Yat Sigortasında Teminat Kapsamı ve Teminat Dışı Haller Nelerdir?
Yat Sigortasında Teminat Kapsamı ve Teminat Dışı Haller Nelerdir?
Yat sigortasında teminat kapsamı ve teminat dışı haller, uygulamada en çok yanlış anlaşılan başlıklardan biridir. Birçok yat sahibi poliçeyi “tekneye bir şey olursa sigorta öder” mantığıyla okur; oysa Türk sigorta hukukunda ve yayımlanmış tekne sigortası genel şartlarında koruma, tek cümlelik değil çok katmanlı bir yapıyla kurulur. Türkiye Sigorta Birliği tarafından yayımlanan Tekne Sigortası Genel Şartları, bu sigortanın gemi veya diğer deniz ve göl araçları ya da bunlara ilişkin sigorta ettirilebilir menfaatlerin maruz kalabileceği rizikoları, poliçede belirlenen koşullara bağlı olarak güvence altına aldığını açıkça belirtir. Aynı metin, yat ve kotraların da sigortacı kabul ettiği takdirde bu kapsama girdiğini yazar. Bu yüzden yat sigortasında ilk gerçek şudur: tekne sigortası, genel şartlarla başlar; ama asıl kapsam poliçe, özel şart, kloz ve ek teminatlarla belirlenir.
Bu nedenle “yat sigortasında neler teminat altındadır?” sorusunun doğru cevabı, yalnız genel şartlar okunarak verilemez. Resmî genel şartlar, rizikonun gerçekleşmesi sonucu teknenin veya buna ilişkin diğer menfaatlerin uğrayacağı ziya ve hasarı, ayrıca teminata dahil edilmişse sorumluluk tazminatını ve bunlarla ilgili masrafları kapsadığını söyler; fakat ziya, hasar, sorumluluk ve masrafın kapsamının, ayrıca hangi rizikoların dahil veya istisna edildiğinin poliçeye eklenen özel şartlarla belirleneceğini de açıkça vurgular. Yani hukuken genel şart “çerçeve”yi kurar; asıl sigorta koruması ise hangi klozun alındığına göre daralır veya genişler.
Yat sigortasında teminat kapsamı nasıl okunmalıdır?
Tekne Sigortası Genel Şartları’na göre sigortanın konusu yalnız teknenin fiziki gövdesi değildir; “gemi veya diğer deniz ve göl araçları ya da bunlara ilişkin diğer sigorta ettirilebilir menfaatler” de sigorta konusu olabilir. Bu ifade önemlidir; çünkü uygulamada yalnız gövde değil, bazı durumlarda makine, ekipman, bağlı menfaat, sorumluluk ve masraflar da poliçe mimarisine dahil edilir. Ancak burada hukuken belirleyici olan şey, hangi menfaatin sigortaya dahil edildiğinin poliçede açıkça yazılmasıdır. Bir başka ifadeyle, sigortalanabilir menfaat kapsamı vardır; fakat her menfaat otomatik olarak teminat içinde değildir.
Genel şartlar ayrıca sigorta değerinin taraflar başka bir esas kararlaştırmamışsa rizikonun başladığı andaki değer olduğunu; aksi kararlaştırılmadıkça yakıt, kumanya, levazım, gemi adamı ücretleri ve sigorta ücretinin bu değere dahil olmadığını söyler. Bu nokta pratikte çok önemlidir. Çünkü yat sahipleri çoğu zaman poliçe bedelini “teknenin piyasa değeri” ile “üzerindeki her şey dahil toplam ekonomik değer”i aynı sanarak belirler. Oysa sigorta değerinin nasıl hesaplandığı, sonradan ödenecek tazminatın miktarını doğrudan etkiler.
Genel şartlar ayrıca aşkın sigorta ve eksik sigorta rejimini de açıkça kurar. Sigorta bedeli sigorta değerini aşamaz; aşan kısım geçersizdir. Sigorta bedeli sigorta değerinden az ise tazminat, sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki orana göre ödenir. Bu düzenleme, yat sigortasında en sık hayal kırıklığı yaratan alanlardan biridir. Teknenin gerçek piyasa değeri veya yeniden ikame değeri ile poliçede yazılı bedel arasında fark varsa, hasar anında beklenen ödeme ile alınacak ödeme ciddi biçimde ayrışabilir. Bu durum “teminat dışı hal” değildir; ama eksik sigorta nedeniyle fiilen korumanın daralmasıdır.
