Yaya Trafik Kazalarında Tazminat Hakları Nelerdir?
Yaya Trafik Kazası Nedir?
Yaya trafik kazası, karayolu üzerinde veya karayolu sayılan alanlarda bir motorlu aracın yayaya çarpması, yayayı sıkıştırması, yayanın araç nedeniyle düşmesi ya da araç hareketi sonucunda yayanın bedensel zarara uğramasıdır. Yaya kazaları; yaya geçidinde, okul geçidinde, kavşakta, kaldırımda, otoparkta, site içinde, AVM otoparkında, servis alanında, durakta, yol kenarında veya taşıt yolu üzerinde meydana gelebilir.
Yaya, trafik sisteminin en korunmasız unsurlarından biridir. Bir araç içindeki sürücü veya yolcuya göre yayanın fiziksel koruması yoktur. Bu nedenle yaya kazalarında basit yaralanmaların yanı sıra kemik kırığı, kafa travması, iç kanama, omurga yaralanması, kalıcı sakatlık, organ kaybı, yüzde sabit iz, psikolojik travma ve ölüm gibi çok ağır sonuçlar ortaya çıkabilir.
Yaya trafik kazası sonrasında mağdurun yalnızca hastane masrafları değil; çalışamadığı süreye ilişkin gelir kaybı, sürekli iş göremezlik zararı, bakıcı gideri, tedaviye bağlı ek masraflar, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi zararları da gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu’nda bedensel zararlar; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak düzenlenmiştir.
Yaya Trafik Kazalarında Tazminat Hakkı
Yaya trafik kazasında zarar gören kişi, kazanın oluş şekline göre sürücüye, araç işletenine, araç malikine, aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibine, zorunlu trafik sigortasına ve bazı hâllerde ilgili kamu idaresine karşı tazminat talep edebilir.
Burada temel mesele, kazanın meydana gelmesinde kimin ne oranda kusurlu olduğudur. Sürücü hız sınırına uymamış, yaya geçidinde yavaşlamamış, kırmızı ışıkta geçmiş, dönüş sırasında yayayı kontrol etmemiş, kaldırıma çıkmış, geri manevrada dikkat etmemiş veya okul geçidinde gerekli özeni göstermemiş olabilir. Bu hâllerde sürücünün kusuru gündeme gelir.
Ancak yayanın da trafik kurallarına uygun davranması gerekir. Yaya kırmızı ışıkta geçmiş, yaya geçidi çok yakınken taşıt yolundan karşıya geçmeye çalışmış, aniden yola çıkmış veya alkollü şekilde trafikte kontrolsüz hareket etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda yayanın kusuru tartışılır. Fakat yayanın kusurlu olması, her durumda tazminat hakkının tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Yayanın kısmi kusurlu olduğu hâllerde tazminat kusur oranına göre azaltılabilir.
Yaya Geçidinde Araç Çarpması
Yaya kazalarının en önemli türlerinden biri yaya geçidinde meydana gelen kazalardır. Karayolları Trafik Kanunu m.74’e göre görevli kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan, ancak başka trafik işaretiyle belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken sürücüler araçlarını yavaşlatmak ve bu geçitlerden geçen ya da geçmek üzere bulunan kişilere ilk geçiş hakkını vermek zorundadır.
Bu hüküm, yaya geçidinde meydana gelen kazalarda sürücünün sorumluluğunu güçlendiren önemli bir düzenlemedir. Yaya geçidine yaklaşan sürücü, yalnızca çarpmamak için son anda fren yapmakla yetinemez. Daha yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmalı, çevre kontrolünü yapmalı ve geçmek üzere olan yayaya ilk geçiş hakkını vermelidir.
Yaya geçidinde meydana gelen kazalarda sürücünün “yayayı görmedim” savunması tek başına yeterli değildir. Çünkü sürücünün yaya geçidine yaklaşırken daha dikkatli olması beklenir. Özellikle okul geçitleri, hastane çevresi, durak önü, alışveriş merkezi girişi, pazar yeri, cami önü ve yoğun yaya trafiği bulunan yerlerde sürücüden beklenen dikkat ve özen daha yüksektir.
