Kişisel Durum Sicili , Yabancıların Türkiye’deki Kişisel Durum Sicili Değişiklikleri ve Doğan Davalar
KİŞİSEL DURUM SİCİLİ NEDİR?(TMK MADDE 36-46)
İnsanın toplum içindeki hukuki varlığı, hak ve borçlara ehil olmasıyla başlar. Ancak bu varlığın devlet ve üçüncü kişiler nezdinde hukuki bir öngörülebilirlik kazanması, belirli kurallara ve bu kuralların somutlaştığı sicillere bağlıdır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 36 ila 46. maddeleri arasında düzenlenen “Kişisel Durum Sicili”, bir bireyin doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte hukuki statüsünü belirleyen en hayati resmi kayıttır. Özellikle yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, yabancı yatırımcıların vatandaşlık ve mülkiyet haklarının korunmasında bu sicilin tutulma esasları ve doğruluğu tahlil edilmesi gereken ilk basamaktır.
1.1. Kişisel Durum Kavramı ve Sicilin Amacı
Kişisel durum (statü), bireyi diğer insanlardan ayıran, hukuk düzeninin kendisine hak ve yükümlülükler yüklediği hakiki niteliklerin bütünüdür. Doğum, cinsiyet, ad, soyad, evlilik, boşanma, soybağı, kısıtlılık ve ölüm gibi unsurlar kişisel durumun ana unsurlarını oluşturur.
Kişisel durum sicillerinin tutulmasındaki temel amaç, toplumda hukuki güvenliği ve istikrarı sağlamaktır. Devlet, kimin kiminle evli olduğunu, kimin hangi hısımlık bağıyla kime bağlı olduğunu ve kimin hak ehliyetinin sınırlandırıldığını (kısıtlılık) bilmek zorundadır. Bu durum hem kamu düzeninin tesisi hem de üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunması açısından bir zorunluluktur. Örneğin, bir taşınmaz satın alacak yabancı yatırımcı, satıcının fiil ehliyetine sahip olup olmadığını veya o taşınmaz üzerinde eşinin rızası gerekip gerekmediğini (aile konutu şerhi vb.) bu siciller ve bunlara bağlı sistemler üzerinden dolaylı olarak kontrol eder.
1.2. TMK Madde 36-46 Çerçevesinde Sicilin Düzenlenmesi
Kişisel durum sicili, devlet tarafından tutulan resmi bir sicildir. TMK madde 36 uyarınca kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Bu sicilin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle somutlaştırılmıştır.
Kişisel Durum Sicilinin Temel Unsurları:
├── Doğum Kütüğü (Soybağının ve doğumun tespiti)
├── Evlenme Kütüğü (Aile birliğinin kuruluşu)
├── Boşanma Kütüğü (Evliliğin sona ermesi)
├── Ölüm Kütüğü (Kişiliğin sona ermesi ve mirasın açılması)
└── Yer Değiştirme / Kayıt Düzeltme Kütükleri
Kanun koyucu, sicilin tutulmasını genel olarak İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne ve onun yerel teşkilatlarına (nüfus müdürlükleri) devretmiştir. Ancak yurt dışında bu görev diplomatik temsilcilikler (konsolosluklar) tarafından icra edilir.
1.3. Sicilin İspat Gücü ve Doğruluğu Karinesi (TMK m. 36)
TMK’nın 36. maddesinin ikinci fıkrası, hukuk yargılamasında ve idari işlemlerde en çok başvurulan karinelerden birini içerir: “Bu sicilin tutulmasında usulüne uyulmuş olduğu ve kayıtların doğruluğu karinedir.”
Bu karine, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, aksi ispat edilene kadar geçerli olan bir adi karinedir. Yani, nüfus kütüğünde yer alan bir kayıt (örneğin bir kişinin evli olduğu veya doğum tarihi), aksini gösteren kesin bir delil veya mahkeme kararı sunulmadığı müddetçe doğru kabul edilir. Resmi sicildeki bir kaydın aksini iddia eden taraf, bu iddiasını hukuken geçerli ve somut delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Bu ispat yükü, usul hukuku kuralları uyarınca iddia sahibine aittir.
1.4. Devletin Kusursuz Sorumluluğu (TMK m. 38)
Kişisel durum sicillerinin kamu güvenliği açısından taşıdığı önem nedeniyle, kanun koyucu bu sicillerin tutulmasından doğan zararlar için devlete ağır bir sorumluluk yüklemiştir. TMK madde 38 uyarınca: “Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar, kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.”
Bu sorumluluk, idare hukukundaki kusursuz sorumluluk (tehlike ilkesi) esasına dayanır. Nüfus memurunun sicili tutarken kasıtlı veya ihmali bir kusurunun bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, eğer sicildeki hatalı veya eksik bir kayıt nedeniyle bir kimse zarara uğramışsa, Devlet bu zararı tazmin etmekle mükelleftir.
- Örnek Uygulama: Bir yabancı yatırımcının vatandaşlık dosyasında, nüfus memurunun sisteme isim veya doğum tarihini hatalı girmesi sebebiyle ticari işlemlerinin aksaması, banka hesaplarının dondurulması veya mülkiyet tescilinin gecikmesi durumunda maddi bir zarar oluşursa, tam yargı davası ikame edilerek devletten tazminat talep edilebilir. Devlet, ödediği bu tazminatı daha sonra hatayı yapan ilgili memura rücu eder.
1.5. Yabancılık Unsuru Taşımaya Başlayan Süreçler
Kişisel durum sicili, bir Türk vatandaşı için tamamen yerel mevzuat dairesinde çözülebilirken, bir yabancı işin içine girdiğinde durum karmaşıklaşır. Türkiye’de gayrimenkul edinen, şirket kuran veya evlenen yabancıların kendi ülkelerindeki kişisel durumları ile Türkiye’deki kayıtlarının senkronize edilmesi gerekir.
