Single Blog Title

This is a single blog caption

KİŞİLİK HAKKININ SOSYAL MEDYADA KORUNMASI

1.GİRİŞ

Sosyal medya platformlarının günlük hayatın önemli bir parçası hâline gelmesi, kişilerin düşüncelerini, fotoğraflarını ve özel yaşamlarına ilişkin bilgileri geniş kitlelerle paylaşabilmesini sağlamıştır. Bununla birlikte sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, iftira, tehdit, izinsiz fotoğraf paylaşımı, kişisel bilgilerin açıklanması ve gerçeğe aykırı içeriklerin yayımlanması kişilik haklarının ihlal edilmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle kişilik hakkının sosyal medyada korunması, günümüz hukukunun önemli konularından biri hâline gelmiştir.

Kişilik hakkı; kişinin yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü, şeref ve itibarı, adı, görüntüsü, sesi, özel hayatı ve kişisel verileri gibi maddi ve manevi değerlerini kapsayan temel bir haktır. Sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşımın kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabilmesi ve farklı hesaplar tarafından yeniden yayımlanabilmesi, kişilik hakkı ihlalinin etkisini artırmaktadır. İnternette yayımlanan içeriklerin kalıcı hâle gelmesi de kişinin sosyal, mesleki ve ekonomik hayatında uzun süre devam eden zararlara yol açabilmektedir.

Türk hukukunda kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenlemeler Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerinde yer almaktadır. Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişi; saldırının önlenmesini, devam eden saldırıya son verilmesini ve etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. Ayrıca saldırı nedeniyle maddi veya manevi zarar doğması hâlinde tazminat isteminde bulunulması mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi de kişilik hakkı zedelenen kişinin manevi tazminat talep edebilmesine imkân vermektedir.

Sosyal medyada kişinin fotoğrafı, telefon numarası, adresi, sağlık bilgileri veya diğer kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde paylaşılması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında da sonuç doğurabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarında, kişilere ait fotoğrafların açık rıza veya başka bir hukuki sebep bulunmadan sosyal medya hesaplarında paylaşılması kişisel veri işleme faaliyeti olarak değerlendirilmektedir.

Kişilik hakkının sosyal medyada korunması ile ifade özgürlüğü arasında hassas bir denge kurulması gerekir. Sosyal medya üzerinden yapılan her eleştiri kişilik hakkı ihlali oluşturmadığı gibi ifade özgürlüğü de başkalarının şeref, itibar ve özel yaşamına sınırsız biçimde müdahale etme hakkı vermez. Paylaşımın içeriği, kullanılan ifadeler, bilginin gerçekliği, kamu yararı, paylaşımın amacı ve ilgili kişinin toplumdaki konumu birlikte değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi de internet yayınlarında kişilik haklarının korunması ile ifade ve basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak kişilik hakkının sosyal medyada korunması; özel hukuk, ceza hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku ve internet hukuku kapsamında farklı başvuru yollarını gündeme getirebilir. İhlalin niteliğine göre içeriğin kaldırılması, saldırının durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti, maddi ve manevi tazminat ile cezai sorumluluk talep edilebilir. Sosyal medya ihlallerinin hızlı biçimde yayılabilmesi nedeniyle ekran görüntüsü, paylaşım bağlantısı, tarih ve hesap bilgileri gibi dijital delillerin zaman kaybetmeden güvence altına alınması büyük önem taşımaktadır.

2.KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI

I.KİŞİLİK HAKKI NEDİR

Kişilik hakkı, kişinin doğumundan itibaren sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin bütününü koruyan temel bir haktır. Yaşam, sağlık, vücut bütünlüğü, şeref ve itibar, özel hayat, ad, görüntü, ses, kişisel veriler ve mesleki saygınlık kişilik hakkı kapsamında korunan başlıca değerler arasında yer almaktadır.

Kişilik hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle kural olarak başkasına devredilemez, miras yoluyla geçirilemez ve tamamen vazgeçilmesi mümkün değildir. Kişi, belirli durumlarda kendi görüntüsünün veya bilgilerinin kullanılmasına izin verebilse de bu izin kişilik değerleri üzerinde sınırsız bir tasarruf yetkisi sağlamaz.

