Single Blog Title

This is a single blog caption

Uluslararası Suçlar Nedir ? Kapsamı Türk Vatandaşları ve Türkiye de Yaşayan Yabancılar İçin Bu suçun Tezahürü

Temel Tanımlar, Kapsam ve TCK’daki Karşılığı (Türk Vatandaşları İçin)

Uluslararası suçlar, sadece işlendikleri ülkenin iç hukukunu değil; tüm insanlığın vicdanını, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden, bu nedenle de sınır tanımayan en ağır suç tipleri arasında yer alır. Türk vatandaşlarının arama motorlarında bu konuda en çok merak ettiği konuların başında, bu kavramların sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği gelmektedir. Peki, uluslararası suçlar nelerdir, hangi suçlar bu kapsama girer ve Türk Ceza Kanunu (TCK) sistematiğinde bu kavram nasıl ele alınır?

Uluslararası Suçlar Nelerdir ve Kapsamı Nedir?

Uluslararası hukukta geleneksel olarak “uluslararası suç” (international crimes) terimi, uluslararası toplumun tamamını ilgilendiren en ağır suçları ifade eder. Bunlar; soykırım (genocide), insanlığa karşı suçlar (crimes against humanity), savaş suçları (war crimes) ve saldırı suçudur (crime of aggression). Bu suçlar, adi suçlardan (örneğin hırsızlık, dolandırıcılık veya kasten yaralama) farklı olarak bireylere karşı değil, doğrudan insanlığın ortak değerlerine karşı işlenir.

Uluslararası suçların en belirgin özelliği, bu suçları işleyenlerin uluslararası alanda “evrensel yargı yetkisi” prensibiyle dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar yargılanabilme riskidir. Vatandaşlar sıklıkla bu suçların bireysel olarak nasıl işlenebileceğini ve hangi eylemlerin bu kategoriye girdiğini merak etmektedir.

Türk Ceza Kanunu’na (TCK) Göre Uluslararası Suçlar

Türk Ceza Kanunu, 5237 sayılı kanun metninde uluslararası suçlara özel bir bölüm ayırmıştır. TCK’nın İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altında yer alan “Milletlerarası Suçlar” başlığı, bu fiillerin Türk hukukundaki yasal karşılığını düzenler. Kanun koyucu, uluslararası sözleşmelere ve uluslararası teamül hukukuna paralel olarak şu suç tiplerine yer vermiştir:

  1. Soykırım (TCK m. 76): Bir millete, etnik, ırksal veya dini bir gruba mensup insanları sırf bu aidiyetlerinden dolayı kısmen veya tamamen yok etme kastıyla işlenen fiillerdir.

  2. İnsanlığa Karşı Suçlar (TCK m. 77): Planlı bir devlet veya örgüt politikasının parçası olarak bir topluluğa karşı yapılan kasten öldürme, işkence, köleleştirme, cinsel saldırı, zulüm gibi sistematik eylemlerdir.

  3. Göçmen Kaçakçılığı (TCK m. 79) ve İnsan Ticareti (TCK m. 80): Pratik hayatta Türk vatandaşlarının en sık karşılaştığı ve hukuki destek aradığı uluslararası nitelikli suçlardır.

TCK 77. Madde ve İnsanlığa Karşı Suçlar

Türk vatandaşlarının internette en çok arattığı başlıklardan biri TCK 77. maddedir. Bu maddeye göre; siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle bir toplum kesimine karşı yapılan ağır fiiller insanlığa karşı suç teşkil eder. Bu suçların işlenmesi için bireysel bir husumet yetmez; sistematik ve yaygın bir saldırının parçası olması aranır. Vatandaşlar, bu maddede geçen “sistemli saldırı” kavramının Türkiye içindeki veya dışındaki yansımalarını sıklıkla araştırmaktadır.

