12. Yargı Paketi Neler Getirdi? 7589 Sayılı Kanun Kapsamında Hukuki İnceleme ve Uygulamaya Etkileri
12. Yargı Paketi Neler Getirdi? 7589 Sayılı Kanun Kapsamında Hukuki İnceleme ve Uygulamaya Etkileri
Giriş
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Türk hukuk sisteminin farklı alanlarında önemli değişiklikler getirmiştir. Kanun metninde düzenlemenin 7589 sayılı Kanun olduğu ve kabul tarihinin 16 Temmuz 2026 olduğu görülmektedir.
- Yargı Paketi yalnızca ceza hukukuna ilişkin bir reform paketi değildir. İcra ve iflas hukuku, idari yargı, hukuk muhakemesi, ceza muhakemesi, borçlar hukuku, noterlik işlemleri, vesayet hukuku, Adli Tıp Kurumu ve hâkim-savcı meslek sistemi dâhil olmak üzere oldukça geniş bir alana müdahale etmektedir.
Paketin temel yöneliminin, yargılama sürelerinin kısaltılması, usul ekonomisinin güçlendirilmesi, bazı uyuşmazlıkların daha hızlı sonuçlandırılması ve kanun yollarındaki gereksiz geri gönderme mekanizmalarının azaltılması olduğu söylenebilir. Bununla birlikte özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılması, dolandırıcılık suçlarında hesap kullandıran kişiler bakımından ceza indirimi getirilmesi, kesinleşmiş bazı dolandırıcılık hükümleri yönünden etkin pişmanlık imkânı tanınması ve HAGB sisteminin yeniden düzenlenmesi, uygulamada ciddi sonuçlar doğurabilecek değişikliklerdir.
1. Miras Kalan Taşınmazların Satışında Mirasçılara Öncelik
- Yargı Paketi ile İcra ve İflas Kanunu’nun 114. maddesinde önemli bir değişiklik yapılmıştır.
Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edinmiş olması ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkının bulunmaması şartıyla, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi durumunda birinci artırmanın yalnızca malik sıfatına sahip mirasçılar arasında yapılması öngörülmüştür. Bu yöntem yalnızca bir defa uygulanacaktır.
Bu düzenlemenin temel amacı, miras yoluyla aile içerisinde kalmış bir taşınmazın doğrudan üçüncü kişilere geçmesini önlemek ve öncelikle diğer mirasçılara taşınmazın tamamını elde etme fırsatı tanımaktır.
Üstelik mirasçılar arasında gerçekleştirilecek ilk artırmada teklifin ulaşması gereken seviye de klasik elektronik satış sisteminden farklılaştırılmıştır. Normal durumda haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde 50’sine dayalı sistem uygulanırken, yalnızca mirasçılar arasında yapılan ilk artırmada muhammen kıymetin yüzde 100’ü esas alınacaktır.
Bu yönüyle düzenleme yalnızca şekli bir “öncelik hakkı” değil, taşınmazın değerinin korunmasına yönelik ekonomik bir güvence de oluşturmaktadır.
2. Elektronik İhalelerde Teminat ve İhale Bedelinin Ödenmemesinin Sonuçları
Elektronik satış sistemine ilişkin kurallar da ayrıntılı şekilde değiştirilmiştir.
Satış isteyen ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının alacağının teminatı karşıladığı ölçüde kendisinden ayrıca teminat alınmaması öngörülmüştür. Hazine ise açık artırmalarda teminat göstermekten muaf tutulmuştur.
Bunun yanında ihalede en yüksek teklifi veren kişinin bedeli süresinde yatırmamasına ilişkin yaptırımlar ağırlaştırılmıştır. Teminatın iade edilmemesi, satış masraflarından mahsup edilmesi ve bazı durumlarda hak sahiplerine dağıtılması yanında, teklif edilen bedelin yüzde 5’i oranında idari para cezası uygulanması kabul edilmiştir.
Düzenleme, uygulamada elektronik ihalelerde gerçek bir satın alma iradesi bulunmaksızın fiyat yükselten veya ihale sonucunu manipüle edebilecek teklifler verilmesinin önlenmesi bakımından önemlidir.
3. Noterlik Belgelerinin Mahkeme ve Savcılıklara Gönderilmesi Kolaylaştırıldı
Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi yeniden düzenlenmiştir.