Örneğin, kendi ülkesinde boşanmış bir yabancı yatırımcı, bu boşanma kararını Türk sicillerine işletmediği takdirde, Türkiye’de resmi olarak hâlâ evli görünebilir. Bu durum, Türkiye’den satın alacağı bir taşınmazın ileride eski eş tarafından tasfiyeye tabi tutulması riskini doğurur. Dolayısıyla, TMK m. 36-46 arasındaki yerel esaslar, yabancılar söz konusu olduğunda 5718 sayılı MÖHUK ve Milletlerarası Kişisel Durum Komisyonu (CIEC) sözleşmeleri ile birlikte yorumlanmalıdır.
Yabancıların Türkiye’deki nüfus kayıtları nerede tutulur?
Türkiye’de yasal bir statüde (ikamet izni, çalışma izni) bulunan veya Türk vatandaşlığına başvuran yabancıların kayıtları, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Yabancılar Kütüğü‘nde dijital olarak tutulur ve takip edilir.
NÜFUS KAYITLARININ DÜZELTİLMESİ DAVALARI (TMK m. 39) VE YARGILAMA USULÜ
Türk Medeni Kanunu’nun tesis ettiği kişisel durum sicili rejiminde, kayıtların mutlak doğruluğu ve istikrarı esas alınmıştır. Bu istikrarın bir sonucu olarak, nüfus kütüğüne bir kez işlenmiş olan verilerin idari bir tasarrufla veya keyfi beyanlarla değiştirilmesi kesinlikle yasaklanmıştır. TMK madde 39, bu mutlak kuralı şu şekilde formüle etmektedir: “Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydı düzeltilemez.”
Bu hüküm uyarınca, nüfus kütüğündeki maddi hatalar (nüfus memurunun klavye hatası, harf eksikliği gibi bariz yazım hataları) haricindeki tüm esaslı değişiklikler, ancak adli yargıda açılacak bir “Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası” ile gerçekleştirilebilir. Yatırımcı müvekkiller ve yabancı unsurlu uyuşmazlıklar açısından bu davalar; isimlerin pasaportla uyumlu hale getirilmesi, yaş hatalarının giderilmesi ve mülkiyet haklarının korunması için en sık başvurulan hukuki çarelerden biridir.
2.1. Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasının Hukuki Niteliği
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, özü itibarıyla kamu düzenini ilgilendiren, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olan ancak usul hukuku bakımından hasımlı olarak yürütülen özel bir dava türüdür. Bu davanın, TMK m. 28 kapsamında açılan “soybağının reddi” veya “babalık” davalarından ayrılması gerekir.
- Ayırım Noktası: Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında yeni bir hukuki statü veya yeni bir soybağı ilişkisi kurulmaz. Var olan ancak sicile yanlış, eksik veya mükerrer (iki kez) olarak işlenmiş bir kaydın, gerçeğe uygun hale getirilmesi amaçlanır. Yargıtay hukuk dairelerinin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bu davalarda “kamu düzeni” ilkesi baskın olduğundan, hakim tarafların ikrarı (kabulü) ile bağlı değildir; delilleri re’sen (kendiliğinden) toplamak ve mutlak gerçeği araştırmak zorundadır.
2.2. Davanın Tarafları: Davacı ve Davalı Taraf
Kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle, bu davayı açabilecek kişilerin kapsamı ve davanın kime karşı yöneltileceği kanunla sıkı şartlara bağlanmıştır.
- Davacı (Aktif Husumet): Davayı açmakta hukuki menfaati bulunan her ilgili kişi bu davayı ikame edebilir. Bu kişi kaydın doğrudan sahibi olabileceği gibi, miras hakları veya mülkiyet ilişkileri etkilenen bir üçüncü kişi (örneğin bir mirasçı) de olabilir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcıları da kamu düzeninin korunması amacıyla bu davayı re’sen açma yetkisine sahiptir.
- Davalı (Pasif Husumet): 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36/1-a uyarınca, nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında davalı taraf ilgili nüfus müdürlüğüdür. Dava dilekçesinde davalı olarak “Nüfus Müdürlüğü” gösterilir ve yargılamada kurum adından nüfus müdürü veya yetkilendireceği bir memur hazır bulunur. Hasımsız olarak açılan veya yanlış kişiye yöneltilen davalar usulden reddedilir.
2.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun amir hükümleri uyarınca görev ve yetki kuralları kamu düzeninden olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Nüfus Kaydı Düzeltme Davası Yargılama Bilgileri:
├── Görevli Mahkeme : Asliye Hukuk Mahkemesi
├── Yetkili Mahkeme : Davacının yerleşim yeri (ikametgah) mahkemesi
└── Hak Düşürücü Süre: Kural olarak süre sınırı yoktur (kamu düzeni)
Nüfus kütüğündeki hakiki bir hatanın düzeltilmesi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise, düzeltmeyi talep eden kişinin yerleşim yeri (ikametgahının bulunduğu yer) mahkemesidir. Yabancılar açısından Türkiye’de resmi bir yerleşim yeri adresi (MERNİS kaydı) bulunuyorsa o yer mahkemesi; eğer yasal bir ikametgahı yoksa, sakin olduğu (fiilen oturduğu) yer mahkemesi yetkilidir.
2.4. Sık Karşılaşılan Dava Türleri ve İspat Şartları
2.4.1. İsim ve Soyisim Değiştirme / Düzeltme Davaları
Haklı nedenlerin varlığı halinde (isminin gülünç olması, toplumda başka bir isimle tanınması, telaffuzunun zor olması veya yabancı müvekkillerde olduğu gibi pasaport kayıtlarıyla çelişmesi) adın değiştirilmesi talep edilebilir. İspat için genellikle tanık beyanları ve varsa resmi evraklar yeterli kabul edilir.
2.4.2. Yaş Büyütme ve Yaş Küçültme Davaları
Kişinin doğum tarihinin kütüğe yanlış işlendiği iddiasıyla açılır. Yargıtay’ın bu davaların kabulü için aradığı katı kümülatif (birlikte gerçekleşmesi gereken) şartlar şunlardır:
- Düzeltilmesi istenen yaş ile dış görünüşün (fiziki yapının) mahkeme hakimince uyumlu bulunması.