Yargılama, Yetki Alanı ve Uluslararası Mahkemeler (Türk Vatandaşları İçin)

Bir Türk vatandaşının yurt dışında veya Türkiye’de uluslararası nitelikte bir suça karışması ya da bu suça tanık olması durumunda, davanın nerede ve hangi mahkemede görüleceği en karmaşık ve en çok merak edilen hukuki alanlardan biridir. Uluslararası yargı mercileri ile Türk yargı sistemi arasındaki bağ, vatandaşların kafasını en çok karıştıran konulardan biridir.

Uluslararası Suçları Hangi Mahkeme Yargılar?

Uluslararası suçların yargılanması için kurulan en temel kalıcı uluslararası mahkeme Uluslararası Ceza Mahkemesi’dir (UCM / ICC). Merkezi Hollanda’nın Lahey (The Hague) şehrinde bulunan UCM, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını işleyen bireyleri yargılamakla yetkilidir. Ancak UCM, ulusal mahkemelerin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır (tamamlayıcılık ilkesi). Yani öncelikli yetki her zaman ilgili devletin kendi ulusal mahkemelerindedir; ancak o devlet yargılama yapamaz veya yapmak istemezse (istemsizlik/acizlik durumunda) UCM devreye girer.

Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (Roma Statüsü) Taraf mı?

Türk vatandaşlarının en sık sorduğu sorulardan biri şudur: “Türkiye Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni tanıyor mu?” Türkiye, UCM’nin kurulmasını sağlayan Roma Statüsü’ne taraf değildir. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası alanda bu mahkemenin zorunlu yargı yetkisini doğrudan kabul etmediği anlamına gelir. Ancak bu, Türkiye’nin kendi iç hukukunda uluslararası suçları cezalandırmayacağı anlamına gelmez. Türk mahkemeleri, TCK’daki ilgili maddeler uyarınca bu suçları kendi topraklarında veya yasaların öngördüğü hallerde yargılama yetkisine sahiptir.

Türk Vatandaşının Yurt Dışında Uluslararası Suç İşlemesi

Eğer bir Türk vatandaşı yurt dışında soykırım, insanlığa karşı suç veya göçmen kaçakçılığı gibi suçlar işlerse ne olur? Türk Ceza Kanunu’nun mülkilik ve şahsilik ilkeleri devreye girer. TCK m. 13 (Evrensel Yargı veya Vatandaş Suçluluğu ilkelerinin türevleri) gereğince, bazı ağır uluslararası suçlarda Türk vatandaşının yurt dışında bu suçu işlemesi ve Türkiye’de yakalanması halinde, yabancı bir ülkede yargılanmamış olması koşuluyla Türkiye’de yargılanması mümkündür. Vatandaşlar bu bağlamda iade (extradition) süreçlerini ve Türkiye’nin kendi vatandaşını başka ülkelere verip vermeyeceğini yoğun bir şekilde araştırmaktadır.

 Zamanaşımı ve Cezai Sorumluluk Kuralları

Hukuk sistemlerinde genel kural olarak suçların ve cezaların bir zamanaşımı süresi vardır. Belirli bir süre geçtikten sonra devletler o suçları soruşturamaz. Ancak “uluslararası suçlar” söz konusu olduğunda kurallar tamamen değişmektedir. Türk vatandaşlarının ve hukuk öğrencileri ile uygulayıcıların en çok merak ettiği konuların başında zamanaşımı ve emirle suç işleme meselesi gelmektedir.

Uluslararası Suçlarda Zamanaşımı Var mıdır?

Uluslararası hukukta ve Türk Ceza Kanunu sistematiğinde en temel ilkelerden biri, insanlığa karşı işlenen en ağır suçlarda zamanaşımının işlemediğidir. TCK’nın zamanaşımını düzenleyen genel hükümlerine ve uluslararası teamül hukukuna göre; soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanmaz. Bu, suçun üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, failin hayatı boyunca dünyanın neresinde olursa olsun (veya Türkiye’de) bu suçtan dolayı soruşturulabileceği ve yargılanabileceği anlamına gelir. Vatandaşlar, yıllar önce işlenmiş uluslararası nitelikteki olayların neden hâlâ gündeme geldiğini ve hukuken nasıl kapanmadığını bu kural üzerinden öğrenmek istemektedir.