Türk Medeni Kanunu’na göre kişilik hakkına yapılan her müdahale hukuka aykırı değildir. Kişinin rızası, üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği bir yetkinin bulunması hâlinde müdahale hukuka uygun kabul edilebilir. Bu nedenlerden biri bulunmaksızın kişinin şeref ve itibarını zedeleyen, özel hayatını açıklayan veya görüntüsünü izinsiz kullanan davranışlar kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.

Kişilik hakkı ihlal edilen kişi, saldırının önlenmesini, devam eden saldırıya son verilmesini ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. İhlal nedeniyle zarar meydana gelmişse maddi ve manevi tazminat istenmesi de mümkündür. Özellikle sosyal medya paylaşımlarının geniş kitlelere kısa sürede ulaşabilmesi, kişilik hakkının dijital ortamda korunmasını daha önemli hâle getirmiştir.

II.KİŞİLİK HAKKI KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Kişilik hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığını oluşturan bütün değerler üzerindeki haklarını koruyan, mutlak ve şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğindedir. Yaşam, sağlık, vücut bütünlüğü, şeref ve itibar, özel hayat, ad, görüntü, ses ve kişisel veriler kişilik hakkının koruma alanında yer almaktadır. Kişilik hakkı tek bir değeri değil, kişinin toplum içindeki varlığını ve bireysel bütünlüğünü oluşturan değerlerin tamamını kapsayan genel ve çerçeve nitelikte bir haktır.

Kişilik hakkının mutlak hak niteliğinde olması, bu hakkın yalnızca belirli kişilere karşı değil, herkese karşı ileri sürülebilmesi anlamına gelir. Üçüncü kişiler, kişinin özel hayatına, şeref ve itibarına, görüntüsüne veya diğer kişilik değerlerine hukuka aykırı biçimde müdahale etmemekle yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi de kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan manevi varlığın bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Kişilik hakkı aynı zamanda şahsa sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle başkasına devredilemez, tamamen vazgeçilemez ve kural olarak miras yoluyla geçmez. Türk Medeni Kanunu’nun 23. maddesi, kişinin hak ve fiil ehliyetinden vazgeçemeyeceğini ve özgürlüklerini hukuka veya ahlaka aykırı biçimde sınırlayamayacağını düzenlemektedir. Kişi, fotoğrafının belirli bir amaçla kullanılmasına veya özel hayatına ilişkin bazı bilgilerin paylaşılmasına izin verebilir; ancak kişilik hakkının bütünü üzerinde sınırsız bir tasarrufta bulunamaz.

Kişilik hakkı, ağırlıklı olarak malvarlığı dışı değerleri korumakla birlikte, ihlal sonucunda ekonomik zararların ortaya çıkması da mümkündür. Örneğin sosyal medyada bir kişinin şeref ve itibarını zedeleyen gerçeğe aykırı paylaşımlar yapılması, kişinin mesleki itibarını ve ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Bu durumda kişilik hakkına yönelik saldırı hem manevi hem de maddi sonuçlar doğurabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı şekilde saldırılan kişi; saldırının önlenmesini, devam eden saldırının durdurulmasını ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. Şartları oluştuğunda maddi ve manevi tazminat istenmesi de mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkının zedelenmesi nedeniyle manevi zarar gören kişiye manevi tazminat talep etme hakkı tanımaktadır.

Sonuç olarak kişilik hakkının hukuki niteliği; mutlak, devredilemez, vazgeçilemez ve şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olmasıyla açıklanabilir. Özellikle sosyal medya ortamında içeriklerin kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmesi, kişilik hakkının etkili biçimde korunmasını ve ihlallere karşı hızlı hukuki yollara başvurulmasını gerekli hâle getirmektedir.

3.SOSYAL MEDYANIN KİŞİLİK HAKLARINA ETKİSİ

Sosyal medyanın kişilik haklarına etkisi, dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha önemli hâle gelmiştir. Sosyal medya platformları, kişilerin düşüncelerini, fotoğraflarını ve özel yaşamlarına ilişkin bilgileri geniş kitlelerle paylaşmasına imkân sağlamaktadır. Ancak paylaşımların hızlı biçimde yayılması ve uzun süre erişilebilir kalması, kişilik hakkı ihlallerinin etkisini artırabilmektedir.

