Single Blog Title

This is a single blog caption

Yapay Zekâ Algoritmalarının Rekabet Hukuku Sorumluluğu

Yapay zekâ sistemleri artık yalnızca metin üretmek veya veri analiz etmek amacıyla kullanılmamaktadır. Şirketler; fiyat belirleme, kampanya oluşturma, müşteri segmentasyonu, ürün sıralama, reklam gösterimi, tedarikçi seçimi, stok yönetimi ve rakiplerin piyasa davranışlarını takip etme gibi doğrudan ticari kararları da algoritmalara bırakabilmektedir.

Bu gelişmeyle birlikte rekabet hukukunun temel sorularından biri değişmektedir.

Geçmişte soru çoğunlukla;

“Şirket yöneticileri rakiplerle anlaştı mı?”

iken günümüzde şu sorular da önem kazanmıştır:

“Rakiplerin fiyatlarını takip eden algoritma ne yapıyor?”

“Aynı yapay zekâ sistemi birden fazla rakibin ticari verilerini kullanıyor mu?”

“Algoritma rakiplerle fiyat koordinasyonunu kendi kendine geliştirebilir mi?”

“Platform algoritması kendi ürünlerini rakiplerin önüne çıkarıyor mu?”

“Yapay zekâ rekabet ihlali gerçekleştirirse bundan kim sorumludur?”

Buradaki en önemli hukuki nokta şudur:

Yapay zekâ algoritmasının kullanılması şirketin rekabet hukuku sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Algoritma mevcut hukuk düzeninde bağımsız bir teşebbüs veya şirketten ayrı sorumluluk taşıyan bir ekonomik aktör değildir. Ticari faaliyetinde algoritmadan yararlanan teşebbüsün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a uygun hareket etme yükümlülüğü devam eder.

Dolayısıyla şirket;

“Fiyatı biz belirlemedik, yapay zekâ belirledi.”

veya

“Algoritmanın neden böyle davrandığını bilmiyoruz.”

diyerek otomatik olarak rekabet hukuku sorumluluğundan kurtulamaz.

Nitekim Rekabet Kurumu 7 Nisan 2026 tarihinde yapay zekâ ekosistemine ilişkin kapsamlı bir sektör incelemesi başlatmış ve yapay zekânın veri, hesaplama gücü, platform ekosistemleri ve piyasa gücü üzerindeki etkilerini bütüncül biçimde değerlendireceğini açıklamıştır. Bu gelişme, yapay zekâ ile rekabet hukuku arasındaki ilişkinin Türkiye bakımından da güncel bir uygulama alanına dönüştüğünü göstermektedir.

Yapay Zekâ Algoritması Rekabet İhlali Yapabilir mi?

Teknik anlamda bir algoritma piyasada rekabeti sınırlayan sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Ancak hukuki değerlendirme algoritmanın “iradesi” üzerinden değil, algoritmayı kullanan teşebbüslerin davranışları üzerinden yapılır.

Örneğin iki rakip şirket yöneticisi;

“Ürünü 1.000 TL’nin altında satmayalım.”

şeklinde anlaşmış ve fiyatlandırma algoritmalarını buna göre programlamışsa klasik anlamda bir fiyat karteli söz konusudur.

Algoritma yalnızca anlaşmanın uygulanmasını otomatikleştirmiştir.

Bunun yanında daha karmaşık senaryolar da bulunmaktadır.

Rakip şirketler doğrudan görüşmeyebilir ancak aynı fiyatlandırma algoritmasını kullanabilir. Ortak algoritma rakiplerin kamuya açık olmayan verilerini bir araya getirerek bütün şirketlere fiyat tavsiyesi verebilir.

Bu durumda algoritmanın rakipler arasında dolaylı koordinasyon aracı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Rekabet Hukuku Açısından Temel Kural: Bağımsız Ticari Karar

Rekabetçi piyasada her teşebbüsün;

fiyatını, üretim miktarını, kampanyalarını, müşterilerini ve diğer temel ticari kararlarını bağımsız biçimde belirlemesi beklenir.

Rakiplerin birbirlerinin piyasadaki kamuya açık davranışlarını gözlemlemeleri mümkündür.

Ancak gelecekte nasıl davranacaklarına ilişkin belirsizliği ortadan kaldıracak bilgi değişimleri ve koordinasyon mekanizmaları 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi bakımından sorun yaratabilir.

Yapay zekâ algoritmaları bu noktada önemli hâle gelmektedir.

Çünkü algoritmalar rakiplerin davranışlarını insanların yapabileceğinden çok daha hızlı izleyebilir, analiz edebilir ve karşılık verebilir.

