KRİPTO VARLIKLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ
1.GİRİŞ
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte ekonomik değerlerin oluşturulma, saklanma ve transfer edilme biçimleri önemli ölçüde değişmiştir. Blokzincir ve dağıtık defter teknolojilerine dayanan kripto varlıklar, geleneksel finans sisteminden farklı yapılarıyla kısa sürede bireysel yatırımcıların, şirketlerin ve kamu otoritelerinin gündemine girmiştir. Kripto varlıkların sınır ötesi transferlere imkân vermesi, merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyulmadan işlem görebilmesi ve dijital ortamda ekonomik değer taşıması, bu varlıkların hukuki açıdan nasıl sınıflandırılması gerektiği sorusunu ortaya çıkarmıştır.
Kripto varlıkların hukuki niteliği konusunda üzerinde uzlaşılmış tek bir yaklaşım bulunmamaktadır. Kripto varlıkların para, elektronik para, menkul kıymet, emtia, gayrimaddi varlık veya kendine özgü bir malvarlığı değeri olarak kabul edilip edilemeyeceği; sahip oldukları özelliklere ve kullanım amaçlarına göre değişebilmektedir. Bitcoin gibi ödeme ve değer aktarımı amacıyla kullanılan kripto varlıklar ile belirli bir projeye katılım, hizmetten yararlanma veya yatırım hakkı sağlayan tokenların aynı hukuki kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir.
Kripto varlıkların hukuki niteliğinin belirlenmesi yalnızca teorik bir sınıflandırma sorunu değildir. Bu belirleme; kripto varlıkların mülkiyeti, devri, miras yoluyla geçişi, haczi, vergilendirilmesi ve teminat olarak kullanılması gibi birçok hukuki işlemi doğrudan etkilemektedir. Bunun yanında kripto varlık platformlarının sorumluluğu, yatırımcıların korunması, kişisel verilerin işlenmesi, dolandırıcılık faaliyetleri ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasının önlenmesi de konunun önemli boyutları arasında yer almaktadır.
Türkiye’de 2 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alınmış ve bu kuruluşların düzenlenmesi ile denetlenmesi konusunda Sermaye Piyasası Kurulu yetkili kılınmıştır. Daha sonra yayımlanan ikincil düzenlemelerle kripto varlık platformlarının kuruluşu, faaliyetleri, sermaye yeterliliği, saklama hizmetleri ve müşterilere karşı yükümlülükleri ayrıntılı biçimde düzenlenmeye başlanmıştır.
Bununla birlikte kripto varlıkların özel hukuk, icra ve iflas hukuku, miras hukuku ve vergi hukuku bakımından niteliğine ilişkin bütün sorunların kesin biçimde çözüldüğünü söylemek mümkün değildir. Kripto varlıkların teknolojik özelliklerinin sürekli gelişmesi ve farklı işlevlere sahip yeni dijital varlık türlerinin ortaya çıkması, mevcut hukuk kurallarının yeniden yorumlanmasını ve gerektiğinde yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli hâle getirmektedir.
Bu çalışmada kripto varlıkların hukuki niteliği; Türk hukukundaki güncel düzenlemeler, doktrindeki farklı görüşler ve uluslararası yaklaşımlar doğrultusunda incelenecektir. Ayrıca kripto varlıkların mülkiyet, haciz, miras, vergilendirme ve hukuki sorumluluk bakımından doğurduğu başlıca sorunlar değerlendirilerek mevcut düzenlemelere ilişkin çözüm önerileri ele alınacaktır.
2.KRİPTO VARLIK KAVRAMI
I.KRİPTO VARLIK NEDİR?
Kripto varlık, dijital ortamda oluşturulan, saklanan ve transfer edilebilen; ekonomik bir değer veya belirli bir hak ifade eden gayrimaddi varlıkların genel adıdır. Bu varlıklar, işlemlerin tek bir merkez yerine birden fazla bilgisayar üzerinde kaydedilmesini sağlayan dağıtık defter teknolojisi veya benzer teknolojiler kullanılarak meydana getirilmektedir.
