Adli Tıp İhtisas Kurulu Üyesi Olmanın Şartları Değişti: Kimler Atanabilecek?
Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlar ceza yargılamasından tazminat davalarına, trafik kazalarından iş kazalarına, maluliyet değerlendirmelerinden tıbbi uygulama hatalarına kadar çok geniş bir alanda mahkemelerin kararlarını etkileyebilmektedir. Bu nedenle Adli Tıp Kurumundaki ihtisas kurullarının hangi uzmanlardan oluştuğu ve bu kurullara kimlerin atanabileceği yalnızca kurum içi bir personel meselesi değildir. Yargılamanın bilimsel niteliği ve bilirkişilik sisteminin güvenilirliği bakımından doğrudan önem taşımaktadır.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile bu konuda önemli bir değişiklik yapılmıştır. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un daha önce mülga olan 26. maddesi yeniden düzenlenerek adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanacak kişiler için asgari mesleki ve akademik yeterlilik şartı doğrudan kanunda belirlenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre adli tıp ihtisas kurulu başkan veya üyeliğine atanabilmek için kişinin en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesine ya da kendi alanında doktora derecesine sahip olması gerekmektedir. Aynı düzenleme ile ihtisas kurulu başkan ve üyelerinin görev süresi de dört yıl olarak belirlenmiştir.
Bu nedenle yeni sistem:
“Adli Tıp İhtisas Kuruluna yalnız adli tıp uzmanları atanabilir.”
şeklinde anlaşılmamalıdır.
Adli Tıp Kurumu multidisipliner bir yapıya sahiptir. İhtisas kurullarında adli tıp uzmanlarının yanında patoloji, iç hastalıkları, kardiyoloji, genel cerrahi, nöroloji, psikiyatri, çocuk sağlığı, radyoloji, ortopedi, tıbbi mikrobiyoloji, farmakoloji, biyokimya ve çok sayıda başka uzmanlık alanından kişiler görev yapabilmektedir. Mevcut teşkilat yapısında sekiz ayrı ihtisas kurulu bulunmaktadır ve bu kurullar farklı tıbbi veya bilimsel uzmanlık alanlarından üyeler içerecek şekilde oluşturulmuştur.
Ancak 12. Yargı Paketi’nin getirdiği asıl yenilik, atanma için gereken temel mesleki yeterliliğin kanun seviyesinde açıkça belirlenmiş olmasıdır.
12. Yargı Paketi Adli Tıp İhtisas Kurulu Üyeliğinde Neyi Değiştirdi?
7589 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 2659 sayılı Kanun’un 26. maddesi “Atama ve görev süresi” başlığı altında yeniden düzenlenmiştir.
Yeni m.26’nın ilk fıkrası oldukça açıktır. Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanacak kişinin;
tıpta uzmanlık belgesine,
diş hekimliğinde uzmanlık belgesine
veya
alanında doktora derecesine
sahip olması gerekmektedir.
Buradaki “en az” ifadesi de önemlidir.
Kanun yalnızca lisans mezuniyetini yeterli görmemektedir. Bir kişinin tıp fakültesi mezunu olması tek başına bu hükümde belirtilen yeterliliği karşılamaz. Hekim bakımından uzmanlık belgesi; diş hekimi bakımından diş hekimliği uzmanlık belgesi veya ilgili kişinin alanında doktora derecesi aranacaktır.
Dolayısıyla yeni sistem belirli bir ileri mesleki veya akademik uzmanlaşma seviyesini zorunlu hâle getirmiştir.
Sadece Tıp Doktorları Adli Tıp İhtisas Kurulu Üyesi Olabilir mi?
Hayır.
Yeni düzenlemenin belki de en önemli noktalarından biri budur.
Kanun yalnızca “tıpta uzmanlık belgesi” dememekte; ayrıca diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ve alanında doktora derecesi seçeneklerini de açıkça kabul etmektedir.
Bu nedenle ihtisas kurulu üyeliği hukukî olarak yalnızca hekimlere kapalı bir mesleki alan değildir.
Adli bilimlerin çok disiplinli yapısı düşünüldüğünde, özellikle belirli ihtisas kurullarında tıp dışı bilimsel alanlardan doktora derecesine sahip uzmanların da görev alabilmesi mümkündür.
Ancak burada çok önemli bir ayrım yapılmalıdır:
Doktora sahibi olmak tek başına kişinin istediği herhangi bir ihtisas kuruluna atanabileceği anlamına gelmez.
