Telefondaki Ses Babanıza Ait Değilse: Yapay Zekâ ile Ses Taklidi Dolandırıcılığında Manevi Tazminat ve Kaybedilen Malların Geri Alınması
Telefondaki Ses Babanıza Ait Değilse: Yapay Zekâ ile Ses Taklidi Dolandırıcılığında Manevi Tazminat ve Kaybedilen Malların Geri Alınması
“Benim, acil paraya ihtiyacım var.”
“Telefonum bozuldu, bu yeni numaram.”
“Şirket hesabından hemen şu IBAN’a ödeme gönder.”
Telefonun diğer ucundaki ses; kişinin annesine, babasına, eşine, çocuğuna, patronuna veya iş ortağına neredeyse kusursuz biçimde benzeyebilir. Konuşma tarzı, vurgu, nefes aralıkları ve hatta sık kullanılan ifadeler dahi taklit edilmiş olabilir. Ancak arayan kişi, sesi taklit edilen kişi değil; onun sesini yapay zekâ aracılığıyla kopyalayan bir dolandırıcıdır.
Yapay zekâ ile ses taklidi yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemleri, yalnızca para veya mal kaybına neden olan klasik bir dolandırıcılık vakası değildir. Bu eylem aynı zamanda kişinin sesinin, kimliğinin, itibarı ile sosyal ve ekonomik güvenilirliğinin izinsiz biçimde kullanılması nedeniyle ağır bir kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Bu nedenle olayın hukuki değerlendirmesi iki ayrı eksende yapılmalıdır:
- Sesi taklit edilen kişinin kişilik haklarının korunması ve manevi zararının giderilmesi
- Dolandırılan kişinin kaybettiği para, taşınır, taşınmaz veya diğer malvarlığı değerlerinin geri alınması
Sesi taklit edilen kişi ile dolandırılarak parasını gönderen kişi aynı kişi olabileceği gibi farklı kişiler de olabilir. Örneğin şirket yöneticisinin sesi taklit edilerek şirket çalışanına para transferi yaptırıldığında, yöneticinin kişilik hakkı; şirketin ise malvarlığı zarar görmektedir. Bu durumda her zarar gören kendi hukuki menfaatine göre ayrı talepte bulunmalıdır.
Yapay Zekâ ile Ses Taklidi Nasıl Gerçekleştirilir?
Ses klonlama sistemleri, bir kişiye ait mevcut ses kayıtlarını analiz ederek o kişinin ses rengi, konuşma ritmi, vurgu biçimi, telaffuzu ve tonlamasına benzeyen yeni sesler üretebilmektedir.
Dolandırıcılar gerekli ses örneklerini çoğu zaman:
- Sosyal medya videolarından,
- YouTube yayınlarından,
- Telefon görüşmelerinden,
- Sesli mesajlardan,
- İnternet üzerindeki röportajlardan,
- Toplantı veya eğitim kayıtlarından,
- Çağrı merkezi görüşmelerinden
elde edebilir.
Kısa bir ses örneği kullanılarak kişinin gerçekte hiç söylemediği cümleler, onun sesiyle söylenmiş gibi üretilebilir. Üretilen ses daha sonra telefon görüşmesinde, WhatsApp mesajında, görüntülü aramada, sosyal medya paylaşımında veya şirket içi iletişim kanallarında kullanılabilir.
Dolandırıcılık bakımından temel hile, mağdurun yalnızca söylenen sözlere değil, konuşan kişinin kimliğine de inandırılmasıdır. Ses, mağdurun güven duyduğu kişiye aitmiş gibi gösterilerek para gönderme, mal teslim etme veya sözleşme yapma iradesi oluşturulmaktadır.
İnsan Sesi Kişilik Hakkının Bir Parçası mıdır?
Türk Medeni Kanunu’nda ses hakkı ayrı bir madde altında düzenlenmemiştir. Bununla birlikte kişilik hakkı sınırlı sayıda unsurdan oluşmaz. Kişinin adı, görüntüsü, özel hayatı, şerefi, itibarı ve kimliğini belirleyen diğer özellikleri gibi sesi de kişiliğin dış dünyaya yansıyan unsurlarından biridir.
Bir kişinin sesi:
- Onun kimliğinin belirlenmesini sağlar,
- Ailesi ve yakın çevresi tarafından tanınmasına imkân verir,
- Mesleki ve ticari güvenilirliğiyle ilişkilendirilebilir,
- Kişinin düşünce ve irade açıklamalarını dış dünyaya aktarır,
- Kişiyi başkalarından ayıran karakteristik özellikler taşır.