Klas belgesinin sigorta hukukundaki yeri
Tekne Sigortası Genel Şartları, yat sigortasında çok kritik bir ön koşul daha getirir: sınıf (klas) belgesi. Metne göre aksi kararlaştırılmadıkça, sigorta konusu gemi veya diğer deniz ve göl araçları, sınıflama kurumları tarafından verilmiş sınıf belgesine sahip olmalı ve bu belge sigorta süresi içinde geçerliliğini korumalıdır. Klas belgesi olmayan gemi ve diğer deniz araçlarının sigortalanabilmesi için ise yürürlükteki ilgili mevzuat hükümlerine göre inşa edilmiş olmaları zorunludur. Bu düzenleme, yat sigortasında teknik belgenin sadece operasyonel değil, doğrudan teminat kurucu unsur olabileceğini gösterir.
Buradan çıkan hukukî sonuç açıktır: poliçede aksi yazılmadığı sürece klaslı bir yatın klasının sürdürülmemesi veya klassız bir teknenin mevzuata uygun inşa edildiğini gösteren zeminin bulunmaması, tazminat tartışmasını doğrudan etkileyebilir. Bu, “klas yoksa her hasar kesin reddedilir” şeklinde kaba bir formüle indirgenemez; ama sigortacının risk kabulünün dayandığı teknik çerçevenin bozulduğu anlamına gelir. Özellikle ağır hasar, büyük makine arızası veya ticari kullanım içeren dosyalarda klas ve teknik uygunluk, hasarın teminat içinde değerlendirilmesinde merkezî bir unsurdur.
Teminat dışı haller neden poliçeye göre değişir?
Yat sigortasında teminat dışı hallerin tamamını tek bir sabit listede toplamak, Türk hukukundaki sistemle tam uyumlu değildir. Çünkü resmî Tekne Sigortası Genel Şartları açıkça, ziya ve hasar ile sorumluluk tazminatının kapsam ve içeriğinin ve teminata dahil ve istisna edilen rizikoların, poliçeye eklenen özel şartlarla belirleneceğini söyler. Bu nedenle bir poliçede açıkça alınmış bir risk, başka bir poliçede istisna olabilir; bir poliçede sorumluluk teminatı dahilken başka poliçede sadece gövde hasarı teminatı bulunabilir. Hukuken doğru yaklaşım, genel şartı çatı metin; özel şartı ise asıl teminat haritası olarak okumaktır.
Bu yüzden yat sahiplerinin en büyük hatası, yalnız poliçe ön yüzündeki bedel ve prim bilgisine bakıp “tam kapsam” sigorta yaptırdığını sanmasıdır. Oysa hukukî açıdan gerçek soru şudur: hangi klozlar alındı, hangi riskler açıkça dışlandı, hangi sorumluluk kalemleri ayrıca eklendi, hangi muafiyetler kondu, hangi operasyonel şartlara bağlandı? Tekne sigortasında “teminat dışı hal” çoğu zaman poliçe eki sayfalarında saklıdır. Bu nedenle büyük bedelli yatlarda hukukî inceleme, sadece hasardan sonra değil, poliçe kurulurken de gereklidir.
Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü: En kritik reddedilme sebeplerinden biri
Türk Ticaret Kanunu m. 1435, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu düzenler. Bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar; sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya farklı şartlarda yapmasını gerektirecek nitelikteyse önemli sayılır. Ayrıca sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli kabul edilir. Bu hüküm, yat sigortasında en kritik alanlardan biridir. Çünkü teknenin yaşı, kullanım amacı, ticari charter yapılıp yapılmadığı, klas durumu, geçmiş ağır hasarlar, makine geçmişi, sefer bölgesi, bağlama yeri ve tadilat bilgileri sigortacının risk değerlendirmesini doğrudan etkiler.
