Single Blog Title

This is a single blog caption

YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANIMA VE TENFİZİ

Ybancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi ve Tanınması

Tenfiz kararı

MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.

(2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.

 

Görev ve yetki

MADDE 51 – (1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.

(2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.

Tenfiz istemi

MADDE 52 – (1) Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır:

  1. a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri.
  2. b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti.
  3. c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.

 

Dilekçeye eklenecek belgeler

MADDE 53 – (1) Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:

  1. a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.
  2. b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.

 

Tenfiz şartları

MADDE 54 – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:

  1. a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.
  2. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
  3. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.

 

Tebliğ ve itiraz

MADDE 55 – (1) Tenfiz istemine ilişkin dilekçe, duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması ve tenfizi de aynı hükme tâbidir. Hasımsız ihtilâfsız kaza kararlarında tebliğ hükmü uygulanmaz. İstem, basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır.

(2) Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.

 

Karar

MADDE 56 – (1) Mahkemece ilâmın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verilebilir. Bu karar yabancı mahkeme ilâmının altına yazılır ve hâkim tarafından mühürlenip imzalanır.

 

Yerine getirme ve temyiz yolu

MADDE 57 – (1) Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur.

(2) Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.

 

Tanıma

MADDE 58 – (1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz.

(2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir.

(3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır.

 

Kesin hüküm ve kesin delil etkisi

MADDE 59 – (1) Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.

 

Yabancı hakem kararlarının tenfizi

MADDE 60 – (1) Kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir.

(2) Yabancı hakem kararlarının tenfizi, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle istenir. Taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde, aleyhine karar verilen tarafın Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.

 

Dilekçe ve inceleme usulü

MADDE 61 – (1) Yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen taraf, dilekçesine aşağıda yazılı belgeleri, karşı tarafın sayısı kadar örnekleriyle birlikte ekler:

  1. a) Tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneği.
  2. b) Hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneği.
  3. c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örnekleri.

 Tanıma ve Tenfiz Koşulları

1. Genel Olarak

Tanıma ve tenfiz koşulları MÖHUK’de düzenlenmiştir. Bazı milletlerarası sözleşmelerde düzenleme getirdikleri

konularda tanıma ve tenfize ilişkin özel hükümler de yer almaktadır. Bu milletlerarası sözleşmeler genellikle

tanıma ve tenfiz konusunda MÖHUK hükümlerinden daha basit şartlar getirmektedir. Bu durumda bu milletlerarası

sözleşme hükümleri uygulanacaktır. Eğer milletlerarası sözleşmede tanıma ve tenfiz konusunda MÖHUK

hükümlerinden daha ağır şartlar yer alıyorsa MÖHUK hükümleri uygulanmakla beraber ilgili milletlerarası

sözleşmedeki lehe hükümler de uygulama alanı bulacaktır. Tanıma ve tenfize ilişkin hüküm getiren milletlerarası

sözleşmelerin önemli bir etkisi karşılıklılık şartını sağlamalarıdır.

Tanıma ve tenfiz maddi koşullar bakımından karşılıklılık hariç aynı koşullara tabi tutulmuştur.81 Her tenfiz kararı

aynı zamanda tanımayı bünyesinde barındırır. Dolayısıyla tenfize tabi bir kararın ayrıca tanınmasına da gerek

yoktur.

Tanıma ve tenfiz koşulları 3’e ayrılarak incelenebilir:

1-Ön koşullar (MÖHUK m.50)

2-Esas koşullar (MÖHUK m.54)

3-Diğer engellerin bulunmaması (MÖHUK m.55/f.2)

Kural olarak tanıma ve tenfiz şartları bakımından re’sen araştırma ilkesi uygulanır. Ancak m.54/f.1-b’de yer alan

aşkın yetki oluşturma, m.54/f.1d’de yer alan savunma hakkının ihlali ve m.55/f.2’de yer alan diğer engellerin

bulunduğu hususları ancak davalı tarafından ileri sürülürse mahkemece dikkate alınır.

Tanıma ve tenfiz şartları oluşmuşsa Türk mahkemesi o kararın tanıma ve tenfizine karar vermek zorundadır. Keza

tanıma ve tenfiz şartları oluşmamışsa tanıma ve tenfiz talebi reddedilmelidir. Bu noktada mahkemenin takdir

yetkisi bulunmamaktadır.

Tanıma ve tenfiz davasında revizyon yasağı söz konusudur. Revizyon yasağı, tanıma veya tenfiz davasına bakan

mahkemenin, yabancı mahkemenin kararını esas bakımından inceleyememesidir. Tanıma veya tenfiz davasına

bakan mahkeme kararı sadece tanıma ve tenfiz şartları bakımından inceleyebilir.