Bu nedenle kişinin sesinin rızası dışında kaydedilmesi, yapay zekâ sistemine tanıtılması, taklit edilmesi ve üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kullanılması; ses üzerindeki kişisel tasarruf yetkisine, kimlik hakkına, şeref ve itibara yönelik bir saldırı oluşturabilir.
TMK m.24 uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı biçimde saldırılan kişi, saldırıda bulunanlara karşı hâkimden korunmasını isteyebilir. İlgilinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetki gibi bir hukuka uygunluk sebebi bulunmadıkça kişilik hakkına yapılan saldırı hukuka aykırıdır. Dolandırıcılık amacıyla gerçekleştirilen ses taklidinde herhangi bir hukuka uygunluk sebebinden söz edilemez.
Ses Taklidi Aynı Zamanda Kişisel Veri İhlali midir?
Kişiyi belirli veya belirlenebilir hâle getiren ses kaydı kişisel veri niteliğindedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da gerçek kişiye ait ses kaydının kişisel veri olduğunu kabul etmektedir. Sesin, kişiyi otomatik biçimde tanımlamak veya doğrulamak için teknik yöntemlerle işlenmesi hâlinde biyometrik veri tartışması da gündeme gelebilir.
Bir kişinin sesinin izinsiz biçimde:
- Kaydedilmesi,
- Veri tabanına aktarılması,
- Yapay zekâ modelinin eğitiminde kullanılması,
- Değiştirilmesi,
- Yeni konuşmalar üretilmesi,
- Başka kişilere aktarılması,
- İnternet ortamında yayımlanması
kişisel veri işleme faaliyeti niteliği taşıyabilir. Kişisel verilerin elde edilmesi, kaydedilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması ve aktarılması KVKK kapsamında veri işleme olarak kabul edilmektedir.
Ancak KVKK kapsamında başvuru yapılabilmesi için olayda veri sorumlusu niteliği taşıyan gerçek veya tüzel kişinin belirlenebilmesi gerekir. Dolandırıcıdan başka bir yapay zekâ platformunun, sosyal medya şirketinin veya hizmet sağlayıcının da sorumlu tutulabilmesi otomatik değildir. Bu kişilerin ses verisinin işlenmesindeki rolü, hukuki dayanağı, ihlalden haberdar olup olmadığı ve zararla arasındaki nedensellik bağı ayrıca incelenmelidir.
Sesi Taklit Edilen Kişi Hangi Davaları Açabilir?
TMK m.25, kişilik hakkına saldırılan kişiye birden fazla hukuki koruma yolu tanımaktadır. Bu taleplerin bir bölümü tazminata, bir bölümü ise saldırının durdurulmasına yöneliktir.
Saldırının Önlenmesi
Henüz yayımlanmamış ancak hazırlanmış bir ses kaydı, planlanan bir reklam, tehdit mesajı veya dolandırıcılık girişimi bulunuyorsa saldırı tehlikesinin önlenmesi istenebilir.
Örneğin dolandırıcının yapay ses kaydını başka kişilere de göndereceği, aynı ses modelini yeniden kullanacağı veya sosyal medya üzerinden paylaşacağı yönünde ciddi tehlike varsa mahkemeden gelecekteki kullanımın yasaklanması talep edilebilir.
Saldırıya Son Verilmesi
Sahte ses kayıtlarının hâlen yayımlandığı, dolandırıcılık aramalarında kullanıldığı veya internet ortamında erişilebilir olduğu durumlarda saldırıya son verilmesi istenebilir.
Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre:
- Sahte ses kayıtlarının kaldırılması,
- Paylaşımların silinmesi,
- Yeniden yayımlanmasının yasaklanması,
- Ses modelinin kullanılmasının durdurulması,
- Dolandırıcılık amacıyla açılan hesapların kapatılması,
- Kayıtların üçüncü kişilere gönderilmesinin önlenmesi
talep edilebilir.
Saldırının Hukuka Aykırılığının Tespiti
Sahte ses kaydı kaldırılmış olsa bile kişinin itibarı zarar görmüş, yakın çevresi kayıtların gerçek olduğuna inanmış veya kayıt başka kişilerin elinde bulunmaya devam ediyor olabilir.