Noterlik evrakı ve defterleri mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları ve yetkili resmî merciler tarafından incelenebilecektir.
Mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığı noterlik evrakının aslını talep ettiğinde noter, evrakın bir örneğini çıkararak aslına uygunluğunu onaylayacak ve aslını ilgili makama gönderecektir. Onaylı örnek talep edilmesi durumunda ise belgenin elektronik ortamda taranarak güvenli elektronik imzayla gönderilmesi mümkün olacaktır.
Özellikle ceza soruşturmaları, miras uyuşmazlıkları, vekâletnamenin kötüye kullanılması, vasiyetnameler ve taşınmaz işlemlerine ilişkin davalar bakımından noter belgelerine ulaşılması önemli bir delil toplama işlemidir. Yeni düzenleme bu sürecin elektronikleşmesini ve hızlandırılmasını hedeflemektedir.
4. İdare Mahkemelerinde Tek Hâkimle Görülebilecek Davaların Alanı Genişledi
- Yargı Paketi’nin idari yargıya ilişkin en önemli değişikliklerinden biri tek hâkimle görülen davaların kapsamının genişletilmesidir.
Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, konusu 486.000 TL’yi aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal ve tam yargı davaları tek hâkim tarafından karara bağlanabilecektir.
Bunun yanında öğrencilerin belirli disiplin, not, sınıf geçme, yurt, kredi ve burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin uyuşmazlıkları; kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları ve belirli meslek kuruluşu disiplin cezaları da tek hâkim tarafından görülebilecektir.
Bu sistem, mahkemelerin iş yükünün azaltılması bakımından önemli olmakla birlikte bazı idari uyuşmazlıkların tek hâkim tarafından incelenmesinin hukuki denetimin kapsamı açısından uygulamada tartışmalara neden olması mümkündür.
5. Bölge İdare Mahkemelerinin Dosyayı İlk Derece Mahkemesine Geri Gönderebileceği Haller Sınırlandırıldı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde yapılan değişiklikle istinaf incelemesinin sınırları önemli ölçüde yeniden belirlenmiştir.
Bölge idare mahkemesi ilk derece mahkemesi kararının sonucunu hukuka uygun bulmasına rağmen gerekçesini yanlış veya eksik görürse gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Maddi yanlışlıkların düzeltilebilir nitelikte olması halinde de doğrudan düzeltme yapılabilecektir.
Dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilebileceği durumlar ise kanunda tek tek sayılmıştır.
Görev veya yetki problemi, yasaklanmış veya reddedilmiş hâkim, yanlış veya eksik hasım, talep hakkında karar verilmemesi, eksik hüküm kurulması, gerekli bilirkişi veya keşfin yapılmaması ya da yapılması zorunlu duruşmanın yapılmamış olması bu haller arasındadır.
Önemli olan nokta şudur: Bölge idare mahkemesi artık kanunda sayılan durumların dışında dosyayı kolaylıkla ilk derece mahkemesine gönderemeyecektir.
Dahası bilirkişi, keşif veya duruşma eksikliğini bölge idare mahkemesinin kendisinin gidererek esas hakkında karar vermesi de mümkündür.
Bu düzenleme idari yargıda “kaldır-gönder-yeniden karar-istinaf” şeklinde uzayan süreçlerin önlenmesi bakımından oldukça önemlidir.
6. İdari Yargıda Temyiz Sisteminde Yeni Dönem
İYUK m.46’da da önemli değişiklikler yapılmıştır.
Kanunda belirtilen genel temyiz davaları dışında, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği bazı kararların Danıştay’da temyiz edilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Bununla birlikte tek hâkimle görülen idare ve vergi davaları, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ndan kaynaklanan davalar ve sadece vekâlet ücreti veya yargılama giderlerine ilişkin bazı kararlar bu sistemin dışında bırakılmıştır.
Dolayısıyla özellikle yabancılar hukukundan kaynaklanan sınır dışı, idari gözetim ve benzeri uyuşmazlıklarda kanun yolu sisteminin ayrıca dikkatle incelenmesi gerekmektedir.
7. Hâkimlerin Gereksiz Bilirkişiye Başvurması Disiplin Yaptırımına Bağlandı
Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen düzenleme ile mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması, disiplin hukuku bakımından yaptırıma bağlanmıştır.