Adli Tıp Kurumunun mevcut teşkilat mevzuatında ihtisas kurullarının hangi uzmanlık dallarından oluşacağı ayrıca düzenlenmektedir. Bu nedenle yeni m.26’daki şart, temel veya asgari yeterlilik şartıdır; kurulun somut uzmanlık yapısına ilişkin diğer kuralları ortadan kaldırmaz.
Tıp Fakültesi Mezunu Olmak Tek Başına Yeterli mi?
Hayır.
Kanunun açık lafzına göre tıp alanından atanacak kişi bakımından tıpta uzmanlık belgesine sahip olmak gerekir.
Dolayısıyla yalnızca tıp fakültesinden mezun olmuş ancak herhangi bir uzmanlık alanında uzmanlık eğitimini tamamlamamış bir pratisyen hekimin sırf hekim olması nedeniyle ihtisas kurulu başkan veya üyeliğine atanabileceğini söylemek mümkün değildir.
Örneğin bir kurulda kardiyoloji uzmanı bulunması gerekiyorsa kişinin kardiyoloji uzmanlık belgesine sahip olması gerekir.
Benzer şekilde kurulda nöroloji uzmanı olarak görev yapılacaksa nöroloji uzmanlığı; genel cerrahi uzmanı olarak görev yapılacaksa genel cerrahi uzmanlığı gibi kurulun yapısına uygun mesleki yeterliliğin ayrıca bulunması gerekir.
Yeni m.26’nın “tıpta uzmanlık belgesi” koşulu, bu bakımdan temel bir alt sınır oluşturmaktadır.
Diş Hekimleri Adli Tıp İhtisas Kuruluna Atanabilir mi?
Evet.
Kanun bunu açık biçimde kabul etmektedir.
Adli tıp ihtisas kurulu başkan veya üyeliğine atanmak için diş hekimliğinde uzmanlık belgesine sahip olmak, yeni m.26’da kabul edilen yeterlilik seçeneklerinden biridir.
Bu durum özellikle Adli Tıp Kurumunun kurul yapısının multidisipliner karakteri açısından önemlidir.
Nitekim mevcut ihtisas kurulu yapılanmasında özellikle tıbbi uygulama hatalarına ilişkin değerlendirmelerde görev yapan Yedinci İhtisas Kurulunun uzmanlık alanları arasında diş hekimliği de bulunmaktadır.
Dolayısıyla diş hekimliği alanındaki mesleki uyuşmazlıkların veya tıbbi uygulama değerlendirmelerinin gündeme geldiği dosyalarda bu alandaki uzmanların kurul çalışmalarına katılması mümkündür.
Ancak yine belirtmek gerekir ki “diş hekimliği mezuniyeti” ile “diş hekimliğinde uzmanlık belgesi” aynı şey değildir. Yeni kanun metni açıkça uzmanlık belgesini esas almaktadır.
Doktora Derecesi Olan Kişiler Kurul Üyesi Olabilir mi?
Evet.
Yeni sistem, kişinin kendi alanında doktora derecesi almış olması hâlinde de ihtisas kurulu başkan veya üyeliğine atanabilmesine imkân tanımaktadır.
Bu ifade önemlidir çünkü Adli Tıp Kurumunun faaliyet alanı yalnız klinik tıp branşlarından oluşmamaktadır.
Adli bilimlerde;
genetik,
biyoloji,
kimya,
toksikoloji,
analitik bilimler,
adli belge inceleme,
antropoloji
ve başka bilimsel alanlara ihtiyaç duyulabilmektedir.
Örneğin Adli Tıp Kurumunun Biyoloji İhtisas Dairesinde DNA analizi, soy bağı tespiti ve kriminal olaylarda biyolojik örneklerin incelenmesi gibi çalışmalar yapılmaktadır. Kurumun Kimya İhtisas Dairesinde ise alkol, uyuşturucu, ilaç etken maddeleri, ağır metaller ve farklı toksik maddeler üzerinde analizler gerçekleştirilmektedir.
Bu multidisipliner yapı, kanunda “alanında doktora derecesi” seçeneğinin neden ayrıca yer aldığını da açıklamaktadır.
Her Doktora Mezunu Adli Tıp Kurulu Üyesi Olabilir mi?
Hayır.
Kanun “alanında doktora derecesi” ifadesini kullanmaktadır.
Dolayısıyla doktora derecesinin kurulun bilimsel ve uzmanlık alanıyla bağlantılı olması gerekir.
Örneğin adli biyoloji veya ilgili genetik alanında uzmanlık gerektiren bir pozisyon ile tamamen ilgisiz bir bilim alanında doktora derecesi aynı şekilde değerlendirilemez.