Bu durumda sona eren saldırının etkileri devam ettiğinden, ses taklidi ve kullanımının hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesi istenebilir. TMK m.25, saldırı sona ermiş olsa dahi etkilerinin sürmesi hâlinde hukuka aykırılığın tespitine imkân tanımaktadır.
Düzeltme ve Kararın Yayımlanması
Kişinin sahte ses kaydında suç işlediği, para talep ettiği, hakaret ettiği veya güven sarsıcı açıklamalar yaptığı izlenimi oluşturulmuşsa yalnızca kaydın silinmesi yeterli olmayabilir.
Bu durumda mahkemeden:
- Kaydın yapay zekâ ile üretildiğine ilişkin düzeltme yayımlanması,
- Kararın dolandırıcılık mesajının gönderildiği kişilere bildirilmesi,
- Karar özetinin ilgili sosyal medya hesaplarında yayımlanması,
- Sahte kaydın gerçek olmadığının aynı iletişim kanalları üzerinden açıklanması
istenebilir.
Mahkeme, düzeltme veya kararın yayımlanmasına saldırının kapsamı ve orantılılık ilkesi çerçevesinde karar verir.
Manevi Tazminat Davasında Neler Talep Edilmelidir?
Kişilik hakkı ihlal edilen kişi, TMK m.25 ile TBK m.58 hükümlerine dayanarak manevi tazminat talep edebilir. TBK m.58’e göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, manevi zararına karşılık uygun miktarda para ödenmesini isteyebilir.
Dava dilekçesinde yalnızca “manevi tazminat istiyoruz” denilmesi yerine ihlalin kişinin hayatında meydana getirdiği somut etkiler açıklanmalıdır.
Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde özellikle şu hususlar ileri sürülebilir:
- Sesin dolandırıcılık amacıyla kullanılması,
- Kişinin ailesi, müşterileri veya çalışanları nezdinde güven kaybetmesi,
- Kişinin suç işlediği veya para talep ettiği izleniminin oluşturulması,
- Kaydın ulaştığı kişi sayısı,
- Kaydın internette kalma süresi,
- Aynı sesin birden fazla dolandırıcılık olayında kullanılması,
- Kişinin mesleki ve ticari itibarının etkilenmesi,
- Aile ilişkilerinde şüphe ve güvensizlik oluşması,
- Kişinin sürekli olarak kendisini açıklamak zorunda kalması,
- Yeniden aynı saldırıya uğrama endişesi,
- Failin kastının yoğunluğu,
- Failin eylemden kazanç elde etmesi,
- Ses kaydının tehdit, şantaj veya iftira amacıyla da kullanılması.
Manevi tazminat, kaybedilen paranın karşılığı değildir. Amaç, kişinin yaşadığı manevi huzursuzluk ve kişilik değerlerindeki zedelenme karşılığında uygun bir giderim sağlamaktır.
Dolandırılarak para kaybeden kişi bakımından ise yalnızca ekonomik kayıp yaşanması her durumda manevi tazminat için yeterli olmayabilir. Parayı kaybeden kişinin ayrıca korku, şantaj, özel hayat ihlali, itibar kaybı, ağır aşağılanma veya başka bir kişilik hakkı ihlaline uğradığını ortaya koyması gerekir.
Buna karşılık sesi taklit edilen kişinin kişilik hakkı doğrudan hedef alındığından, fiilen para kaybetmemiş olsa dahi manevi tazminat isteme hakkı bulunabilir.
Manevi Tazminat Davasının Sonuç ve İstem Kısmında Hangi Talepler Bulunmalıdır?
Somut olaya göre sonuç ve istem bölümünde şu taleplere yer verilebilir:
- Davacının sesinin izinsiz biçimde kaydedilmesi, yapay zekâ ile taklit edilmesi, değiştirilmesi ve kullanılmasının kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı saldırı olduğunun tespitine,
- Devam eden ses taklidi kullanımına son verilmesine,
- Davacının sesini taklit eden kayıtların, bunların kopyalarının ve internet paylaşımlarının kaldırılmasına,
- Davacının sesinden oluşturulan yapay ses modelinin yeniden kullanılmasının ve üçüncü kişilere aktarılmasının önlenmesine,
- Davalıların gelecekte davacıya ait ses örneklerini yapay zekâ ile üretme, çoğaltma, yayımlama veya dolandırıcılıkta kullanmalarının yasaklanmasına,
- Sahte ses kaydının gönderildiği kişilere kaydın gerçek olmadığının bildirilmesine,
- Gerekliyse mahkeme kararının veya düzeltme metninin uygun mecralarda yayımlanmasına,
- Belirlenecek manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline,
- İspatlanabilen maddi zararların faiziyle birlikte tahsiline,
- Hukuka aykırı saldırı nedeniyle elde edilen kazancın TMK m.25 kapsamında davacıya verilmesine,
- Birden fazla fail bulunması hâlinde koşulları oluşmuşsa sorumluların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına,
- Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine
karar verilmesi talep edilebilir.