Kripto varlık kavramı yalnızca Bitcoin gibi kamuoyunda “kripto para” olarak bilinen dijital varlıklarla sınırlı değildir. Belirli bir hizmetten yararlanma hakkı sağlayan tokenlar, bir projeye katılım imkânı sunan dijital değerler, varlığa dayalı tokenlar ve bazı yatırım amaçlı dijital araçlar da sahip oldukları özelliklere göre kripto varlık kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle “kripto varlık” kavramı, “kripto para” ifadesinden daha geniş bir anlam taşımaktadır.
Türk hukukunda kripto varlık; dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik ortamda oluşturulabilen ve saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtılan, değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlık olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, 7518 sayılı Kanun’la 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenmiştir. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları da 2 Temmuz 2024 tarihinden itibaren Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimi kapsamına alınmıştır.
Kripto varlıkların fiziksel bir varlığı bulunmamakla birlikte ekonomik değere sahip olmaları, alınıp satılabilmeleri, saklanabilmeleri ve kişiler arasında devredilebilmeleri mümkündür. Bu varlıklar çoğunlukla dijital cüzdanlar aracılığıyla tutulmakta ve özel anahtar olarak adlandırılan şifreleme bilgileri kullanılarak transfer edilmektedir.
Bununla birlikte bütün kripto varlıklar aynı işlevi taşımamaktadır. Bazıları değer aktarımı amacıyla kullanılırken bazıları belirli bir hizmete erişim, yönetime katılma, yatırım yapma veya gerçek bir varlığı dijital ortamda temsil etme amacı taşıyabilir. Bu nedenle kripto varlıkların hukuki niteliği belirlenirken yalnızca teknolojik yapıları değil, kullanım amaçları ve sağladıkları haklar da dikkate alınmalıdır.
Kripto varlık, dijital ortamda oluşturulan, saklanan ve transfer edilebilen; ekonomik bir değer veya belirli bir hak ifade eden gayrimaddi varlıkların genel adıdır. Bu varlıklar, işlemlerin tek bir merkez yerine birden fazla bilgisayar üzerinde kaydedilmesini sağlayan dağıtık defter teknolojisi veya benzer teknolojiler kullanılarak meydana getirilmektedir.
Kripto varlık kavramı yalnızca Bitcoin gibi kamuoyunda “kripto para” olarak bilinen dijital varlıklarla sınırlı değildir. Belirli bir hizmetten yararlanma hakkı sağlayan tokenlar, bir projeye katılım imkânı sunan dijital değerler, varlığa dayalı tokenlar ve bazı yatırım amaçlı dijital araçlar da sahip oldukları özelliklere göre kripto varlık kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle “kripto varlık” kavramı, “kripto para” ifadesinden daha geniş bir anlam taşımaktadır.
Türk hukukunda kripto varlık; dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik ortamda oluşturulabilen ve saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtılan, değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlık olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, 7518 sayılı Kanun’la 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenmiştir. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları da 2 Temmuz 2024 tarihinden itibaren Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimi kapsamına alınmıştır.
Kripto varlıkların fiziksel bir varlığı bulunmamakla birlikte ekonomik değere sahip olmaları, alınıp satılabilmeleri, saklanabilmeleri ve kişiler arasında devredilebilmeleri mümkündür. Bu varlıklar çoğunlukla dijital cüzdanlar aracılığıyla tutulmakta ve özel anahtar olarak adlandırılan şifreleme bilgileri kullanılarak transfer edilmektedir.
Bununla birlikte bütün kripto varlıklar aynı işlevi taşımamaktadır. Bazıları değer aktarımı amacıyla kullanılırken bazıları belirli bir hizmete erişim, yönetime katılma, yatırım yapma veya gerçek bir varlığı dijital ortamda temsil etme amacı taşıyabilir. Bu nedenle kripto varlıkların hukuki niteliği belirlenirken yalnızca teknolojik yapıları değil, kullanım amaçları ve sağladıkları haklar da dikkate alınmalıdır.