“Emir Kulu” Olmak Cezayı Ortadan Kaldırır mı?

Askeri veya idari hiyerarşi içinde bulunan bir Türk vatandaşı veya herhangi bir fail, üstünden aldığı bir emri yerine getirerek uluslararası bir suç (örneğin savaş suçu veya sivillere yönelik bir katliam) işlediğinde ceza almaktan kurtulabilir mi? Hukuktaki genel kural şudur: Hukuka aykırı bağlayıcı olmayan emirlerin yerine getirilmesi cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Uluslararası ceza hukukunda ve TCK’da, açıkça suç teşkil eden emirlerin yerine getirilmesi emri verenle birlikte uygulayanı da doğrudan fail yapar. “Ben sadece emir kuluyum, üstüm emretti” savunması uluslararası mahkemelerde ve Türk mahkemelerinde cezai sorumluluğu kaldırmaz, sadece hakimin takdirine göre cezada indirim sebebi olup olamayacağı tartışılır.

Devlet Yöneticileri ve Liderlerin Sorumluluğu

Vatandaşların en çok merak ettiği bir diğer husus, dokunulmazlık zırhına sahip devlet başkanları veya üst düzey yetkililerin bu suçlardan yargılanıp yargılanamayacağıdır. Uluslararası ceza hukukunda “kişisel dokunulmazlık” soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları söz konusu olduğunda geçerliliğini yitirir. Hiçbir lider, insanlığa karşı işlenen bu suçlar bakımından mutlak bir dokunulmazlık kalkanına sahip değildir.

Göçmen Kaçakçılığı, İnsan Ticareti  (Türk Vatandaşları İçin)

Günlük hayatta ve arama motorlarında “uluslararası suç” denildiğinde teorik soykırım tartışmalarından ziyade, vatandaşların en çok karşılaştığı ve hukuki yaptırımlarıyla doğrudan yüzleştiği alan göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçlarıdır. Türkiye’nin coğrafi konumu itibarıyla bu suçlar, Türk vatandaşları ve sınır ötesi ilişkileri olan kişiler tarafından en çok aratılan pratik başlıklardır.

Göçmen Kaçakçılığı Suçu ve Cezası (TCK m. 79)

Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesine göre; doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancının ülkeye sokulması veya ülkede kalmasına imkan sağlanması ya da bir Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkışının sağlanması göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.

  • Cezası nedir? Bu suçu işleyen kişilere 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası verilir. Suçun örgütlü bir şekilde işlenmesi, mağdurların hayatının tehlikeye atılması gibi ağırlaştırıcı nedenlerle bu cezalar katlanarak artar. Türk vatandaşları en çok, “birine sadece yardım ettim, para almadım” savunmasının hukuki karşılığını ve suçun maddi menfaat unsurunu merak etmektedir.

İnsan Ticareti ile Göçmen Kaçakçılığı Arasındaki Fark Nedir?

Vatandaşların sıklıkla karıştırıdığı iki kavram insan ticareti (TCK m. 80) ile göçmen kaçakçılığıdır:

  • Göçmen Kaçakçılığı: Tarafların rızasına dayalıdır. Göçmen kendi isteğiyle yasadışı yoldan geçmek ister, kaçakçı ise sadece bu geçişi organize eder (ulaşım, saklanma vb.).

  • İnsan Ticareti: Rıza aranmaz veya rıza cebir, tehdit, kandırma ya da irade fesadına dayalıdır. Mağdur; fuhuş, zorla çalıştırma, organ mafyası gibi amaçlarla tehdit edilerek veya alıkonularak ticaret nesnesi yapılır. İnsan ticareti suçunun cezası (TCK m. 80) göçmen kaçakçılığına kıyasla çok daha ağırdır (genellikle 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile başlar).

Yurt Dışına Kaçak Yollarla İnsan Çıkaranlara Ne Verilir?

Vatandaşlar, özellikle mülteci krizleri ve düzensiz göç dalgaları döneminde, organizatörlerin aldığı cezaları sıklıkla araştırır. Mahkemeler, bu suçları işleyen şebekelere karşı son derece caydırıcı ve ağır hapis cezaları vermekte, kullanılan araçlara (tekne, kamyon, otomobil vb.) el koyma (müsadere) tedbirleri uygulamaktadır.

