6136 Sayılı Kanun
Giriş
Türkiye’de bireysel silahlanmanın sınırlarını çizmek, toplumsal güvenliği sağlamak, kimin nerede, nasıl ve ne şekilde silah kullanabileceğini açıklamayı amaçlamak üzere 1953 yılında yürürlüğe giren temel bir düzenlemedir. Kabul edildiği dönemde toplumdaki kişilerin, özellikle bireysel ve ailevi güvenliklerini sağlamak için geleneksel olarak silah bulundurmaları, toplumsal düzenin git gide silah bulunduran kişiler tarafından sağlanmaya çalışılması, özellikle kadınların ve çocukların korku ve güvensizlikten dolayı topluma yeterince karışamamaları bu kanunun yürürlüğe girmesinde belirleyici olmuştur. Aradan geçen yaklaşık yetmişi aşkın yılda sürekli gelişen toplumsal yapıya, teknolojiye, ihtiyaçlara karşın etkin olabilmek için kanun metni çoğu kez değiştirilmiş ve ek maddeler eklenmiştir. En son değişiklikle 2024 yılında kanunun kapsamı genişletilmiştir. Kanun esas olarak devletin yetkilendirdiği kişilerde bulunması gereken silah ve benzeri aletlerin, devlet kontrolünde, katı şartlar altında sivillere nasıl ve ne şekilde devredilebileceğini ve bunun sınırlarını öngörmüştür.
- Bölüm: 6136 Sayılı Kanunun Kapsamı
Türk ceza kanununda her suçun kapsamı, koruduğu hukuki değer ve suçun hukuki niteliği belirtilmiştir. Buna paralel olarak 6136 sayılı kanun sadece ateşli silah veya bunlara ait mermi ile bıçakların değil; güncel düzenlemeye göre artık ateşli silahlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak ve ateşleme iğnesi gibi ana veya balistik öneme sahip parçalar da 6136 sayılı Kanun m.13 kapsamında değerlendirilir. Ayrıca ses veya gaz fişeği atabilen silah iken teknik müdahale ile 6136 sayılı Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahlar da bu kapsamda cezai sorumluluk doğurabilir. Söz konusu silah ve parçalarının Türkiye’ye ‘’sokulması’’, ‘’yapılması’’, ‘’satılması’’, ‘’satın alınması’’, ‘’taşınması’’, veya ‘’bulundurulması’’ cezai hükümlere tabi tutulmuştur. Kanun metnindeki silah kavramı uzak veya yakın mesafeden canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, hasta eden; cansız varlıkları parçalayan veya yok eden ruhsatlı olarak alınabilen aletlerdir. Silah kavramı dışında kalan bıçaklar ve salt saldırı amacıyla yapılan her türlü ateşli – ateşsiz aletler bu kanun kapsamındadır (Kama, hançer, kasatura, şişli baston, sustalı bıçak, pala, kılıç, topuz, topuzlu kamçı, boğma teli veya zinciri gibi). Kanun birincil olarak kamu güvenliği, kamu düzeni, toplumsal huzur ve refah değerlerini korumayı amaçlamıştır. Kanun koyucu ruhsatsız olarak devletin kontrol altına alamayacağı şekilde silahlanmanın bu değerleri çok büyük tehlikeye uğrattığını ve aynı zamanda teknolojik gelişmelerle birlikte bu değerleri yok ettiğini belirtmiştir. Kanun metninde yer alan suçların hukuki niteliği ise soyut tehlike suçu olmalarıdır. Yani bu suçlar bakımında bir zarar meydana gelmesi aranmaz. İzinsiz veya ruhsatsız olarak silah bulundurma, taşıma başlı başına kamu menfaatini tehlikeye atacağı için suç olarak görülmüştür. Dolayısıyla failin örnek olarak ruhsatsız bir tabancayı çantasında taşıması, evinde bulundurması anında, başka hiçbir fiile gerek kalmaksızın suçu oluşturur.
