Yat Sözleşmelerinde Sigorta Klozları Nasıl Düzenlenmelidir?
Yat Sözleşmelerinde Sigorta Klozları Nasıl Düzenlenmelidir?
Yat sözleşmelerinde sigorta klozları nasıl düzenlenmelidir? Yat satış, charter, inşa ve işletme sözleşmelerinde kasko, sorumluluk, mürettebat, yolcu, yabancı bayrak ve tazminat risklerini Türk hukukuna göre açıklayan kapsamlı rehber. (Türkiye Sigorta Birliği)
Giriş
Yat sözleşmelerinde sigorta klozları nasıl düzenlenmelidir sorusu, deniz hukuku pratiğinde çoğu zaman sözleşmenin sonuna eklenen birkaç satırla geçiştirilen, fakat uyuşmazlık çıktığında dosyanın kaderini belirleyen temel bir sorudur. Bunun sebebi açıktır: Yat sözleşmesi yalnız teknenin devrini, kiralanmasını veya işletilmesini düzenlemez; aynı zamanda teknenin uğrayacağı fizikî hasar, üçüncü kişilere verilecek zarar, mürettebat ve yolcu riski, marina ve liman sorumluluğu, yabancı bayrak, ipotek, finansman ve tazminat zincirini de etkiler. Türk Ticaret Kanunu’na göre sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında kişinin para ile ölçülebilir menfaatini zarara uğratan rizikonun gerçekleşmesi halinde bunu tazmin etmeyi veya bir ya da birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Aynı Kanun’da mal sigortası bakımından, rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunanların bu menfaati sigorta ile teminat altına alabileceği de açıkça düzenlenmiştir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Bu nedenle yat sözleşmelerindeki sigorta maddesi, yalnız “tekne sigortalıdır” cümlesinden ibaret bırakılamaz. Sigortanın kimin adına yapıldığı, hangi menfaatin sigortalandığı, hangi rizikoların kapsam içinde veya dışında kaldığı, primin ne zaman ödeneceği, sigortacının sorumluluğunun ne zaman başlayacağı, hasar halinde ihbar ve belge yükümlülüğünün kimde olduğu, eksik sigorta veya aşkın sigorta riskinin nasıl yönetileceği, ipotekli veya finansmanlı teknelerde tazminatın kime ödeneceği ve yabancı bayraklı işlemlerde hangi hukuk düzeninin devreye gireceği sözleşmede açıkça yazılmalıdır. Aksi halde taraflar tekneye ilişkin ticari ilişkiyi kurmuş görünse de, en kritik risk alanını boş bırakmış olur. (Türkiye Sigorta Birliği)
Özellikle deniz turizmi piyasasında bu konu daha da önemlidir. Deniz Turizmi Yönetmeliği, belgelendirilen deniz turizmi tesis işletmelerinin üçüncü şahıs mali mesuliyet, marina sorumluluk veya liman sorumluluk sigortası yaptırmasını; deniz turizmi araçları işletmelerinin ise işletme belgelerinde belirtilen araçların mürettebatına ve üçüncü kişilere verebileceği zararları kapsayan sigorta yaptırmasını zorunlu kılar. Aynı maddede, denize elverişlilik belgesinde yolcu kapasitesi on ikiden fazla olan deniz turizmi araçlarının Türk Ticaret Kanunu’nun 1259. maddesindeki sigorta gereklerine tabi olduğu da açıkça belirtilir. Üstelik Yönetmelik, taahhüt edilen hizmetin aynen gerçekleştirilmemesi nedeniyle sigorta kapsamı dışında kalan veya sigorta limitini aşan zararların 6502 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirileceğini de söyler. Bu tek başına bile, sigorta maddesinin neden “yardımcı hüküm” değil, “ana hüküm” olması gerektiğini gösterir. (izmir.ktb.gov.tr)
Sigorta Klozu Neden Standart Metinle Geçiştirilemez?