3.KRİPTO VARLIKLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ
Kripto varlıkların hukuki niteliği, dijital varlıkların sahip olduğu işlevlere ve sağladığı haklara göre belirlenmektedir. Kripto varlıkların tamamının para, menkul kıymet veya elektronik para olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle her kripto varlığın teknik yapısı, kullanım amacı, ihraç biçimi ve sahibine sağladığı haklar ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Türk hukukunda kripto varlıklar, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik ortamda oluşturulabilen ve saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtılan, değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, kripto varlıkların fiziksel bir varlığa sahip olmamasına rağmen ekonomik değer taşıyabileceğini ve belirli hakları temsil edebileceğini göstermektedir. 7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcıları Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimi kapsamına alınmıştır.
Kripto varlıkların hukuki niteliği bakımından öncelikle bunların para sayılıp sayılamayacağı üzerinde durulmalıdır. Türkiye’de kripto varlıklar, Türk lirası gibi kanunen kabul edilmesi zorunlu bir ödeme aracı değildir. Ayrıca Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik uyarınca kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılması yasaktır. Yönetmelikte kripto varlıkların itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmediği belirtilmiştir.
Bununla birlikte bir kripto varlığın yalnızca dijital ortamda oluşturulmuş olması, hiçbir durumda sermaye piyasası aracı niteliği taşımayacağı anlamına gelmez. Sahibine ortaklık, gelir, kâr payı veya belirli bir yatırım hakkı sağlayan dijital varlıklar, taşıdıkları özelliklere göre sermaye piyasası mevzuatı kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle kripto varlıkların hukuki sınıflandırılmasında varlığın adı yerine ekonomik işlevi ve sahibine sağladığı haklar dikkate alınmalıdır.
Bazı kripto varlıklar yalnızca değer transferi veya yatırım amacıyla kullanılmaktadır. Bazıları ise belirli bir ürün veya hizmete erişim, bir platformun yönetimine katılma ya da gerçek dünyadaki bir varlığı dijital ortamda temsil etme işlevine sahiptir. Dolayısıyla Bitcoin, hizmet tokenları, menkul kıymet tokenları ve varlığa dayalı tokenların aynı hukuki statüye tabi tutulması doğru değildir.
Özel hukuk bakımından kripto varlıkların ekonomik değeri bulunan gayrimaddi bir malvarlığı unsuru olduğu kabul edilebilir. Kripto varlıkların kişiler arasında devredilebilmesi, alım satıma konu olabilmesi ve dijital cüzdanlarda saklanabilmesi, bunların malvarlığı değeri taşıdığını göstermektedir. Ancak kripto varlık üzerindeki hâkimiyet, fiziksel eşyalardan farklı olarak çoğunlukla özel anahtar ve dijital cüzdan bilgileri aracılığıyla sağlanmaktadır.
Kripto varlıkların gayrimaddi malvarlığı değeri taşıması; miras yoluyla geçiş, haciz, mal paylaşımı, teminat ve iflas gibi alanlarda da hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Kripto varlık sahibinin ölümü hâlinde bu varlıkların terekeye dâhil edilmesi mümkün olmakla birlikte özel anahtara veya platform hesabına erişilememesi uygulamada ciddi sorunlara neden olabilir. Benzer şekilde kripto varlıkların haczedilmesi bakımından varlığın hangi platformda tutulduğu, borçlunun özel anahtarı kontrol edip etmediği ve varlığın tespit edilip edilemediği önem taşımaktadır.
Kripto varlık platformları bakımından ise 13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren ikincil düzenlemelerle kuruluş, faaliyet, saklama, transfer, listeleme, iç kontrol, risk yönetimi, bağımsız denetim ve sermaye yeterliliğine ilişkin ayrıntılı kurallar getirilmiştir. Böylece kripto varlıkların kendisinden çok, bu varlıklara ilişkin hizmet sunan platformların ve saklama kuruluşlarının hukuki statüsü daha belirgin hâle gelmiştir.
Sonuç olarak kripto varlıkların hukuki niteliği, bütün dijital varlıklar için geçerli tek bir kavram üzerinden belirlenemez. Türk hukukunda kripto varlıklar genel olarak değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlıklar olarak kabul edilmekte; ancak her bir varlığın ödeme, yatırım, hizmete erişim veya varlık temsili gibi işlevleri farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle kripto varlıkların hukuki niteliği belirlenirken teknolojik yapıdan çok, varlığın ekonomik amacı ve sahibine sağladığı haklar esas alınmalıdır.
