Single Blog Title

This is a single blog caption

Sosyal Medyada İtibar Saldırısı: Hakaret, Karalama Kampanyası ve Hukuki Yollar

X, Instagram, Facebook, TikTok, YouTube ve diğer sosyal medya platformları kişilerin ve şirketlerin kamuoyu nezdindeki itibarını çok kısa süre içerisinde etkileyebilmektedir. Tek bir paylaşımın binlerce kişi tarafından görüntülenmesi, ekran görüntüsünün farklı hesaplarda paylaşılması veya aynı iddianın onlarca hesap tarafından tekrar edilmesi, itibar saldırısının etkisini geleneksel yayın araçlarına göre çok daha hızlı büyütebilir.

Örneğin bir kişi hakkında hiçbir somut delil bulunmaksızın;

“Bu kişi dolandırıcıdır.”

şeklinde paylaşım yapılabilir.

Bir şirket hakkında;

“Müşterilerinin parasını çalıyor, kesinlikle çalışmayın.”

şeklinde gerçeğe aykırı iddialar yayımlanabilir.

Başka bir olayda ise sahte hesaplar oluşturularak belirli kişi veya işletme hakkında günlerce sistematik şekilde olumsuz paylaşımlar yapılabilir.

Bu gibi durumlarda sosyal medyada yapılan paylaşım yalnızca bir “internet yorumu” olmaktan çıkabilir ve kişilik hakkı ihlali, ticari itibara saldırı, haksız fiil, haksız rekabet veya şartları oluşmuşsa ceza hukuku sorumluluğu doğurabilir.

Bununla birlikte kişinin veya şirketin eleştirilmesi tek başına hukuka aykırı değildir. Anayasa Mahkemesi de sosyal medya paylaşımlarına ilişkin uyuşmazlıklarda ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır.

Bu nedenle sosyal medyada itibar saldırısına karşı hukuki süreç başlatılmadan önce öncelikle paylaşımın eleştiri mi, değer yargısı mı, gerçeğe aykırı somut olgu isnadı mı yoksa doğrudan kişilik hakkına saldırı mı olduğunun belirlenmesi gerekir.

Sosyal Medyada İtibar Saldırısı Nedir?

Sosyal medyada itibar saldırısı, kişinin veya şirketin toplumdaki saygınlığını, mesleki itibarını veya ticari güvenilirliğini hukuka aykırı biçimde zedelemeye yönelik paylaşım ve kampanyaları ifade etmek için kullanılabilir.

Örneğin;

  • kişinin suç işlediğinin gerçeğe aykırı biçimde ileri sürülmesi,
  • şirketin dolandırıcı olduğunun asılsız biçimde yazılması,
  • sahte hesaplardan sistematik karalama yapılması,
  • kişinin özel hayatına ilişkin bilgilerin itibarsızlaştırma amacıyla yayımlanması,
  • gerçekte yaşanmayan olayların yaşanmış gibi anlatılması,
  • rakip şirket hakkında organize sosyal medya kampanyası yürütülmesi,
  • manipüle edilmiş görüntü veya belgelerin paylaşılması

hukuki uyuşmazlık doğurabilir.

Ancak kullanılan her sert ifade itibar saldırısı değildir. İfade özgürlüğü eleştiri hakkını da koruduğundan paylaşımın bütünü ve olayın bağlamı dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi sosyal medya ifadelerine ilişkin kararlarında da ifade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkını karşılaştırmalı biçimde değerlendirmektedir.

Sosyal Medyada Her Olumsuz Paylaşım Hukuka Aykırı mıdır?

Hayır.

Örneğin gerçek bir müşteri;

“Bu şirketten aldığım hizmetten memnun kalmadım.”

diyebilir.

Bir kişinin;

“Bu yöneticinin yaptığı açıklamayı doğru bulmuyorum.”

şeklindeki görüşü de eleştiri kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık;

“Bu şirket müşterilerin kredi kartlarından gizlice para çekiyor.”

veya

“Bu kişi insanları dolandırarak parasını kazanıyor.”

şeklindeki ifadeler doğrulanabilir somut olgu veya suç isnatları içermektedir.

Hukuki değerlendirmede bu ayrım son derece önemlidir.