Böylece fiyatlandırma kararları saniyeler içerisinde birbirine bağlanabilir.

Algoritma Kullanmak Tek Başına Rekabet İhlali midir?

Hayır.

Şirketin;

kendi maliyetini, stok seviyesini, satış geçmişini ve talep tahminini

kullanarak fiyat belirleyen bir yapay zekâ sistemi kullanması tek başına rekabet ihlali değildir.

Benzer şekilde rakiplerin internet sitelerinde tüketicilere açık biçimde gösterilen güncel fiyatlarının takip edilmesi de tek başına hukuka aykırı kabul edilmez.

Risk, algoritmanın rakip teşebbüslerin bağımsız ticari davranışlarını ortadan kaldıran veya koordinasyonu kolaylaştıran bir yapıya dönüşmesiyle yükselir.

Bu nedenle yapay zekâ sisteminin hukuka uygunluğu yalnızca;

“Algoritma kullanılıyor mu?”

sorusuyla belirlenemez.

Asıl incelenmesi gereken;

algoritmanın hangi verileri kullandığı, hangi hedef için çalıştığı ve piyasada nasıl bir davranış oluşturduğudur.

Yapay Zekâ ile Fiyat Karteli

Rekabet hukuku açısından en açık algoritmik ihlal senaryosu, yapay zekânın mevcut bir kartelin uygulanmasında kullanılmasıdır.

Örneğin üç rakip e-ticaret şirketi;

“Bu üründe minimum fiyat 2.500 TL olacak.”

şeklinde anlaşabilir.

Daha sonra algoritmaya;

“2.500 TL’nin altında hiçbir fiyat oluşturma.”

talimatı verilebilir.

Burada fiyat değişiklikleri artık insanlar tarafından yapılmasa bile temel sorun değişmez.

Rakipler fiyat konusunda anlaşmıştır.

Dolayısıyla algoritmanın kullanılması karteli daha az hukuka aykırı hâle getirmez.

Kartelin Algoritmayla Takip Edilmesi

Algoritmaların bir başka özelliği kartelden sapmaları çok hızlı tespit edebilmesidir.

Geleneksel kartellerde üyelerden biri gizlice fiyat indirerek daha fazla müşteri kazanabilir.

Fiyat izleme algoritması ise rakiplerin internet fiyatlarını birkaç saniyede bir kontrol edebilir.

Örneğin sistem;

“Rakip şirket fiyatını anlaşılmış seviyenin altına düşürdü.”

uyarısı üretebilir.

Diğer şirketlerin algoritmaları da fiyatı otomatik olarak değiştirebilir.

Bu özellik, algoritmaların yalnızca kartelin kurulmasını değil, kurulmuş kartelin izlenmesini ve sürdürülebilirliğini kolaylaştırabileceğini göstermektedir.

Ortak Fiyatlandırma Algoritması Kullanılması

Daha karmaşık rekabet hukuku sorunlarından biri, rakiplerin aynı üçüncü taraf fiyatlandırma sağlayıcısını kullanmasıdır.

Örneğin bir sektördeki yirmi şirket aynı yapay zekâ fiyat optimizasyon sistemine abone olmuş olabilir.

Her şirket sisteme;

fiyatlarını, satış miktarını, stok bilgisini, maliyetlerini ve hedef kâr oranlarını

aktarabilir.

Sistem yalnızca her şirketin kendi verilerini kullanıyorsa risk daha düşük olabilir.

Ancak rakiplerden aldığı verileri ortak havuzda kullanarak bütün müşterilerine fiyat önerisi veriyorsa şirketlerin ticari kararları dolaylı biçimde birbirine bağlanabilir.

Bu durumda mesele basit bir yazılım hizmeti olmaktan çıkar.

Hub-and-Spoke ve Yapay Zekâ

Ortak algoritma senaryoları rekabet hukukundaki hub-and-spoke, diğer ifadeyle topla-dağıt yapılarına benzeyebilir.

Rakiplerin doğrudan haberleşmesi gerekmez.

Merkezde bir;

platform, yazılım sağlayıcısı veya yapay zekâ şirketi

bulunabilir.

Örneğin:

Rakip A → AI sağlayıcısı ← Rakip B

Rakip C → AI sağlayıcısı ← Rakip D

şeklindeki yapıda merkezi sağlayıcı bütün şirketlerden stratejik bilgiler alabilir.

Bu bilgilerin diğer rakiplere verilen fiyat veya strateji önerilerinde kullanılması, rakipler arasındaki stratejik belirsizliği azaltabilir.

Ancak yalnızca aynı yazılım şirketinden hizmet alınması otomatik olarak kartel anlamına gelmez. Somut olayda veri akışı, tarafların bilgisi ve algoritmanın çalışma şekli ayrıca incelenmelidir.

