Single Blog Title

This is a single blog caption

Yoğun Bakımda İhmal Nedeniyle Tazminat Davası

Yoğun Bakımda İhmal Nedir?

Yoğun bakımda ihmal, hayati tehlikesi bulunan veya yakın tıbbi takip gerektiren hastanın yoğun bakım ünitesinde gerekli dikkat, özen, takip, müdahale ve bakım standartlarına uygun şekilde izlenmemesi nedeniyle zarar görmesidir. Yoğun bakım hastaları çoğu zaman solunum cihazına bağlı, ağır enfeksiyon riski taşıyan, ameliyat sonrası kritik durumda olan, kalp-damar, beyin, akciğer, böbrek veya çoklu organ yetmezliği nedeniyle sürekli gözetim altında tutulması gereken kişilerdir.

Bu nedenle yoğun bakım, sıradan bir hasta servisi değildir. Hastanın kalp ritmi, oksijen düzeyi, tansiyonu, idrar çıkışı, bilinç durumu, solunum parametreleri, kan gazı değerleri, enfeksiyon bulguları, ilaç dozları, sıvı dengesi ve organ fonksiyonları sürekli izlenmelidir. Yoğun bakımda yapılacak küçük bir takip eksikliği dahi hastanın ağır sakatlık yaşamasına veya hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Yoğun bakımda ihmal; hastanın yeterince takip edilmemesi, alarm veren cihazlara zamanında müdahale edilmemesi, solunum cihazı ayarlarının hatalı yapılması, enfeksiyon kontrol önlemlerinin alınmaması, yanlış ilaç veya yanlış doz uygulanması, hemşire gözlem kayıtlarının tutulmaması, doktor vizitlerinin yetersiz olması, yoğun bakım ihtiyacı olan hastanın serviste bekletilmesi, yoğun bakımda yer olmadığı gerekçesiyle sevkin geciktirilmesi veya hasta yakınlarının yeterince bilgilendirilmemesi şeklinde ortaya çıkabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, resmi ve özel bütün sağlık kurumlarını kapsamakta; hastaların sağlık hizmetlerinden insan haysiyetine uygun şekilde yararlanmasını, hak ihlallerine karşı hukuki korunma yollarını kullanabilmesini ve tıbbi kayıtlarına erişebilmesini düzenlemektedir. Bu nedenle yoğun bakımda ihmal, yalnızca tıbbi bir sorun değil, aynı zamanda hasta hakları ve tazminat hukuku bakımından da ciddi bir uyuşmazlık alanıdır.

Yoğun Bakım Hizmetinin Hukuki Önemi

Yoğun bakım hizmeti, hastanın yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü ile doğrudan ilgilidir. Yoğun bakım ünitesinde bulunan hasta çoğu zaman kendi durumunu takip edemeyecek, şikâyetini anlatamayacak veya haklarını bizzat kullanamayacak durumdadır. Bu nedenle doktor, hemşire, hastane yönetimi ve sağlık kuruluşunun özen yükümlülüğü daha da ağırlaşır.

Yoğun bakım hizmetinde hastanenin yükümlülüğü yalnızca yatak sağlamak değildir. Hastanın bulunduğu yoğun bakım ünitesinin uygun seviyede olması, yeterli tıbbi cihazlara sahip olması, ventilatör, monitör, infüzyon pompası, aspirasyon cihazı, oksijen sistemi, acil müdahale ekipmanı, ilaç ve sarf malzemesi bakımından yeterli olması gerekir. Ayrıca yoğun bakımda görev yapan hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin yeterli sayıda ve yeterli eğitimde olması önemlidir.

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı yoğun bakım hizmetlerine ilişkin düzenlemelerde, yataklı sağlık tesislerinde yoğun bakım hizmetlerinin uygulanma usul ve esaslarına dair tebliğin değişikliklerle güncellendiği görülmektedir. Örneğin 6 Eylül 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikte, yoğun bakım hizmetlerine ilişkin geçiş süreleri 30/6/2026 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tür düzenlemeler, yoğun bakım hizmetinin özel standartlara bağlı bir sağlık hizmeti olduğunu göstermektedir.

Yoğun bakımda ihmal iddiasında mahkeme yalnızca “hasta ağır hastaydı” veya “ölüm kaçınılmazdı” savunmasıyla yetinmez. Hastanın yoğun bakıma kabulünden ölümüne, taburculuğuna veya servise alınmasına kadar geçen süreçte tıbbi kayıtlar, takip çizelgeleri, ilaç uygulamaları, laboratuvar sonuçları, solunum cihazı verileri ve doktor-hemşire gözlem formları incelenir.

