Single Blog Title

This is a single blog caption

Ticaret Şirketlerine Sermaye Olarak Getirilebilecek Değerler

”Ticaret Şirketlerine Sermaye Olarak Getirilebilecek Değerler” konusu ile ilgili olarak;

Giriş

Sermaye şirketleri, modern ekonomi ve ticaret hayatının çarklarını döndüren, devasa finansal kaynakları bir araya getiren ve riskleri ortak bir tüzel kişilik çatısı altında dağıtan en gelişmiş kurumsal organizasyonlardır. Anonim, limited, kollektif, komandit ve kooperatif şirketlerin kurulabilmesi, ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesi ve ticari hayatta güven unsuru oluşturabilmesi için her şeyden önce bir sermayeye sahip olması zaruridir. Şirketler hukukunun temel yapı taşını oluşturan “sermaye” kavramı, sadece şirketin kuruluş aşamasında ortaya çıkan rakamsal bir tablodan ibaret olmayıp, şirketin malvarlığının güvencesini, alacaklıların korunmasını ve şirketin ticari faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetini temsil eden dinamik bir hukuki değerdir.

Sermaye şirketlerinin kuruluşunda veya mevcut sermayenin artırılması süreçlerinde ortaklarca şirkete taahhüt edilen ve getirilen değerlerin neler olabileceği, hangi nitelikleri taşıması gerektiği ve bu değerlerin hukuki olarak nasıl değerledirilebileceği, Türk Ticaret Kanunu (TTK) tarafından sıkı kurallara bağlanmıştır. Şirket tipine göre sermaye olarak kabul edilebilecek unsurların kapsamı değişiklik gösterebilmekte; anonim ve limited şirketler gibi sermaye şirketlerinde sermayenin niteliği daha katı kurallara tabi tutulurken, şahıs şirketlerinde emek ve ticari itibar gibi unsurlara daha esnek bir yaklaşım sergilenebilmektedir. Bu çalışma, ticaret şirketlerine sermaye olarak getirilebilecek değerleri Türk Ticaret Kanunu hükümleri, şirket türleri arasındaki ayrımlar, değerleme ilkeleri ve alacaklıların korunması prensipleri çerçevesinde akademik bir derinlikle, herkesin anlayabileceği hukuki bir dille ele almayı amaçlamaktadır.

Sermaye Kavramının Hukuki Niteliği ve Fonksiyonları

Ticaret hukukunda sermaye, ortaklar tarafından şirkete özgülenen ve şirket malvarlığının çekirdeğini oluşturan ekonomik değerlerin toplamıdır. Sermayenin hukuki açıdan üstlendiği üç temel fonksiyon bulunmaktadır:

  1. Faaliyet Fonksiyonu (Kaynak Sağlama): Şirketin ticari faaliyetlerine başlayabilmesi, hammadde alabilmesi, tesis kurabilmesi, işçi çalıştırabilmesi ve pazar payı elde edebilmesi için gerekli olan ekonomik kaynağı sağlar.

  2. Güvence Fonksiyonu (Alacaklıların Korunması): Şirket tüzel kişiliği, borçlarından dolayı yalnızca malvarlığıyla sorumludur. Ortakların kişisel malvarlıkları kural olarak şirket borçları için haczedilemez. Bu durum, üçüncü kişi alacaklılar için şirketin malvarlığını tek teminat haline getirir. Sermaye, alacaklıların şirkete güven duymasını sağlayan bir risk tamponudur.

  3. Ölçü ve Dağıtım Fonksiyonu: Ortakların şirketteki haklarının (oy hakkı, kâr payı alma hakkı, tasfiye payı hakkı vb.) oranını belirleyen matematiksel ve hukuki bir ölçüttür. Kâr payı dağıtımı veya tasfiye bakiyesinin paylaştırılması sermaye payları üzerinden hesaplanır.