Hangi Verilerin Yapay Zekâya Verilmesi Rekabet Hukuku Açısından Risklidir?

Algoritmanın kullandığı veri rekabet hukuku değerlendirmesinin merkezindedir.

Özellikle geleceğe yönelik ve kamuya açık olmayan;

fiyatlar, planlanan indirimler, kampanya tarihleri, üretim miktarları, kapasite, müşteri bazlı fiyatlar, maliyetler, kâr marjları ve satış hedefleri

daha hassas kabul edilebilir.

Örneğin rakip şirketlerin tamamının gelecek ay uygulayacakları fiyatları aynı yapay zekâ platformuna girmesi ve sistemin bu veriler üzerinden piyasa fiyatı tavsiye etmesi yüksek risk taşıyabilir.

Buna karşılık yıllar önceki sektör ortalamalarının toplulaştırılmış biçimde kullanılması farklı değerlendirilir.

Yapay Zekâ ile Otomatik Fiyat Eşitleme

Fiyat algoritmalarında yaygın fonksiyonlardan biri;

“Rakibin fiyatına eşitle.”

seçeneğidir.

Bu fonksiyonun tek bir şirket tarafından kullanılması her durumda rekabet ihlali değildir.

Ancak piyasadaki çok sayıda satıcının aynı sistemi kullanması durumunda farklı fiyatların ortaya çıkma ihtimali azalabilir.

Rekabet Kurulunun Trendyol ve Hepsiburada hakkında yürüttüğü otomatik fiyatlandırma soruşturmalarında bu konu somut olarak gündeme gelmiştir. Her iki soruşturmada da sunulan taahhütler kapsamında “Buybox Fiyatına Eşitle” seçeneğinin kaldırılması kabul edilmiş; ayrıca otomatik fiyatlandırmanın satıcılara zorunlu tutulmaması ve diğer satıcıların otomatik fiyatlandırma kullanımına ilişkin verilerin paylaşılmaması yönünde taahhütler verilmiştir.

Bu kararlar otomatik fiyatlandırmanın yasak olduğunu göstermemektedir.

Ancak algoritmanın tasarımının dahi rekabet hukuku incelemesine konu olabileceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Yapay Zekâ Kendi Kendine Kartel Kurabilir mi?

Rekabet hukukunun en zor sorularından biri budur.

Özellikle pekiştirmeli öğrenme gibi yöntemler kullanan algoritmalar yalnızca insanların önceden belirlediği basit kuralları uygulamayabilir.

Algoritma piyasa deneyimlerinden öğrenebilir.

Örneğin iki şirketin fiyat algoritması şu davranışı gözlemleyebilir:

Fiyat düşürüldüğünde rakip de hemen fiyat düşürüyor ve her iki şirketin kârı azalıyor.

Fiyat yüksek tutulduğunda rakip de yüksek fiyat seviyesinde kalıyor ve her iki şirket daha fazla kazanıyor.

Algoritmalar zaman içinde agresif fiyat rekabetinden kaçınan davranışlar geliştirebilir.

Bu durum algoritmik zımni koordinasyon tartışmasını ortaya çıkarmaktadır.

Ancak iki bağımsız algoritmanın benzer yüksek fiyatlara ulaşması tek başına klasik anlamda kartelin ispatı değildir.

4054 sayılı Kanun m.4 bakımından teşebbüsler arasındaki anlaşma, uyumlu eylem veya başka bir koordinasyon bağlantısının nasıl ortaya konulacağı somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

“Algoritma Kendi Kendine Öğrendi” Savunması

Şirketler açısından en önemli sorunlardan biri budur.

Bir yapay zekâ sisteminin öğrenebilmesi, teşebbüsün rekabet hukuku yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Şirket;

hangi algoritmanın kullanılacağını,

hangi verilere erişeceğini,

hangi hedefin optimize edileceğini ve

sistemin hangi sınırlar içerisinde hareket edeceğini

belirlemektedir.

Bu nedenle yüksek riskli ticari kararların tamamen kontrolsüz bir yapay zekâ sistemine bırakılması şirket açısından ayrıca uyum riski yaratabilir.

Özellikle algoritmanın rakiplerle sistematik fiyat koordinasyonuna yol açtığı fark edildiği hâlde şirketin hiçbir müdahalede bulunmaması farklı değerlendirmelere neden olabilir.

Yapay Zekâ Şirketi mi, Algoritmayı Kullanan Şirket mi Sorumludur?

Tek bir cevap yoktur.

Örneğin bir işletme hazır fiyatlandırma yazılımı satın almış olabilir.

