Single Blog Title

This is a single blog caption

Para Hesaptan Çıkmadan Önlem Alınabilir mi? Şirketin Banka Hesaplarına İhtiyati Haciz Nasıl Konulur?

Para Hesaptan Çıkmadan Önlem Alınabilir mi? Şirketin Banka Hesaplarına İhtiyati Haciz Nasıl Konulur?

Bir şirketten 10 milyon TL alacağınız olduğunu düşünün.

Faturalar kesilmiş, mallar teslim edilmiş ve ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen şirket ödeme yapmıyor.

Üstelik borçlu şirketin malvarlığını azaltmaya başladığı, araçlarını sattığı veya banka hesaplarındaki paraları başka şirketlere aktardığı yönünde bilgiler bulunuyor.

Normal şartlarda alacak davası açabilirsiniz.

Ancak dava bir veya iki yıl sonra sonuçlandığında şu sorunla karşılaşabilirsiniz:

Davayı kazandınız fakat borçlu şirketin hesabında artık para yok.

İşte ihtiyati haciz tam olarak bu riske karşı kullanılan en önemli hukuki korumalardan biridir.

İhtiyati haciz sayesinde şartları oluştuğunda henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan dahi borçlu şirketin;

  • banka hesapları,
  • üçüncü kişilerdeki alacakları,
  • araçları,
  • taşınmazları,
  • şirket payları,
  • diğer malvarlığı hakları

üzerine geçici olarak haciz uygulanması mümkün olabilir.

Özellikle yüksek miktarlı ticari alacaklarda banka hesaplarına ihtiyati haciz konulması, alacağın dava sonunda fiilen tahsil edilebilmesi açısından son derece etkili bir araçtır.

Ancak;

“Benden para alıyor, hesabına haciz koydurayım.”

demek tek başına yeterli değildir.

İhtiyati haciz için İcra ve İflas Kanunu’nun öngördüğü şartların somut dosyada mevcut olması gerekir.


İhtiyati Haciz Nedir?

İhtiyati haciz, para alacağının gelecekte tahsil edilebilmesini güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan bir hukuki koruma tedbiridir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesine göre;

rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elinde veya üçüncü kişilerde bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları ve diğer hakları üzerine ihtiyati haciz koydurabilir.

Banka hesabındaki para da şirketin üçüncü kişi konumundaki bankadan olan alacağı niteliğindedir.

Bu nedenle borçlu şirketin bankadaki mevduatı ihtiyati haczin en önemli uygulama alanlarından biridir.


Şirketin Banka Hesabına İhtiyati Haciz Konulması İçin Hangi Şartlar Gerekir?

İİK m.257 bakımından temel olarak üç unsur öne çıkar:

1. Bir Para Alacağı Bulunmalıdır

İhtiyati haczin konusu kural olarak para alacağıdır.

Örneğin;

  • mal satış bedeli,
  • hizmet bedeli,
  • cari hesap alacağı,
  • kira alacağı,
  • sözleşmeden doğan para borcu,
  • borç ikrarına dayalı alacak,
  • çek veya senetten doğan alacak

ihtiyati hacze konu olabilir.

Buna karşılık;

“Şirket bana makineyi teslim etsin.”

şeklindeki aynen ifa talepleri bakımından ihtiyati haciz değil, olayın niteliğine göre ihtiyati tedbir gündeme gelebilir.


2. Alacak Kural Olarak Muaccel Olmalıdır

En önemli şartlardan biri budur.

Ödeme tarihi gelmemiş bir borç için kural olarak ihtiyati haciz istenemez.

Örneğin sözleşmeye göre şirketin 30 Eylül 2026 tarihinde 5 milyon TL ödeme yapması gerekiyorsa ve henüz bu tarih gelmemişse normal şartlarda;

“İleride ödeme yapmayabilir.”

düşüncesi tek başına ihtiyati haciz için yeterli değildir.

Ancak İİK m.257/2 bazı istisnalar öngörmektedir.

Vadesi henüz gelmemiş bir borç bakımından;

  • borçlunun belirli bir yerleşim yeri bulunmaması veya
  • borçlunun borçlarından kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması, kaçması yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması

halinde ihtiyati haciz istenebilir.

