Single Blog Title

This is a single blog caption

Kulüp Yöneticilerinin Basın Açıklamalarının Sporda Şiddet Hukuku Bakımından Sonuçları

Kulüp Yöneticilerinin Basın Açıklamalarının Sporda Şiddet Hukuku Bakımından Sonuçları

Giriş

Kulüp yöneticilerinin basın açıklamaları, spor hukukunda yalnız iletişim faaliyeti veya kurumsal görüş açıklaması olarak değerlendirilmez. Özellikle futbol bakımından yöneticinin mikrofon karşısında, kulübün resmî internet sitesinde, kulüp televizyonunda ya da sosyal medya hesabında yaptığı her açıklama; müsabaka güvenliği, hakem ve müsabaka görevlilerinin tarafsızlığı, taraftar davranışı ve federasyon otoritesi bakımından doğrudan hukukî sonuç doğurabilir. Türk mevzuatı bu alanı tesadüfe bırakmamış; 6222 sayılı Kanun, 5894 sayılı Kanun ve TFF Futbol Disiplin Talimatı ile çok katmanlı bir yaptırım sistemi kurmuştur.

Bu nedenle kulüp yöneticisinin basın açıklaması, sıradan bir ifade özgürlüğü tartışması olarak ele alınamaz. Elbette yöneticinin eleştiri yapma, kamuoyunu bilgilendirme ve kulübün haklarını savunma hakkı vardır. Ancak açıklama; hakemlerin veya TFF mensuplarının tarafsızlığına gölge düşürmeye, görevlerini etkilemeye, taraftarları provoke etmeye, şiddeti veya düzensizliği teşvik etmeye, toplumu ayrıştırmaya ya da sportmenlik ve fair play ilkelerini zedelemeye yöneldiğinde, artık sadece “sert demeç” olmaktan çıkar ve disiplin veya idari yaptırım alanına girer.

Üstelik aynı açıklama, yalnız federasyon disiplini bakımından değil, 6222 sayılı Kanun kapsamında da sonuç doğurabilir. Kanunun 22. maddesi, sporda şiddeti teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla açıklamada bulunan kişiler hakkında idari para cezası öngörmekte; bu fiilin spor kulübü veya federasyon yöneticileri tarafından işlenmesi halinde cezanın beş katına kadar artırılabileceğini ve ayrıca bir yıl süreyle seyirden yasaklama uygulanacağını düzenlemektedir. Bu da yöneticinin basın açıklamasını, kulüp iletişimi alanından çıkarıp doğrudan spor güvenliği hukukunun konusu haline getirir.

Bu yazıda, kulüp yöneticilerinin basın açıklamalarının hangi durumlarda hukukî risk doğurduğunu, hangi normlara dayandığını, hangi yaptırımların gündeme geldiğini, disiplin sürecinin nasıl işlediğini ve ifade özgürlüğü ile spor güvenliği arasındaki sınırın nasıl çizildiğini ayrıntılı biçimde ele alıyorum. Amaç, özellikle kulüp başkanları, yöneticiler ve hukuk birimleri için uygulamada kullanılabilecek net bir çerçeve sunmaktır.

Kulüp yöneticisinin açıklaması neden özel önem taşır?

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun, TFF’nin Türkiye’deki futbol faaliyetlerini yürütmek, düzenlemek ve denetlemekle görevli olduğunu; futbolun gelişmesi, fair play ilkelerinin gözetilmesi ve gerekli ulusal talimatların hazırlanması konusunda yetkili bulunduğunu düzenler. Aynı yapı içinde kulüp yöneticileri, futbol düzeninin yalnız katılımcısı değil, etkili kurumsal aktörleridir. Bu nedenle yöneticinin yaptığı açıklama, sıradan taraftar yorumundan farklı ağırlık taşır; çünkü açıklama kamuoyunu, hakemleri, müsabaka görevlilerini ve taraftar davranışını etkileyebilecek kurumsal otorite gücü taşır.