- Kişinin hastane, doğumevi gibi resmi bir sağlık kurumunda doğmamış olması (Zira resmi kurum doğum raporları kesin delildir, aksinin ispatı ancak sahtecilik davasıyla mümkündür).
- Değiştirilmek istenen doğum tarihinde, ananın biyolojik olarak o yaşta bir çocuk doğurmaya elverişli olup olmadığının tespiti.
- Gerekirse tam teşekküllü bir hastaneden alınacak adli tıp / kemik yaşı raporu ile gerçek yaşın bilimsel olarak doğrulanması.
2.5. Yabancılar ve Yatırımcılar İçin TMK m. 39 Davalarının Önemi
Yabancı yatırımcılar açısından Türkiye’deki nüfus kayıtları, vatandaşlık aldıkları andan itibaren başlar. Ancak yabancı dildeki belgelerin (doğum belgesi, bekarlık belgesi vb.) Türkçeye tercümesi veya sisteme veri girişi esnasında sıklıkla harf hataları, isimlerin eksik yazılması veya doğum tarihlerinin gün/ay olarak “01/01” şeklinde otomatik kaydedilmesi gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Bu hatalar, yatırımcının uluslararası seyahatlerinde, kendi ülkesindeki malvarlığını Türkiye’ye transfer ederken veya Türkiye’deki şirket paylarının devrinde “isim uyuşmazlığı” nedeniyle tıkanmalara yol açar. TMK m. 39 uyarınca açılacak bir düzeltme davasıyla, Türk nüfus kütüğündeki kayıtların yabancı ülke pasaportu ve orijinal doğum belgeleriyle (Apostille şerhli) senkronize edilmesi sağlanır. Bu dava, yatırımcının hukuki güvenliğini koruyan en radikal önleyici hukuk mekanizmalarından biridir.
Nüfus kaydı düzeltme davası ne kadar sürer?
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan nüfus kaydı düzeltme davaları, delillerin (tanıklar, hastane kayıtları veya kemik raporları) toplanma hızına bağlı olarak genellikle 3 ila 6 ay arasında sonuçlanmaktadır.
E-devlet üzerinden isim veya yaş değiştirilebilir mi?
E-devlet veya İlçe Nüfus Müdürlükleri üzerinden sadece yazım ve imla hataları (maddi hatalar) idari yoldan düzeltilebilir. Esaslı bir isim değiştirme veya yaş düzeltme işlemi için TMK m. 39 uyarınca kesinlikle mahkeme kararı gereklidir.
Yabancılar Türkiye’de isim düzeltme davası açabilir mi?
Evet. Türkiye’de yasal ikamet izni olan veya Türk vatandaşlığı kazanan yabancılar, kayıtlarındaki hataların düzeltilmesi için kendi yerleşim yerlerindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde nüfus kaydının düzeltilmesi davası ikame edebilirler.
YABANCILARIN TÜRKİYE’DEKİ KİŞİSEL DURUM DEĞİŞİKLİKLERİ VE NÜFUS KAYITLARI
Küreselleşmenin ve sınır ötesi sermaye hareketlerinin bir sonucu olarak Türkiye, özellikle de İstanbul, milyonlarca yabancı uyruklu kişinin yerleştiği, mülk edindiği ve aile kurduğu bir merkez haline gelmiştir. Bir yabancının Türkiye’deki yasal varlığı, yalnızca Göç İdaresi Başkanlığı tarafından verilen ikamet veya çalışma izni kartlarından ibaret değildir. Yabancıların Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirdikleri doğum, evlilik, boşanma veya ölüm gibi hayati olaylar, Türk nüfus mevzuatı ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde resmi kayıtlara geçirilmek zorundadır.
Bu durum, kamu düzeninin tesisi ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca oluşturulan “Yabancılar Kütüğü”ile “Mavi Kartlılar Kütüğü” üzerinden yürütülmektedir. Yatırımcı müvekkiller ve yabancı unsurlu uyuşmazlıklar açısından, bu kayıtların usulüne uygun tutulması mülkiyetin intikali ve soybağının korunması için birincil şarttır.
3.1. Yabancılar Kütüğünün Hukuki Niteliği ve Kapsamı
Türk vatandaşları için tutulan aile kütüklerinden farklı olarak, Türkiye’de altı aydan fazla süreli ikamet izni (veya çalışma izni) alan yabancılar, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde elektronik ortamda tutulan Yabancılar Kütüğü’ne kaydedilirler.
- Yabancı Kimlik Numarası (99 ile Başlayan Numaralar): Kütüğe kaydedilen her yabancıya, kamu kurumlarındaki işlemlerini yürütmesini sağlayan ve “99” serisiyle başlayan bir yabancı kimlik numarası tahsis edilir. Bu numara, yabancının Türkiye’deki tüm kişisel durum değişikliklerinin (evlilik, doğum vb.) izleneceği ana hukuki indekstir.
- Kayıt Zorunluluğu: Yabancılar, Türkiye’de meydana gelen ve kişisel durumlarında değişiklik yaratan her türlü olayı resmi süreler içerisinde ilgili nüfus müdürlüklerine bildirmekle yükümlüdür.
3.2. Türkiye’de Yabancıların Evlenmesi ve Sicile Tescili
Evlenme ehliyeti ve şartları, uyuşmazlığın milletlerarası niteliği gereği tarafların milli hukuklarına tabi olsa da (MÖHUK m. 13), evlenmenin şekli yönünden Türk hukuku (lex loci celebrationis) geçerlidir.