Tekne Sigortası Genel Şartları da aynı mantığı “iyiniyet yükümlülüğü” başlığı altında tekrarlar. Genel şartlara göre taraflar sözleşmenin yapılması sırasında ve devamı boyunca iyiniyetle hareket etmekle yükümlüdür; sigorta ettiren veya sigortalı, sözleşmenin esasına ilişkin kendilerince bilinen her hususu sözleşme yapılmadan önce sigortacıya bildirmek zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde iyiniyete aykırı davranılmış sayılır. Yat sigortasında kullanımın özel tekneden ticari charter’a kayması, refit sonrası ağır modifikasyon yapılması veya bilinen hasar geçmişinin saklanması gibi durumlar, işte bu alanda tazminat tartışmasına neden olur.
Rizikonun sonradan ağırlaşması neden önemlidir?
Sigorta sözleşmesi yapıldıktan sonra risk profili değişebilir. Teknenin kullanım alanı genişleyebilir, daha sert hava/seyir sahasına çıkabilir, özel kullanım teknesi fiilen ticari charter’da çalışmaya başlayabilir veya ciddi tadilat nedeniyle teknik yapı değişebilir. TTK sisteminde riskin sonradan artması da önemlidir. TOBB yayımlı TTK metninde, sigorta ettirenin sözleşmenin devamı sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlali halinde sigortacının bazı durumlarda prim farkı isteyebileceği, ağır hallerde ise sözleşmeyi feshedebileceği görülmektedir. Özellikle hayat sigortası bakımından özel bir hüküm olan m. 1499’da dahi bu sistemin mantığı açık biçimde kurulmuştur: risk artışı ve buna ilişkin beyan ihlali, yalnız prim farkı değil, bazı durumlarda fesih sonucuna da yol açabilir. Yat sigortasında da risk artışı bildirimi, genel sigorta mantığının temel parçalarındandır.
Ayrıca TOBB metninde deniz sigortalarına ilişkin eski sistemden aktarılan açıklamalar, yolculuğun gecikmesi, rotadan ayrılma veya sigortalının fiili ya da talimatıyla riskin artmasına yol açan davranışların deniz sigortasında tarihsel olarak hassas kabul edildiğini de gösterir. Bu nedenle poliçede belirli sefer sahası, özel kullanım, marina/karada muhafaza veya belirli rotalar esas alınmışsa; bunların dışına çıkılması sigortacının risk üstlenme hesabını değiştirebilir. Uygulamada birçok red dosyası, hasarın kendisinden değil, poliçedeki kullanım rejiminin sessizce değiştirilmesinden doğar.
Prim ödenmezse teminat ne olur?
Bu da çok sık gözden kaçan bir “teminat dışı kalma” sebebidir. Tekne Sigortası Genel Şartları’nın C.2 maddesine göre, primin tamamı veya ilk taksiti ödenmez ya da sonraki taksitlerden biri vade gününde ödenmezse sigorta ettiren temerrüde düşer. Temerrüt gününü takip eden 15 gün içinde borç yine ödenmezse, bu sürenin bitiminden itibaren 15 gün süreyle sigorta teminatı durur. Bu sürenin sonuna kadar da prim ödenmezse sigorta sözleşmesi herhangi bir ihtara gerek olmadan feshedilmiş olur. Bu nedenle “poliçe var ama prim taksiti birkaç hafta gecikti” düşüncesi, yat sigortasında son derece tehlikelidir.
Pratikte bu şu anlama gelir: sigortalı, teknesinin fiziksel olarak sigortalı olduğunu düşünse bile, ödeme zincirindeki bir aksama nedeniyle hasar tarihindeki teminat askıda olabilir. Özellikle taksitli poliçelerde bu risk büyüktür. Bu durum klasik anlamda “istisna edilmiş riziko” değilse de, teminatın hukuken durması nedeniyle fiilen teminat dışı sonuç yaratır. Yat sigortasında hasar reddinin en can sıkıcı biçimlerinden biri budur; çünkü hasarın sebebi değil, poliçenin ödeme disiplininin bozulması öne çıkar.
