Anlaşmalı Boşanmada Koşullar

ANLAŞMALI BOŞANMA

Anlaşmalı boşanma kanun koyucu tarafından ‘evlilik birliğinin sarsılması’ adlı kenar başlığın altında düzenlemeyi uygun görmüştür. Nedeni en az bir yıl devam etmiş olan bir evlilikte, eşlerden birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesini veya her iki eşin birlikte boşanma başvurusunda bulunmasını, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunun göstergesidir. Böylelikle kanun koyucu anlaşmalı boşanmayı evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine de dayandırmış olacaktır. Anlaşmalı boşanmada hakim eşlerin kusurlu olup olmadığını ya da boşanmalarının sebebini araştırmayacaktır. Anlaşmalı boşanmada hangi tarafın davalı hangi tarafın davacı olacağı hususu ise tartışmalıdır. Bu konuda bir fikir birliği sağlanamamakla birlikte Yargıtayın da görüşü tam net değildir. 1990 yılında verdiği bir kararda anlaşmalı boşanmayı çekişmeli yargı faaliyeti olarak kabul etmişken 2014 yılında ise verilen bir kararda çekişmesiz yargı faaliyeti olduğu belirtilmiştir. Anlaşmalı boşanmada değinilmesi gereken bir başka husus ise taraflar iradelerini ortaya koyarken bu hususta serbest hür iradeleriyle açıklamış olup olmadığıdır. Kural olarak tarafların serbest iradesinde bir şüpheye yer verilmiyorsa hakim boşanma talebini reddedemez. Ayrıca TMK m. 166/3 uyarınca tarafların birbirlerine uygun irade beyanlarının serbest olmadığını açıkça ortaya koyan olgular belirlenip gerekçede gösterilmeden de boşanma talebi reddedilemez. Ancak hakim irade beyanında bir sakatlık hissederse ve buna dair olgular belirleyip gerekçe gösterirse boşanma talebini reddedebilir. Hakim re’sen dikkate alır.

Anlaşmalı Boşanmanın Koşulları

Anlaşmalı boşanma TMK m.166/3 ’te “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm ile boşanmada taraf iradesini ön planda tutarak, eşlerin kendi aralarında belirledikleri koşullara uyarak hızlıca evlilik birliğini sona erdirme imkanı tanınmıştır.

Evliliğin En Az 1 Yıl Sürmüş Olması

Eşlerin anlaşmalı olarak boşanabilmesi için evliliklerinin 1 yıl devam etmesi gerekir. Hakim bunu re’sen araştırır ve eşler arasındaki evlilik 1 yıldan daha az ise hakim anlaşmalı boşanmaya hükmedemeyecektir. Kanun koyucunun böyle bir şart koymasındaki amaç eşlerin acele karar vermesini önlemek ve birbirlerini tam anlamıyla tanımadan karar verip evliliği bitirmelerinin önüne geçmektir. Kanununda söz edilen bir yıllık süre dava şartıdır. Dava şartları, yargılamanın esasına girilip incelenmesi ve yargılamanın ilerlemesi bakımından varlığı kesin suretle aranır.Yargıtay bir yıllık süre dolmadan açılan davalarda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının resen araştırılması gerektiğini, bu durumda taraf delillerinin sorulup toplanıp birlikte değerlendirilmesi, sonucunda evlilik birliğinin temelden sarsılıp sarsılmadığı araştırılması gerektiği düşüncesindedir.

Eşlerin Boşanmak Üzere Birlikte Başvurmaları veya Bir Eşin Açtığı Davayı Diğer Eşin Kabul Etmesi

TMK 166/3 maddesinde eşlerin birlikte başvurabileceği belirtilmiştir. Bu aşamayı eşler dilerse birlikte dilekçe vererek başvurabilecekleri gibi tek taraflı anlaşmalı boşanma dilekçesi vererek de aşabilirler. Burada tartışılan husus hangi tarafın davalı hangi tarafın ise davacı olacağıdır. Çeşitli görüşler mevcut olsa da uygulamada Bu durumun karışıklığa neden olmaması için duruşma sırasında hakim tarafından hangi tarafın davacı hangi tarafın davalı olduğu belirlenerek kayıt alınmasıdır. Anlaşmalı boşanmada eşlerin birlikte başvurmaları şart değildir. Eşlerden birinin TMK 166/3 m. uygun olarak açtığı davaya diğer eşin uygun vaziyetle katılmasıyla anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Buradaki en önemli husus iradelerini açıklayan eşlerin iradelerinde serbest olup olmadığıdır. Bunu ölçmek için nesnel bir ölçüt bulunmamakla beraber hakimin taktir yetkisine bırakılmıştır.