- Evlendirmeye Yetkili Makamlar: Türkiye’de iki yabancı uyruklu kişi veya bir Türk vatandaşı ile bir yabancı, ancak Türk yetkili evlendirme memurları (belediye evlendirme memurluğu veya nüfus müdürlükleri) önünde evlenebilirler. Aynı devlet vatandaşı olan iki yabancı, kendi ülkelerinin Türkiye’deki konsolosluklarında da evlenebilirler; ancak farklı uyruklu iki yabancının konsoloslukta evlenmesi Türk hukuku açısından geçersizdir.
- Evlenme Ehliyet Belgesi: Evlendirme memuru, yabancının kendi ülkesinden alınmış, evlenmesine engel bir durumun olmadığını gösteren “Evlenme Ehliyet Belgesi”ni (Certificate of Marriage Capacity) talep eder. Bu belgenin Apostille şerhini içermesi veya konsolosluk onayından geçmesi şarttır. Evlilik gerçekleştiğinde, evlendirme memurluğu kaydı doğrudan nüfus müdürlüğüne bildirir ve yabancının siciline işlenir.
Türkiye’de Yabancı Evliliklerinin Tescil Adımları:
├── Orijinal Evlenme Ehliyet Belgesi + Apostille Şerhi
├── Türk Evlendirme Memurluğu Önünde Resmi Nikah
└── Nüfus Müdürlüğü Tarafından Yabancılar Kütüğüne Tescil
3.3. Yabancı Çocukların Türkiye’de Doğumu ve Soybağının Kurulması
Türkiye’de doğan ancak anne ve babası yabancı uyruklu olan çocukların nüfus kaydı, çocuğun Türk vatandaşlığını doğrudan kazanacağı anlamına gelmez (Türkiye, genel olarak “nesep/soy” esasına göre vatandaşlık vermektedir, “toprak” esasına göre değil). Ancak doğum olayı sicile tescil edilmelidir.
- Doğum Bildirim Süresi: Türkiye’de gerçekleşen doğumların, doğumdan itibaren 30 gün içinde, doğumu gösteren resmi sağlık kuruluşu raporu ile birlikte herhangi bir nüfus müdürlüğüne bildirilmesi zorunludur.
- Soybağının Tescili: Ana ve babanın evli olması halinde, çocuk yabancılar kütüğünde babanın soyadı ve hanesiyle ilişkilendirilerek kaydedilir. Eğer ana ve baba evli değilse, çocuk ananın soyadıyla anasının hanesine tescil edilir; baba ile çocuk arasında soybağı kurulması ancak babanın çocuğu “tanıması” (noter senedi veya nüfus memuruna beyanla) ya da mahkemeden alınacak bir “babalık hükmü” ile mümkün olur.
3.4. Mavi Kartlılar Kütüğü: Özel Bir Kişisel Durum Sicili
Yatırımcı müvekkillerinizin bir kısmı, geçmişte Türk vatandaşı olup daha sonra başka bir ülkenin (örneğin Almanya, Avusturya) vatandaşlığına geçmek için Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişiler olabilir. Bu kişiler, Türk hukuku kapsamında Mavi Kartlılar olarak adlandırılır.
- Hukuki Haklar: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 28 uyarınca, doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenler, askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü, seçme ve seçilme hakkı, muafen araç veya ev eşyası ithal etme hakkı ile kamu görevlerine girme hakkı dışındaki tüm mülkiyet, miras ve ticari haklardan aynen Türk vatandaşları gibi yararlanmaya devam ederler.
- Mavi Kartlılar Kütüğünün Önemi: Bu kişilerin kişisel durum değişiklikleri (yurt dışındaki evlilikleri, boşanmaları, çocuklarının doğumu) genel nüfus kütüğünde değil, kendilerine ayrılan Mavi Kartlılar Kütüğü’nde takip edilir. Türkiye’de yapacakları gayrimenkul alımlarında veya miras intikal işlemlerinde, bu kütükteki kayıtların güncel olması zorunludur.
3.5. Ölüm Halinde Sicil İşlemleri ve Miras Hukukuna Etkisi
Bir yabancının Türkiye’de vefat etmesi durumunda, ölüm olayı tescil edilerek hukuki kişiliği (TMK m. 28) sona erdirilir.
- Ölümün Bildirilmesi: Sağlık kurumları, adli tıp yetkilileri veya mülki idare amirlikleri ölüm olayını derhal nüfus müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür. Nüfus müdürlüğü, ölen yabancının kaydını kapatır ve bu durumu uluslararası sözleşmeler uyarınca yabancının kendi ülkesinin konsolosluğuna bildirir.
- Miras Uyuşmazlıkları: Yabancının ölümüyle birlikte Türkiye’deki malvarlığının tasfiyesi süreci başlar. Eğer ölüm kaydı yabancılar kütüğüne resmi olarak işlenmezse, sulh hukuk mahkemelerinden “Mirasçılık Belgesi” (Veraset İlamı) alınması ve tapuda intikal yapılması imkansız hale gelir.
Türkiye’de doğan yabancı bir çocuk Türk vatandaşı olabilir mi?
Hayır, Türkiye’de doğmak tek başına Türk vatandaşlığı kazandırmaz. Çocuğun Türk vatandaşı olabilmesi için anne veya babasından en az birinin doğum anında Türk vatandaşı olması veya çocuğun ana-babasının bulunamaması/vatansız olması gerekir.
Mavi Kart sahipleri Türkiye’de miras hakkına sahip midir?
Evet. Mavi Kart sahipleri, Türk vatandaşlığından izinle çıkmış kişiler oldukları için, Türkiye’deki taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde aynen Türk vatandaşları gibi tam miras ve mülkiyet hakkına sahiptirler.
Yabancıların Türkiye’deki evliliği kendi ülkelerinde geçerli midir?
Evet. Türkiye’de resmi makamlar önünde yapılan evlilik uluslararası düzeyde geçerlidir. Yabancı eşler, Türkiye’den alacakları “Uluslararası Aile Cüzdanı” (Çok Dilli) ile kendi ülkelerinin konsolosluklarına başvurarak evliliklerini kendi ülkelerinde de tescil ettirebilirler.