Yazılım şirketi yalnızca teknik altyapı sağlayabilir.

Bu durumda rekabeti sınırlayıcı davranış esas olarak kullanıcı şirketlerin kararlarından kaynaklanıyor olabilir.

Ancak yazılım sağlayıcısı;

rakiplerden hassas veriler topluyor,

rakiplerin fiyatlarını birlikte optimize ediyor ve

sistemi özellikle fiyat rekabetini azaltacak şekilde tasarlıyorsa

sağlayıcının rolü de rekabet hukuku incelemesinde önem kazanabilir.

Dolayısıyla;

“Biz yalnızca teknoloji sağlayıcısıyız.”

veya

“Algoritmayı biz geliştirmedik.”

ifadeleri tarafları otomatik olarak sorumluluk alanının dışına çıkarmaz.

Üçüncü Taraf AI Tedarikçisi Kullanmak Şirketi Kurtarır mı?

Hayır.

Şirket;

“Bu fiyatı bizim çalışanımız belirlemedi, satın aldığımız yazılım önerdi.”

diyerek otomatik olarak sorumluluktan kurtulamaz.

Özellikle şirketin kullandığı sistemin temel çalışma mantığını ve hangi verileri kullandığını makul ölçüde bilmesi gerekir.

Tedarikçi sözleşmesinde;

rakiplerin kamuya açık olmayan bilgilerinin kullanılmayacağı, müşteri verilerinin ayrıştırılacağı, hassas verilerin çapraz kullanılmayacağı ve rekabet hukuku uyumunun sağlanacağı

yönünde hükümler oluşturulabilir.

Yapay Zekâ ve Yeniden Satış Fiyatının Tespiti

Algoritmik rekabet hukuku riskleri yalnızca rakipler arasındaki yatay ilişkilerle sınırlı değildir.

Üretici ve bayi gibi dikey ilişkilerde de algoritmalar kullanılabilir.

Örneğin üretici bütün bayilerini takip eden sistem kurabilir.

Algoritma;

“Ürün 10.000 TL’nin altında satılırsa bayiye otomatik uyarı gönder.”

şeklinde çalışabilir.

Daha ileri modelde sistem bayinin fiyatını teknik olarak değiştirmesine dahi izin vermeyebilir.

Bu durumda yeniden satış fiyatının tespiti bakımından 4054 sayılı Kanun m.4 kapsamında ciddi risk oluşabilir.

Algoritmanın otomatik çalışması davranışın hukuki niteliğini değiştirmez.

Tavsiye Fiyatın Algoritmayla Zorunlu Hâle Getirilmesi

Üreticinin tavsiye fiyat açıklaması ile bayinin satış fiyatının fiilen sabitlenmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin üretici;

“Tavsiye edilen satış fiyatı 1.500 TL’dir.”

diyebilir.

Ancak algoritma daha düşük fiyat uygulayan bayileri tespit ediyor ve;

ürün tedarikini azaltıyor, kampanya desteğini kesiyor veya bayiyi sistem dışında bırakıyorsa

tavsiye fiyat fiilen zorunlu fiyat hâline gelebilir.

Burada fiyat takibi yapan algoritmanın kendisi önemli delillerden biri olabilir.

Platform Algoritmaları ve Rekabet Hukuku

Yapay zekâ algoritmalarının sorumluluğu yalnızca fiyatlandırma sistemlerinde ortaya çıkmaz.

Dijital platformlar;

hangi ürünün ilk sırada gösterileceğini, hangi satıcının buybox kazanacağını, hangi reklamın kullanıcıya gösterileceğini ve hangi işletmenin daha görünür olacağını

algoritmayla belirleyebilir.

Platform aynı zamanda kendi ürün veya hizmetlerini de satıyorsa algoritmanın tarafsızlığı rekabet hukuku bakımından önem kazanabilir.

Örneğin platformun kendi ürünlerini rakip satıcıların önüne sistematik biçimde çıkarması, belirli piyasa koşullarında kendini kayırma iddialarına neden olabilir.

Burada hukuki değerlendirme özellikle platformun piyasa gücüne ve davranışın dışlayıcı etkilerine göre yapılır.

Yapay Zekâ ve Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması

4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi hâkim durumdaki teşebbüslerin hâkimiyetlerini kötüye kullanmasını yasaklamaktadır.

Yapay zekâ algoritması;

  • rakipleri dışlayıcı fiyatlandırma,
  • ayrımcı koşullar,
  • kendini kayırma,
  • rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırma,
  • veri erişimini sınırlandırma

gibi davranışların teknik aracı olabilir.

Bu durumda;

“İşlemi otomatik sistem yaptı.”

savunması belirleyici değildir.