Dolayısıyla henüz vadesi gelmemiş bir alacakta şartlar çok daha ağırdır.


3. Alacak Rehinle Teminat Altına Alınmamış Olmalıdır

İİK m.257’nin temel yaklaşımı, rehinle zaten yeterince teminat altına alınmış para alacağı için ayrıca ihtiyati haciz yoluna başvurulmamasıdır.

Örneğin alacak için yeterli değerde;

  • taşınmaz ipoteği,
  • ticari işletme rehni,
  • başka bir geçerli ayni teminat

bulunuyorsa ihtiyati haciz koşulları ayrıca değerlendirilir.

Ancak mevcut teminatın borcun tamamını karşılayıp karşılamadığı da somut olay bakımından önem taşıyabilir.


Şirketin Mal Kaçırması Şart mı?

Muaccel alacaklarda hayır.

Bu uygulamada en sık karıştırılan konulardan biridir.

Örneğin;

  • şirket size 3 milyon TL borçlu,
  • ödeme tarihi geçmiş,
  • borç rehinle temin edilmemiş,
  • alacağınızı güçlü belgelerle ortaya koyabiliyorsunuz.

Bu durumda ayrıca;

“Şirket mallarını kaçırıyor.”

şeklinde bağımsız bir koşulun mutlaka ispatlanması gerekmez.

İİK m.257/1 bakımından muaccel ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağı bulunması temel şarttır. 2026 tarihli İstanbul BAM kararlarında da muaccel alacaklar bakımından kanunda ayrıca mal kaçırma koşulu aranmadığı özellikle vurgulanmaktadır.

Mal kaçırma şartı özellikle henüz vadesi gelmemiş alacaklarda önem kazanır.


İhtiyati Haciz İçin Alacağın Kesin Olarak İspatlanması Gerekir mi?

Hayır.

İhtiyati haciz geçici bir hukuki korumadır.

Bu nedenle mahkemeden henüz esas davada olduğu gibi yüzde yüz kesin ispat beklenmez.

İİK m.258’e göre alacaklı, alacağı ve gerektiğinde ihtiyati haciz sebepleri konusunda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Mahkeme tarafları dinleyip dinlememekte de serbesttir.

Uygulamada buna yaklaşık ispat denilmektedir.

2026 tarihli İstanbul BAM kararlarında da ihtiyati haciz aşamasında alacağın kesin biçimde ispatlanmasının aranmadığı, mahkemeye alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda yeterli kanaat verecek delillerin sunulmasının esas olduğu belirtilmektedir.


Hangi Belgeler İhtiyati Haciz Almayı Kolaylaştırır?

Mahkemenin önüne mümkün olduğunca güçlü bir belge seti sunulmalıdır.

Özellikle;

  • yazılı sözleşme,
  • fatura,
  • teslim tutanağı,
  • irsaliye,
  • cari hesap mutabakatı,
  • banka dekontu,
  • çek,
  • bono,
  • borç ikrarı,
  • ödeme protokolü,
  • noter ihtarnamesi,
  • e-posta veya WhatsApp üzerinden borç kabulü

önemli olabilir.

Örneğin borçlu şirket yetkilisinin;

“3.500.000 TL borcumuzu 15 Ağustos tarihinde ödeyeceğiz.”

şeklindeki yazılı mesajı, başka delillerle birlikte alacağın yaklaşık ispatı bakımından ciddi önem taşıyabilir.


Fatura Tek Başına Yeterli midir?

Her zaman değil.

Alacaklı;

“Faturayı kestim, o halde ihtiyati haciz kesin verilir.”

şeklinde düşünmemelidir.

Özellikle borçlu;

  • malın hiç teslim edilmediğini,
  • hizmetin verilmediğini,
  • faturaya itiraz ettiğini,
  • mahsup bulunduğunu

ileri sürebiliyorsa mahkeme alacağın varlığının ciddi yargılamayı gerektirdiği sonucuna ulaşabilir.

