Single Blog Title

This is a single blog caption

YABANCI BAYRAKLI GEMİLERİN TÜRKİYE’DE SATIŞI MÜMKÜN MÜ?

”Yabancı bayraklı gemilerin Türkiye’de satışı mümkün mü?” sorusu hem ulusal hem de uluslararası düzlemde merak edilen konulardan biridir.

6102 sayılı kanunun 931. maddesinde ‘’Tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç, kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da bu Kanun bakımından “gemi” sayılır.’’ şeklinde gemiyi tanımlamıştır.

Türk Medeni Kanunu’na göre gemiler bir taşınır maldır. Öğretide gemilerinde taşınmazlar gibi sicile kaydedilmesi, üzerinde ipotek kurulabilmesi, haciz uygulanabilmesi, cebri icra yoluyla satılabilmesi, ayni haklara sahip olması nedeniyle taşınmaz mal sayan bazı görüşler mevcuttur.

Kişiler nasıl vatandaşlık bağı ile bir devlete bağlı hale geliyorsa gemilerde uyrukluk ile bir devlete bağlı hale gelir ve o devletin hukukuna tabi olur. Bir uyrukluğa sahip olan gemilere bayraklı gemi denir. Uyrukluk, geminin bir devletin siciline kaydedilip o devletin bayrağını taşıması ile elde edilir.  Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi madde 91’de her devletin kendi bayrağını taşıyacak gemilerin taşıması gereken özelliklere yönelik düzenleme yapabileceğine yönelik hak tanımıştır. Dolayısıyla geminin taşıdığı bayrak bir geminin hangi sicile kayıtlı olduğu ve hangi devletin hukukuna tabi olduğunu gösterir. Gemilerin Türk bayrağı taşıması için gereken özellikler TTK 940 ve devamında düzenlenmiştir.

Yabancı bayraklı gemiler Türk bayrağı taşımayan ve başka bir devletin siciline kayıtlı olan gemilere denir. Bu sebeple yabancı bayraklı gemiler bakımından yabancılık unsuru sicilden kaynaklanır. Yabancı bayraklı gemilerin Türkiye’de satışını engelleyecek bir düzenleme muhtelif kanunlarda bulunmamaktadır. TBK madde 26’ya göre taraflar bir sözleşmenin içeriğini hukuka aykırı olmamak şartıyla belirleyebilecek sözleşme özgürlüğüne sahiptirler. Dolayısıyla Türkiye’de yabancı bir geminin satışına yönelik sözleşme yapılabilecektir. Uygulamada da yaygın bir şekilde karıştırıldığı gibi Türkiye’de bir sözleşme yapılması mülkiyetin üçüncü kişilere devrini kapsamaz. Daha önce de söylenildiği gibi bir gemi bağlı olduğu ülkenin sicilinin kurallarına tabidir. Dolayısıyla yabancı bir geminin mülkiyetinin üçüncü kişilere hüküm ifade edecek şekilde devri için geminin kayıtlı bulunduğu sicildeki devir ve tescil işlemi yapılmalıdır.

Gemi sicili, tabiri caizse geminin kimliği niteliği taşır. Geminin maliki, adı, bağlama limanı, teknik özellikleri, ipotekler, hacizler, ayni haklar, intifa hakları gemi sicilinde düzenlenmiştir. Türk gemi siciline kayıtlı gemiler için uygulanacak devir kuralları 6102 sayılı kanunda madde 1001’den itibaren düzenlenmiştir. Yabancı bayraklı gemilerin mülkiyetinin devri için uygulanacak kurallarda ise geminin başka bir ülkenin sicilinde kayıtlı olması sebebi ile TTK VE MÖHUK bir arada değerlendirilmelidir.

MÖHUK madde 24’te sözleşmeden doğan borç ilişkisinde tarafların açık iradesi ile kendilerine uygulanacak hukuku belirleyebileceği düzenlenmiştir. Taraflar bir hukuk sistemi seçilmemesi durumunda sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutat meskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konusu sözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur.

Gemi sicilinde geminin üzerinde ayni haklar, ipotek, rehin, haciz, intifa hakkı bulunması durumunda bu üçüncü kişileri etkileyeceği için geminin sicilde kayıtlı olduğu devletin hukuku uygulanacaktır.  İpoteğin başka bir ülkede meydana gelmesi ve Türkiye’de satış sözleşmesi yapılmak istenmesi durumunda ipotek sona ermez, ipoteğin etkisi devam eder.

Gemi satış işlemi, gemilerin yüksek ekonomik değere sahip olması ve uluslararası sicile kayıtlı olması nedeniyle çok aşamalı hukuki işlemlerden oluşur. Bu çok aşamalı işlemler şunlardır: sözleşmenin hazırlanması, geminin hukuki durumunun incelenmesi, sicil kayıtlarının kontrol edilmesi, mevcut ipoteğin araştırılması, mülkiyet devrinin yabancı sicilde gerçekleşmesi ve gerekiyorsa Türk bayrağına geçilmesidir. Bu çok aşamalı işlemler nedeniyle diğer taşınır satışlarından çok daha farklı bir incelemeden geçer.

Gemi sicili incelenirken alıcı taraf 3. Kişilerin geminin ipotekli alımından korunmak için satıcıdan ipotek terkin belgesi, banka muvafakati, borcun kapatıldığına ilişkin belgeler almalıdır.

Gemi satış sözleşmesi yapılırken standart sözleşmeler kullanılır. Bu sözleşmelerden uluslararası düzlemde en yaygını BİMCO SALEFROM ’dur. Sözleşmede satış bedeli, ödeme yöntemi, teslim yeri, teslim tarihi, riskin geçiş anı, geminin teknik durumu, belgelerin teslimi, uyuşmazlık çözüm yöntemleri bulunmaktadır. Mülkiyetin devri, sicil değişikliği, ipotek kaldırılması sözleşme ile düzenlenemez. Yani Türkiye’de sözleşme düzenlenebilir fakat Türk sicili ve Türk bayrağına geçiş anlamına gelmeyecektir.

Mülkiyetin devri, geminin kayıtlı olduğu devletin sicil sistemi içerisinde gerçekleşir. Satış Belgesi; gemi bilgileri, satış bedeli, devir tarihi ve yeni maliki gösterir. Eğer gemi devrinden sonra yeni malik yeni bir sicile geçecekse bunu sicilden terkin belgesi ile yapar.

Yabancı bayraklı geminin Türk siciline geçmesine yönelik düzenlemeler 6102 sayılı Türk ticaret kanununda ve 4490 sayılı Türk uluslararası gemi sicili kanunu ile 491 sayılı kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun kanunda düzenlenmiştir.

Yabancı bayraklı gemilerin Türkiye’de satışı; geminin sicil durumu, bayrak devleti mevzuatı, gümrük işlemleri, vergi yükümlülükleri ve taraflar arasında düzenlenecek sözleşmeler gibi birçok hukuki ve idari unsuru birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Bu nedenle, satış işleminin hukuka uygun şekilde yürütülmesi ve olası uyuşmazlıkların önlenmesi açısından deniz ticaret hukuku alanında deneyimli bir avukata danışılması önem taşır.

 

Leave a Reply

Call Now Button