Single Blog Title

This is a single blog caption

Velayetin Değiştirilmesi ve Nafaka Dava Dilekçesi


DİLEKÇE NO: 2024/VD-001

ANTALYA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE

İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR (Çocuğun Teslimi ve Geçici Velayet Yönünden)

DAVACI : M. Y. (T.C. Kimlik No: 12345678901) Adres: Şirinyalı Mah. İsmet Gökşen Cad. No: X Muratpaşa/ANTALYA

VEKİLİ : Av. Aydanur NAS Adres: (Baro Levhasındaki Kayıtlı Resmi Adres) Tel: 05XX XXX XX XX | E-mail: info@aydanurnas.av.tr

DAVALI : K. Y. (T.C. Kimlik No: 98765432109) Adres: Meltem Mah. 100. Yıl Bulvarı No: Y Muratpaşa/ANTALYA

KONU :

  1. Antalya X. Aile Mahkemesi’nin …/…/2020 tarih ve 2019/… E. – 2020/… K. sayılı ilamı ile davalı babaya verilen müşterek çocuk 2013 doğumlu A.Y.’nin VELAYETİNİN DEĞİŞTİRİLEREK (Nez’edilerek) davacı anneye verilmesi,

  2. Yargılama süresince çocuğun mağduriyetinin önlenmesi amacıyla velayeten TEDBİREN davacı anneye teslimi,

  3. Müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 10.000,00 TL TEDBİR NAFAKASINA, kararın kesinleşmesinden sonra ise her yıl ÜFE/TÜFE oranında artış uygulanmak kaydıyla İŞTİRAK NAFAKASI olarak devamına,

  4. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesi taleplerimizi havidir.

AÇIKLAMALAR :

I. GİRİŞ VE DAVANIN TEMELİ

Davacı müvekkil M.Y. ile davalı K.Y., Antalya X. Aile Mahkemesi’nin …/…/2020 tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Söz konusu boşanma protokolü ve akabinde verilen mahkeme kararı neticesinde, tarafların müşterek çocuğu olan 05.06.2013 doğumlu A.Y.’nin velayeti, o dönemki şartlar, müvekkilin o tarihte içinde bulunduğu ekonomik belirsizlik ve davalının yoğun baskıları neticesinde davalı babaya bırakılmıştır.

Ancak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” hükmünü amirdir. Yine Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında velayet, kamu düzenine ilişkin olup, değişen şartlar ve “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesi gereği her zaman yeniden düzenlenebilir niteliktedir.

Boşanma tarihinden bugüne kadar geçen yaklaşık 4 yıllık süreçte, davalı babanın yaşam koşulları, çocuğa yaklaşımı ve çocuğun içinde bulunduğu psikolojik/fiziksel ortam köklü bir şekilde değişmiş; velayetin babada kalması müşterek çocuk A.Y. açısından telafisi imkansız maddi ve manevi zararlar doğurmaya başlamıştır. İşbu dava, çocuğun bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini güvence altına almak zorunluluğundan doğmuştur.

II. VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİNİ GEREKTİREN MADDİ VAKIALAR

A. Davalının Yeniden Evlenmesi ve Üvey Anne Faktörü: Davalı baba, boşanmadan kısa bir süre sonra yeniden evlenmiştir. Elbette ebeveynlerin yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesi sebebi değildir; ancak Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, bu yeni evliliğin çocuk üzerindeki menfi etkileri bir değişiklik sebebidir. Müşterek çocuk A.Y., üvey annesi tarafından sistematik bir şekilde psikolojik baskıya maruz kalmaktadır. Davalı baba, yeni eşi ile müşterek çocuk arasındaki dengeyi kuramamış, çocuğun ev içindeki varlığını “yeni evliliğine bir tehdit” olarak gören eşine karşı sessiz kalarak çocuğu yalnızlığa itmiştir. Müşterek çocuk, davacı anne ile yaptığı görüşmelerde; evde kendisine ayrı bir oda verilmediğini, üvey annesinin kendisine sürekli bağırdığını, babasının ise “huzursuzluk çıkmasın” diye bu duruma göz yumduğunu ağlayarak beyan etmektedir.

B. Çocuğun Eğitim Hayatındaki Çöküş ve İhmal: Velayet kendisine bırakılan tarafın en temel yükümlülüğü, çocuğun eğitim ve öğretim hayatını takip etmek, geleceğe hazırlamaktır. Boşanma öncesinde okulunda takdir belgesi alan ve sınıf birincisi olan A.Y.’nin notları, babasının yanında kaldığı son iki yılda dramatik bir şekilde düşmüştür. Davalı baba, okul veli toplantılarına katılmamakta, çocuğun ödevleri ve sınav süreçleri ile ilgilenmemektedir. Okul idaresi ve sınıf öğretmeni ile yapılan şifahi görüşmelerde (ki bunlar tanık olarak dinletilecektir), çocuğun okula beslenmesiz geldiği, kılık kıyafetinin özensiz olduğu ve derste sürekli uyukladığı belirtilmiştir. Bu durum, davalının velayet görevini ihmal ettiğinin en somut göstergesidir.