Türkiye’de Yaşayan Yabancılar İçin

Temel Tanımlar, Kapsam ve Yasal Çerçeve

Türkiye’de yaşayan yabancı uyruklu bireyler (mülteciler, geçici koruma statüsündekiler, ikamet izni veya çalışma izniyle kalanlar) açısından uluslararası suçlar ve bunların Türk hukukundaki yansımaları, hem kendi ülkeleriyle olan bağları hem de Türkiye’deki statüleri nedeniyle hayati önem taşır. Türkiye’de yaşayan bir yabancının bu suçların öznesi veya nesnesi olması durumunda nelerin geçerli olduğu sıkça merak edilmektedir.

Türkiye’de Yaşayan Yabancılar İçin Uluslararası Suçların Kapsamı

Türkiye’de ikamet eden bir yabancı uyruklu şahıs, uluslararası suçlar (soykırım, insanlığa karşı suçlar vb.) bağlamında ya mağdur konumundadır ya da geçmişte kendi ülkesinde bu tür suçlara karışmış ve Türkiye’ye sığınmış bir şüpheli/sanık konumunda olabilir. Türk Ceza Kanunu, mülkilik ilkesi gereği Türkiye toprakları üzerinde işlenen suçlarda failin uyruğuna bakmaz. Türkiye’de bulunan bir yabancı, Türkiye sınırları içerisinde uluslararası nitelikli bir suç işlerse (örneğin göçmen kaçakçılığı şebekesinin parçası olmak veya insan ticareti yapmak), doğrudan Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre Türk mahkemelerinde yargılanır.

Yabancılar İçin TCK’nın Uygulanabilirliği

Türkiye’de yasal ya da yasadışı bulunan yabancıların, Türk Ceza Kanunu’nun milletlerarası suçlar bölümüne (TCK 76, 77, 79, 80) karşı işlemiş oldukları veya bu suçların mağduru oldukları durumlarda Türk hukuku tam olarak devreye girer. Yabancıların en çok araştırdığı hususlardan biri, Türkiye’de işlenen bir suçta diplomatik bağışıklığı olmayan sıradan bir yabancının Türk polisi ve savcılığı tarafından nasıl soruşturulacağıdır. Yabancı uyruklu olamak, Türkiye’de işlenen adi veya uluslararası nitelikteki suçlarda yargı muafiyeti sağlamaz.

Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretinde Yabancıların Durumu

Türkiye’de yaşayan yabancılar için en kritik yasal alanlardan biri yine göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçlarıdır. Bir yabancı, kendi ülkesinden ya da başka bir ülkeden gelen yakınlarını veya insanları yasadışı yollarla Türkiye’ye sokmaya çalışırsa veya bu organizasyonun içinde yer alırsa, TCK m. 79 gereğince Türk vatandaşıyla aynı cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalır. Aynı şekilde, yabancı uyruklu kişilerin insan ticareti mağduru olması durumunda, Türk hukuku ve uluslararası sözleşmeler (örneğin İstanbul Sözleşmesi’nin ilgili koruma hükümleri veya insan ticaretiyle mücadele ulusal mekanizmaları) yabancı mağdurlara geçici koruma, barınma ve hukuki destek hakları tanımaktadır.

Yargılama, Sınır Dışı Etme (Deport) ve İade Süreçleri

Türkiye’de yaşayan yabancılar için uluslararası suçlar veya bunlarla ilintili suçlamalar söz konusu olduğunda, en büyük korku ve merak konusu “deport” (sınır dışı edilme) kararları ve ülkelerine iade edilme süreçleridir. Türk makamları ile yabancı uyrukluların hukuki statüsü bu noktada uluslararası koruma kanunlarıyla kesişir.

Türkiye’de Bulunan Bir Yabancı Uluslararası Suçla Suçlanırsa Nerede Yargılanır?