6136 sayılı Kanun’un en esnek kısmını, asıl üretim amacı salt bir saldırı veya savunma gerçekleştirmek olmayan, ancak yapıları gereği birer saldırı aracına dönüşmeye son derece elverişli olan gündelik eşyalar oluşturur. Mutfak bıçakları, ekmek bıçakları, neşterler, baltalar, keserler, tornavidalar, İngiliz anahtarları, levyeler veya beyzbol sopaları bu gruptadır. Bu aletler meşru sosyal ve ekonomik hayatın parçası oldukları için, salt bunlara sahip olmak suç teşkil etmez. Ancak bu araçların taşınma şekli, taşındığı yer ve taşınma anındaki somut koşullar, onları 6136 sayılı Kanun’un uygulama alanına sokabilir. Bu aletlerin meşru kapsamına sokulabilmeleri için icra edilen meslek veya sanat ile aralarında ‘’fonksiyonel bir bağ ve mesleki olarak bir ihtiyaçtan’’ dolayı ‘’zamansal olarak uygun bir mekanda’’, ‘’saldırı amacı gütmeden’’ kullanılmaları gerekir (Yargıtay da bunu gözetmektedir). Yine bununla bağlantılı olarak kanun metninde yer alan kişilere (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı tarafından veya yabancı ülkelerin devlet veya hükümet başkanları, hükümet üyeleri, genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları veya hükümetleri adına yetkilendirilmiş kurum veya kuruluş başkanları tarafından) armağan olarak verilip usulüne uygun olarak belgelendirilen tabancalar ile av veya sporda kullanılan ateşli – ateşsiz silahların ve bıçakların envantere kaydedilerek kabul edileceği öngörülmüştür. Yine kanunun on birinci maddesine göre hatıra teşkil eden veya antika olan ateşli silahlarla bıçakların bulundurulmasına ve izin verilmiştir.
2. Bölüm: 6136 Sayılı Kanun Kapsamında Ruhsatsız Silah Taşıma ve Bulundurma Fiillerinin Farkı ile Taşıma ve Bulundurma Ruhsatları
6136 sayılı Kanun kapsamında açılan ceza davalarının büyük bir kısmı iki ana suç tipi etrafında yoğunlaşmaktadır: ‘’Ruhsatsız Silah Bulundurma Suçu’’ ve ‘’Ruhsatsız Silah Taşıma Suçu’’. Kanun koyucu bu kapsamda 2 tür ruhsat öngörmüştür:
A) Silah Bulundurma Ruhsatı
Kanun koyucu ‘’bulundurma’’ fiilini silaha, kişinin sadece nüfusa kayıtlı adresinde (ikametgâh veya iş yeri), o adresten başka bir yere silahı çıkarmayacak şekilde sahip olmasını ifade eder. Bu kapsamda kişi, söz konusu silahı belirtilen adresten başka bir yere götürmek istediğinde izin alır. Bu ruhsat yalnızca kişinin belirtilen adreste silahını bulundurmasına olanak tanır. Bu ruhsatın süresi 5 yıldır, harç ücreti 60.147.00 TL’dir.
B) Silah Taşıma Ruhsatı
Kanun koyucu ‘’taşıma’’ fiili ile mekansal bir sınır gözetmemiştir. Bu kapsamda kişi, silahını üzerinde veya egemenliği altında kamusal herhangi bir yerde kullanabilir. Bu ruhsat kişiye bulundurma ruhsatında daha geniş yetki verir, kişi silahını yanında bulundurabilir. Bu ruhsatında geçerlilik süresi bulundurma ruhsatında olduğu gibi 5 yıldır, harç ücreti ise 187.941.00 TL’dir.
3. Bölüm: 6136 Sayılı Kanun Hakkında Yargıtay İçtihadı Örnekleri
–Tabancanın şarjörsüz taşınması suça engel değildir
Meskende bulundurma ruhsatlı tabancasını, düğün alanına götürmek suretiyle taşıdığı anlaşılan sanığın eyleminin 6136 Sayılı Kanunun 13/1. madde ve fıkrasında tanımlanan suçu oluşturacağı, tabancanın şarjörsüz olarak taşınmasının suçun oluşumunu engellemeyeceği gözetilmeden, mahkûmiyet yerine yazılı biçimde beraat kararı verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 8.Ceza Dairesi, 10/04/2002 T, 2001/15958 E, 2002/4877 K)
–Miras yoluyla kalan tabancalar
Sanığın, suça konu silahın babası adına ruhsatlı iken babasının vefatı ile miras yoluyla kendisine kaldığını, silahın 100 yıllık ve antika olduğunu iddia etmesi, ekspertiz raporunda Almanya yapısı, Mauser marka silah olduğunun belirtilmesi karşısında; silahın antika vasfında olup olmadığının belirlenmesi yönünden 01.06.1991 günlü Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarından bu hususta görüş alınıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun 6136 sayılı Yasanın 11. maddesi de dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesinde, taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilen kişilerin vefatı halinde, bu kişilere ait silahın mirasçılarının tümünün muvafakati ile aralarından birine kanuni bir engel yok ise devrinin sağlanacağı, mirasçıların aralarında anlaşamamaları halinde ise valinin bu hususta verilecek yargı kararına kadar geçerli olmak üzere silahı mirasçılardan birinin adına geçici olarak ruhsata bağlayacağının belirtildiği gözetilerek, davaya konu silaha ait ruhsat dosyası getirtilip dava konusu tabancayı evinde bulunduran sanığa, silahın ruhsatını yeniletmesi için herhangi bir tebligat yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde mahkumiyet ve müsadere kararı verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17/09/2014 T, 2014/8326 E, 2014/20079 K)