Genel olarak değer yargılarında doğruluk ispatı aranması mümkün olmayabilirken, somut olgu isnatlarının yeterli bir olgusal temele sahip olup olmadığı önem kazanır.

Sosyal Medyada Kişilik Hakları Nasıl Korunur?

Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi, hukuka aykırı biçimde kişilik hakkına saldırılan kişinin hâkimden korunmasını isteyebileceğini düzenlemektedir.

TMK m.25 kapsamında ise somut olayın özelliklerine göre;

  • saldırı tehlikesinin önlenmesi,
  • devam eden saldırıya son verilmesi,
  • sona ermiş olmakla birlikte etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti

talep edilebilir.

Dolayısıyla X veya Instagram’daki paylaşımın kişilik hakkına hukuka aykırı bir saldırı oluşturması hâlinde yalnızca sosyal medya platformunun şikâyet sistemiyle yetinilmesi zorunlu değildir.

Genel hukuk yollarına da başvurulabilir.

Sosyal Medyada “Dolandırıcı” Demek Hukuka Aykırı mıdır?

Bu ifade her olayda otomatik olarak aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Öncelikle paylaşımın bağlamına bakılması gerekir.

Örneğin gerçek bir uyuşmazlığı anlatan kişi;

“Paramı ödedim fakat ürün gönderilmedi.”

şeklinde yaşadığı somut olayı açıklayabilir.

Buna karşılık kişi hiçbir ticari ilişki yaşamamasına ve böyle bir olgu bulunmamasına rağmen;

“Bu adam dolandırıcıdır, herkesi dolandırıyor.”

şeklinde paylaşım yapıyorsa kişinin şeref ve itibarının korunması bakımından daha ağır bir müdahale söz konusu olabilir.

Ayrıca kullanılan ifadeler somut olayın şartlarına göre TCK m.125’te düzenlenen hakaret suçu bakımından da incelenebilir. TCK m.125, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut fiil veya olgu isnadı ya da sövme davranışını düzenlemektedir.

Ancak her sert eleştirinin hakaret suçu oluşturacağı sonucuna varılmamalıdır. İfade özgürlüğünün sınırları her olay bakımından ayrıca değerlendirilir.

Sosyal Medyada Asılsız Suç İsnadı Yapılırsa Ne Olur?

Bir kişi hakkında sosyal medyada;

“Uyuşturucu satıyor.”

“Vergi kaçırıyor.”

“Müşterilerinin parasını çalıyor.”

gibi gerçeğe aykırı suç isnatlarında bulunulması yalnızca kişinin itibarını etkilemekle kalmayabilir.

Paylaşımın şekline, kastına ve içeriğine göre hakaret başta olmak üzere ceza hukuku hükümleri gündeme gelebilir.

Belirli durumlarda TCK m.267’de düzenlenen iftira suçunun şartlarının oluşup oluşmadığının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Ancak her gerçeğe aykırı sosyal medya paylaşımı otomatik olarak iftira suçu değildir; ilgili suç tipinin kanuni unsurlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.

Bu nedenle ceza şikâyeti hazırlanırken paylaşımın yalnızca yanlış olması değil, hangi suç tipinin unsurlarını nasıl oluşturduğu somut biçimde açıklanmalıdır.

Sahte Hesaptan Yapılan İtibar Saldırısında Ne Yapılabilir?

Sosyal medyada itibar saldırılarının önemli bölümü gerçek kimliğini gizleyen hesaplar üzerinden yapılmaktadır.

Örneğin yeni açılmış bir X hesabı, belirli kişi hakkında her gün onlarca paylaşım yapıyor olabilir.

Bu durumda öncelikle;

  • hesabın kullanıcı adı,
  • profil URL’si,
  • paylaşım URL’leri,
  • paylaşım tarihleri,
  • profil fotoğrafı,
  • takipçi ve takip edilen hesaplarla bağlantılar,
  • ilgili paylaşımların ekran görüntüleri

muhafaza edilmelidir.

Paylaşım aynı zamanda suç teşkil ediyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak başvuruda şüphelinin kimliğinin araştırılması istenebilir.

Ancak takma isimli bir hesabın sahibinin her dosyada mutlaka tespit edilebileceği varsayılmamalıdır. Özellikle yabancı sosyal medya platformlarından elde edilebilecek kayıtların kapsamı somut soruşturmaya göre değişebilir.