TFF Futbol Disiplin Talimatı da bu nedenle yöneticileri ayrı bir kategori olarak ele alır. Talimat, profesyonel futbol faaliyetlerinde bulunan kulüp, futbolcu, teknik adam, yönetici, müsabaka görevlileri ve diğer kişilerin fiillerinden doğan disiplin ihlallerini PFDK’nın karara bağlayacağını düzenler. Yani kulüp yöneticisinin medya önünde yaptığı açıklama, “kişisel görüş” olarak bırakılmamakta; profesyonel futbol faaliyeti içindeki disiplin fiili olarak değerlendirilebilmektedir.

Yöneticinin açıklamasının ağırlığı, kulüp adına konuşma kapasitesinden gelir. Özellikle kulübün başkanı veya resmen yetkilendirilmiş yöneticisi konuştuğunda, beyan çoğu zaman kulübün kurumsal iradesi gibi algılanır. Bu nedenle hukuken risk yalnız açıklamayı yapan kişiyle sınırlı kalmayabilir; açıklama kulübün resmî mecraları üzerinden yapılmışsa, kulüp de ayrıca disiplin yaptırımıyla karşılaşabilir. Talimatın kulüplere ve yöneticilere ayrı ayrı ceza öngörmesi, tam da bu kurumsal etki nedeniyle anlamlıdır.

Hangi açıklamalar disiplin ihlali sayılır?

Bu konuda en temel norm Futbol Disiplin Talimatı’nın 38. maddesidir. Bu maddeye göre talimat kapsamındaki kişilerin basın ve yayın organları, resmî internet siteleri veya sosyal medya aracılığı ile; Türk futbolunun marka değerine ve TFF’nin kurumsal itibarına zarar vermeleri, TFF yöneticilerinin, kurul üyelerinin, müsabaka görevlilerinin ve TFF mensuplarının tarafsızlıklarına gölge düşürmeleri, bu kişilerin görevlerinden el çekmeleri hususunda sportmenliğe, spor ahlakına veya fair-play anlayışına aykırı açıklamalarda bulunmaları; ayrıca sporda şiddet ve düzensizliği teşvik edebilecek, toplumu ayrıştırıcı ve bölücü anlam içeren ve taraftar olaylarına neden olabilecek her türlü açıklama, beyan ve paylaşım yapmaları yasaktır. Bu hüküm, kulüp yöneticisi açıklamalarının en geniş disiplin çerçevesini oluşturur.

Buradan çıkan sonuç açıktır: Her sert eleştiri disiplin ihlali değildir, fakat belirli eşikler aşıldığında ihlal doğar. Örneğin “hakem hatalı yönetim gösterdi” türü teknik veya sert eleştiri ile “hakem art niyetliydi, taraflıydı, federasyon bilinçli operasyon yaptı, taraftar gereğini yapacaktır” gibi açıklamalar aynı hukukî düzlemde değerlendirilmez. Özellikle tarafsızlık ithamı, görevden el çekme çağrısı, toplumsal kutuplaşmayı artıran söylem ve taraftar eylemlerine yol açabilecek dil kullanımı, artık Talimat m.38’in doğrudan alanına girer. Bu yorum, maddenin lafzı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde açıkça ortaya çıkar.

Ayrıca aynı Talimatın 36. maddesi de yöneticilerin sportmenliğe veya spor ahlakına aykırı, TFF’nin saygınlığını zedeleyen, futbolun değerini düşüren, sporda şiddet veya düzensizliği teşvik eden nitelikte ve/veya taraftar eylemlerine sebebiyet verebilecek hareketlerini ayrıca yasaklamaktadır. Bu madde, m.38’deki daha özel açıklama rejiminin yanında daha genel bir güvenlik ve sportmenlik bariyeri kurar. Dolayısıyla bir açıklama, 38. maddenin özel metnine tam girmese bile 36. madde kapsamında yine disiplin ihlali sayılabilir.

6222 sayılı Kanun bakımından sonuçlar

6222 sayılı Kanun’un 22. maddesi, sporda şiddeti teşvik edecek şekilde basın ve yayın yoluyla açıklamada bulunan kişilere, fiilleri ayrıca suç oluşturmadığı takdirde, idari para cezası verileceğini düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu fiilin spor kulübü veya federasyon yöneticileri tarafından işlenmesi halinde cezanın beş katına kadar artırılacağını açıkça söyler. Üçüncü fıkra ise daha da önemlidir: Birinci fıkra kapsamındaki fiilleri işleyen kişiler ayrıca idari tedbir olarak bir yıl süreyle spor müsabakalarını seyirden yasaklanır. Bu yasak, karar tarihinden itibaren uygulanır ve koruma tedbiri rejimine ilişkin esas ve usuller burada da işletilir.