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin kararlarında da ihtiyati hacizde kesin ispat aranmadığı; ancak alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda mahkemeye kanaat verecek yeterli delil bulunması gerektiği vurgulanmaktadır.

Bu nedenle özellikle yüksek miktarlı ticari alacaklarda fatura + teslim belgesi + yazışma + mutabakat şeklindeki belge kombinasyonu çok daha güçlüdür.


İhtiyati Haciz Talebi Hangi Mahkemeye Yapılır?

İİK m.258 uyarınca ihtiyati haciz, İİK m.50 çerçevesinde yetkili mahkemeden talep edilir.

Görevli mahkeme ise uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir.

Örneğin iki ticari şirket arasındaki mal satışından doğan alacak bakımından görevli mahkeme çoğu durumda Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır.

İhtiyati haciz;

  • dava açılmadan önce değişik iş dosyasıyla,
  • dava açılırken dava dilekçesi içinde,
  • dava devam ederken ara talep olarak

istenebilir.


Borçluya Haber Vermeden İhtiyati Haciz Kararı Alınabilir mi?

Evet.

İİK m.258 açıkça mahkemeye iki tarafı dinleyip dinlememe konusunda takdir yetkisi vermektedir.

Bu, ihtiyati haczin işlevi açısından önemlidir.

Çünkü alacaklı;

“Banka hesaplarına haciz koyacağım.”

dedikten sonra borçluya önceden haber verilmesi, hesaptaki paranın başka bir yere aktarılmasına yol açabilir.

Bu nedenle uygulamada mahkeme şartları oluşmuşsa borçluyu dinlemeden de ihtiyati haciz kararı verebilir.

Buna gıyabi ihtiyati haciz kararı denilmektedir.

Borçlu daha sonra kanundaki itiraz yollarını kullanabilir.


Banka Hesaplarına İhtiyati Haciz Kararı Nasıl Yazılır?

Uygulamada karar genellikle yalnızca belirli bir banka hesabıyla sınırlı olmak zorunda değildir.

Mahkeme örneğin;

“Alacağın tahsilinin temini amacıyla borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine”

karar verebilir.

Bunun sonucunda icra müdürlüğünden bankalara haciz müzekkeresi veya haciz ihbarnamesi gönderilerek borçlu şirketin banka nezdindeki hak ve alacakları üzerine haciz uygulanması sağlanabilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczinde bankalara İİK m.89 kapsamında haciz ihbarnamesi gönderilmesini haczin uygulanmasına ilişkin araçlardan biri olarak değerlendirmektedir.


Şirketin Hangi Bankada Hesabı Olduğunu Bilmek Zorunda mıyız?

Her olayda ihtiyati haciz talebinde tek tek banka ve IBAN numarası gösterilmesi zorunlu değildir.

Mahkeme borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verdiğinde kararın icra müdürlüğü aracılığıyla uygulanması söz konusu olur.

Ancak hangi bankalarda hesap bulunduğuna ilişkin somut bilgi bulunması haczin uygulanmasını pratik olarak hızlandırabilir.

Özellikle;

  • daha önce ödeme yapılan hesaplar,
  • faturalardaki banka bilgileri,
  • şirketin ticari yazışmalarında kullanılan banka hesapları,
  • sözleşmelerde belirtilen IBAN’lar

dikkate alınabilir.


Hesaptaki Paranın Tamamı Bloke Edilir mi?

İhtiyati haciz borca yeter miktarla sınırlı olmalıdır.

Örneğin ihtiyati haciz kararı;

5.000.000 TL

alacak için verilmişse teorik olarak 100 milyon TL değerindeki bütün malvarlığının sınırsız şekilde bloke edilmesi amaçlanmaz.

Haczin temel amacı alacağın tahsilini güvence altına almaktır.

Bu nedenle kararın ve infazın borç miktarıyla ölçülü olması gerekir.


Şirketin Hesabına Sonradan Gelen Paralar da Haczedilir mi?

Bu konu uygulamada teknik ayrıntılar içerir.

Haciz işleminin niteliğine, bankaya gönderilen haciz müzekkeresi veya İİK m.89 ihbarnamesinin kapsamına ve hesabın durumuna göre değerlendirme yapılması gerekir.

