UYUŞTURUCU MADDE NAKLETME VE SEVK ETME SUÇLARI
UYUŞTURUCU MADDE NAKLETME VE SEVK ETME SUÇLARI
1. Giriş
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin üretimi, dağıtımı, satışı ve dolaşımı, toplum sağlığı üzerinde oluşturduğu ağır tehlike nedeniyle Türk ceza hukukunda son derece ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Uyuşturucu madde ticareti denildiğinde çoğunlukla doğrudan satış eylemi akla gelmekle birlikte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyuşturucu maddenin ticari veya kullanma dışındaki amaçlarla dolaşıma sokulmasının farklı aşamalarını da bağımsız seçimlik hareketler olarak cezalandırmaktadır.
Bu kapsamda özellikle uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi “nakletmek” ve “sevk etmek”, TCK m.188/3 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunun seçimlik hareketleri arasında yer almaktadır. Dolayısıyla kişinin uyuşturucu maddeyi bizzat satmamış, satıştan para kazanmamış veya uyuşturucunun sahibi olmamış olması tek başına TCK m.188 kapsamındaki cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Uygulamada otobüs, otomobil, kamyon, uçak, kargo, posta veya başka kişiler aracılığıyla uyuşturucu maddelerin bir şehirden başka bir şehre götürülmesi; uyuşturucu taşıyan araca öncülük edilmesi; uyuşturucunun bir kişiye teslim edilmek üzere taşınması veya üçüncü kişiler aracılığıyla gönderilmesi gibi olaylar sıklıkla uyuşturucu madde nakletme veya sevk etme kapsamında değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte, her uyuşturucu madde taşıma eylemi otomatik olarak TCK m.188 kapsamında değildir. Özellikle kişinin kendi kullanımı amacıyla uyuşturucu maddeyi üzerinde taşıması veya bir yerden başka bir yere götürmesi, somut olayın özelliklerine göre TCK m.191 kapsamında “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçunu oluşturabilir.
Bu nedenle uyuşturucu madde nakletme ve sevk etme suçlarında temel hukuki tartışma çoğu zaman maddenin taşınıp taşınmadığından ziyade, hangi amaçla taşındığı, sanığın maddenin uyuşturucu olduğunu bilip bilmediği ve suç organizasyonu içerisindeki rolünün ne olduğu üzerinde yoğunlaşmaktadır.
2. Uyuşturucu Madde Nakletme ve Sevk Etme Suçunun Yasal Dayanağı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3. maddesine göre uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır. Güncel TCK m.188/3 metni bu haliyle yürürlüktedir.
Görüldüğü üzere kanun koyucu;
- satma,
- satışa arz etme,
- başkasına verme,
- sevk etme,
- nakletme,
- depolama,
- satın alma,
- kabul etme ve
- bulundurma
eylemlerini aynı suçun farklı seçimlik hareketleri olarak düzenlemiştir.
Bu düzenlemenin en önemli sonucu, uyuşturucu ticareti suçunun oluşması için mutlaka fiilî bir satış işleminin gerçekleşmesinin gerekmemesidir. Örneğin başka bir kişiye teslim edilmesi amacıyla uyuşturucu maddeyi İstanbul’dan Ankara’ya taşıyan kişinin, uyuşturucunun satış işlemini bizzat gerçekleştirmemiş olması cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da TCK m.188/3’teki suçun seçimlik hareketli suç olduğunu ve belirtilen hareketlerden yalnızca birinin gerçekleştirilmesinin suçun oluşması bakımından yeterli olduğunu kabul etmektedir.
3. Uyuşturucu Madde Nakletme Nedir?
Uyuşturucu madde nakletme, genel olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanma dışında bir amaçla bulunduğu yerden başka bir yere götürülmesi veya taşınmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, nakletme fiilini bir kimsenin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanma dışında bir amaçla bir yerden başka bir yere bizzat kendisi veya kendisine bağlı kişiler vasıtasıyla götürmesi şeklinde değerlendirmektedir. Nakletmede uyuşturucu maddenin fail tarafından veya faille bağlantılı kişiler tarafından fiilen taşınması ön plandadır.