Bu fonksiyonların kusursuz bir şekilde yerine getirilebilmesi, şirkete sermaye olarak konulan değerlerin gerçek, nakde çevrilebilir, ekonomik karşılığı olan ve hukuken elverişli unsurlar olmasına bağlıdır. Kanun koyucu, hayali, değeri belirsiz veya icra kabiliyeti olmayan unsurların sermaye olarak gösterilmesini kesin bir şekilde yasaklamıştır.

Türk Ticaret Kanunu’na Göre Sermaye Olarak Getirilebilecek Değerler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), özellikle anonim ve limited şirketler bakımından sermaye olarak konulabilecek değerleri m. 127 ve devamı maddelerinde ayrıntılı bir şekilde düzenlemiştir. Kanun sistematiğinde, sermaye olabilecek unsurlar hem genel nitelikleri hem de türleri itibarıyla sınırlandırılmıştır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 127. maddesine göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, ticaret şirketlerine şu değerler sermaye olarak konulabilir:

  • Para,

  • Alacaklar,

  • Kıymetli evrak ve sermaye şirketine ait paylar,

  • Fikri mülkiyet hakları,

  • Taşınır ve taşınmaz mallar,

  • Taşınır ve taşınmaz malların kullanım hakları,

  • Hizmet edimleri, emek ve ticari itibar (şirket türüne göre değişen şartlarla),

  • Ticari işletmeler,

  • Hukuken değerlendirilebilmesi mümkün olan diğer malvarlığı değerleri.

Bu değerlerin her biri, kendi içerisinde taşıdığı hukuki nitelikler, getirilme biçimleri ve denetim mekanizmaları bakımından ayrı bir incelemeyi hak etmektedir. Şimdi bu değerleri başlıklar halinde derinlemesine inceleyelim.

1. Nakit (Para) Sermaye

Sermaye olarak getirilebilecek en klasik, en pratik ve hiçbir tereddüde yer bırakmayan unsur paradır (nakit). Para, hem ulusal para birimi (Türk Lirası) hem de mevzuata uygun olmak kaydıyla konvertibl yabancı para cinsinden taahhüt edilebilir.

  • Asgari Sermaye Şartları: Anonim şirketlerde ve limited şirketlerde kuruluş aşamasında kanunen öngörülen en az sermaye tutarlarının belirli bir kısmının nakden taahhüt edilmesi ve tescilden önce veya sonra belirli vadelerde bankaya yatırılması zorunludur.

  • Ödeme Kolaylığı: Nakit sermaye taahhüdünde bulunan ortak, taahhüt ettiği tutarı şirketin banka hesabına yatırmak suretiyle borcunu ifa eder. Nakdin en büyük avantajı, değerleme sorununa yol açmaması, derhal şirketin likit varlığı haline gelmesi ve alacaklılar için en somut güvenceyi oluşturmasıdır.

2. Alacaklar

Bir ortağın, şirkete karşı olan sermaye borcunu ödemek amacıyla üçüncü kişilerden olan alacaklarını şirkete devretmesi hukuken mümkündür. Alacağın sermaye olarak konulabilmesi için şu şartları taşıması gerekir:

  • Vadesi Gelmiş veya Muaccel Olması: Alacağın hukuki olarak talep edilebilir, geçerli ve icra kabiliyetine sahip bir alacak olması şarttır.

  • Devredilebilir Olması: Alacağın hukuki niteliği itibarıyla devrine (temlikine) engel bir durum bulunmamalıdır.

  • Değerleme ve Temlik: Alacağın sermaye olarak konulabilmesi için yazılı bir temlik sözleşmesiyle şirkete devredilmesi ve borçluya bildirilmesi gerekir. Alacağın tahsil edilememe riski bulunduğundan, bu tür sermaye taahhütlerinde mahkeme veya bilirkişiler tarafından alacağın gerçek değerinin tespiti büyük önem taşır.