Bununla birlikte her yaya geçidi kazasında sürücü otomatik olarak yüzde 100 kusurlu kabul edilir demek de doğru değildir. Işıklı kavşaklarda yayanın kırmızıda geçip geçmediği, geçidin kullanılıp kullanılmadığı, görüş mesafesi, hız, yol durumu, kamera kayıtları ve tanık beyanları ayrıca değerlendirilir. Ancak yaya geçidi, yayanın lehine güçlü bir kusur değerlendirmesi zemini oluşturur.
Yaya Kusurluysa Tazminat Alabilir mi?
Yaya trafik kazalarında en çok sorulan sorulardan biri şudur: “Yaya kusurluysa tazminat alabilir mi?” Cevap, somut olayın kusur oranına bağlıdır.
Yaya yüzde 100 kusurluysa, yani kazanın meydana gelmesinde sürücüye veya araç işletenine yüklenebilecek hiçbir kusur yoksa tazminat talebi reddedilebilir. Örneğin yayanın gece vakti otoyolda aniden aracın önüne çıkması, araç sürücüsünün hız ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranmaması ve kazanın önlenmesinin objektif olarak mümkün olmaması hâlinde yayanın tam kusuru tartışılabilir.
Ancak yayanın kısmi kusuru varsa tazminat hakkı tamamen ortadan kalkmaz. Bu durumda hesaplanan maddi tazminat, yayanın kusur oranına göre indirilir. Örneğin yayanın toplam zararı 1.000.000 TL olarak hesaplanmış, yaya yüzde 30 kusurlu, sürücü yüzde 70 kusurlu kabul edilmişse, yaya kural olarak 700.000 TL maddi tazminat talep edebilir.
Türk Borçlar Kanunu m.52’ye göre zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu nedenle yayanın davranışı kusur ve müterafik kusur bakımından önemlidir. Ancak bu değerlendirme otomatik değil, kazanın somut özelliklerine göre yapılmalıdır.
Yaya Kazalarında Kimlerden Tazminat İstenebilir?
Yaya trafik kazalarında tazminat talebi, kazaya neden olan sürücüye yöneltilebilir. Sürücü trafik kuralını ihlal etmiş, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış veya hızını yol ve çevre şartlarına göre ayarlamamışsa doğan zarardan sorumlu olur.
Bunun yanında araç işleteni ve araç maliki de sorumlu olabilir. Karayolları Trafik Kanunu m.85’e göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni ve şartları varsa bağlı olduğu teşebbüs sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Aynı düzenlemede işletenin, sürücünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu da belirtilmiştir.
Bu hüküm yaya kazalarında çok önemlidir. Çünkü kazaya sebep olan araç bir şirket aracı, servis aracı, taksi, otobüs, kamyon, kargo aracı, belediye aracı veya işverenin faaliyeti kapsamında kullanılan bir araç olabilir. Bu durumda yalnızca sürücüye değil, işletene ve bağlı teşebbüs sahibine de yönelmek gerekebilir.
Ayrıca zorunlu trafik sigortası da yaya kazalarında maddi zararlar yönünden önemli bir başvuru yoludur. Yaralanan yaya, kusurlu aracın zorunlu trafik sigortasına başvurarak maddi zararlarının poliçe limiti dahilinde karşılanmasını talep edebilir. Zarar poliçe limitini aşıyorsa, aşan kısım için sürücü ve işletene karşı dava açılması gündeme gelebilir.
