Single Blog Title

This is a single blog caption

Tapuda Başkasının Adı, Kontrol Borçluda mı? Trust Yapılarındaki Malvarlığı Nasıl Araştırılır?

Tapuda Başkasının Adı, Kontrol Borçluda mı? Trust Yapılarındaki Malvarlığı Nasıl Araştırılır?

Bir borçlunun yıllardır kullandığı villa, yönettiği şirket hisseleri veya yatırım hesabı artık kendi adına görünmüyor olabilir. Tapuda yabancı bir şirket, banka kayıtlarında profesyonel bir yönetici, şirket sicilinde ise borçluyla doğrudan bağlantısı bulunmayan başka kişiler yer alabilir.

Borçlu buna karşılık aynı evde yaşamaya, şirketten gelir elde etmeye ve yatırımlar hakkında talimat vermeye devam edebilir. Böyle bir durumda ilk bakışta malvarlığı “kaybolmuş” gibi görünür. Oysa malvarlığı yok olmamış, bir trust yapısı içine yerleştirilmiş olabilir.

Trust yapıları meşru amaçlarla kurulabilir. Aile servetinin kuşaklar boyunca yönetilmesi, küçük çocukların korunması, miras planlaması, hayır faaliyetleri veya ticari devamlılığın sağlanması bunlar arasındadır. Bununla birlikte trust; gerçek malikin, kontrol eden kişinin ve ekonomik faydalanıcının birbirinden ayrılmasına imkân verdiği için alacaklılardan mal kaçırma, vergi kaçırma veya suç gelirlerini gizleme amacıyla da kötüye kullanılabilir.

Bu nedenle araştırmada yalnızca “Mal kimin adına kayıtlı?” sorusu sorulmamalıdır. Şu dört soru birlikte cevaplandırılmalıdır:

  • Malvarlığını trust’a kim aktardı?
  • Malvarlığı üzerinde fiilen kim karar veriyor?
  • Gelir ve dağıtımlardan kim yararlanıyor?
  • Borçlu trust üzerindeki kontrolünü gerçekten kaybetti mi?

Trust Nedir?

Trust, Türk hukukundaki vakıf, şirket, vekâlet veya emanet kurumlarından herhangi biriyle tamamen aynı değildir.

En genel anlamıyla trust; bir kişinin malvarlığını başka bir kişinin yönetimine bıraktığı ve bu malvarlığının belirli kişilerin yararına veya belirli bir amaç doğrultusunda yönetildiği hukuki ilişkidir.

1985 tarihli Lahey Trust Sözleşmesi’nde trust; kurucunun malvarlığını bir yararlanıcı lehine veya belirli bir amaç için trustee’nin kontrolüne bırakmasıyla meydana gelen hukuki ilişki olarak tanımlanmaktadır. Trust malvarlığı ayrı bir fon oluşturur, trustee’nin kişisel malvarlığına dâhil olmaz ve malvarlığı üzerindeki hukuki mülkiyet trustee adına görünür. Trustee ise bu varlıkları trust belgesine ve kendisine yüklenen özel sadakat borçlarına uygun şekilde yönetmek zorundadır.

Trust kural olarak ayrı bir tüzel kişi değildir. Bir şirket gibi kendine ait bağımsız kişiliği ve organları bulunmaz. Hukuki ilişkinin merkezinde trustee yer alır; sözleşmelere giren, banka hesabını yöneten ve malvarlığı üzerinde işlem yapan kişi çoğunlukla trustee’dir.

Bu nedenle tapuda veya banka hesabında “X Family Trust” yerine çoğu zaman trustee’nin ya da trustee olarak görev yapan şirketin adı görülür.

Günlük Bir Örnekle Trust Nasıl Çalışır?

Bir iş insanının üç taşınmazı, bir şirketi ve yatırım hesabı bulunduğunu düşünelim.

Bu kişi bir trust kurarak taşınmazlarını ve şirket hisselerini profesyonel bir trustee şirkete devredebilir. Trust belgesinde eşi ve çocukları faydalanıcı olarak gösterilebilir. Ayrıca trustee’nin bazı kararlarını onaylamak üzere aile dostu veya danışman “protector” olarak atanabilir.

