Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna İtiraz Yetkisi Değişti: 12. Yargı Paketi Sonrası Yeni Sistem
Ceza yargılamasında Yargıtay tarafından verilen bir kararın ardından dosyanın kesinleşme aşamasına gelmesi, çoğu kişi açısından artık başvurulabilecek herhangi bir hukuki yol kalmadığı düşüncesini doğurabilmektedir. Oysa Ceza Muhakemesi Kanunu, belirli şartlarda Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı kullanılabilecek olağanüstü kanun yolları öngörmektedir.
Bu yollardan biri de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisidir.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinde önemli bir değişiklik yapılmış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisinin kapsamı, itiraz süresi ve kimlerin Başsavcılıktan itiraz talep edebileceği yeniden düzenlenmiştir.
7589 sayılı Kanun 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilmiş ve CMK m.308’e ilişkin değişiklik 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalarda uygulanacaktır. Bu tarihten önce teslim edilmiş dosyalar bakımından ise önceki düzenlemenin uygulanmasına devam edilecektir.
Yeni sistemde en dikkat çekici değişikliklerden biri, daha önce 30 gün olan itiraz süresinin üç aya çıkarılmasıdır.
Bunun yanında kanun artık Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz edebileceğini açıkça düzenlemektedir.
Ayrıca ilk kez kanun metninde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından itiraz yoluna başvurmasını kimlerin isteyebileceği açıkça gösterilmiştir.
Dolayısıyla 12. Yargı Paketi sonrasında CMK m.308 yalnızca süre yönünden değiştirilmemiş; olağanüstü itiraz mekanizmasının kapsamı ve başvuru sistemi de daha ayrıntılı hâle getirilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı Nedir?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, CMK m.308’de düzenlenen olağanüstü bir kanun yoludur.
Bu yol, örneğin istinaf veya temyiz gibi tarafların doğrudan kullandıkları olağan kanun yollarından farklıdır.
Sanık veya katılan doğrudan;
“Ceza Genel Kuruluna itiraz ediyorum.”
diyerek CMK m.308 kapsamında dosyayı Ceza Genel Kuruluna götüremez.
Kanunun tanıdığı itiraz yetkisinin sahibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır.
Başsavcı bu yetkisini;
re’sen, yani kendiliğinden,
veya
ilgililerin istemi üzerine
kullanabilir. Yeni düzenleme bu sistemi açık biçimde korumaktadır.
Bu nedenle uygulamada sanığın, müdafiinin veya diğer ilgili kişilerin yaptığı başvuru teknik anlamda doğrudan bir “Ceza Genel Kuruluna itiraz” değildir.
Başvurunun hukuki niteliği daha doğru biçimde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından CMK m.308 uyarınca itiraz yetkisinin kullanılmasının talep edilmesi
şeklinde ifade edilmelidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı başvuruyu değerlendirir ve itiraz nedenlerini yerinde görürse olağanüstü itiraz yoluna başvurabilir.
12. Yargı Paketi Öncesinde CMK 308 Nasıl Düzenlenmişti?
Değişiklikten önce CMK m.308/1’de, Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının re’sen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebileceği düzenlenmişti.
Sanığın lehine yapılacak itirazlarda ise herhangi bir süre bulunmuyordu.
Dolayısıyla eski sistemin temel yapısı;
30 günlük itiraz süresi + sanık lehine süresiz itiraz
şeklindeydi.
- Yargı Paketi bu mekanizmanın tamamını ortadan kaldırmamış, ancak özellikle süre ve kapsam açısından önemli değişiklikler yapmıştır.
Yeni CMK 308 Düzenlemesi Ne Getirdi?
7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle CMK m.308’in birinci fıkrası değiştirilmiştir.
Yeni hükme göre:
Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir.
Sanığın lehine yapılacak itirazlarda ise yine süre aranmayacaktır.
Yeni düzenlemenin dört temel sonucu bulunmaktadır:
Birincisi: İtiraz süresi 30 günden üç aya çıkarılmıştır.
İkincisi: İtiraz edilebilecek kararların kapsamı “tüm kararlar” şeklinde açıklaştırılmıştır.
Üçüncüsü: Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları açık şekilde kapsam dışında tutulmuştur.
Dördüncüsü: Kimlerin Başsavcılıktan itiraz isteminde bulunabileceği CMK m.308/4 ile ayrıca belirlenmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Süresi Artık Kaç Ay?