Riziko gerçekleşince ihbar ve belge yükümlülüğü
Türk Ticaret Kanunu m. 1446’ya göre sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır; sigortacı olayı daha önce fiilen öğrenmişse bu indirim imkanından yararlanamaz. Bu hüküm, yat sigortasında hasar sonrası ilk saatlerin neden hukukî önem taşıdığını açıkça gösterir. Çarpma, karaya oturma, ağır makine arızası, yangın veya su alma gibi olaylarda gecikmiş ihbar, tazminat dosyasını doğrudan etkileyebilir.
Tekne Sigortası Genel Şartları da aynı yükümlülüğü özel olarak tekrarlar ve sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenir öğrenmez sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğunu söyler. Ayrıca tazminat borcunun muaccel olabilmesi için sigortalının tazminatın hesabını gösteren liste ile gerekli belgeleri sunması gerekir. Genel şartlarda özellikle deniz raporu, kaza ile ilgili güverte ve makine jurnallerinin onaylı kopyaları, denize elverişlilik belgesi, klas kuruluşu raporu, yürürlükteki klas belgesi, ekspertiz/dispeç raporu, asgari emniyet belgesi, gemi adamları listesi ve zarara ilişkin proforma fatura veya makbuz gibi evraklar sayılmıştır. Bu da gösterir ki yat sigortasında tazminat yalnız “hasar oldu” demekle değil, belgelendirilmiş dosya ile işler.
Zararın azaltılması ve kurtarma yükümlülüğü
Türk Ticaret Kanunu m. 1448, sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması ve sigortacının üçüncü kişilere rücu haklarının korunması için imkânlar ölçüsünde önlem almakla yükümlü olduğunu düzenler. Aynı maddede, bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılacağı; buna karşılık sigorta ettirenin yaptığı makul giderlerin, faydasız kalsa bile sigortacı tarafından karşılanacağı da yazılıdır. Bu hüküm, yat sigortasında “sigorta var, hiçbir şey yapmayayım” yaklaşımının hukuken yanlış olduğunu ortaya koyar.
Tekne Sigortası Genel Şartları B.1 de aynı mantığı tekrarlar. Sigortalı veya sigorta ettiren her türlü koruma önlemini almak, sigortacıyla tam işbirliği yapmak, üçüncü kişilere karşı rücu haklarını korumak üzere gerekli işlemleri zamanında yapmak zorundadır. Bu yükümlülükler yerine getirilmez ve bunun sonucu zarar miktarında artış olursa, artan kısım tazminattan indirilir. Bu nedenle örneğin küçük bir su alma olayında teknenin makul önlemlerle kurtarılmaması, yangın sonrası delil ve rücu zincirinin bozulması veya acil tamirlerin sigortacı ile koordinasyonsuz yapılması ödeme ihtimalini zayıflatabilir.
Teminat dışı hallerin ana grupları
Yat sigortasında teminat dışı haller, resmî genel şartlar bakımından esasen iki ana kaynaktan doğar. Birinci grup, poliçe ve özel şartlarla açıkça istisna edilen risklerdir. Tekne Sigortası Genel Şartları bu istisna alanının poliçeye eklenen özel şartlarla belirleneceğini söyler. Bu nedenle her poliçede geçerli sabit bir istisna listesi bulunduğunu varsaymak doğru değildir; bazı poliçelerde sorumluluk dahil, bazılarında hariç; bazı poliçelerde belirli coğrafi sahalar dahil, bazılarında hariç olabilir.
İkinci grup ise, teminatın kurulmasına veya korunmasına ilişkin yükümlülüklerin ihlalinden doğan dışarıda kalma hallerdir. Bunların başlıcaları; geçerli klas veya mevzuata uygun teknik zemin bulunmaması, sözleşme öncesi önemli hususların bildirilmemesi, rizikonun ağırlaşmasının bildirilmemesi, prim borcu nedeniyle teminatın durması, hasarın gecikmeli ihbarı, hasar sonrası işbirliği yükümlülüğünün ihlali, zararı önleme ve rücu haklarını koruma yükümlülüğüne aykırılık ve eksik sigorta nedeniyle tazminatın oransal olarak düşmesidir. Bu başlıklar, klasik “istisna edilen risk” olmamakla birlikte, uygulamada ödeme reddi veya indirimine en çok yol açan alanlardır.