Nakletme;
- otomobille,
- otobüsle,
- motosikletle,
- kamyonla,
- uçakla,
- trenle,
- deniz yoluyla,
- kişinin üzerinde veya valizinde
gerçekleştirilebilir.
Taşımanın hangi araçla gerçekleştirildiğinin suçun oluşumu bakımından esaslı bir önemi bulunmamaktadır.
Aynı şekilde uyuşturucu maddenin taşındığı mesafenin uzun olması zorunlu değildir. Yargıtay’ın eski tarihli olmakla birlikte sonraki içtihatlarında da atıf yaptığı yaklaşımında, kanunda kısa veya uzun mesafeli nakil şeklinde bir ayrım yapılmadığı vurgulanmıştır.
Örneğin uyuşturucu maddenin bir şehirden diğerine götürülmesi tipik bir nakletme eylemi olmakla birlikte, aynı şehir içerisinde başka bir adrese veya cezaevindeki bir kişiye götürülmesi de şartları bulunuyorsa nakletme niteliğinde olabilir.
4. Uyuşturucu Madde Sevk Etme Nedir?
“Sevk etme” ile “nakletme” kavramları birbirine yakın görünmekle birlikte hukuken aynı değildir.
Nakletmede failin uyuşturucu maddeyi bizzat veya kendisine bağlı kişiler aracılığıyla götürmesi ön plandayken, sevk etmede fail uyuşturucu maddenin başka bir kişi veya taşıma sistemi aracılığıyla belirli bir yere gönderilmesini sağlamaktadır.
Örneğin;
uyuşturucuyu paketleyerek şehirlerarası otobüse veren,
kargo şirketi aracılığıyla gönderen,
başka bir kişiye teslim ederek belirli bir adrese götürmesini isteyen,
bir taşıma organizasyonu kurarak uyuşturucunun hareketini sağlayan
kişinin eylemi somut olayın özelliklerine göre “sevk etme” kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla sevk eden kişinin uyuşturucuyla birlikte seyahat etmesi zorunlu değildir.
Bu ayrım uygulamada özellikle uyuşturucuyu organize eden kişi ile fiilen taşıyan “kurye” arasındaki cezai sorumluluğun belirlenmesinde önemlidir. Bir kişi sevk eden, diğer kişi nakleden konumunda bulunabilir ve her ikisi de şartları varsa TCK m.188/3 kapsamında sorumlu tutulabilir.
5. Uyuşturucu Maddenin Sahibinin Kim Olduğu Önemli midir?
Nakletme suçunun oluşabilmesi için uyuşturucu maddenin taşıyan kişiye ait olması zorunlu değildir.
Başkasına ait uyuşturucu maddeyi belirli bir ücret karşılığında taşıyan “kurye” de uyuşturucu maddenin niteliğini ve taşımadaki amacını biliyorsa TCK m.188 kapsamında sorumlu olabilir.
Dahası, taşımanın mutlaka ücret karşılığında yapılması da gerekmez.
Uyuşturucuyu arkadaşlık, akrabalık, borç ilişkisi veya başka bir nedenle herhangi bir ücret almadan taşıyan kişi de eylemin uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaçla dolaşıma sokmaya yönelik olduğunu bilerek hareket etmişse uyuşturucu madde nakletme suçunu işleyebilir.
Dolayısıyla uyuşturucu madde nakletme suçunda kazanç elde etmek zorunlu bir unsur değildir.
6. Manevi Unsur: Fail Uyuşturucu Taşıdığını Bilmelidir
Uyuşturucu madde nakletme veya sevk etme suçu kasten işlenebilen bir suçtur.
Bu nedenle kişinin taşıdığı veya gönderdiği maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunu bilmesi gerekir.
