“Tamam, Ay Sonunda Öderim” Mesajı Davayı Kazandırır mı? WhatsApp Yazışmalarıyla Borcun İspatı
“Tamam, Ay Sonunda Öderim” Mesajı Davayı Kazandırır mı? WhatsApp Yazışmalarıyla Borcun İspatı
Günümüzde borç verme, mal satma, hizmet sunma, ödeme planı oluşturma ve cari hesap mutabakatı gibi pek çok işlem yazılı bir sözleşme imzalanmadan WhatsApp üzerinden yürütülmektedir. Para gönderilmekte, borçlu “ödeyeceğim” demekte; ancak ödeme zamanı geldiğinde borç ilişkisi, miktar veya vade inkâr edilebilmektedir.
Bu durumda alacaklının elinde çoğu zaman banka dekontu ve WhatsApp yazışmalarından başka delil bulunmamaktadır. Fakat WhatsApp mesajlarının bulunması, davanın mutlaka kazanılacağı anlamına gelmez. Mahkeme; mesajların kim tarafından gönderildiğini, konuşmanın bütününü, tarafların gerçek iradesini, para transferinin hukuki sebebini ve borcun miktarını ayrı ayrı değerlendirir.
Temel kural şudur:
WhatsApp yazışmaları borcun ispatında kullanılabilir; ancak her WhatsApp mesajı tek başına borcu kesin olarak ispatlayan bir senet değildir.
1. WhatsApp Üzerinden Geçerli Bir Borç İlişkisi Kurulabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesine göre sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık olabileceği gibi örtülü de olabilir. Tarafların sözleşmenin esaslı unsurlarında anlaşmaları hâlinde, ikinci derecedeki bazı konular konuşulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılabilir.
Bu nedenle sözleşmenin mutlaka kâğıt üzerinde hazırlanması ve ıslak imzayla imzalanması gerekmez. Kanunda özel bir geçerlilik şekli öngörülmeyen ödünç, satış, hizmet veya eser sözleşmeleri WhatsApp üzerinden yapılan karşılıklı irade açıklamalarıyla da kurulabilir. TBK’nın 12. maddesi uyarınca sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe herhangi bir şekle bağlı değildir.
Örneğin taraflar arasında şu konuşmanın geçtiğini düşünelim:
A: “Sana bugün 100.000 TL borç olarak göndereceğim. 30 Eylül’de geri ödeyebilir misin?”
B: “Evet, 100.000 TL’yi borç olarak alıyorum. 30 Eylül’de tamamını ödeyeceğim.”
Bu konuşmanın ardından 100.000 TL’nin banka aracılığıyla gönderilmesi hâlinde; borcun miktarı, hukuki sebebi, tarafları ve geri ödeme tarihi önemli ölçüde belirlenmiş olur. Mesajlar öneri ve kabulü, banka dekontu ise paranın teslim edildiğini gösterebilir.
Buna karşılık aşağıdaki konuşma aynı ölçüde güçlü değildir:
A: “Sana biraz para göndereyim mi?”
B: “Olur, sonra hallederiz.”
Burada gönderilen paranın borç mu, bağış mı, ortak yatırım mı, avans mı yoksa geçmiş bir borcun ödemesi mi olduğu açık değildir. Mahkemenin yalnızca bu ifadelerden hareketle kesin bir ödünç ilişkisi kurması zorlaşabilir.
2. WhatsApp Mesajlarında Öneri Nasıl Belirlenir?
Borçlar hukukunda öneri, bir sözleşmenin kurulması amacıyla yapılan ve karşı tarafın kabulüyle sözleşmeyi kurmaya elverişli olan irade açıklamasıdır. Bir mesajın öneri sayılabilmesi için, gönderen kişinin gerçekten hukuken bağlanma iradesi taşıması ve kurulmak istenen sözleşmenin esaslı unsurlarının yeterince belirli olması gerekir.
Ödünç para bakımından güçlü bir öneride en azından şu hususların anlaşılabilmesi beklenir:
- Verilecek para veya malın miktarı,
- Paranın borç olarak verildiği,
- Borçlunun kim olduğu,
- Varsa geri ödeme tarihi,
- Varsa faiz ve taksit koşulları.
“100.000 TL’yi üç ay sonra geri ödenmek üzere sana borç olarak verebilirim” şeklindeki mesaj, kural olarak öneri niteliği taşıyabilir.
Buna karşılık;
- “Bir ara yardımcı olurum,”
- “Belki para ayarlayabilirim,”
- “Miktara sonra bakarız,”
- “Şartları daha sonra konuşuruz”
gibi ifadeler çoğunlukla kesin bir öneriden ziyade sözleşme görüşmesi veya niyet açıklaması olarak değerlendirilecektir.
Mesajın başında “teklif niteliğinde değildir”, “şartlar daha sonra sözleşmeyle kesinleşecektir” veya “yönetim onayına tabidir” gibi kayıtların bulunması da gönderenin o aşamada bağlanma iradesi taşımadığını gösterebilir. TBK’nın 8. maddesi, önerenin bağlanmama hakkını saklı tuttuğu veya durumdan bağlanma niyetinin bulunmadığı anlaşılan açıklamaların bağlayıcı olmayacağını düzenlemektedir.
3. “Tamam” Mesajı Kabul Sayılır mı?
Kabul, öneriye uygun ve sözleşmeyi kurma iradesini gösteren irade açıklamasıdır. “Kabul ediyorum”, “uygundur”, “anlaştık”, “parayı gönder, belirtilen tarihte ödeyeceğim” gibi ifadeler açık kabul niteliği taşıyabilir.