Bu durumda görünürde:

  • Taşınmazların maliki trustee veya trustee şirketidir.
  • Şirket hisseleri trustee adına kayıtlıdır.
  • Banka ve yatırım hesaplarını trustee yönetmektedir.
  • Borçlu artık tapuda ve şirket sicilinde malik olarak görünmemektedir.

Ancak borçlunun trustee’yi değiştirme, trust’ı feshetme, faydalanıcı ekleme, yatırım kararlarını yönlendirme veya istediği zaman dağıtım alma yetkisi varsa malvarlığından gerçekten uzaklaşıp uzaklaşmadığı tartışmalı hâle gelir.

Alacaklı açısından belirleyici olan, yalnızca şekli devir değil; borçlunun malvarlığı üzerindeki fiilî ve hukuki kontrolünü koruyup korumadığıdır.

Trust’ın Tarafları Kimlerdir?

Trust yapılarında genellikle aşağıdaki kişiler bulunur.

Kurucu – Settlor

Malvarlığını trust’a aktaran kişidir. Trust’ın kuruluş şartlarını belirler ve hangi hukukun uygulanacağını seçebilir.

Borçlu, trust’ın kurucusuysa araştırmanın ilk konusu, hangi malları hangi tarihte ve hangi bedelle trust’a aktardığıdır.

Yönetici – Trustee

Trust malvarlığının hukuki sahibi olarak görünen ve bu malvarlığını yöneten kişi veya şirkettir.

Trustee’nin kendi adına değil, trustee sıfatıyla hareket ettiği belirlenmelidir. Profesyonel trustee şirketleri çoğunlukla bankalar, varlık yönetim şirketleri veya kurumsal hizmet sağlayıcılardır.

Faydalanıcı – Beneficiary

Trust gelirinden veya malvarlığından yararlanacak kişidir.

Faydalanıcının hakkı doğrudan ve belirli olabileceği gibi, trustee’nin takdirine bağlı da olabilir. Bu ayrım, faydalanıcının alacaklılarının trust gelirlerine ulaşıp ulaşamayacağı bakımından önemlidir.

Koruyucu – Protector

Protector, trustee’nin bazı kararlarını denetleyen veya onaylayan kişidir. Trustee’yi değiştirme, trust’ın merkezini başka ülkeye taşıma veya faydalanıcıları değiştirme yetkileri bulunabilir.

Protector görünürde yalnızca denetleyici olsa da geniş yetkilere sahipse trust üzerindeki gerçek kontrolün kimde olduğunun belirlenmesinde kritik rol oynar.

Fiilen Kontrol Eden Diğer Kişiler

Trust belgesinde taraf olarak görünmeyen bir kişi de yatırım kararlarını yönlendirebilir, dağıtımları onaylayabilir veya trustee’nin değiştirilmesini sağlayabilir.

FATF standartları bu nedenle kurucu, trustee, protector ve faydalanıcıların yanında, trust üzerinde nihai ve etkili kontrol kullanan diğer gerçek kişilerin de tespit edilmesini öngörmektedir.

Her Trust Aynı Değildir

Trust malvarlığına ulaşılıp ulaşılamayacağı, trust’ın türüne göre değişir.

Geri Alınabilir Trust – Revocable Trust

Kurucu trust’ı feshetme veya malları geri alma yetkisini korur.

Borçlu, malvarlığını istediği zaman geri alabiliyor veya trust’ı tek taraflı sona erdirebiliyorsa bu yetkinin kendisi ekonomik değer taşıyan bir hak olarak değerlendirilebilir. Bazı ülke hukuklarında bu tür trust’lar alacaklılara karşı daha sınırlı koruma sağlar.

Geri Alınamaz Trust – Irrevocable Trust

Kurucu malvarlığını devrettikten sonra trust’ı tek taraflı olarak sona erdiremez ve varlıkları geri alamaz.

Usulüne uygun, gerçek ve borç doğmadan önce kurulmuş bir irrevocable trust, alacaklının malvarlığına ulaşmasını önemli ölçüde zorlaştırabilir. Buna rağmen devir hileli yapılmışsa veya kurucu fiilî kontrolü korumuşsa yapı yargısal incelemeye tabi tutulabilir.