2. Ön Koşullar (MÖHUK m.50)

a. Yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş bir ilamın bulunması

Tanıma ve tenfiz bakımından ilk ön koşul yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş bir ilamın

bulunmasıdır. Bir kararın mahkeme kararı olup olmadığı hem yabancı devlet hukukuna hem de Türk hukukuna

göre belirlenir.

Bazı milletlerarası anlaşmalar veya özel kanun hükümleriyle yabancı devlet mahkemesi tarafından verilmiş bir

ilamın bulunması şartına istisna getirilebilir.

İstisna 1: Evlât edinme olaylarına ilişkin yabancı adlî veya idarî makamlarca verilen ve o ülkenin hukukuna göre

kesinleşmiş olan veya kesin hüküm gibi sonuç doğuran karar ve belgelerin Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili

Türk mahkemesi tarafından tenfiz veya tanıma kararı verilmesine bağlıdır. (Nüfus Hizmetleri Kanunu m.30/f.2)

İstisna 2: Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınmasına ve Tenfizine İlişkin Sözleşmeye göre taraf

devletlerin idari makamlarınca verilmiş nafaka kararlarının sözleşme hükümleri çerçevesinde tanınması ve tenfizi

mümkündür.

Yabancı hakem ve uluslararası mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi MÖHUK m.50-59 hükümlerine tabi

değildir. Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi duruma göre New York Anlaşmasına veya MÖHUK

m.60-63 hükümlerine göre yapılır. Uluslararası mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ise ilgili anlaşmada

öngörülen usule tabidir.

b. Yabancı mahkeme kararının hukuk davalarına ilişkin olması

Tanıma ve tenfiz için aranan ikinci ön koşul ise kararın hukuk davalarına ilişkin olmasıdır. MÖHUK m.50/f.2’de

ise ceza kararlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında tanıma ve tenfiz kararı verilebileceği ifade

edilmiştir. Bu kapsamda önemli olan kararı veren mahkemenin niteliği değil, kararın niteliğidir. Hukuk davalarına

ilişkin bir karar olması yeterli olup kararın ceza, idare veya hukuk mahkemesince verilmesinin önemi yoktur.

c. Kararın kesinleşmiş olması

Tanıma ve tenfiz için üçüncü ön koşul ise yabancı mahkeme tarafından verilmiş olan hukuk davalarına ilişkin bir

ilamın kesinleşmiş yani kesin hüküm halini almasıdır. 82 Bu kapsamda kesin hüküm oluşturmayan kararların

örneğin geçici koruma tedbirlerinin tanınması ve tenfizi istenemez.

3. Esas Koşullar (MÖHUK m.54)

Yukarıda açıklanan ön koşulları taşıyan bir yabancı mahkeme kararının tanıma veya tenfizi istendiğinde, Türk

mahkemesi ilgili kararı MÖHUK m.54’te yer alan şartlar bakımından inceler. Bu şartlardan sadece karşılıklılık şartı

tanıma bakımından aranmazken diğer şartlar tanıma ve tenfiz için ortaktır.

a. Karşılıklılık şartı

MÖHUK m.54/f.1-a uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına

dayanan bir anlaşma (sözleşmesel karşılıklılık) yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini

mümkün kılan bir kanun hükmünün (kanuni karşılıklılık) veya fiilî uygulamanın bulunması (fiili karşılıklılık) tenfiz

şartı olarak uygulanır.

İlk olarak karşılıklılık, sözleşmesel bir karşılıklılık olabilir. Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı devlet veya devletler

arasında iki veya çok taraflı bir anlaşmayla taraf devletlerin mahkemeleri tarafından verilen ilamların tenfiz

edileceği kararlaştırılmışsa bu noktada sözleşmesel karşılıklılıktan bahsedilir.

İkinci olarak sözleşmesel bir karşılıklılık bulunmasa bile ilgili yabancı devlet kanunları uyarınca Türk

mahkemelerinden verilen kararların tenfiz edileceği kararlaştırılmış olabilir. Bu halde kanuni karşılıklılıktan

bahsedilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus yabancı devlet kanununun öngördüğü tenfiz şartlarının Türk

hukukundaki tenfiz şartlarından önemli derecede ağır olmaması gerekir. Aksi halde kanuni karşılıklılıktan

bahsedilemez.

Son olarak sözleşmesel veya kanuni bir karşılıklılık bulunmasa da yabancı ülkedeki fiili uygulama olarak Türk

mahkemelerinden verilen kararlar tenfize tabi tutuluyorsa fiili karşılıklılıktan bahsedilir.

b. Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması

MÖHUK m.54/f.1-b uyarınca yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi için söz konusu kararın Türk

mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir.83 Hangi kuralların münhasır yetki

kuralı olup olmadığı MÖHUK’te açıklanmamıştır. MÖHUK’te yer alan veya MÖHUK m.40’ın atfıyla HMK başta

olmak üzere iç hukuka ilişkin yetki kurallarının hangilerinin münhasır yetki kuralı olduğu ilgili yetki kuralının

ifadesi, konuluş amacı ve niteliği göz önünde tutularak belirlenmelidir.