MÖHUK KAPSAMINDA KİŞİSEL DURUMUN EHLİYETİ VE SİCİL UYUŞMAZLIKLARI (MÖHUK m. 9-10)
Kişisel durum siciline ilişkin uyuşmazlıklarda taraflardan birinin yabancı uyruklu olması, olaya doğrudan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kılar. Bir yabancının Türkiye’de gerçekleştirmek istediği kişisel durum işlemlerinin (evlilik, isim değişikliği, çocuk tanıma vb.) geçerliliği, öncelikle o kişinin “ehliyet” sahibi olup olmadığına bağlıdır.
MÖHUK, yabancıların hak ve fiil ehliyeti ile kişisel durum hallerini düzenlerken genel olarak “milli hukuk” (vatandaşlık hukuku) esasına dayanmıştır. Yatırımcı müvekkillerinizin uluslararası sözleşmelerden doğan haklarını korumak ve sicil uyuşmazlıklarını idari veya adli boyutta çözmek için MÖHUK 9 ve 10. maddelerinin sevk ettiği kanunlar ihtilafı kurallarını derinlemesine analiz etmek gerekir.
4.1. Hak ve Fiil Ehliyetinin Tabi Olduğu Hukuk (MÖHUK m. 9)
MÖHUK’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca: “Hak ve fiil ehliyeti, ilgilinin milli hukukuna tabidir.” Bu amir hüküm, bir yabancının Türkiye’de kişisel durum sicilini ilgilendirir bir işlem yaparken (örneğin bir sözleşmeye imza atarken veya evlenirken) rüştüne, ayırt etme gücüne ve yasal ehliyet sınırlarına kendi devletinin kanunlarına göre bakılacağını ifade eder.
4.1.1. Milli Hukuk Esası ve İstisnaları
Eğer bir yabancı kendi ülkesinin kanunlarına göre ergin (reşit) sayılmıyorsa, Türkiye’de de ergin kabul edilmez. Ancak bu kuralın, işlem güvenliğini korumak amacıyla getirilmiş çok kritik bir istisnası mevcuttur (MÖHUK m. 9/2): “Milli hukukuna göre ehliyetsiz olan bir yabancı, Türkiye’de yaptığı bir hukuki işlemle kendi hukukuna göre ehliyetli sayılmasa bile, Türk hukukuna göre ehliyetli ise o işlemle bağlıdır.”
Bu istisna, üçüncü kişilerin iyiniyetini korumayı amaçlar. Ancak kanun koyucu bu istisnayı aile ve miras hukuku ile başka bir ülkedeki taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin işlemler için geçersiz kılmıştır.
- Yatırımcı Müvekkiller İçin Risk: Bir yabancı yatırımcının Türkiye’de evlenmesi veya soybağı tesis etmesi gibi doğrudan kişisel durum sicilini ilgilendiren işlemlerde bu “işlem güvenliği istisnası” uygulanmaz. Yabancı, aile hukuku işlemlerinde mutlak surette kendi milli hukukuna göre ehil olmak zorundadır. Örneğin, kendi ülkesinde evlenme yaşına gelmemiş bir yabancı, Türk hukukuna göre evlenme yaşında olsa dahi Türkiye’de evlenemez.
MÖHUK m. 9 Ehliyet Rejimi:
├── Genel Kural : Ehliyet, ilgilinin MİLLİ HUKUKUNA tabidir.
└── İstisna : Ticari işlemlerde Türk hukukuna göre ehliyetlilik esastır.
└── İstisnanın İstisnası: Aile, Miras ve Gayrimenkul işlemlerinde MUTLAK MİLLİ HUKUK geçerlidir.
4.2. Kişisel Durumun Tabi Olduğu Hukuk ve Sicil Değişiklikleri (MÖHUK m. 10)
MÖHUK’un 10. maddesi, kişisel durum sicilindeki esaslı değişiklik davası ve işlemlerinin hangi hukuka göre çözüleceğini net bir şekilde ortaya koyar: “Kişisel duruma ilişkin haller, ilgilinin milli hukukuna tabidir.”
Bu hüküm gereğince, bir yabancının ismini değiştirmesi, yaşını büyütüp küçültmesi, cinsiyet değiştirmesi veya gaipliğine karar verilmesi gibi davalarda, Türk mahkemesi esasa (maddi hukuka) ilişkin olarak Türk Medeni Kanunu’nu değil, o yabancının vatandaşlığı bulunan ülkenin kanunlarını uygulamak zorundadır.
- Pratik Uyuşmazlık: Örneğin, bir İngiliz vatandaşının Türkiye’deki nüfus kaydında adının düzeltilmesi istendiğinde, Türk hakimi İngiliz Aile ve Kişisel Durum Hukuku kurallarını re’sen araştırıp o hukuka göre karar vermelidir (MÖHUK m. 2/1). Yabancı hukukun içeriğinin tespit edilememesi durumunda ancak Türk hukuku uygulanabilir.
4.3. Uluslararası Evrak Doğrulama Mekanizmaları: Apostille ve Konsolosluk Onayı
Milletlerarası sicil uyuşmazlıklarının en büyük pratik sorunu, yabancı devlet makamları tarafından düzenlenen doğum, ölüm veya evlilik belgelerinin Türk resmi kurumları (Nüfus Müdürlükleri veya Mahkemeler) nezdinde nasıl “geçerli delil” sayılacağıdır. MÖHUK uyarınca yabancı bir belgenin resmi belge vasfı kazanabilmesi için şu iki yoldan birinin varlığı şarttır:
4.3.1. 5 Ekim 1961 Tarihli Lahey Sözleşmesi (Apostille Şerhi)
Türkiye dahil 120’den fazla ülkenin taraf olduğu bu sözleşme uyarınca, sözleşmeye taraf bir devletin idari makamı tarafından düzenlenen kişisel durum belgesi (Örn: Amerika’dan alınan doğum belgesi), üzerine o ülkenin yetkili makamınca “Apostille” kaşesi vurulduğu takdirde, Türkiye’de başkaca hiçbir konsolosluk veya dışişleri onayına gerek kalmaksızın doğrudan resmi belge olarak kabul edilir. Türk nüfus müdürlükleri, noter onaylı Türkçe tercümesi yapılmış Apostille şerhli belgeleri doğrudan işleme koymak zorundadır.