Yaralanmalı Yaya Kazasında Talep Edilebilecek Maddi Tazminatlar
Yaralanmalı yaya trafik kazalarında maddi tazminat kalemleri geniştir. Bunların başında tedavi giderleri gelir. Hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi, protez, medikal malzeme, ulaşım ve refakatçi giderleri bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bunun yanında geçici iş göremezlik tazminatı talep edilebilir. Yaya, kaza nedeniyle belirli bir süre çalışamamışsa bu süre boyunca uğradığı gelir kaybını isteyebilir. Örneğin bir işçi, esnaf, kurye, öğretmen, mağaza çalışanı veya serbest meslek sahibi kaza nedeniyle aylarca çalışamamışsa, bu dönem için kazanç kaybı hesaplanmalıdır.
Kalıcı sakatlık varsa sürekli iş göremezlik tazminatı gündeme gelir. Sürekli iş göremezlik, kişinin tedavi süreci tamamlandıktan sonra beden gücünde kalıcı azalma meydana gelmesidir. Bacak kırığı sonrası yürüme kısıtlılığı, omurga yaralanması, diz veya kalça hareket kaybı, kol fonksiyon kaybı, sinir hasarı, görme kaybı, yüzde sabit iz veya organ kaybı gibi durumlar sürekli maluliyet değerlendirmesine konu olabilir.
Türk Borçlar Kanunu m.54, bedensel zararlar arasında tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları saymaktadır. Bu nedenle yaya kazalarında yalnızca bugünkü tedavi faturaları değil, mağdurun gelecekteki çalışma hayatı ve ekonomik kaybı da tazminat hesabına dahil edilmelidir.
Sürekli İş Göremezlik Tazminatı
Yaya trafik kazalarında en yüksek tazminat kalemlerinden biri sürekli iş göremezlik tazminatıdır. Bu tazminat, yayanın kazadan sonra kalıcı şekilde çalışma gücünü kaybetmesi veya çalışma gücünün azalması nedeniyle talep edilir.
Hesaplamada mağdurun yaşı, geliri, mesleği, maluliyet oranı, kusur oranı ve bakiye çalışma süresi dikkate alınır. Genç yaştaki bir mağdurun kalıcı sakatlığı, uzun yıllar boyunca ekonomik sonuç doğuracağı için tazminat miktarı daha yüksek olabilir. Aynı şekilde bedensel güce dayalı çalışan bir kişinin bacak veya omurga yaralanması, mesleki geleceği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Maluliyet raporu bu noktada belirleyicidir. Rapor hatalı, eksik veya düşük oranlı düzenlenmişse tazminat da eksik hesaplanabilir. Bu nedenle yaya kazalarında sağlık kurulu raporu, adli tıp değerlendirmesi, epikriz kayıtları, ameliyat belgeleri ve fizik tedavi süreci dikkatle incelenmelidir.
Özellikle çocuk yayaların kazalarında ekonomik gelecek daha özel değerlendirilmelidir. Çocuk henüz gelir elde etmiyor olabilir; ancak kalıcı sakatlık onun ilerideki meslek seçimini, eğitim hayatını ve çalışma kapasitesini etkileyebilir. Bu nedenle çocuk yaya kazalarında “geliri yoktur, tazminat doğmaz” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Geçici İş Göremezlik ve Bakıcı Gideri
Yaya trafik kazasında mağdur, tedavi süreci boyunca çalışamamış olabilir. Bu dönemde maaş alamamış, işini kaybetmiş, ticari faaliyetini sürdürememiş veya günlük kazancından mahrum kalmış olabilir. Bu zarar geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında talep edilir.
Bakıcı gideri de önemli bir zarar kalemidir. Yaya, kaza sonrası kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmişse, belirli bir süre başkasının yardımına ihtiyaç duymuş olabilir. Bu yardım profesyonel bir bakıcı tarafından verilmiş olabileceği gibi aile bireyi tarafından da sağlanmış olabilir. Aile bireyinin ücretsiz bakım sağlaması, bakıcı gideri talebini her durumda ortadan kaldırmaz. Önemli olan mağdurun bakım ihtiyacının doğmuş olmasıdır.