Önemli olan algoritmanın teşebbüsün piyasa davranışının parçası olması ve ortaya çıkan etkinin rekabet hukukuna uygunluğudur.

Rekabet Kurulunun Mayıs 2026’da Meta hakkında açtığı soruşturmada, üçüncü taraf üretken yapay zekâ sohbet robotlarının WhatsApp üzerinden hizmet sunmasını zorlaştırdığı iddia edilen koşullar 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenmiş ve geçici tedbir kararı verilmiştir. Bu örnek, yapay zekâ ekosistemindeki erişim ve platform davranışlarının da hâkim durum hukuku açısından doğrudan inceleme konusu olabildiğini göstermektedir.

Yapay Zekâ Algoritmasının Ayrımcılık Yapması Rekabet İhlali midir?

Her algoritmik farklılaştırma rekabet ihlali değildir.

Örneğin müşterilerin satın alma miktarına göre farklı ticari indirimler uygulanabilir.

Ancak hâkim durumdaki şirket algoritması;

eşit durumdaki ticari müşterilerden bazılarına sistematik olarak daha kötü koşullar uyguluyor ve bunun sonucunda bu müşteriler rekabette dezavantajlı hâle geliyorsa 4054 sayılı Kanun m.6 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Dolayısıyla “algoritmik ayrımcılık” kavramının rekabet hukuku bakımından anlam kazanabilmesi için piyasa gücü ve rekabet üzerindeki etki ayrıca incelenmelidir.

Yapay Zekâ ile Müşteri veya Bölge Paylaşımı

Algoritma sadece fiyat belirlemek zorunda değildir.

Rakip şirketler müşterileri veya bölgeleri aralarında paylaşmak için de dijital sistemlerden yararlanabilir.

Örneğin ortak sistem;

“A şirketi İstanbul Avrupa Yakası müşterilerine, B şirketi Anadolu Yakası müşterilerine teklif vermesin.”

şeklinde programlanabilir.

Bu durumda yapay zekâ, klasik müşteri veya bölge paylaşımı anlaşmasının uygulama aracı hâline gelir.

Algoritmik olması ihlalin niteliğini değiştirmez.

Yapay Zekâ ve İhale Kartelleri

Benzer şekilde yapay zekâ ihale tekliflerinin koordinasyonunda da kötüye kullanılabilir.

Rakip teşebbüsler;

hangi şirketin ihaleyi kazanacağını, diğerlerinin hangi fiyatları sunacağını veya kimin ihaleye katılmayacağını

ortak bir sistem üzerinden belirleyebilir.

Bu durumda algoritma teknolojik araçtan ibarettir; ihale danışıklılığına ilişkin rekabet hukuku değerlendirmesi devam eder.

Algoritmalar Arasındaki Haberleşme Riskli midir?

Yeni nesil yapay zekâ sistemleri giderek “agent”, yani otonom ajan yapısına geçmektedir.

Bir şirketin satın alma ajanı başka bir şirketin satış ajanıyla otomatik pazarlık yapabilir.

Bu sistemlerin;

fiyat, kapasite, teslimat miktarı veya gelecek dönem stratejileri

hakkında birbirleriyle bilgi paylaşması mümkündür.

Bu nedenle gelecekte rekabet hukuku açısından yalnızca;

insanlar arasındaki iletişim kayıtları

değil,

algoritmalar arasındaki veri alışverişleri ve sistem logları

da önemli hâle gelebilir.

Şirketlerin yapay zekâ ajanlarının hangi bilgileri üçüncü taraf sistemlerle paylaşabileceğini önceden sınırlandırması yararlı olacaktır.

Algoritmik Kararlarda İnsan Onayı Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?

Hayır.

İnsan onayının bulunması önemli bir kontrol mekanizması olabilir ancak otomatik olarak hukuka uygunluk sağlamaz.

Örneğin algoritma rakip şirketten elde edilen gizli fiyat bilgisine dayanarak 1.500 TL fiyat önermiş olabilir.

Bir çalışan yalnızca;

“Onayla”

düğmesine basıyorsa rekabete hassas verinin kullanımından kaynaklanan temel sorun ortadan kalkmaz.

Bu nedenle insan denetiminin anlamlı olması gerekir.

Denetleyen kişinin sistemin hangi tür veriler kullandığını ve hangi durumlarda hukuk veya uyum birimine başvurması gerektiğini bilmesi önemlidir.

“Kara Kutu” Algoritmalar Rekabet Hukuku Açısından Riskli midir?

Özellikle fiyatlandırma ve stratejik kararlar bakımından evet.

Şirketin;

“Algoritmanın fiyatı neden yükselttiğini bilmiyoruz.”

demesi uyum açısından önemli bir sorun yaratabilir.