Sosyal Medyada Karalama Kampanyası Nedir?

Bazen sorun tek bir paylaşım değildir.

Bir kişi veya şirket hakkında onlarca hesap aynı anda;

  • aynı iddiaları paylaşabilir,
  • aynı etiketleri kullanabilir,
  • aynı görselleri dolaşıma sokabilir,
  • yorum bölümlerini aynı mesajlarla doldurabilir.

Örneğin bir işletmeyle ticari uyuşmazlık yaşayan kişi;

“Bu şirkete karşı herkes paylaşım yapsın.”

şeklinde çağrıda bulunarak yüzlerce olumsuz paylaşım yapılmasını sağlayabilir.

Bir başka durumda rakip şirket sahte hesaplarla rakibini sistematik biçimde hedef alabilir.

Bu durumda hukuki inceleme yalnızca tek tek paylaşımlara değil, kampanyanın bütünü, hesaplar arasındaki bağlantılar, zamanlama ve ortak hareket göstergelerine yönelmelidir.

Rakip Şirketin Sosyal Medyada Karalama Kampanyası Haksız Rekabet midir?

Somut olayın özelliklerine göre evet.

Türk Ticaret Kanunu haksız rekabet düzenlemeleri kapsamında rakibi veya onun mal ve hizmetlerini yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme fiilleri hukuki sorumluluk doğurabilir.

Örneğin rakip şirket, sahte hesaplardan;

“X şirketinin ürünleri sahtedir.”

“X şirketi batmak üzere.”

“X şirketinden alışveriş yapan parasını kaybeder.”

şeklinde gerçeğe aykırı içerikler yayımlatıyorsa haksız rekabet hükümlerine başvurulması değerlendirilebilir.

Bu tür olaylarda saldırının durdurulmasının yanı sıra şartları mevcutsa ortaya çıkan ekonomik zararın tazmini de gündeme gelebilir.

Sosyal Medyada Şirket İtibarı Hukuken Korunabilir mi?

Evet.

Sosyal medya saldırılarında hedef yalnızca gerçek kişiler olmayabilir.

Şirketin;

  • ticari itibarı,
  • ekonomik saygınlığı,
  • müşteri çevresi,
  • piyasadaki güvenilirliği

de hukuken korunabilir.

Örneğin şirket hakkında hiçbir gerçeklik temeli bulunmadan;

“Şirket iflas etti.”

şeklinde geniş çaplı paylaşım yapılması müşterilerin siparişlerini iptal etmesine neden olabilir.

Benzer şekilde şirket hakkında;

“Sahte ürün satıyor.”

şeklinde organize kampanya yürütülmesi ekonomik zarara yol açabilir.

Bu durumda kişilik hakkına ilişkin genel hükümler yanında olayın rekabet ilişkisi taşıması hâlinde TTK’nın haksız rekabet hükümleri ayrıca önem kazanabilir.

Sosyal Medyada İtibar Saldırısı Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

Kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı nedeniyle manevi zarar meydana gelmesi hâlinde manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.

Türk Borçlar Kanunu m.58 kapsamında kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat talep edebilir.

Tazminat değerlendirmesinde özellikle;

  • kullanılan ifadelerin ağırlığı,
  • paylaşımın ulaştığı kişi sayısı,
  • saldırının ne kadar süre devam ettiği,
  • paylaşımın tekrar edilip edilmediği,
  • mağdurun mesleki veya sosyal konumu,
  • saldırının sonuçları

önem taşıyabilir.

Ancak tazminatın amacı sosyal medyadaki her sert söz için cezalandırıcı ödeme yaratmak değildir. Hukuka aykırı kişilik hakkı saldırısının ve manevi zararın koşulları somut olayda değerlendirilmelidir.

Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Maddi Tazminat İstenebilir mi?

İtibar saldırısı somut ekonomik zarar doğurmuşsa maddi tazminat da gündeme gelebilir.

Örneğin şirket hakkında yayılan gerçeğe aykırı bir iddia nedeniyle;

  • önemli müşteri sözleşmesini feshetmiş,
  • rezervasyonlar iptal edilmiş,
  • satışlar belirgin şekilde azalmış,
  • yatırım görüşmeleri sona ermiş

olabilir.