Ayrıca ihtisas kurullarının hangi uzmanlardan oluşacağı 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki teşkilat hükümlerinde ayrıntılı şekilde düzenlenmektedir. Kurulların yapısı belirli tıp ve bilim dallarına göre oluşturulmuştur.
Bu nedenle yeni m.26:
“Herhangi bir konuda doktora sahibi olan herkes bütün ihtisas kurulu üyeliklerine atanabilir.”
anlamına gelmemektedir.
Daha doğru açıklama şudur:
Kişinin m.26’daki asgari yeterlilik şartını karşılaması ve atanacağı kurul bakımından öngörülen uzmanlık alanına uygun olması gerekir.
Adli Tıp Uzmanı Olmak Zorunlu mu?
Her kurul üyeliği için zorunlu değildir.
Adli Tıp Kurumundaki ihtisas kurulları bir başkan, adli tıp uzmanı üyeler ve kurulun alanına göre farklı tıp veya bilim uzmanlarından oluşmaktadır. Mevcut teşkilat düzenlemesinde sekiz ihtisas kurulu bulunmakta ve bunların uzmanlık yapıları birbirinden farklılık göstermektedir.
Dolayısıyla kurulda “adli tıp uzmanı üye” olarak görev yapılacaksa elbette adli tıp uzmanlığı gerekir.
Ancak kurulda örneğin;
kardiyoloji,
nöroloji,
radyoloji,
ortopedi,
psikiyatri,
genel cerrahi,
tıbbi patoloji
veya diş hekimliği
uzmanı olarak görev yapılacaksa ilgili uzmanlık alanı önem kazanır.
Yeni m.26 bütün üyelerin adli tıp uzmanı olmasını şart koşmamaktadır.
Hangi Uzmanlık Alanlarından Kişiler Adli Tıp İhtisas Kurullarında Görev Yapabilir?
Adli Tıp Kurumunun güncel teşkilat yapısında sekiz ihtisas kurulu bulunmaktadır. Her kurulun görev alanına göre farklı branşlardan üyeler öngörülmektedir.
Birinci İhtisas Kurulunda ölümle ilişkili işler ağırlıklı olduğundan tıbbi patoloji, iç hastalıkları, kardiyoloji, genel cerrahi, beyin ve sinir cerrahisi, anesteziyoloji ve reanimasyon, kadın hastalıkları ve doğum ile çocuk sağlığı ve hastalıkları gibi branşlar bulunmaktadır.
İkinci İhtisas Kurulunun yapısında radyoloji, göz hastalıkları, kulak burun boğaz, genel cerrahi, göğüs cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi, plastik ve rekonstrüktif cerrahi, nöroloji, ortopedi, kadın hastalıkları ve doğum ile ruh sağlığı ve hastalıkları gibi uzmanlıklar bulunmaktadır.
Üçüncü İhtisas Kurulunda ortopedi ve travmatoloji, genel cerrahi, nöroloji, iç hastalıkları, göğüs hastalıkları, kardiyoloji, üroloji, tıbbi onkoloji, ruh sağlığı ve hastalıkları ile beyin ve sinir cerrahisi gibi uzmanlık alanları bulunmaktadır.
Dördüncü İhtisas Kurulu ise ağırlıklı olarak psikiyatrik ve nörolojik değerlendirmeler bakımından oluşturulmuş olup ruh sağlığı ve hastalıkları ile nöroloji uzmanlarından oluşmaktadır.
Beşinci İhtisas Kurulunda tıbbi mikrobiyoloji, tıbbi farmakoloji, tıbbi biyokimya, analitik kimya, immünoloji ve alerji hastalıkları, tıbbi genetik, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji ile halk sağlığı gibi alanlar bulunmaktadır.
Altıncı İhtisas Kurulunun yapısında kadın hastalıkları ve doğum, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi ve radyoloji uzmanlıkları yer almaktadır.
Yedinci ve Sekizinci İhtisas Kurulları ise özellikle tıbbi uygulama hataları bakımından çok geniş uzmanlık yapısına sahiptir. Yedinci Kurulda genel cerrahiden kardiyolojiye, ortopediden diş hekimliğine kadar çok sayıda uzmanlık alanı bulunmaktadır. Sekizinci Kurul ise ölümle sonuçlanan tıbbi uygulama hatalarına ilişkin değerlendirmelerde görev yapan geniş kapsamlı bir kurul yapısına sahiptir.
