WhatsApp Yazışmalarında Manipülasyon İddiası ve Hâkimin Mesajları Değerlendirme Ölçütleri
WhatsApp Yazışmalarında Manipülasyon İddiası ve Hâkimin Mesajları Değerlendirme Ölçütleri
Giriş
WhatsApp yazışmaları; ceza, boşanma, iş, ticaret ve alacak davalarında sıklıkla delil olarak dosyaya sunulmaktadır. Ancak yazışmaların yalnızca ekran görüntüsü şeklinde ve belirli bölümleri seçilerek sunulması, mesajların bağlamından koparılması, önceki mesajların silinmesi veya karşı tarafın belirli bir cevap vermesini sağlamak amacıyla tahrik edici ifadeler kullanılması delilin güvenilirliği konusunda ciddi tartışmalar doğurmaktadır.
Bu noktada temel soru şudur: Hâkim, mesajda yazılı kelimeleri yalnızca ilk bakıştaki veya sözlükteki anlamına göre mi değerlendirir; yoksa yazışmanın tamamını, taraflar arasındaki ilişkiyi ve mesajın hangi koşullarda gönderildiğini de dikkate alır mı?
Türk hukukunda hâkim, WhatsApp mesajını yalnızca kelimelerin ilk ve yüzeysel anlamına göre değerlendirmekle bağlı değildir. Mesajın lafzı başlangıç noktası olmakla birlikte; yazışmanın bütünü, önceki ve sonraki mesajlar, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği, mesajın gönderildiği zaman, olayın geçmişi, kullanılan üslup ve mesajın gönderilme amacı birlikte incelenmelidir.
1. WhatsApp Yazışmalarının Hukuki Niteliği
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesine göre elektronik ortamdaki veriler, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olmaları hâlinde “belge” niteliğindedir. Bu nedenle WhatsApp mesajları, SMS kayıtları, e-postalar, sesli mesajlar ve sosyal medya yazışmaları hukuk yargılamasında belge olarak dosyaya sunulabilir.
Bununla birlikte WhatsApp mesajının belge olarak kabul edilmesi, içeriğinin otomatik olarak doğru veya kesin delil sayılması anlamına gelmez. HMK’nın 198. maddesi uyarınca hâkim, kanuni istisnalar dışında delilleri serbestçe değerlendirir. Ayrıca hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, HMK’nın 189/2. maddesi gereğince bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. İspat yükü ise kural olarak, mesajın içeriğine dayanarak kendi lehine hukuki sonuç çıkarmak isteyen tarafa aittir.
Ceza yargılamasında da benzer bir sistem bulunmaktadır. CMK’nın 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş, tarafların huzurunda tartışılmış ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırabilir. Bu nedenle WhatsApp yazışmasının yalnızca dosyaya sunulması yeterli değildir; delilin aidiyeti, elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve diğer delillerle uyumu da değerlendirilmelidir.
2. Hâkim Mesajın Yalnızca İlk Anlamıyla Bağlı Değildir
Bir mesajın hukuki anlamı belirlenirken kelimelerin olağan anlamı elbette dikkate alınır. Ancak özellikle hakaret, tehdit, şantaj, taciz, ısrarlı takip ve haksız fiil iddialarında yalnızca bir cümlenin sözlük anlamından hareket edilmesi yeterli değildir.
Mesajın değerlendirilmesinde şu unsurlar önem taşır:
- Mesajdan önce ve sonra hangi ifadelerin kullanıldığı,
- Tarafların ne kadar süredir ve hangi ilişki kapsamında görüştükleri,
- Yazışmanın tartışma, pazarlık, alacak talebi veya duygusal çatışma sırasında yapılıp yapılmadığı,
- Mesajın ciddi bir irade açıklaması mı, öfke ifadesi mi, ironi mi veya eleştiri mi olduğu,
- Mesajın muhatap üzerinde objektif olarak nasıl bir etki yaratmaya elverişli bulunduğu,
- Emojiler, sesli mesajlar, görseller ve cevap verme süreleri,
- Yazışmanın belirli bölümlerinin çıkarılıp çıkarılmadığı,
- Karşı tarafın mesajları yönlendirici veya tahrik edici biçimde oluşturup oluşturmadığıdır.