Ülke içi yetki bakımından kesin yetki olan tüm yetki kuralları milletlerarası yetki bakımından münhasır yetki

olmayabilir. Zira iç yetki bakımından kesin yetkinin amacı dava Türkiye’de görülecekse illa ki o belirtilen yerde

görülmesiyken milletlerarası yetki bakımından münhasır yetkinin amacı davanın mutlaka Türkiye’de görülmesidir.

Hangi kuralların milletlerarası yetki bakımından münhasır yetki kuralı olduğu milletlerarası yetki başlığı altında

açıklandı.

c. Yabancı mahkemeden verilen kararın aşkın yetki oluşturmaması

Tanıma ve tenfizin bir diğer şartı yabancı mahkeme kararının aşkın yetki oluşturmamasıdır. Aşkın yetki, kararın

dava konusuyla veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesi

tarafından verilmesidir.84 MÖHUK m.54/f.1-b’de düzenlenen aşkın yetkinin söz konusu olmaması şartı bakımından

aşkın yetkinin varlığı ancak davalının aşkın yetki itirazında bulunması halinde incelenebilir.

d. Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması

Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi için diğer bir şart ise yabancı mahkeme kararının Türk kamu

düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. (MÖHUK m.54/f.1-ç) Burada dikkat edilmesi gereken husus Türk hukukuna

göre her türlü farklılığın kamu düzenine kamu düzeni gerekçesiyle ilgili kararın tanınıp tenfiz edilmesini

engellemeyeceğidir. Yabancı bir kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için kararda yer alan

hüküm fıkrasının, anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine aykırı olması gerekir. Örneğin anayasada yer

alan temel hak ve özgürlükleri yok eden veya önemli derecede kısıtlayan, genel ahlaka aykırı, Türkiye

Cumhuriyeti’nin dış ticaret, gümrük veya vergi mevzuatına karşı muvazaa teşkil eden ilişkileri hüküm altına alan

kararlar kamu düzenine açıkça aykırılık gerekçesiyle tanınıp tenfiz edilemez.

e. Kararın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olması

Yabancı mahkeme kararının tanıma ve tenfizi için son bir şart ise ilgili kararın davalının savunma haklarına riayet

edilerek verilmiş olmasıdır. MÖHUK m.54/f.1-ç uyarınca kararı veren ülke kanunlarına göre kendisine karşı tenfiz

istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil

edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin

yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması tenfiz

şartıdır. MÖHUK m.58/f.1 uyarınca bu şart tanıma için de aranacaktır.

 Burada dikkat edilmesi gereken ilk husus bu şartın oluşmadığının yani savunma haklarının ihlal edilmek suretiyle

bu kararın verildiğinin davalı tarafından itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiğidir. Ancak Yargıtay kararlarında

benimsenen ve doktrinde de savunulan bir görüşe göre eğer savunma haklarının ihlali Türk kamu düzenini ihlal

eder ölçüdeyse MÖHUK m.54/f.1-c uyarınca tanıma ve tenfiz istemi kamu düzeni gerekçesiyle re’sen

reddedilmelidir.

İkinci olarak savunma haklarına riayetsizlik, kural olarak kararı veren mahkeme hukukuna göre belirlenecektir.

Bu durum MÖHUK m.54/f.1-ç’de “o yer kanunları uyarınca” denmek suretiyle belirtilmiştir. Ancak eğer kararı

veren mahkemenin savunma hakkına ilişkin düzenlemeleri bu hakkı önemli ölçüde kısıtlayıcı yahut ortadan

kaldırıcı nitelikteyse bu halde sırf bu ülke kanunlarına uymak bu şartın oluşmamasına engel olamayacaktır.

Örneğin esasa cevap süresi 12 gün olan bir yasal düzenlemeye sahip ülkede bu sürenin varlığı tek başına savunma

haklarının ihlali niteliğinde olacaktır.

4. Diğer Engellerin Bulunmaması (MÖHUK m.55/f.2)

MÖHUK m.55/f.2 uyarınca karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını

(m.50’de yer alan ön koşullar ile m.54’te yer alan esas koşullar) veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya

tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz

edebilir.

