Hukuk Makaleleri

FSEK’e Göre Eser Sahibi Kimdir? (m.8–12)

Yapay Zekâ ile Üretilen İçeriklerde Telif Hakkı Kime Aittir?

Yapay zekâ tarafından üretilen bir içeriğin telif hakkı kime aittir?

Sorunun cevabı, içeriğin tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulup oluşturulmadığı ile insanın üretim sürecine ne ölçüde yaratıcı katkı sunduğuna göre değişebilir. Ayrıca bu alanda ülkelerin yaklaşımları da birbirinden farklılaşmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), özellikle insan katkısının sınırları ve yapay zekâ çıktılarının korunup korunamayacağı konusunda uluslararası düzeyde devam eden bir tartışma bulunduğunu belirtiyor.

Yapay zekâ bir “eser sahibi” olabilir mi?

Telif hukukunun geleneksel yaklaşımı, eser sahipliği kavramını insan yaratıcılığı üzerine kurmaktadır. Bu nedenle yapay zekânın kendi başına ürettiği bir içeriğin doğrudan “eser sahibi” veya “hak sahibi” olarak kabul edilmesi, mevcut telif hukuku sistemleri açısından önemli sorunlar doğurmaktadır.

WIPO da mevcut telif hukuku sistemlerinin büyük ölçüde insan yaratıcılığını esas aldığını ve yapay zekâ tarafından tamamen oluşturulan eserlerde insan eser sahibinin belirlenmesinin temel sorunlardan biri olduğunu ifade etmektedir.

Dolayısıyla “Yapay zekâ içeriği üretti, o halde telif hakkı yapay zekânındır” şeklinde basit bir sonuç çıkarmak mümkün değildir.

Peki yapay zekâyı sadece bir araç olarak kullanırsak?

Burada önemli bir ayrım ortaya çıkar.

Bir kişi yapay zekâyı yaratıcı sürecin bir aracı olarak kullanıyorsa ve ortaya çıkan eserde kendi özgün yaratıcı katkısı bulunuyorsa, insan tarafından gerçekleştirilen bu katkının telif hukuku kapsamında korunması gündeme gelebilir.

Örneğin bir yazar:

  • konuyu kendisi belirliyor,
  • metnin ana kurgusunu oluşturuyor,
  • yapay zekâdan çeşitli taslaklar alıyor,
  • bu taslakları seçiyor ve değiştiriyor,
  • kendi anlatımını ve özgün ifadelerini ekliyor,
  • nihai eserin yapısını kendisi oluşturuyorsa,

ortaya çıkan çalışmanın tamamının veya belirli unsurlarının hukuki korumadan yararlanıp yararlanamayacağı, insanın yaratıcı katkısının niteliğine göre değerlendirilmelidir.

ABD Telif Hakkı Bürosu da 2025 tarihli raporunda, yapay zekânın yaratıcı süreçte yardımcı araç olarak kullanılmasının tek başına telif korumasını ortadan kaldırmadığını; ancak yalnızca bir komut verilmesinin, tek başına yeterli insan yaratıcılığı oluşturmayabileceğini belirtmiştir.

Sadece komut (prompt) yazmak yeterli mi?

Bu sorunun cevabı her hukuk sistemi bakımından aynı olmayabilir.

Özellikle üretken yapay zekâ sistemlerinde kullanıcı, örneğin:

“Gece vakti İstanbul’da, tarihi binaların arasında yürüyen bir kedinin sinematik bir illüstrasyonunu oluştur.”

şeklinde bir komut verebilir.

Ancak yalnızca bu komutun verilmiş olması, ortaya çıkan görsel üzerindeki tüm telif haklarının otomatik olarak kullanıcıya ait olduğu anlamına gelmez.

ABD Telif Hakkı Bürosu’nun 2025 tarihli değerlendirmesinde de salt prompt vermenin, ortaya çıkan AI çıktısındaki yaratıcı unsurlar bakımından yeterli insan yazarlığı sağlamayabileceği belirtilmiştir. Buna karşılık insan tarafından yapılan yaratıcı düzenleme, seçim ve değişikliklerin telif koruması bakımından önem taşıyabileceği ifade edilmektedir.

Bu nedenle hukuki değerlendirmede yalnızca “promptu kim yazdı?” sorusuna değil, insanın ortaya çıkan eser üzerindeki yaratıcı kontrolünün ve katkısının niteliğine bakılması önem taşır.