Ticari yatlarda sorumluluk sigortası ayrıca düşünülmelidir
Ticari deniz turizmi araçları bakımından sigorta rejimi daha da katmanlıdır. Deniz Turizmi Yönetmeliği m. 51’e göre bu Yönetmelik kapsamında belgelendirilen deniz turizmi araçları işletmelerinin, işletme belgelerinde belirtilen araçların mürettebatına ve üçüncü kişilere verebileceği zararları kapsayan sigorta yaptırmaları zorunludur. Aynı maddede, denize elverişlilik belgesinde yolcu kapasitesi on ikiden fazla olan deniz turizmi araçlarının TTK m. 1259’daki sigorta gereklerine tabi olduğu da belirtilir. Yani ticari yat işletmecisi için yalnız gövde/hull sigortası yetmez; üçüncü kişilere ve mürettebata verilebilecek zararları kapsayan sorumluluk poliçesi de zorunludur.
Burada önemli bir teknik ayrım vardır. SEDDK’nın Deniz Araçları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği, kapsam bakımından TTK m. 1259’daki zorunlu sigorta kapsamındaki gemiler ile düzenli sefer mevzuatındaki gemiler için uygulanır; aynı Tebliğ’in 1. maddesinin üçüncü fıkrası, 2634 sayılı Kanun’un 29/3 hükmü uyarınca deniz turizmi araçlarının bu Tebliğ hükümlerine dahil olmadığını açıkça belirtir. Bu yüzden ticari yat işletmecileri bakımından hangi zorunlu sorumluluk sigortasının hangi hukuki kaynaktan geldiği karıştırılmamalıdır. Deniz turizmi araçları için özel yükümlülükler ayrı, TTK m. 1259 kapsamındaki yolcu taşıma zorunlu sigortası ayrı başlıktır.
Sigorta teminatı yetmeyebilir; poliçe dışı zarar yine işletmeciye kalabilir
Deniz Turizmi Yönetmeliği m. 51/3 çok önemli bir gerçeği açıkça söyler: deniz turizmi tesisi ve aracı işletmeleri, taahhüt ettikleri hizmetleri aynen gerçekleştirmedikleri durumda bundan doğan ve sigorta kapsamı dışındaki zararlar ile zararın sigorta teminatını aşan kısmı bakımından 6502 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu düzenleme şunu açıkça gösterir: sigorta yaptırılmış olması, işletmeciyi sigorta limitini aşan veya poliçe dışında kalan tüm zararlardan otomatik olarak kurtarmaz. Özellikle charter ve ticari kullanımda “sigortam var” savunması her zararı bertaraf etmez.
Bu durum özel yat sahibi için de önemli bir uyarıdır. Poliçede sorumluluk teminatı varsa bile limitler, muafiyetler ve poliçe dışı kalemler ayrıca incelenmelidir. Çünkü hasarın tamamı değil sadece bir kısmı güvence altına alınmış olabilir. Yat sigortasında güvence kapsamı kadar limit, alt limit ve muafiyet de kritik başlıktır. Hukukî açıdan “teminat kapsamında” olmak ile “zararın tamamını karşılayacak düzeyde teminatlandırılmış olmak” aynı şey değildir.
Sigorta reddini azaltmak için ne yapılmalı?
Yat sigortasında ödeme reddi riskini azaltmanın en etkili yolu, hasardan sonra savunma üretmek değil, poliçe kurulurken doğru yapı kurmaktır. Teknenin gerçek kullanım şekli dürüstçe bildirilmeli; özel kullanım teknesi ticari charter’da çalışıyorsa bu mutlaka poliçeye yansıtılmalı; klas ve teknik belgeler güncel tutulmalı; sigorta değeri piyasa gerçeğine göre belirlenmeli; prim takvimine titizlikle uyulmalı; hasar sonrası ihbar, deniz raporu, jurnal, ekspertiz ve belge zinciri geciktirilmemelidir. Resmî genel şartlar ve TTK hükümleri birlikte okunduğunda, ödeme reddi dosyalarının büyük kısmının “ani sürpriz istisna”dan değil, beyan, prim, ihbar ve işbirliği ihlalinden çıktığı görülür.