Böyle bir durumda yalnızca paylaşımın hukuka aykırılığı değil, paylaşım ile meydana gelen zarar arasındaki nedensellik bağı da ortaya konulmalıdır.

Örneğin müşterinin;

“X’teki paylaşımlar nedeniyle şirketinizle çalışmaktan vazgeçiyoruz.”

şeklindeki e-postası zarar ile itibar saldırısı arasındaki bağlantının gösterilmesi bakımından önemli olabilir.

Sosyal Medyadaki İtibar Saldırısının Kaldırılması İçin Platforma Başvurulabilir mi?

Evet.

Instagram, X, Facebook, TikTok, YouTube ve diğer platformların kendi içerik bildirim sistemleri bulunmaktadır.

Paylaşım;

  • taciz,
  • sahte hesap,
  • kişisel bilgi,
  • tehdit,
  • kimliğe bürünme,
  • hukuka aykırı içerik

gibi platform politikalarını ihlal ediyorsa ilgili bildirim kanalı kullanılabilir.

Ancak platform başvurusu ile Türk hukukundaki dava ve şikâyet yolları birbirinden farklıdır.

Platformun;

“İçerik politikalarımızı ihlal etmiyor.”

şeklindeki cevabı içeriğin Türk hukuku açısından kesin olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Sosyal Medya İçeriği Kaldırılmadan Önce Delil Toplanmalı mı?

Evet.

İtibar saldırılarında en önemli aşamalardan biri budur.

Kişinin ilk tepkisi paylaşımın hemen silinmesini istemek olabilir. Ancak içerik kaldırıldıktan sonra paylaşımı yapan kişi;

“Ben böyle bir paylaşım yapmadım.”

savunmasında bulunabilir.

Bu nedenle kaldırma başvurusundan önce mümkünse;

  • paylaşımın tam ekran görüntüsü,
  • paylaşım URL’si,
  • profil URL’si,
  • kullanıcı adı,
  • tarih ve saat,
  • görüntülenme bilgileri,
  • yorumlar,
  • yeniden paylaşım sayıları,
  • ilgili video veya görsel

muhafaza edilmelidir.

Özellikle yüksek takipçili hesaplardan yapılan veya ciddi ticari zarara yol açabilecek saldırılarda delilin teknik ve hukuki açıdan güçlü şekilde korunması önemlidir.

Ekran Görüntüsü Sosyal Medya Davasında Delil Olur mu?

Ekran görüntüsü önemli bir delildir ancak tek başına bırakılmaması daha güvenlidir.

Mümkünse ekran görüntüsünün yanında;

  • paylaşımın URL’si,
  • hesabın profil bağlantısı,
  • paylaşım tarihi,
  • platform bilgileri,
  • varsa karşı tarafla yazışmalar

da saklanmalıdır.

İçerik hızla kaldırılabilecek nitelikteyse olayın önemine göre noter aracılığıyla tespit veya mahkemeden delil tespiti gibi yöntemler değerlendirilebilir.

Çünkü yalnızca kırpılmış ve kullanıcı bilgileri görünmeyen bir ekran görüntüsünün ispat gücü daha fazla tartışmaya açık olabilir.

İtibar Saldırısı İçeren Paylaşım İçin İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Somut olayın koşullarına göre evet.

Sosyal medya saldırılarında en önemli problemlerden biri, dava devam ederken paylaşımın yayılmaya devam etmesidir.

Örneğin milyonlarca takipçisi olan bir hesaptan gerçeğe aykırı ağır bir suçlama yapılmışsa her geçen saat zarar büyüyebilir.

Gecikmenin ciddi zarar doğurma tehlikesi bulunması ve ihtiyati tedbirin şartlarının oluşması hâlinde HMK m.389 ve devamı kapsamında geçici hukuki koruma değerlendirilmelidir.

İnternet içeriklerine ilişkin tedbir taleplerinde ise ifade özgürlüğü nedeniyle özellikle;

  • paylaşımın açık hukuka aykırılığı,
  • talebin kapsamı,
  • müdahalenin ölçülülüğü,
  • doğabilecek zarar

somut şekilde ortaya konulmalıdır.

5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesiyle Sosyal Medya Paylaşımı Kaldırılabilir mi?