TMK m.25, maddi ve manevi tazminatın yanında hukuka aykırı saldırı sonucunda elde edilen kazancın vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenmesine de açıkça imkân tanımaktadır. Bu talep, özellikle kişinin sesi kullanılarak yüksek miktarda kazanç sağlanması hâlinde önem taşır.
Kimler Davalı Gösterilebilir?
Davalıların belirlenmesi olayın teknik ve mali akışına göre yapılmalıdır.
Sesi Üreten ve Kullanan Kişi
Yapay ses kaydını hazırlayan, dolandırıcılık görüşmesini yapan veya kaydı kullanan kişi doğrudan sorumludur.
Kaydı Yayan veya Yeniden Kullanan Kişi
Kaydın sahte olduğunu bilerek paylaşan, çoğaltan veya başka dolandırıcılık olaylarında kullanan kişiler de saldırıya katıldıkları ölçüde sorumlu tutulabilir.
Hesabını Kullandıran Kişi
Dolandırıcılık parasının gönderildiği banka veya ödeme hesabının sahibi, suça bilerek iştirak etmişse hem ceza hem haksız fiil sorumluluğu gündeme gelebilir.
Hesap sahibinin suçu bilmediği iddiası, sorumluluğu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Hesabını hangi koşullarda kullandırdığı, para hareketlerinden haberdar olup olmadığı, aldığı komisyon ve olayın olağan dışı özelliklerini bilip bilmediği araştırılmalıdır.
Yapay Zekâ veya Platform İşleticisi
Bir yapay zekâ hizmetinin veya sosyal medya platformunun yalnızca teknik aracın sahibi olması, her durumda tazminat sorumluluğu doğurmaz.
Platformun sorumluluğundan söz edilebilmesi için örneğin:
- Hukuka aykırı ses verisini bizzat işlemesi,
- İhlalden haberdar olduğu hâlde önlem almaması,
- Açıkça dolandırıcılık amacı taşıyan içeriği desteklemesi,
- Güvenlik yükümlülüklerini ihlal etmesi,
- Zarar ile eylemi arasında uygun nedensellik bağının bulunması
gibi koşullar somutlaştırılmalıdır.
Banka veya Ödeme Kuruluşu
Dolandırıcılık parasının banka üzerinden gönderilmiş olması, bankayı otomatik olarak zarardan sorumlu hâle getirmez.
Ancak bankanın:
- Güvenlik sistemlerinde açık bulunması,
- Müşteri talimatı dışında işlem gerçekleştirmesi,
- Olağan dışı işlemlere rağmen gerekli kontrolleri yapmaması,
- Bildirilen dolandırıcılık ihbarına rağmen önlem almaması,
- Kimlik doğrulama yükümlülüklerini ihlal etmesi
durumunda sözleşmesel veya haksız fiil sorumluluğu tartışılabilir. Yargı kararlarında da internet bankacılığı hizmetini sunan bankaların güvenlik ve özen yükümlülükleri somut olayın şartlarına göre değerlendirilmektedir.
Banka ile müşteri arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olması hâlinde görevli mahkeme tüketici mahkemesi; işlemin ticari işletmeyle bağlantılı ticari iş niteliğinde olması hâlinde ise asliye ticaret mahkemesi olabilir.
Dolandırıcılık Sonucu Gönderilen Para Nasıl Geri Alınabilir?
Ses taklidi yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılıkta zaman en önemli unsurdur. Para, ilk hesaptan başka banka hesaplarına, ödeme kuruluşlarına veya kripto varlıklara hızla aktarılabilir.