Dolayısıyla “Adli Tıp İhtisas Kurulu üyesi” ifadesi tek bir mesleği tanımlamamaktadır.
Analitik Kimya Alanında Doktora Sahibi Kişi Atanabilir mi?
Yeni m.26’nın “alanında doktora derecesi” şartı özellikle bu tür bilimsel alanlar bakımından önem kazanmaktadır.
Örneğin mevcut kurul yapılanmasında Beşinci İhtisas Kurulunda analitik kimya alanı açıkça bulunmaktadır.
Analitik kimya tıp uzmanlığı şeklinde bir uzmanlık değildir. Bu nedenle ilgili bilim alanında doktora derecesi, m.26’nın doktoralı uzmanlara ilişkin hükmünün tipik uygulama alanlarından biri olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte somut atamanın yalnız akademik dereceye değil, ilgili kadro ve görev için geçerli diğer mevzuat şartlarına da uygun olması gerekir.
Adli Antropologlar Kurul Üyesi Olabilir mi?
Adli bilimler alanında antropoloji de önemli bir disiplindir. İnsan kalıntılarının kimliklendirilmesi, yaş ve biyolojik özelliklerin belirlenmesi gibi meseleler adli antropolojinin uygulama alanları arasındadır.
Ancak hangi kurulda hangi uzmanlıkların yer aldığı zaman içerisinde mevzuat değişiklikleriyle değişebildiğinden, somut atama bakımından yürürlükteki teşkilat düzenlemesinin incelenmesi gerekir.
Yeni m.26 açısından belirleyici husus, ilgili bilim alanındaki kişinin kendi alanında doktora derecesine sahip olup olmadığı ve kurulun o uzmanlık alanından bir üyeye ihtiyaç duyup duymadığıdır.
Yüksek Lisans Mezunu Olmak Yeterli mi?
Kanun metnine göre hayır.
Yeni m.26 yüksek lisans derecesinden söz etmemektedir.
Kanunda alternatif olarak;
tıpta uzmanlık,
diş hekimliğinde uzmanlık
veya
doktora derecesi
sayılmıştır.
Dolayısıyla yalnızca yüksek lisans mezunu olan bir kişinin, başka bir uzmanlık veya doktora yeterliliği bulunmaksızın yeni m.26’nın şartını karşıladığı söylenemez.
Bu ayrım akademik dereceler bakımından özellikle önemlidir.
Yüksek lisans ≠ doktora.
Yeni kanun doktora seviyesini esas almaktadır.
Doçent veya Profesör Olmak Zorunlu mu?
Hayır.
Kanunda doçentlik veya profesörlük unvanı aranacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Aranan asgari yeterlilik;
tıpta uzmanlık,
diş hekimliği uzmanlığı
veya alanında doktora derecesidir.
Bu nedenle kişi doçent veya profesör olmaksızın uzmanlık belgesi ya da doktora derecesi sayesinde m.26’daki temel şartı karşılayabilir.
Buna karşılık profesör veya doçent olmak da tek başına kişinin istediği ihtisas kuruluna atanmasını garanti etmez. İlgili bilim veya uzmanlık alanına ilişkin diğer şartlar yine önem taşır.
Üniversitede Öğretim Üyesi Olmak Zorunlu mu?
Yeni m.26 bakımından öğretim üyesi olmak bağımsız bir zorunlu şart olarak düzenlenmemiştir.
Dolayısıyla kişi üniversitede profesör, doçent veya doktor öğretim üyesi kadrosunda bulunmasa bile gerekli mesleki uzmanlık belgesine veya alanındaki doktora derecesine sahip olması hâlinde temel şartı karşılayabilir.
Ancak atama işlemi yalnız m.26’daki eğitim şartına indirgenmemelidir. İlgili görevin kadro niteliği, teşkilat mevzuatı ve atama usulleri ayrıca uygulanacaktır.
Yeni Şartlar Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanları İçin de Geçerli mi?
Burada iki ayrı düzenlemeyi birbirinden ayırmak gerekir.
Yeni m.26’nın uzmanlık veya doktora şartını içeren ilk fıkrası, açıkça adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerinden söz etmektedir.
Buna karşılık maddenin ikinci fıkrasındaki dört yıllık görev süresi;
adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyelerini,
adli tıp grup başkanlarını
ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarını
kapsamaktadır.
Dolayısıyla:
Uzmanlık/doktora şartı → ihtisas kurulu başkan ve üyelikleri için.
Dört yıllık görev süresi → kurul başkan ve üyeleri + grup başkanları + ihtisas dairesi başkanları için.