Bu düzenleme, kulüp yöneticisinin basın açıklamasının sadece “disiplin cezası” doğuracağını düşünen yaklaşımı boşa çıkarır. Eğer açıklama 6222 anlamında sporda şiddeti teşvik edecek yoğunlukta görülürse, kişi hakkında idari para cezası ve seyirden yasaklama gündeme gelebilir. Böylece yönetici yalnız futbol içi statüsünde değil, doğrudan spor güvenliği hukuku bakımından da yaptırıma maruz kalır. Bu sonuç, özellikle televizyon, basın toplantısı, sosyal medya videosu veya yazılı açıklama yoluyla kitleleri etkileme gücü yüksek yöneticiler açısından son derece önemlidir.

Ayrıca 22. maddenin dördüncü fıkrası, bu tür fiillerin haber verme ve eleştiri hakkının sınırları aşılarak yayımlanması halinde basın ve yayın organının işleticisi olan gerçek veya tüzel kişilere de idari para cezası uygulanabileceğini düzenler. Bu hüküm doğrudan kulüp yöneticisine değil, mecraya yöneliktir; ancak kulüp medyası ve kulübün resmî kanalları üzerinden yapılan açıklamalarda dolaylı önem taşır. Çünkü açıklama hem yöneticiye hem kulübe hem de kullanılan medya organına farklı düzeylerde risk yükleyebilir.

TFF disiplin hukuku bakımından özel yaptırımlar

FDT m.38’de yöneticiler için öngörülen yaptırımlar oldukça ağırdır. Maddeye göre kulüp yöneticilerine 90 güne kadar hak mahrumiyeti cezası verilebilir ve lig seviyesine göre ciddi para cezaları uygulanır. Mevcut Talimatta Süper Lig kulübü yöneticileri için öngörülen para cezası 2.000.000 TL ile 4.000.000 TL aralığındadır; kulüpler için ise 2.700.000 TL ile 6.700.000 TL aralığında para cezası düzenlenmiştir. 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig bakımından da kademeli para cezaları öngörülmektedir. Bu rakamlar, artık basın açıklamalarının hukukî riskinin sembolik olmaktan çıktığını ve doğrudan ağır mali sonuç doğurduğunu göstermektedir.

Daha da dikkat çekici olan, Talimatın kulübün resmî mecraları üzerinden yapılan açıklamalar için özel hüküm getirmesidir. Madde 38’in üçüncü fıkrasına göre, aynı açıklama veya beyanların kulübün basın yayın organları ya da sosyal medya hesapları aracılığıyla, herhangi bir isim belirtilmeksizin veya “yönetim kurulu” tabiri kullanılarak yapılması halinde, açıklamayı yapan kulübün başkanına da yalnızca hak mahrumiyeti cezası verilir. Bu hüküm, “bunu ben değil yönetim kurulu açıkladı” ya da “kulüp hesabından paylaşıldı, şahsi beyan değil” savunmasını büyük ölçüde etkisiz hale getirir. Çünkü resmî kulüp mecrasında yapılan açıklamanın sorumluluğu, başkana kadar genişleyebilir.

Ayrıca maddenin dördüncü fıkrası, açıklamanın müsabaka görevlileri veya TFF mensuplarının tarafsızlığına gölge düşürecek ve/veya görevlerinin ifasını etkileyebilecek şekilde müsabaka öncesi veya esnasında yapılması halinde verilecek cezaların yarı oranında artırılacağını düzenler. Bu, zamanlama unsurunun da hukukî önem taşıdığını gösterir. Sezon sonunda yapılan sert açıklama ile maçtan hemen önce hakem heyetine yönelik baskı niteliği taşıyan açıklama aynı etkiyi doğurmaz. Türk futbol disiplin hukuku, özellikle maç öncesi baskı yaratma riskini daha ağır yaptırımla karşılamaktadır.

Açıklama hakaret veya tehdit içeriyorsa ne olur?