–Eksik araştırma yapılmamalıdır
Somut olayda; şüphe üzerine yapılan aramada sanığın kullandığı otomobilin bagajında, çanta içerisinde silah ve mermiler bulunmuş olup, sanık arabanın kendisine ait olduğunu, geçici olarak bir arkadaşına verdiğini ve silahın ona ait olduğunu savunmuş, suç üstlenme suçundan mahkûm olan H.Ö. ise silahın kendisine ait olduğunu söylemiştir. Mahkemece suça konu tabancanın araç sürücüsü olan sanığa ait olduğu, araçta bulunmayan ve araç sahibi olmayan H.Ö.’ün polis merkezinde gerçeğe aykırı olarak tabancanın kendisine ait olduğunu söyleyerek suçu üstlendiğini kabul ile sanığın ”6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak ve suç üstlenmeye azmettirmek,” H.Ö.’ün ise ”suç üstlenmek” suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanık; karakolda alınan ifadesinde, ”arabada bulunan çanta ve içindeki tabanca sorulduğunda kendisine ait olmadığını belirterek, H.Ö.’ü telefonla arayıp karakolda olduğunu, gelmesini söylediğini” beyan ettiği, yakalama tutanağında bu hususta bir bilgi bulunmadığı halde, tutanağı düzenleyen ve sanığı yakalayan polis memurları bu konuda dinlenip H.Ö.’ün karakola geliş şekline ilişkin beyanları saptanmadan, gerek çanta, gerekse tabanca üzerinde parmak izleri araştırılıp sanıklara ait olup olmadığı belirlenmeden, çantanın niteliği, anahtarlı veya şifreli olup olmadığı, ne şekilde açıldığı tespit edilmeden, çanta içinde başka eşya bulunup bulunmadığı ve aidiyeti saptanmadan eksik soruşturma ile dava açılmış olup iddianamenin kabulünden sonra mahkemece de bu eksiklikler giderilmeden hüküm kurulduğu cihetle; mevcut eksikliklerin giderilmeye çalışılması, hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı da verilmeyen H.Ö. hakkında bu suçtan dava açılması sağlanarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma ile sanığın araç sahibi olduğundan bahisle yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması hatalıdır. (Yargıtay 8.Ceza Dairesi, 26/09/2014 T, 2014/11398 E, 2014/21021 K)
–Silahı izin almadan yeni adrese nakletme
Sanığın Toroslar/Mersin adresinde bulundurma ruhsatlı tabancasını, ikametgahını değiştirmiş olması nedeniyle Mezitli/Mersin adresine nakledip bulundurmaktan ibaret eyleminde; nakil sırasında idareye haber vermemenin bir idari işlem eksikliği olarak kabul edilmesi gerektiği ve sonuçta 6136 sayılı Yasaya aykırılık kastının bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine yazılı biçimde mahkûmiyet kararı verilmesi hatalıdır. (Y8.CD, 10/09/2014 T, 2014/8422 E, 2014/19234 K), Sanığın ikametgahında bulundurmak üzere aldığı suça konu silahı yeni evine taşınırken nakletmekten ibaret eyleminde, yetkili makamlardan nakil izni almamasının suçun oluşumuna yetmeyen idari işlem eksikliği olarak kabul edilmesinin gerektiği, olayda sanığın suç kastından söz edilemeyeceği gözetilerek, sanığın eyleminin 6136 sayılı Yasanın 13/2. maddesinde düzenlenmiş olan ruhsatsız ateşli silah taşıma suçunu oluşturmayacağı gözetilerek beraatine ve dava konusu silahın yönetmelikte belirtilen işlemlerin yapılması için idareye teslimine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde mahkumiyete ve müsadereye karar verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 8.Ceza Dairesi, 29/05/2014 T, 2013/12081 E, 2014/13306 K); Sanığın, Şişli ilçesindeki ikametinde bulundurmak üzere ruhsata bağlattığı dava konusu silahı, ikametgahını Küçükçekmece ilçesine naklederek yeni ikametgahında bulundurmaktan ibaret eyleminin atılı suçu oluşturmayacağı, nakil aşamasında yetkili mercilerden izin almamasının idari işlem eksikliği olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, oluşa ve bu konudaki yerleşik uygulamaya uymayan bir gerekçeyle mahkumiyete ve ruhsat süresi sona erdiği anlaşılan dava konusu silahın gereğinin takdir ve ifası için idareye teslimi yerine, yazılı biçimde müsaderesine karar verilmesi hatalıdır. (Yargıtay 8.Ceza Dairesi, 10/03/2014 T, 2014/5674 E, 2014/5721 K)
4. Bölüm: 6136 Sayılı Kanun Kapsamında Öngörülen Ceza Örnekleri
-Madde 12 Kapsamında; belirtilen silahları ülkeye sokmak, yapmak, bir yerden bir yere taşımak, aracılık etmek, satmak gibi fiileri işleyenler 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılırlar. Suçun birden çok kişi ile birlikte işlenmesi halinde 8 yıldan 15 yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmolunur. (Nitelikli hallerde bu madde kapsamında öngörülmüştür.)