Bu ayrım hukuken önemlidir.
Adli Tıp Grup Başkanlarının Atanma Şartı Değişti mi?
Yeni m.26’nın ilk fıkrasındaki mesleki yeterlilik şartı grup başkanlarını açıkça kapsamamaktadır.
Buna karşılık grup başkanları dört yıllık görev süresi düzenlemesine dâhildir.
Adli Tıp Kurumunun teşkilat düzenlemesinde grup başkanlıklarının adli tıp uzmanı bir başkan ile oluşturulacağı ayrıca düzenlenmiştir.
Dolayısıyla grup başkanının mesleki niteliği ile ihtisas kurulu üyelerinin yeni m.26’daki yeterlilik şartı birbirinden farklı düzenlemelere dayanmaktadır.
İhtisas Kurulu Üyelerinin Görev Süresi Kaç Yıl?
Yeni düzenlemeye göre görev süresi dört yıldır.
Bu süre yalnız üyeler için değil ihtisas kurulu başkanları için de geçerlidir. Ayrıca adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi de dört yıl olarak belirlenmiştir.
Ancak dört yılın dolmasıyla kişinin aynı gün fiilen görevden çekilmesi zorunlu değildir.
Kanunda yeni atanan veya görevlendirilen kişi göreve başlayıncaya kadar süresi dolan kişinin görevine devam edeceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu hüküm kurul çalışmalarında boşluk oluşmasını önlemeye yönelik bir devamlılık mekanizmasıdır.
Dört Yılı Dolduran Kişi Yeniden Atanabilir mi?
Yeni m.26’da:
“Aynı kişi bir daha atanamaz.”
şeklinde açık bir yasak bulunmamaktadır.
Dolayısıyla dört yıllık görev süresinin bulunması, tek başına kişinin yalnızca bir kez bu görevi yapabileceği anlamına gelmez.
Ancak yeniden atanma konusu yürürlükteki diğer atama hükümleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle hukuken en güvenli ifade:
Görev dönemi dört yıldır; ancak kanunda yeniden atanmayı mutlak olarak yasaklayan açık bir hüküm bulunmamaktadır.
şeklindedir.
Mevcut Kurul Üyelerinin Görevleri 12. Yargı Paketiyle Sona Erdi mi?
Bazılarının evet, bazılarının hayır.
7589 sayılı Kanun özel bir geçiş hükmü getirmiştir.
31 Temmuz 2026 tarihinde;
dört yıl veya daha fazla süredir görev yapanların görev dönemleri sona ermiştir.
Dört yıldan az süredir görev yapanlar ise dört yıllık toplam dönemden kalan süreyi tamamlayacaktır.
Görev süresi sona erenler de yerlerine yeni atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevlerini sürdürür.
Örneğin üç yıldır ihtisas kurulu üyesi olan kişi yeni kanunla dört yıl daha görev yapmaz. Eski süresi dikkate alınır ve kalan bir yıllık dönemi tamamlar.
Yeni Kanun Herkes İçin Süreyi Sıfırdan Başlattı mı?
Hayır.
Geçiş hükmünün en önemli noktalarından biri budur.
Yeni düzenleme 31 Temmuz 2026 itibarıyla görev yapmakta olan kişilerin önceki hizmet sürelerini yok saymamıştır.
Kişi iki yıldır görevdeyse kural olarak iki yıl daha;
üç yıldır görevdeyse kural olarak bir yıl daha görev süresi bulunacaktır.
Dört yılı tamamlayanların ise görev dönemi sona ermiş sayılır.
Yeni Düzenleme Daha Önce Hiç Yok muydu?
Bu konuda önemli bir hukuki arka plan bulunmaktadır.
Benzer uzmanlık ve görev süresi esasları 2024 yılında Adli Tıp Kurumunun teşkilatını düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de yer almıştı. 2026 yılında 7589 sayılı Kanun ile temel atama şartı ve dört yıllık görev süresi doğrudan kanun hükmü hâline getirilmiştir. Güncel 2659 sayılı Kanun’da m.26 artık bu şartları açık biçimde düzenlemektedir.
Anayasa Mahkemesinin Adli Tıp Kurumunun teşkilat ve personel düzenlemelerine ilişkin önceki norm denetimi kararları da kanunla düzenlenmesi gereken konular bakımından önem taşımıştır. TBMM Adalet Komisyonu görüşmelerinde de Adli Tıp Kurumundaki atama koşullarının kanuna taşınmasının Anayasa Mahkemesi kararlarıyla bağlantısı tartışılmıştır.