Ayrıca hastaneye gidiş geliş masrafları, fizik tedaviye ulaşım, refakatçi giderleri, özel beslenme, medikal cihaz ve ev içi düzenleme masrafları da somut olayın şartlarına göre talep edilebilir. Her giderin fatura, makbuz veya dekontla belgelenmesi dosyayı güçlendirir. Ancak belge bulunmayan bazı zorunlu giderler de olayın olağan akışı ve bilirkişi değerlendirmesiyle hesaplanabilir.
Manevi Tazminat Hakkı
Yaya trafik kazalarında manevi tazminat, mağdurun yaşadığı acı, korku, travma, tedavi sürecindeki ızdırap, kalıcı sakatlık, yaşam kalitesindeki düşüş ve psikolojik etkiler nedeniyle talep edilir. Özellikle ağır yaralanmalı yaya kazalarında manevi tazminat, mağduriyetin hukuken görünür kılınması açısından son derece önemlidir.
Türk Borçlar Kanunu m.56’ya göre bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hâkim, olayın özelliklerini dikkate alarak zarar görene uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin ya da ölenin yakınları lehine de manevi tazminat mümkündür.
Manevi tazminat miktarı belirlenirken kazanın oluş şekli, sürücünün kusur ağırlığı, yayanın yaşı, yaralanmanın derecesi, ameliyat sayısı, tedavi süresi, kalıcı iz veya sakatlık, mağdurun sosyal hayatındaki değişim ve tarafların ekonomik durumları dikkate alınır. Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir; ancak mağdurun yaşadığı ağır travmayı önemsizleştirecek kadar düşük de olmamalıdır.
Örneğin okuldan dönerken araç çarpması sonucu ağır yaralanan bir çocuk, yaya geçidinde çarpılan yaşlı bir kişi, çalışmaya giderken kaza geçirip kalıcı sakat kalan bir işçi veya kaldırımda yürürken aracın çarpması sonucu yaralanan bir mağdur bakımından manevi tazminat güçlü şekilde ileri sürülmelidir.
Ölümlü Yaya Kazalarında Tazminat Hakları
Yaya trafik kazası ölümle sonuçlanmışsa, ölen kişinin yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Ayrıca cenaze giderleri ve ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri de talep edilebilecek zararlar arasındadır.
Türk Borçlar Kanunu m.53’e göre ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybından doğan zararlar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı kayıplar talep edilebilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen yayanın yaşasaydı destek olduğu veya ileride destek olması beklenen kişilerin uğradığı ekonomik kaybı karşılamaya yöneliktir. Eş, çocuk, anne, baba ve somut olaya göre fiilen destek gören diğer kişiler bu tazminatı isteyebilir.
Burada mirasçılık ile destek ilişkisi karıştırılmamalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı miras hakkı değildir. Hak, desteğini kaybeden kişinin kendi şahsında doğar. Bu nedenle mirasçı olmayan bir kişi, fiili destek ilişkisini ispatlarsa tazminat talep edebilir; mirasçı olan kişi ise destekten yoksun kalmamışsa bu tazminatı alamayabilir.
Çocuk Yayaların Trafik Kazalarında Tazminat
Çocuk yayaların karıştığı trafik kazaları özel hassasiyet gerektirir. Çocuklar trafik tehlikelerini yetişkinler kadar öngöremeyebilir. Bu nedenle okul çevresi, park önü, site içi yollar, servis güzergâhı, yaya geçidi ve mahalle aralarında sürücülerden daha yüksek dikkat beklenir.
Çocuk yaya kazalarında kusur değerlendirmesi yapılırken çocuğun yaşı, algılama gücü, olay yeri, trafik işaretleri, sürücünün hızı, çevresel koşullar ve kazanın önlenebilirliği birlikte değerlendirilmelidir. Küçük yaştaki bir çocuğun yetişkin gibi kusurlu kabul edilmesi çoğu zaman hakkaniyete uygun olmaz.