3. Kıymetli Evrak ve Sermaye Şirketi Payları

Ortağın elinde bulunan bono, poliçe, çek gibi kıymetli evrakları veya başka bir şirkete ait hisse senetlerini/payları şirkete sermaye olarak getirmesi mümkündür.

  • Bu kıymetli evrakın veya payların borsada işlem görüp görmediği, gerçeğe uygun bir piyasa değerine sahip olup olmadığı önem arz eder.

  • Kıymetli evrakın sermaye olarak konulması, usulüne uygun ciro ve teslim işlemleriyle gerçekleştirilir. Evrakın vadesinde ödenmemesi durumunda ortağın sermaye borcunu ödememiş sayılacağı ve temerrüt hükümlerinin uygulanacağı tabidir.

4. Fikri Mülkiyet Hakları ve Patentler

Teknoloji ve bilgi toplumunun gelişmesiyle birlikte, patentler, telif hakları, ticari markalar, endüstriyel tasarımlar, know-how (teknik bilgi) ve lisans gibi gayri maddi malvarlığı değerleri ticaret şirketlerine sermaye olarak getirilmesinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

  • Bu hakların sermaye olarak konulabilmesi için üçüncü kişilerin kullanımından tamamen arındırılmış, üzerinde haciz, rehin veya devir kısıtlaması bulunmayan, nakden değerlendirilebilir ve devredilebilir nitelikte olmaları şarttır.

  • Fikri mülkiyet haklarının sicile kayıtlı olması (örneğin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bir marka veya patent olması) ve bu hakların şirkete devredilebileceğinin resmi belgelerle kanıtlanması gerekir.

5. Taşınır ve Taşınmaz Mallar (Ayni Sermaye)

Arsalar, binalar, fabrikalar, makineler, taşıt araçları, hammaddeler ve benzeri her türlü maddi malvarlığı değeri (ayni sermaye) şirketlere sermaye olarak konulabilir.

  • Ayni Sermayenin Tescili ve Devri: Taşınmazların (gayrimenkullerin) sermaye olarak konulabilmesi için tapu siciline ilgili şirket adına tescil edilmek üzere taahhütte bulunulması ve tapu işlemlerinin yapılması gerekir. Taşınırlar ise usulüne uygun olarak şirket zilyetliğine devredilmelidir.

  • Değerleme Zorunluluğu: Ayni sermayenin en kritik boyutu değerlemesidir. Bir ortağın şirkete getirdiği binanın veya makinenin değerinin şişirilmesi, hem diğer ortakları hem de alacaklıları zarara uğratır. Bu nedenle TTK hükümleri uyarınca ayni sermayenin ve sermaye olarak konulan her türlü malın değerinin mahkeme tarafından atanacak uzman bilirkişilerçe denetlenmesi ve gerçeğe uygun değerinin raporlanması zorunludur.

6. Taşınır ve Taşınmaz Malların Kullanım Hakları

Şirkete malların mülkiyeti devredilmeden, yalnızca kullanım hakları (intifa hakkı, kira hakkı vb.) da sermaye olarak konulabilir. Örneğin bir ortağın sahibi olduğu fabrikayı veya iş makinelerini mülkiyetini devretmeksizin 10 yıllığına şirket kullanımına bırakması bu kapsamdadır.

  • Ancak bu durum sermaye bakımından önemli bir risktir. Kullanım hakkının süresi sınırlı olduğundan ve bu haklar haczedilemediği veya şirketin kalıcı malvarlığı haline gelmediği için, anonim ve limited şirketlerde kullanım haklarının sermaye olarak konulması kanunen oldukça sıkı sınırlamalara ve denetimlere tabi tutulmuştur.

7. Ticari İşletmeler

Bütün aktif ve pasifleriyle birlikte faaliyette olan bir ticari işletmenin tamamı, bir ticaret şirketine sermaye olarak konulabilir. Ticari işletmenin devri kurallarına (TTK m. 11) uygun olarak gerçekleştirilen bu işlemde, işletmenin içerisindeki demirbaşlar, alacaklar, müşteri çevresi (peştamaliye) ve borçlar bir bütün halinde şirkete devredilir.

