Single Blog Title

This is a single blog caption

Kentsel Dönüşümde İmar Planı Değişiklikleri

 Kentsel dönüşümde imar planı değişiklikleri nasıl yapılır? Riskli alan, rezerv yapı alanı, riskli yapı parselleri, emsal artışı, plan askısı, itiraz, iptal davası, mülkiyet hakkı ve maliklerin hukuki korunması hakkında kapsamlı rehber.


Kentsel Dönüşümde İmar Planı Değişikliği Nedir?

Kentsel dönüşümde imar planı değişikliği, riskli yapı, riskli alan veya rezerv yapı alanı kapsamındaki bir taşınmaz ya da bölge hakkında mevcut imar planı kararlarının değiştirilmesi anlamına gelir. Bu değişiklik; taşınmazın kullanım fonksiyonunu, emsal değerini, kat adedini, yapı yüksekliğini, çekme mesafelerini, yol bağlantılarını, sosyal donatı alanlarını, yeşil alanları, ticaret-konut dengesini, uygulama etaplarını ve parselasyon düzenini doğrudan etkileyebilir.

Kentsel dönüşüm yalnızca eski binanın yıkılıp yenisinin yapılmasından ibaret değildir. Özellikle riskli alan ve rezerv yapı alanı uygulamalarında, dönüşüm projesi çoğu zaman bütün bir mahallenin, adanın veya bölgenin plan kararlarını değiştirir. Bu nedenle imar planı değişikliği, kentsel dönüşüm sürecinin en güçlü ve en hassas idari işlemlerinden biridir.

6306 sayılı Kanun’un amacı, afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda fen ve sanat normlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam çevreleri oluşturmak üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme usullerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda kentsel dönüşüm projelerinde imar planı değişiklikleri gündeme gelebilir; ancak dönüşüm amacı, planlama ilkelerinin ve mülkiyet hakkının tamamen göz ardı edilmesine izin vermez.

İmar Planı Değişikliği Neden Yapılır?

Kentsel dönüşümde imar planı değişikliği farklı nedenlerle yapılabilir. Bazen mevcut plan eski yapılaşma koşullarına göre hazırlanmıştır ve yeni deprem güvenliği, ulaşım, otopark, sosyal donatı veya altyapı ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Bazen yapı adalarının birleştirilmesi, yolların yeniden düzenlenmesi, daha büyük parseller oluşturulması veya sosyal donatı alanlarının yeniden planlanması gerekir.

Bazı durumlarda ise imar planı değişikliği, dönüşüm projesini ekonomik olarak uygulanabilir kılmak için yapılır. Özellikle riskli yapıların yoğun olduğu bölgelerde, maliklere yeni bağımsız bölüm verilebilmesi, müteahhidin projeyi üstlenebilmesi veya kamu eliyle dönüşüm yapılabilmesi için emsal, yükseklik veya fonksiyon değişiklikleri gündeme gelebilir.

Ancak burada temel ölçüt şudur: İmar planı değişikliği yalnızca bir parselin veya belirli kişilerin ekonomik menfaatini artırmak için yapılamaz. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre imar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanarak yapılmalıdır. Aynı Yönetmelik, yürürlükteki planda öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamayacağını da düzenlemektedir.

Kentsel Dönüşümde Plan Değişikliği ile Plan Revizyonu Arasındaki Fark

Kentsel dönüşüm dosyalarında “plan değişikliği”, “plan revizyonu”, “ilave imar planı” ve “parselasyon planı” kavramları sıkça karıştırılır. Oysa bunların hukuki sonuçları farklıdır.

İmar planı değişikliği, mevcut planın belirli bir kısmında yapılan sınırlı değişikliktir. Örneğin bir alanın konut alanından ticaret-konut alanına alınması, kat yüksekliğinin değiştirilmesi, yol güzergâhının değiştirilmesi veya sosyal donatı alanının yerinin değiştirilmesi plan değişikliği olabilir.

Plan revizyonu ise mevcut planın ihtiyaca cevap vermemesi veya uygulanmasının mümkün olmaması halinde, planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesidir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulanmasının mümkün olmadığı durumlarda, yahut üst kademe plan kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla planın tamamının ya da plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için plan revizyonu yapılabileceği belirtilmektedir.