Özellikle süresiz şekilde gelecekte hesaba girecek bütün paraların bloke edilmesi ile haciz bildiriminin bankaya ulaştığı anda mevcut bulunan alacağın haczedilmesi aynı şey değildir.

Bu nedenle icra müdürlüğü işleminin kapsamı somut dosya üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.


İhtiyati Hacizde Teminat Yatırmak Gerekir mi?

Kural olarak evet.

İİK m.259’a göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı, hacizde haksız çıkması halinde borçlu ve üçüncü kişilerin uğrayabilecekleri zararları karşılamak amacıyla teminat göstermek zorundadır.

Ancak alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz.

Alacak ilam niteliğindeki bir belgeye dayanıyorsa teminat gerekip gerekmediğine mahkeme karar verebilir.

2025 tarihli İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesi kararı da ilama veya ilam niteliğinde belgeye dayanmayan alacaklarda kural olarak teminatsız ihtiyati haciz verilemeyeceğini açık biçimde vurgulamaktadır.


Teminat Ne Kadar Olur?

Kanunda her dava için sabit bir yüzde öngörülmemiştir.

Mahkeme;

  • alacağın miktarını,
  • delillerin gücünü,
  • muhtemel zararı,
  • somut olayın özelliklerini

dikkate alarak teminat miktarını belirleyebilir.

Uygulamada alacağın belirli bir yüzdesi oranında teminat belirlenmesiyle sıkça karşılaşılır.

Örneğin İstanbul BAM kararına konu bir uyuşmazlıkta mahkeme dava değerinin %20’si oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı vermiştir. Bu, %20’nin her dosyada uygulanması gereken kanuni oran olduğu anlamına gelmez; miktar somut olay ve mahkeme takdirine göre değişebilir.


Mahkeme Kararı Aldıktan Sonra Ne Yapılmalıdır?

Burada çok kritik bir süre bulunmaktadır.

İİK m.261’e göre alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemek zorundadır.

Bu yapılmazsa ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Bu nedenle karar alınması tek başına yeterli değildir.

Karar derhal icraya konulmalıdır.


On Günlük Süre Tebliğ Tarihinden mi Başlar?

Hayır.

Bu konu 2026 yılında Anayasa Mahkemesinin önemli bir kararına da konu olmuştur.

Anayasa Mahkemesi, 11.12.2025 tarihli, E.2025/142, K.2025/254 sayılı kararıyla İİK m.261’de yer alan;

“verildiği tarihten itibaren”

ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

Karar 9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Dolayısıyla on günlük infaz süresi, kararın avukata tebliğ edildiği veya UYAP’tan öğrenildiği tarihten değil, mahkemenin ihtiyati haciz kararını verdiği tarihten itibaren işlemeye devam etmektedir.

Bu süre ihtiyati haciz uygulamasındaki en kritik sürelerden biridir.


İcra Müdürlüğü Banka Hesabına Haczi Nasıl Uygular?

Mahkeme kararının ardından yetkili icra müdürlüğünden infaz istenir.

İİK m.261 uyarınca ihtiyati haciz, genel haciz hükümlerine göre uygulanır.

Pratikte icra müdürlüğünden borçlu şirketin;

  • bankalardaki mevduatlarının,
  • üçüncü kişilerdeki alacaklarının,
  • araçlarının,
  • taşınmazlarının

ihtiyaten haczi talep edilir.

Bankaya ulaşan haciz bildirimi üzerine banka, borçlu şirkete ait haczedilebilir tutarı karar ve icra müdürlüğü talebi çerçevesinde bloke eder.

Bu aşamada para doğrudan alacaklıya ödenmez.

Çünkü ihtiyati haciz henüz kesin tahsil haczi değildir.

Amaç paranın borçlunun tasarrufundan çıkarılmasını ve ilerideki cebri icra için korunmasını sağlamaktır.


İhtiyati Haciz Konulunca Para Hemen Alacaklıya Geçer mi?

Hayır.