Sabit Hak Veren Trust – Fixed Trust

Faydalanıcıların kim olduğu ve ne miktarda gelir ya da mal alacağı önceden belirlenmiştir.

Örneğin borçlunun her yıl trust gelirinin yüzde 30’unu alma hakkı bulunuyorsa bu hakkın haczedilip haczedilemeyeceği ilgili ülke hukukuna göre incelenebilir.

Takdire Bağlı Trust – Discretionary Trust

Trustee, hangi faydalanıcıya ne zaman ve ne kadar ödeme yapılacağına karar verir.

Borçlunun yalnızca olası faydalanıcılardan biri olması, henüz doğmuş ve talep edilebilir bir alacağının bulunmadığı savunmasına yol açabilir. Ancak trustee’nin gerçekte borçlunun talimatıyla hareket ettiği ortaya konulursa trust’ın bağımsızlığı tartışmalı hâle gelir.

Malvarlığı Koruma Trust’ı – Asset Protection Trust

Özellikle gelecekte ortaya çıkabilecek alacak ve iflas risklerine karşı varlıkların korunması amacıyla kurulur.

Bu trust’lar bazı ülkelerde kısa dava süreleri, yüksek ispat ölçüleri ve yabancı kararların sınırlı tanınması gibi güçlü korumalar sağlayabilir. Bununla birlikte FATF rehberinde de belirtildiği üzere, hileli amaçla yapılan trust devirlerinin iptal edilebilmesi ve bazı durumlarda trust varlıklarının alacaklılara açılması mümkündür.

Trust Malvarlığını Gerçekten Görünmez Hâle Getirir mi?

Hayır. Trust malvarlığı otomatik olarak görünmez veya dokunulmaz hâle gelmez.

Trust yapısının sağladığı temel özellik, hukuki mülkiyet ile ekonomik yararlanmanın ayrılmasıdır. Malvarlığı trustee adına görünürken gelirden başka kişiler yararlanabilir.

Bu ayrım araştırmayı zorlaştırır; ancak aşağıdaki kişiler ve kurumlar genellikle trust hakkında kayıt tutar:

  • Trustee ve profesyonel trust şirketleri,
  • Bankalar ve yatırım kuruluşları,
  • Vergi makamları,
  • Muhasebeciler ve varlık yöneticileri,
  • Şirket kuruluş hizmeti verenler,
  • Tapu ve şirket sicilleri,
  • Protector ve yatırım danışmanları,
  • Trust’ın hesaplarının tutulduğu saklama kuruluşları.

FATF, trustee’lerin kurucu, trustee, protector, faydalanıcılar ve diğer kontrol sahibi kişiler hakkında yeterli, doğru ve güncel bilgi tutmasını; bu bilgilerin yetkili makamların erişimine zamanında sunulabilmesini öngörmektedir.

Dolayısıyla trust malvarlığı çoğu zaman iz bırakır. Sorun, bu kayıtların herkese açık olmaması ve özel alacaklının bilgiye ancak uygun yargısal yollarla ulaşabilmesidir.

Türk Hukukunda Trust Var mıdır?

Türk hukukunda common law sistemindeki anlamıyla bağımsız ve kapsamlı bir trust kurumu düzenlenmemiştir. Türk hukukunda vakıf, vekâlet, inançlı işlem, malvarlığı yönetimi ve benzeri kurumlar bulunmakla birlikte bunların hiçbiri trust ile tamamen aynı yapıya sahip değildir.

Türkiye ayrıca 1985 tarihli Lahey Trust Sözleşmesi’nin tarafları arasında yer almamaktadır. Bu nedenle Sözleşmede öngörülen trust’ın tanınmasına ilişkin rejim Türkiye bakımından doğrudan uygulanmaz. Sözleşmenin güncel taraflar listesinde Türkiye bulunmamaktadır.