İlave imar planı ise mevcut planın yetersiz kaldığı alanlarda, mevcut plana bitişik ve mevcut planın arazi kullanım kararlarıyla uyumlu yeni plan yapılmasıdır. Kentsel dönüşümde bu ayrımlar önemlidir; çünkü idarenin yaptığı işlemin adı ne olursa olsun, işlemin gerçek etkisi plan ana kararlarını değiştiriyorsa daha kapsamlı bir planlama değerlendirmesi gerekir.

Kentsel Dönüşümde Plan Yapma ve Onaylama Yetkisi Kimdedir?

Kentsel dönüşümde imar planı değişikliği yapma ve onaylama yetkisi, taşınmazın niteliğine, uygulamanın 6306 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığına, alanın riskli alan veya rezerv yapı alanı olup olmadığına ve işlemi hangi idarenin yürüttüğüne göre değişir.

Genel imar planı sisteminde belediye ve mücavir alan sınırları içindeki nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır; belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde ise planlar valilik veya ilgilisi tarafından yapılır veya yaptırılır; valilikçe uygun görüldüğünde onaylanarak yürürlüğe girer. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi, planların ilanı ve itiraz usulünü de düzenlemektedir.

6306 sayılı Kanun kapsamında ise Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Bakanlık özel yetkilere sahiptir. Kanun, Başkanlığın riskli alanlara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapma yetkisini düzenlemektedir. Ayrıca Bakanlığın, Kanun kapsamındaki alanlar ve parsellere ilişkin planlama işlemlerinde özel standartlar belirleyebileceği, planlar ve kentsel tasarım projeleri yapabileceği, yaptırabileceği ve onaylayabileceği belirtilmektedir.

Bu nedenle kentsel dönüşümde imar planı değişikliğinin hangi idare tarafından onaylandığı, itiraz ve dava süreleri bakımından son derece önemlidir. Belediye meclisi planı ile 6306 sayılı Kanun kapsamında Bakanlıkça onaylanan plan aynı usule tabi olmayabilir.

6306 Sayılı Kanun Kapsamında Planların İlanı ve İtiraz Süreci

Genel imar planlarında planlar bir ay süreyle askıya çıkarılırken, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki bazı planlar için özel ilan ve itiraz usulü öngörülmüştür. Kanuna göre, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlar ve parsellere ilişkin olarak onaylanan imar ve parselasyon planları ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde 15 gün süreyle ilan edilir. Bu planlara itiraz, ilan süresi içinde ilgili il müdürlüğüne yapılır ve itirazlar Bakanlıkça 5 gün içinde değerlendirilir. İtirazların reddedilmesi halinde planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir.

Bu düzenleme, kentsel dönüşümde imar planı değişikliklerini takip eden malik ve hak sahipleri açısından çok önemlidir. Çünkü genel imar planı askı süresine alışık olan kişiler, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki 15 günlük ilan süresini kaçırabilir. Plan askı süresinin kaçırılması, itiraz ve dava stratejisini ciddi şekilde etkileyebilir.

Bununla birlikte, her planın hangi usule tabi olduğu somut olarak incelenmelidir. Plan belediye tarafından genel imar mevzuatı kapsamında mı onaylanmıştır, yoksa 6306 sayılı Kanun kapsamında Bakanlık veya Kentsel Dönüşüm Başkanlığı süreci mi yürütmektedir? Bu ayrım yapılmadan süre hesabı yapılması hatalı sonuç doğurabilir.

Genel İmar Planlarında Askı, İtiraz ve Kesinleşme

Genel imar planlarında 3194 sayılı İmar Kanunu m. 8 uyarınca planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca veya valilikçe belirlenen ilan yerlerinde ve ilgili idarenin internet sayfasında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bu bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planlar belediye meclisince 15 gün içinde incelenerek kesin karara bağlanır. Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde ise itirazlar valiliğe yapılır ve valilik itirazları 15 gün içinde karara bağlar.

Ayrıca imar planı değişikliklerinin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanının ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulması ve plan değişikliği hakkında değişikliğe konu alanda görülebilir şekilde en az iki tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılması da düzenlenmiştir.