4.TÜRK HUKUKUNDA KRİPTO VARLIKLARA İLİŞKİN DÜZENLEMELER
Türk hukukunda kripto varlıklara ilişkin düzenlemeler, başlangıçta kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılmasının sınırlandırılmasıyla ortaya çıkmış, daha sonra kripto varlık hizmet sağlayıcılarının Sermaye Piyasası Kurulunun denetimine alınmasıyla kapsamlı bir yapıya kavuşmuştur. Günümüzde kripto varlıkların alım satımı tamamen yasaklanmış değildir. Bununla birlikte platformların faaliyetleri, müşteri varlıklarının korunması, saklama hizmetleri, transfer işlemleri ve piyasa güvenliği bakımından önemli kurallar getirilmiştir.
Türkiye’de kripto varlıklara ilişkin ilk temel düzenlemelerden biri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılan Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik’tir. 30 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren bu Yönetmelik uyarınca kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı biçimde kullanılması ve bu yönde hizmet sunulması yasaktır. Ödeme hizmeti sağlayıcılarının kripto varlıkların kullanılmasına dayanan iş modelleri geliştirmesine de izin verilmemektedir. Bu düzenleme kripto varlıkların alım satımını değil, mal ve hizmet bedellerinin kripto varlıklarla ödenmesini sınırlandırmaktadır.
Türk hukukunda kripto varlıklara ilişkin en önemli değişiklik ise 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile gerçekleştirilmiştir. 2 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe giren Kanun’la kripto varlık ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı kavramları yasal olarak tanımlanmış; platformlar ile kripto varlık saklama hizmeti sunan kuruluşlar Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetim yetkisi kapsamına alınmıştır. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kurulabilmesi ve faaliyete başlayabilmesi için SPK’den izin alınması zorunlu hâle getirilmiştir.
Kanun kapsamında platformların müşterilerine ait nakit ve kripto varlıkları kendi malvarlıklarından ayrı olarak izlemesi gerekmektedir. Müşterilere ait varlıklar, platformların borçları nedeniyle haczedilemez, rehnedilemez ve platformun iflası hâlinde iflas masasına dâhil edilemez. Bu düzenleme, platformun mali sorun yaşaması durumunda müşteri varlıklarının korunmasını amaçlamaktadır. Bununla birlikte müşterilerin kendi dijital cüzdanlarında tuttukları kripto varlıkların korunması ve özel anahtarların güvenliği esas olarak kullanıcıların sorumluluğunda kalmaktadır.
7518 sayılı Kanun’un ardından, 13 Mart 2025 tarihinde kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin iki önemli tebliğ yürürlüğe girmiştir. III-35/B.1 sayılı Tebliğ ile hizmet sağlayıcıların kuruluşu, faaliyete geçmesi, ortaklık yapısı, yöneticileri, personeli, iç kontrolü, risk yönetimi, bilgi sistemleri, bağımsız denetimi ve rezerv kanıt denetimi düzenlenmiştir. III-35/B.2 sayılı Tebliğ ile ise kripto varlıkların alım satımı, transferi, saklanması, platformlarda listelenmesi, müşteri emirlerinin gerçekleştirilmesi ve hizmet sağlayıcıların sermaye yeterliliğine ilişkin esaslar belirlenmiştir.
İkincil düzenlemelerle müşteri varlıkları ile platforma ait varlıkların birbirinden ayrılması, müşteri hesaplarının ayrı ayrı izlenmesi ve kripto varlık rezervlerinin düzenli olarak denetlenmesi zorunlu tutulmuştur. Ayrıca platformların fiyat gözetim sistemleri kurması, piyasa bozucu işlemleri tespit etmesi ve kripto varlıkların listelenmesinde belirli değerlendirme ölçütlerini uygulaması gerekmektedir. Kaldıraçlı işlemler, kredili işlemler ve kripto varlıklara dayalı bazı türev işlemler de yasaklanmıştır.