Sosyal medya üzerinden yapılan hakaret, küçük düşürücü yorum, gerçeğe aykırı paylaşım ve asılsız suçlamalar kişinin şeref ve itibarını zedeleyebilir. Bunun yanında kişinin fotoğrafının, videosunun, ses kaydının, telefon numarasının veya özel hayatına ilişkin bilgilerinin rızası dışında yayımlanması da kişilik hakkının ihlaline neden olabilir. Sahte veya anonim hesaplar üzerinden paylaşım yapılması, hukuki sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Sosyal medyada paylaşılan içerikler kısa sürede binlerce kişiye ulaşabilir, başka kullanıcılar tarafından yeniden yayımlanabilir ve farklı platformlara aktarılabilir. Bu durum, ihlalin kontrol edilmesini ve içeriğin tamamen kaldırılmasını zorlaştırmaktadır. Kişinin sosyal çevresi, mesleki itibarı ve ticari faaliyetleri bu tür paylaşımlardan olumsuz etkilenebilir.

Bununla birlikte sosyal medya üzerinden yapılan her eleştiri kişilik hakkı ihlali oluşturmaz. İfade özgürlüğü ve eleştiri hakkı hukuk düzeni tarafından korunmaktadır. Ancak kullanılan ifadelerin hakaret içermemesi, kişiyi küçük düşürme amacı taşımaması ve eleştiri sınırları içerisinde kalması gerekir. İfade özgürlüğü ile kişinin şeref, itibar ve özel hayatının korunması arasında dengeli bir değerlendirme yapılmalıdır.

Sonuç olarak sosyal medya, iletişim ve ifade özgürlüğü bakımından önemli imkânlar sunarken kişilik haklarının ihlal edilmesi riskini de artırmaktadır. Sosyal medya kullanıcılarının paylaşım yaparken başkalarının özel hayatına, görüntüsüne, kişisel verilerine, şeref ve itibarına saygı göstermesi gerekmektedir. Kişilik hakkı ihlal edilen kişiler ise içeriğin kaldırılması, saldırının durdurulması ve şartları oluştuğunda maddi veya manevi tazminat talep edilmesi gibi hukuki yollara başvurabilir.

4.SOSYAL MEDYADA KİŞİLİK HAKKI İHLALLERİ

Sosyal medyada kişilik hakkı ihlalleri; kişinin şeref ve itibarını, özel hayatını, görüntüsünü, sesini, adını ve kişisel verilerini hedef alan hukuka aykırı paylaşımlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Sosyal medya içeriklerinin kısa sürede geniş kitlelere ulaşabilmesi, başka kullanıcılar tarafından yeniden paylaşılması ve uzun süre erişilebilir kalması, meydana gelen ihlalin etkisini artırmaktadır.

Hakaret içeren ifadeler, gerçeğe aykırı suçlamalar, küçük düşürücü yorumlar ve kişinin toplumdaki saygınlığını zedeleyen paylaşımlar, sosyal medyada en sık karşılaşılan kişilik hakkı ihlalleri arasındadır. Bununla birlikte yapılan her olumsuz yorum hukuka aykırı kabul edilmez. Eleştiri ve ifade özgürlüğü korunmakla birlikte kullanılan ifadelerin kişiyi aşağılama amacı taşıması veya eleştiri sınırlarını aşması hâlinde kişilik hakkı ihlali gündeme gelebilir. Anayasa Mahkemesi de sosyal medya paylaşımlarında ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır.

Kişinin özel yaşamına ilişkin fotoğraf, video, ses kaydı veya yazışmaların rızası dışında yayımlanması da kişilik hakkına saldırı oluşturabilir. Özellikle özel bir ortamda çekilen görüntülerin veya gizli kalması gereken bilgilerin sosyal medyada açıklanması, özel hayatın gizliliğini ciddi biçimde zedeleyebilir. Paylaşımın sahte ya da anonim bir hesap üzerinden yapılması, eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz.

Sosyal medyada kişinin fotoğrafı, telefon numarası, adresi, sağlık bilgileri veya kimliğini belirlenebilir hâle getiren diğer bilgilerin hukuki bir sebep bulunmadan paylaşılması, kişisel verilerin korunması bakımından da sonuç doğurabilir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, açık rıza veya başka bir hukuki işleme şartı bulunmadan sosyal medyada yayımlanan fotoğrafların kaldırılması ve silinmesi yönünde kararlar vermektedir.