Bu ilan ve bilgilendirme yükümlülükleri, planların aleniliği ve hak sahiplerinin bilgi edinme hakkı bakımından önemlidir. Bir malik, plan değişikliğinden haberdar edilmediğini, askı ve bilgilendirme usullerinin eksik yürütüldüğünü veya planın fiilen ulaşılabilir olmadığını ileri sürebilir. Ancak bu tür itirazların başarıya ulaşabilmesi için somut delillerle desteklenmesi gerekir.

İmar Planı Değişikliği Maliklerin Haklarını Nasıl Etkiler?

Kentsel dönüşümde imar planı değişikliği, maliklerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyebilir. Plan değişikliğiyle bir taşınmazın yapılaşma hakkı artabilir, azalabilir veya fonksiyonu değişebilir. Bir parsel konut alanından ticaret-konut alanına alınabilir; emsal değeri artırılabilir; yol, park, okul, sağlık tesisi, sosyal donatı veya yeşil alan olarak ayrılabilir; kat yüksekliği değiştirilebilir; parselasyon uygulamasıyla taşınmazın konumu ve yüzölçümü değişebilir.

Bu etkiler malik açısından hem olumlu hem olumsuz sonuç doğurabilir. Emsal artışı maliklerin yeni bağımsız bölüm alma ihtimalini güçlendirebilir. Buna karşılık sosyal donatı alanı, yol terkleri veya parselasyon uygulamaları nedeniyle maliklerin taşınmaz üzerindeki fiili kullanım ve ekonomik beklentileri değişebilir.

Özellikle kentsel dönüşümde plan değişikliği ile yeni yapılaşma koşulları belirlenirken, maliklerin mevcut arsa payları, bağımsız bölüm karşılıkları, yeni projedeki dağılım, şerefiye, değerleme ve müteahhit sözleşmesi birlikte değerlendirilmelidir. Plan değişikliği ekonomik olarak projeyi mümkün hale getirse bile, bağımsız bölüm paylaşımı adil değilse malik uyuşmazlıkları ortaya çıkabilir.

Emsal Artışı ve Yoğunluk Artışı

Kentsel dönüşümde en çok tartışılan konulardan biri emsal artışıdır. Emsal artışı, belirli bir parsel veya alanda yapılabilecek toplam inşaat alanını artırabilir. Bu durum dönüşümün finansmanını kolaylaştırabilir; ancak aynı zamanda nüfus yoğunluğu, trafik yükü, otopark ihtiyacı, altyapı kapasitesi, sosyal donatı gereksinimi ve çevresel etkiler bakımından yeni sorunlar doğurabilir.

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, imar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin veya ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılması halinde, artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak ayrılması gerektiğini düzenlemektedir. Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran plan değişikliklerinde de yerleşim dokusu, silüet, güneşlenme ve yapı yönlenmesi gibi kriterlerin dikkate alınması gerekir.

Bu nedenle kentsel dönüşümde emsal artışı tek başına “malikler daha fazla kazanacak” şeklinde değerlendirilmemelidir. Plan değişikliği ile nüfus yoğunluğu artırılıyorsa, ulaşım, okul, park, sağlık, sosyal donatı, teknik altyapı ve otopark dengesi de planlanmalıdır. Aksi halde plan değişikliği kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından tartışmalı hale gelebilir.

Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarının Korunması

Kentsel dönüşümde imar planı değişikliği yapılırken sosyal ve teknik altyapı alanlarının korunması temel ilkelerden biridir. Park, okul, sağlık tesisi, dini tesis, kültürel tesis, yol, teknik altyapı alanı ve yeşil alan gibi donatıların azaltılması veya kaldırılması ciddi hukuki sakınca doğurur.

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesini esas kabul eder ve mevcut planda öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamayacağını belirtir. Sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesi ise zorunluluk olmadıkça yapılamaz; zorunlu hallerde ilgili yatırımcı kurum görüşü alınmalı ve hizmet etki alanı içinde eşdeğer alan ayrılmalıdır.