Özellikle yüksek bedelli yatlarda poliçe metni, özel şartlar ve ek klozlar hukukçu ve sigorta uzmanı birlikte okunmalıdır. Çünkü genel şartlar 1996 tarihli olup son düzenleme tarihi 11 Mayıs 2002 olarak yayımlanmaktadır; buna karşılık güncel riskler, elektronik sistemler, charter kullanımı, yabancı marina ve yabancı sular, yönetim şirketi ilişkileri ve dijital takip sistemleri çoğu zaman özel şartlarla düzenlenir. Dolayısıyla yalnız genel şartı okumak, güncel risk profilini tek başına anlamaya yetmez. Asıl koruma, genel şart ile özel klozların birlikte analiz edilmesinden doğar.
Sonuç
Yat sigortasında teminat kapsamı ve teminat dışı haller, tek cümleyle açıklanacak kadar basit değildir. Resmî Tekne Sigortası Genel Şartları, bu sigortanın tekneyi ve sigortalanabilir diğer menfaatleri poliçede belirlenen koşullarla koruduğunu; sorumluluk teminatı ve masrafların ancak teminata dahil edilmişse devreye girdiğini; kapsama giren ve dışlanan rizikoların ise esasen özel şartlarla belirleneceğini açıkça ortaya koyar. Buna ek olarak klas belgesi, sigorta değeri, eksik sigorta, iyiniyet ve beyan yükümlülüğü, prim ödeme disiplini, hasar ihbarı ve zararı azaltma yükümlülüğü, hukukî korumanın fiilen sürmesi için vazgeçilmezdir.
Kısacası, yat sigortasında “teminat dışı hal” sadece poliçede sayılan istisna listesi değildir. Bazen sigortalının bildirmediği önemli bir olgu, bazen süresi dolmuş klas, bazen ödenmemiş taksit, bazen gecikmiş ihbar, bazen de eksik sigorta nedeniyle güvence beklenenden daha dar hale gelir. Ticari yatlarda ise buna zorunlu sorumluluk sigortası ve limit üstü zarar riski de eklenir. Bu nedenle iyi bir yat sigortası, sadece poliçe almakla değil; poliçenin hukukî mimarisini doğru kurmakla başlar. Yat sahibini gerçekten koruyan şey, “sigorta var” cümlesi değil; hangi riskin, hangi şartla, hangi belge ve hangi yükümlülük rejimi içinde sigortalandığını bilmesidir.
Sık sorulan kısa sorular
Yat sigortası tek başına üçüncü kişiye verilen her zararı karşılar mı?
Hayır. Tekne Sigortası Genel Şartları, sorumluluk tazminatının ancak teminata dahil edilmişse kapsama girdiğini söyler. Ticari deniz turizmi araçlarında ise mürettebata ve üçüncü kişilere verilebilecek zararlar için ayrıca sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.
Klas belgesi yoksa poliçe otomatik olarak geçersiz midir?
Poliçede aksi kararlaştırılmadıkça, sigorta konusu teknenin geçerli sınıf belgesine sahip olması ve bunu sürdürmesi beklenir; sınıf belgesi olmayan tekneler için de ilgili mevzuata uygun inşa şartı aranır. Bu nedenle klas eksikliği, ciddi bir teminat tartışması yaratır.
Hasarı geç bildirirsem ne olur?
TTK m. 1446 ve Tekne Sigortası Genel Şartları’na göre hasar gecikmeksizin bildirilmeli; gecikme tazminat miktarını artırmışsa kusurun ağırlığına göre indirim yapılabilir.
Prim taksiti ödenmezse poliçe hemen biter mi?
Genel şartlara göre önce temerrüt oluşur; 15 gün daha ödeme yapılmazsa teminat 15 gün süreyle durur; bu sürenin sonunda da ödeme yapılmazsa sözleşme kendiliğinden feshedilir.
Ticari charter yapan yat için hull poliçesi yeterli midir?
Hayır. Deniz Turizmi Yönetmeliği, belgelendirilen deniz turizmi araçları işletmelerinin mürettebatına ve üçüncü kişilere verebileceği zararları kapsayan sigortayı zorunlu tutar; belli yolcu kapasitesinin üzerindeki tekneler için TTK m. 1259 sigorta gerekleri de ayrıca devreye girer.