İhtiyati haciz;

“parayı hemen tahsil etme”

değil;

“ileride tahsil edebilmek için malvarlığını koruma”

aracıdır.

Bu nedenle ihtiyati hacizli banka hesabındaki para kural olarak doğrudan alacaklıya ödenmez.

Öncelikle alacaklının esas hakkını takip veya dava yoluyla kesinleştirmesi gerekir.


Karardan Sonra Esas Takibi veya Davayı Açmak İçin Süre Var mı?

Evet ve bu süre de son derece önemlidir.

İİK m.264’e göre dava veya icra takibinden önce ihtiyati haciz uygulanmışsa alacaklı;

  • haczin uygulanmasından,
  • haciz alacaklının yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden

itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmak veya dava açmak zorundadır.

Süre kaçırılırsa ihtiyati haciz hükümsüz hale gelebilir.

Dolayısıyla uygulamada iki süre özellikle ezberlenmelidir:

Karardan itibaren 10 gün: ihtiyati haczi infaz ettir.

İnfazdan sonra İİK m.264’teki 7 günlük süre: esas takip veya dava işlemini tamamla.


İcra Takibi Yapılır ve Şirket İtiraz Ederse Ne Olur?

Borçlu şirket ilamsız icra takibine itiraz edebilir.

Bu halde de ihtiyati haczin devam ettirilmesi için İİK m.264’teki özel sürelerin takip edilmesi gerekir.

Kanun, ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren yedi gün içinde;

  • itirazın kaldırılmasının istenmesini veya
  • mahkemede dava açılmasını

öngörmektedir.

Bu sürelerin kaçırılması ihtiyati haciz bakımından ciddi hak kaybı yaratabilir.


Borçlu Şirket İhtiyati Hacze İtiraz Edebilir mi?

Evet.

Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına;

  • ihtiyati haczin dayandığı sebepler,
  • mahkemenin yetkisi,
  • teminat

yönlerinden itiraz edebilir.

İİK m.265’e göre itiraz süresi, borçlunun huzurunda yapılan hacizde haczin uygulanmasından; aksi halde haciz tutanağının tebliğinden itibaren yedi gündür.

İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yolu da bulunmaktadır.

Ancak kanun açıkça, istinafa başvurulmasının ihtiyati haczin icrasını kendiliğinden durdurmayacağını düzenlemektedir.


Borçlu “Bu Borcu Kabul Etmiyorum” Diyerek Haczi Kaldırabilir mi?

Her zaman değil.

İİK m.265’te ihtiyati hacze itiraz sebepleri sınırlı şekilde düzenlenmiştir.

2026 tarihli İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi kararında da borçlunun çek üzerindeki imzayı reddetmesi ve taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını ileri sürmesi gibi esas uyuşmazlığa ilişkin savunmaların, somut olayda doğrudan İİK m.265 kapsamındaki ihtiyati hacze itiraz sebepleri olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.

Bu tür savunmalar esas dava, menfi tespit veya ilgili takip yargılamasında ayrıca ileri sürülebilir.


Borçlu Teminat Göstererek Banka Hesabındaki Haczi Kaldırabilir mi?

Evet, şartları oluştuğunda mümkündür.

İİK m.266 çerçevesinde borçlu, kanunun öngördüğü yeterli teminatı göstermek suretiyle ihtiyati haczin kaldırılmasını sağlayabilir.

Örneğin şirketin bütün ticari faaliyetlerinin yürüdüğü banka hesabının bloke edilmesi ciddi operasyonel sorun yaratıyorsa şirket;

  • para,
  • banka teminat mektubu,
  • uygun başka bir teminat

göstererek ihtiyati haczin malvarlığı üzerindeki etkisinin kaldırılmasını talep edebilir.

2025 tarihli İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin incelediği bir uyuşmazlıkta da borçlunun ihtiyati hacze konu alacak bedelini karşılayan teminat göstermesi üzerine hacizlerin İİK m.266 kapsamında kaldırılması gündeme gelmiştir.


Şirketin Ticari Faaliyetinin Durması İhtiyati Haczi Kaldırır mı?

Tek başına hayır.