Bu düzenleme, kentsel dönüşüm projelerinde özellikle önemlidir. Çünkü yoğunluk artışı yapılan bir alanda okul, park, yol, sağlık tesisi ve otopark ihtiyacı daha da artar. Plan değişikliği bu ihtiyaçları karşılamadan sadece inşaat alanını artırıyorsa, iptal davasında güçlü hukuka aykırılık iddiaları gündeme gelebilir.

Yol, Ulaşım ve Otopark Düzeni

İmar planı değişikliklerinin önemli etkilerinden biri ulaşım sistemidir. Kentsel dönüşümle nüfus yoğunluğu artan bir bölgede mevcut yollar, kavşaklar, otopark alanları ve toplu taşıma bağlantıları yetersiz kalabilir. Bu nedenle plan değişikliği ulaşım sistemiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, imar planlarında gösterilen yolların genişletilmesi, daraltılması ve güzergâh değişiklikleri bakımından özel kurallar öngörmektedir. Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesiminde şerit sayısının azaltılamayacağı ve daraltılamayacağı; plan değişikliğiyle taşıt geri dönüş kurbu olmayan çıkmaz yol ihdas edilemeyeceği gibi hükümler, ulaşım sisteminin plan bütünlüğü içinde korunmasını amaçlar.

Bu nedenle bir kentsel dönüşüm planı, yalnızca yeni binaların yüksekliğine veya emsaline bakılarak değerlendirilemez. Planın getirdiği nüfus ve araç yoğunluğu, mevcut yolların kapasitesi, otopark çözümü, yaya erişimi, afet toplanma alanları ve acil müdahale güzergâhları da incelenmelidir.

Rezerv Yapı Alanı ve Riskli Alanlarda Plan Değişikliği

Rezerv yapı alanı ve riskli alan kararları, kentsel dönüşüm planlamasında geniş yetkiler doğurabilir. Riskli alan, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma nedeniyle can ve mal kaybı riski taşıyan ve Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı ifade eder. Rezerv yapı alanı ise 6306 sayılı Kanun uygulamalarında kullanılmak üzere TOKİ’nin veya idarenin talebine bağlı olarak ya da resen Bakanlıkça belirlenen alanlardır.

Bu alanlarda imar planı değişikliği yapılırken dönüşüm amacı, afet riski, uygulama bütünlüğü, hak sahipliği, sosyal donatı dengesi, parselasyon, mülkiyet aktarımı ve proje finansmanı birlikte değerlendirilir. Ancak riskli alan veya rezerv yapı alanı kararı verilmiş olması, her türlü plan değişikliğinin otomatik olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Plan değişikliği yine şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına, üst ölçek planlara ve mevzuat hükümlerine uygun olmalıdır. Özellikle bir alanın riskli alan veya rezerv yapı alanı ilan edilmesiyle birlikte maliklerin mülkiyet hakkı, yerinde dönüşüm hakkı, değerleme, tahliye, kamulaştırma ve yeni bağımsız bölüm edinme beklentileri doğrudan etkilenebilir.

İmar Planı Değişikliğine İtiraz Nasıl Yapılır?

İmar planı değişikliğine itiraz, planın hangi mevzuat kapsamında askıya çıkarıldığına göre yapılır. Genel imar planlarında itiraz, bir aylık askı süresi içinde ilgili belediyeye veya valiliğe yapılır. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki planlarda ise itiraz, 15 günlük ilan süresi içinde ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne yapılır ve itirazlar Bakanlıkça 5 gün içinde değerlendirilir.

İtiraz dilekçesi soyut olmamalıdır. “Planı kabul etmiyorum” veya “mülkiyet hakkım zarar gördü” gibi genel ifadeler yerine, planın hangi yönünün hukuka aykırı olduğu somutlaştırılmalıdır. Örneğin:

Plan değişikliği kamu yararına dayanmamaktadır.
Teknik ve nesnel gerekçe bulunmamaktadır.
Sosyal ve teknik altyapı dengesi bozulmuştur.
Emsal artışına rağmen okul, park, yol ve otopark alanı artırılmamıştır.
Üst ölçek plan kararlarına aykırılık vardır.
Plan açıklama raporu yetersizdir.
Mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale edilmektedir.
Eşdeğer sosyal donatı alanı ayrılmadan mevcut donatı kaldırılmıştır.
Ulaşım sistemi ve yol kapasitesi dikkate alınmamıştır.
Riskli alan veya rezerv yapı alanı amacı dışında rant odaklı planlama yapılmıştır.