Bu hüküm Türk yargılama pratiği açısından son derece önemlidir.
Bilirkişi, hâkimin yerine hukuki değerlendirme yapacak bir makam değildir. Bilirkişinin görevi özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda mahkemeye yardımcı olmaktır.
Buna rağmen uygulamada zaman zaman hukuki nitelendirme gerektiren hususların dahi bilirkişilere gönderildiği görülmektedir.
Yeni düzenleme ile “hukuki konuda bilirkişiye başvurma yasağı” yalnızca usul hukuku ilkesi olmaktan çıkarılarak hâkim açısından mesleki sorumluluk doğurabilecek bir norm haline getirilmektedir.
8. Kanuni Faiz Sisteminde Reeskont Oranına Bağlı Değişken Model
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle faiz sisteminde önemli bir değişikliğe gidilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında faiz ödenmesi gereken ancak faiz oranının taraflarca sözleşmeyle belirlenmediği durumlarda faiz oranı, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden belirlenecektir.
30 Haziran tarihinde reeskont oranının önceki 31 Aralık tarihindeki orandan en az beş puan farklılaşması halinde ise yılın ikinci yarısında yeni oran esas alınacaktır.
Bu düzenleme, yüksek enflasyon dönemlerinde sabit kanuni faiz oranlarının alacağın gerçek ekonomik değerini korumakta yetersiz kalması problemine yönelik önemli bir müdahale niteliğindedir.
9. Vesayet Altındaki Kişilere Ait Malların Elektronik Ortamda Satılması
Türk Medeni Kanunu’nun vesayet hükümlerinde yapılan değişiklikle vesayet altındaki kişinin belirli taşınır ve taşınmazlarının satışında UYAP’a entegre elektronik satış sistemi kullanılacaktır.
Taşınmaz satışlarında ihale, vesayet makamının onayıyla tamamlanacak ve onamaya ilişkin kararın ihale tarihinden itibaren 10 gün içinde verilmesi gerekecektir.
Amaç, vesayet altındaki kişinin malvarlığının daha şeffaf bir şekilde ve mümkün olan en yüksek ekonomik değer üzerinden değerlendirilmesidir.
10. Dolandırıcılık Suçlarında “Hesabını Kullandıran Kişi” İçin Yeni Ceza İndirimi
- Yargı Paketi’nin ceza hukuku açısından en dikkat çekici değişikliklerinden biri TCK m.158’e eklenen dördüncü fıkradır.
Yeni düzenlemeye göre dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak; kişinin kendisine veya başkasına ait banka hesabı, kredi kartı, ödeme aracı, ödeme hizmeti sağlayıcısı hesabı, aracı kurum hesabı veya kripto varlık hesabının kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalmışsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, düzenlemenin hesap sahibini otomatik olarak sorumluluktan kurtarmadığıdır.
Kanun bir cezasızlık sebebi getirmemekte, belirli şartlarda ceza indirimi öngörmektedir.
Dolayısıyla kişinin dolandırıcılık organizasyonunun diğer aşamalarına katılıp katılmadığı, mağdurla temas kurup kurmadığı, suçtan pay alıp almadığı, hesabı hangi amaçla kullandırdığı ve suçun işlenmesindeki rolünün yalnızca hesap sağlamakla sınırlı olup olmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
11. Kesinleşmiş Dolandırıcılık Dosyalarında Etkin Pişmanlık İmkânı
- Yargı Paketi’nin infaz aşamasındaki dosyalar açısından en önemli hükümlerinden biri geçici 1. maddenin yedinci fıkrasıdır.
Düzenleme, bütün dolandırıcılık hükümlülerine genel bir tahliye imkânı getirmemektedir.
İmkândan yalnızca yeni TCK m.158/4 kapsamına girebilecek ve daha önce hakkında TCK m.168 etkin pişmanlık hükmü uygulanmamış hükümlüler yararlanabilecektir.
Bu kişiler, mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içerisinde mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, TCK m.168/2’deki etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilecektir.
Bu durumda kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce uygulanması öngörülen etkin pişmanlık indirimi, özel geçiş hükmü nedeniyle infaz aşamasındaki belirli dosyalara da uygulanabilecektir.
Ancak kanun açık bir sınırlama getirmiştir: mağdurun zararı tamamen giderilmeden, sırf bu hükme dayanılarak infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez.
