Yetki Sözleşmesi Geçerlilik Şartları: Tacirler Arasında Yetki Sözleşmesi Nasıl Kurulur?
Yetki Sözleşmesi Geçerlilik Şartları: Tacirler Arasında Yetki Sözleşmesi Nasıl Kurulur?
1) Neden “yetki sözleşmesi” ticari sözleşmenin kaderini değiştirir?
Ticari uyuşmazlıklarda çoğu zaman “haklı olmak” tek başına yetmez; doğru yerde (yetkili mahkemede) ve doğru usulde hareket etmek gerekir. Yetki sözleşmesi özellikle farklı şehirlerde faaliyet gösteren şirketler arasında:
-
Davanın hangi şehirde görüleceğini,
-
Masraf/lojistik yükünü,
-
Delillerin toplanma hızını,
-
Stratejik pazarlık gücünü
doğrudan etkiler. Bu yüzden yetki sözleşmesi “sözleşmenin sonunda rutin bir cümle” gibi görmek, ileride telafisi zor usul sorunlarına yol açar.
2) Kavramları netleştirelim: Yetki – Görev – Kesin Yetki – Münhasırlık
-
Görev, mahkemenin “hangi tür mahkeme” olduğuyla ilgilidir (ör. Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu). Görev kuralları kamu düzenindendir; sözleşmeyle değiştirilemez.
-
Yetki, aynı tür mahkemeler içinde “hangi yer mahkemesi”nin (hangi şehir/ilçe) bakacağını belirler.
-
Kesin yetki, kanunun belirli uyuşmazlıkları mutlaka belli yer mahkemesine bağladığı hallerdir. Bu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
-
Münhasır (tek/özel) yetki klozu, tarafların davayı yalnızca seçilen yerde açacağını ifade eder. HMK’daki sistemde tacirler arasında yetki sözleşmesinin “aksi kararlaştırılmadıkça” münhasır etki doğuracağı kabul edilir.
3) Dayanak: Tacirler arasında yetki sözleşmesinin hukuki zemini (HMK 17-18-19)
Tacirler (veya kamu tüzel kişileri) aralarında doğmuş ya da doğabilecek bir uyuşmazlık için bir veya birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilir.
Ancak bu serbesti sınırsız değildir. Yetki sözleşmesinin geçerli sayılması için HMK 18’in koyduğu şartlar birlikte sağlanmalıdır.
Ayrıca uygulamada kritik bir konu da şudur: Yetki sözleşmesi olsa bile, karşı taraf yanlış yerde dava açarsa ve siz yetki itirazını süresinde (cevap dilekçesinde) ileri sürmezseniz, dava açılan mahkeme yetkili hâle gelebilir.
4) “Tacirler arasında” şartı: İşin ticari olması yetmez, tarafın tacir olması gerekir
Uygulamada en sık yapılan hata şudur: “Bu sözleşme ticari iş, o halde yetki klozu geçerlidir.” Hayır. HMK 17 bakımından belirleyici olan, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması değil, tarafların sıfatıdır: taraflar tacir veya kamu tüzel kişisi olmalıdır. Bu yaklaşım içtihat özetlerinde de vurgulanır.
Pratik sonuç:
-
Şirket ↔ Şirket genellikle sorun yoktur (iki taraf da tacir).
-
Şirket ↔ Gerçek kişi ilişkilerinde, gerçek kişi tacir değilse HMK 17 zemini çöker; sözleşme ciddi geçerlilik riski taşır.
-
Tüketici/işçi gibi “zayıf taraf” ilişkilerinde ayrıca koruyucu düzenlemeler devreye girer; yetki sözleşmesi çoğu durumda etkisiz kalır.
5) HMK 18’e göre yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları
HMK 18, yetki sözleşmesinin geçerliliği için hem yasak alanları hem de pozitif şartları birlikte düzenler.
(A) Yasak alanlar: Bu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz
-
Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği konular
Kamu düzeni ağırlıklı alanlarda (ör. bazı statü davaları) tarafların yetki sözleşmesiyle mahkeme seçmesi kabul edilmez. -
Kesin yetki halleri
Kanun “mutlaka şu yer mahkemesi yetkilidir” diyorsa, yetki sözleşmesi o kesin yetkiyi bertaraf edemez.
(Bu noktada sözleşmeye koyduğunuz madde “var” görünse bile, uyuşmazlık çıktığında mahkeme bunu uygulamaz.)
(B) Pozitif şartlar: Yetki sözleşmesi geçerli olsun istiyorsanız
-
Yazılı şekil
Yetki sözleşmesi yazılı olmalıdır; bu bir geçerlilik şartıdır.-
Sözleşme metninin içinde madde olarak olabilir.
-
Ayrı bir protokol olabilir.
-
Elektronik imza/KEP gibi güvenli yöntemlerle yazılılık ispatı güçlendirilmelidir (özellikle e-posta trafiğine bırakmak riskli olabilir).
-
-
Belirli/belirlenebilir hukuki ilişki
“Aramızdaki her türlü ihtilafta…” gibi aşırı geniş ifadeler, HMK 18’in aradığı “uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması” şartı bakımından tartışma yaratır. Kanunun aradığı, klozun bir ilişkiye bağlanabilir olmasıdır.