Uygulamada özellikle uyuşturucu kuryeliği dosyalarında;
“Çantanın içinde ne olduğunu bilmiyordum.”
“Bana bunun ilaç olduğu söylendi.”
“Arkadaşım paketi teslim etmemi istedi.”
“Aracı başkası yükledi.”
“Valizin içinde uyuşturucu bulunduğundan haberim yoktu.”
şeklindeki savunmalarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.
Bu durumda mahkeme failin bilgisi ve kastını doğrudan bir ikrardan ziyade somut olayın bütününden hareketle değerlendirmektedir.
Uyuşturucunun gizlenme biçimi, miktarı, taşıma karşılığında alınan para, seyahatin olağan dışı niteliği, sanıklar arasındaki telefon görüşmeleri, HTS kayıtları, önceki ve sonraki davranışlar, sanığın çelişkili ifadeleri, uyuşturucunun paketlenme şekli ve sanığın uyuşturucunun ele geçirilmesini engellemek için gösterdiği davranışlar birlikte değerlendirilmektedir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir kararında sanığın vücuduna sarılı uyuşturucu maddeyle yakalanması, uyuşturucunun miktarı ve niteliği, sanığın davranışları ve savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması birlikte değerlendirilerek uyuşturucu maddeyi bilerek naklettiği kabul edilmiştir.
Bununla birlikte ceza hukukunun temel ilkeleri gereğince yalnızca şüpheye veya varsayıma dayanılarak mahkûmiyet kurulamaz. Sanığın paketin içeriğini bildiğinin her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.
7. Nakletme ile Kullanmak İçin Bulundurma Arasındaki Ayrım
Uyuşturucu madde davalarında en önemli hukuki sorunlardan biri TCK m.188 ile TCK m.191 arasındaki ayrımdır.
Kişinin uyuşturucu maddeyi bir yerden başka bir yere götürmesi her zaman uyuşturucu ticareti anlamına gelmez.
Örneğin uyuşturucu kullanan bir kişinin kendi kullanımı için temin ettiği maddeyi evine götürmesi de fiziksel anlamda bir “taşıma”dır. Ancak burada failin amacı uyuşturucuyu ticari dolaşıma sokmak veya başkasına ulaştırmak değil, kendisinin kullanmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu nedenle sevk etme, nakletme, satın alma, kabul etme ve bulundurma hareketleri bakımından failin kastına özel önem vermekte ve TCK m.188’in uygulanabilmesi için eylemin kullanma dışında bir amaçla gerçekleştirilmesini aramaktadır.
Bu ayrım yapılırken tek başına uyuşturucu maddenin miktarına bakılması yeterli değildir.
Somut olayda;
maddenin miktarı,
çeşidi,
kaç paket halinde bulunduğu,
paketlerin birbirine yakın ağırlıklarda olup olmadığı,
hassas terazi bulunup bulunmadığı,
paketleme malzemeleri,
sanığın uyuşturucu kullanıcısı olup olmadığı,
uyuşturucunun bulunduğu yer,
sanığın ekonomik ve sosyal durumu,
telefon mesajları,
müşteri veya satıcılarla bağlantı olup olmadığı,
para hareketleri,
tanık anlatımları,
fiziki ve teknik takip kayıtları
bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın yaklaşımına göre fail uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bir yerden başka bir yere götürmüş ve somut olayın koşulları da kişisel kullanımla uyumlu ise nakletme suretiyle uyuşturucu ticareti değil, TCK m.191 kapsamında değerlendirme gündeme gelebilir.
Dolayısıyla özellikle savunma bakımından “uyuşturucu bulundu” olgusu ile “uyuşturucu ticareti yapıldığı” sonucunun birbirinden ayrılması gerekir.
8. Uyuşturucu Madde Nakletme Suçu Ne Zaman Tamamlanır?
Nakletme suçunda uyuşturucu maddenin nihai alıcıya teslim edilmesi şart değildir.
Bu husus uygulamada son derece önemlidir.