Banka hesaplarının haczedilmesi şirketin günlük faaliyetlerini ciddi şekilde etkileyebilir.

Şirket;

  • personel maaşlarını ödeyemediğini,
  • tedarikçilere ödeme yapamadığını,
  • ticari faaliyetlerinin duracağını

ileri sürebilir.

Ancak bunlar tek başına kanunda düzenlenen ihtiyati haciz şartlarını ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte ölçülülük, haciz miktarı ve teminatla haczin kaldırılması gibi mekanizmalar somut olay bakımından gündeme gelebilir.


İhtiyati Haciz ile İhtiyati Tedbir Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki kurum sıklıkla karıştırılmaktadır.

İhtiyati Haciz

Temel olarak para alacaklarını güvence altına alır.

Örneğin:

“Şirketten 5 milyon TL alacağım var, banka hesabını güvence altına almak istiyorum.”

İhtiyati Tedbir

Uyuşmazlık konusu hakkın korunmasına yöneliktir.

Örneğin:

“Bu şirket hissesinin dava sonuçlanana kadar üçüncü kişiye devredilmesini engellemek istiyorum.”

Bu durumda HMK m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir hükümleri gündeme gelebilir.

Talebin yanlış hukuki koruma türü üzerine kurulması, başvurunun reddedilmesine yol açabilir.


Haksız İhtiyati Haciz Nedeniyle Alacaklı Tazminat Öder mi?

Evet, şartları oluştuğunda bu risk bulunmaktadır.

İİK m.259 ihtiyati haciz isteyen alacaklının haksız çıkması nedeniyle borçlu veya üçüncü kişilerin uğradıkları zararlardan sorumluluğunu düzenlemektedir.

Örneğin hiçbir hukuki dayanak bulunmadan 100 milyon TL cirolu bir şirketin bütün banka hesaplarının haksız şekilde bloke edilmesine sebebiyet verilmiş ve şirket ciddi bir zarara uğramışsa tazminat sorumluluğu tartışılabilir.

Nitekim 2026 yılında İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesine yansıyan bir uyuşmazlıkta, haksız ihtiyati haciz nedeniyle şirketin ticari itibarı ve maddi zararlarının tazmini talep edilmiştir.

İşte alacaklıdan teminat alınmasının temel sebeplerinden biri de budur.


Örnek: 8 Milyon TL’lik Mal Satışı Alacağı

Bir örnek üzerinden ilerleyelim.

A Ltd. Şti., B A.Ş.’ye 8 milyon TL tutarında mal satmıştır.

Malları B A.Ş. teslim almış, faturalar kesilmiş ve cari hesap mutabakatında borç kabul edilmiştir.

Ödeme günü 1 Ağustos 2026’dır.

Ancak ödeme yapılmamıştır.

Üstelik B A.Ş.’nin banka hesaplarındaki paraları grup şirketlerine aktardığı bilgisi alınmıştır.

Bu durumda A Ltd. Şti. bakımından şu yol değerlendirilebilir:

1. Alacağın muacceliyeti ve belgeler kontrol edilir.

Fatura, teslim belgesi ve mutabakat birlikte hazırlanır.

2. Yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz talep edilir.

Borçlu dinlenmeksizin karar verilmesi talep edilebilir.

3. Mahkemenin belirleyeceği teminat yatırılır.

Alacak ilama dayanmıyorsa kural olarak teminat gündeme gelir.

4. Karar verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde icra müdürlüğüne başvurulur.

Bankalar dahil borçlunun malvarlığına haciz uygulanması talep edilir.

5. Banka hesabındaki 8 milyon TL’ye kadar olan haczedilebilir tutar bloke edilir.

6. İİK m.264’teki yedi günlük süre kaçırılmadan esas takip veya dava yolu işletilir.

Böylelikle alacaklı, yıllar sonra dava kazandığında;

“Şirketin hiçbir malı kalmamış.”

sürpriziyle karşılaşma riskini önemli ölçüde azaltabilir.


En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Şirket banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulamasında özellikle şu hatalar ciddi hak kaybına yol açabilir:

Alacağın vadesi gelmeden gerekli şartlar oluşmadan başvuru yapmak.