Anayasa Mahkemesi de ifade ve mesajların, söylendiği bağlamdan koparılmadan olayın bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Eşler arasında gönderilen mesajlara ilişkin bir kararında Anayasa Mahkemesi, ifadelerin hem lafzını hem de kullanıldıkları bağlamı incelemiş; öfkeyle söylenen ağır sözlerin somut olayda tehdit değil, sert eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Başka bir kararında ise Anayasa Mahkemesi, metnin tamamı incelenmeden bazı ifadelerin seçilerek cezalandırmaya esas alınmasını yetersiz bulmuş; ifadelerin hedef aldığı kişi, söylenme şekli, tarafların konumu ve metnin bütünü dikkate alınmadan yapılan soyut değerlendirmenin doğru olmayacağını belirtmiştir.
Dolayısıyla hâkimin yalnızca “mesajda bu kelime yazıyor” şeklinde mekanik bir değerlendirme yapması yeterli değildir. Kelimenin belirli bir yazışma içerisinde hangi anlamı taşıdığı ve hangi amaçla kullanıldığı gerekçeli olarak açıklanmalıdır.
3. Manipülasyon İddiasının İki Farklı Görünümü
WhatsApp yazışmalarında manipülasyon iddiası iki farklı şekilde ortaya çıkabilir.
A. Teknik manipülasyon
Teknik manipülasyon, yazışma görüntüsünün veya dijital verinin sonradan değiştirilmesini ifade eder. Örneğin:
- Ekran görüntüsünün kesilmesi,
- Önceki veya sonraki mesajların gizlenmesi,
- Mesaj metninin görsel düzenleme programıyla değiştirilmesi,
- Kişi adının rehbere farklı kaydedilmesi,
- Tarih ve saat bilgilerinin çıkarılması,
- Farklı konuşmaların tek bir konuşmaymış gibi birleştirilmesi,
- Gönderilmemiş bir mesajın gönderilmiş gibi oluşturulması,
- Mesajların bir kısmının silinerek yalnızca belirli cevapların sunulması.
Bu tür bir iddia varsa yalnızca çıktı veya ekran görüntüsü üzerinden değerlendirme yapılması yeterli olmayabilir. Orijinal telefonun incelenmesi, sohbet verilerinin dışa aktarılması, mesaj veri tabanının ve tarih-saat bilgilerinin karşılaştırılması, yedeklerin incelenmesi ve gerektiğinde adli bilişim bilirkişisinden rapor alınması gerekir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2023/3675 Esas ve 2024/9976 Karar sayılı kararında; aidiyeti inkâr edilen WhatsApp yazışmalarının ilgili kişiye ait olduğunun ve hukuka uygun şekilde elde edildiğinin, bu mesajlara dayanan tarafça ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir. Aidiyet ve hukuka uygunluk kanıtlanmadan ekran görüntülerinin hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.
B. Konuşma veya davranış manipülasyonu
Konuşma manipülasyonu ise mesajın teknik olarak değiştirilmemesine rağmen, karşı tarafın belirli bir cevap vermesini sağlamak amacıyla yazışmanın bilinçli şekilde yönlendirilmesidir.
Örneğin bir kişinin:
- Sürekli aynı soruyu farklı biçimlerde sorması,
- Karşı tarafı öfkelendirmeye çalışması,
- Gerçek dışı suçlamalar yöneltmesi,
- Hakaret veya tehdit içeren cevap almaya yönelik mesajlar göndermesi,
- “Demek bunu kabul ediyorsun” şeklindeki yönlendirici cümlelerle ikrar oluşturmaya çalışması,
- Yalnızca kendi lehine olan cevapları saklaması,
- Karşı tarafın açıklamalarını keserek tek kelimelik cevaplar almaya çalışması,
yazışmanın delil değerini ve içeriğinin yorumlanmasını etkileyebilir.
Böyle bir durumda mesaj teknik olarak gerçek olsa bile, mesajın hangi psikolojik ve iletişimsel süreç sonunda gönderildiği araştırılmalıdır. Çünkü bir cümlenin kendiliğinden söylenmesiyle, uzun süre devam eden ağır tahrik veya yönlendirme sonucunda söylenmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi olmayabilir.