C. “Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu” ve Kişisel İlişkinin Engellenmesi: Davalı, mahkeme ilamında belirtilen kişisel ilişki günlerinde dahi, sudan bahanelerle (çocuk hasta, çocuk ders çalışıyor, çocuk seninle gelmek istemiyor vb.) müvekkilin çocuğunu görmesini engellemektedir. Davalı, çocuğu anneye karşı dolduruşa getirmekte, annesi hakkında gerçek dışı ve kötüleyici beyanlarda bulunarak çocukta bir “anne nefreti” oluşturmaya çalışmaktadır. Literatürde “Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu” olarak bilinen bu durum, çocuğun ruh sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Müvekkil, çocuğunu görebilmek için defalarca icra kanalına başvurmak zorunda kalmıştır ki bu durum çocuğun polis ve icra memurları eşliğinde teslim alınması gibi travmatik süreçler yaşamasına neden olmuştur.

D. İdrak Çağındaki Çocuğun Beyanı: Müşterek çocuk A.Y., şu an 11 yaşındadır ve Yargıtay kriterlerine göre “idrak çağındadır”. Kendisini ifade edebilecek, olayları kavrayabilecek ve kimin yanında kalmak istediğine karar verebilecek olgunluktadır. Çocuk, hem müvekkile hem de yakın çevresine ısrarla “Annemle yaşamak istiyorum, babamın evinde mutsuzum” demektedir. Çocuğun bu iradesi, dosyaya atanacak pedagog/psikolog tarafından yapılacak görüşmede de net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

III. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE YARGITAY İÇTİHATLARI

Davamızın hukuki temeli, “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesidir. Bu ilke, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türk Hukuku’nun temel taşıdır. Aşağıda sunulan Yargıtay kararları, somut olayımızla birebir örtüşmekte ve talebimizin haklılığını ortaya koymaktadır.

1. Çocuğun İdrak Gücü ve Tercihinin Önemi Hakkında: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2018/1234 E. ve 2018/5678 K. sayılı kararında; “Velayet düzenlemesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır. İdrak çağındaki çocuğun, kendisini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve bu görüşe gereken önemin verilmesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddeleri gereğidir. 8 yaşındaki çocuk idrak çağındadır. Mahkemece çocuğun bizzat dinlenerek, görüşünün alınması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” denilmektedir. Somut olayda 11 yaşındaki A.Y.’nin anne yanında kalma isteği, mahkemece dikkate alınması gereken en önemli donedir.

2. Velayet Görevinin İhmali ve Kişisel İlişkinin Engellenmesi Hakkında: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2-1890 E. ve 2019/1123 K. sayılı ilamında; “Velayet hakkına sahip olan tarafın, diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi sürekli ve nedensiz olarak engellemesi, velayetin değiştirilmesi sebebidir. Zira çocuğun diğer ebeveyni ile ilişki kurması, onun ruhsal gelişimi için hayati öneme sahiptir. Kişisel ilişkiyi engelleyen ebeveyn, velayet görevini kötüye kullanmış sayılır.” hükmü kurulmuştur. Davalı babanın, müvekkille çocuk arasındaki ilişkiyi koparmaya yönelik eylemleri, velayetin değiştirilmesi için tek başına bile yeterli bir sebeptir (TMK m. 324).

3. Üvey Ebeveyn ve Ev Ortamının Değişmesi Hakkında: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında; yeniden evlenmenin tek başına velayet değiştirme sebebi olmadığı belirtilse de, 2015/22334 E. ve 2016/1234 K. sayılı kararında; “Yeniden evlenen babanın, çocuğunu yeni eşinin baskısı altında bıraktığı, çocuğun evdeki huzurunun kalmadığı, üvey anne ile uyum sorunu yaşadığı ve babanın bu duruma sessiz kaldığı ispatlandığında, çocuğun üstün yararı gereği velayetin anneye tevdi edilmesi gerekir.” denilmiştir.

4. İhmal ve Eğitim Hakkı: Davalı babanın çocuğun eğitimiyle ilgilenmemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 340. maddesinde düzenlenen “Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitmek ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini sağlamak ve korumakla yükümlüdürler.” hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.

IV. NAFAKA TALEBİMİZ HAKKINDA AÇIKLAMALAR

Velayetin müvekkile geçmesiyle birlikte, çocuğun tüm bakım ve giderleri müvekkil üzerinde kalacaktır. Davalı baba, ekonomik durumu oldukça iyi olan, …… işiyle iştigal eden ve aylık geliri …….TL civarında olan bir kimsedir.

Buna karşılık günümüz ekonomik koşulları, yüksek enflasyon, çocuğun özel okul (veya devlet okulunda olsa dahi servis, yemek, kırtasiye) masrafları, kurs ücretleri, giyim ve beslenme giderleri dikkate alındığında; bir çocuğun aylık masrafının asgari ücretin çok üzerinde olduğu bir gerçektir.