- Yargı Paketi sonrasında temel süre üç aydır.
Bu süre, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Eski düzenlemede süre 30 gün olarak belirlenmişti.
Bu nedenle yeni düzenleme ile Başsavcılığın sanık aleyhine de sonuç doğurabilecek bir olağanüstü itirazı değerlendirebilmesi için daha uzun bir zaman aralığı oluşturulmuştur.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır:
Kanundaki üç aylık süre, kişinin Yargıtay kararını öğrendiği veya kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten başlamamaktadır.
Kanunun kullandığı ölçüt;
dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına teslim edildiği tarihtir.
Bu nedenle CMK m.308 başvurusu hazırlanırken süre hesabının klasik istinaf veya temyiz süreleri gibi tarafın tebliğ tarihi üzerinden yapılması her zaman doğru olmayacaktır.
Sanık Lehine İtirazda Süre Var mı?
Hayır.
- Yargı Paketi, bu konuda önceki sistemde bulunan önemli güvenceyi korumuştur.
Yeni CMK m.308/1 açıkça;
“Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”
hükmünü içermektedir.
Dolayısıyla üç aylık sürenin geçmiş olması, sanık lehine CMK m.308 itirazının teorik olarak yapılmasını engellememektedir.
Örneğin Yargıtay ceza dairesinin kararında;
yanlış suç vasfı,
sanık aleyhine hatalı ceza artırımı,
uygulanması gereken bir lehe kanunun uygulanmaması,
zamanaşımının gözden kaçırılması,
beraat gerektiren bir durumun dikkate alınmaması
gibi sanık lehine itirazı gerektirebilecek ciddi bir hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülüyorsa, üç aylık sürenin dolmuş olması tek başına CMK m.308 kapsamında itiraz edilmesine engel değildir.
Ancak burada yine önemli bir nokta bulunmaktadır:
Sanığın veya müdafiinin süreye bağlı olmaksızın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilmesi, Başsavcılığın her başvuruda mutlaka Ceza Genel Kuruluna itiraz edeceği anlamına gelmez.
İtiraz yetkisi kanunen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir.
Sanık Aleyhine İtirazda Süre Ne Kadardır?
Sanık aleyhine sonuç doğurabilecek CMK m.308 itirazlarında üç aylık süre önem taşımaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde itiraz yetkisini kullanmalıdır. Sanık lehine getirilen süresizlik istisnası aleyhe itirazlar bakımından uygulanmaz.
Bu nedenle örneğin katılan veya suçtan zarar gören kişinin;
“Yargıtay kararı sanık lehine hatalıdır, daha ağır hukuki değerlendirme yapılmalıdır.”
şeklindeki bir talebi bakımından üç aylık kanuni süre özellikle önem kazanacaktır.
Yeni CMK m.308/4 ilgililere Başsavcılıktan itiraz isteme hakkı tanısa da Başsavcının sanık aleyhine itiraz yetkisi üç aylık sürenin dışında kullanılamaz.
Üç Aylık Süre Neden Getirildi?
TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmelerde eski bir aylık sürenin üç aya çıkarılması ayrıca tartışılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı adına yapılan açıklamada, son yıllarda CMK m.308 kapsamında yapılan başvuruların ciddi şekilde arttığı, yıllık doğrudan başvuruların yaklaşık 20–25 bin bandına ulaştığı ve Yargıtay ceza dairesi kararlarının Başsavcılıkta mahalline gönderilmeden önce incelenmesinin önemsendiği ifade edilmiştir. Bu iş yükü, üç aylık sürenin gerekçelerinden biri olarak açıklanmıştır.
Komisyon görüşmelerinde sürenin üç aya çıkarılmasının kararların kesinleşmesini geciktirebileceğine ilişkin eleştiriler de dile getirilmiştir. Dolayısıyla düzenleme yasama sürecinde hem daha ayrıntılı inceleme imkânı hem de yargılamanın uzaması ihtimali açısından tartışılmıştır.
Bu tartışmalar kanunun bağlayıcı hükmünün yerine geçmez; ancak değişikliğin hazırlanmasındaki yaklaşımı anlamak bakımından önemlidir.
Hangi Yargıtay Kararlarına Karşı CMK 308 İtirazı Yapılabilir?
Yeni kanunun en dikkat çekici ifadelerinden biri;
“Yargıtay ceza dairelerinin … tüm kararları”
ifadesidir.