Bu nedenle mağdurun öncelikle:
- Kendi bankasına derhâl dolandırıcılık bildirimi yapması,
- Transferin geri çağrılmasını istemesi,
- Alıcı hesabın bloke edilmesini talep etmesi,
- Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluğa başvurması,
- Alıcı banka, ödeme kuruluşu ve hesap bilgilerini bildirmesi,
- Savcılıktan hesapların askıya alınması ve elkonulmasını istemesi
gerekir.
24 Aralık 2025 tarihinde CMK’ya eklenen 128/A maddesi, belirli bilişim ve nitelikli dolandırıcılık suçlarında kullanılan hesapların banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından kırk sekiz saate kadar askıya alınmasına imkân vermektedir. Para başka bir kuruma aktarılmışsa bu durumun diğer kuruma bildirilmesi; savcılık veya hâkim kararıyla paraya elkonulması ve mağdura ait olduğu anlaşılan menfaatin soruşturma veya kovuşturma aşamasında iade edilmesi mümkündür.
Bu hükmün uygulanabilmesi, olayın CMK m.128/A’da sayılan suçlardan biri kapsamında değerlendirilmesine bağlıdır. Yapay zekâ ile ses taklidi kullanılarak internet, telefon, banka veya ödeme sistemi üzerinden gerçekleştirilen birçok olayda TCK m.158 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık hükümleri gündeme gelebilir; ancak suçun kesin nitelendirmesi olayın işleniş biçimine göre yapılmalıdır.
CMK m.128 kapsamında da dolandırıcılık suçlarından elde edildiğine ilişkin somut deliller bulunan taşınmazlara, araçlara, banka hesaplarına, şirket paylarına, hak ve alacaklara elkonulması mümkündür. Banka hesabına ilişkin elkoyma kararı ilgili bankaya teknik iletişim araçlarıyla bildirilerek uygulanır.
Elkonulan paranın veya malvarlığı değerinin mağdura ait olduğu ve artık delil olarak tutulmasına ihtiyaç bulunmadığı anlaşılırsa CMK m.131 uyarınca sahibine iade edilmesi talep edilebilir.
Ancak ceza soruşturması açılması paranın her durumda kendiliğinden geri ödeneceği anlamına gelmez. Para çekilmiş, harcanmış veya başka malvarlığı değerlerine dönüştürülmüşse ayrıca hukuk davası, icra takibi ve ihtiyati haciz yoluna başvurulması gerekebilir.
Paranın Gönderildiği Hesap Sahibine Karşı Ne Talep Edilebilir?
Dolandırıcılık parası çoğu zaman doğrudan asıl failin hesabına değil, başka kişilere ait hesaplara gönderilmektedir.
Hesap sahibi dolandırıcılığı biliyor ve bilerek hesabını kullandırıyorsa:
- Haksız fiil nedeniyle maddi tazminat,
- Paranın iadesi,
- Faiz,
- Koşulları varsa manevi tazminat,
- Birlikte hareket eden kişilerle müteselsil sorumluluk
talep edilebilir.
Hesap sahibi dolandırıcılığı bilmediğini ileri sürse bile hesabına hukuki sebep olmadan gelen ve kendisinde kalan para bakımından sebepsiz zenginleşme hükümleri gündeme gelebilir.
TBK m.49 uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışı ve alınan önlemler çerçevesinde zararı hakkaniyete uygun biçimde belirleyebilir.
Maddi Tazminat Kapsamında Hangi Zararlar İstenebilir?
Maddi tazminat yalnızca gönderilen ana para ile sınırlı değildir. Uygun nedensellik bağı ve ispat bulunması şartıyla şu zararlar da talep edilebilir:
- Dolandırıcıya gönderilen para,
- Elden çıkarılan taşınır veya malların değeri,
- Hesaptan çekilen veya kullanılan kredi tutarı,
- Kredi faizleri ve finansman giderleri,
- Transfer ve ödeme masrafları,
- Malın geri alınması için yapılan zorunlu giderler,
- Dolandırıcılık nedeniyle kaybedilen ticari kazanç,
- Müşteri veya sözleşme kaybından doğan zarar,
- İtibarın düzeltilmesi için yapılan zorunlu ve ölçülü giderler,
- Teknik inceleme ve delil tespiti için yapılan gerekli masraflar,
- Malvarlığının kullanılamadığı döneme ilişkin kayıplar.
Her zarar kalemi banka kayıtları, sözleşmeler, faturalar, ticari defterler, bilirkişi incelemesi ve diğer belgelerle ortaya konulmalıdır.