Eğer Türkiye’de yaşayan bir yabancı, Türkiye’de uluslararası nitelikte bir suç işlediyse, yargılaması Türk mahkemelerinde (Ağır Ceza Mahkemeleri) yapılır. Ancak suç başka bir ülkede işlenmişse ve o ülke bu yabancıyı arıyorsa (örneğin İnterpol bülteni veya kırmızı bülten ile), süreç suçluların iadesi (ekstradisyon) kanunları çerçevesinde yürütülür. Yabancılar sıklıkla “Türkiye beni suçlu olduğum iddia edilen ülkeye geri gönderir mi?” sorusunu aratmaktadır.

Geri Gönderme Yasağı (Non-Refoulement) İlkesi Nedir?

Uluslararası hukukta ve Türkiye’nin de taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi ile Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda (YUKK m. 55) çok katı bir kural vardır: Geri Gönderme Yasağı. Eğer Türkiye’de yaşayan bir yabancı, gönderileceği ülkede işkenceye, insanlık dışı muameleye, soykırıma veya ölüm cezasına maruz kalma tehlikesi altındaysa (yani uluslararası suçların mağduru veya hedefi olacaksa), Türkiye bu kişiyi suçlu olsa dahi o ülkeye iade edemez. Ancak bu kural, kişinin Türkiye’de yargılanıp cezasını çektikten sonraki süreçleri veya kamu düzeni/güvenliği açısından tehlike arz ettiği durumlarda istisnai değerlendirmelere tabi tutulabilir.

Terör ve Uluslararası Suçlarda Sınır Dışı Edilme (Deport)

Yabancıların en çok merak ettiği konulardan biri de idari gözetim ve sınır dışı etme kararlarıdır. Türkiye’de yaşayan bir yabancı, uluslararası suçlarla, terörle veya göçmen kaçakçılığı ağlarıyla bağlantılı bulunduğuna dair güçlü emareler (G-87, N-82 gibi idari kodlar) tespit edildiğinde, adli yargılama beklemeksizin doğrudan idari sınır dışı (deport) kararı ile karşılaşabilir. Yabancılar bu süreçte idare mahkemelerinde iptal davaları açarak hukuki haklarını arayabilmektedir.

Uluslararası Koruma, Mülteci Hakları ve Zamanaşımı

Türkiye’de milyonlarca geçici koruma altında Suriyeli ve uluslararası koruma başvuru sahibi diğer ülke vatandaşları (Afganistan, Irak, İran vb.) yaşamaktadır. Bu kitleler için uluslararası suçların mağduru olmak veya geçmişteki olaylarla ilişkilendirilmek ciddi hukuki sonuçlar doğurur.

Uluslararası Suçların Mağduru Olan Yabancılar İçin Haklar

Kendi ülkelerinde soykırım, savaş suçları veya insanlığa karşı suçlar nedeniyle baskı görüp Türkiye’ye sığınan yabancılar, “şartsız mülteci” veya “geçici koruma” statüsü talep edebilirler. Türkiye, coğrafi çekince nedeniyle Doğu dışındaki ülkelerden gelenlere doğrudan mülteci statüsü vermese de “şartlı mülteci” statüsüyle barınma ve yasal kalış hakkı tanımaktadır. Bu kişilerin geçmişte maruz kaldıkları uluslararası suçlar, onların Türkiye’deki iltica başvurularının en temel gerekçesini oluşturur.

Geçmişteki Suçlar ve “Hariç Tutma” (Exclusion) Maddesi

Yabancıların en az bildiği ancak en kritik arama konularından biri Hariç Tutma (Exclusion) maddesidir (YUKK m. 63). Eğer Türkiye’ye sığınan bir yabancının, kendi ülkesinde veya uluslararası alanda bir savaş suçu, insanlığa karşı suç veya soykırım işlediğine dair ciddi emareler varsa, bu kişi uluslararası koruma ve mülteci haklarından faydalandırılmaz. Türkiye bu kişilere mülteci statüsü vermez, aksine haklarında hukuki soruşturma başlatabilir veya sınır dışı edebilir. “Ben mülkiyeyim, beni korumak zorundasınız” diyen bir yabancı, eğer insanlığa karşı bir suçun faili konumundaysa bu koruma şemsiyesinden yararlanamaz.