Örneğin uyuşturucunun Diyarbakır’dan İstanbul’a götürülmek üzere araca yüklenmesinden sonra aracın yol kontrolünde yakalanması hâlinde, yalnızca uyuşturucunun nihai alıcıya ulaşmamış olmasına dayanarak suçun teşebbüs aşamasında kaldığı söylenemez.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.02.2021 tarihli kararında, uyuşturucu madde taşıyan araçta uyuşturucu ele geçirilmesi hâlinde sanıkların eyleminin “nakletme” seçimlik hareketiyle tamamlandığı, bu nedenle ayrıca TCK m.35 uyarınca teşebbüs indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Benzer biçimde Yargıtay kararlarında uyuşturucunun kargoya verilmesi veya başka bir yere gönderilmesi sürecinde de ülke içindeki nakletme fiilinin tamamlanabileceği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla failin “uyuşturucu henüz teslim edilmedi” şeklindeki savunması tek başına teşebbüs hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez.
9. Nakletme ile İthal veya İhraç Suçu Arasındaki İlişki
Uyuşturucunun Türkiye sınırları içerisinde taşınması TCK m.188/3 kapsamında değerlendirilirken, uyuşturucunun ülkeye sokulması veya ülkeden çıkarılması TCK m.188/1 kapsamındaki ithal veya ihraç suçlarını gündeme getirir.
TCK m.188/1 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde imal, ithal veya ihraç eden kişi yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
Özellikle havaalanı ve kargo dosyalarında nakletme ile ihraca teşebbüs aynı olay içerisinde tartışılabilmektedir.
Yargıtay’ın bir kararında yurt dışına gönderilmek üzere kargo şirketine teslim edilen uyuşturucunun gümrük aşamasından önce ele geçirilmesi durumunda ihraç suçunun icra hareketlerinin henüz başlamadığı ancak tamamlanmış nakletme fiilinin oluştuğu kabul edilmiştir.
Başka bir olayda ise havaalanında uyuşturucuyla yakalanan kişinin eyleminin hem ihraca teşebbüs hem tamamlanmış nakletme niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ve TCK m.44 kapsamında daha ağır sonucun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle özellikle sınır kapısı, havaalanı ve uluslararası kargo dosyalarında suç vasfının belirlenmesi ayrıca önem taşımaktadır.
10. Uyuşturucu Taşıyan Araca Öncülük Etme
Uyuşturucu nakletme dosyalarında önemli tartışmalardan biri de uyuşturucunun bulunduğu aracı kullanmayan ancak öncü araçla yol kontrolü yapan kişinin sorumluluğudur.
Örneğin iki aracın birlikte seyahat ettiği, öndeki aracın polis veya jandarma kontrolünü tespit ederek arkadaki uyuşturucu taşıyan araca bilgi verdiği olaylarda öncü araç içerisindeki kişilerin müşterek fail mi yoksa yardım eden mi olduğu değerlendirilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun uyuşturucu yüklü aracın önünde giderek yol kontrolü yapan sanıklarla ilgili kararında, kişiler arasındaki önceden anlaşma, araçların hareket biçimi ve telefon görüşmeleri değerlendirilerek somut olayda bazı sanıkların fiillerinin yardım etme sınırlarını aştığı ve müşterek faillik kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Kararda müşterek faillik ile TCK m.39 kapsamındaki yardım etme arasındaki sınır ayrıntılı şekilde tartışılmıştır.
Dolayısıyla öncü araç kullanılması halinde otomatik olarak aynı cezanın verilmesi doğru değildir.
Her sanık bakımından;
suç planına ne zaman dahil olduğu,
uyuşturucunun varlığını bilip bilmediği,
uyuşturucunun temin veya yüklenmesine katılıp katılmadığı,
taşıma organizasyonu üzerindeki hakimiyeti,
diğer sanıklarla ortak suç işleme kararının bulunup bulunmadığı
ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
11. Birden Fazla Seçimlik Hareketin Gerçekleştirilmesi
TCK m.188/3 seçimlik hareketli bir suçtur.