Bu nedenle 2026 değişikliğinin önemi yalnızca şartların içeriğinde değil, bu temel esasların kanunda düzenlenmiş olmasıdır.
Yeni Üyelik Şartları Neden Önemli?
Adli Tıp Kurumu klasik anlamda yalnız hekimlerin çalıştığı bir sağlık kuruluşu değildir. Kurumun temel görevi yargı mercilerine bilimsel ve teknik görüş bildirmektir. Kurum kendi misyonunu da adli bilirkişilik görevini bilimsel kıstaslar, tarafsızlık ve güvenilirlik çerçevesinde yürütmek olarak açıklamaktadır.
Adli Tıp Kurumunda binlerce uzman ve personel görev yapmakta; Kurumun dosya işlem hacmi yüz binlerle ifade edilmektedir. Kurumun 2025 yılında yayımladığı bilgilere göre personel yapısında adli tıp uzmanlarının yanında başka branş uzman hekimleri, mühendisler, biyologlar ve kimyagerler de bulunmaktadır.
Bu nedenle kurul üyeliğine atanacak kişilerin belirli bir ileri uzmanlık veya akademik yeterliliğe sahip olması, düzenlemenin merkezindeki konulardan biridir.
Kurul Üyesinin Uzmanlık Alanı Raporun Geçerliliğini Etkiler mi?
Kurulun mevzuata uygun oluşması önemlidir.
Bir Adli Tıp İhtisas Kurulunun belirli uzmanlık alanlarından oluşması gerekiyorsa ilgili dosyanın kanunda ve teşkilat mevzuatında öngörülen kurul yapısıyla incelenmesi gerekir.
Özellikle somut olayın uzmanı olan üyenin kurul toplantısında bulunması gereken durumlarda kurul oluşumuna ilişkin mevzuatın dikkate alınması önem taşıyabilir.
Ancak bir rapora itiraz ederken yalnızca:
“Bu kişinin uzmanlık alanını bilmiyoruz.”
demek yerine;
raporu düzenleyen kurulun hangi ihtisas kurulu olduğu,
dosyanın konusu,
katılan üyelerin uzmanlıkları,
kurulun mevzuata uygun toplanıp toplanmadığı
ve bilimsel değerlendirmedeki eksiklikler
birlikte incelenmelidir.
Yeni m.26, kurul üyeleri bakımından asgari yeterliliği güçlendiren temel bir hüküm olmakla birlikte bütün rapor uyuşmazlıklarını tek başına çözmez.
Eski Adli Tıp Raporları Yeni Atanma Şartları Nedeniyle Geçersiz Oldu mu?
Hayır.
7589 sayılı Kanun geçmişte düzenlenen Adli Tıp raporlarının geçersiz sayılacağına ilişkin bir hüküm içermemektedir.
Yeni düzenleme esas olarak atanma şartını ve görev süresini düzenlemektedir.
Dolayısıyla örneğin 2025 yılında hazırlanan bir Adli Tıp raporu sırf 31 Temmuz 2026 tarihinde yeni m.26 yürürlüğe girdiği için otomatik olarak hükümsüz olmaz.
Eski bir rapora itiraz edilecekse;
raporun yetersizliği,
bilimsel eksikliği,
dosyadaki belgelerin incelenmemesi,
uzmanlık alanındaki sorunlar
veya kurulun rapor tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun oluşturulup oluşturulmadığı
somut olarak değerlendirilmelidir.
Devam Eden Davada Yeni Kuruldan Tekrar Rapor Alınabilir mi?
Evet, mahkeme gerekli görürse yeni veya ek rapor alınabilir.
Ancak 12. Yargı Paketi bütün eski raporların yeniden alınmasını zorunlu kılmamıştır.
Kurul üyelerinin değişmesi veya dört yıllık görev dönemlerinin sona ermesi tek başına devam eden bütün dosyalarda yeniden bilirkişi incelemesi yapılacağı anlamına gelmez.
Mahkeme mevcut raporu yeterli buluyorsa yargılamaya devam edebilir.
Buna karşılık taraf rapora ciddi bilimsel veya hukuki itirazlar getiriyorsa mahkeme ek rapor, yeni rapor veya başka bir uzman incelemesi alınmasını değerlendirebilir.
Adli Tıp İhtisas Kurulu Üyeliği Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adli Tıp İhtisas Kurulu üyesi olmak için hangi şart gerekiyor?
En az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da kişinin alanında doktora derecesi bulunması gerekir.