Dolandırıcılık Sonucu Devredilen Taşınır Mallar Nasıl Geri Alınır?
Dolandırıcıya araç, ziynet eşyası, elektronik eşya veya başka bir taşınır teslim edilmişse öncelikle eşyanın bulunduğu yer tespit edilmelidir.
Eşya hâlen failin veya kötü niyetli üçüncü kişinin elindeyse mülkiyet hakkına dayalı iade talebi gündeme gelebilir. Ceza soruşturmasında eşyaya elkonulması ve sahibine iadesi de istenebilir.
Eşya iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmişse taşınır mülkiyetine ilişkin iyiniyet hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Malın çalınmış, kaybolmuş veya irade sakatlığıyla teslim edilmiş olması, üçüncü kişinin malı hangi yolla edindiği ve bedel ödeyip ödemediği sonucu değiştirebilir.
Eşyanın aynen iadesi mümkün değilse rayiç bedelinin, kullanım kaybının ve diğer zararların tazmini talep edilebilir.
Dolandırıcılık Sonucu Devredilen Taşınmaz Nasıl Geri Alınır?
Yapay ses kullanılarak bir kişinin taşınmazını satmaya, devretmeye veya ipotek etmeye ikna edilmesi hâlinde işlemin nasıl yapıldığı belirlenmelidir.
Taşınmaz sahibi, sahte sesin etkisiyle bizzat bir sözleşme yapmışsa aldatma nedeniyle irade sakatlığı gündeme gelir. TBK m.36’ya göre taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Aldatmanın üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde ise diğer tarafın aldatmayı bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ortaya konulmalıdır.
Aldatılan kişi, aldatmayı öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeli veya verdiği şeyi geri istemelidir. Bu süre geçirilirse işlem onanmış sayılabilir; ancak tazminat hakkı her durumda tamamen ortadan kalkmayabilir.
Taşınmazın tapuda devredilmiş olması hâlinde koşullarına göre:
- Hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil,
- Sözleşmenin bağlayıcı olmadığının tespiti,
- Tapu kaydına ihtiyati tedbir,
- Taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi,
- İpotek veya diğer takyidatların kaldırılması,
- Taşınmaz geri alınamıyorsa bedel ve zararların tazmini
talep edilebilir.
Ancak taşınmazın daha sonra tapu siciline güvenen iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmiş olması, tapu iptal talebini etkileyebilir. Bu nedenle tapu kayıtlarının ve devir zincirinin hızlı biçimde incelenmesi, üçüncü kişinin kötü niyetinin veya bilmesi gereken durumların delillendirilmesi önemlidir.
Taşınmazın geri alınamaması hâlinde failden taşınmazın gerçek değeri, mahrum kalınan kullanım bedeli ve diğer zararların tazmini istenebilir.
İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Talep Edilmeli midir?
Dolandırıcılar malvarlıklarını hızla başkalarına devredebildiğinden dava açmak tek başına yeterli olmayabilir.
Uyuşmazlık konusu belirli bir taşınır veya taşınmazın devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talep edilebilir. Örneğin dolandırıcılık sonucu devredilen taşınmazın üçüncü kişilere aktarılmasını önlemek amacıyla tapu kaydına tedbir konulması istenebilir.
Para alacağının güvence altına alınması bakımından ise İİK m.257 ve devamı uyarınca ihtiyati haciz daha uygun bir koruma yoludur. İhtiyati haciz, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağının tahsilini teminat altına almak amacıyla borçlunun taşınır, taşınmaz, banka hesabı ve üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine uygulanabilir.
Bu nedenle dava açılırken:
- Failin banka hesaplarına,
- Araçlarına,
- Taşınmazlarına,
- Şirket paylarına,
- Üçüncü kişilerdeki alacaklarına
ihtiyati haciz konulması talep edilmelidir.
Ses Taklidi Dolandırıcılığında Hangi Deliller Toplanmalıdır?
Başarılı bir ceza soruşturması ve tazminat davası için delillerin ilk andan itibaren korunması gerekir.