Öneri: Yetki klozunu mutlaka sözleşmenin adı/konusu ile ilişkilendirin: “İşbu Satış Sözleşmesinden doğan…” -
Yetkili mahkemenin (ve mümkünse mahkeme türünün) açıkça gösterilmesi
HMK 18, “yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesini” şart koşar
Şehir + mahkeme türü + gerektiğinde adliye ayrımı:
Örn. “İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemeleri…”
Neden? Çünkü büyük şehirlerde aynı şehirde farklı adliyeler/ilçeler ve farklı uzmanlaşmalar vardır; “İstanbul Mahkemeleri” gibi muğlak ifadeler ileride itiraz malzemesi olabilir.
6) Münhasırlık meselesi: “Sadece” mi, “alternatif” mi?
HMK 17 mantığında, taraflar aksi kararlaştırmadıkça davanın sadece seçilen mahkemede açılması beklenir.
Bu nedenle klozu yazarken şu stratejik kararı bilinçli verin:
-
-
-
Münhasır (tek) yetki: “Dava yalnızca X Mahkemelerinde açılır.”
Avantaj: Netlik ve öngörülebilirlik.
Risk: Yanlış yerde dava açılırsa itirazı kaçırırsanız hak kaybı büyür; ayrıca icra aşamasında da tartışma çıkabilir. -
Alternatif yetki: “X Mahkemeleri yetkilidir; bunun yanında kanuni yetkili mahkemelerin yetkisi saklıdır.”
Avantaj: Hem seçilen yeri korur hem de gerektiğinde genel/özel yetki kurallarına dönme esnekliği sağlar.
-
-
7)Yetki itirazı stratejisi: Klozunuz güçlü olsa bile süreyi kaçırırsanız…
Yetki klozu “var” diye rehavete kapılmayın. Karşı taraf yanlış yerde dava açtığında:
-
Yetki itirazı, kesin yetki olmayan hallerde cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
-
Yetki itirazı yapan taraf, itirazında yetkili mahkemeyi (birden fazla ise seçtiğini) bildirmelidir; aksi halde itiraz dikkate alınmayabilir.
-
Süresinde itiraz edilmezse, dava açılan mahkeme yetkili hâle gelebilir.
Özet: Yetki klozu, “otomatik çalışan bir kalkan” değil; doğru zamanda doğru usul hamlesi ister.
8)Yabancılık unsuru varsa: Yabancı mahkeme seçimi (MÖHUK 47) ve içtihat yaklaşımı
Taraflar bazen “Londra/Zurich/Paris mahkemeleri yetkilidir” gibi hükümler koyar. Yabancı mahkemenin seçildiği durumda devreye 5718 sayılı MÖHUK ve özellikle m.47 yaklaşımı girer.
Uygulamada Yargıtay kararlarında da, yabancı devlet mahkemesini genel olarak yetkili kılan anlaşmaların “belirlilik” bakımından değerlendirilmesine ilişkin örnekler bulunur.
Pratik not:
-
Eğer uyuşmazlığın Türkiye’de görülmesini tamamen devre dışı bırakmak istiyorsanız, hem sözleşme metnini hem de MÖHUK çerçevesini çok dikkatli kurmak gerekir.
-
“Hem yabancı mahkeme hem Türk mahkemeleri” gibi çelişkili düzenlemeler ciddi yetki tartışmaları çıkarır.
Sık Sorulan Sorular
1) Tacirler arasında yetki sözleşmesi sözlü yapılabilir mi?
Hayır. HMK 18, geçerlilik için yazılılık arar.
2) “İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” demek yeterli mi?
Belirlilik tartışması doğurmamak için şehir + mahkeme türü + gerekirse adliye ayrımıyla yazmak daha güvenlidir. HMK 18, mahkemenin gösterilmesini şart koşar.
3) Yetki klozu varken karşı taraf başka yerde dava açarsa ne yapmalıyım?
Kesin yetki yoksa, yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmelisiniz; aksi halde dava açılan mahkeme yetkili hâle gelebilir.
4) Yetki sözleşmesi kesin yetkili mahkemeyi değiştirebilir mi?
Değişti
remez. Kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz.
5) Sözleşme ticari ise taraflardan biri tacir değilse yetki klozu yine geçerli midir?
Geçerlilik ciddi risk altına girer; HMK 17 taraf sıfatına odaklanır. İçtihat özetlerinde de “işin ticari olması”nın tek başına yeterli olmadığı vurgulanır.
6) Yabancı mahkeme seçimi yapılabilir mi?
Yabancılık unsuru varsa MÖHUK çerçevesi önem kazanır; konu m.47 yaklaşımıyla değerlendirilir.
Tacirler arasında yetki sözleşmesi, doğru kurulduğunda ticari uyuşmazlıklarda zaman, maliyet ve strateji avantajı sağlar; yanlış kurulduğunda ise “ilk itiraz”, “yetkisizlik”, “usulden ret” gibi risklerle davayı daha başında kilitleyebilir. Çekirdek formül şudur:
-
Taraf sıfatı doğru olacak (tacir/kamu tüzel kişisi),
-
HMK 18’in yazılılık–belirlilik–mahkemenin açıkça gösterilmesi şartları sağlanacak,
-
Kesin yetki alanına girilmeyecek,
-
Uyuşmazlık çıkınca HMK 19’daki süreler kaçırılmayacak.