Yat sözleşmelerinde sigorta maddesinin standart metinle geçiştirilememesinin ilk sebebi, her sözleşme tipinde riskin değişmesidir. Yat satışında esas soru, kapanış ile teslim arasındaki riskin kimde olduğu ve mülkiyet değiştiğinde mevcut poliçenin devam edip etmediğidir. Yat charter sözleşmesinde esas soru, gövde hasarıyla üçüncü kişi sorumluluğunun kime ait olduğu, mürettebat ve yolcu riskinin nasıl bölüşüleceği, muafiyet ve istisnaların taraflar arasında nasıl taşınacağıdır. Yat inşa veya refit sözleşmesinde ise tersane riski, deneme seyri, inşa halindeki geminin zararı, alt yüklenici riski ve kabul öncesi/sonrası sigorta ayrımı ön plana çıkar. Yönetim ve işletme sözleşmelerinde ise yetki verilen işletmecinin kusurunun hangi poliçeden karşılanacağı ayrıca önemlidir. Bunların tamamına tek cümlelik bir sigorta maddesi cevap veremez. Bu, kanundaki genel sigorta ve borç ilişkisi hükümlerinin doğal sonucudur. (Türkiye Sigorta Birliği)
İkinci sebep, sigorta hukukunun sözleşmeye yansıtılmadığında kendiliğinden taraf lehine sonuç doğurmamasıdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre sigorta ettiren sözleşmenin kurulması sırasında bildiği veya bilmesi gereken önemli hususları sigortacıya bildirmek zorundadır; bildirilmeyen veya yanlış bildirilen husus, sözleşmenin yapılmamasını veya farklı şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteyse önemli kabul edilir. Sözleşme süresi içinde rizikonun ağırlaşmasına yol açan değişiklikler de derhal veya öğrenmeden itibaren en geç on gün içinde sigortacıya bildirilmelidir. Bu kurallar, yat sözleşmesine doğrudan şu sonucu yükler: Teknenin kullanım amacı, özel kullanım-charter ayrımı, yarış kullanımı, yatın seyir sahası, kışlatma/lay-up durumu, refit veya makine değişimi, personel yapısı ve yolcu kapasitesi gibi unsurlar sigorta maddesinde açıkça düzenlenmezse, taraflardan biri sigorta koruması var zannederken hasar anında kapsam dışı kaldığını öğrenebilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Üçüncü sebep, sigorta poliçesinin içeriği ile yat sözleşmesinin içeriğinin çelişebilmesidir. Türk Ticaret Kanunu, sigorta poliçesinin tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümleri ve genel-özel şartları içermesi gerektiğini; poliçe veya eklerinin teklifnameden ya da kararlaştırılan hükümlerden sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar aleyhine farklı olması halinde bu aleyhe hükümlerin geçersiz olacağını düzenler. Bu, yat sözleşmesinde poliçeye kör atıf yapmak yerine, hangi poliçenin, hangi şartlarla, hangi tarih itibarıyla ve hangi limitlerle temin edileceğinin açıkça yazılması gerektiğini gösterir. Sigorta klozu, poliçeyi sadece “var” diye anan değil; poliçenin sözleşmeyle uyumunu zorunlu kılan bir yapı kurmalıdır. (Türkiye Sigorta Birliği)
Her Yat Sözleşmesinde Bulunması Gereken Sigorta Başlıkları
Yat sözleşmelerinde sigorta klozu hazırlanırken ilk cevaplanması gereken soru, sigortalanabilir menfaatin kimde olduğu sorusudur. Türk Ticaret Kanunu’na göre sigorta sözleşmesinin yapıldığı anda sigortalanan menfaat mevcut değilse sözleşme geçersizdir; ayrıca mal sigortasında rizikonun gerçekleşmemesinde menfaati bulunan kişi bu menfaati sigorta ettirebilir. Başkası lehine sigorta da mümkündür ve sigorta sözleşmesinden doğan haklar kural olarak sigortalıya aittir. Bu nedenle satış sözleşmesinde satıcı, alıcı, finansman kuruluşu veya ipotek alacaklısı; charter sözleşmesinde malik, işletmeci, charterer ve kimi hallerde management şirketi; inşa sözleşmesinde tersane ve iş sahibi farklı menfaat sahipleri olabilir. Sigorta maddesi bu menfaat ayrımını doğru kurmazsa, hasar anında poliçe var ama doğru kişi koruma altında değil sonucu doğabilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