Kripto varlık hizmet sağlayıcıları aynı zamanda suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında yükümlü kuruluşlar arasında yer almaktadır. Bu kuruluşların müşterilerini tanıması, kimlik tespiti yapması, şüpheli işlemleri Mali Suçları Araştırma Kuruluna bildirmesi, işlem kayıtlarını saklaması ve gerekli uyum tedbirlerini oluşturması gerekmektedir. MASAK, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının yükümlülüklerine ilişkin rehberleri teknolojik ve hukuki gelişmeler doğrultusunda güncellemektedir.
Kripto varlık alanında izinsiz faaliyet gösterilmesi yalnızca idari yaptırım doğurmamakta, aynı zamanda cezai sorumluluğa da neden olabilmektedir. SPK’den izin almadan kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyetinde bulunan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında hapis ve adli para cezaları öngörülmüştür. Ayrıca platform yöneticileri veya çalışanları tarafından müşterilere ait para ya da kripto varlıkların zimmete geçirilmesi, özel olarak yaptırıma bağlanan suçlar arasında yer almaktadır.
Bununla birlikte mevcut düzenlemeler esas olarak kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerine ve piyasanın denetlenmesine odaklanmaktadır. Kripto varlıkların mülkiyeti, miras yoluyla geçişi, haczi, boşanmada mal paylaşımına dâhil edilmesi, teminat olarak kullanılması ve vergilendirilmesi gibi konularda her sorunu özel olarak çözen tek bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konular bakımından Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, vergi mevzuatı ve diğer genel hukuk kuralları somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Türk hukukunda kripto varlıklara ilişkin düzenlemeler, kripto varlıkların tamamen yasaklanması yerine hizmet sağlayıcıların lisanslanması, piyasanın denetlenmesi ve yatırımcı varlıklarının korunması esasına dayanmaktadır. SPK düzenlemeleriyle platformların faaliyetleri daha ayrıntılı kurallara bağlanmış; TCMB düzenlemesiyle kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılması sınırlandırılmış ve MASAK mevzuatıyla mali suçların önlenmesine yönelik yükümlülükler getirilmiştir. Bununla birlikte kripto varlıkların özel hukuk ve vergi hukuku bakımından doğurduğu sorunların gelecekte yeni yasal düzenlemeler ve yargı kararlarıyla daha açık hâle gelmesi beklenmektedir.
5.KRİPTO VARLIKLARIN HUKUKİ İŞLEMLERDE KULLANIMI
Kripto varlıkların hukuki işlemlerde kullanımı, bu varlıkların ekonomik değer taşıması, kişiler arasında devredilebilmesi ve dijital ortamda saklanabilmesi nedeniyle giderek yaygınlaşmaktadır. Kripto varlıklar; alım satım, takas, saklama, yatırım, bağışlama ve miras yoluyla intikal gibi çeşitli hukuki işlemlere konu olabilmektedir. Bununla birlikte yapılacak işlemin geçerliliği ve doğuracağı sonuçlar, kripto varlığın niteliğine ve işlemin amacına göre değerlendirilmelidir.
Türk hukukunda kripto varlıklar, değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle kripto varlıkların sözleşmelere konu edilmesi ve taraflar arasında devredilmesi mümkündür. Kripto varlık alım satımı, çoğunlukla Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi platformlar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Platformlarda yapılacak alım satım, saklama ve transfer işlemlerinde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili ikincil düzenlemeler uygulanmaktadır.
Kripto varlıkların alım satıma konu edilmesi ile mal veya hizmet bedelinin kripto varlıkla ödenmesi birbirinden farklıdır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılan Yönetmelik uyarınca kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı biçimde kullanılması yasaktır. Bu nedenle bir ürünün veya hizmetin satış bedelinin Bitcoin ya da başka bir kripto varlıkla ödenmesi mümkün değildir. Ancak kripto varlıkların yatırım amacıyla satın alınması, satılması veya başka bir kripto varlıkla değiştirilmesi tamamen yasaklanmış değildir.