Pratisyen doktor kurul üyesi olabilir mi?
Yalnız tıp fakültesi mezuniyeti m.26’daki tıpta uzmanlık şartını karşılamaz.
Diş hekimi kurul üyesi olabilir mi?
Diş hekimliğinde uzmanlık belgesine sahip olunması hâlinde ve ilgili kurulun uzmanlık yapısının buna uygun olması durumunda mümkündür.
Doktora yapan biri kurul üyesi olabilir mi?
Kendi alanında doktora derecesine sahip kişiler m.26’daki temel şartı karşılayabilir. Ancak atanacağı kurulun uzmanlık yapısına uygunluk ayrıca aranır.
Yüksek lisans yeterli mi?
Hayır. Kanun yüksek lisans değil, doktora derecesinden söz etmektedir.
Profesör olmak zorunlu mu?
Hayır. Kanun profesörlük veya doçentlik şartı getirmemektedir.
Adli tıp uzmanı olmak herkes için zorunlu mu?
Hayır. İhtisas kurulları farklı uzmanlık alanlarından kişilerden oluşmaktadır.
Kurul üyelerinin görev süresi kaç yıl?
Dört yıldır.
Dört yıl dolunca görev hemen biter mi?
Görev süresi dolsa bile yeni atanan veya görevlendirilen kişi göreve başlayıncaya kadar mevcut kişi görevine devam eder.
Aynı kişi yeniden atanabilir mi?
Yeni m.26’da yeniden atanmayı açıkça yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır.
Mevcut üyelerin süreleri ne oldu?
31 Temmuz 2026 itibarıyla dört yılı dolduranların görev dönemleri sona ermiş; dört yıldan az görev yapanların kalan süreyi tamamlamaları kabul edilmiştir. Yerlerine yeni kişi gelinceye kadar görevde kalırlar.
Adli Tıp Kurumu Başkanının da görev süresi dört yıl mı?
Bu düzenleme Adli Tıp Kurumu Başkanına ilişkin değildir. İhtisas kurulu başkan ve üyeleri, grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanlarının görev sürelerini düzenlemektedir.
Adli Tıp İhtisas Kuruluna Atanacak Kişiler Bakımından Yeni Sistemin Pratik Sonuçları
Yeni düzenlemenin en önemli sonucu, kurul üyeliğinde aranacak temel bilimsel yeterliliğin yoruma bırakılmadan kanunda açıkça belirtilmesidir.
Bundan sonra bir kişinin adli tıp ihtisas kurulu başkan veya üyeliğine atanması söz konusu olduğunda ilk bakılması gereken hususlardan biri:
“Bu kişinin tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da kendi alanında doktora derecesi var mı?”
sorusu olacaktır.
Ancak değerlendirme bununla bitmez.
İkinci olarak kişinin atanacağı kurulun hangi bilim dalından üyeye ihtiyaç duyduğu incelenmelidir.
Üçüncü olarak ilgili atama usulü ve kadro şartlarının karşılanması gerekir.
Dolayısıyla yeni düzenleme, adayın taşıması gereken bütün koşulları tek fıkrada düzenleyen bağımsız bir sınav veya atama yönetmeliği değildir.
Daha çok, bütün atamalar bakımından aşılması gereken kanuni asgari mesleki yeterlilik eşiği oluşturmaktadır.
Yeni Şartlar Adli Tıp Raporlarının Bilimsel Niteliğini Nasıl Etkileyebilir?
Kanun değişikliğinin raporların gelecekteki bilimsel kalitesi üzerinde nasıl bir fiilî sonuç doğuracağını bugün kesin biçimde söylemek mümkün değildir.
Bununla birlikte uzmanlık veya doktora seviyesinde yeterliliğin kanunda açık şart hâline getirilmesi, kurul üyeliğinin ileri düzey mesleki uzmanlaşmaya dayalı olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Adli Tıp Kurumu da kurumsal değerleri içerisinde bilimsellik, mesleğin gerektirdiği eğitim ve yetkinlik, doğruluk ve güvenilirliği açıkça vurgulamaktadır.
Ancak kurul üyesinin diploması veya akademik derecesi tek başına iyi bilirkişi raporunu garanti etmez.
Bir Adli Tıp raporunun yargılama bakımından değerinin belirlenmesinde;
somut dosyadaki bütün belgelerin değerlendirilmesi,
raporun gerekçeli olması,
bilimsel verilerin açıklanması,
mahkemenin sorularına cevap verilmesi
ve varsa çelişkilerin giderilmesi
de önemlidir.