İkinci temel başlık, sigorta türünün ve minimum teminat kapsamının açıkça yazılmasıdır. Yat sözleşmesinde “kasko yapılacaktır” ibaresi tek başına yeterli değildir. Gövde ve makine zararı, üçüncü kişilere verilecek zarar, mürettebat riski, ziyaretçi veya yolcu riski, marina/liman sorumluluğu, çevre ve kirlilik riski, deneme seyri veya refit sürecine ilişkin riskler birbirinden farklıdır. Deniz Turizmi Yönetmeliği, deniz turizmi araçları işletmeleri için mürettebata ve üçüncü kişilere verilebilecek zararları kapsayan sigortayı zorunlu kılar; deniz turizmi tesis işletmeleri için üçüncü şahıs mali mesuliyet, marina sorumluluk veya liman sorumluluk sigortasını şart koşar. Uygulama Tebliği ise, kasko sigortası bu hükümleri kapsıyorsa ayrıca başka sigorta belgesi aranmayacağını belirtir. Buradan çıkan sonuç şudur: sözleşmede “yalnız kasko” denilecekse, kaskonun üçüncü kişi ve mürettebat zararlarını gerçekten kapsayıp kapsamadığı ayrıca yazılmalıdır; aksi halde kasko ile sorumluluk sigortası birbirine karıştırılmış olur. (izmir.ktb.gov.tr)
Üçüncü başlık, sigorta bedeli, sigorta değeri ve eksik/aşkın sigorta konusudur. Tekne Poliçesi Genel Şartları, taraflar başka bir esas kararlaştırmamışsa gemi veya diğer deniz ve göl araçlarının sigorta değerinin rizikonun başladığı andaki değer olduğunu; sigorta bedelinin sigorta değerini aşamayacağını, aşan kısmın geçersiz olacağını; sigorta bedeli sigorta değerinden azsa tazminatın oranlama ile ödeneceğini düzenler. Türk Ticaret Kanunu da sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğunu, eksik sigortada oransal ödeme, aşkın sigortada aşan kısmın geçersizliği kuralını kabul eder. Bu nedenle yat sözleşmesinde “tekne sigortalanmıştır” demek yetmez; teknenin hangi değer üzerinden sigortalandığı, tender, elektronik ekipman, yardımcı bot, su oyuncakları, yedek parçalar ve sabit olmayan ekipmanın dahil olup olmadığı açıkça gösterilmelidir. Eksik sigorta, hasar anında tarafların beklemediği kadar büyük bir boşluk yaratabilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Dördüncü başlık, sigortanın başlama ve bitiş anı ile prim ödeme rejimidir. Türk Ticaret Kanunu’na göre aksine sözleşme yoksa sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidin ödenmesiyle başlar; sigorta ettiren primi ödemekle yükümlüdür ve kural olarak prim peşin ödenir. Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesine ilişkin belgeler verildikten ve sigortacının araştırmaları tamamlandıktan sonra, ihbardan itibaren kırk beş gün sonra muaccel olur; araştırma üç ay içinde tamamlanamazsa, en az yüzde ellilik avans ödeme mekanizması da düzenlenmiştir. Bu yüzden yat sözleşmesinde sigorta başlangıcının kapanış tarihinde mi, teslim tutanağında mı, deneme seyri başlangıcında mı, charter check-in saatinde mi, refit sonrası sea trial anında mı başlayacağı açıkça yazılmalıdır. “Poliçe vardır” cümlesi, prim ödenmemişse veya başlangıç saati yanlış kurgulanmışsa tek başına koruma sağlamaz. (Türkiye Sigorta Birliği)
Beşinci başlık, beyan, riziko ağırlaşması ve kullanım amacıdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre sigorta ettiren sözleşme kurulurken önemli hususları bildirmek zorundadır; sonradan da rizikoyu ağırlaştıran değişiklikleri sigortacıya bildirmelidir. Yat özelinde bu, teknenin özel kullanımdayken chartera verilmesi, yarışa sokulması, seyir sahasının genişletilmesi, kışlatma yerinin değiştirilmesi, ana makine revizyonu, uzun süre laid-up kalması, mürettebat yapısının değişmesi, yolcu kapasitesinin fiilen artması veya yabancı liman/sefer programının değişmesi gibi durumları kapsayabilir. Bu yüzden sözleşmede “izin verilen kullanım” ve “sigortacıya bildirilmesi zorunlu değişiklikler” maddesi açıkça yer almalıdır. Aksi halde taraflardan