Single Blog Title

This is a single blog caption

Türk İşçisinin Yurtdışında İş Kazası Geçirmesi

Türk İşçisinin Yurtdışında İş Kazası Geçirmesi

Giriş

Son yıllarda Türk işçileri; inşaat, enerji, altyapı, maden ve montaj projeleri için yoğun şekilde yurtdışına gönderiliyor. Bu projelerde yaşanan en hassas sorunlardan biri de iş kazaları. Böyle bir durumda ilk akla gelen sorulardan biri şudur:

“Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde hangi ülke hukuku uygulanır?”

Bu soru, tek bir cümleyle cevaplanacak kadar basit değil. Çünkü yurtdışında meydana gelen iş kazası:

  • Bir yönüyle iş sözleşmesinden doğan sorumluluk,

  • Diğer yönüyle haksız fiil niteliği taşıyan bir olaydır.

Bu nedenle uygulanacak hukukun belirlenmesinde Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleri, özellikle iş sözleşmesine ilişkin kurallar ile haksız fiile ilişkin kurallar birlikte değerlendirilir.

Aşağıda, Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde hangi ülke hukukunun uygulanabileceğini, hangi kriterlere bakıldığını ve işçi açısından pratik sonuçları yalın bir dille ele alıyoruz.


1. Türk İşçisinin Yurtdışında İş Kazası Geçirmesi: İki Ayrı Boyut

Yurtdışında gerçekleşen iş kazası, hukuken iki temel sonuç alanı doğurur:

  1. Sosyal güvenlik boyutu (SGK karşısındaki haklar)

  2. İşverenin tazminat sorumluluğu (maddi–manevi tazminat davaları)

Bu ayrımı netleştirmek, “hangi ülkede hangi haklarımı kullanırım, hangi davayı nerede açarım?” sorusunun cevabını bulmak açısından önemlidir.

1.1. Sosyal Güvenlik Boyutu: SGK Tarafından Sağlanan Haklar

Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde, iş kazasının 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazası olarak kabul edilmesi durumunda SGK nezdinde doğan başlıca haklar şunlardır:

a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
   İş kazası nedeniyle geçici süreyle çalışamaz hale gelen sigortalıya, istirahatli olduğu süre boyunca, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde geçici iş göremezlik ödeneği bağlanır. Bu ödenek, işçinin çalışamadığı günler için gelir kaybını belirli ölçüde telafi etmeyi amaçlar.

b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
   İş kazası sonucunda işçinin beden veya ruh sağlığında kalıcı bir zarar oluşur ve bu durum sürekli iş göremezlik olarak raporlanırsa, iş göremezlik oranına göre sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilir. Bu gelir, işçinin çalışma gücü kaybını uzun vadede dengelemeyi hedefleyen düzenli bir ödemedir.

c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması.
   İş kazası nedeniyle sigortalının vefatı halinde, kanunda belirtilen hak sahiplerine (eş, çocuklar, belirli hallerde anne–baba vb.) ölüm gelirinin bağlanması mümkündür. Böylece sigortalının desteğinden yoksun kalan yakınlarına, belirli oranlarda sürekli gelir sağlanır.

d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
   Ölen sigortalı nedeniyle kendisine gelir bağlanmış olan kız çocuğu evlendiğinde, belirli şartlarla evlenme ödeneği (bilinen adıyla “çeyiz parası”) alma hakkına sahiptir. Bu ödeme, evlilik nedeniyle kesilecek gelirin belirli bir kısmının peşin ödenmesi niteliğindedir.

e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.
   Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle vefatı halinde, cenaze masraflarının karşılanmasına katkı sağlamak üzere cenaze ödeneği verilebilir. Bu ödenek, sigortalının hak sahipleri veya cenazeyi fiilen üstlenen kişi/kuruma yapılır.

Bu haklar, sosyal güvenlik boyutunu oluşturur ve işveren aleyhine açılacak tazminat davasından bağımsızdır. Yani işçi veya hak sahipleri bir yandan SGK’dan yukarıdaki ödenek ve gelirleri talep ederken, diğer yandan işverenin kusuru ve iş sağlığı–güvenliği yükümlülüklerine aykırılığı çerçevesinde ayrı bir tazminat davası açabilirler.

1.2. İşverenin Tazminat Sorumluluğu Boyutu

Sosyal güvenlik yardımları, işverenin tüm sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İş kazasında işverenin kusuru, iş güvenliği önlemlerinin yeterliliği, denetim ve gözetim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar değerlendirilir; buna göre işveren:

  • Maddi tazminat (çalışma gücü kaybı, destekten yoksun kalma, kazanç kaybı vb.)

  • Manevi tazminat (yaşanan acı, elem ve ızdırabın bir nebze giderilmesi)

ödemekle yükümlü tutulabilir.

Makalenin geri kalanında ayrıntılı olarak tartıştığımız “Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi durumunda hangi ülkenin hukuku uygulanır?” sorusu, özellikle bu tazminat sorumluluğu aşamasında önem kazanır.