4.3.2. Konsolosluk ve Dışişleri Onay Zinciri
Lahey Sözleşmesi’ne taraf olmayan ülkelerden (Örn: Bazı Ortadoğu ve Afrika ülkeleri) alınan kişisel durum belgelerinin Türkiye’de geçerli olabilmesi için “onay zinciri” prosedürü uygulanır. Belge, düzenlendiği ülkenin dışişleri bakanlığı tarafından onaylandıktan sonra, o ülkedeki Türk Konsolosluğu tarafından tasdik edilmelidir. Türkiye’ye getirildiğinde ise Türk Dışişleri Bakanlığı (veya Valilikler) tarafından mühürlenerek sisteme sokulur. Bu zincirdeki tek bir halkanın eksikliği, belgenin sahte veya geçersiz sayılmasına yol açar.
4.4. Çoklu Vatandaşlık (Bipatrid) Durumunda Uygulanacak Hukuk
Yatırımcı müvekkillerinizin önemli bir kısmı birden fazla devletin vatandaşlığına sahip olabilir. Bu durumda, MÖHUK m. 4/b uyarınca hangi milli hukukun esas alınacağı sorunu ortaya çıkar.
- Çözüm: Eğer kişi aynı zamanda Türk vatandaşı ise, diğer vatandaşlıkları dikkate alınmaz ve doğrudan Türk hukuku uygulanır. Eğer kişi iki farklı yabancı devletin vatandaşı ise, kendisiyle en sıkı ilişkili olduğu devletin hukuku milli hukuku olarak kabul edilir ve ehliyet durumları o hukuka göre tayin edilir.
Yabancı dildeki bir doğum belgesi Türkiye’de nasıl geçerli olur?
Yabancı dildeki doğum belgesinin Türkiye’de yasal bir hüküm ifade edebilmesi için düzenlendiği ülkeden Apostille şerhi alınmalı, ardından Türkiye’de yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilerek noter tasdiki yapılmalıdır.
Apostille şerhi nedir ve nereden alınır?
Apostille, bir belgenin gerçekliğinin onaylanarak başka bir ülkede yasal olarak kullanılmasını sağlayan bir uluslararası evrak onay sistemidir. Belgenin düzenlendiği ülkenin Valilik, Kaymakamlık veya Adalet Bakanlığı gibi yetkili yerel makamlarından alınır.
Milli hukuk esası ne demektir?
Milli hukuk esası, bir yabancının hak ehliyeti, fiil ehliyeti ve kişisel durumuna (evlilik, boşanma, soybağı vb.) ilişkin uyuşmazlıklarda, kişinin vatandaşı olduğu ülkenin kanunlarının uygulanmasını öngören milletlerarası özel hukuk kuralıdır.
YABANCI MAHKEME KARARLARININ KİŞİSEL DURUM SİCİLİNE ETKİSİ VE TANIMA-TENFİZ SÜREÇLERİ
Milletlerarası özel hukuk uyuşmazlıklarının en dinamik ve pratik alanlarından biri, yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilen kararların Türkiye’de doğurduğu hukuki sonuçlardır. Devletlerin egemenlik haklarının bir gereği olarak, yabancı bir mahkemenin verdiği karar (örneğin bir boşanma, evlat edinme veya soybağı kararı), Türk sınırları içerisindeki nüfus müdürlükleri veya diğer resmi makamlar tarafından kendiliğinden (ex officio) geçerli kabul edilmez.
Yabancı bir ilamın Türk kişisel durum siciline (nüfus kütüklerine) işlenebilmesi ve Türkiye’de kesin hüküm teşkil edebilmesi için, ya idari bir tescil mekanizmasının işletilmesi ya da yargısal bir yol olan Tanıma ve Tenfiz davasının ikame edilmesi zorunludur. Yatırımcı müvekkillerinizin yurt dışındaki medeni durum değişikliklerinin Türkiye’deki malvarlığı ve miras haklarını etkilememesi için bu prosedürlerin hatasız yönetilmesi gerekir.
5.1. Tanıma ve Tenfiz Arasındaki Hukuki Ayırım
5718 sayılı MÖHUK, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki akıbetini iki farklı hukuki müessese ile düzenlemiştir:
- Tanıma (MÖHUK m. 58): Yabancı bir mahkeme kararının kesin hüküm (res judicata) ve kesin delil gücünün Türk hukuku tarafından kabul edilmesidir. Kişisel durum sicilini ilgilendirir kararların çok büyük bir kısmı (özellikle boşanma, evlilik iptali, babalık tespiti gibi inşai veya tespit niteliğindeki kararlar) sadece “tanıma” işlemine tabidir. Çünkü bu kararların icra edilmesini gerektiren cebri bir edim (bir şeyin zorla yaptırılması) söz konusu değildir.
- Tenfiz (MÖHUK m. 50): Yabancı mahkeme kararının, kesin hüküm gücünün yanı sıra, Türk icra organları tarafından zorla yerine getirilebilmesini (icra kabiliyetini) sağlayan mekanizmadır. Eğer kişisel durum kararı, icra edilebilir bir hüküm de içeriyorsa (örneğin boşanmanın yanı sıra çocuk için velayet, nafaka veya maddi-manevi tazminata hükmedilmişse), bu kısımlar için “tenfiz” kararı alınması zorunludur.
Yabancı İlamların Hukuki Niteliğine Göre Dağılımı:
├── İnşai / Tespit Kararları (Boşanma, Soybağı) ──> Sadece TANIMA yeterlidir.
└── Eda / İcra İçeren Kararlar (Nafaka, Velayet) ──> MUTLAK TENFİZ gereklidir.