İtiraz dilekçesine tapu kaydı, plan paftası, plan notları, askı ilan tutanağı, plan açıklama raporu, eski-yeni plan karşılaştırması, emsal analizleri, fotoğraflar, uzman raporu ve teknik değerlendirmeler eklenmelidir.

İmar Planı Değişikliğine Karşı İptal Davası

İmar planı değişiklikleri idari işlem niteliğindedir ve hukuka aykırı oldukları düşünülüyorsa idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Genel idari yargı sisteminde özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresi 60 gündür. 6306 sayılı Kanun ise bu Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılabileceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle kentsel dönüşümde imar planı değişikliğine karşı dava açılırken süre hesabı özel dikkat gerektirir. Plan 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında belediye tarafından mı onaylanmıştır? Plan 6306 sayılı Kanun kapsamında Bakanlıkça mı onaylanmıştır? Askı süresi kaç gündür? İtiraz edilmiş midir? İtiraz reddedilmiş midir? Plan ne zaman kesinleşmiştir? Bu sorular cevaplanmadan dava süresi hesaplanmamalıdır.

İptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilmesi de önemlidir. Çünkü plan değişikliği uygulanmaya başlanır, parselasyon yapılır, ruhsat verilir, yıkım veya inşaat süreci ilerlerse, sonradan verilecek iptal kararının uygulanması zorlaşabilir. Yürütmenin durdurulması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması gerekir.

İmar Planı Değişikliğinin İptali Hangi Sonuçları Doğurur?

İmar planı değişikliğinin iptali halinde, iptal edilen plan kararları hukuki dayanağını kaybeder. Ancak iptal kararının uygulanması, somut dosyada hangi işlemlerin yapıldığına göre değişir. Plan değişikliği iptal edilmeden önce parselasyon yapılmış, yapı ruhsatı verilmiş, kat irtifakı kurulmuş veya inşaat başlamış olabilir. Bu durumda plan iptalinin ruhsat, parselasyon ve diğer işlemlere etkisi ayrıca değerlendirilir.

İmar planı değişikliği iptal edildiğinde, bu plana dayanılarak tesis edilen uygulama işlemleri de hukuken tartışmalı hale gelebilir. Ancak her işlem kendiliğinden ortadan kalkmaz; gerektiğinde ruhsat iptali, parselasyon iptali, tapu işlemleri veya tazminat davaları ayrıca gündeme gelebilir.

Kentsel dönüşümde bu sonuç daha da karmaşıktır. Çünkü plan iptali; müteahhit sözleşmesini, maliklerin yeni bağımsız bölüm paylaşımını, arsa payı satışını, ruhsat sürecini, inşaatın devamını ve proje finansmanını etkileyebilir. Bu nedenle plan iptali davası açılırken yalnızca planın hukuka aykırılığı değil, iptal kararının proje üzerindeki pratik sonuçları da dikkate alınmalıdır.

Malikler ve Müteahhitler Açısından Plan Değişikliği Riski

Kentsel dönüşüm sözleşmesi yapılırken plan değişikliği ihtimali mutlaka sözleşmeye yazılmalıdır. Müteahhit çoğu zaman belirli bir emsal, kat adedi veya bağımsız bölüm sayısı üzerinden teklif verir. Ancak plan değişikliği gerçekleşmezse veya dava sonucu iptal edilirse, proje ekonomik olarak değişebilir.

Sözleşmede şu sorular cevaplanmalıdır: Plan değişikliği onaylanmazsa sözleşme ne olacak? Emsal beklenenden düşük çıkarsa bağımsız bölüm paylaşımı nasıl revize edilecek? Plan iptal edilirse tarafların hakları ne olacak? Müteahhit plan değişikliği için masraf yaptıysa bunu talep edebilecek mi? Malikler, plan değişikliği iptal edilirse tapu devri yapmışsa ne olacak? Teslim süresi plan onayından mı yoksa ruhsattan mı başlayacak?