Buna göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kanunda özel olarak kapsam dışında bırakılan iki karar türü hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı CMK m.308 yetkisini kullanabilecektir.
Kanunda açıkça kapsam dışında bırakılanlar:
yargı yeri belirlenmesi kararları
ve
görevsizlik kararlarıdır.
Bu iki karar türünde CMK m.308 kapsamında Ceza Genel Kuruluna itiraz yolu kullanılamaz.
Bu nedenle yeni sistemde bir Yargıtay kararına karşı CMK m.308 başvurusu hazırlanırken ilk kontrol edilmesi gereken hususlardan biri, kararın bu iki istisnadan birine girip girmediğidir.
Görevsizlik Kararına Karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı İtiraz Edebilir mi?
Yeni düzenlemeye göre hayır.
CMK m.308/1 görevsizlik kararlarını açıkça olağanüstü itiraz mekanizmasının dışında bırakmıştır.
Dolayısıyla Yargıtay ceza dairesinin verdiği kararın niteliği görevsizlik kararıysa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından bu karar hakkında CMK m.308 uyarınca Ceza Genel Kuruluna itiraz etmesi istenmesi yeni hüküm bakımından sonuç doğurmayacaktır.
Yargı Yeri Belirlenmesi Kararına Karşı CMK 308 İtirazı Yapılabilir mi?
Hayır.
Yargı yeri belirlenmesi kararları da yeni düzenlemede açıkça istisna tutulmuştur.
Böylece kanun koyucu bir taraftan Yargıtay ceza dairelerinin kararları bakımından geniş bir itiraz alanı öngörürken diğer taraftan bu iki karar türünü özellikle sistemin dışında bırakmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından Kimler İtiraz İsteyebilir?
- Yargı Paketi’nin önemli yeniliklerinden biri bu konuyu açık biçimde düzenlemesidir.
CMK m.308’e eklenen dördüncü fıkraya göre itiraz isteminde bulunabilecek kişiler;
sanık,
sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişiler,
katılan,
katılma isteği henüz karara bağlanmamış kişi
ve
katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş kişi
olarak belirlenmiştir.
Dolayısıyla yalnızca sanık tarafı CMK m.308 sürecinin başlatılmasını talep edemez.
Mağdur veya suçtan zarar gören taraf bakımından da kanundaki statülerden birinin mevcut olması şartıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapılması mümkündür.
Sanığın Avukatı CMK 308 Başvurusu Yapabilir mi?
Ceza Muhakemesi Kanunu genel olarak avukatın müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişi adına kanun yollarına başvurabilmesini kabul etmektedir. Ayrıca CMK m.262 sanığın yasal temsilcisi ve eşine, sanığa açık olan kanun yollarına kendiliklerinden başvurma imkânı tanımaktadır.
Yeni CMK m.308/4 ise sanığın yanında “sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar” ifadesini kullanmıştır.
Bu nedenle uygulamada sanık müdafii tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gerekçeli bir CMK m.308 başvurusu yapılabilmesi mümkündür.
Ancak tekrar vurgulanmalıdır:
Avukatın yaptığı başvuru, dosyayı doğrudan Ceza Genel Kuruluna götüren bir kanun yolu dilekçesi değildir.
Avukat, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından kanunun kendisine verdiği itiraz yetkisini kullanmasını istemektedir.
Katılan CMK 308 Başvurusu Yapabilir mi?
Evet.
Yeni düzenleme katılanı açıkça başvuru yapabilecek kişiler arasında göstermiştir.
Bu nedenle örneğin Yargıtay ceza dairesinin sanık hakkında verdiği bozma, düzelterek onama veya diğer bir karar nedeniyle katılan taraf ciddi bir hukuka aykırılık bulunduğunu düşünüyorsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından CMK m.308 yetkisinin kullanılmasını isteyebilir.
Ancak Başsavcının sanık aleyhine itiraz yetkisi üç aylık süreye bağlı olduğundan bu tür başvurularda zamanlama özellikle önem taşır.
Davaya Katılmamış Mağdur Başvuru Yapabilir mi?
Yeni düzenleme bu konuda da dikkate değer bir genişlik sağlamıştır.
CMK m.308/4 yalnızca “katılan” kişiyi saymamıştır.
Ayrıca;
katılma isteği karara bağlanmamış
veya
katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş
kişilerin de istemde bulunabileceğini düzenlemiştir.
Dolayısıyla davaya katılma kararı verilmemiş olması her durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruyu engellemez.