Her yapay zekâ sisteminin bütün matematiksel ayrıntılarının şirket yönetimi tarafından bilinmesi gerekmez.

Ancak en azından;

algoritmanın veri kaynakları, optimizasyon hedefi, rakip verilerini kullanıp kullanmadığı ve kararlarının hangi sınırlar içerisinde kaldığı

bilinmelidir.

Açıklanabilirliğin seviyesi sistemin rekabet hukuku riskine göre artırılabilir.

Algoritmanın Rekabet Hukukuna Uygunluğunu Kim Denetlemeli?

Yalnızca yazılım geliştiricilerin denetimi yeterli olmayabilir.

Özellikle fiyatlandırma veya stratejik karar algoritmalarında;

hukuk, rekabet uyumu, satış, veri bilimi, bilgi teknolojileri ve üst yönetim

birlikte çalışmalıdır.

Yazılım geliştiricisi;

“Rakiple fiyat eşitleme fonksiyonu teknik olarak sorunsuz çalışıyor.”

diyebilir.

Ancak hukuk ekibinin sorusu farklıdır:

“Bu fonksiyonun piyasada yaygınlaşması satıcıların bağımsız fiyat belirleme davranışını azaltıyor mu?”

Trendyol ve Hepsiburada dosyalarının da gösterdiği üzere otomatik fiyatlandırma sistemlerinin belirli tasarım özellikleri doğrudan rekabet hukuku incelemesine konu olabilmektedir.

Yapay Zekâ Algoritması İçin Rekabet Hukuku Risk Analizi

Şirket yapay zekâ sistemini devreye almadan önce algoritmanın rekabet hukuku riskini inceleyebilir.

Değerlendirmede özellikle şu başlıklar önemlidir:

  1. Algoritmanın amacı nedir? Fiyat mı belirliyor, müşteri mi sıralıyor, tedarikçi mi seçiyor?
  2. Hangi verileri kullanıyor? Rakiplerden kamuya açık olmayan bilgiler geliyor mu?
  3. Rakipler aynı sistemi kullanıyor mu? Ortak sağlayıcı bulunuyor mu?
  4. Veriler rakipler arasında çapraz kullanılıyor mu?
  5. Algoritma rakip fiyatlarına otomatik tepki veriyor mu?
  6. Geleceğe yönelik fiyat ve kapasite bilgileri işleniyor mu?
  7. Sistemin hedefi tek şirketin performansı mı, sektör veya kullanıcı grubunun toplam kârı mı?
  8. Algoritmanın kararları denetlenebiliyor mu?
  9. İnsan müdahalesi mümkün mü?
  10. Olağan dışı koordinasyon belirtileri için alarm sistemi bulunuyor mu?

Bu analiz algoritmanın teknik geliştirme sürecinin sonuna bırakılmamalıdır.

Yapay Zekâ Tedarikçi Sözleşmelerinde Rekabet Hukuku

Üçüncü taraf AI hizmeti alınırken sözleşmelerde rekabet hukuku açısından özel hükümler oluşturulabilir.

Örneğin tedarikçinin;

rakiplerden elde ettiği kamuya açık olmayan fiyat, maliyet, satış veya strateji verilerini şirket için oluşturduğu önerilerde kullanmaması

sözleşmesel olarak düzenlenebilir.

Ayrıca;

veri ayrıştırması, denetim hakkı, önemli algoritma değişikliklerinin bildirilmesi, rekabet hukuku ihlali şüphesinde bilgi paylaşımı ve sorumluluk

hükümleri üzerinde durulabilir.

Ancak sözleşmeye genel bir;

“Taraflar rekabet hukukuna uyar.”

cümlesi eklenmesi tek başına yeterli bir algoritmik risk yönetimi değildir.

Algoritma Değişiklikleri Yeniden İncelenmeli midir?

Evet.

İlk kurulduğunda yalnızca şirketin kendi satış verilerini kullanan sistem daha sonra güncellenebilir.

Yeni sürüm;

rakip fiyatlarını izlemeye veya diğer müşterilerden elde edilen verileri kullanmaya başlayabilir.

Dolayısıyla algoritmanın ilk kullanım öncesinde hukuki onay almış olması sonsuza kadar güvenli olduğu anlamına gelmez.

Önemli;

veri kaynağı, hedef fonksiyon veya otomasyon seviyesi

değişikliklerinde yeniden rekabet hukuku değerlendirmesi yapılabilir.

Algoritmik Rekabet İhlalinde Deliller Neler Olabilir?

Geleneksel rekabet soruşturmalarında;

e-postalar, WhatsApp yazışmaları, toplantı kayıtları ve şirket belgeleri

önemli olabilir.