Zamanaşımı ve Yabancılar Üzerindeki Etkisi

Türkiye’de yaşayan yabancılar açısından da soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı yoktur. Yıllar önce başka bir coğrafyada bu suçlara karışmış bir yabancı, Türkiye’de yasal bir işte çalışırken veya sıradan bir yaşam sürerken yıllar sonra dahi uluslararası yakalama kararları (Interpol) veya mağdur şikayetleri nedeniyle soruşturmaya uğrayabilir. Bu durum, yabancıların Türkiye’deki yasal statülerini ve entegrasyon süreçlerini doğrudan tehdit eden bir risk faktörüdür.

Pratik Riskler, Organizatörlük Suçları

Türkiye’de yaşayan yabancıların günlük hayatta pratik olarak en çok karşılaştığı uluslararası nitelikli suçlar, düzensiz göç, sınır ötesi seyahatler ve illegal organizasyonlardır. Yabancı topluluklar arasında en çok merak edilen sorular bu pratik risklerin cezai karşılıkları üzerinedir.

Göçmen Kaçakçılığı Ağına Düşen veya Dahil Olan Yabancılar

Türkiye’de yaşayan bazı yabancılar, ekonomik zorluklar veya akrabalarını, tanıdıklarını illegal yollardan Avrupa’ya geçirme çabası nedeniyle göçmen kaçakçılığı şebekelerinin içine çekilebilmektedir.

  • Risk nedir? Türk mahkemeleri nezdinde yabancı olmak göçmen kaçakçılığı suçunda hafifletici bir neden değildir. Kendi yurttaşlarını veya diğer ülke vatandaşlarını yasadışı yollarla taşıyan, evini bu iş için depo/gizlenme yeri olarak kullanan yabancılar, TCK m. 79 gereğince 3 ila 8 yıl arası hapis cezası alır ve cezaları infaz edildikten sonra kesin olarak Türkiye’den sınır dışı edilirler.

Sahte Belge, Pasaport ve Uluslararası Dolandırıcılık

Uluslararası suçlar tanımına doğrudan girmese de, sınır ötesi hareket eden yabancıların sıklıkla düştüğü bir diğer tuzak resmi belgede sahtecilik ve uluslararası dolandırıcılıktır. Sahte pasaportla Türkiye’ye girmek veya Türkiye üzerinden başka ülkelere gitmeye çalışmak, hem Türk Ceza Kanunu’na göre ağır bir suçtur (hapis cezası gerektirir) hem de kişinin tüm yasal kalış haklarını sıfırlayarak kalıcı bir deport kararıyla sonuçlanır.

Türkiye’de Yaşayan Yabancılar İçin Hukuki Tavsiyeler

Türkiye’de yaşayan yabancıların uluslararası suçlar, göçmen statüsü, deport veya iade süreçleriyle ilgili karşılaştıkları en büyük hata, merdiven altı danışmanlıkçılara güvenmektir. Bu tür ağır suçlamalarla veya idari kararlarla karşılaşıldığında izlenmesi gereken en doğru adımlar şunlardır:

  1. Uzman Bir Ceza ve İdare Hukukçusu ile Çalışmak: Süreç hem ceza hukuku (mahkeme aşaması) hem de idare hukuku (deport ve ikamet iptali) boyutuna sahip olduğu için bu alanlarda deneyimli avukatlardan destek alınmalıdır.

  2. Baro Adli Yardım Hizmetleri: Maddi durumu yetersiz olan yabancılar, ilgili illerin barolarının adli yardım bürolarına başvurarak avukat talep etme hakkına sahiptir.

  3. Uluslararası Sözleşme Haklarını Bilmek: Haklarında haksız bir geri gönderme riski bulunan yabancıların, avukatları aracılığıyla idari mahkemelerde “yürütmenin durdurulması” talepli dava açması hayati önem taşır.

Leave a Reply

Call Now Button