Bu durum, yabancı ülkede kurulmuş bir trust’ın Türkiye’de hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Trust ilişkisi Türk mahkemesi önüne geldiğinde;

  • Malvarlığının bulunduğu ülke,
  • Trust’a uygulanan yabancı hukuk,
  • Devrin sözleşmesel veya miras hukuku niteliği,
  • Türk hukukunun emredici hükümleri,
  • Üçüncü kişilerin ve alacaklıların korunması,
  • Türk kamu düzeni,

birlikte değerlendirilir.

MÖHUK’un 21. maddesine göre taşınır ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni haklar, malın bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Dolayısıyla trust belgesinin yabancı hukuka tabi olması, Türkiye’deki bir taşınmazın devri, tescili ve üçüncü kişilere etkisi bakımından Türk hukukunun uygulanmasını ortadan kaldırmaz.

Türkiye Trust Yapılarını Tamamen Görmezden mi Geliyor?

Hayır. Türk vergi ve mali şeffaflık düzenlemelerinde yabancı trust’lar açıkça dikkate alınmaktadır.

529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca Türkiye’de yönetim merkezi bulunan veya Türkiye’de yerleşik yöneticisi olan yabancı ülkede kurulmuş trust ve benzeri yapıların yöneticileri, mütevellileri veya temsilcileri belirli gerçek faydalanıcı bildirimleriyle yükümlüdür.

Tebliğde trust ve benzeri yapılarda;

  • Kurucu,
  • Mütevelli,
  • Yönetici,
  • Denetçi,
  • Faydalanıcı,
  • Yapı üzerinde nüfuz sahibi olan kişiler,

gerçek faydalanıcı kapsamında değerlendirilmektedir.

Ancak bu bildirimler, özel alacaklıların serbestçe sorgulayabileceği açık bir malvarlığı sicili değildir. Vergi ve mali suç mevzuatındaki gizlilik kuralları nedeniyle bu bilgilere kural olarak yetkili kamu makamları ulaşabilir. Özel hukuk alacaklısının bilgiye ulaşması için mahkeme kararı, delil toplama süreci veya ilgili ülke hukukundaki açıklama mekanizmaları kullanılmalıdır.

Trust Malvarlığı Hangi Borç İçin Araştırılıyor?

Araştırmaya başlamadan önce borçlunun trust içindeki konumu belirlenmelidir. Çünkü kurucunun alacaklısı ile faydalanıcının alacaklısının başvurabileceği yollar aynı değildir.

Kurucunun Borçları Bakımından

Borçlu trust’ı kuran ve malvarlığını devreden kişiyse şu hususlar araştırılır:

  • Trust hangi tarihte kuruldu?
  • Borç ne zaman doğdu?
  • Devir sırasında borçlu ödeme güçlüğü içinde miydi?
  • Malvarlığı bedelsiz mi devredildi?
  • Kurucu trust’ı feshetme yetkisini korudu mu?
  • Trustee’yi değiştirebiliyor mu?
  • Yatırım ve dağıtım kararlarını yönlendirebiliyor mu?
  • Trust mallarını kişisel malı gibi kullanmaya devam ediyor mu?

Malvarlığının gerçekten ve geri alınamaz şekilde devredildiği geçerli bir trust’ta varlıklar kural olarak kurucunun kişisel malvarlığından ayrılır. Ancak şeklen trust kurulmasına rağmen malvarlığı üzerindeki bütün yetkiler kurucuda kalmışsa yapı “göstermelik” veya muvazaalı olarak ileri sürülebilir.

Trustee’nin Kişisel Borçları Bakımından

Geçerli bir trust’ta trust malvarlığı trustee’nin kişisel malvarlığından ayrıdır. Bu nedenle trustee’nin kişisel borçları için trust varlıklarına doğrudan başvurulması kural olarak mümkün değildir.

Lahey Trust Sözleşmesi’nin tanımında de trust malvarlığının trustee’nin kendi malvarlığından ayrı bir fon oluşturduğu belirtilmektedir.

Bununla birlikte trustee’nin trust varlıklarını kendi malvarlığıyla karıştırması, usulsüz kullanması veya trust adına borçlanması hâlinde uygulanacak sonuçlar ilgili ülke hukukuna göre değerlendirilir.