Kripto varlıklar bağışlama ve miras işlemlerine de konu olabilir. Bir kişinin kripto varlığını karşılıksız olarak başka bir kişiye transfer etmesi bağışlama niteliği taşıyabilir. Kripto varlık sahibinin ölümü hâlinde ise ekonomik değer taşıyan bu varlıkların terekeye dâhil edilmesi mümkündür. Ancak mirasçıların dijital cüzdan adresine, platform hesabına veya özel anahtara erişememesi, kripto varlıkların tespitini ve mirasçılara geçirilmesini zorlaştırabilir.
Kripto varlıkların teminat olarak gösterilmesi de teorik olarak mümkün olmakla birlikte bu konuda Türk hukukunda ayrıntılı ve özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Özellikle özel anahtarın kimde bulunacağı, teminat hakkının nasıl kurulacağı, varlığın değer kaybına uğraması hâlinde ne yapılacağı ve borcun ödenmemesi durumunda kripto varlığın nasıl paraya çevrileceği açık biçimde sözleşmede düzenlenmelidir. Aksi hâlde taraflar arasında ciddi uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Kripto varlıkların haczi bakımından da varlığın tespit edilebilir ve borçlunun tasarrufunda olması önem taşımaktadır. Kripto varlığın Türkiye’de faaliyet gösteren bir platformda tutulması hâlinde hesap ve varlık bilgilerinin belirlenmesi daha kolay olabilir. Kişisel cüzdanlarda tutulan varlıklarda ise özel anahtara erişim sağlanamaması haciz işlemlerini güçleştirebilir. Müşterilere ait kripto varlıkların, platformun kendi borçları nedeniyle haczedilemeyeceği, rehnedilemeyeceği ve platformun iflas masasına dâhil edilemeyeceği ayrıca kanunla güvence altına alınmıştır. Bu koruma, müşterinin kendi borçları nedeniyle yapılabilecek takiplerden farklıdır.
Kripto varlıkların hukuki işlemlerde kullanımı sırasında tarafların kimlikleri, cüzdan adresleri, transfer tarihi, miktar, işlem bedeli ve özel anahtarın kontrolü gibi hususların açıkça belirlenmesi önemlidir. Ayrıca işlemin kayıt altına alınması, transfer belgelerinin saklanması ve kullanılan platformun SPK nezdindeki durumunun kontrol edilmesi olası uyuşmazlıkların önlenmesine katkı sağlayacaktır. SPK, faaliyette bulunan ve başvuru süreci devam eden kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin listeleri kamuya açık biçimde yayımlamaktadır.
Sonuç olarak kripto varlıkların hukuki işlemlerde kullanımı mümkün olmakla birlikte ödeme yasağı, platform düzenlemeleri, saklama koşulları ve ispat sorunları dikkate alınmalıdır. Kripto varlığın devri, bağışlanması, miras yoluyla geçmesi, haczedilmesi veya teminat olarak kullanılması hâlinde işlemin teknik özellikleri ile hukuki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.
6.KRİPTO VARLIKLARDA HUKUKİ SORUMLULUK
Kripto varlıklarda hukuki sorumluluk; platformların, saklama kuruluşlarının, yöneticilerin ve kullanıcıların işlem sürecindeki davranışlarına göre belirlenmektedir. Kripto varlıkların değer kaybetmesi, yetkisiz şekilde transfer edilmesi, dijital cüzdanlara erişilememesi veya platformların yükümlülüklerini yerine getirmemesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Türk hukukunda kripto varlık hizmet sağlayıcıları, hukuka aykırı faaliyetlerinden ve müşterilere karşı nakit ödeme veya kripto varlık teslim yükümlülüklerini yerine getirememelerinden doğan zararlardan sorumludur. Platform ile müşteri arasında yapılan sözleşmelerde hizmet sağlayıcının sorumluluğunu kaldıran veya sınırlandıran hükümlere yer verilmesi hâlinde bu hükümler geçersiz kabul edilir. Platformların müşteri itirazlarını ve şikâyetlerini inceleyecek etkili mekanizmalar kurması da zorunludur.