biri, sözleşmeye göre serbest zannettiği kullanımı yaparken poliçeyi riske atabilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Altıncı başlık, hasar ihbarı, belge sunma ve zararı azaltma yükümlülüğüdür. Türk Ticaret Kanunu, riziko gerçekleşince sigorta ettirenin bunu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesini, gerekli bilgi ve belgeleri makul sürede vermesini, sigortacının inceleme yapmasına izin vermesini ve zararı önleme/azaltma için uygun önlemleri almasını zorunlu tutar. Hasar mahallinde ve sigortalı mal üzerinde zarar sebebinin veya miktarının belirlenmesini güçleştirecek değişiklik yapılmaması da ayrıca düzenlenmiştir. Yat sözleşmelerinde bu yüzden sigorta klozu; kimin, hangi süre içinde, hangi iletişim kanalıyla, hangi belge setiyle ihbar yapacağını; kaptan, malik, charterer, management şirketi ve broker arasındaki iş bölüşümünü; surveyor atamasını; fotoğraf, logbook, makine kayıtları ve liman raporlarının toplanma usulünü yazmalıdır. Hasar anında sorumluluk zinciri belirsiz bırakılmış sözleşmeler, en kuvvetli poliçeyi bile pratikte zayıflatır. (Türkiye Sigorta Birliği)
Yedinci başlık, ipotek, finansman ve loss payee/mortgagee korumasıdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre sınırlı ayni hakla takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalanmışsa, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder. Sigortacıya bu ayni hak bildirildiğinde, hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigorta tazminatı sigortalıya ödenemez; fesih ve prim temerrüdü gibi durumlarda da ayni hak sahibine bildirim yükümlülüğü doğar ve bazı hallerde koruma on beş gün daha devam eder. Bu düzenleme, finansmanlı veya ipotekli yatlarda sigorta maddesinin mutlaka loss payee veya mortgagee yapısını da düzenlemesi gerektiğini gösterir. Aksi halde hasar tazminatının kime ödeneceği başlı başına uyuşmazlık alanına dönüşebilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Sekizinci başlık, çoklu sigorta ve öncelik sırasıdır. Türk Ticaret Kanunu, aynı menfaatin aynı rizikolara karşı aynı süre için birden çok sigortacıya sigorta ettirilmesi halinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlasının ödenmeyeceğini ve sigortacıların oranlı sorumluluk rejimini düzenler. Bu hüküm özellikle management sözleşmelerinde, malik poliçesi ile işletmeci poliçesinin, tersane poliçesi ile malik poliçesinin veya charter şirketinin temin ettiği sorumluluk sigortası ile malikin mevcut poliçesinin çakıştığı dosyalarda önemlidir. Yat sözleşmesinde hangi poliçenin birincil, hangisinin ikincil olduğu; mükerrer sigorta riskinin nasıl önleneceği; hasar halinde hangi sigortacının önce devreye gireceği netleştirilmelidir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Sözleşme Türüne Göre Sigorta Klozu Nasıl Farklılaşmalıdır?
Yat satış sözleşmesinde
Yat satışında sigorta maddesinin merkezinde riskin kapanıştan teslim anına kadar kimde olduğu sorusu vardır. Türk Borçlar Kanunu taşınır satışında yarar ve hasarın kural olarak zilyetliğin devrine kadar satıcıya ait olduğunu düzenler. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu’na göre sigorta edilen menfaatin sahibinin değişmesi halinde, aksine sözleşme yoksa sigorta ilişkisi sona erer. Bunun sonucu şudur: Satıcının mevcut poliçesinin mülkiyet devriyle birlikte alıcı lehine kendiliğinden süreceği varsayılmamalıdır. Satış sözleşmesinde, kapanıştan fiilî teslim ve varsa bayrak/sicil devri tamamlanıncaya kadar kimin poliçesinin yürürlükte kalacağı, alıcının kendi poliçesini hangi an itibarıyla devreye alacağı ve aradaki boşluğun nasıl kapatılacağı açıkça yazılmalıdır. (Türkiye Sigorta Birliği)