Çocuk yaralanmışsa tedavi giderleri, bakıcı gideri, sürekli iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi tazminat talep edilebilir. Çocuk hayatını kaybetmişse anne ve baba destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat isteyebilir. Özellikle anne-babanın çocuk kaybı nedeniyle yaşadığı manevi yıkım, tazminat talebinde güçlü biçimde ortaya konulmalıdır.
Yaşlı ve Engelli Yayaların Trafik Kazalarında Tazminat
Yaşlı ve engelli yayaların trafik kazalarında da sürücünün dikkat yükümlülüğü ayrıca önem kazanır. Özellikle karşıdan karşıya geçişin uzun sürdüğü, yürüme zorluğu bulunan veya özel işaret taşıyan kişilerin bulunduğu durumlarda sürücülerin daha dikkatli davranması gerekir.
Yaşlı yayanın gelir elde etmiyor olması, hiçbir maddi tazminat doğmayacağı anlamına gelmez. Tedavi giderleri, bakıcı giderleri, ulaşım masrafları, kalıcı sakatlık nedeniyle artan yaşam giderleri ve manevi tazminat talep edilebilir. Ayrıca yaşlı kişinin emekli maaşı dışında aktif çalışması, ev içi emeği, aileye katkısı veya bakım ihtiyacı somut olayda dikkate alınabilir.
Engelli yayalar bakımından ise kaza sonrası mevcut engellilik durumunun ağırlaşıp ağırlaşmadığı, yeni bir maluliyet oluşup oluşmadığı ve günlük yaşam bağımsızlığının ne ölçüde etkilendiği araştırılmalıdır. Bu tür dosyalarda tıbbi raporların ayrıntılı incelenmesi gerekir.
Sigorta Şirketine Başvuru
Yaya trafik kazalarında zorunlu trafik sigortasından maddi tazminat talep edilecekse, önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılması gerekir. Sigorta Tahkim Komisyonu’nun açıklamasına göre trafik sigortasında sigorta şirketine yapılan başvuruya 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması hâlinde Komisyona başvuru yapılabilir.
Başvuru dilekçesinde kaza tarihi, kaza yeri, plaka bilgileri, poliçe bilgisi, yayanın yaralanma durumu, talep edilen zarar kalemleri, banka hesap bilgileri ve ek belgeler açıkça belirtilmelidir. Başvuruya kaza tespit tutanağı, polis veya jandarma tutanakları, hastane kayıtları, epikriz raporları, adli raporlar, maluliyet raporu, gelir belgeleri, SGK kayıtları, tanık bilgileri ve varsa kamera kayıtları eklenmelidir.
Sigorta şirketi eksik ödeme yaparsa veya ödeme yapmazsa, zarar gören yaya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurabilir ya da dava açabilir. Tahkim yolu özellikle sigorta şirketine yöneltilecek maddi tazminat taleplerinde hızlı bir seçenek olabilir. Ancak manevi tazminat, sigorta limitini aşan zararlar, sürücü ve işletene karşı talepler veya idare sorumluluğu gibi konular varsa mahkeme davası ayrıca değerlendirilmelidir.
Sigorta Şirketinin İlk Ödeme Teklifi Kabul Edilmeli mi?
Yaya kazalarında sigorta şirketinin yaptığı ilk ödeme her zaman gerçek zararı karşılamaz. Özellikle kalıcı sakatlık bulunan dosyalarda maluliyet oranı kesinleşmeden, gerçek gelir araştırılmadan ve aktüeryal hesap yapılmadan ödeme kabul edilmesi ciddi hak kaybına neden olabilir.
Sigorta şirketi bazen yalnızca mevcut belgelere göre düşük bir ödeme teklif edebilir. Ancak yayanın tedavisi devam ediyor olabilir, ileride ameliyat gerekebilir, maluliyet oranı henüz belirlenmemiş olabilir veya gelir kaybı eksik hesaplanmış olabilir. Bu durumda erken sulh, mağdurun gerçek zararının çok altında bir bedelle dosyanın kapanmasına yol açabilir.