Özellikle şu deliller toplanmalıdır:
- Sahte ses kaydının orijinal dosyası,
- Sesli mesajın gönderildiği telefon,
- WhatsApp veya sosyal medya yazışmaları,
- Arama kayıtları,
- Telefon numaraları ve GSM kayıtları,
- Ses dosyasının metadata ve hash bilgileri,
- Banka dekontları,
- Alıcı ve aracı hesap bilgileri,
- Ödeme kuruluşu kayıtları,
- IP ve oturum kayıtları,
- Kripto cüzdan adresleri,
- Yapay zekâ platformundaki hesap ve üretim kayıtları,
- Sesin alındığı önceki video veya ses kaynakları,
- Kaydın gönderildiği kişilerin tanıklıkları,
- Adli bilişim ve ses karşılaştırma raporları,
- Sosyal medya URL ve paylaşım tarihleri,
- Kişinin gerçek ses örnekleri,
- İtibar veya müşteri kaybını gösteren belgeler.
Sahte ses kaydı silinmeden önce dosyanın orijinal biçimi korunmalı, ekran görüntüsüyle yetinilmemeli ve mümkünse adli bilişim incelemesine elverişli şekilde muhafaza edilmelidir.
Ceza Davası ile Tazminat Davası Birlikte Yürütülebilir mi?
Ceza soruşturması ile hukuk davası birbirinden bağımsızdır. Fail hakkında ceza davası açılması, mağdurun maddi ve manevi tazminat davası açmasına engel değildir.
Türk Ceza Kanunu m.74’te de kamu davasının düşmesinin malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemeyeceği belirtilmektedir.
Ceza dosyasında:
- Failin tespiti,
- Banka hesaplarının incelenmesi,
- Dijital cihazlara elkonulması,
- Yapay ses üretim kayıtlarının bulunması,
- Malvarlığına elkonulması,
- Mağdura ait paranın iadesi
sağlanabilir.
Hukuk davasında ise:
- Maddi tazminat,
- Manevi tazminat,
- Sebepsiz zenginleşmenin iadesi,
- Tapu iptali ve tescil,
- Saldırının durdurulması,
- Hukuka aykırılığın tespiti,
- Kararın yayımlanması,
- Failin elde ettiği kazancın verilmesi
talep edilebilir.
Ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi bazı dosyalarda yararlı olabilir. Ancak zamanaşımı, hak düşürücü süre ve mal kaçırma tehlikesi nedeniyle hukuk davası açmak için ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi her zaman doğru değildir.
Sonuç
Yapay zekâ ile ses taklidi yoluyla gerçekleştirilen dolandırıcılık, yalnızca banka hesabından para çıkmasına neden olan ekonomik bir suç değildir. Kişinin sesi, kimliği ve güvenilirliği başkaları tarafından ele geçirilmekte; kişi gerçekte söylemediği sözleri söylemiş, vermediği talimatları vermiş ve işlemediği fiilleri gerçekleştirmiş gibi gösterilmektedir.
Bu nedenle sesi taklit edilen kişi, para kaybetmemiş olsa bile kişilik hakkı ihlali nedeniyle:
- Saldırının önlenmesini,
- Saldırının durdurulmasını,
- Hukuka aykırılığın tespitini,
- Kayıtların kaldırılmasını,
- Düzeltme yayımlanmasını,
- Manevi tazminat ödenmesini,
- Failin elde ettiği kazancın kendisine verilmesini
isteyebilir.
Dolandırılarak para veya mal kaybeden kişi ise:
- Banka ve ödeme kuruluşuna derhâl bildirimde bulunmalı,
- CMK m.128/A kapsamında hesabın askıya alınmasını istemeli,
- Savcılıktan elkoyma kararı talep etmeli,
- Elkonulan paranın mağdura iadesini istemeli,
- Fail ve aracı hesap sahiplerine karşı maddi tazminat veya sebepsiz zenginleşme davası açmalı,
- Failin malvarlığı üzerine ihtiyati haciz koydurmalı,
- Taşınmaz devri varsa tapu iptali ve tescil davasını değerlendirmelidir.
En kritik husus, ceza şikâyeti ile hukuk davasının birbirinin alternatifi olmadığının bilinmesidir. Ceza soruşturması failin ve suç gelirinin bulunmasını; hukuk davası ise zararın tam olarak tazminini ve kişilik hakkının korunmasını amaçlar.
Yapay zekâ çağında “Sesini duydum, kesinlikle oydu” düşüncesi artık tek başına güvenli değildir. Ancak sesin yapay olması mağdurun haklarını yapay hâle getirmez. Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu; hem kişinin kimliğini ve itibarını hem de dolandırıcılık sonucu kaybedilen malvarlığını koruyacak önemli hukuki yollar sunmaktadır.