Bu nedenle yeni atama şartı önemli olmakla birlikte bilirkişilik sisteminin yalnızca bir unsurudur.
Sonuç: Adli Tıp İhtisas Kuruluna Artık Kimler Atanabilecek?
- Yargı Paketi ile Adli Tıp Kurumu bakımından önemli bir kanuni yeterlilik standardı oluşturulmuştur.
7589 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle yeniden düzenlenen 2659 sayılı Kanun m.26’ya göre adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliğine atanacak kişinin en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesine ya da kendi alanında doktora derecesine sahip olması gerekmektedir.
Dolayısıyla yeni düzenlemede üç temel yeterlilik yolu bulunmaktadır:
Tıpta uzmanlık, diş hekimliğinde uzmanlık veya alanında doktora derecesi.
Bu nedenle yalnızca lisans düzeyinde tıp veya diş hekimliği mezuniyeti, kanunun aradığı uzmanlık düzeyini karşılamamaktadır. Aynı şekilde yalnız yüksek lisans derecesi de m.26’da belirtilen doktora yeterliliğinin yerine geçmemektedir.
Ancak bu şartın karşılanması kişinin herhangi bir ihtisas kuruluna otomatik olarak atanabileceği anlamına gelmez.
Adli Tıp Kurumunun mevcut teşkilatında sekiz ayrı ihtisas kurulu bulunmaktadır ve her bir kurul farklı uzmanlık alanlarından oluşturulmaktadır. Kardiyoloji, genel cerrahi, patoloji, nöroloji, psikiyatri, radyoloji, ortopedi, tıbbi genetik, farmakoloji, biyokimya, diş hekimliği ve başka pek çok disiplin kurul yapısında yer alabilmektedir.
Bu nedenle m.26’daki yeterlilik şartı asgari koşuldur.
Somut atamada ayrıca kişinin atanacağı kurulda öngörülen bilim veya tıp dalına uygun uzmanlığa sahip olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin nöroloji uzmanı olarak kurul üyeliği yapılacaksa nöroloji uzmanlığının bulunması gerekir.
Analitik kimya alanındaki bir üyelikte ise ilgili bilim alanındaki doktora yeterliliği önem kazanabilir.
Diş hekimliği alanının yer aldığı kurulda ise diş hekimliği uzmanlığı gündeme gelebilir.
Bu nedenle “doktora yapan herkes Adli Tıp Kuruluna atanabilir” veya “yalnız adli tıp uzmanları kurul üyesi olabilir” şeklindeki iki uç yorum da doğru değildir.
Yeni sistem multidisipliner uzmanlık esasına dayanmaktadır.
Ayrıca ihtisas kurulu başkan ve üyelerinin görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Aynı dört yıllık görev süresi adli tıp grup başkanları ve ihtisas dairesi başkanları için de geçerlidir. Görev süresi dolan kişi, yerine yeni atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam eder.
31 Temmuz 2026 itibarıyla zaten görevde olan kişiler için ise geçiş sistemi uygulanmaktadır. Dört yıl veya daha uzun süredir görevde bulunanların görev dönemleri sona ermiş; dört yıldan az görev yapanların kalan sürelerini tamamlamaları kabul edilmiştir. Bu kişiler de yerlerine yeni kişi gelinceye kadar görevlerini sürdürür.
Yeni düzenleme geçmiş Adli Tıp raporlarını otomatik olarak geçersiz hâle getirmemiştir.
Dolayısıyla eski bir rapora itiraz edilirken yalnızca:
“Kurul üyeliğine ilişkin yeni şartlar geldi.”
denilmesi yeterli değildir.
Raporun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat, kurulun oluşumu, üyelerin uzmanlığı ve raporun bilimsel yeterliliği birlikte değerlendirilmelidir.
- Yargı Paketi sonrası yeni sistemin özeti şu şekilde ifade edilebilir:
Adli Tıp İhtisas Kurulu üyeliği artık yalnız mesleki tecrübeye dayanan belirsiz bir pozisyon değildir; kişinin en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da kendi alanında doktora derecesine sahip olması kanuni zorunluluktur.
Bunun yanında kişinin atanacağı kurulun özel uzmanlık yapısına uygunluğu da önemini korumaktadır.
Bu düzenleme, Adli Tıp Kurumunun çok disiplinli bilirkişilik yapısında görev yapacak kişilerin ileri düzey bilimsel veya mesleki uzmanlığa sahip olması gerektiğini kanun seviyesinde açıkça ortaya koyan önemli değişikliklerden biridir.