Bu nedenle fail aynı uyuşturucu maddeyi önce satın almış, sonra depolamış, ardından nakletmiş ve nihayet satmışsa kural olarak her hareket için ayrı uyuşturucu ticareti suçu oluşmaz.
Aynı uyuşturucu madde bakımından gerçekleştirilen seçimlik hareketler tek suç kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da aynı suç konusu uyuşturucu madde üzerinde birden fazla seçimlik hareket gerçekleştirilmesinin kural olarak birden fazla suç oluşturmayacağını kabul etmektedir. Buna karşılık farklı zamanlardaki farklı uyuşturucu maddeler veya bağımsız suç kararları söz konusu olduğunda zincirleme suç yahut gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
12. Uyuşturucu Maddenin Türüne Göre Ceza Artırımı
TCK m.188/4-a kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin;
- eroin,
- kokain,
- morfin,
- bazmorfin,
- sentetik kannabinoid ve türevleri,
- sentetik katinon ve türevleri,
- sentetik opioid ve türevleri veya
- amfetamin ve türevleri
olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.
Bu düzenleme 2023 yılında 7445 sayılı Kanun ile genişletilmiş ve sentetik katinon, sentetik opioid ve amfetamin türevlerine ilişkin düzenleme güncel halini almıştır.
Örneğin temel cezanın 10 yıl olarak belirlendiği bir metamfetamin nakletme olayında TCK m.188/4-a kapsamındaki yarı oranındaki artırım nedeniyle ceza yalnızca bu artırım yönünden 15 yıla ulaşabilmektedir.
Bu nedenle ele geçirilen maddenin niteliğinin Adli Tıp Kurumu veya kriminal laboratuvar incelemesiyle kesin şekilde belirlenmesi son derece önemlidir.
13. Okul, Yurt, Hastane, Kışla ve İbadethane Yakınında İşlenmesi
TCK m.188/4-b uyarınca üçüncü fıkradaki fiillerin okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi toplu bulunulan bina ve tesislerin belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılmaktadır.
Dolayısıyla uyuşturucunun nakledildiği güzergâhın veya suç kabul edilen hareketin gerçekleştiği noktanın bu tür yerlere yakınlığı somut olayda ayrıca önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca yakınlık yeterli değildir. Kanundaki “umumi veya umuma açık yer” şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli bir kararında özel araç içerisindeki eylemin umumi veya umuma açık yer kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmış; önceki Ceza Genel Kurulu içtihatlarına atıfla özel araçların bu kapsamda olmadığı yönündeki yaklaşım gündeme gelmiştir.
Bu nedenle 200 metre artırımı uygulanırken yalnızca mesafe ölçümüyle yetinilmemeli, fiilin gerçekleştiği yerin hukuki niteliği de araştırılmalıdır.
14. Üç veya Daha Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi ve Örgütlü Suç
Uyuşturucu madde nakletme veya sevk etme suçu üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinde TCK m.188/5 uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Suçun suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında işlenmesi hâlinde ise ceza bir kat artırılır.
Ancak üç kişinin aynı dosyada sanık olması tek başına bu artırımı gerektirmez.
Kişilerin suçun icrası üzerinde birlikte hakimiyet kurarak müşterek fail sıfatıyla hareket edip etmediklerinin belirlenmesi gerekir.
Uyuşturucuyu taşıyan, güzergâhı belirleyen, güvenliği sağlayan ve teslim organizasyonunu gerçekleştiren kişilerin ortak suç planı içerisindeki rolleri bu noktada önem taşımaktadır.