MÖHUK m.55/f.2’den iki tanımatenfiz şartı daha çıkmaktadır. Bunlar yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya

tamamen yerine getirilmemiş olması ve yabancı mahkeme ilâmının yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya

çıkmamasıdır. Bu iki husus ancak davalı tarafından ileri sürülürse göz önüne alınacaktır. Dolayısıyla davalı böyle

bir durumda yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel

bir sebep ortaya çıkmış olduğunu itiraz olarak ileri sürmek durumundadır.

a. Yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmemiş olması

Yabancı mahkeme ilamının ifa edilmiş olması tanıma ve tenfiz engelidir. Tanımatenfiz engeli olan ifa yabancı

mahkeme kararının verilmesinden sonra söz konusu olan ifadır. Revizyon (esastan değerlendirme) yasağı uyarınca

yabancı mahkeme kararından önce yapılan ifa kural olarak tanımatenfiz engeli oluşturmayacaktır. Zira Türk

mahkemesi, yabancı mahkeme kararını esastan inceleyemez. Türk mahkemesi, karardan önce söz konusu olan ifa

hakkında yabancı mahkemenin değerlendirmeleriyle bağlıdır. Ancak yabancı mahkeme kararından sonra söz

konusu olan ifa tanımatenfiz engeli oluşturacak olup bu durum revizyon yasağına aykırılık da oluşturmayacaktır.

Davacı yabancı mahkemedeki yargılama sırasında ifada bulunduğundan bahisle itiraz etmiş fakat yabancı

mahkemece bu husus hiç değerlendirilmemişse bu halde karardan önceki bu ifa tanıma-tenfiz engeli

oluşturabilecektir.

İfada bulunan kişinin bir önemi yoktur. İfa kim tarafından yapılırsa yapılsın tanımatenfize engel oluşturacaktır.

Takas da borcu sona erdiren bir hal olarak yabancı mahkeme ilamının yerine getirilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla

takas da tanımatenfiz engeli oluşturacaktır.

b. Yabancı mahkeme ilâmının yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkmamış olması

Yabancı mahkeme ilamının yerine getirilmesine engel sebeplerin ortaya çıkması da bir tanıma ve tenfiz engelidir.

Bu engel sebepler borçludan kaynaklanan fiili sebepler değil hukuki sebeplerdir. Örneğin borçlunun ibrası böyle bir

durumdur. Yine yabancı mahkeme kararında kararın icrası için bir süre öngörülmüşse bu sürenin geçmesi tanıma

tenfiz engeli oluşturacaktır. Aynı şekilde yabancı mahkemenin çocuğun teslimine ilişkin kararı bakımından söz

konusu çocuğun ölmesi de ilamın yerine getirilmesine engel bir sebep oluşturur.

Avukatın Önemi:

Yabancı mahkeme veya hakem kararlarının Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurması, hukukun en teknik ve usule dayalı alanlarından biridir. Yukarıda detaylandırdığımız üzere; Révision au fond (esastan inceleme yasağı) kuralı gereği Türk hakimi kararın içeriğini tekrar yargılamaz, yalnızca şekli şartları ve kamu düzenini denetler.

Bu noktada uzman bir avukatın varlığı sürecin kaderini doğrudan etkiler:

1. Hak Düşürücü Usul Hatalarının Önlenmesi

Tenfiz davalarında en sık yapılan hata, yabancı ülkeden alınan belgelerin biçimsel şartları taşımamasıdır. Kararın kesinleşme şerhi, Apostil (veya konsolosluk onayı) ve yeminli tercümelerinin eksik veya usulsüz sunulması durumunda dava usulden reddedilir veya duruşmalar aylarca ertelenir. Avukat, dosyanı mahkemeye sunulmadan önce bu filtrelerden geçirir.

2. Uluslararası Tebligat Çıkmazının Aşılması

Tanıma/tenfiz davalarında sürecin en çok tıkandığı nokta davalı tarafa tebligat yapılması aşamasıdır. Tarafın yurt dışı adresine yapılacak tebligatlar 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi veya ikili antlaşmalar çerçevesinde yürütülür. Tebligat kodlarının ve yazışmalarının takibini avukatın yapmaması halinde basit bir dava 3-4 yıla kadar uzayabilir.

3. Kamu Düzeni ve Mütekabiliyet Risklerinin Analizi

Mahkeme, kararın Türk Kamu Düzenine açıkça aykırı olup olmadığını ve iki ülke arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunup bulunmadığını re’sen (kendiliğinden) inceler. Karşı tarafın savunma hakkının ihlal edilip edilmediği (örneğin gıyabında karar verilip tebligat yapılmaması) gibi durumlarda hukuki argümanların mahkemeye doğru sunulması davanın kazanılması için şarttır.

4. Alternatif Hızlı Yolların Değerlendirilmesi

Özellikle yabancı boşanma kararlarının tanınmasında, her iki tarafın (veya vekillerinin) hazır bulunması halinde mahkemeye gitmeden Nüfus Müdürlüğü üzerinden idari tescil imkanı doğmuştur. Avukat, müvekkilini en hızlı ve en az masraflı hukuki yola yönlendirir.

 

Leave a Reply

Call Now Button