2. Türk İşçisinin Yurtdışında İş Kazası Geçirmesi Halinde Uygulanacak Hukuk Nasıl Belirlenir? (Genel Çerçeve)

Yabancılık unsuru taşıyan iş ilişkilerinde uygulanacak hukuku belirlerken temel başvuru kaynağı MÖHUK’tur. Çok kabaca:

  • İş sözleşmesine ilişkin hususlarda → iş sözleşmesine özgü maddeler,

  • İş kazasının haksız fiil yönüyle ilgili tazminat boyutunda → haksız fiile ilişkin maddeler dikkate alınır.

Hakim; iş ilişkisinin niteliğini, kaza yerini, işverenin merkezini, işçinin nerede çalıştığını, sözleşmede hukuk seçimi yapılıp yapılmadığını bir arada değerlendirerek “en sıkı bağlı hukuk” kavramına ulaşmaya çalışır.


3. İş Sözleşmesi Yönünden: Hukuk Seçimi, Mutad İşyeri ve Daha Sıkı Bağlı Hukuk

3.1. Taraflar Hukuk Seçimi Yapmışsa

Yabancılık unsuru taşıyan bireysel iş sözleşmelerinde taraflar, belirli sınırlar içinde uygulanacak hukuku sözleşmede seçebilir. Örneğin sözleşmede:

“Bu sözleşmeye X ülkesinin hukuku uygulanacaktır.”

hükmü yer alabilir.

Ancak burada önemli bir sınır var:
İşçi, iş hukukunda zayıf taraf kabul edilir ve tamamen korumasız bırakılamaz. Bu nedenle:

  • Seçilen yabancı hukuk, işçinin fiilen çalıştığı ülke hukukunun sağladığı asgari işçi korumasının
    altına düşüyorsa,

  • Mutad işyeri hukukunun emredici ve işçiyi koruyan hükümleri devreye girer.

Yani “sözleşmeye X hukuku uygulanır” maddesi, işçinin temel haklarını ortadan kaldıran, onu fiilen tazminatsız bırakan bir kalkan haline getirilemez.

3.2. Hukuk Seçimi Yoksa: Mutad İşyeri Hukuku

Taraflar sözleşmede uygulanacak hukuku hiç belirlememişse, esas alınan kriter işçinin işini mutad olarak yaptığı yerdir. Uygulamada:

  • Türk işçisi uzun süredir örneğin Katar, Almanya, Rusya, Azerbaycan gibi bir ülkede çalışıyorsa,

  • İşin ağırlıklı olarak yürütüldüğü yer bu ülkeyse,

çoğu dosyada o ülke hukuku iş sözleşmesi bakımından “mutad işyeri hukuku” olarak kabul edilir.

Bununla birlikte, bazen iş ilişkisinin tüm organizasyonu, yönetimi ve sevki Türkiye’den yapılmakta; işverenin merkezi, muhasebesi, işin planlaması tamamen Türkiye’de bulunabilmektedir. Böyle durumlarda:

  • İş ilişkisinin Türkiye ile daha sıkı irtibatlı olduğu savunulabilir,

  • Hakim, somut olayın özelliklerine göre Türk hukukunun uygulanmasına karar verebilir.

Kısaca:
Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde, iş sözleşmesi yönünden çoğu zaman kaza yerinin de bulunduğu mutad işyeri hukuku gündeme gelir; ancak işin tamamının Türkiye’den yönetildiği dosyalarda, Türk hukukuna dönüş imkânı her zaman masadadır.


4. Türk İşçisinin Yurtdışında İş Kazası Geçirmesinin Haksız Fiil Boyutu: Kaza Yeri Hukuku

İş kazası aynı zamanda klasik anlamda bir haksız fiildir. Bu nedenle, tazminat davasının haksız fiil boyutunda genel kural, kaza yeri hukukunun esas alınmasıdır.

Bunun pratik karşılığı şudur:

  • İş kazası örneğin Almanya’da, Katar’da, Rusya’da veya başka bir ülkede meydana gelmişse,

  • Haksız fiil yönünden kaza yerinin hukuku kural olarak ön plana çıkar.

Bu ülke hukukunda:

  • İşverenin kusuruna ilişkin ölçütler,

  • İş sağlığı ve güvenliği standartları,

  • Maddi ve manevi tazminatın kapsamı, tavan–taban sınırları,

  • Zamanaşımı süreleri,

farklı düzenlenmiş olabilir. Bu nedenle, hangi ülke hukukunun uygulanacağı çoğu zaman doğrudan tazminat miktarını etkiler.

Hakim; iş sözleşmesi boyutunda ulaştığı sonuç ile haksız fiil boyutundaki kaza yeri hukukunu birlikte değerlendirir ve somut olayda işçi lehine korumayı da gözeterek bir sonuca varır.


5. Türk İşçisi Açısından Pratik Sonuçlar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde, teorik tartışmalar bir yana, işçi açısından pratikte önemli olan şunlardır:

  • Birden fazla hukukun devreye girme ihtimali vardır:

    • İş sözleşmesi yönünden mutad işyeri hukuku,

    • Haksız fiil yönünden kaza yerinin hukuku,

    • Bazı hallerde daha sıkı bağlı hukuk olarak Türk hukuku.