Faydalanıcının Borçları Bakımından

Borçlu yalnızca faydalanıcıysa, doğmuş ve talep edilebilir bir hakkı bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Borçlu her ay belirli bir ödeme alma hakkına sahipse bu ödeme alacağının haczi mümkün olabilir. Ancak trustee’nin tamamen takdirine bağlı olan ve henüz doğmamış bir dağıtım ihtimali, bazı hukuk sistemlerinde haczedilebilir mevcut hak olarak kabul edilmeyebilir.

Bu nedenle yalnızca “borçlu trust’ın faydalanıcısıdır” tespiti yeterli değildir. Trust belgesinin dağıtım hükümleri incelenmelidir.

Trust Malvarlığı Nasıl Araştırılır?

Trust araştırması tek bir sicil sorgusuyla gerçekleştirilemez. Birbirini tamamlayan hukuki ve mali araştırmalar yürütülmelidir.

Birinci Aşama: Para ve Malvarlığı Akışı Haritalandırılır

Öncelikle borçlunun malvarlığında meydana gelen değişiklikler kronolojik olarak belirlenir.

Şu kayıtlar incelenebilir:

  • Banka hesap hareketleri,
  • Yurt dışı para transferleri,
  • Taşınmaz devirleri,
  • Şirket payı satışları,
  • Hisse ve yatırım hesabı transferleri,
  • Borçlu tarafından verilen teminatlar,
  • Vergi ve mali tablolar,
  • Miras ve boşanma dosyaları,
  • Şirket bilançolarındaki ilişkili taraf işlemleri.

Banka hareketlerinde “trustee”, “fiduciary”, “family settlement”, “settlement account”, “distribution” veya profesyonel trust şirketlerinin isimleriyle yapılan transferler önemli ipuçları oluşturabilir.

İkinci Aşama: Trust’ın Tarafları Tespit Edilir

Yalnızca trust’ın adı değil, yapıdaki bütün kişiler araştırılmalıdır:

  • Kurucu,
  • Mevcut ve önceki trustee’ler,
  • Protector,
  • Faydalanıcılar,
  • Yatırım yöneticisi,
  • Banka ve saklama kuruluşu,
  • Muhasebeci,
  • Kayıtlı temsilci,
  • Trust’ı kuran hukuk veya danışmanlık şirketi.

Trustee bir şirketse şirketin ortakları, yöneticileri ve gerçek faydalanıcıları ayrıca araştırılmalıdır. Katmanlı şirket ve trust yapılarında her tüzel kişiliğin arkasındaki gerçek kişiye kadar ilerlenmesi gerekir.

Üçüncü Aşama: Temel Trust Belgeleri Elde Edilir

Araştırmada en önemli belgeler şunlardır:

  • Trust deed veya trust kuruluş belgesi,
  • Ek ve değişiklik belgeleri,
  • Trustee atama ve görevden alma belgeleri,
  • Protector yetkilerini gösteren belgeler,
  • Letter of wishes adı verilen talimat veya istek mektupları,
  • Trustee kararları,
  • Faydalanıcı listeleri,
  • Dağıtım kararları ve ödeme kayıtları,
  • Trust hesapları ve mali tabloları,
  • Yatırım yönetim sözleşmeleri,
  • Banka KYC ve gerçek faydalanıcı belgeleri.

Özellikle letter of wishes, hukuken bağlayıcı olmasa bile trustee’nin gerçekte kimin talimatlarıyla hareket ettiğini göstermesi bakımından önemli delil oluşturabilir.

Dördüncü Aşama: Tapu ve Şirket Sicillerindeki Dolaylı Bağlantılar İncelenir

Trust’ın kendisi tapuda veya şirket sicilinde görünmeyebilir. Ancak trustee, holding şirketi veya trust’a bağlı özel amaçlı şirket malik olarak kayıtlı olabilir.

Araştırmada;

  • Aynı adreslerin kullanılması,
  • Ortak yöneticiler,
  • Borçlunun aile üyelerinin şirketlerde görev alması,
  • Taşınmazın borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi,
  • Giderlerin borçlu tarafından ödenmesi,
  • Şirketlerin borçluya faizsiz borç vermesi,
  • Trust şirketinden borçluya düzenli ödeme yapılması,

gibi bağlantılar değerlendirilmelidir.