Sadece faturaya dayanıp teslimi gösteren hiçbir belge sunmamak.

Teminatsız ihtiyati haciz talep edip teminata ilişkin hukuki durumu açıklamamak.

Karar çıktıktan sonra 10 günlük infaz süresini kaçırmak.

İhtiyati haciz uygulandıktan sonra İİK m.264’teki yedi günlük tamamlayıcı işlemleri yapmamak.

İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbiri birbirine karıştırmak.

Özellikle ilk iki süre yönünden hata yapılması son derece ağır sonuç doğurabilir.


Sonuç: Banka Hesabına İhtiyati Haciz, Davadan Önce Tahsilatı Güvence Altına Alabilir

Şirketten olan ticari alacağın dava yoluyla tahsil edilebilmesi aylar veya yıllar sürebilir.

Bu süreçte borçlu şirketin banka hesaplarının boşaltılması veya malvarlığının azaltılması halinde kazanılan mahkeme kararı ekonomik değerini büyük ölçüde kaybedebilir.

Bu nedenle şartları bulunan para alacaklarında ihtiyati haciz, alacaklının en güçlü geçici hukuki koruma araçlarından biridir.

Özellikle;

alacak para alacağıysa,

vadesi gelmişse,

rehinle teminat altına alınmamışsa,

ve

alacağın varlığı güçlü belgelerle yaklaşık olarak ortaya konulabiliyorsa

borçlu şirketin banka hesapları ve diğer malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz talep edilmesi mümkün olabilir.

Ancak ihtiyati hacizde yalnızca karar almak yeterli değildir.

Süreç;

Mahkemeden karar alınması → teminat → 10 gün içinde icra müdürlüğünden infaz → bankalara haciz uygulanması → İİK m.264 kapsamında 7 günlük sürede esas takip veya dava

şeklinde bir bütün olarak yürütülmelidir.

Özellikle 10 günlük süre bakımından 2026 yılı itibarıyla hukuki durum nettir.

Anayasa Mahkemesinin 11.12.2025 tarihli, E.2025/142, K.2025/254 sayılı kararı sonrasında da İİK m.261’deki süre ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren başlamaktadır.

Bu nedenle yüksek tutarlı ticari alacaklarda ihtiyati haciz başvurusu hazırlanırken yalnızca;

“Alacağımız var mı?”

sorusuna değil;

“Bu alacağı hangi belgeyle yaklaşık ispatlayabiliriz, hangi malvarlığını haczetmeliyiz ve kararı aldıktan sonra hangi süreleri takip etmeliyiz?”

sorularına da cevap verilmelidir.

Çünkü ticari alacak uyuşmazlıklarında gerçek başarı yalnızca davayı kazanmak değil, kazanılan alacağı fiilen tahsil edebilmektir.

Temel Hukuki Dayanaklar

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.50, m.89, m.257, m.258, m.259, m.261, m.264, m.265 ve m.266
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: özellikle ihtiyati tedbire ilişkin m.389 ve devamı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: ticari davalara ilişkin m.4 ve m.5

Öne Çıkan Kararlar

Anayasa Mahkemesi: 11.12.2025, E.2025/142, K.2025/254 — İİK m.261’deki on günlük ihtiyati haciz infaz süresinin kararın “verildiği tarihten itibaren” başlamasına ilişkin kural Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi: 2026/882 E. — İhtiyati hacizde tam ispat değil, mahkemeye kanaat verecek ölçüde delil aranması ve muaccel para alacaklarında İİK m.257 şartlarının değerlendirilmesi.

İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi: 2026/733 E., 2026/671 K. — İİK m.265 kapsamındaki ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin sınırları.

İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesi: 2025/861 E., 2025/749 K. — İlamsız alacaklarda İİK m.259 kapsamında teminat zorunluluğu.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi: 15.02.2019, 2018/14300 E., 2019/2184 K. — Bankalar ve diğer üçüncü kişilerdeki hak ve alacakların ihtiyati haczinde haciz ihbarnamesi uygulaması.

Leave a Reply

Call Now Button