Dolayısıyla cezaevinde bulunan bir hükümlünün dosyasında öncelikle şu iki soru cevaplandırılmalıdır:
Hükümlünün suça iştiraki gerçekten yalnızca banka hesabı, kart veya benzeri ödeme aracını kullandırmaktan mı ibarettir?
Ve hakkında daha önce TCK m.168 uygulanmış mıdır?
Ancak bu şartların gerçekleşmesi halinde zararın giderilmesine bağlı yeni düzenlemeden yararlanılması gündeme gelecektir.
12. HAGB Sisteminde Kapsamlı Değişiklik
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinde yapılan değişiklikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması sistemi yeniden düzenlenmiştir.
İki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarında HAGB kararı verilmesi mümkün olmaya devam etmektedir.
Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği kanaatine ulaşması ve suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekmektedir.
Zararın derhal karşılanmasının mümkün olmadığı durumlarda ise sanığa denetim süresi içinde aylık taksitlerle zararı tamamen giderme şartıyla HAGB verilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulacaktır.
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uyulması halinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılacak ve davanın düşmesine karar verilecektir.
Yeni sistemin önemli yeniliklerinden biri de HAGB kararlarına karşı kanun yolunun genişletilmesidir.
Kanundaki istinafa ilişkin istisnalar saklı olmak üzere HAGB kararlarına karşı artık istinaf yoluna başvurulabilecektir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar yönünden de şartların bulunması halinde temyiz hükümleri uygulanacaktır.
Bu düzenleme, HAGB kararlarının yalnızca sınırlı bir hukuki denetimden geçirilmesi yerine hem usul hem de esas yönünden daha kapsamlı incelenebilmesi sonucunu doğurmaktadır.
İşkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele oluşturabilecek suçlarda ise HAGB uygulanamayacaktır.
13. DNA ve Genetik Verilerin Saklanması Yeniden Düzenlendi
CMK m.80 kapsamında genetik inceleme sonuçlarına ilişkin sistem de değiştirilmiştir.
Genetik verilerin kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilmesi öngörülmüş; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı veya belirli kovuşturmaya yer olmadığı durumlarında verilerin imhasına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler getirilmiştir.
Diğer durumlarda veriler mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl sonra yok edilecektir.
Kişi ayrıca saklama amacının ortadan kalkması veya haklı bir sebebin bulunması halinde verilerinin silinmesini hâkim veya mahkemeden isteyebilecektir.
Bu düzenleme ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ihtiyacı ile kişisel verilerin ve özel hayatın korunması arasında yeni bir denge kurmayı amaçlamaktadır.
14. Kaçak Sanık Hakkında Hüküm Verilmesine Sınırlama
CMK m.247’de yapılan değişiklik uyarınca kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek olmakla birlikte daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir.
Bu düzenleme doğrudan sanığın savunma ve sorgu hakkının korunmasıyla bağlantılıdır.
Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
15. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Genişletildi
CMK m.308’de yapılan değişiklikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kapsamı genişletilmiştir.
Yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında Yargıtay ceza dairelerinin bütün kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.
Sanık lehine yapılacak itirazlarda ise süre aranmayacaktır.
Bu yol özellikle kesinleşmiş veya kesinleşme aşamasına gelen ceza dosyalarında olağanüstü kanun yolu niteliğinde önemli bir hukuki imkân oluşturmaktadır.
16. Bedensel Zarar ve Destekten Yoksun Kalma Tazminatlarında Faiz Sistemi Değişti
Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen hükümler trafik kazaları, iş kazaları, ölüm ve bedensel zarar davaları bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Kazancı bilinen döneme ilişkin hesaplanan tazminata haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren; kazancın bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanması öngörülmüştür.
Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihindeki tazminat miktarına göre oransal mahsup edilmesi sistemi benimsenmiştir.
Bu hükümler özellikle sigorta şirketleri, trafik kazası mağdurları, işverenler ve tazminat sorumluları bakımından hesaplama yöntemlerini doğrudan etkileyebilecektir.
Ancak geçiş hükmü nedeniyle bu düzenleme yalnızca değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen haksız fiil ve zarar doğurucu olaylara uygulanacaktır.
17. Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı
- Yargı Paketi’nin özel hukuk uygulaması bakımından en köklü değişikliklerinden biri HMK m.107’nin tamamen yürürlükten kaldırılmasıdır.