Ayrıca satış sözleşmesinde bilinen hasarların, açık taleplerin, geçmiş sigorta hasar dosyalarının ve mevcut poliçeye yapılmış ihbarların beyan edilmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nun beyan yükümlülüğü hükümleriyle birlikte okunduğunda, satıcının ve alıcının sigortacıya gerçeğe uygun bilgi akışı sağlaması kritik hale gelir. Bu yüzden satış metninde, satıcının bilinen önemli hasar geçmişini ve devam eden talepleri açıklayacağına; alıcının yeni poliçe için gerekli tüm teknik ve hukuki bilgiyi toplayacağına dair açık hüküm bulunmalıdır. Bu, hasar olduktan sonra “poliçe niye işlemiyor” tartışmasını azaltır. (Türkiye Sigorta Birliği)
Yat charter sözleşmesinde
Charter tarafında sigorta klozu çok daha ayrıntılı olmak zorundadır. Çünkü burada gövde hasarı, üçüncü kişi sorumluluğu, mürettebat ve yolcu riski, kişisel eşya ve hasar muafiyeti birlikte düşünülmelidir. Deniz Turizmi Yönetmeliği, belgeli deniz turizmi araçları işletmeleri için mürettebata ve üçüncü kişilere verilebilecek zararları kapsayan sigortayı zorunlu kılar; yolcu kapasitesi on ikiden fazla olan araçları da TTK 1259’daki sigorta rejimine bağlar. SEDDK’nin Deniz Araçları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği de, deniz araçları için işletmecilerin veya donatanların yaptırmak ya da sunmak zorunda olduğu mali sorumluluk sigortasına ilişkin tarife ve talimatı belirlediğini açıkça ifade eder. Bu nedenle charter sözleşmesinde sadece “tekne sigortalıdır” değil, “hangi zorunlu ve ihtiyari teminatlar vardır, limitleri nedir, muafiyet kime aittir” sorularının cevabı verilmelidir. (izmir.ktb.gov.tr)
Charter sözleşmesinde ayrıca şu dört başlık açık yazılmalıdır: Bir, charterer tekne gövdesine verdiği zarar bakımından hangi limite kadar sorumludur ve depozito/muafiyet rejimi nasıl işleyecektir. İki, kaptan ve mürettebat kusurundan doğan zarar hangi poliçeden karşılanacaktır. Üç, charter süresinde yapılacak kullanımın poliçedeki navigation area, yolcu sayısı ve kullanım amacı sınırlarına uyacağı kim tarafından garanti edilecektir. Dört, sigorta kapsamı dışında kalan veya limiti aşan zararların taraflar arasında nasıl paylaştırılacağı ne olacaktır. Yönetmeliğin 51. maddesindeki, sigorta kapsamı dışında kalan veya sigorta limitini aşan zararların tüketici mevzuatı çerçevesinde de değerlendirilebileceğine ilişkin düzenleme, bu son sorunun sözleşmede mutlaka cevaplanması gerektiğini açıkça gösterir. (izmir.ktb.gov.tr)
Yat inşa ve refit sözleşmesinde
Yat inşa ve büyük refit projelerinde sigorta maddesinin omurgası builder’s risk / inşa süreci riski, deneme seyri, teslim öncesi hasar, alt yüklenici riski ve kabul sonrası geçiş üzerine kurulmalıdır. Türk Ticaret Kanunu’nda sigorta ettirenin menfaatinin mevcut olması, ayni hak sahiplerinin tazminat üzerindeki hakkı, çoklu sigorta ve zarar azaltma yükümlülüğü birlikte değerlendirildiğinde, tersane ile iş sahibi arasındaki sözleşmede “tekneyi kim sigortalıyor” sorusu net değilse, her iki taraf da korumasız kalabilir. Bu nedenle inşa sözleşmesinde, gövde inşa aşamasından suya indirme ve sea trial’a kadar olan dönemin hangi poliçeyle teminat altına alındığı; makinelerin, elektronik ekipmanın ve müşteri tarafından getirilen donanımın poliçe kapsamında olup olmadığı; alt yüklenicilerin hatasından doğan riskin hangi sigortaya yüklendiği açıkça yazılmalıdır. (Türkiye Sigorta Birliği)
Yönetim, marina ve işletme sözleşmesinde
Yönetim ve işletme sözleşmelerinde sorun çoğu zaman “malikin poliçesi var” sanısıyla ortaya çıkar. Oysa marina, liman ve tesis işletmeleri için üçüncü şahıs mali mesuliyet, marina sorumluluk veya liman sorumluluk sigortası zorunludur; yönetim şirketinin kusuru da ayrıca düzenlenmelidir. Bu nedenle management sözleşmesinde, malik poliçesi ile manager’ın profesyonel sorumluluk alanı ayrılmalı; claim handling yetkisi, hasar ihbarı, surveyor atama, avans talebi ve tazminat tahsilinde temsil yetkisi ayrı maddeler halinde yazılmalıdır. Aksi halde hasar olduğunda herkes poliçe var der, fakat ihbar ve takip süreci yetki boşluğunda kalır. (izmir.ktb.gov.tr)