4. Manipülatif ve Tahrik Edici Mesajlar Özel Bir Delil Türü Müdür?
Manipülatif veya tahrik edici mesajlar kanunda ayrıca isimlendirilmiş bağımsız bir delil kategorisi değildir. Bununla birlikte bu tür mesajlar, delilin güvenilirliği ve isnat edilen fiilin hukuki niteliği bakımından daha dikkatli bir değerlendirmeyi gerektirir.
Hâkim özellikle şu sorulara cevap vermelidir:
- Yazışma eksiksiz olarak sunulmuş mudur?
- Mesajlar gerçekten iddia edilen kişiye mi aittir?
- Yazışmalar hukuka uygun şekilde mi elde edilmiştir?
- Mesajdan önce karşı taraf hangi ifadeleri kullanmıştır?
- Mesaj bir plan, tehdit veya suç ikrarı mı; yoksa anlık öfke ve tepki mi içermektedir?
- Mesajın alınması amacıyla karşı taraf bilinçli bir provokasyon gerçekleştirmiş midir?
- Mesaj içeriği başka delillerle doğrulanmakta mıdır?
- Yazışmanın tamamı incelendiğinde sunulan ekran görüntüsü farklı bir anlam kazanmakta mıdır?
Bu sorular cevaplanmadan yalnızca tek bir mesaj veya cümle üzerinden hukuki sorumluluk kurulması hatalı sonuçlara yol açabilir.
5. Ceza Yargılamasında Tahrik Edici Mesajların Etkisi
Hakaret suçu bakımından
Hakaret suçunda kullanılan ifadenin kişiyi küçük düşürmeye elverişli olup olmadığı; zaman, yer, taraflar arasındaki ilişki, olayın gelişimi ve sözün söylenme nedeni dikkate alınarak belirlenir. Aynı kelime, bir olayda doğrudan hakaret oluştururken başka bir olayda eleştiri, sitem veya kaba söz olarak kabul edilebilir.
Ayrıca TCK’nın 129. maddesine göre hakaretin haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde cezada indirim yapılabileceği veya ceza vermekten vazgeçilebileceği düzenlenmiştir. Hakaretin karşılıklı işlenmesi hâlinde de olayın mahiyetine göre taraflardan biri veya her ikisi hakkında indirim uygulanması ya da ceza verilmemesi mümkündür.
Bu nedenle yalnızca sanığın gönderdiği son hakaret içerikli mesajın alınması; müştekinin bundan önce gönderdiği aşağılayıcı, kışkırtıcı veya haksız mesajların dosyaya sunulmaması eksik değerlendirmeye neden olabilir.
Tehdit suçu bakımından
Tehdit suçunda yalnızca kullanılan kelimeler değil, mesajın muhatap üzerinde ciddi bir korku veya endişe oluşturmaya objektif olarak elverişli olup olmadığı araştırılmalıdır.
“Görüşeceğiz”, “bunun hesabını vereceksin” veya “seni bulacağım” gibi ifadeler tek başına ve her olayda otomatik olarak tehdit kabul edilemez. Tarafların önceki ilişkisi, fiziksel şiddet geçmişi, mesajların sıklığı, failin muhataba ulaşma imkânı ve yazışmanın tamamı birlikte değerlendirilmelidir.
Buna karşılık açıkça öldürme, yaralama veya malvarlığına ağır zarar verme iradesi içeren ve somut olayda ciddi görünen mesajlar, karşı tarafın önceki davranışları bulunsa dahi tehdit suçunu oluşturabilir. Tahrik edilmiş olmak, suçun maddi unsurunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Haksız tahrik bakımından
TCK’nın 29. maddesi, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi hâlinde cezada indirim yapılmasını öngörmektedir.
Bu kapsamda manipülatif mesajların haksız tahrik oluşturabilmesi için:
- Mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin bulunması,
- Bu fiilin failde hiddet veya şiddetli elem oluşturması,
- İşlenen suç ile haksız fiil arasında nedensellik bulunması,
- Tepkinin bu ruhsal durumun etkisi altında gerçekleştirilmesi
gerekir.