15. Sağlık Mensupları ve Bazı Meslek Grupları Açısından Artırım
TCK m.188/8’e göre suçun;
tabip,
diş tabibi,
eczacı,
kimyager,
veteriner,
sağlık memuru,
laborant,
ebe,
hemşire,
diş teknisyeni,
hastabakıcı,
sağlık hizmeti veren veya kimyacılık ya da ecza ticaretiyle uğraşan
kişiler tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Dolayısıyla uyuşturucu maddeyi nakleden kişinin kanunda belirtilen meslek gruplarından olması cezanın belirlenmesi bakımından ayrıca önemlidir.
16. Uyuşturucu Üretiminde Kullanılan Ön Maddelerin Nakledilmesi ve Sevki
TCK m.188 yalnızca doğrudan uyuşturucu maddelerin nakledilmesini düzenlememektedir.
Maddenin yedinci fıkrasında, kendisi uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte uyuşturucu üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı maddelerin izinsiz olarak ithal edilmesi, imal edilmesi, satılması, satın alınması, sevk edilmesi, nakledilmesi, depolanması veya ihraç edilmesi ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.
Bu suç için kanunda sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
Dolayısıyla ele geçirilen maddenin doğrudan uyuşturucu olmaması her durumda TCK m.188’in uygulanmayacağı anlamına gelmez.
17. Etkin Pişmanlık
Uyuşturucu madde nakletme ve sevk etme suçlarında TCK m.192’de düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri son derece önemlidir.
Uyuşturucu ticareti suçuna iştirak etmiş olan kişi, suç resmî makamlarca öğrenilmeden önce diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri bildirir ve verdiği bilgi suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucunun ele geçirilmesini sağlarsa hakkında cezaya hükmolunmaz.
Suç resmî makamlar tarafından öğrenildikten sonra ise suçun meydana çıkarılmasına veya diğer faillerin yakalanmasına gönüllü şekilde hizmet ve yardım eden kişinin cezasında, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirim yapılabilir.
Ancak yalnızca suç ortağının ismini söylemek etkin pişmanlığın uygulanması için her durumda yeterli değildir. Verilen bilginin soruşturmanın ilerlemesine gerçek ve somut bir katkı sağlaması önem taşımaktadır.
18. Uyuşturucu Nakletme Davalarında Delillerin Değerlendirilmesi
Uyuşturucu madde nakletme dosyalarında mahkûmiyet açısından yalnızca uyuşturucunun ele geçirilmiş olması yeterli değerlendirilmemelidir.
Özellikle sanığın;
uyuşturucu maddeden haberdar olup olmadığı,
maddenin miktarı,
taşınma biçimi,
uyuşturucunun kime ait olduğu,
kim tarafından araca konulduğu,
hangi kişiye teslim edileceği,
sanığın yolculuk amacının ne olduğu,
telefon ve HTS kayıtlarının diğer şüphelilerle bağlantı gösterip göstermediği,
para transferlerinin bulunup bulunmadığı,
araç ve telefon üzerinde kriminal incelemeler,
parmak izi ve biyolojik bulgular,
kamera görüntüleri,
arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygunluğu
ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun otobüs bagajında, eşyalar içerisine gizlenmiş uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği bir olayda sanıkların eşyaları otobüs görevlisine birlikte teslim etmeleri, koltuk numaralarının paketlerin üzerine yazılması, sanığın anlatımlarındaki çelişkiler ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek uyuşturucudan haberdar olduğu ve nakletme suçunun sabit olduğu kabul edilmiştir.
Bu yaklaşım, uyuşturucu nakletme suçlarında sübut değerlendirmesinin tek bir delil üzerinden değil dosyanın tamamı üzerinden yapılması gerektiğini göstermektedir.
19. Savunma Açısından Önemli Hususlar
Uyuşturucu madde nakletme veya sevk etme isnadıyla yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada savunmanın yalnızca “uyuşturucu bana ait değildir” iddiasına dayandırılması çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü uyuşturucunun mülkiyeti suçun zorunlu unsuru değildir.
Savunmada öncelikle şu soruların cevaplandırılması gerekir:
Sanık maddenin uyuşturucu olduğunu biliyor muydu?