Kulüp yöneticisinin basın açıklaması yalnız TFF’nin itibarını zedeleme veya taraftarı provoke etme boyutunda kalmayabilir; kimi zaman doğrudan hakaret, sövme, tehdit veya kişilik hakkına saldırı niteliği de taşıyabilir. Bu durumda FDT’nin 41. maddesi ayrıca devreye girer. Bu madde, TFF veya mensuplarına, müsabaka görevlilerine, futbolculara, yöneticilere veya diğer ilgili kulüp ve kişilere hakaret eden, söven, tehdit eden veya herhangi bir şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunan ya da bunu basın ve yayın organları veya sosyal medya aracılığıyla gerçekleştiren kişiler için ayrı yaptırım öngörmektedir.

Yönetici bakımından bu yaptırım da ağırdır. Fiilin müsabaka görevlilerine yönelik olması halinde kulüp yöneticilerine 75 ila 150 gün hak mahrumiyeti ve lig düzeyine göre ayrıca para cezası uygulanır. Yani bir açıklama hem 38. madde anlamında futbolun itibarını zedelemeye yönelik açıklama sayılabilir hem de 41. madde anlamında hakaret veya tehdit niteliği taşıyabilir. Uygulamada hangi maddenin işletileceği açıklamanın dili, hedefi ve yoğunluğuna göre değişir; bazı durumlarda fiilin baskın niteliğine göre seçim yapılır. Bu son değerlendirme, 38 ve 41. maddelerin konu alanlarının karşılaştırılmasına dayanmaktadır.

Burada özellikle hakemlere ve diğer müsabaka görevlilerine yönelik açıklamalar ayrıca hassastır. Çünkü 6222 sayılı Kanun’un 20. maddesi, spor müsabakalarında görev yapan hakem, gözlemci, saha komiseri ve temsilcilerin görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından kamu görevlisi sayıldığını düzenlemektedir. Dolayısıyla açıklama sadece disiplin alanında kalmayıp ceza hukuku boyutuna da yaklaşabilir. Bu da kulüp yöneticisinin medya önünde kurduğu cümlenin tek bir hukuk alanında değil, eşzamanlı olarak birden fazla norm alanında sonuç doğurabileceğini gösterir.

İfade özgürlüğü ile disiplin sorumluluğu arasındaki sınır

Kulüp yöneticisinin hiç konuşamayacağını söylemek elbette doğru değildir. Spor kamuoyunda eleştiri, yorum ve yönetime hesap sorma, demokratik tartışmanın parçasıdır. Ancak hukuk burada ifade özgürlüğü ile spor güvenliği arasında bir denge kurar. 6222 sayılı Kanun’un 22. maddesi dahi her açıklamayı değil, “sporda şiddeti teşvik edecek şekilde” yapılan açıklamayı yaptırıma bağlamaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, haber verme ve eleştiri hakkının sınırları aşılarak yayımlama halinde ayrıca yaptırım öngörerek, meşru eleştiri ile yasağa konu açıklama arasında fark bulunduğunu kabul etmektedir.

Benzer şekilde FDT m.38 de her eleştiriyi değil, Türk futbolunun marka değerine zarar veren, TFF’nin kurumsal itibarını hedef alan, müsabaka görevlilerinin tarafsızlığına gölge düşüren, görevden el çekme çağrısı yapan, sporda şiddet ve düzensizliği teşvik edebilecek, toplumu ayrıştırıcı ve taraftar olaylarına neden olabilecek açıklamaları yasaklamaktadır. Demek ki hukuk bakımından asıl sınır, eleştirinin sertliği değil; açıklamanın spor düzenini bozma ve güvenlik riski üretme kapasitesidir. Bu yorum, normların lafzı ve amacı birlikte değerlendirildiğinde açıkça ortaya çıkar.

Özellikle “hakem kötü yönetti” demek ile “hakem bilinçli şekilde operasyon yaptı, federasyon kirli, taraftar bunu unutmayacak” demek aynı şey değildir. Birincisi sportmenlik sınırında kalan sert eleştiri olarak tartışılabilirken, ikincisi tarafsızlığı gölgeleyen ve taraftar davranışına etki edebilecek nitelikte görülebilir. Bu nedenle açıklamanın hukukî analizi yapılırken sadece hangi kelimenin kullanıldığına değil, bağlama, zamanlamaya, hedef kitlenin niteliğine ve açıklamanın üretmesi öngörülebilir etkiye bakmak gerekir.