Ancak kişinin suçtan zarar görme ve katılan sıfatını alabilme koşullarının somut olayda bulunması gerekir.
CMK 308 Başvurusu Doğrudan Ceza Genel Kuruluna mı Yapılır?
Hayır.
Bu konu uygulamada sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır.
CMK m.308’deki olağanüstü itiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir.
Sanık, müdafi veya katılan Ceza Genel Kuruluna doğrudan;
“Yargıtay ceza dairesinin kararını kaldırın.”
şeklinde bir CMK m.308 başvurusu yapamaz.
İlgili kişi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur ve Başsavcılıktan itiraz yetkisinin kullanılmasını ister.
Başsavcılık başvurudaki hukuka aykırılık iddialarını değerlendirir.
İtiraz yoluna başvurulmasına karar verilmesi hâlinde CMK m.308’deki süreç işletilir.
Başsavcı İtiraz Ederse Dosya Doğrudan Ceza Genel Kuruluna mı Gider?
Doğrudan değil.
CMK m.308’in ikinci ve üçüncü fıkraları önemli bir ön inceleme mekanizması içermektedir.
İtiraz üzerine dosya öncelikle kararına itiraz edilen Yargıtay ceza dairesine gönderilir.
İlgili ceza dairesi itirazı mümkün olan en kısa sürede inceler.
Daire itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir.
İtirazı yerinde görmezse dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilir.
Dolayısıyla süreç genel hatlarıyla şu şekilde işler:
Yargıtay ceza dairesi kararı → Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı → CMK m.308 itirazı → yeniden ilgili ceza dairesi → itiraz kabul edilmezse Ceza Genel Kurulu.
Bu mekanizma, itiraz edilen daireye kendi kararındaki hukuka aykırılığı yeniden değerlendirme imkânı vermektedir.
Ceza Dairesi Başsavcının İtirazını Haklı Bulursa Ne Olur?
CMK m.308/3 uyarınca kararına itiraz edilen Yargıtay ceza dairesi itirazı yerinde görürse kararını düzeltir.
Bu durumda uyuşmazlığın Ceza Genel Kuruluna gitmesine gerek kalmayabilir.
Örneğin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ceza dairesinin uygulaması gereken bir lehe hükmü gözden kaçırdığını ileri sürmüş ve daire bu itirazı haklı bulmuş olabilir.
Daire kendi kararını düzelttiğinde CMK m.308 süreci bu yeni karar doğrultusunda sonuçlanabilir.
Ceza Dairesi İtirazı Kabul Etmezse Ne Olur?
İlgili ceza dairesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazını yerinde görmemesi hâlinde dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilir.
Bundan sonra uyuşmazlık Ceza Genel Kurulu tarafından değerlendirilir.
Bu yönüyle CMK m.308, Yargıtay ceza dairesinin verdiği kararın Yargıtayın daha geniş ceza kurulu yapısı içerisinde yeniden hukuki denetime konu olabilmesini sağlayan olağanüstü bir mekanizmadır.
CMK 308 İtirazı Temyizin Devamı mıdır?
Hayır.
CMK m.308, kanunun sistematiğinde olağanüstü kanun yolları arasında yer almaktadır. Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu, m.308’i “Olağanüstü Kanun Yolları” başlığı altında düzenlemektedir.
Bu nedenle CMK m.308 başvurusu;
ikinci bir temyiz dilekçesi,
yeni bir istinaf başvurusu
veya taraflara tanınmış sınırsız bir karar düzeltme hakkı
olarak görülmemelidir.
Başvurunun, Yargıtay ceza dairesi kararında bulunduğu ileri sürülen ciddi ve somut hukuka aykırılıklar üzerine kurulması gerekir.
CMK 308 Başvurusu ile Kanun Yararına Bozma Aynı Şey midir?
Hayır.
Bu iki kurum birbirinden farklıdır.
CMK m.308 Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisini düzenlerken, CMK m.309 istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş hâkim veya mahkeme kararlarında ortaya çıkabilecek hukuka aykırılıklar bakımından kanun yararına bozma mekanizmasını düzenlemektedir.
Dolayısıyla bir kararın Yargıtay ceza dairesi tarafından incelenmiş olması hâlinde CMK m.308 ile CMK m.309’un uygulama alanları birbirine karıştırılmamalıdır.
CMK 308 Başvurusu ile Yargılamanın Yenilenmesi Aynı Şey midir?