Şirket Türlerine Göre Sermaye Unsurlarındaki Ayrım

Sermaye olarak getirilebilecek değerler konusunda, şirketlerin hukuki yapılarına (şahıs şirketi mi, sermaye şirketi mi olduklarına) göre çok keskin ayrımlar mevcuttur. Kanun koyucu, alacaklıların korunması ilkesini göz önünde bulundurarak şahıs şirketlerinde esnek davranırken, sermaye şirketlerinde katı kurallar benimsemiştir.

1. Şahıs Şirketlerinde (Kollektif ve Komandit Şirketler) Sermaye

Kollektif ve komandit şirketlerde ortakların kişisel sorumlulukları sınırsız olduğundan (şirket borçlarından dolayı ortaklar şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olduklarından), alacaklıların korunması sorunu sermaye şirketlerine nazaran daha az risklidir.

  • Bu nedenle şahıs şirketlerinde hizmet edimleri, emek ve ticari itibar açıkça sermaye olarak getirilebilir.

  • Bir ortak, şirkete para veya mal koymasa dahi, sadece kendi uzmanlığını, mesleki emeğini veya ticari çevresini ve itibarını şirkete sermaye olarak taahhüt edebilir. Sözleşmede bu durum açıkça düzenlenir.

2. Sermaye Şirketlerinde (Anonim ve Limited Şirketler) Sermaye

Anonim ve limited şirketlerde ise durum tamamen farklıdır. Bu şirket türlerinde ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye payı ile sınırlıdır (tüzel kişilik perdesi arkasında sınırlı sorumluluk). Alacaklıların tek güvencesi şirketin malvarlığı olduğundan, kanun koyucu bu şirketlerde sermayenin niteliğini katı bir şekilde sınırlandırmıştır.

  • Emek ve Ticari İtibarın Yasaklanması: Türk Ticaret Kanunu m. 127/2 hükmü gereğince, anonim ve limited şirketlerde hizmet edimleri, emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olarak konulamaz.

  • Eğer bir kişi anonim şirkete sadece emeğini veya uzmanlığını koyarak ortak olmak istiyorsa, hukuken bu mümkün değildir. Şirkete mutlaka parayla ölçülebilen, malvarlığı değeri taşıyan ve icra kabiliyeti olan (nakit, taşınmaz, patent, makine vb.) bir ayni veya nakdi sermaye getirmesi zorunludur. Emek ancak gizli ortaklık, hizmet sözleşmesi veya imtiyazlı pay kurgularıyla dolaylı olarak değerlendirilebilir; doğrudan sermaye kalemi olamaz.

Ayni Sermayenin Değerlemesi ve Bilirkişi Raporlarının Önemi

Sermaye olarak getirilen değerlerin paradan ibaret olmadığı (yani ayni sermaye olduğu) durumlarda, en büyük hukuki tartışma ve denetim alanı değerleme aşamasıdır. Şişirilmiş değerlerle şirkete mal konulması, şirketin mali tablosunun gerçeği yansıtmamasına ve alacaklıların aldatılmasına yol açar.

Türk Ticaret Kanunu, ayni sermayenin değerlemesi konusunda şu mekanizmaları öngörmüştür:

  1. Uzman Bilirkişi Atanması: Anonim ve limited şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımlarında ayni sermaye konulacaksa, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından atanacak bilirkişiler (uzman denetçiler) marifetiyle bu malların değeri tespit edilir.

  2. Raporun Bağlayıcılığı: Bilirkişi raporunda belirlenen değer esas alınarak işlem yapılır. Ortaklar, bilirkişi tarafından biçilen değerden yüksek bir bedelle sermaye payı ihdas edemezler. Değerin gerçeğe uygun, tarafsız ve piyasa rayicine dayalı olması şarttır.