Kişilik hakkına yönelik saldırı, yalnızca paylaşımı ilk kez yapan kişi tarafından gerçekleştirilmeyebilir. Hukuka aykırı içeriğin yeniden paylaşılması, daha geniş bir kitleye ulaştırılması veya paylaşımın altına saldırıyı ağırlaştıran ifadeler yazılması da somut olayın özelliklerine göre hukuki sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle sosyal medya kullanıcılarının, kaynağı başka bir hesap olsa bile paylaştıkları içeriğin doğruluğunu ve başkalarının kişilik hakları üzerindeki etkisini dikkate almaları gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri kapsamında kişilik hakkı ihlal edilen kişi; saldırının önlenmesini, devam eden saldırının durdurulmasını ve etkileri süren saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. İhlal nedeniyle maddi veya manevi zarar meydana gelmişse tazminat davası açılması da mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi, kişilik hakkı zedelenen kişiye manevi tazminat isteme hakkı tanımaktadır.

Sosyal medyada kişilik hakkı ihlaliyle karşılaşılması hâlinde paylaşım bağlantısının, kullanıcı adının, tarih ve saat bilgilerinin, yorumların ve ekran görüntülerinin gecikmeden kayıt altına alınması önemlidir. İhlalin niteliğine göre içeriğin kaldırılması, erişimin engellenmesi, maddi ve manevi tazminat, kişisel verilerin silinmesi ve ceza soruşturması gibi farklı hukuki yollara başvurulabilir. Uygulanacak yol, paylaşımın içeriğine ve ihlal edilen kişilik değerine göre belirlenmelidir.

5.KİŞİLİK HAKKI İHLALLERİNE KARŞI HUKUKİ KORUMA

Kişilik hakkı ihlallerine karşı hukuki koruma, saldırının önlenmesi, durdurulması ve meydana gelen zararın giderilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Sosyal medyada kişinin şeref ve itibarını zedeleyen paylaşımlar yapılması, özel hayatına ilişkin bilgilerin açıklanması, görüntü veya sesinin izinsiz yayımlanması ve kişisel verilerinin hukuka aykırı biçimde paylaşılması hâlinde farklı hukuki yollara başvurulabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı şekilde saldırılan kişi; gerçekleşmesi beklenen saldırının önlenmesini, devam eden saldırının durdurulmasını ve etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. Mahkemeden düzeltme veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi gibi saldırının etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik önlemler alınması da istenebilir.

Kişilik hakkı ihlali nedeniyle maddi veya manevi zarar meydana gelmişse tazminat talebinde bulunulması mümkündür. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesine göre kişilik hakkı zedelenen kişi, uğradığı manevi zarar karşılığında uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir. Hâkim, tazminatın yanında saldırıyı kınayan bir karar verilmesine veya kararın yayımlanmasına da hükmedebilir. İhlal nedeniyle gelir kaybı veya mesleki itibarın zedelenmesine bağlı ekonomik zarar doğmuşsa şartları oluştuğunda maddi tazminat da talep edilebilir.

Paylaşımın kişinin özel hayatına müdahale etmesi hâlinde 5651 sayılı Kanun kapsamında özel hayatın gizliliğinin korunmasına yönelik başvuru yolları da gündeme gelebilir. Bunun yanında sosyal medya platformuna, içerik sağlayıcısına veya yer sağlayıcısına başvurularak hukuka aykırı içeriğin kaldırılması istenebilir. Başvurulacak yol; paylaşımın niteliğine, ihlal edilen kişilik değerine ve içeriğin özel hayat kapsamında olup olmadığına göre belirlenmelidir.

Fotoğraf, video, telefon numarası, adres veya diğer kişisel verilerin hukuki bir sebep bulunmadan paylaşılması hâlinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında da koruma talep edilebilir. İlgili kişi öncelikle veri sorumlusuna başvurarak verilerinin silinmesini, yok edilmesini veya hukuka aykırı kullanımın sona erdirilmesini isteyebilir. Başvurunun reddedilmesi, cevabın yetersiz olması veya süresinde cevap verilmemesi hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunulabilir. Kurul, hukuki sebep olmadan sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların kaldırılması ve silinmesi yönünde kararlar vermektedir.