  • Uygulanacak hukukun belirlenmesi,

    • Tazminatın hesaplanma yöntemini,

    • Hangi tür tazminatların istenebileceğini,

    • Zamanaşımı sürelerini doğrudan etkiler.

Bu sebeple, iş kazası sonrasında:

  • İş sözleşmesi ve ek protokoller,

  • İşçinin nerede, ne kadar süre çalıştığını gösteren belgeler,

  • İşverenin merkez adresi, yönetim ve ödeme yapısına ilişkin kayıtlar,

  • İş güvenliği eğitimleri, talimatlar, tutanaklar,

  • Yurtdışındaki resmi makamlarca düzenlenen kaza raporları,

  • Tanık beyanları

mutlaka toplanmalı ve milletlerarası özel hukuk ile iş hukuku konusunda deneyimli bir avukat tarafından değerlendirilmelidir.


Sonuç

Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi durumunda hangi ülkenin hukuku uygulanır? sorusunun tek bir cevabı yoktur; her olay kendi içinde değerlendirilir.

Genel hatlarıyla:

  • İş sözleşmesi bakımından:

    • Taraflar geçerli bir hukuk seçimi yapmış olabilir,

    • Yoksa mutad işyeri hukuku ön plana çıkar,

    • İş ilişkisinin tamamı Türkiye ile daha sıkı bağlıysa Türk hukuku devreye girebilir.

  • İş kazasının haksız fiil boyutunda:

    • Kural olarak kaza yerinin hukuku esas alınır.

  • İşçinin temel haklarını ortadan kaldıran, onu fiilen korumasız bırakan hukuk seçimi veya uygulamalarında ise işçi lehine yorum ve kamu düzeni ilkeleri, Türk hukukunun koruyucu hükümlerine kapı açabilir.

Bu nedenle, yurtdışında iş kazası geçiren Türk işçisinin veya işçi yakınlarının; olayın tüm ayrıntılarını, belgeleri ve sözleşmeleriyle birlikte uzman bir avukata başvurması, hem uygulanacak hukukun doğru belirlenmesi hem de en yüksek düzeyde tazminata ulaşılması açısından kritik önemdedir.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi halinde her zaman kaza yerinin hukuku mu uygulanır?

Hayır. Haksız fiil boyutunda kaza yerinin hukuku kural olarak esas alınsa da, iş sözleşmesi bakımından mutad işyeri hukuku, tarafların yaptığı hukuk seçimi ve iş ilişkisinin daha sıkı bağlı olduğu hukuk da değerlendirilir. Bazı dosyalarda Türk hukuku, bazı dosyalarda ise yabancı ülke hukuku ağırlık kazanabilir.


2. Sözleşmede “Bu sözleşmeye X ülke hukuku uygulanır” yazıyorsa Türk hukuku tamamen devre dışı kalır mı?

Tamamen devre dışı kalmaz. İşçi lehine koruyucu emredici hükümler, mutad işyeri hukuku ve kamu düzeni kavramları nedeniyle, seçilen hukuk işçiyi temel haklarından mahrum bırakıyorsa, belirli ölçüde Türk hukuku ya da mutad işyeri hukuku yine devreye girebilir. Hukuk seçimi maddesi, işçinin tüm tazminat hakkını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz.


3. Türk işçisinin yurtdışında iş kazası geçirmesi durumunda Türkiye’de dava açabilir mi?

Bazı şartlarda evet. İşverenin merkezinin Türkiye’de olması, sözleşmenin Türkiye’de imzalanması, ödemelerin Türkiye’den yapılması gibi bağlar varsa, Türk mahkemelerinin yetkisi savunulabilir. Ancak Türkiye’de dava açılması, otomatik olarak Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez; mahkeme önce yetkiyi, sonra uygulanacak hukuku ayrıca değerlendirir.


4. İş kazası nedeniyle hem SGK’dan gelir bağlanması hem de işverene karşı tazminat davası aynı hukuka mı tabidir?

Hayır. SGK boyutu esas itibarıyla Türk sosyal güvenlik mevzuatına tabidir. İşverene karşı açılan maddi–manevi tazminat davasında ise MÖHUK hükümleri çerçevesinde yabancı ülke hukuku, Türk hukuku veya her ikisinin birlikte dikkate alındığı karma bir yapı ortaya çıkabilir. Bu nedenle iki alan birbirine karıştırılmamalıdır.


5. İş kazasının hangi ülke hukuku kapsamında daha avantajlı olduğunu görüp sonradan hukuk seçimi yapılabilir mi?

Teorik olarak bazı hallerde haksız fiil sonrası hukuk seçimi imkânı tartışılsa da, iş ilişkilerinde işçinin korunması ilkesi nedeniyle uygulamada bu yol son derece sınırlıdır. Pratikte asıl belirleyici olan; MÖHUK hükümlerinin hakim tarafından re’sen uygulanması ve somut olaya en sıkı bağlı, aynı zamanda işçiyi makul ölçüde koruyan hukukun tespit edilmesidir.

Leave a Reply

Call Now Button