Bu hükümler yoksa, plan değişikliği süreci sözleşmenin en zayıf halkası haline gelir. Müteahhit “beklenen emsal çıkmadı” diyerek projeden çekilmek isteyebilir; malik ise “vaat edilen daireler verilmiyor” diyerek sözleşmeye itiraz edebilir.

Kentsel Dönüşümde Plan Değişikliğinde En Sık Yapılan Hatalar

En sık yapılan hata, plan değişikliğinin kesinleşmesi beklenmeden maliklere kesin bağımsız bölüm vaadi verilmesidir. Plan kesinleşmeden, ruhsat alınmadan ve proje onaylanmadan yapılan vaatler ileride uyuşmazlık doğurur.

İkinci hata, emsal artışının sosyal ve teknik altyapı ihtiyacıyla birlikte değerlendirilmemesidir. Nüfus artıyor fakat okul, park, yol, otopark ve sağlık alanı artırılmıyorsa plan hukuka aykırılık riski taşır.

Üçüncü hata, plan askı süresinin kaçırılmasıdır. Özellikle 6306 sayılı Kanun kapsamındaki 15 günlük ilan süresi kısa olduğundan hak sahipleri süreci yakından takip etmelidir.

Dördüncü hata, plan değişikliğine soyut itiraz etmektir. İtiraz teknik, hukuki ve somut gerekçelere dayanmalıdır.

Beşinci hata, plan değişikliğine karşı dava açarken yürütmenin durdurulması talebini güçlü kurmamaktır. İnşaat veya parselasyon ilerlemeden önce önleyici tedbirler değerlendirilmelidir.

Altıncı hata, kentsel dönüşüm sözleşmesinde plan değişikliği riskinin düzenlenmemesidir. Plan onaylanmazsa, iptal edilirse veya beklenen emsal verilmezse ne olacağı açıkça yazılmalıdır.

Sonuç

Kentsel dönüşümde imar planı değişiklikleri, dönüşüm projesinin kaderini belirleyen en önemli idari işlemlerden biridir. Riskli yapıların yenilenmesi, riskli alanların dönüştürülmesi veya rezerv yapı alanlarının projelendirilmesi çoğu zaman mevcut imar planlarının değiştirilmesini gerektirir. Ancak kentsel dönüşüm amacı, imar planı değişikliklerinin sınırsız şekilde yapılabileceği anlamına gelmez.

İmar planı değişikliği kamu yararına dayanmalı, teknik ve nesnel gerekçelerle açıklanmalı, plan ana kararlarını ve bütünlüğünü bozmamalı, sosyal ve teknik altyapı dengesini korumalı, üst ölçek planlara uygun olmalı, ulaşım ve otopark etkilerini dikkate almalı ve mülkiyet hakkına ölçülü müdahale etmelidir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin plan değişikliklerine ilişkin kuralları, bu denetimin temel dayanaklarından biridir.

Malikler açısından en önemli konu, plan askı ve itiraz sürelerinin kaçırılmamasıdır. Genel imar planlarında bir aylık askı ve itiraz süreci; 6306 sayılı Kanun kapsamındaki planlarda ise 15 günlük ilan ve itiraz süreci söz konusu olabilir. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki idari işlemlere karşı dava açma süresi de genel süreden farklı olarak 30 gün şeklinde düzenlenmiştir. Bu nedenle her dosyada planın hangi mevzuat kapsamında onaylandığı ayrıca incelenmelidir.

Sonuç olarak, kentsel dönüşümde imar planı değişikliği yalnızca teknik bir şehircilik işlemi değil; maliklerin mülkiyet hakkını, müteahhit sözleşmesini, bağımsız bölüm paylaşımını, arsa payı değerini, sosyal donatı dengesini ve projenin uygulanabilirliğini doğrudan etkileyen stratejik bir hukuki süreçtir. Bu nedenle plan değişiklikleri askıdan itibaren yakından takip edilmeli, gerektiğinde teknik raporla itiraz edilmeli, hukuka aykırı planlara karşı süresinde iptal davası açılmalı ve kentsel dönüşüm sözleşmelerinde plan değişikliği ihtimali açıkça düzenlenmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button