Yoğun Bakımda En Sık Görülen İhmal Türleri

Yoğun bakımda ihmal birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan ihmal türlerinden biri hasta takibinin yetersiz yapılmasıdır. Yoğun bakım hastasının tansiyon, nabız, solunum, oksijen satürasyonu, idrar çıkışı, kan şekeri, ateş, bilinç durumu ve kan gazı değerleri düzenli aralıklarla takip edilmelidir. Bu takip yapılmamışsa veya kayıt altına alınmamışsa, hastanın kötüleşmesi geç fark edilebilir.

İkinci önemli ihmal türü solunum cihazı ve oksijen desteğiyle ilgilidir. Entübe hastalarda ventilatör ayarlarının hatalı yapılması, tüpün yerinden çıkmasının fark edilmemesi, oksijen satürasyonundaki düşüşe geç müdahale edilmesi, aspirasyon yapılmaması veya solunum yollarının tıkanmasına rağmen müdahale edilmemesi ağır beyin hasarı veya ölümle sonuçlanabilir.

Üçüncü ihmal türü ilaç uygulama hatalarıdır. Yoğun bakımda hastalara çok sayıda ilaç verilir. Sedasyon ilaçları, antibiyotikler, kan sulandırıcılar, tansiyon düzenleyici ilaçlar, kalp ilaçları, insülin, ağrı kesiciler ve damar yolundan verilen sıvılar dikkatle uygulanmalıdır. Yanlış doz, yanlış ilaç, yanlış uygulama yolu veya ilaç etkileşiminin gözden kaçırılması ciddi zarar doğurabilir.

Dördüncü önemli alan enfeksiyon kontrolüdür. Yoğun bakım hastaları enfeksiyon bakımından yüksek risk altındadır. Damar yolu, idrar sondası, entübasyon tüpü, santral kateter, cerrahi yara ve uzun yatış süresi enfeksiyon riskini artırır. 18 Aralık 2025 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonları önlemek ve kontrol altına almak amacıyla enfeksiyon kontrol komitelerinin teşkilini ve görevlerini düzenlemektedir; düzenleme kamu ve özel yataklı tedavi kurumlarını kapsamaktadır.

Yoğun Bakım Enfeksiyonu Nedeniyle Tazminat

Yoğun bakımda gelişen enfeksiyonlar, tazminat davalarında sıkça tartışılan konulardandır. Ancak her yoğun bakım enfeksiyonu otomatik olarak hastane kusuru anlamına gelmez. Bazı hastalar ağır hastalıkları, bağışıklık zayıflığı, uzun süreli yatış, solunum cihazı kullanımı veya çoklu girişim nedeniyle enfeksiyon riski taşır. Bununla birlikte riskin yüksek olması, hastanenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Hastane, yoğun bakımda enfeksiyonu önlemek için el hijyeni, sterilizasyon, izolasyon, kateter bakımı, ventilatör ilişkili pnömoni önlemleri, yara bakımı, uygun antibiyotik kullanımı ve enfeksiyon kontrol komitesi kararlarına uyum gibi yükümlülükleri yerine getirmelidir. Enfeksiyon bulguları ortaya çıktığında kültür alınmalı, antibiyogram değerlendirilmesi yapılmalı, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonu istenmeli ve tedavi zamanında başlanmalıdır.

Örneğin yoğun bakımda yatan hastanın ateşi yükselmiş, CRP ve lökosit değerleri artmış, akciğer bulguları kötüleşmiş veya kateter yerinde enfeksiyon bulgusu ortaya çıkmış olmasına rağmen gerekli tetkik ve tedavi yapılmamışsa, enfeksiyonun ağırlaşmasından hastane sorumlu tutulabilir.

Yoğun bakım enfeksiyonlarında en önemli soru şudur: Enfeksiyon önlenebilir miydi veya erken fark edilseydi zarar azaltılabilir miydi? Eğer hasta sepsis, organ yetmezliği, uzuv kaybı, uzun süreli yoğun bakım yatışı veya ölüm gibi ağır sonuçlarla karşılaşmışsa, enfeksiyonun kaynağı ve yönetimi bilirkişi incelemesiyle ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.