Bu nedenle “ibraname”, “sulh protokolü”, “başkaca talebim yoktur” veya “tüm haklarımı aldım” içerikli belgeler imzalanmadan önce dosyanın tazminat hesabı yapılmalıdır. Özellikle çocuk, yaşlı, ağır yaralı veya kalıcı maluliyeti bulunan yayaların dosyalarında acele ödeme kabul edilmemelidir.
Yaya Kazalarında Deliller
Yaya trafik kazalarında delillerin hızlı toplanması gerekir. Olay yeri kamera kayıtları kısa sürede silinebilir. Tanıklar daha sonra bulunamayabilir. Kaza yeri değişebilir, yol çizgileri yenilenebilir veya trafik levhaları değiştirilebilir. Bu nedenle kazadan hemen sonra delil tespiti büyük önem taşır.
Başlıca deliller şunlardır: kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, kamera kayıtları, MOBESE veya işyeri kamera görüntüleri, tanık beyanları, ambulans kayıtları, hastane evrakları, epikriz raporları, adli raporlar, ceza soruşturması dosyası, kusur raporları, bilirkişi raporları, SGK kayıtları, gelir belgeleri ve maluliyet raporları.
Yaya geçidi, trafik ışığı, yol çizgileri, hız sınırı levhaları, okul bölgesi işaretleri, yol aydınlatması, görüş mesafesi ve hava koşulları da kusur değerlendirmesinde önemlidir. Özellikle sürücünün hızının tespiti, çarpma noktası ve fren izi dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Ceza Dosyasının Tazminat Davasına Etkisi
Yaralanmalı veya ölümlü yaya trafik kazalarında çoğu zaman ceza soruşturması açılır. Taksirle yaralama veya taksirle öldürme kapsamında yürütülen ceza dosyasında alınan kusur raporları, tanık beyanları, kamera kayıtları ve keşif tutanakları tazminat davası açısından önemli delil oluşturur.
Ancak ceza dosyasındaki kusur raporu her zaman kesin kabul edilmek zorunda değildir. Hukuk mahkemesi veya Sigorta Tahkim Komisyonu, somut dosya kapsamında yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Ceza dosyasında eksik inceleme varsa, yaya tazminat davasında bu eksikliklerin giderilmesi talep edilmelidir.
Ceza dosyasının takip edilmemesi, tazminat sürecini zayıflatabilir. Özellikle kamera kayıtlarının istenmesi, olay yeri keşfi, tanıkların dinlenmesi ve doğru kusur raporu alınması bakımından ceza soruşturması önemlidir.
Yol Kusuru ve İdarenin Sorumluluğu
Bazı yaya kazalarında yalnızca sürücü değil, yolun yapımından, bakımından veya trafik düzeninden sorumlu idare de kusurlu olabilir. Bozuk kaldırım, eksik yaya geçidi, yetersiz aydınlatma, hatalı trafik ışığı, görünmeyen levha, silinmiş yol çizgisi, okul önünde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması veya üst geçit/alt geçit eksikliği kazaya katkı sağlamış olabilir.
Bu gibi durumlarda belediye, Karayolları Genel Müdürlüğü veya ilgili idare aleyhine hizmet kusuru nedeniyle dava açılması gündeme gelebilir. Ancak idareye karşı açılacak davalarda görevli yargı yolu ve süreler farklıdır. Bu nedenle yaya kazasında yol kusuru ihtimali varsa, dosya yalnızca sürücü ve sigorta şirketi yönünden değil, idari sorumluluk yönünden de incelenmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yaya trafik kazalarında görevli mahkeme, davalılara ve talep türüne göre değişebilir. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda Asliye Ticaret Mahkemesi gündeme gelebilir. Sürücü ve işletene karşı açılan haksız fiil temelli davalarda Asliye Hukuk Mahkemesi değerlendirilebilir. Birden fazla davalı varsa görev meselesi dikkatle belirlenmelidir.