5.2. İdari Yoldan Nüfusa Tescil Kolaylığı: Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A
Geçmişte yabancı ülkede boşanan kişilerin bu kararı Türk nüfus kütüğüne işletebilmesi için mutlaka Türkiye’de bir tanıma davası açması ve yıllarca süren yargılama maliyetlerine katlanması gerekiyordu. Kanun koyucu, 2017 yılında 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na 27/A maddesini ekleyerek büyük bir idari reform gerçekleştirmiştir.
5.2.1. İdari Tescilin Şartları ve Kapsamı
NHK m. 27/A uyarınca, yabancı ülke adli veya idari makamlarınca verilen boşanma, evliliğin iptali veya butlanına ilişkin kararlar, dava açılmasına gerek kalmaksızın doğrudan Nüfus Müdürlükleri veya Dış Temsilcilikler (Konsolosluklar)tarafından tescil edilebilir. Bu kolaylıktan yararlanabilmek için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Kararın verildiği devlet hukuku ile Türk hukuku arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunması veya o devlet kanunlarında bu yönde bir hüküm olması.
- Yabancı ilamın, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması.
- Tarafların Birlikte Başvurusu: Boşanan tarafların (veya vekillerinin) nüfus müdürlüğüne ya da konsolosluğa birlikte başvurması şarttır. Eşlerden birinin vefat etmiş olması halinde sağ kalan eşin tek başına başvurusu da kabul edilir.
- Yabancı Yatırımcılar İçin Önemi: Eğer taraflardan biri tescil işlemine yanaşmıyorsa veya taraflar arasında çekişme varsa, idari yoldan tescil yapılamaz. Bu durumda tek çare MÖHUK uyarınca Aile Mahkemesinde tanıma-tenfiz davası açmaktır.
5.3. Yargısal Yol: Tanıma ve Tenfiz Davasının Usulü
İdari tescilin mümkün olmadığı hallerde, uyuşmazlık adli yargı eliyle çözülür.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: MÖHUK m. 51 uyarınca, tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir (Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar). Yetkili mahkeme ise, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri; yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer; o da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleridir.
- Tenfiz Şartları (MÖHUK m. 54): Türk hakimi, yabancı mahkemenin kararını esastan (merit) inceleyemez (révision au fond yasağı). Sadece şu şekli şartları denetler:
- Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık anlaşmasının bulunması (Tenfiz için zorunludur, sadece tanıma davalarında bu şart aranmaz).
- Kararın, Türk mahkemelerinin münhasır (kesin) yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması (Örneğin gayrimenkulün aynına ilişkin davalar münhasır yetkilidir, yabancı mahkemenin bu konudaki kararı tanınamaz).
- Kararın kamu düzenine açıkça aykırı olmaması.
- Savunma Haklarına Saygı (Karşı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmiş ve savunma imkanı tanınmış olması).
5.4. Kişisel Durum Siciline Etkisi ve Kazanılmış Haklar
Tanıma veya tenfiz davası başarıyla sonuçlanıp mahkeme kararı kesinleştiğinde, bu karar hüküm ve sonuçlarını yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren doğurur (MÖHUK m. 59). Yani, Türk nüfusa tescil geriye dönük olarak hüküm ifade eder.
- Miras ve Mülkiyet Hukukuna Etkisi: Yurt dışındaki boşanma kararı Türkiye’de tanınmadığı müddetçe taraflar yasal olarak evli kalmaya devam ederler. Eğer bu süreçte eşlerden biri vefat ederse, yurt dışında boşanmış olan eski eş, Türkiye’deki malvarlığı üzerinde yasal mirasçı olarak hak iddia edebilir. Tanıma kararı alındığı an, bu mirasçılık sıfatı geriye dönük olarak ortadan kalkar ve kişisel durum sicili temizlenmiş olur.
Yabancı mahkeme boşanma kararı Türkiye’de doğrudan geçerli midir?
Hayır, doğrudan geçerli değildir. Yabancı boşanma kararının Türkiye’de yasal hüküm doğurabilmesi için ya her iki eşin konsolosluğa başvurarak idari tescil yaptırması ya da Aile Mahkemesinde tanıma davası açması gerekir.
Tanıma ve tenfiz davası ne kadar sürer?
Davanın süresi, karşı tarafın (davalı eşin) yurt dışındaki adresine yapılacak tebligat süresine doğrudan bağlıdır. Yurt dışı tebligatları zaman aldığından bu davalar genellikle 6 ay ile 1.5 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Ancak davalı tarafa Türkiye’de vekaletname çıkartılması süreci birkaç aya indirebilir.
Yabancı velayet kararı Türkiye’de nasıl uygulanır?
Yabancı mahkemenin verdiği çocuk velayeti kararı bir “eda hükmü” (icrai nitelik) taşıdığı için Türkiye’de sadece tanınması yetmez; mutlak surette Aile Mahkemesinden tenfiz kararı alınması ve icra müdürlüğü kanalıyla işleme konulması gerekir.
YATIRIM YOLUYLA VATANDAŞLIKTA KİŞİSEL DURUM SİCİLİ HATALARI VE HUKUKİ ÇÖZÜM YOLLARI
Türkiye Cumhuriyeti’nin son yıllarda uyguladığı ve küresel yatırımcılar tarafından yoğun ilgi gören “Yatırım Yoluyla Türk Vatandaşlığı” programı (5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 12/b uyarınca), beraberinde çok spesifik ve karmaşık bir nüfus mevzuatı uyuşmazlığı dalgası getirmiştir.
Gayrimenkul alımı veya sermaye yatırımı yoluyla vatandaşlık kazanan yabancıların, köken ülkelerindeki resmi kimlik bilgileri ile Türkiye’deki nüfus kütüklerine geçirilen bilgileri arasında ortaya çıkan uyumsuzluklar, bu yatırımcıların Türkiye’deki mülkiyet haklarını, miras intikal işlemlerini ve ticari faaliyetlerini doğrudan kilitleyebilmektedir. Serimizin bu son bölümünde, yatırımcı müvekkillerinizin karşılaştığı sicil hatalarını ve bunların idari ile adli çözüm yollarını masaya yatırıyoruz.