Yapay zekâ ile hazırlanan bir görsel internette kullanılabilir mi?

Burada iki farklı hukuki mesele birbirinden ayrılmalıdır.

İlk mesele, üretilen yeni içeriğin telif korumasından yararlanıp yararlanamayacağıdır.

İkinci mesele ise yapay zekânın üretim sırasında kullandığı veya kullanıcı tarafından sisteme verilen içeriklerin başka kişilerin telif haklarını ihlal edip etmediğidir.

Örneğin bir kişi yapay zekâya üçüncü bir kişinin telif hakkıyla korunan eserini yükleyip bundan hareketle yeni bir görsel oluşturduğunda, yalnızca “görseli yapay zekâ üretti” demek olası telif hakkı sorunlarını ortadan kaldırmaz.

WIPO da üretken yapay zekâ bakımından yalnızca çıktıların değil, modellerin eğitiminde kullanılan telif hakkıyla korunan eserlerin kullanımının da önemli bir fikri mülkiyet sorunu olduğunu vurgulamaktadır.

Yapay zekâ ile oluşturulan içeriklerin ticari kullanımı

Bir şirketin veya kişinin yapay zekâ ile oluşturduğu bir görseli reklamında, internet sitesinde veya sosyal medya hesabında kullanması halinde de yalnızca telif hakkı açısından değerlendirme yapmak yeterli olmayabilir.

Örneğin:

  • kullanılan görselde üçüncü kişiye ait korunan unsurların bulunması,
  • bir kişinin yüzünün veya sesinin izinsiz şekilde taklit edilmesi,
  • marka veya logo kullanılması,
  • kullanılan yapay zekâ hizmetinin sözleşme koşulları,
  • içeriğin hangi amaçla ve hangi ülkede kullanılacağı

gibi hususlar ayrıca önem kazanabilir.

Dolayısıyla “Yapay zekâ üretti, bu nedenle istediğim gibi kullanabilirim” yaklaşımı hukuken güvenli bir varsayım değildir.

Dünyada yaklaşım aynı mı?

Hayır. Yapay zekâ ve telif hakkı konusunda uluslararası ölçekte henüz tamamen yeknesak bir yaklaşım bulunmamaktadır.

Örneğin ABD Telif Hakkı Bürosu, insan yaratıcılığının bulunduğu AI destekli çalışmaları tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklerden ayıran bir yaklaşım benimsemektedir.

WIPO ise farklı ülkelerde farklı hukuki yaklaşımların ortaya çıktığını ve yapay zekâ çıktılarında insan katkısının ne ölçüde koruma sağlayacağı konusunda tartışmaların devam ettiğini aktarmaktadır.

Bu nedenle başka bir ülkedeki mahkeme kararını doğrudan Türkiye’deki bir uyuşmazlığa uygulamak doğru olmayacaktır.

Türkiye açısından neden dikkatli olmak gerekiyor?

Türkiye’de yapay zekâ tarafından oluşturulan içeriklere ilişkin değerlendirme yapılırken öncelikle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamındaki eser, eser sahibi ve özgünlük kavramlarının dikkate alınması gerekir.

Özellikle yapay zekânın üretimde ne ölçüde rol aldığı ile insanın ortaya çıkan içerik üzerindeki yaratıcı katkısının niteliği önem taşıyacaktır.

Bu nedenle bugün için “Yapay zekâ ile üretilen her içerik telifsizdir” veya bunun tam tersi şekilde “Yapay zekâ ile oluşturulan her içerik kullanıcıya aittir” şeklinde genel bir kural koymak yerine, somut olayın özellikleri üzerinden değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır.

Sonuç

Yapay zekâ ile içerik üretimi, telif hukukundaki klasik “eser sahibi kimdir?” sorusunu yeniden gündeme getirmiştir.

Genel olarak değerlendirmede üç temel soru öne çıkmaktadır:

  1. İçeriği yapay zekâ mı oluşturdu, yoksa insan yaratıcı sürece anlamlı katkı sağladı mı?
  2. İnsanın katkısı eserin özgün ifade unsurlarına ne ölçüde yansıdı?
  3. Üretim sırasında üçüncü kişilerin telif hakkı, marka hakkı veya kişilik hakları ihlal edildi mi?

Bu soruların cevapları verilmeden yalnızca içeriğin “yapay zekâ ile oluşturulmuş” olması üzerinden telif hakkının kime ait olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir.

Leave a Reply

Call Now Button