Böylece 2011 yılından beri özellikle işçilik alacakları, tazminat davaları, trafik kazaları, haksız fiil ve hesaplamanın bilirkişi incelemesine bağlı olduğu birçok uyuşmazlıkta yoğun şekilde kullanılan belirsiz alacak davası kurumu kaldırılmıştır.
Bunun yerine HMK m.109 kapsamındaki kısmi dava sistemine önemli bir imkan eklenmiştir.
Alacağın yalnızca bir bölümü dava edilmişse talep konusu, aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecektir.
Üstelik artırılan kısım açısından zamanaşımının da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması öngörülmüştür.
Bu düzenleme esasen belirsiz alacak davasının sağladığı bazı hukuki avantajları kısmi dava mekanizması içerisinde yeniden üretmektedir.
Ancak iki sistem tamamen aynı değildir.
Yeni sistemde davacının dava açarken talep sonucunu ve dava stratejisini daha dikkatli belirlemesi gerekecektir. Talep artırma imkanının yalnızca bir defa kullanılabilecek olması özellikle bilirkişi raporlarının değiştiği veya ek rapor alındığı karmaşık davalarda ciddi önem taşıyacaktır.
Geçiş düzenlemesine göre HMK m.107’nin kaldırılması geçmişte açılmış belirsiz alacak davalarını etkilemeyecek ve bu davalarda eski düzenleme uygulanmaya devam edecektir.
18. Duruşmalar Arasında En Fazla Üç Ay Bulunabilecek
HMK m.147’ye eklenen düzenleme uyarınca duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan fazla olamayacaktır.
Ancak bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu durumlarda hâkim gerekçe göstermek suretiyle daha uzun süre belirleyebilecektir.
Bu hüküm yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmasına yönelik açık bir usul hukuku tedbiridir.
Uygulamadaki etkisi ise mahkemelerin iş yükü, bilirkişi süreleri ve adliye kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olacaktır.
19. SEGBİS ve Uzaktan Duruşmada İmza Sorunu
Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişiler bakımından da HMK’da değişiklik yapılmıştır.
İkrar, yemin, davanın geri alınmasına muvafakat, feragat, kabul ve sulh gibi özel işlemler dışında elle atılan imzaya ilişkin hükümler uzaktan duruşmaya katılan kişiler hakkında uygulanmayacaktır.
Bu değişiklik elektronik ve uzaktan yargılamanın önündeki şekli engellerden birinin kaldırılması niteliğindedir.
20. Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Kararlarında Kanun Yolları Yeniden Düzenlendi
HMK’nın birleştirme ve ayırmaya ilişkin hükümlerinde de değişikliğe gidilmiştir.
Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinin birleştirme kararına karşı yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Ayırma kararlarının kanun yolu denetimi ise esas hükümle birlikte yapılacaktır.
Amaç, ara kararların sürekli kanun yolu incelemesine taşınması nedeniyle esas yargılamanın gecikmesini önlemektir.
21. Hukuk Davalarında Temyiz Sınırına İlişkin Yeni Sistem
HMK m.362’ye eklenen fıkra ile bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararını değiştirerek yeniden esas hakkında karar verdiği durumlarda temyize başvurulup başvurulamayacağı yeniden düzenlenmiştir.
Temyiz incelemesinde yalnızca nihai kararın miktarı değil, belirli durumlarda ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki parasal fark da dikkate alınacaktır.
Bu sistem özellikle parasal sınırın yakınında bulunan alacak ve tazminat davalarında önem taşımaktadır.
22. Geçiş Hükümleri Neden Önemli?
- Yargı Paketi bakımından yalnızca yeni hükümlerin içeriğine bakılması yeterli değildir.
Her dosyada öncelikle değişikliğin hangi tarihten itibaren uygulanacağı belirlenmelidir.
Örneğin HMK m.107’nin kaldırılması daha önce açılmış belirsiz alacak davalarına uygulanmamaktadır.
TBK m.55’teki yeni tazminat sistemi, değişiklikten sonra meydana gelen zarar doğurucu olaylar bakımından uygulanacaktır.
TCK m.158/4’e ilişkin düzenleme ise bazı kanun yolu ve infaz aşamasındaki dosyalar yönünden özel geçiş hükümleri içermektedir.