Disiplin süreci nasıl işler?

Kulüp yöneticilerinin bu tür açıklamaları nedeniyle futbol disiplin sürecini yürütme yetkisi profesyonel faaliyetlerde PFDK’ya aittir. Talimatın 64. maddesi, profesyonel futbol faaliyetlerinde bulunan kulüp, futbolcu, teknik adam, yönetici, müsabaka görevlileri ve profesyonel futbolda görevli diğer kişilerin fiillerinden doğan disiplin ihlallerini PFDK’nın karara bağlayacağını düzenler. Dolayısıyla Süper Lig ve profesyonel liglerde yöneticinin açıklaması doğrudan PFDK dosyasına dönüşebilir.

Disiplin yargılamasında savunma alınmadan ceza verilemez. FDT m.73’e göre savunma süresi, savunma isteminin ilgiliye tebliğ edildiği saatten itibaren 48 saattir ve tatil günleri bu süreyi uzatmaz. Kural olarak yazılı savunma alınır ve Disiplin Kurulu dosya üzerinden karar verir. Bu kısa süre, kulüp yöneticisinin basın açıklaması nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldığında çok hızlı hareket etmesi gerektiğini gösterir. Görüntü kaydı, tam açıklama metni, bağlam, öncesi-sonrası cümleler ve lehine olan tüm unsurların bu kısa sürede sunulması önemlidir.

PFDK kararlarına karşı itiraz yolu da düzenlenmiştir. FDT m.88’e göre AFDK ve PFDK tarafından verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde TFF Tahkim Kurulu nezdinde itiraz edilebilir. 89. maddeye göre itiraz cezalandırılan kişi veya bağlı olduğu kulüp tarafından yapılabilir; ancak itiraz cezanın infazını kendiliğinden durdurmaz, ayrıca infazın durdurulması talep edilebilir. Yani yönetici hakkında verilen hak mahrumiyeti veya para cezası için zamanında ve usulüne uygun Tahkim başvurusu hayati önemdedir.

Ceza süreci ile disiplin süreci birlikte yürür mü?

Evet. 6222 sayılı Kanun’un 19. maddesi bunu açıkça düzenler. Bu Kanuna göre bir spor kulübüne veya spor kulübü mensubuna ceza verilmesi, kulübün bağlı olduğu federasyonun yaptırım uygulama yetkisini ortadan kaldırmaz. Bu açık hüküm nedeniyle, kulüp yöneticisinin açıklaması hem 6222 m.22 kapsamında idari para cezası ve seyirden yasaklama sonucuna yol açabilir hem de TFF disiplin organlarınca ayrıca hak mahrumiyeti ve para cezası ile karşılık bulabilir. Süreçlerin biri diğerini dışlamaz.

Bu çift kanallı yapı uygulamada çok önemlidir. Çünkü bazı yöneticiler, “federasyon ceza verdi, artık başka işlem yapılamaz” ya da “savcılık süreci varsa disiplin dosyası bekler” gibi hatalı varsayımlarla hareket etmektedir. Oysa Türk spor hukukunda korunan hukukî değerler farklıdır. Disiplin hukuku futbol düzenini ve sportmenliği, 6222 ise kamu düzeni ve spor güvenliğini korur. Aynı açıklama her iki alanı da ihlal ediyorsa, iki ayrı yaptırımın birlikte yürütülmesi sistematik olarak mümkündür.

Kulüp açısından kurumsal risk neden büyüktür?

Kulüp yöneticisinin açıklaması bazen sadece kişisel yaptırım doğurmaz. FDT m.38, kulüpler için de ayrıca para cezası öngörmektedir. Dahası açıklama kulübün resmî mecralarından yapılmışsa, başkan bakımından da ek sorumluluk doğar. Bu durum, kulüp iletişim politikasının hukuken ne kadar hassas olduğunu gösterir. Özellikle maç öncesi hakemlere, federasyona veya rakip takıma yönelik yoğun ve tahrik edici açıklamalar, taraftar eylemlerine neden olabilecek nitelikte görülürse kulüp doğrudan hedef haline gelir.