-Madde 13 kapsamında; söz konusu silahları veya aletleri satın alan, taşıyan, bulunduran kişiler hakkında 2 yıldan 4 yıla hapis ve adli para cezasına hükmolunur. Bu silah veya aletlerin sayı bakımından vahim olması halinde 5 yıldan 8 yıla hapis ve adli para cezasına hükmolunur.
Yargıtay’a göre ‘’sayı bakımından vahim olma’’ ifadesine Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/5157 E, 2023/965 K nolu kararında ‘’6136 sayılı Kanun kapsamına giren ve vahim nitelikte olduğu belirlenen 1 adet mavzer tüfeği ile 1 adet sustalı çakı ele geçirilmiş olması karşısında sanığa verilecek cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir.’’ şeklinde örnek gösterilmiştir.
Yine ‘’madde 13 kapsamında;
Söz konusu silahların veya aletlerin ev veya iş yerinde bulundurulması halinde 1 yıldan 3 yıla hapis ve adli para cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Söz konusu silahlara ait Mermi veya parça miktarının “pek az” olması durumunda ceza 6 aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Yargıtay ‘’mermi miktarının pek az olması ifadesini ‘’2023/5127 E, 2024/1417 K, nolu kararında örnek olarak ‘’VZOR-70 CAL-7,65 made-in Özeçeoslovalva marka 7,65 silahı, 1 adet şarjörü ve 3 adet M.K.E ye ait dolu fişeği polis memurlarına teslim ettiği belirtilmiştir.’’ şeklinde verilmiştir.
-Madde 14 kapsamında; Her kim, bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 üncü maddede yazılı olan bıçak veya başkaca aletler yahut benzerlerini ülkeye sokar, sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları ülkede yapar veya bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya aracılık ederse 2 yıldan 5 yıla hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır.
-Madde 15 kapsamında; Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak 4 üncü maddede yazılı olan bıçak veya diğer aletleri veya benzerlerini satanlar, satmaya aracılık edenler, satın alanlar, taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında 6 aydan 1 yıla kadar hapis ve adlî para cezasına hükmolunur.
5. Bölüm: Sonuç
Özetlemek gerekirse, 6136 sayılı Kanun, ateşli silahlar ve kesici aletlerin yarattığı tehditlere karşı toplumun elindeki en güçlü hukuki kalkandır. Makale boyunca incelenen tüm maddeler, istisnalar ve cezai yaptırımlar göstermektedir ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ruhsatsız silahlanma ve yasa dışı alet bulundurma suçlarına karşı tolerans göstermeden bu suçlara ait politikasını yasal bir zemine oturtmuştur. Suç oranlarının azaltılması ve toplumsal güvenliğin sürdürülebilir kılınması, ancak bu kanunun getirdiği katı kuralların ve caydırıcı cezaların tavizsiz bir şekilde hayata geçirilmesiyle mümkündür. 6136 sayılı Kanun, sadece suç işlendikten sonra cezalandıran değil, suçun işlenmesini en baştan engellemeyi amaçlayan önleyici hukuk anlayışının Türkiye’deki en somut ve en hayati tezahürüdür. Zaman zaman uygulamada yaşanan aksaklıklar veya yeni suç tiplerine karşı revizyon ihtiyaçları doğsa da kanunun temel felsefesi toplumsal huzurun korunması yönündedir.