Yabancı Bayraklı Yatlarda Sigorta Klozu
Yabancı bayraklı yat sözleşmelerinde sigorta maddesi ayrıca güçlendirilmelidir. MÖHUK’a göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açıkça seçtikleri hukuka tabi iken, deniz taşıma araçları üzerindeki ayni haklar menşe ülke hukukuna bağlanabilir. Bu nedenle yabancı bayraklı yatta poliçe yabancı hukuk, kredi sözleşmesi başka hukuk, yat sözleşmesi ise Türk hukuku seçilmiş şekilde kurulmuş olabilir. Sigorta klozu bu parçalanmayı hesaba katmazsa, hasar anında taraflar yalnız tazminatı değil, hangi hukukun ve hangi mahkeme ya da tahkim merciinin uygulanacağını da tartışır. Bu yüzden yabancı bayraklı yat sözleşmesinde en azından şu üç nokta açık yazılmalıdır: poliçeye uygulanacak hukuk, hasar talebinin hangi ülkede ve hangi merci önünde yürütüleceği, loss payee/mortgagee düzeninin sicil ülkesindeki yapı ile uyumlu olup olmadığı. (Adalet Bakanlığı)
Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar
Uygulamada en sık yapılan hata, sigorta maddesini “poliçe fotokopisi sunulur” düzeyinde bırakmaktır. Oysa Türk Ticaret Kanunu’na göre poliçe ve eklerinin teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden sigorta ettiren aleyhine farklı olması halinde bu hükümler geçersizdir; bu da poliçe ile sözleşme arasında aktif uyum denetimi yapılması gerektiğini gösterir. İkinci hata, sadece kasko poliçesine güvenip üçüncü kişi, mürettebat ve yolcu riskini ayrıca test etmemektir. Üçüncü hata, primin ödenip ödenmediğini ve sorumluluğun gerçekten başlayıp başlamadığını kontrol etmemektir. Dördüncü hata, teknenin mülkiyet veya kullanım amacındaki değişikliği sigortacıya bildirmemektir. Beşinci hata ise hasar anında kaptan, malik, charterer, broker ve manager arasında ihbar sorumluluğunu belirsiz bırakmaktır. Bunların her biri, güçlü görünen poliçeyi pratikte etkisiz hale getirebilir. (Türkiye Sigorta Birliği)
Sonuç
Yat sözleşmelerinde sigorta klozları nasıl düzenlenmelidir sorusunun kısa ve doğru cevabı şudur: sigorta maddesi, sözleşmenin sonunda yer alan genel bir güvence cümlesi olarak değil, yatın ekonomik ve hukuki risk mimarisini kuran ana bölüm olarak düzenlenmelidir. Türk Ticaret Kanunu sigorta sözleşmesinin temelini, beyan ve ihbar yükümlülüklerini, prim ve tazminat rejimini, eksik/aşkın sigortayı, çoklu sigortayı, ayni hak sahiplerinin konumunu ve menfaat değişikliğini ayrıntılı biçimde düzenler. Deniz Turizmi Yönetmeliği ise özellikle deniz turizmi araçları ve tesisleri için zorunlu sigorta başlıklarını netleştirir; yolcu kapasitesi on ikiyi aşan araçları özel sigorta rejimine bağlar ve sigorta kapsamı dışındaki zararlar için tüketici hukukuna kapı açar. (Türkiye Sigorta Birliği)
Bu nedenle iyi bir yat sözleşmesinde sigorta klozu en az şu unsurları içermelidir: sigortalanan menfaat ve sigortalı kişi, poliçe türü ve minimum teminat limiti, teknenin ve ekipmanın kapsamı, sigorta değeri, prim ve başlangıç tarihi, navigation area ve kullanım amacı, risk ağırlaşması bildirim usulü, hasar ihbarı ve belge düzeni, zarar azaltma yükümlülüğü, muafiyetin kime ait olduğu, loss payee/mortgagee yapısı, çoklu sigorta halinde öncelik ve yabancı bayraklı işlemlerde hukuk/merci uyumu. Güçlü yazılmış bir sigorta maddesi, sadece hasar olduktan sonra tazminat almak için değil; hasar anında kimin ne yapacağını baştan belirleyerek belirsizliği ortadan kaldırmak için gereklidir. Yat sözleşmesinde sigorta klozu ne kadar açık ve teknik kurulursa, sözleşme o kadar gerçek anlamda koruyucu hale gelir. (Türkiye Sigorta Birliği)