Algoritmik sistemlerde bunlara yeni deliller eklenebilir.

Örneğin;

algoritma kaynak kodları, sistem konfigürasyonları, fiyatlandırma parametreleri, veri akış kayıtları, API bağlantıları, algoritma sürüm geçmişleri ve makine öğrenmesi modellerine verilen hedefler

inceleme açısından önem kazanabilir.

Bu nedenle şirketlerin kritik algoritmalarının nasıl çalıştığını ve hangi değişikliklerin yapıldığını uygun şekilde kayıt altında tutması önemlidir.

Rekabet Kurumu Yapay Zekâ Sistemlerini İnceleyebilir mi?

Yapay zekâ veya algoritma kullanılması bir teşebbüsü 4054 sayılı Kanun’un kapsamı dışına çıkarmaz.

Nitekim Türkiye uygulamasında otomatik fiyatlandırma sistemleri doğrudan Rekabet Kurulu soruşturmalarının konusu olmuştur. Trendyol ve Hepsiburada soruşturmalarında otomatik fiyatlandırma mekanizmalarının Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediği incelenmiş ve belirli tasarım değişiklikleri içeren taahhütler bağlayıcı hâle getirilmiştir.

Ayrıca Rekabet Kurumunun 2026 yılında yapay zekâ ekosistemine yönelik sektör incelemesi başlatması, yapay zekâ kaynaklı rekabet sorunlarının fiyatlandırma algoritmalarının da ötesinde önümüzdeki dönemde daha yoğun incelenebileceğini göstermektedir.

Yapay Zekâ Algoritmaları Açısından Şirket Yönetiminin Rolü

Algoritmik rekabet hukuku yalnızca yazılım ekiplerinin konusu değildir.

Fiyatlandırma, müşteri dağılımı veya platform sıralaması şirketin temel ticari kararları arasındaysa yönetimin de sistemin ana işleyişi ve riskleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir.

Şirket yönetiminin her satır kodu bilmesi beklenemez.

Ancak;

“Rakiplerimizin fiyat bilgilerini algoritmaya nereden alıyoruz?”

ve

“Aynı fiyat sistemini başka rakip şirketler de kullanıyor mu?”

gibi temel sorulara cevap veremeyen bir şirketin uyum sisteminde önemli boşluk bulunduğu söylenebilir.

Algoritmayı Tamamen Yasaklamak Çözüm müdür?

Genellikle hayır.

Yapay zekâ ve fiyatlandırma algoritmaları;

talep tahmini, stok optimizasyonu, fiyat değiştirme maliyetinin azaltılması ve tüketiciye daha rekabetçi teklifler sunulması

gibi önemli faydalar sağlayabilir.

Dolayısıyla amaç algoritmik ticari kararları ortadan kaldırmak değildir.

Amaç, algoritmaların rakipler arasındaki bağımsız karar alma mekanizmasını ortadan kaldırmamasını sağlamaktır.

Bu nedenle yasaklayıcı yaklaşım yerine kontrollü ve denetlenebilir algoritma kullanımı daha etkili olabilir.

Şirketler İçin Yapay Zekâ Rekabet Hukuku Kontrol Listesi

Yapay zekâ kullanan şirketlerin özellikle şu soruları düzenli olarak değerlendirmesi yararlı olabilir:

Algoritmamız ticari karar veriyor mu?

Fiyat veya kampanya belirliyor mu?

Rakip şirketlerin kamuya açık olmayan bilgilerine erişiyor mu?

Rakiplerimiz de aynı algoritma sağlayıcısını kullanıyor mu?

Bizim verilerimiz başka müşterilerin kararlarında kullanılıyor mu?

Algoritma fiyatı rakibe otomatik olarak eşitliyor mu?

Geleceğe yönelik fiyat veya kapasite bilgileri sisteme giriliyor mu?

Bayilerin yeniden satış fiyatını teknik olarak sınırlandırıyor muyuz?

Platform algoritması kendi ürünlerimizi rakiplere karşı kayırıyor mu?

Algoritmanın aldığı kararların gerekçesini sonradan inceleyebiliyor muyuz?

Rekabet hukuku açısından riskli sonuçlarda sistem otomatik olarak uyarı veriyor mu?

Önemli algoritma güncellemeleri hukuk birimi tarafından yeniden değerlendiriliyor mu?

Yapay Zekâ Algoritmalarının Rekabet Hukuku Sorumluluğunu Azaltmak İçin Ne Yapılabilir?

Şirketler öncelikle kullandıkları algoritmaların envanterini çıkarmalıdır.

Ardından rekabet bakımından yüksek riskli sistemler belirlenebilir.