Yetki bakımından Karayolları Trafik Kanunu m.110, motorlu araç kazalarından doğan hukuki sorumluluk davalarının sigortacının merkez veya şubesinin ya da sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabileceğini düzenlemektedir.
Bunun yanında haksız fiil hukukundaki genel yetki kuralları, zarar görenin yerleşim yeri ve davalıların yerleşim yeri de somut olayda değerlendirilebilir. Doğru mahkemede dava açmak, dosyanın görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle uzamasını önler.
Zamanaşımı Süresi
Yaya trafik kazalarında zamanaşımı, kazanın maddi hasarlı, yaralanmalı veya ölümlü olmasına göre değişebilir. Karayolları Trafik Kanunu m.109’a göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Eğer olay cezayı gerektiren bir fiilden doğuyor ve ceza kanunu daha uzun zamanaşımı süresi öngörüyorsa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Yaralanmalı ve ölümlü yaya kazaları çoğu zaman ceza soruşturmasına konu olduğundan, zamanaşımı hesabı her dosyada ayrıca yapılmalıdır. Sürelerin kaçırılması, haklı bir tazminat talebinin kaybedilmesine neden olabilir. Bu nedenle kaza sonrası deliller toplanmalı, sigorta başvurusu yapılmalı ve dava/tahkim süreci geciktirilmemelidir.
Yaya Trafik Kazalarında Sık Yapılan Hatalar
Yaya kazalarında en sık yapılan hata, kaza tespit tutanağındaki kusur oranını kesin kabul etmektir. Oysa tutanak hatalı olabilir. Kamera kaydı, tanık beyanı, bilirkişi incelemesi ve ceza dosyası ile kusur oranı değişebilir.
İkinci hata, sigorta şirketinin ilk ödeme teklifini gerçek zarar sanmaktır. Özellikle maluliyet oluşmuşsa, gerçek zarar çoğu zaman ilk tekliften daha yüksek olabilir.
Üçüncü hata, manevi tazminatı ihmal etmektir. Yaralanmalı ve ölümlü yaya kazalarında manevi tazminat çoğu zaman dosyanın en önemli taleplerinden biridir.
Dördüncü hata, gelir belgelerini toplamamaktır. Çalışan, esnaf, emekli, ev hanımı, öğrenci veya kayıt dışı çalışan mağdurun ekonomik durumu somut şekilde araştırılmalıdır.
Beşinci hata, ceza dosyasını takip etmemektir. Ceza dosyasındaki deliller, tazminat davasının sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Altıncı hata, idare kusurunu gözden kaçırmaktır. Yol, kaldırım, aydınlatma veya trafik düzeni kazaya sebep olmuşsa idarenin sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Yaya trafik kazalarında tazminat hakları, yalnızca hastane giderlerinden ibaret değildir. Yaralanan yaya; tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi tazminat talep edebilir. Kaza ölümle sonuçlanmışsa yakınlar destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat isteyebilir.
Yayanın kusurlu olup olmadığı, tazminat hakkı bakımından belirleyici olmakla birlikte, kısmi kusur tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Bu durumda hesaplanan zarar kusur oranına göre azaltılır. Bu nedenle kusur raporu, kamera kayıtları, tanık beyanları ve ceza dosyası dikkatle incelenmelidir.
Yaya kazalarında doğru hukuki strateji için sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmalı, eksik ödeme tekliflerine karşı dikkatli olunmalı, maluliyet ve gelir hesabı doğru yapılmalı, manevi tazminat unutulmamalı ve gerekirse sürücü, işleten, sigorta şirketi ve ilgili idareye karşı ayrı ayrı hukuki yollar değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak yaya trafik kazası mağdurları, kazanın yalnızca bugünkü etkileri için değil, gelecekte doğuracağı ekonomik ve manevi sonuçlar için de tazminat talep edebilir. Hak kaybı yaşamamak için delillerin hızlı toplanması, sigorta başvurusunun eksiksiz yapılması ve dava/tahkim sürecinin doğru yürütülmesi büyük önem taşır.