Bir şirketin trust tarafından kontrol edilmesi hâlinde şirket sicilindeki görünür ortak ile ekonomik kontrol sahibi farklı kişiler olabilir.

Beşinci Aşama: Trust Sicilleri Araştırılır

Bazı ülkelerde trust sicilleri bulunmaktadır. Ancak bu sicillerin tamamı kamuya açık değildir.

Örneğin Birleşik Krallık’ta Trust Registration Service, trust’ların gerçek faydalanıcılık bilgilerinin kaydedildiği bir sistemdir. Üçüncü kişilerin bilgiye erişimi ise sınırsız değildir; belirli hâllerde kara para aklama veya terörün finansmanı bağlantısını gösteren meşru menfaat aranabilmektedir.

Bu nedenle trust sicilinin bulunması, alacaklının bütün bilgilere doğrudan erişebileceği anlamına gelmez. Erişim şartları her ülke bakımından ayrı değerlendirilmelidir.

Altıncı Aşama: CRS ve Vergi Bilgileri Değerlendirilir

OECD Ortak Raporlama Standardı kapsamında trust’larda kurucu, trustee, protector, faydalanıcılar ve nihai kontrol kullanan diğer gerçek kişiler “kontrol eden kişiler” olarak değerlendirilebilir.

Bu sistem, belirli finansal hesap bilgilerinin vergi idareleri arasında otomatik olarak paylaşılmasını sağlayabilir. Ancak CRS, özel alacaklılara açık uluslararası bir banka veya trust sorgulama sistemi değildir. Bilgiler vergi makamları arasında ve ilgili mevzuatın amaçları doğrultusunda kullanılır.

Bu nedenle alacaklı, “CRS üzerinden borçlunun trust hesabını sorgulama” imkânına doğrudan sahip değildir.

Yedinci Aşama: Mahkeme Yoluyla Belge İbrazı İstenir

Türkiye’de görülen bir davada tarafların ellerindeki ve delil olarak dayanılan belgeleri mahkemeye sunmaları HMK’nin 219 ve devamı hükümleri kapsamında talep edilebilir. Mahkeme, somut ve belirlenebilir belgelerin ibrazına karar verebilir.

Talebin “borçlunun bütün trust belgeleri” şeklinde belirsiz kurulması yerine;

  • Belirli tarihli trust kuruluş belgesi,
  • Belirli hesap numarasına ilişkin banka dökümleri,
  • Trustee ile yapılan belirli yazışmalar,
  • Belirli taşınmazın devrine ilişkin belgeler,

şeklinde somutlaştırılması gerekir.

Sekizinci Aşama: Uluslararası İstinabe Kullanılır

Belge, banka, trustee veya tanık yabancı ülkedeyse Türk mahkemesi aracılığıyla uluslararası adli yardımlaşma talep edilebilir.

Adalet Bakanlığının açıklamalarına göre uluslararası istinabe kapsamında banka kayıtları, muhasebe belgeleri, şirket dosyaları ve ticari belgeler dâhil bilgi ve delillerin sağlanması istenebilir. Türkiye, 1970 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Sözleşmesi’ne taraftır.

Ancak adli yardımlaşma talepleri arama amaçlı, sınırsız veya belirsiz biçimde düzenlenemez. Talep edilen belgeler, uyuşmazlıkla bağlantısı ve delilin hangi kişi veya kurumda bulunduğu mümkün olduğunca açıklanmalıdır.

Trust’a Aktarılan Malvarlığı Geri Alınabilir mi?

Trust’ın varlığı tespit edildikten sonra malvarlığına doğrudan haciz uygulanacağı sonucu çıkmaz. Öncelikle devirlerin geçerli olup olmadığı ve borçlunun trust içindeki hakları belirlenmelidir.

Aşağıdaki hukuki yollar gündeme gelebilir.

Hileli Devrin İptali

Borçlu, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla malvarlığını trust’a aktarmışsa devir, ilgili ülkenin hileli devir veya tasarrufun iptali kuralları kapsamında dava konusu yapılabilir.