Kripto varlıklarda hukuki sorumluluk, siber saldırı ve bilgi güvenliği ihlallerini de kapsamaktadır. Platformlar; bilişim sistemlerinin işletilmesi, personelin davranışları, güvenlik açıkları ve siber saldırılar nedeniyle meydana gelen kripto varlık kayıplarından sorumlu tutulabilir. Zararın hizmet sağlayıcıdan karşılanamaması veya karşılanamayacağının açıkça anlaşılması hâlinde yönetici ve çalışanların kusurları oranında kişisel sorumlulukları gündeme gelebilir. Ancak platformun kusuru bulunmaksızın gerçekleşen kısa süreli sistem kesintileri veya geçici işlem yapılamaması her durumda tazminat sorumluluğu doğurmaz.
Müşteri varlıklarının korunması bakımından müşterilere ait nakit ve kripto varlıkların hizmet sağlayıcının kendi malvarlığından ayrı tutulması gerekir. Müşteri varlıkları platformun borçları nedeniyle haczedilemez, rehnedilemez ve platformun iflas masasına dâhil edilemez. Buna karşılık müşterinin kendi borcu nedeniyle kripto varlıkları hakkında haciz veya tedbir işlemi uygulanması mümkündür.
Kripto varlıkların saklanmasına ilişkin sorumluluk, varlıkların nerede tutulduğuna göre değişebilir. Varlıkların yetkili bir platform veya saklama kuruluşunda tutulması hâlinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması hizmet sağlayıcının yükümlülüğündedir. Kullanıcının kripto varlıklarını kendi dijital cüzdanında saklaması durumunda ise özel anahtarın, şifrenin ve erişim bilgilerinin korunması esas olarak kullanıcının sorumluluğundadır. Özel anahtarın kaybedilmesi veya üçüncü kişilerle paylaşılması nedeniyle meydana gelen zararın platforma yüklenebilmesi için hizmet sağlayıcının kusurunun ayrıca ortaya konulması gerekir.
Kripto varlığın piyasa değerindeki olağan düşüşler kural olarak yatırımcının üstlendiği piyasa riski kapsamında değerlendirilir. Bir platformun SPK tarafından yetkilendirilmiş olması, kripto varlıkların değerinin veya yapılan işlemlerin devlet tarafından garanti edildiği anlamına gelmez. Kripto varlıklar yatırımcı tazmin sistemi kapsamında da değildir. Ancak yanıltıcı bilgilendirme, piyasa bozucu işlem, emirlerin hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilmesi veya müşteri varlıklarının izinsiz kullanılması söz konusuysa platformun hukuki sorumluluğu doğabilir.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kuruluş, faaliyet, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi sistemleri, saklama ve sermaye yeterliliği yükümlülükleri 13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren SPK tebliğleriyle ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bu yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde özel hukuk sorumluluğunun yanında idari yaptırımlar ve fiilin niteliğine göre cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.
Sonuç olarak kripto varlıklarda hukuki sorumluluk belirlenirken zararın nedeni, platformun yükümlülükleri, kullanıcının güvenlik tedbirleri, tarafların kusuru ve zarar ile davranış arasındaki nedensellik bağı birlikte değerlendirilmelidir. Her değer kaybı veya teknik sorun hizmet sağlayıcının sorumluluğunu doğurmasa da güvenlik yükümlülüklerinin ihlali, müşteri varlıklarının korunmaması ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle meydana gelen zararların tazmini talep edilebilir.
7.SONUÇ
Kripto varlıkların hukuki niteliği, sahip oldukları teknik özellikler, kullanım amaçları ve temsil ettikleri ekonomik değerler nedeniyle tek bir hukuk kavramı üzerinden açıklanamamaktadır. Bazı kripto varlıklar değer aktarım aracı olarak kullanılırken bazıları yatırım, yönetime katılma, belirli bir hizmetten yararlanma veya gerçek dünyadaki bir varlığı temsil etme işlevine sahiptir. Bu nedenle kripto varlıkların hukuki niteliği belirlenirken kullanılan isimden çok varlığın ekonomik işlevi, ihraç amacı ve sahibine sağladığı haklar dikkate alınmalıdır.
Türk hukukunda kripto varlıklar, değer veya hak ifade eden gayrimaddi varlıklar olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte bu tanım, bütün kripto varlıkların para, elektronik para, menkul kıymet veya sermaye piyasası aracı olarak kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Her bir kripto varlığın özellikleri ayrı ayrı incelenmeli; sermaye piyasası aracı niteliği taşıyan varlıklar ile yalnızca dijital değer aktarımında kullanılan varlıklar arasında ayrım yapılmalıdır.