Müşterek çocuk A.Y.’nin;

  • Eğitim Giderleri: Okul servisi, yemek, kırtasiye, etüt merkezi ücretleri,

  • Sosyal Giderleri: Yüzme kursu, hafta sonu aktiviteleri,

  • Sağlık ve Beslenme: Düzenli doktor kontrolleri, sağlıklı beslenme gereksinimleri,

  • Barınma ve Giyim: Mevsimlik kıyafetler ve eve düşen pay,

Hesaplandığında, davalıdan talep ettiğimiz 10.000,00 TL iştirak nafakası, davalının ödeme gücü ile orantılı olup, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada ancak yeterli olacaktır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararlarına göre; “Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevresi ile ana ve babanın ekonomik durumları göz önünde tutulmalıdır.”

V. İHTİYATİ TEDBİR VE GEÇİCİ VELAYET TALEBİMİZ

Yargılama süreci, istinaf ve temyiz aşamalarıyla birlikte uzun zaman alabilmektedir. Çocuğun mevcut ortamda (baba ve üvey anne yanında) geçireceği her gün, onun psikolojisinde onarılmaz yaralar açmaya devam etmektedir. Çocuğun üstün yararı ve zaruret hali dikkate alınarak, HMK m. 389 ve TMK m. 169 (kıyasen) gereğince, dava sonuna kadar çocuğun GEÇİCİ VELAYETİNİN müvekkile verilmesini ve çocuğun derhal müvekkile teslim edilmesini talep ediyoruz.

HUKUKİ SEBEPLER : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (m. 183, 335, 336, 324, 327 vd.), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Yargıtay İçtihatları ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER : Davalı yanın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla;

  1. Nüfus Aile Kayıt Tablosu: Tarafların ve çocuğun kaydını gösterir belge.

  2. Antalya X. Aile Mahkemesi 2019/… E. Sayılı Boşanma Dosyası: Kesinleşmiş boşanma kararı ve o günkü şartların tespiti için (Celbi talep olunur).

  3. Okul Kayıtları ve Başarı Durum Belgeleri: Çocuğun boşanma öncesi ve sonrası not dökümlerini, devamsızlık çizelgelerini gösterir belgeler (İlgili okul müdürlüğünden celbi talep olunur).

  4. Tanık Beyanları: Aşağıda isimleri bildirilen tanıklar, çocuğun babasının yanındaki mutsuzluğuna, ihmal edildiğine, üvey anne baskısına ve müvekkilin çocuğa sunduğu imkanlara dair görgüye dayalı beyanda bulunacaklardır.

    • Tanık 1: (Çocuğun Sınıf Öğretmeni – Okuldan durumu sorulabilir)

    • Tanık 2: (Komşu/Aile Dostu – Çocuğun eve geldiğindeki ağlamalarına şahittir)

    • Tanık 3: (Müvekkilin Aile Yakını)

  5. Pedagog / Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Mahkemenizce atanacak uzman tarafından çocuğun yaşadığı ortamın, psikolojik durumunun ve “idrak çağındaki” tercihinin tespiti için en kritik delilimizdir.

  6. Ekonomik ve Sosyal Durum Araştırması: Kolluk marifetiyle tarafların güncel maddi durumlarının tespiti.

  7. İcra Dosyaları: Davalının çocuğu göstermemesi üzerine yapılan icra takiplerine ilişkin tutanaklar (Antalya İcra Dairelerinden celbi).

  8. Banka Kayıtları ve Tapu Kayıtları: Davalının nafaka ödeme gücünün tespiti için.

  9. Yemin, İsticvap ve her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda detaylarıyla arz ve izah edilen, Sayın Mahkemenizce re’sen gözetilecek ve Sosyal İnceleme Raporu ile de sübut bulacak nedenlerle;

  1. Müşterek çocuk A.Y.’nin babası yanındaki yaşam koşullarının, çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini tehlikeye düşürmesi ve çocuğun kesinleşmiş iradesinin anne yanında kalmak yönünde olması nedeniyle; haklı davamızın KABULÜNE,

  2. Yargılama süresince çocuğun daha fazla mağdur olmaması adına, velayetin TEDBİREN ve GEÇİCİ OLARAK davacı anneye verilmesine ve çocuğun davacıya teslimine,

  3. Yargılama neticesinde; Antalya X. Aile Mahkemesi’nin ilamı ile davalı babaya verilen VELAYETİN DEĞİŞTİRİLEREK (Nez’edilerek) DAVACI ANNEYE VERİLMESİNE,

  4. Müşterek çocuk lehine, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 10.000,00 TL TEDBİR NAFAKASINA hükmedilmesine; kararın kesinleşmesinden sonra bu nafakanın her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE/TÜFE ortalaması oranında artırılmak suretiyle İŞTİRAK NAFAKASI olarak devamına,

  5. Davalı babanın, çocukla şahsi ilişkisinin; çocuğun eğitimini ve psikolojisini aksatmayacak şekilde, uzman pedagog görüşü doğrultusunda yeniden düzenlenmesine,

  6. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederim. 27.11.2024

Davacı Vekili Av. Aydanur NAS

Leave a Reply

Call Now Button