Kulüp açısından risk sadece para cezası da değildir. Böyle açıklamalar çoğu zaman saha olaylarını tetikleyebilir. Eğer açıklama sonrası taraftar eylemi, yabancı madde atılması, tehdit veya taşkınlık yaşanırsa, kulüp bu kez FDT m.52 kapsamındaki saha olayları rejimine de girebilir. Yani sorumsuz bir açıklama, önce m.38 kapsamında söylem ihlali, sonra m.52 kapsamında saha olayı zinciri yaratabilir. Bu son cümle, Talimattaki düzenlemelerin pratik etkileşimine dair hukukî bir çıkarımdır.

Kulüp yöneticileri nasıl daha güvenli iletişim kurmalıdır?

İlk kural, maç öncesi ve maç esnasında hakem veya TFF mensuplarının tarafsızlığını hedef alan dilden kaçınmaktır. Talimat açıkça bu tür beyanların cezayı yarı oranında artırdığını söylemektedir. Bu nedenle yöneticinin eleştirisini müsabaka sonrasına bırakması dahi bazen hukukî riski azaltabilir. İkinci kural, eleştiriyi kişiselleştirmemek; “hakem kötü niyetli”, “federasyon operasyon çekiyor”, “taraftar gereğini yapacaktır” gibi güvenlik riski doğuran ifadeler yerine, somut karar ve süreç eleştirisiyle sınırlı kalmaktır. Üçüncü kural, kulübün resmî mecralarında “yönetim kurulu” ya da anonim hesap diliyle yapılan paylaşımların da başkana kadar sorumluluk doğurabileceğini unutmamaktır.

Bunun yanında kulüplerin basın ve sosyal medya içerikleri için hukuk birimi filtresi kurması gerekir. Özellikle hakem, TFF, kurul üyeleri ve müsabaka görevlileri hakkında yapılacak açıklamaların ön incelemeden geçmesi, disiplin ve 6222 riskini ciddi biçimde azaltır. Bu ihtiyacın nedeni mevzuatın sertliğidir; çünkü 48 saatlik savunma süresi ve ağır para cezaları düşünüldüğünde, sonradan savunma yapmak çoğu dosyada geç kalmış bir refleks olabilir. Bu paragraftaki sonuç, FDT m.38, m.73 ve 6222 m.22’nin birlikte doğurduğu pratik ihtiyaca dayanır.

Sonuç

Kulüp yöneticilerinin basın açıklamaları, Türk spor hukukunda sıradan medya faaliyeti değildir. 6222 sayılı Kanun, sporda şiddeti teşvik edecek açıklamaları idari para cezası ve bir yıllık seyirden yasaklama ile karşılamakta; 5894 sayılı Kanun ve TFF Futbol Disiplin Talimatı ise futbolun itibarını zedeleyen, müsabaka görevlilerinin tarafsızlığına gölge düşüren, taraftar olaylarına neden olabilecek ve sportmenliğe aykırı açıklamaları ağır hak mahrumiyeti ve para cezaları ile yaptırıma bağlamaktadır. Özellikle kulübün resmî medya kanallarından yapılan paylaşımlar, hem kulübün kendisi hem de başkanı bakımından ayrıca sorumluluk doğurabilmektedir.

Bu nedenle kulüp yöneticisi bakımından asıl mesele “konuşabilir miyim?” değil, “nasıl konuşursam hukuken güvenli kalırım?” sorusudur. Meşru eleştiri, şeffaflık ve kulüp çıkarlarını savunma hakkı elbette vardır. Ancak açıklama; şiddeti çağıran, hakemi veya federasyonu hedef gösteren, taraftarı duygusal olarak kışkırtan, toplumu ayrıştıran ve sportif düzeni tehlikeye atan noktaya ulaştığında, artık ifade özgürlüğü alanından çıkıp spor güvenliği hukukunun yaptırım alanına girer. Türk mevzuatının bugün verdiği açık mesaj budur: kulüp yöneticisinin sözü, tribündeki eylem kadar etkili olabilir; bu yüzden hukuk, o sözü de ciddi biçimde denetler.

Leave a Reply

Call Now Button