Hayır.
Yargılamanın yenilenmesi kesinleşmiş hükümlere karşı kanunda sınırlı şekilde belirtilen sebeplerin bulunması hâlinde uygulanabilecek ayrı bir olağanüstü kanun yoludur.
CMK m.308 ise doğrudan Yargıtay ceza dairesinin kararındaki hukuka aykırılığın Ceza Genel Kurulu önüne taşınmasıyla ilgilidir.
Bu nedenle somut dosyada hangi olağanüstü kanun yolunun kullanılabileceği belirlenmeden başvuru yapılması, hukuki talebin yanlış merciye yöneltilmesine yol açabilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İtiraz Talebi Nasıl Hazırlanmalıdır?
CMK m.308 başvurusunun, daha önce verilen temyiz dilekçesinin aynen tekrarından ibaret olması çoğu dosyada etkili bir yöntem değildir.
Öncelikle Yargıtay ceza dairesinin verdiği karar ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Ardından karardaki hukuka aykırılığın tam olarak hangi noktada bulunduğu gösterilmelidir.
Örneğin başvuru;
suç vasfının hatalı belirlenmesi,
cezanın yanlış hesaplanması,
sanık lehine kanun hükmünün uygulanmaması,
etkin pişmanlık hükümlerinin yanlış değerlendirilmesi,
iştirak biçiminin hatalı belirlenmesi,
zamanaşımının gözden kaçırılması,
hukuka aykırı delile dayanılması,
savunma hakkının kısıtlanması,
gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesi,
Yargıtay’ın yerleşik içtihadıyla açık çelişki
gibi belirli bir hukuki mesele üzerinde yoğunlaşabilir.
Başvuruda yalnızca;
“Yargıtay kararı yanlıştır, tekrar incelensin.”
denilmesi yerine hukuka aykırılık nedeninin mevzuat, dosya içeriği ve gerekiyorsa yüksek mahkeme içtihadıyla bağlantısı ortaya konulmalıdır.
CMK 308 Başvurusu Beraat Sağlayabilir mi?
CMK m.308 başvurusu tek başına beraat garantisi veren bir yol değildir.
Ancak Yargıtay ceza dairesinin kararında sanığın beraatini gerektiren hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa bu husus Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan başvuruda ileri sürülebilir.
Örneğin suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı, kastın ispat edilemediği veya mahkûmiyet için gerekli kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı ileri sürülebilir.
Başsavcılık bu görüşe katılır ve CMK m.308 itirazında bulunursa mesele önce ilgili ceza dairesi, gerekli hâlde ise Ceza Genel Kurulu tarafından değerlendirilir.
Dolayısıyla özellikle sanık lehine ciddi bir hukuka aykırılığın bulunduğu kesinleşme aşamasındaki ceza dosyalarında CMK m.308 önemli bir olağanüstü hukuki yol olabilir.
CMK 308 Başvurusu Cezanın İnfazını Otomatik Olarak Durdurur mu?
CMK m.308’e başvuru yapılmış olması, tek başına her durumda infazın otomatik olarak durduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.
Bu kurum olağanüstü kanun yolu niteliğindedir. TBMM Komisyon görüşmelerinde de Yargıtay Başsavcılığı temsilcisi, bu aşamada onama ile hükmün kesinleşmesi ve infaz sürecinin başlaması gibi sonuçlara değinmiştir.
Bu nedenle hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunan kişinin yalnızca;
“CMK 308 dilekçesi verdim, artık cezam infaz edilmez.”
şeklinde bir varsayımla hareket etmesi doğru değildir.
İnfazın durumu dosyanın mevcut kesinleşme ve infaz koşulları üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
Yeni CMK 308 Eski Dosyalara Uygulanacak mı?
7589 sayılı Kanun bu konuda özel bir geçiş hükmü getirmiştir.
Yeni CMK m.308/1 düzenlemesi, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalarda uygulanacaktır.
31 Temmuz 2026’dan önce Başsavcılığa teslim edilmiş dosyalarda ise eski hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.
Dolayısıyla bir dosyada;
“12. Yargı Paketi çıktı, artık üç aylık süre uygulanır.”
demeden önce dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hangi tarihte teslim edildiği kontrol edilmelidir.
Bu geçiş hükmü özellikle Temmuz 2026 döneminde Yargıtay’da bulunan dosyalarda son derece önemlidir.