Özellikle;

fiyatlandırma, rakip takibi, bayi fiyat denetimi, müşteri dağılımı, tedarikçi seçimi ve platform sıralaması

gibi sistemler öncelikli incelenebilir.

Tedarikçi algoritmalarında veri kaynakları araştırılmalı, rakiplerin gizli bilgilerinin kullanılmadığına ilişkin güvenceler alınmalı ve önemli sistem değişiklikleri hukuk biriminin denetimine tabi tutulmalıdır.

Ayrıca satış, gelir yönetimi, veri bilimi ve yazılım ekiplerine rekabet hukuku eğitimi verilmesi önemlidir.

Trendyol soruşturmasında kabul edilen taahhütler arasında ilgili çalışanların otomatik fiyatlandırmaya ilişkin rekabet hukuku endişeleri hakkında eğitilmesi de yer almıştır.

Yapay Zekâ Çağında Rekabet Hukuku Sorumluluğu Değişiyor mu?

Temel kurallar değişmemektedir.

Rakiplerle fiyat belirlemek, müşteri paylaşmak, yeniden satış fiyatını sabitlemek veya hâkim durumu kötüye kullanmak yapay zekâdan önce de rekabet hukuku sorunuydu.

Değişen şey, bu davranışların gerçekleştirilme yöntemi ve hızıdır.

Geçmişte rakiplerin toplantı yaparak saatler içerisinde gerçekleştirebildiği bilgi değişimi artık algoritmalar arasında milisaniyeler içerisinde gerçekleşebilir.

Bu durum şirketlerin rekabet uyum sistemlerini de teknik altyapıya uyarlamasını gerektirmektedir.

Rekabet Kurumunun 2026 yılı yaklaşımında yapay zekâ, veri temelli iş modelleri ve platform ekonomilerinin geleneksel rekabet değerlendirmelerinin ötesine geçen yeni sorunlar yarattığı açık biçimde vurgulanmaktadır.

Sonuç

Yapay zekâ kullanılması şirketlerin rekabet hukuku yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Algoritma fiyat belirliyor, müşteri seçiyor veya rakip davranışlarını takip ediyor olsa dahi ticari faaliyet 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a uygun olmak zorundadır.

Bu nedenle;

“Kararı insan vermedi.”

veya

“Yapay zekâ kendi kendine öğrendi.”

ifadeleri tek başına rekabet hukuku bakımından güvenli bir savunma oluşturmaz.

Özellikle yapay zekâ algoritmasının;

rakipler arasındaki fiyat anlaşmasını uygulaması, rakiplerin kamuya açık olmayan ticari verilerini ortak havuzda kullanması, ortak fiyatlandırma sistemi üzerinden dolaylı koordinasyon yaratması, bayilerin yeniden satış fiyatlarını sınırlandırması veya hâkim durumdaki bir şirketin dışlayıcı davranışlarının aracı hâline gelmesi

durumlarında ciddi rekabet hukuku riskleri ortaya çıkabilir.

Türkiye’deki uygulama da algoritmaların artık teorik bir mesele olmadığını göstermektedir. Rekabet Kurulunun Trendyol ve Hepsiburada otomatik fiyatlandırma mekanizmalarına ilişkin soruşturmalarında algoritmanın belirli tasarım özellikleri doğrudan inceleme konusu olmuş ve “Buybox Fiyatına Eşitle” seçeneğinin kaldırılması dâhil çeşitli taahhütler bağlayıcı hâle getirilmiştir.

Bunun yanında Rekabet Kurumunun 7 Nisan 2026 tarihinde yapay zekâ ekosistemine ilişkin kapsamlı sektör incelemesi başlatması, yapay zekâ kaynaklı piyasa gücü, veri ve rekabet sorunlarının önümüzdeki dönemde daha yoğun biçimde ele alınacağını göstermektedir.

Şirketler açısından bu nedenle temel soru artık;

“Yapay zekâ kullanıyor muyuz?”

değildir.

Asıl sorulması gereken soru şudur:

“Yapay zekâ sistemimiz şirketimizin bağımsız rekabetçi kararlarını destekleyen bir araç mı, yoksa rakiplerin verilerini ve davranışlarını kullanarak rekabeti azaltan bir koordinasyon mekanizmasına mı dönüşüyor?”

Yapay zekâ algoritmalarının fiyatlandırma ve stratejik ticari kararlarda daha fazla kullanılacağı dikkate alındığında, şirketlerin algoritmaları yalnızca teknik performans ve gelir artışı bakımından değil, rekabet hukuku uyumu açısından da sürekli denetlemesi giderek daha önemli hâle gelecektir.

Leave a Reply

Call Now Button