  3. Kurucuların ve Ortakların Sorumluluğu: Eğer ayni sermaye bilerek veya kusurlu bir şekilde yüksek gösterilmişse ve bu durum şirkete zarar vermişse, kurucular ve ilgili ortaklar hem şirkete hem de alacaklılara karşı tazminat sorumluluğu ile karşı karşıya kalırlar.

Sermaye Olarak Getirilemeyecek Değerler

Kanuni düzenlemeler ve içtihatlar ışığında, ticaret şirketlerine sermaye olarak kesinlikle getirilemeyecek değerler şunlardır:

  • Anonim ve Limited Şirketler İçin Emek ve Hizmet: Yukarıda belirtildiği üzere, sermaye şirketlerinde ortakların bedensel veya zihinsel emekleri sermaye olamaz.

  • Ticari İtibar ve Çevre: Şirketin piyasadaki itibarı, kişisel tanıdıklar veya çevre, sermaye şirketlerinde sermaye kalemi olarak bilançoya yazılamaz.

  • Vadesi Gelmemiş ve Muaccel Olmayan Alacaklar: İcra kabiliyeti bulunmayan, tahsil edileceği şüpheli veya vadesi henüz yıllar sonrasına uzanan alacaklar sermaye olarak kabul edilmez.

  • Başkasına Ait veya Üzerinde Hak İddia Edilen Mallar: Mülkiyeti tartışmalı, üzerinde ipotek, haciz veya başkasının mülkiyet hakları bulunan, serbestçe tasarruf edilemeyen mallar ayni sermaye olarak konulamaz.

Sonuç

Ticaret şirketlerine sermaye olarak getirilebilecek değerler, şirketler hukukunun en stratejik ve alacaklıları koruma amacı güden en hassas mekanizmalarından biridir. Sermaye, şirketin faaliyetlerini yürütebilmesi için can suyu niteliği taşımasının yanı sıra, sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğu sermaye şirketlerinde üçüncü kişi alacaklıların sahip olduğu yegane güvence duvarıdır.

Türk Ticaret Kanunu’nun öngördüğü sistematik çerçevede; para, alacaklar, kıymetli evrak, fikri mülkiyet hakları, taşınır ve taşınmaz mallar ile bunların kullanım hakları ticaret şirketlerine sermaye olarak getirilebilirken; bu değerlerin niteliği şirket türüne göre keskin bir çizgiyse ayrılmaktadır. Şirketlerin hukuki yapısı gereği kollektif ve komandit gibi şahıs şirketlerinde emek ve ticari itibar sermaye olarak kabul görürken; anonim ve limited şirketler gibi sermaye şirketlerinde emek, hizmet ve ticari itibar kesin bir şekilde yasaklanmış; sadece parayla ölçülebilir, bilançoda aktif kalemi oluşturabilecek ve icra edilebilir maddi veya gayri maddi malvarlığı değerlerinin sermaye olmasına izin verilmiştir. Ayrıca ayni sermayenin mahkeme marifetiyle uzman bilirkişilere değerletilmesi zorunluluğu, piyasa dolandırıcılığının ve gerçeğe aykırı bilanço beyanlarının önlenmesinde hayati bir fren mekanizması oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, ticaret şirketlerinin kuruluşunda veya sermaye artırımlarında hangi değerlerin sermaye olarak getirilebileceğinin tespiti, hukuki geçerlilik, mali güvenlik ve cezai sorumluluklar açısından son derece titizlikle yürütülmesi gereken hukuki bir süreçtir. Kanuni sınırlamalara ve değerleme kurallarına riayet edilmemesi, hem şirket sözleşmelerinin sakatlığına hem de ortakların ve yöneticilerin şahsi sorumluluklarına yol açacağından, ticari hayatın güvenliği adına bu kuralların eksiksiz uygulanması esastır.

Leave a Reply

Call Now Button