Sosyal medya paylaşımı aynı zamanda hakaret, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme ya da ele geçirme gibi bir suç oluşturuyorsa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Hukuk davası ile ceza soruşturması birbirinden bağımsız süreçler olduğundan, şartları oluştuğunda hem tazminat talep edilmesi hem de cezai yollara başvurulması mümkündür. Kişisel verilerin sosyal medya üzerinden hukuka aykırı şekilde açıklanması, olayın özelliklerine göre cezai sorumluluk doğurabilir.

Kişilik hakkı ihlaline karşı etkili bir başvuru yapılabilmesi için dijital delillerin gecikmeden güvence altına alınması önemlidir. Paylaşımın bağlantısı, hesabın kullanıcı adı, paylaşım tarihi, yorumlar, görüntülenme bilgileri ve ekran görüntüleri saklanmalıdır. İçeriğin sonradan silinme ihtimali varsa noter tespiti, delil tespiti veya uygun teknik yöntemlerden yararlanılması, paylaşımın varlığının ve kapsamının ispatını kolaylaştırabilir.

Sonuç olarak kişilik hakkı ihlallerine karşı hukuki koruma; saldırının önlenmesi ve durdurulması, içeriğin kaldırılması, hukuka aykırılığın tespiti, kişisel verilerin silinmesi, maddi ve manevi tazminat ile cezai başvuru yollarını kapsamaktadır. Sosyal medya içeriklerinin kısa sürede yayılabilmesi nedeniyle ihlalin öğrenilmesinden sonra delillerin korunması ve uygun hukuki yola hızlı biçimde başvurulması büyük önem taşımaktadır.

6.SONUÇ

Sosyal medyanın iletişim özgürlüğünü genişletmesi ve kişilerin düşüncelerini kısa sürede geniş kitlelere ulaştırabilmesi önemli bir gelişme olmakla birlikte bu durum, kişilik haklarının daha kolay ihlal edilmesine de zemin hazırlamaktadır. Hakaret, iftira, gerçeğe aykırı paylaşım, özel hayatın açıklanması, görüntü ve sesin izinsiz kullanılması ile kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayımlanması, sosyal medyada en sık karşılaşılan kişilik hakkı ihlalleri arasında yer almaktadır.

Kişilik hakkının sosyal medyada korunması bakımından ifade özgürlüğü ile kişinin şeref, itibar ve özel hayatının korunması arasında adil bir denge kurulması gerekir. Her eleştiri veya olumsuz değerlendirme kişilik hakkı ihlali oluşturmasa da kişiyi küçük düşüren, hedef gösteren, özel yaşamına müdahale eden veya kişisel verilerini izinsiz açıklayan paylaşımlar hukuki sorumluluk doğurabilir.

Türk hukukunda kişilik hakkı ihlal edilen kişiler; saldırının önlenmesi, durdurulması, hukuka aykırılığın tespiti, içeriğin kaldırılması ve şartları oluştuğunda maddi veya manevi tazminat talep edebilir. Paylaşımın aynı zamanda suç oluşturması hâlinde ceza hukuku yollarına, kişisel veri ihlali bulunması hâlinde ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında ilgili başvuru yollarına başvurulması mümkündür.

Sosyal medya ihlallerinde içeriğin kısa sürede silinebilmesi veya farklı hesaplar tarafından yeniden paylaşılabilmesi nedeniyle delillerin gecikmeden korunması büyük önem taşımaktadır. Paylaşım bağlantısı, kullanıcı adı, tarih ve saat bilgileri ile ekran görüntülerinin kayıt altına alınması, hukuki sürecin ispat bakımından daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacaktır.

Sonuç olarak kişilik hakkının sosyal medyada korunması, yalnızca hukuki düzenlemelerle değil, kullanıcıların dijital ortamda daha bilinçli ve sorumlu davranmasıyla da mümkündür. Sosyal medya kullanıcılarının ifade özgürlüğünü kullanırken başkalarının şerefine, itibarına, özel hayatına, görüntüsüne ve kişisel verilerine saygı göstermesi gerekir. Hukuki koruma mekanizmalarının hızlı ve etkili biçimde uygulanması ise dijital ortamda temel hakların korunmasına ve sosyal medya kullanımında güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunacaktır.

Leave a Reply

Call Now Button