Yoğun Bakımda Personel Eksikliği ve Organizasyon Kusuru

Yoğun bakım hizmeti ekip çalışması gerektirir. Hekim, hemşire, anestezi ve reanimasyon uzmanı, yoğun bakım uzmanı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, fizyoterapist, teknisyen ve diğer sağlık personeli birlikte çalışır. Bu nedenle yoğun bakımda ihmal bazen tek bir doktorun hatasından değil, hastanenin organizasyon eksikliğinden kaynaklanır.

Personel sayısının yetersiz olması, hemşire başına düşen hasta sayısının fazla olması, yoğun bakımda yeterli uzman bulunmaması, nöbet sisteminin sağlıklı işlememesi, cihaz alarmlarının takip edilmemesi, laboratuvar sonuçlarının hekime geç iletilmesi, hasta yakınlarına yanlış bilgi verilmesi veya kayıt sisteminin eksik tutulması organizasyon kusuru olarak ileri sürülebilir.

Özel hastanelerde bu durum özel hukuk sorumluluğu ve tüketici hukuku kapsamında değerlendirilebilir. Devlet hastanelerinde ise kamu sağlık hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi nedeniyle idarenin hizmet kusuru gündeme gelebilir.

Yoğun bakım hastasının zararı, yalnızca “hastalığın ağırlığı” ile açıklanamaz. Hastane, hastanın ağır olduğunu ileri sürse bile, yoğun bakım hizmetinin gerektirdiği dikkat, kayıt, takip ve müdahale standartlarını yerine getirdiğini gösterebilmelidir.

Yoğun Bakıma Geç Alınma veya Sevk Gecikmesi

Yoğun bakım ihmali yalnızca yoğun bakım içinde meydana gelmez. Bazı durumlarda hasta yoğun bakıma alınması gerekirken serviste veya acil serviste bekletilir. Yoğun bakım yeri bulunamadığı, sevk organizasyonu yapılmadığı veya hasta uygun merkeze geç gönderildiği için zarar ağırlaşabilir.

Örneğin solunum yetmezliği gelişen, oksijen satürasyonu düşen, tansiyonu bozulmuş, sepsis tablosuna girmiş veya ameliyat sonrası ağır komplikasyon yaşayan hasta yoğun bakım ihtiyacına rağmen serviste bekletilmişse, bu gecikme nedeniyle tazminat sorumluluğu doğabilir.

Devlet hastanelerinde bu tür durumlar idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir. Özel hastanelerde ise hastanenin yoğun bakım kapasitesi, hastaya verdiği hizmet taahhüdü, sevk organizasyonu ve hasta güvenliği yükümlülüğü incelenir. Özellikle özel hastanenin yoğun bakım imkânı olmadığı halde riskli ameliyat yapması veya hasta kötüleştiğinde uygun merkeze sevki geciktirmesi önemli bir kusur iddiası oluşturabilir.

Özel Hastanede Yoğun Bakımda İhmal

Yoğun bakım ihmali özel hastanede meydana gelmişse, hasta veya hasta yakınları şartları oluştuğunda özel hastane, doktor, hemşire ve ilgili sağlık kuruluşuna karşı maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Özel hastane, yalnızca hekim hatasından değil; yoğun bakım ünitesinin donanımından, personelinden, kayıt sisteminden, enfeksiyon kontrolünden, cihaz bakımından ve hasta güvenliğinden de sorumludur.

Özel hastanede yoğun bakım hatası nedeniyle dava açılacaksa görevli mahkeme somut olayın niteliğine göre belirlenmelidir. Özel sağlık hizmeti birçok durumda tüketici işlemi olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle özel hastane kaynaklı uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi ve dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Ancak ağır bedensel zarar, ölüm, kalıcı sakatlık ve yüksek tazminat talepleri bulunan yoğun bakım dosyaları yalnızca basit bir ücret iadesi uyuşmazlığı gibi ele alınmamalıdır.

Özel hastane dosyalarında faturalar, yoğun bakım yatış ücretleri, hasta yakınlarına yapılan bilgilendirmeler, onam formları, günlük takip formları, yoğun bakım epikrizleri, cihaz kayıtları ve konsültasyon belgeleri ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Devlet Hastanesinde Yoğun Bakımda İhmal

Yoğun bakım ihmali devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse hukuki yol çoğu zaman idare hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Çünkü devlet hastanesinde sunulan yoğun bakım hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru söz konusu olabilir.

Bu durumda çoğu olayda doğrudan doktora karşı adli yargıda tazminat davası açmak yerine, ilgili idareye başvuru ve ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmasını düzenlemektedir. İdarenin talebi reddetmesi veya otuz gün içinde cevap vermemesi halinde dava açma süreci gündeme gelir.