Bu konuda güncel hukuk ile eski internet kaynaklarının birbirinden ayrılması gerekir.

Geçmişte sosyal medyada kişilik haklarını ihlal eden içerikler bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında sulh ceza hâkimliğinden içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi talep edilebiliyordu.

Ancak Anayasa Mahkemesi 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmiş, iptal kararının dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla sosyal medya itibar saldırılarında eski m.9 sisteminin halen yürürlükteymiş gibi kullanılması doğru değildir.

Anayasa Mahkemesi 2026 tarihli güncel içtihadında da iptal hükmünün yürürlüğe girmesiyle kişilik hakkı ihlallerine karşı genel hukuk yollarına başvurmanın mümkün hâle geldiğini, ihlalin devam ettiğinin ortaya konulması hâlinde genel hukuk yolu içinde erişimin engellenmesi talebinin de ileri sürülebileceğini belirtmiştir.

Bu nedenle günümüzde sosyal medya içeriklerine karşı uygulanacak hukuki yol somut olayın niteliğine göre TMK, TBK, HMK ve gerektiğinde diğer özel kanun hükümleri çerçevesinde belirlenmelidir.

Özel Hayata Ait Görüntüler Sosyal Medyada Paylaşılırsa Ne Yapılabilir?

İtibar saldırısı aynı zamanda özel hayatın gizliliğinin ihlalini içeriyorsa durum farklıdır.

Örneğin;

  • kişinin mahrem fotoğrafı,
  • özel videosu,
  • aile hayatına ait görüntüler,
  • özel yazışmalar

sosyal medyada yayımlanmış olabilir.

Bu durumda yalnızca kişilik hakkının genel korunması değil, özel hayatın gizliliğine özgü hukuki mekanizmalar da değerlendirilmelidir.

Özellikle 5651 sayılı Kanun’un özel hayatın gizliliğinin ihlaline ilişkin 9/A maddesi, m.9’dan farklı bir düzenlemedir ve somut olayın şartlarına göre gündeme gelebilir.

Sosyal Medyada Tehdit Edilen Kişi Ne Yapabilir?

İtibar saldırısıyla birlikte;

“Bu paylaşımları devam ettiririm, seni bitiririm.”

veya kişiye, ailesine ya da malvarlığına yönelik hukuka aykırı saldırı tehdidi içeren mesajlar gönderilebilir.

Bu durumda olay yalnızca kişilik hakkı veya itibar uyuşmazlığı değildir.

Paylaşımın içeriğine göre TCK m.106’da düzenlenen tehdit suçu yönünden ayrıca değerlendirme yapılabilir. Tehdit, hakaret ve şantaj birbirinden farklı suç tipleridir; olayın doğru hukuki nitelendirilmesi gerekir. Yetkili soruşturma birimlerinin görev düzenlemelerinde de TCK m.106 tehdit, m.107 şantaj ve m.125 hakaret suçları ayrı suçlar olarak ele alınmaktadır.

“Paylaşımı Silmek İçin Para Ver” Denilirse Ne Olur?

Bazı itibar saldırıları doğrudan baskı aracına dönüştürülebilir.

Örneğin kişi;

“50.000 TL göndermezsen senin hakkında bunları paylaşmaya devam edeceğim.”

diyebilir.

Bu durumda olayın TCK m.107 kapsamında şantaj veya başka bir suç oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu tür olaylarda mesajların silinmemesi son derece önemlidir.

WhatsApp, Telegram, Instagram DM veya e-posta üzerinden gönderilen ödeme talepleri ve tehditler, saldırının amacının ortaya konulması bakımından önemli deliller olabilir.

Sosyal Medya Hesabının Sahibi Bilinmiyorsa Savcılığa Başvurulabilir mi?

Paylaşımın suç teşkil ettiği düşünülüyorsa hesabın gerçek sahibinin bilinmemesi savcılık başvurusuna mutlak engel değildir.

Başvuruda hesabın;

  • kullanıcı adı,
  • profil URL’si,
  • paylaşım URL’leri,
  • tarih ve saat bilgileri,
  • ekran görüntüleri

sunularak şüphelinin kimliğinin araştırılması talep edilebilir.