31 Temmuz 2026’dan Önce Başsavcılığa Gelen Dosyada Süre Kaç Gün?
Geçiş hükmü gereğince yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce teslim edilmiş dosyalarda önceki CMK m.308 hükmü uygulanmaya devam edecektir.
Önceki hüküm temel olarak 30 günlük süre öngörüyordu; sanık lehine itirazlarda ise yine süre bulunmuyordu.
Bu nedenle dosya tarihi doğru tespit edilmeden süre konusunda kesin kanaate varılmamalıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yargıtay kararına karşı Başsavcılığa itiraz edilebilir mi?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından CMK m.308 kapsamında itiraz yetkisini kullanması istenebilir. Ancak başvuru doğrudan Ceza Genel Kuruluna yapılan bir itiraz değildir; itiraz yetkisinin sahibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır.
CMK 308 itiraz süresi kaç gündür?
Yeni düzenlemede süre gün olarak değil üç ay olarak belirlenmiştir. Süre dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına teslim edildiği tarihten itibaren hesaplanır.
Sanık lehine CMK 308 başvurusunda süre var mı?
Hayır. Kanun sanık lehine itirazda süre aranmayacağını açıkça düzenlemektedir.
Katılan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurabilir mi?
Evet. Yeni CMK m.308/4 katılanı açıkça istemde bulunabilecek kişiler arasında saymaktadır.
Davaya katılmamış mağdur başvurabilir mi?
Katılma talebi karara bağlanmamış veya katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş kişi de kanundaki şartlarla istemde bulunabilir.
Avukat CMK 308 dilekçesi verebilir mi?
Sanık adına kanun yoluna başvurma yetkisi bulunan kişiler ve müdafi bakımından genel CMK hükümleri çerçevesinde Başsavcılıktan CMK m.308 yetkisinin kullanılması talep edilebilir. Sanığın yasal temsilcisi ve eşinin de sanığa açık kanun yollarına başvurma hakları CMK m.262’de düzenlenmiştir.
Her Yargıtay ceza dairesi kararına karşı itiraz edilebilir mi?
Yeni hüküm, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararlarını istisna tutarak Yargıtay ceza dairelerinin diğer kararlarını kapsamaktadır.
Görevsizlik kararına karşı CMK 308 uygulanabilir mi?
Hayır. Görevsizlik kararları açıkça kapsam dışındadır.
İtiraz yapılınca dosya doğrudan Ceza Genel Kuruluna mı gider?
Hayır. Dosya önce kararına itiraz edilen ceza dairesine gönderilir. Daire itirazı haklı bulursa kararını düzeltir; haklı bulmazsa dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı başvuru üzerine itiraz etmek zorunda mı?
Kanun Başsavcıya “itiraz edebilir” şeklinde yetki vermektedir. İlgililerin başvurusu, Başsavcılığa itiraz istemini değerlendirme imkânı sağlar; doğrudan ve zorunlu Ceza Genel Kurulu incelemesi yaratmaz.
Yeni üç aylık süre bütün eski dosyalarda geçerli mi?
Hayır. Yeni süre, 31 Temmuz 2026’dan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalarda uygulanır. Daha önce teslim edilmiş dosyalarda önceki hüküm uygulanmaya devam eder.
Sonuç: CMK 308 İtirazında Üç Aylık Yeni Dönem Başladı
- Yargı Paketi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisinde önemli değişiklikler yapılmıştır.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni CMK m.308/1 uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı artık yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı, re’sen veya istem üzerine Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.
En önemli değişikliklerden biri süre konusundadır.
Önceki düzenlemede 30 gün olan süre, yeni kanunla üç aya çıkarılmıştır. Bu süre dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına teslim edildiği tarihten itibaren hesaplanacaktır. Sanık lehine yapılacak itirazlarda ise önceki sistemde olduğu gibi herhangi bir süre aranmayacaktır.
Yeni sistemin önemli bir başka yönü, itiraz isteminde bulunabilecek kişilerin artık açıkça kanunda gösterilmiş olmasıdır.
Sanık ve sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı bulunan kişilerin yanında;
katılan,
katılma isteği henüz karara bağlanmamış kişi
ve
katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş kişiler
de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından CMK m.308 itiraz yetkisinin kullanılmasını isteyebilecektir.
Ancak bu değişiklik, ilgililere doğrudan Ceza Genel Kuruluna başvuru hakkı verilmesi anlamına gelmemektedir.
CMK m.308 kapsamındaki olağanüstü itirazın sahibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır.
