, hangi hukuki yöntemle elde edildiğini de incelemelidir.

Yapay Görüntünün Delil Olarak Dosyaya Konulması Mağduru Yeniden Zedelememelidir

Soruşturma konusu görüntü sahte olsa bile mağdur bakımından ağır bir mahremiyet ve itibar sorunu yaratır. Bu nedenle görüntünün soruşturma ve kovuşturma dosyasında gereksiz şekilde çoğaltılmaması gerekir.

İçeriğin:

  • Yalnızca inceleme için gerekli kişilere gösterilmesi,
  • Gereksiz kopyalarının oluşturulmaması,
  • Bilirkişi raporunda zorunlu olmayan açık görüntülere yer verilmemesi,
  • Kimlik bilgilerinin gerektiğinde gizlenmesi,
  • Dosyanın amacı dışında kullanılmaması

mağdurun korunması açısından önemlidir.

Soruşturma işlemleri CMK m.157 uyarınca kural olarak gizlidir. Ancak gizlilik, savunma hakkını ortadan kaldıracak veya tarafların teknik incelemeye etkili biçimde katılmasını engelleyecek şekilde uygulanamaz.

İçeriğin ve Kullanılan Cihazların Müsaderesi

Suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun konusunu oluşturan eşya hakkında TCK m.54 kapsamında müsadere kararı verilebilir.

Yapay zekâyla üretilen müstehcen dosyalar, kayıt ortamları ve suç amacıyla kullanılan cihazlar bakımından müsadere koşulları değerlendirilmelidir. Ancak bir telefon veya bilgisayarın suçta kullanılmış olması, her durumda cihazın tamamının müsadere edileceği anlamına gelmez.

Cihazın suçla ilişkisi, mülkiyeti, iyi niyetli üçüncü kişiye ait olup olmadığı ve müsaderenin işlenen fiille orantılı olup olmadığı incelenmelidir.

İçeriğin satılması veya şantaj amacıyla kullanılması sonucunda elde edilen ekonomik menfaatler hakkında TCK m.55 kapsamında kazanç müsaderesi de gündeme gelebilir. Türk Ceza Kanunu eşya ve kazanç müsaderesini ayrı güvenlik tedbirleri olarak düzenlemektedir.

Mağdurun Soruşturmadaki Talepleri Neler Olmalıdır?

Yapay zekâyla müstehcen içerik mağduru olan kişi veya vekili, suç duyurusunda yalnızca failin cezalandırılmasını istemekle yetinmemelidir.

Somut olaya göre şu taleplerde bulunulabilir:

  1. İçeriğin ilk üretildiği ve yayımlandığı hesapların tespit edilmesi,
  2. İlgili platformlardan IP, oturum ve kullanıcı kayıtlarının istenmesi,
  3. Mesajlaşma ve paylaşım kayıtlarının kaybolmaması için gerekli işlemlerin yapılması,
  4. Şüphelinin telefon ve bilgisayarlarında usulüne uygun dijital inceleme yapılması,
  5. Kaynak fotoğraf, prompt, proje ve üretim geçmişinin araştırılması,
  6. Orijinal dosya üzerinde adli bilişim bilirkişi incelemesi yapılması,
  7. Görüntünün gerçek mi, sentetik mi veya kısmen değiştirilmiş mi olduğunun tespit edilmesi,
  8. İçeriğin gönderildiği kişi ve hesapların belirlenmesi,
  9. Şantaj varsa para ve iletişim hareketlerinin incelenmesi,
  10. Suçtan elde edilen gelirler ile kullanılan araçlar hakkında elkoyma ve müsadere hükümlerinin uygulanması,
  11. Mağdurun davaya katılma talebinin kabul edilmesi,
  12. Görüntülerin dosya dışında çoğaltılmasının ve yayılmasının önlenmesi.

Sonuç

Yapay zekâyla oluşturulan müstehcen içeriklerde ceza sorumluluğu, yalnızca görüntünün sahte olup olmadığına göre belirlenemez.

İçeriğin niteliğine göre:

  • TCK m.226 kapsamında müstehcenlik,
  • TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal,
  • TCK m.136 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı yayma,
  • TCK m.125 kapsamında hakaret,
  • TCK m.107 kapsamında şantaj,
  • TCK m.106 kapsamında tehdit,
  • TCK m.267 kapsamında iftira,
  • TCK m.243 ve 244 kapsamında bilişim suçları

gündeme gelebilir.

Çocuk görüntülerinde ise kanunun “temsili çocuk görüntüleri” ve “çocuk gibi görünen kişiler” ifadelerini açıkça kullanması nedeniyle gerçek bir çocuğun görüntüde bulunması şart değildir. Yapay zekâyla oluşturulmuş sentetik çocuk görüntüleri de ağır ceza sorumluluğuna neden olabilir.

Yetişkinlere ilişkin deepfake içeriklerde ise daha dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır. Her sentetik cinsel görüntü otomatik olarak özel hayatın gizliliğini ihlal veya müstehcenlik suçunu oluşturmaz. İçeriğin nasıl üretildiği, hangi kişisel verilerin kullanıldığı, kime gönderildiği, nasıl yayımlandığı ve hangi amaçla kullanıldığı belirlenmelidir.

Ceza muhakemesi bakımından en önemli husus, dijital delilin hukuka uygun ve denetlenebilir biçimde elde edilmesidir. Telefon veya bilgisayara elkonulması tek başına yeterli değildir. Orijinal dosyanın korunması, hash değerlerinin alınması, adli kopya oluşturulması, üretim geçmişinin araştırılması ve uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.

Mahkûmiyet yalnızca görüntünün rahatsız edici görünmesine veya otomatik bir programın “yapay içerik” değerlendirmesine dayandırılamaz. İçeriğin suç niteliği, failin kastı, üretim ve paylaşım zinciri ile dijital deliller arasındaki bağlantı her türlü makul şüpheden uzak biçimde ortaya konulmalıdır.

Yapay zekâ görüntüyü saniyeler içinde üretebilir. Ancak ceza yargılamasında bir kişinin fail, diğerinin mağdur olduğunun kabul edilebilmesi; varsayıma değil, hukuka uygun şekilde elde edilmiş, bilimsel olarak incelenmiş ve duruşmada tartışılmış delillere dayanmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button