7518 sayılı Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcılarının Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimi kapsamına alınması, Türkiye’de kripto varlık piyasasının hukuki altyapısının oluşturulması bakımından önemli bir adım olmuştur. Platformların kuruluşu, faaliyet izni, müşteri varlıklarının saklanması, transfer işlemleri ve yöneticilerin sorumluluğu belirli kurallara bağlanmıştır. SPK tarafından faaliyette bulunan kripto varlık hizmet sağlayıcılarının güncel olarak listelenmesi, piyasanın izin ve denetim esasına dayalı şekilde yapılandırıldığını göstermektedir.
Bununla birlikte kripto varlıkların Türkiye’de ödeme aracı olarak kullanılması mümkün değildir. Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik, kripto varlıkların mal ve hizmet ödemelerinde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasını yasaklamaktadır. Ancak bu yasak, kripto varlıkların yetkili platformlar üzerinden yatırım amacıyla alınıp satılmasının tamamen yasaklandığı anlamına gelmemektedir.
Kripto varlıkların hukuki işlemlerde kullanılması; sözleşme, alım satım, bağışlama, miras, haciz, teminat ve mal paylaşımı gibi farklı alanlarda sonuç doğurabilir. Özellikle kripto varlıkların dijital cüzdanlarda tutulması ve özel anahtar aracılığıyla kontrol edilmesi, geleneksel malvarlığı değerlerinden farklı ispat ve erişim sorunları ortaya çıkarmaktadır. Kripto varlığın kime ait olduğunun, hangi platformda saklandığının ve transferin kim tarafından yapıldığının belirlenmesi, uyuşmazlıkların çözümünde büyük önem taşımaktadır.
Kripto varlıklarda hukuki sorumluluk bakımından da zararın kaynağı dikkatle değerlendirilmelidir. Platformun güvenlik yükümlülüklerini ihlal etmesi, müşteri varlıklarını koruyamaması, yetkisiz transfer gerçekleştirmesi veya yanıltıcı bilgi vermesi hâlinde hukuki sorumluluk gündeme gelebilir. Buna karşılık piyasa değerindeki olağan dalgalanmalar ve yatırımcının kendi dijital cüzdanına ilişkin erişim bilgilerini kaybetmesi her durumda platformun sorumluluğunu doğurmaz. Sorumluluk belirlenirken tarafların kusuru, yükümlülükleri, güvenlik tedbirleri ve zarar ile davranış arasındaki nedensellik bağı birlikte incelenmelidir.
Mevcut düzenlemeler, ağırlıklı olarak kripto varlık hizmet sağlayıcılarının faaliyetleri ve yatırımcı varlıklarının korunması üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kripto varlıkların miras yoluyla geçişi, doğrudan haczi, teminat olarak gösterilmesi, boşanmada mal paylaşımına dâhil edilmesi ve vergilendirilmesi gibi konularda ise ayrıntılı ve özel düzenlemelere ihtiyaç devam etmektedir. Bu alanlarda Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu ve diğer genel hükümler somut olayın özelliklerine göre uygulanmaktadır.
Sonuç olarak kripto varlıkların hukuki niteliği, bütün dijital varlıkları kapsayan değişmez bir sınıflandırmayla belirlenemez. Kripto varlıkların teknik yapıları kadar ekonomik işlevleri ve kullanıcılara sağladıkları haklar da göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuki düzenlemelerin amacı teknolojik gelişmeleri engellemek değil; piyasa güvenliğini sağlamak, yatırımcıların haklarını korumak, hukuki sorumluluğu belirginleştirmek ve kötüye kullanımları önlemek olmalıdır.
Kripto varlık piyasasının gelişmeye devam etmesiyle birlikte Türk hukukunda daha açık, öngörülebilir ve teknolojiye uyum sağlayabilen düzenlemelerin yapılması önem taşımaktadır. Kripto varlıkların hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi, hem kullanıcıların ve yatırımcıların korunmasına hem de güvenli ve sürdürülebilir bir dijital varlık ekosisteminin oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.