Sanık, müdafi veya katılanın yaptığı dilekçe Başsavcılıktan bu yetkinin kullanılmasını talep eden bir başvurudur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hukuka aykırılık iddiasını değerlendirerek itiraz edip etmeyeceğine karar verir.
Başsavcılık tarafından itiraz edilmesi hâlinde de dosya doğrudan Ceza Genel Kuruluna gönderilmez.
Öncelikle kararına itiraz edilen Yargıtay ceza dairesi kendi kararını yeniden değerlendirir.
Daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir.
İtirazı yerinde görmezse dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilir.
Bu nedenle CMK m.308 sisteminde aslında iki aşamalı bir olağanüstü denetim mekanizması bulunmaktadır.
Yeni düzenleme özellikle sanık lehine başvurular bakımından önemli olmaya devam etmektedir.
Çünkü kanun, sanığın lehine itirazda herhangi bir süre sınırı öngörmemektedir. Dolayısıyla Yargıtay kararında ciddi bir hukuka aykırılık sonradan fark edilmiş olsa dahi, dosyanın şartları uygunsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından CMK m.308 yetkisinin kullanılması talep edilebilir.
Bununla birlikte CMK m.308, temyiz dilekçesinin ikinci kez verilmesi olarak görülmemelidir.
Özellikle etkili bir başvuruda Yargıtay ceza dairesinin kararındaki belirli hukuki hata açık şekilde ortaya konulmalıdır.
Örneğin;
yanlış suç vasfı uygulanmış olması,
sanık lehine kanunun gözden kaçırılması,
cezanın yanlış hesaplanması,
iştirak hükümlerinin hatalı uygulanması,
etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
zamanaşımının gözden kaçırılması,
hukuka aykırı delile dayanılması,
savunma hakkının ihlal edilmesi
veya kararın yerleşik yüksek mahkeme içtihadıyla açık biçimde çelişmesi
gibi hukuki nedenler somutlaştırılmalıdır.
Bu yönüyle CMK m.308 başvurusu hazırlanırken dosyanın ilk derece mahkemesinden başlayarak istinaf ve Yargıtay aşamasına kadar bütün hukuki seyrinin incelenmesi önemlidir.
- Yargı Paketi ayrıca geçiş dönemindeki dosyalar açısından özel bir kural getirmiştir.
Yeni üç aylık sistem, 31 Temmuz 2026’dan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen dosyalarda uygulanacaktır.
Bu tarihten önce Başsavcılığa teslim edilmiş dosyalarda ise önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecektir.
Dolayısıyla özellikle Temmuz 2026 öncesinden Yargıtay’da bulunan dosyalarda hangi sürenin uygulanacağını belirlemek için yalnızca Yargıtay ceza dairesinin karar tarihine bakılması yeterli değildir.
Dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim tarihi ayrıca tespit edilmelidir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi sonrasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin değerlendirilmesinde artık şu soruların birlikte cevaplandırılması gerekir:
Yargıtay ceza dairesinin verdiği karar hangi tür karardır?
Karar yargı yeri belirlenmesi veya görevsizlik kararı mıdır?
Dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hangi tarihte teslim edilmiştir?
Başvuru sanık lehine mi, sanık aleyhine mi sonuç doğuracaktır?
Başvuruyu yapan kişi CMK m.308/4 kapsamında istemde bulunabilecek kişilerden midir?
Yargıtay ceza dairesinin kararında gerçekten olağanüstü itirazı gerektirecek somut bir hukuka aykırılık bulunmakta mıdır?
Bu sorular doğru cevaplandırılmadan hazırlanan genel nitelikte bir “kararın yeniden incelenmesi” dilekçesi, CMK m.308’in olağanüstü niteliğini yeterince karşılamayabilir.
Yeni düzenlemenin özeti ise son derece nettir:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz süresi 30 günden üç aya çıkarılmış, sanık lehine süresiz itiraz hakkı korunmuş, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları kapsam dışında bırakılmış ve Başsavcılıktan itiraz talep edebilecek kişiler ilk kez açıkça kanunda gösterilmiştir.
Bu nedenle özellikle Yargıtay ceza dairesi kararı sonrasında dosyanın sonuçlandığı düşünülen ceza davalarında, kararın kesin hukuki etkileri ortaya çıkmadan önce CMK m.308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına olağanüstü itiraz isteminde bulunma şartlarının mevcut olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi önemli olabilir.