Dolayısıyla 12. Yargı Paketi’nden yararlanılıp yararlanılamayacağı değerlendirilirken yalnızca suç veya dava türü değil; davanın açıldığı tarih, hüküm tarihi, kararın kesinleşip kesinleşmediği, dosyanın istinaf veya Yargıtay aşamasında bulunup bulunmadığı ve olay tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
23. Düzenlemelerin Yürürlüğü
7589 sayılı Kanun’un 26. maddesine göre bazı düzenlemeler farklı tarihlerde yürürlüğe girmektedir.
Kanunun 11, 12 ve 22. maddeleri yayım tarihinden itibaren üç ay sonra; diğer maddelerin büyük bölümü ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmektedir. Danıştay’a ilişkin 3. madde için ayrıca 23 Temmuz 2026 tarihine ilişkin özel bir yürürlük hükmü bulunmaktadır.
Bu sebeple somut bir uyuşmazlıkta yalnızca “12. Yargı Paketi çıktı” değerlendirmesiyle hareket edilmemeli; ilgili maddenin yürürlük ve geçiş hükmü ayrıca incelenmelidir.
Sonuç: 12. Yargı Paketi Türk Yargı Sisteminde Ne Değiştiriyor?
- Yargı Paketi, tek bir hukuk alanında değişiklik yapan sınırlı bir reformdan ziyade Türk yargı sisteminin farklı noktalarına müdahale eden kapsamlı bir düzenlemedir.
Özellikle hukuk yargılamasında belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davada talep artırımının yeniden düzenlenmesi, avukatların dava açma stratejilerini doğrudan değiştirecektir.
Ceza hukuku bakımından TCK m.158/4 ile banka veya ödeme hesabını kullandıran kişilerin suçtaki rollerinin diğer faillerden ayrıştırılması yönünde önemli bir adım atılmıştır. Bununla bağlantılı olarak belirli şartları taşıyan ve cezaları infaz edilmekte olan bazı dolandırıcılık hükümlülerine zararın tamamen giderilmesi halinde TCK m.168 kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanma imkânı tanınması, kesinleşmiş dosyalar bakımından dahi önemli sonuç doğurabilecek istisnai bir geçiş düzenlemesidir.
HAGB sisteminin yeniden düzenlenmesi ve HAGB kararlarının istinaf ve şartları oluştuğunda temyiz denetimine daha geniş biçimde açılması, sanığın kanun yolu güvenceleri bakımından önemlidir.
İdari yargıda ise tek hâkim sisteminin genişletilmesi, bölge idare mahkemelerinin dosyaları ilk derece mahkemesine geri gönderme imkanlarının sınırlandırılması ve bazı eksikliklerin doğrudan istinaf mercii tarafından giderilebilmesi, yargılamaların hızlandırılmasını hedeflemektedir.
İcra hukukunda elektronik satışların güçlendirilmesi ve miras kalan taşınmazlarda ilk satışın mirasçılar arasında yapılması; borçlar hukukunda kanuni faizin ekonomik göstergelere bağlanması; tazminat hukukunda faiz başlangıçlarının yeniden belirlenmesi ve hukuk mahkemelerinde duruşmalar arasında üç aylık üst sınır getirilmesi de uygulamada geniş bir alanı etkileyecektir.
Bununla birlikte 12. Yargı Paketi’nin gerçek etkisinin ortaya çıkabilmesi, yalnızca kanun hükümlerinin lafzına değil, mahkemelerin bu hükümleri nasıl yorumlayacağına da bağlıdır. Özellikle TCK m.158/4’teki “iştirakin yalnızca hesabın veya ödeme aracının kullandırılmasıyla sınırlı olması”, HMK m.109 kapsamında bir defaya mahsus talep artırımı ve yeni kanun yolu hükümlerinin kapsamı konusunda önümüzdeki dönemde bölge adliye mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri, Yargıtay ve Danıştay içtihatlarının belirleyici olması beklenmektedir.
Bu nedenle devam eden veya kesinleşmiş bir dosyada 12. Yargı Paketi’nin uygulanıp uygulanamayacağı, genel açıklamalar üzerinden değil; dosyanın suç veya uyuşmazlık türü, olay tarihi, dava tarihi, hüküm tarihi, kanun yolu aşaması ve ilgili geçiş hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.