Hakimin Tarafları Dinlemesi Koşulu

Anlaşmalı boşanmada taraflar tek tek hakim karşısında dinlenilir. Taraflardan biri hakim karşısına çıkmadan yani dinlenilmeden hakim tarafından boşanma kararı verilemez. Bu uygulamanın amacında hakimin tarafları gözlemlemesi ve iradelerinin serbest olup olmadığıdır. Taraflar iradelerini yazılı olduğu gibi söz ile de beyan ederler. Ayrıca dava dilekçesinde dava konusu (anlaşmalı boşanma) olarak gösterilip , tarafların dinlenerek davacı ve davalı tarafın imzalı beyanlarının alınması yeterlidir. Davacı eşin ya da davalı eşin zapta geçirilen beyanı kendisine imza ettirilmemiş ve okunmamış ise bu zapta dayanılarak anlaşmalı boşanma kararı verilmesi olanaksızdır eşlerden biri vesayet altındaki kişi ise TMK 166 m. uygulanır. Son olarak belirtilmesi gereken hususta bu aşamada hakim tarafından eşlere boşanmanın saiki sorulamayacağıdır.

Hakimin Anlaşma Şartlarını Boşanmanın Mali Sonuçları ile Çocukların Durumları Yönünden Uygun Bulması

Eşler aralarında bir protokol oluşturmak suretiyle önemli konularda anlaşması gerekir. Bu protokol gerek yazılı gerek sözlü olabilmektedir. Ancak yazılı olması hem şekil açısından hem kanıtlanabilirlik açısından daha avantajlı olacaktır. Eşler ayrıntılı bir biçimde bazı noktalara açıklık getirmesi gerekmektedir. Bu noktalardan ilki Mali konulardır. Burada eşler birbirlerinden maddi ya da manevi tazminat veya yoksulluk nafakası isteyebilir. Ayrıca eşlerin katılma alacağını, ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğünü ve mal rejimini de  burada saymak gerekir. Eşlerin aralarında düzenlemesi gereken bir başka önemli husus ise çocuklara ilişkin düzenlemelerdir. Eşler çocukların durumunda anlaşmış olmalıdır. Çocuğun velayetininin kimde kalacağı, velayeti kendisinden kalmayan eş çocukla nasıl bir ilişki içinde olacağı ve çocuk için ödenecek iştirak nafakası belirlenmiş olmalıdır. Hakime velayet konusunda çok geniş yetkiler verilmiştir. Çocuğun menfaati için hakim eşleri gücü yettiği ölçüde dinler ve eşler aralarında anlaşmış olsa bile hakim çocuğun velayetinin kimde kalacağına karar verir. Hakim çocuğu vesayet altına bile alabilir ancak velayetin kaldırılmasına ilişkin gerekçe göstermelidir.

Hakimin Müdahalesi

Anlaşmalı boşanma da kural olarak yukarıda da belirttiğimiz gibi eşler aralarına boşanmanın mali sonuçlarını ve çocukların durumunu belirlemiş olmalıdır. Ancak hakim eşlerin aralarında yaptığı bu anlaşmalarla bağlı değildir. Eşler aralarında anlaşmış oldukları konuları hakimin onayına sunacaktır ve hakim tarafların önüne getirdiği anlaşmayı eşler ve çocuklar açısından menfaatini sorgulayacaktır. Anlaşmada kanuna aykırılık varsa, anlaşmanın şartları bir taraf için mali açıdan sömürülme, kullanılma oluşturuyor ise, taraflardan birinin kanunda yer alan düzenlemelerden ayrılarak yeni bir anlaşma yapması için uygun sebepleri yoksa ve hakkaniyet prensibi altında taraflardan birinin kanundaki düzenlemeden ayrılması adil olmayan sonuçlara götürüyorsa ya da anlaşma taraflardan birinin adaletsiz sonuç yaratacaksa anlaşmada yer alan hükümler belirsiz ise anlaşma yapıldıktan sonra tarafların durumunda değişiklik olmuş ise hakim anlaşmayı onaylamayacaktır. TMK’nın 166/3. maddesinde hakimin eşlerin önüne getirdikleri düzenleme ile bağlı olmadığı, anlaşmada uygun bulacağı değişiklikleri yapabileceği anlatılmıştır.

Bu konuda daha fazla bilgi almak için büromuz alanında deneyimli bilişim avukatlarından danışmanlık hizmeti sağlayabilirsiniz.

 

Stj.Av. Fatih CEYHAN

Leave a Reply

Call Now Button