Bununla birlikte soruşturma makamlarının özellikle yurt dışında bulunan platformlardan hangi verileri elde edebileceği olayın koşullarına göre değişebilir.

Bu nedenle soruşturma yalnızca IP adresine ulaşılacağı varsayımı üzerine kurulmadan diğer bağlantılı deliller de toplanmalıdır.

Sosyal Medyada İtibar Saldırısına Karşı Ceza Şikâyeti Yapılabilir mi?

Paylaşımın içeriği suç oluşturuyorsa evet.

Somut olaya göre;

  • hakaret,
  • tehdit,
  • şantaj,
  • özel hayatın gizliliğinin ihlali,
  • kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması,
  • belirli şartlarda iftira

gibi suçlar gündeme gelebilir.

TCK m.125 kapsamında hakaret suçunun sosyal medya veya diğer yayın yollarıyla işlenmesi de ceza hukukunun kapsamı dışında değildir.

Ancak ceza soruşturması ile sosyal medya içeriğinin kaldırılması aynı süreç değildir.

Savcılığa şikâyet yapılmış olması paylaşımın platformdan kendiliğinden kaldırılmasını sağlamaz. Bu nedenle özel hukuk, platform başvurusu ve ceza hukuku seçenekleri somut olayda birlikte değerlendirilmelidir.

Şirket Yöneticisi ile Şirket Aynı Paylaşımda Hedef Alınırsa Ne Olur?

Örneğin sosyal medya paylaşımında;

“X Ltd. insanları dolandırıyor, şirketin sahibi Ahmet Yılmaz da hırsızdır.”

denilmiş olabilir.

Burada iki ayrı hukuki menfaat bulunmaktadır:

Şirketin ticari itibarı ve gerçek kişi yöneticinin şeref ve itibarı.

Şirket açısından haksız rekabet veya ticari itibara yönelik saldırı hükümleri gündeme gelebilirken gerçek kişi açısından TMK m.24-25, TBK m.58 ve şartları varsa ceza hukuku ayrıca uygulanabilir.

Bu nedenle dava veya şikâyet hazırlanırken şirkete yönelik ifadeler ile gerçek kişiye yönelik ifadelerin ayrı ayrı analiz edilmesi önemlidir.

Paylaşımın Binlerce Kişiye Ulaşması Tazminatı Etkiler mi?

Paylaşımın yayılma derecesi saldırının ağırlığının belirlenmesinde dikkate alınabilecek unsurlardan biridir.

Örneğin 15 takipçisi bulunan kapalı bir hesaptaki paylaşım ile milyonlarca takipçisi olan doğrulanmış hesaptaki paylaşımın etkisi aynı olmayabilir.

Ayrıca içeriğin;

  • viral hâle gelmesi,
  • haber sitelerine taşınması,
  • yüzlerce kez yeniden paylaşılması,
  • kişinin adıyla Google sonuçlarına girmesi

saldırının sonuçlarını ağırlaştırabilir.

Bu nedenle özellikle yüksek erişimli paylaşımlarda görüntülenme ve etkileşim sayılarının içerik kaldırılmadan önce belgelenmesi önemlidir.

Paylaşımı Yeniden Paylaşan Kişilerin Sorumluluğu Var mıdır?

Başkasının paylaşımını yeniden paylaşmak her olayda otomatik olarak ilk içeriği üreten kişiyle aynı sorumluluğu doğurmaz.

Ancak kişi hukuka aykırı isnadı bilerek benimseyip kendi takipçi kitlesine yeniden yayıyorsa somut olayda kendi davranışı bakımından ayrıca sorumluluk değerlendirmesi yapılabilir.

Özellikle yeniden paylaşım sırasında;

“Kesinlikle doğrudur, bu kişi dolandırıcıdır.”

şeklinde yeni ifadeler eklenmesi hâlinde kişinin yalnızca teknik aktarım yaptığı söylenemeyebilir.

Bu nedenle organize karalama kampanyalarında yalnızca ilk paylaşımı yapan hesap değil, aktif biçimde saldırıyı büyüten hesapların davranışları da ayrı ayrı incelenmelidir.

Sosyal Medyada İtibar Saldırısına Karşı Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?