Sanığın uyuşturucu üzerinde fiilî hakimiyeti var mıydı?
Taşımadaki amaç kişisel kullanım mıydı, kullanma dışı bir amaç mıydı?
Uyuşturucunun bulunduğu paket veya bagaj sanığa mı aitti?
Diğer sanıklarla irtibatı hangi nitelikteydi?
Telefon görüşmelerinin içerikleri suçla bağlantılı mıydı?
Uyuşturucunun miktarı ve paketlenme şekli neydi?
Sanığın uyuşturucu kullanıcısı olduğuna ilişkin tıbbi veya adli veriler bulunuyor muydu?
Arama, elkoyma ve dijital inceleme işlemleri hukuka uygun şekilde yapılmış mıydı?
Uyuşturucu madde üzerinde parmak izi veya DNA incelemesi yapılmış mıydı?
Sanığın yalnızca yardım eden konumunda bulunma ihtimali var mıydı?
Bu soruların her biri suç vasfını, iştirak derecesini ve sonuç cezayı doğrudan değiştirebilir.
20. Sonuç
Uyuşturucu madde nakletme ve sevk etme suçları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunun en önemli seçimlik hareketlerinden ikisidir.
Nakletme esas itibarıyla uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanma dışında bir amaçla bir yerden başka bir yere fiilen götürülmesini; sevk etme ise maddenin başka kişiler veya taşıma araçları aracılığıyla belirli bir yere gönderilmesinin sağlanmasını ifade etmektedir.
Suçun oluşması için failin uyuşturucunun sahibi olması, uyuşturucuyu satması veya taşıma karşılığında ekonomik kazanç elde etmesi zorunlu değildir. Buna karşılık failin taşıdığı veya gönderdiği şeyin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğunu bilmesi ve kullanma dışında bir amaçla hareket etmesi gerekir.
Bu noktada özellikle TCK m.188 kapsamında uyuşturucu ticareti ile TCK m.191 kapsamında kişisel kullanım için bulundurma arasındaki ayrım, uyuşturucu madde nakletme davalarının merkezinde bulunmaktadır. Maddenin miktarı önemli bir gösterge olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir. Paketleme biçimi, ele geçirildiği yer, hassas terazi, telefon kayıtları, sanıklar arasındaki bağlantılar, uyuşturucu kullanma alışkanlığı ve olayın diğer bütün özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay uygulamasında uyuşturucunun nihai alıcıya teslim edilmemesi de nakletme suçunun oluşmasını engellememektedir. Uyuşturucu maddenin taşıma sürecine fiilen sokulması hâlinde somut olayın özelliklerine göre tamamlanmış nakletme suçundan söz edilebilmekte ve yalnızca teslim gerçekleşmediği gerekçesiyle teşebbüs indirimi uygulanması kabul edilmemektedir.
Ayrıca uyuşturucu taşıyan araca öncülük eden, yol kontrolü yapan veya taşıma organizasyonunda farklı roller üstlenen kişiler yönünden müşterek faillik ile yardım etme hükümlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Her sanığın organizasyon içerisindeki konumu somut delillerle belirlenmeden tüm sanıkların aynı hukuki statüde kabul edilmesi ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle bağdaşmayacaktır.
Sonuç olarak uyuşturucu madde nakletme ve sevk etme dosyalarında suçun hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi; ele geçirilen maddenin niteliği ve miktarından failin kastına, kullanım amacından iştirak ilişkisine, arama ve elkoymanın hukuka uygunluğundan etkin pişmanlık hükümlerine kadar çok sayıda unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. TCK m.188 kapsamında öngörülen cezaların son derece ağır olması nedeniyle özellikle nakletme–kişisel kullanım, sevk etme–yardım etme, tamamlanmış suç–teşebbüs ve müşterek faillik–fer’î iştirak ayrımlarının somut olayın özelliklerine göre titizlikle yapılması, hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de adil bir cezalandırma açısından zorunludur.