Devlet hastanesinde yoğun bakımda ihmal iddiasında davalı çoğu zaman Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Kamu üniversitesi hastanelerinde ilgili üniversite, şehir hastanelerinde ise hizmetin organizasyon yapısı ayrıca değerlendirilmelidir. Yanlış idareye başvuru yapılması veya sürelerin kaçırılması hak kaybı doğurabileceğinden, dosyanın başında hukuki yol doğru belirlenmelidir.

Yoğun Bakımda İhmal Nedeniyle Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Yoğun bakımda ihmal nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat; hastanın ekonomik zararlarının giderilmesini amaçlar. Ek tedavi giderleri, özel hastane masrafları, yoğun bakım ücretleri, ilaç giderleri, ameliyat giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon masrafları, protez ve medikal cihaz giderleri, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı ve kazanç kaybı maddi tazminat kapsamında istenebilir.

Yoğun bakım ihmali nedeniyle hasta kalıcı felç geçirmiş, beyin hasarı oluşmuş, böbrek yetmezliği gelişmiş, organ kaybı yaşamış, solunum cihazına bağımlı hale gelmiş veya çalışma gücünü kaybetmişse tazminat hesabı yalnızca mevcut tedavi giderleriyle sınırlı tutulmamalıdır. Hastanın gelecekteki bakım ihtiyacı, sürekli tedavi masrafları, özel cihaz ihtiyacı ve ekonomik geleceğinin sarsılması da değerlendirilmelidir.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, elem, korku, psikolojik yıkım, beden bütünlüğünün bozulması, yaşam kalitesinin düşmesi ve ağır sağlık tehdidi altında kalması nedeniyle talep edilir. Yoğun bakımda ihmal sonucunda hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan kişiler bu kapsamda hak sahibi olabilir.

Yoğun Bakımda İhmal Nasıl İspatlanır?

Yoğun bakımda ihmal davalarında ispat süreci çok teknik ve önemlidir. Çünkü yoğun bakımda hastanın durumu sürekli değişebilir ve dakikalar dahi önemli olabilir. Bu nedenle yoğun bakım kayıtlarının eksiksiz temin edilmesi gerekir.

Delil olarak yoğun bakım hasta dosyası, epikriz raporu, hemşire gözlem formları, doktor vizit notları, vital bulgu çizelgeleri, ventilatör kayıtları, monitör kayıtları, ilaç uygulama formları, laboratuvar sonuçları, kan gazı değerleri, kültür ve antibiyogram sonuçları, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonları, radyoloji görüntüleri, yoğun bakım giriş ve çıkış saatleri, sevk belgeleri, taburculuk veya ölüm belgeleri, hasta yakınlarıyla yapılan bilgilendirme kayıtları ve kamera kayıtları kullanılabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesine ve suret alabilmesine imkân tanımaktadır. Bu nedenle yoğun bakım dosyası mutlaka yazılı şekilde talep edilmelidir.

Yoğun bakım kayıtlarının eksik olması, hemşire gözlem çizelgelerinin düzenli tutulmaması, ventilatör parametrelerinin bulunmaması, ilaç uygulama saatlerinin yazılmaması veya doktor vizit notlarının yetersiz olması, dava sürecinde hastane aleyhine değerlendirilebilecek önemli hususlardır. Çünkü yoğun bakım hizmetinin denetlenebilir olması kayıtlarla mümkündür.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Yoğun bakımda ihmal davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde olayın niteliğine göre yoğun bakım uzmanı, anestezi ve reanimasyon uzmanı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, kardiyoloji uzmanı, nöroloji uzmanı, genel cerrahi uzmanı, adli tıp uzmanı veya ilgili branştan hekimler bulunmalıdır.

Bilirkişi raporunda yalnızca hastanın ağır hasta olup olmadığı değil, yoğun bakım sürecinin tıp kurallarına uygun yürütülüp yürütülmediği incelenmelidir. Hastanın yoğun bakıma zamanında alınıp alınmadığı, yeterli takip yapılıp yapılmadığı, cihaz alarmlarına müdahale edilip edilmediği, enfeksiyon belirtilerinin zamanında fark edilip edilmediği, ilaçların doğru uygulanıp uygulanmadığı, gerekli konsültasyonların istenip istenmediği ve zarar ile ihmal arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı açıkça değerlendirilmelidir.

Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle “hasta zaten ağırdı”, “ölüm kaçınılmazdı” veya “komplikasyondur” gibi genel ifadelerle hazırlanmış raporlar yeterli olmayabilir. Raporun yoğun bakım kayıtlarını, laboratuvar değerlerini, ventilatör parametrelerini, enfeksiyon bulgularını, ilaç uygulamalarını ve müdahale saatlerini somut şekilde incelemesi gerekir.

Ceza Soruşturması Açılabilir mi?

Yoğun bakımda ihmal ağır yaralanma, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Taksirle yaralama, taksirle ölüme neden olma, görevi ihmal, belgede sahtecilik, kayıtların değiştirilmesi veya hasta kayıtlarının gizlenmesi gibi iddialar varsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.

Ancak sağlık meslek mensupları hakkında yapılacak ceza soruşturmalarında özel izin usulleri bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı kaynaklarında, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18. madde kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun kanuni dayanağı ve sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılacak soruşturmalardaki rolü açıklanmaktadır.

Ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza soruşturmasında sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılırken, tazminat davasında hastanın veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasında alınan Adli Tıp raporları, bilirkişi raporları, ifadeler ve tıbbi kayıtlar tazminat davasında önemli delil olabilir.

Yoğun Bakım İhmali Şüphesinde Hasta Yakınları Ne Yapmalıdır?

Yoğun bakımda ihmal şüphesi varsa hasta yakınları öncelikle tüm tıbbi kayıtları talep etmelidir. Yoğun bakım dosyası, günlük takip formları, hemşire gözlem çizelgeleri, doktor notları, laboratuvar sonuçları, ilaç uygulama kayıtları, ventilatör kayıtları, enfeksiyon konsültasyonları ve epikriz raporları eksiksiz alınmalıdır.

İkinci olarak, olayın kronolojisi çıkarılmalıdır. Hasta yoğun bakıma ne zaman alındı? Hangi şikâyet veya tanıyla yatırıldı? Hangi saatlerde kötüleşti? Hangi ilaçlar verildi? Hangi cihazlara bağlandı? Enfeksiyon veya organ yetmezliği ne zaman başladı? Hasta yakınlarına ne zaman ve ne şekilde bilgi verildi? Ölüm veya kalıcı zarar hangi süreçten sonra ortaya çıktı?

Üçüncü olarak, özel hastane-devlet hastanesi ayrımı yapılmalıdır. Özel hastane olaylarında tüketici hukuku, özel hukuk tazminatı ve arabuluculuk; devlet hastanesi olaylarında idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir.

Dördüncü olarak, zarar kalemleri belirlenmelidir. Hasta hayattaysa tedavi giderleri, iş göremezlik, bakım ihtiyacı ve manevi zararlar; hasta hayatını kaybetmişse destekten yoksun kalma ve yakınların manevi tazminat talepleri hesaplanmalıdır.

Sonuç: Yoğun Bakımda İhmal Ağır Tazminat Sorumluluğu Doğurabilir

Yoğun bakım, hastanın en kırılgan ve en hayati döneminde bulunduğu sağlık hizmeti alanıdır. Bu nedenle yoğun bakımda takip, kayıt, cihaz kontrolü, ilaç uygulaması, enfeksiyon önleme, solunum desteği, beslenme, bakım ve acil müdahale süreçleri büyük bir dikkatle yürütülmelidir.

Her yoğun bakım ölümü veya kötü sonucu doktor hatası değildir. Ancak her “hasta zaten ağırdı” savunması da hastane veya doktoru sorumluluktan kurtarmaz. Hukuki değerlendirmede asıl sorular şunlardır: Hasta yoğun bakıma zamanında alındı mı? Yeterli takip yapıldı mı? Cihaz ve ilaç uygulamaları doğru muydu? Enfeksiyon kontrol önlemleri alındı mı? Kötüleşme belirtileri zamanında fark edildi mi? Gerekli konsültasyon ve müdahaleler yapıldı mı? Zarar ile ihmal arasında illiyet bağı var mı?

Yoğun bakımda ihmal nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, kalıcı maluliyet, iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.

Bu nedenle yoğun bakım ihmali şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tıbbi kayıtlar toplanmalı, yoğun bakım süreci saat saat incelenmeli, özel-devlet hastanesi ayrımı doğru yapılmalı, bilirkişi sürecine güçlü hazırlanılmalı ve maddi-manevi zararlar eksiksiz şekilde talep edilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button