Uygulamada etkili bir süreç şu şekilde kurulabilir:

  1. Paylaşım silinmeden önce dijital deliller muhafaza edilir.
  2. İlgili bütün paylaşım ve profil URL’leri kaydedilir.
  3. İsnatların somut olgu mu yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenir.
  4. İddiaların gerçeklik temeli araştırılır.
  5. Platformun içerik veya hukuki ihlal bildirim mekanizması kullanılır.
  6. Kişilik hakkı ihlali varsa TMK m.24 ve m.25 kapsamındaki hukuk yolları değerlendirilir.
  7. Acil ve devam eden zarar varsa ihtiyati tedbir talebi incelenir.
  8. Somut zarar oluşmuşsa maddi veya manevi tazminat değerlendirilir.
  9. Şirketler arasında rekabet ilişkisi varsa haksız rekabet hükümleri ayrıca incelenir.
  10. İçerik suç oluşturuyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılır.

Bu yolların tamamının her olayda birlikte kullanılması zorunlu değildir. En etkili yöntem saldırının niteliğine göre belirlenmelidir.

Sosyal Medyada İtibar Saldırısında En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık yapılan hatalardan biri, bütün olumsuz paylaşımların hakaret veya hukuka aykırı karalama olarak kabul edilmesidir.

Bu yaklaşım hukuken doğru değildir.

Örneğin;

“Bu restoranı beğenmedim.”

ile;

“Bu restoran müşterilerinin kredi kartlarını çalıyor.”

aynı şey değildir.

İlk ifade kişisel değerlendirme olabilir.

İkinci ifade ise doğruluğu veya yanlışlığı araştırılabilecek somut bir iddiadır.

Hukuki başvuruda;

hangi cümlenin hukuka aykırı olduğu, neden hukuka aykırı olduğu, gerçek durumun ne olduğu ve bunu hangi delillerin gösterdiği

açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu yöntem hem ifade özgürlüğü ile kişilik hakkı arasındaki dengeyi korur hem de başvurunun hukuki gücünü artırır.

Sonuç

Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen itibar saldırıları, paylaşımın niteliğine göre hem özel hukuk hem de ceza hukuku açısından önemli sonuçlar doğurabilir.

Türk Medeni Kanunu m.24 ve m.25, kişilik hakkına hukuka aykırı saldırı karşısında saldırının önlenmesi, durdurulması ve hukuka aykırılığının tespit edilmesi için temel hukuki koruma sağlamaktadır.

Şartların bulunması hâlinde kişilik hakkına yönelik saldırı nedeniyle manevi tazminat, somut ekonomik zarar oluşmuşsa maddi tazminat ve saldırı devam ediyorsa ihtiyati tedbir de gündeme gelebilir.

Şirketlerin hedef alındığı olaylarda, özellikle rakip işletme tarafından yürütülen gerçeğe aykırı karalama kampanyaları ayrıca haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Paylaşımın suç teşkil etmesi hâlinde ise hakaret, tehdit, şantaj ve olayın özelliklerine göre diğer suçlar bakımından Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulabilir. TCK m.125 sosyal medyada gerçekleştirilen hakaret niteliğindeki davranışların değerlendirilmesinde temel ceza hukuku hükümlerinden biridir.

Öte yandan önemli bir güncel gelişme olarak, internette kişilik hakkı ihlallerinde geçmişte yoğun biçimde kullanılan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin daha güncel içtihadında ise iptal sonrasında kişilik haklarına yönelik internet saldırıları bakımından genel hukuk yollarına başvurmanın mümkün olduğu açıkça belirtilmiştir.

Sosyal medyada itibar saldırısıyla karşılaşıldığında en önemli ilk adım, içeriği kaldırmaya çalışmadan önce paylaşımın URL’sinin, hesabın profil bilgilerinin, tarih ve saatinin, ekran görüntülerinin, görüntülenme ve etkileşim bilgilerinin güvenli şekilde muhafaza edilmesidir.

Ardından olayın yalnızca sert bir eleştiri mi yoksa gerçeğe aykırı ve hukuka aykırı bir itibar saldırısı mı olduğu belirlenmeli; platform başvurusu, ihtiyati tedbir, kişilik hakkının korunması davası, tazminat, haksız rekabet ve ceza soruşturması seçeneklerinden somut olay açısından en uygun olanlar birlikte değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button