6.1. İsim ve Soyadı Uyuşmazlıkları ile İsim Denklik Belgesi (Formul v) Sorunu
Vatandaşlık başvuru sürecinde en sık karşılaşılan kriz, yabancı yatırımcıların kendi ülkelerindeki isim-soyadı yazılış formları ile Türk kimliğindeki yazılış formlarının farklılık göstermesidir.
- İsim Değiştirme Hakkı ve Sonuçları: Türk mevzuatı, yabancılara vatandaşlığa geçerken isim ve soyisimlerini Türk kültürüne uygun şekilde değiştirme hakkı (veya soyadını doğrudan Türkçe seçme zorunluluğu) tanımaktadır. Örneğin, “Michael” olan adını “Mikail” yapan veya yabancı soyadını tamamen Türkçe bir kelimeyle değiştiren bir yatırımcı, Türkiye’de yasal olarak yeni bir kimliğe bürünür.
- Mülkiyet ve Hesap Kilitlenmesi: Yatırımcı, vatandaşlık öncesinde yabancı pasaportuyla gayrimenkul satın almış, banka hesabı açmış veya şirket kurmuşsa; vatandaşlığa geçtikten sonra bu varlıkların sahibinin kendisi olduğunu ispat etmekte zorlanır. Çünkü tapu sicilinde “Michael” yazarken, yeni Türk kimliğinde “Mikail” yazmaktadır.
- Hukuki Çözüm: İsim Denklik Belgesi: Bu uyumsuzluğu gidermek için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden “İsim Denklik Belgesi” talep edilmelidir. Bu belge, “X isimli yabancı ile Y isimli Türk vatandaşı aynı kişidir” gerçeğini resmi olarak doğrular. Tapu müdürlüklerinde ve bankalarda unvan güncellemesi (tashih) yapılabilmesi için bu belgenin ibrazı zorunludur.
İsim Değişikliği Sonrası Varlık Güncelleme Süreci:
├── Vatandaşlık Öncesi Kazanım (Yabancı Kimlik / Pasaport ile)
├── Vatandaşlığa Geçiş + İsim-Soyadı Değişikliği (Türk Kimliği)
├── Nüfus Müdürlüğünden “İsim Denklik Belgesi” Alınması
└── Tapu / Banka Sicilinde İsim Tashihi (Güncelleme) İşlemi
6.2. Doğum Yeri ve Doğum Tarihi Hatalarının Düzeltilmesi
Birçok yabancı ülkenin nüfus kayıt sistemi, Türk nüfus sisteminin aradığı hassasiyete sahip değildir. Örneğin bazı ülkelerde kişilerin tam doğum günü ve ayı yazılmamakta, sadece doğum yılı (Örn: 01/01/1980 şeklinde otomatik atanarak) kaydedilmektedir. Ya da doğum yeri yalnızca “Yurt Dışı” olarak kütüğe geçirilmektedir.
- Miras ve Emeklilik Haklarına Engel: Yatırımcının doğum tarihinin veya yerinin yanlış ya da eksik yazılması, ileride uluslararası miras paylaşımında ülkeler arası evrak eşleşmesini imkansız kılar.
- İdari Düzeltme Yolu (NHK m. 35-38): Eğer hata, vatandaşlık başvuru dosyasındaki orijinal belgelerin (Apostille şerhli doğum belgesi) Türk nüfus kütüğüne girilmesi esnasında yapılan bir yazım hatasından (maddi hata) kaynaklanıyorsa, mahkemeye gitmeye gerek yoktur. İlgili Nüfus Müdürlüğüne verilecek bir dilekçe ve ekindeki orijinal dayanak belgeleriyle hata idari yoldan düzeltilebilir.
6.3. Adli Yol: Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası
Eğer kütükteki hata idari bir kelime hatasından ibaret değilse, yani kişinin esasa ilişkin bir durumunu değiştiriyorsa veya idare sunulan belgeleri yetersiz bularak düzeltme talebini reddetmişse, tek çare Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasıaçmaktır (TMK m. 39).
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise yatırımcının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir. Davalı taraf olarak mutlak surette ilgili Nüfus Müdürlüğü gösterilir.
- Deliller: Mahkemede kişinin köken ülkesinden alınmış, usulüne uygun olarak tasdik edilmiş (Apostille veya Konsolosluk onaylı) resmi doğum belgeleri, aile cüzdanları ve pasaport kayıtları kesin delil olarak sunulur. Gerekirse kişinin gerçekten iddia ettiği kişi olduğunun tespiti için DNA testi veya adli tıp incelemesi talep edilebilir.
6.4. Aile Birleşimi ve Sonradan Doğan Çocukların Tescili Krizleri
Yatırım yoluyla vatandaşlık kazanan ana-babanın, vatandaşlık aldıktan sonra yurt dışında doğan çocuklarının tescil süreci de operasyonel riskler barındırır.
- Zamanında Bildirim: Yurt dışında doğan çocukların doğumu, o ülkedeki Türk Konsolosluğuna bildirilmelidir. Ancak yatırımcılar bazen ticari yoğunlukları nedeniyle bu bildirimi geciktirmekte ve çocukların Türk nüfus kütüğüne kaydı “saklı nüfus” veya “geç bildirim” prosedürlerine takılmaktadır.
- Evlilik Tarihi Çelişkisi: Ana-babanın köken ülkesindeki evlilik tarihi ile Türk vatandaşlığına geçiş tarihleri arasındaki kronolojik uyumsuzluklar nüfus memurları tarafından şüpheyle karşılanabilmektedir. Vatandaşlık dosyasında yer alan evlilik cüzdanı ile sonradan sunulan belgeler birebir uyuşmalıdır.