Türkiye’deki malvarlığı ve takipler bakımından İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri değerlendirilebilir. Bu davanın amacı, borçlunun alacaklılarına zarar veren belirli tasarruflarının alacaklı yönünden etkisiz hâle getirilmesidir.

Malvarlığı yabancı ülkedeyse o ülkenin hileli devir, iflas ve malvarlığı koruma düzenlemeleri ayrıca uygulanacaktır.

Muvazaa veya Göstermelik Trust İddiası

Trust belgesi düzenlenmiş olmasına rağmen trustee hiçbir bağımsız karar vermiyor, bütün talimatları borçludan alıyor ve borçlu malları kendi malı gibi kullanıyorsa yapının gerçek bir malvarlığı devri oluşturmadığı ileri sürülebilir.

Özellikle şu olgular önemlidir:

  • Borçlunun trustee’yi istediği zaman değiştirebilmesi,
  • Bütün dağıtımların borçlu talimatıyla yapılması,
  • Trust hesabının kişisel giderlerde kullanılması,
  • Malvarlığının borçlu tarafından bedelsiz kullanılmaya devam edilmesi,
  • Trustee’nin yalnızca belge üzerinde görev yapması,
  • Trust kayıtlarının veya hesaplarının bulunmaması.

Geri Alma ve Fesih Yetkisinin Haczi

Borçlu trust’ı tek taraflı feshetme veya malvarlığını geri alma yetkisine sahipse bu yetkinin haczedilebilir bir ekonomik hak olup olmadığı uygulanacak ülke hukukuna göre incelenebilir.

Borçluya ait geri alma yetkisi kullanılarak malvarlığının borçlunun mülkiyetine dönmesi sağlanabiliyorsa trust’ın koruması önemli ölçüde zayıflayabilir.

Faydalanıcı Alacağının Haczi

Borçlunun trust’tan doğmuş, belirli ve talep edilebilir bir ödeme hakkı varsa bu hakkın üçüncü kişideki alacak olarak haczedilmesi gündeme gelebilir.

Henüz trustee’nin takdirine bağlı olan muhtemel ödemeler bakımından ise doğmuş bir alacağın bulunup bulunmadığı trust’a uygulanan hukuka göre belirlenir.

Malvarlığının İzlenmesi – Tracing

Borçluya ait paranın trust hesabına, oradan bir holding şirketine ve daha sonra taşınmaz veya yatırım hesabına aktarıldığı tespit edilebilir.

Malın biçim değiştirmesi, para olmaktan çıkıp taşınmaz veya hisseye dönüşmesi, araştırmayı sona erdirmez. İlgili hukuk izin verdiği ölçüde malvarlığı değerinin yerine geçen yeni varlık takip edilebilir.

Geçici Hukuki Koruma Neden Önemlidir?

Trust yapıları birden fazla ülke, banka ve şirket içerdiğinden malvarlığı kısa sürede başka bir ülkeye veya başka bir trustee’ye aktarılabilir.

Bu nedenle esas dava açılmadan önce veya dava sırasında;

  • İhtiyati haciz,
  • İhtiyati tedbir,
  • Banka hesabının dondurulması,
  • Şirket payının devrinin engellenmesi,
  • Trustee’nin dağıtım yapmasının yasaklanması,
  • Taşınmazın devrinin önlenmesi,
  • Malvarlığı ve belge açıklama emri,
  • Geçici yönetici veya kayyım atanması,

gibi korumalar değerlendirilebilir.

Türkiye’de verilen bir ihtiyati haciz veya tedbir kararı, yabancı ülkedeki trust malvarlığı üzerinde kendiliğinden uygulanmaz. Malvarlığının bulunduğu ülkede ayrıca yerel koruma kararı alınması gerekir.

Trust Araştırmasında Yapılan En Büyük Hatalar

İlk hata, trust’ı şirket gibi düşünerek yalnızca “ortaklık yapısı” aramaktır. Trust’ta pay sahipliği yerine kurucu, trustee, protector, faydalanıcı ve kontrol yetkileri araştırılır.

İkinci hata, borçlunun faydalanıcı olduğunun tespit edilmesini yeterli görmektir. Faydalanıcılık hakkının sabit mi, koşullu mu, yoksa tamamen trustee’nin takdirine mi bağlı olduğu belirlenmelidir.