Her rahatsız edici veya ısrarcı mesaj haksız tahrik sayılmaz. Ancak ağır hakaret, iftira, özel hayatın ifşası, tehdit veya sistematik aşağılama içeren mesajlar somut olayın özelliklerine göre haksız tahrik değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
6. Hukuk, Aile ve İş Davalarında Değerlendirme
Hukuk ve aile mahkemelerinde WhatsApp yazışmalarına dayanılarak sadakatsizlik, borcun kabulü, sözleşmenin kurulması, işçinin istifası, işveren talimatı, mobbing veya kusurlu davranış iddia edilebilir.
Ancak karşı taraf mesajların kendisine ait olmadığını, ekran görüntülerinin kesildiğini veya konuşmanın tamamının sunulmadığını ileri sürerse hâkim, bu itirazı gerekçesiz biçimde reddedemez.
Mesajlara dayanan tarafın özellikle şu hususları ortaya koyması beklenir:
- Telefon numarası ile kişi arasındaki bağlantı,
- Yazışmanın orijinal cihazdaki karşılığı,
- Mesajların tarih ve saatleri,
- Konuşmanın tamamı,
- Mesajları doğrulayan tanık, ödeme, e-posta, sözleşme veya başka kayıtlar,
- Yazışmanın hukuka uygun şekilde elde edildiği.
Özellikle yalnızca seçilmiş ekran görüntülerinden oluşan, telefon numarasının görünmediği, tarih-saat bilgisinin bulunmadığı veya önceki mesajların kesildiği kayıtların ispat gücü daha zayıf olacaktır.
7. Manipülasyon İddiası Nasıl İleri Sürülmelidir?
“Mesajlar manipüle edilmiştir” şeklindeki soyut bir itiraz çoğu zaman yeterli değildir. İtirazın somutlaştırılması gerekir.
Örneğin savunmada şu hususlar açıkça gösterilmelidir:
- Hangi mesajların eksik olduğu,
- Hangi ekran görüntülerinin kesildiği,
- Tarih veya saat sıralamasındaki uyumsuzluklar,
- Karşı tarafın tahrik edici mesajlarının dosyaya sunulmadığı,
- Mesajların orijinal cihazda bulunmadığı,
- Kişi adının gerçekte farklı bir numaraya ait olabileceği,
- Yazışmaların başka delillerle çeliştiği,
- Ekran görüntülerinde yazı tipi, satır aralığı veya görsel bütünlük farklılıkları bulunduğu.
Bunun yanında mahkemeden;
- Orijinal telefonun incelenmesi,
- Telefon üzerinde adli bilişim incelemesi yapılması,
- Yazışmanın tamamının dışa aktarılması,
- Silinmiş mesaj ve medya kayıtlarının araştırılması,
- İlgili tarih aralığındaki tüm mesajların birlikte değerlendirilmesi,
- Gerekirse bilirkişi raporu alınması
talep edilebilir.
Sonuç
WhatsApp yazışmalarının değerlendirilmesinde hâkim, mesajda kullanılan kelimelerin yalnızca ilk bakıştaki anlamıyla bağlı değildir. Lafzi anlam incelemenin başlangıç noktasıdır; fakat tek başına yeterli değildir.
Mesajın hukuki anlamı belirlenirken yazışmanın tamamı, mesajların kronolojik sırası, taraflar arasındaki ilişki, önceki ve sonraki ifadeler, mesajın gönderilme amacı, tarafların davranışları ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Manipülatif veya tahrik edici mesajlar ayrı bir delil türü olmamakla birlikte;
- Delilin güvenilirliğini azaltabilir,
- Mesajın bağlamını değiştirebilir,
- Failin kastının bulunup bulunmadığını etkileyebilir,
- Hakaret veya tehdidin unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinde önem taşıyabilir,
- TCK’nın 29. veya 129. maddelerinin uygulanmasını gündeme getirebilir,
- Yazışmanın teknik incelemeye gönderilmesini gerektirebilir.
Bu nedenle yalnızca tek bir cümle veya seçilmiş ekran görüntüsü üzerinden mahkûmiyet, kusur ya da hukuki sorumluluk belirlenmesi yerine, yazışmanın eksiksiz hâli ve olayın bütünü üzerinden denetlenebilir ve gerekçeli bir değerlendirme yapılması gerekir.