Üçüncü hata, vergi ve gerçek faydalanıcı bilgilerinin özel alacaklı tarafından doğrudan alınabileceğini varsaymaktır. Bu kayıtlar çoğunlukla gizlidir ve mahkeme veya yetkili makam kanalıyla talep edilmelidir.

Dördüncü hata, yalnızca trust’ın kurulduğu ülkeye odaklanmaktır. Trust Jersey hukukuna tabi olabilir; trustee İsviçre’de, banka hesabı Singapur’da, taşınmaz İngiltere’de ve faydalanıcı Türkiye’de bulunabilir. Her malvarlığı için bulunduğu ülkenin kuralları ayrıca incelenmelidir.

Beşinci hata ise trust’ın mutlaka hukuka aykırı olduğunu düşünmektir. Trust’ın varlığı tek başına muvazaa veya mal kaçırma ispatı değildir. Devir tarihi, borcun doğumu, kurucunun kontrol yetkileri ve trust’ın fiilî işleyişi somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Trust Malvarlığı Araştırmasında İzlenecek Yol Haritası

Sağlıklı bir araştırma şu sırayla yürütülmelidir:

Birinci aşama: Borçlunun trust içindeki sıfatı belirlenir. Kurucu mu, trustee mi, protector mı, yoksa faydalanıcı mı olduğu tespit edilir.

İkinci aşama: Borçlunun malvarlığındaki devirler tarih sırasına konulur ve trust’a aktarılan para, taşınmaz, hisse ve yatırımlar belirlenir.

Üçüncü aşama: Trust belgesi, değişiklikler, letter of wishes, trustee kararları ve dağıtım kayıtları elde edilir.

Dördüncü aşama: Borçlunun trust üzerindeki fesih, değiştirme, dağıtım, yatırım ve trustee atama yetkileri incelenir.

Beşinci aşama: Trustee, banka, protector, yatırım yöneticisi ve bağlantılı şirketler araştırılır.

Altıncı aşama: Trust’ın kurulduğu ülke ile malvarlığının bulunduğu ülkelerin hukukları ayrı ayrı analiz edilir.

Yedinci aşama: Mal kaçırma riski varsa ilgili ülkelerde gecikmeden ihtiyati koruma talep edilir.

Sekizinci aşama: Somut olaya göre tasarrufun iptali, muvazaa, hileli devir, hak sahipliği, alacak haczi veya yabancı kararın tenfizi yollarından uygun olanı uygulanır.

Sonuç

Trust, malvarlığını sihirli biçimde görünmez veya haczedilemez hâle getiren bir yapı değildir. Ancak hukuki mülkiyet, yönetim yetkisi ve ekonomik yararlanmayı farklı kişiler arasında dağıttığı için klasik malvarlığı araştırmalarından daha kapsamlı bir çalışma gerektirir.

Trust araştırmasında belirleyici olan tapuda veya banka hesabında kimin adının yazdığı değil; malvarlığını kimin sağladığı, kimin yönettiği, kararları kimin verdiği ve gelirden kimin yararlandığıdır.

Usulüne uygun kurulmuş, gerçek anlamda bağımsız yönetilen ve borç doğmadan önce oluşturulmuş geri alınamaz bir trust, alacaklı açısından ciddi bir hukuki engel oluşturabilir. Buna karşılık borçlu trust’ı istediği zaman feshedebiliyor, trustee’ye talimat veriyor, trust mallarını kişisel malı gibi kullanıyor veya devirleri alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapıyorsa trust belgesinin varlığı tek başına koruma sağlamaz.

Başarılı bir araştırma; ticaret ve tapu sicilleri, banka hareketleri, gerçek faydalanıcı kayıtları, trust belgeleri, uluslararası istinabe, geçici koruma tedbirleri ve malvarlığının bulunduğu ülkenin hukukunun birlikte uygulanmasına bağlıdır.

Malvarlığı trust içine girdiğinde iz kaybolmaz. Yalnızca iz, malik isminden çıkarak kontrol, faydalanma ve para hareketleri üzerinden takip edilmek zorunda kalır.

Leave a Reply

Call Now Button