Ancak tek başına “tamam” kelimesi her durumda kabul anlamına gelmez. Mesajın hangi ifadeye cevap olarak yazıldığı önemlidir.
Örneğin:
A: “Sana 50.000 TL borç göndereceğim, 1 Ekim’de geri ödeyeceksin.”
B: “Tamam.”
Bu konuşmada “tamam” ifadesi, bağlam itibarıyla önerinin kabulü sayılabilir.
Buna karşılık:
A: “50.000 TL borç verebilirim ama ayrıntıları yarın konuşalım.”
B: “Tamam.”
Buradaki “tamam”, sözleşmenin tüm şartlarının kabulünden çok, görüşmenin ertesi gün sürdürülmesine yönelik olabilir.
Bu nedenle mahkeme yalnızca tek kelimeye değil; önceki ve sonraki mesajlara, para transferine, tarafların davranışlarına ve konuşmanın genel akışına bakar. TBK’nın 19. maddesi uyarınca sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken kullanılan sözcüklerden ziyade tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır.
4. Şartlı Kabul Aslında Yeni Bir Öneri Olabilir
Kabul beyanının öneriyle uyumlu olması gerekir. Karşı taraf önerinin şartlarını değiştiriyorsa, çoğu durumda kabul değil yeni bir öneri söz konusudur.
Örneğin:
A: “100.000 TL’yi iki ay sonra geri ödemen şartıyla gönderebilirim.”
B: “Üç ay sonra ödersem kabul ediyorum.”
B’nin cevabı, A’nın iki aylık teklifinin kabulü değildir. Üç aylık yeni bir ödeme süresi önerilmektedir. A’nın bu değişikliği kabul etmesiyle sözleşme kurulabilir.
Benzer biçimde;
“Faizsiz olursa kabul ederim,”
“50.000 TL değil, 40.000 TL alırım,”
“Tek seferde değil üç taksitte öderim”
şeklindeki cevaplar, önerinin önemli şartlarını değiştirdiğinden karşı öneri olarak değerlendirilebilir.
Bu ayrım özellikle davalarda önemlidir. Alacaklı, önerinin kabul edildiğini ileri sürerken borçlu, yalnızca yeni bir teklif sunduğunu ve tarafların hiçbir zaman kesin biçimde anlaşamadığını savunabilir.
5. WhatsApp Konuşması Hazırlar Arasında mı, Hazır Olmayanlar Arasında mı Yapılır?
TBK’nın 4. maddesine göre telefon veya bilgisayar gibi araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır. Buna karşılık tarafların mesajlara farklı zamanlarda cevap verdiği iletişim, hazır olmayanlar arasındaki sözleşme kurallarına tabi olabilir.
Tarafların aynı anda çevrim içi olduğu ve mesajlara anında cevap verdiği bir WhatsApp görüşmesi, doğrudan iletişim niteliğinde değerlendirilebilir. Bir tarafın mesaj gönderdiği, diğerinin saatler veya günler sonra cevap verdiği durumlarda ise hazır olmayanlar arasındaki sözleşme hükümleri gündeme gelir.
Bu ayrım, özellikle süresiz önerinin ne kadar süreyle bağlayıcı olduğu ve kabulün zamanında yapılıp yapılmadığı bakımından önem taşır.
Örneğin “Bu teklif bugün saat 18.00’e kadar geçerlidir” denilmişse, kabulün bu süre içinde önerene ulaşması gerekir. Süre geçtikten sonra yazılan “kabul ediyorum” mesajı, eski öneriyi kendiliğinden canlandırmayabilir.
6. Sessiz Kalmak, Mesajı Görmek veya Mavi Tik Kabul Anlamına Gelir mi?
Kural olarak sessizlik kabul değildir. Bir kişinin mesajı okuması, mavi tik oluşması veya mesaja cevap vermemesi tek başına borç altına girme iradesi olarak değerlendirilemez.
Mavi tik veya teslim bilgisi en fazla mesajın karşı tarafa ulaştığının ya da görüntülendiğinin değerlendirilmesinde yardımcı olabilir. Fakat “mesajı gördü, o hâlde borcu kabul etti” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
TBK’nın 6. maddesinde, kanun, işin özelliği veya durumun gereği açık bir kabul beklenmesini gerektirmiyorsa, önerinin uygun sürede reddedilmemesi üzerine sözleşmenin kurulabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm istisnai niteliktedir. Özellikle yüksek miktarlı bir borç ilişkisinde yalnızca sessizlikten hareketle sözleşme kurulduğunun kabul edilmesi çoğunlukla mümkün olmayacaktır.
Emoji kullanımı da bağlama göre değerlendirilir. “👍”, “✅” veya benzeri bir işaret bazı konuşmalarda kabul anlamına gelebilirken bazı durumlarda yalnızca mesajın görüldüğünü ifade edebilir. Emoji tek başına değil, tüm konuşma akışıyla birlikte incelenmelidir.
7. WhatsApp Mesajı “Belge”dir; Fakat Her Zaman “Senet” Değildir
HMK’nın 199. maddesine göre elektronik ortamdaki veriler, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olmaları hâlinde belge niteliğindedir. Bu nedenle WhatsApp mesajları, sesli mesajlar, fotoğraflar ve konuşma çıktıları hukuk yargılamasında belge olarak kullanılabilir.
Ancak “belge” ile “senet” aynı kavram değildir.
Senet, kural olarak borç altına giren kişinin imzasını taşıyan ve hukuki işlem hakkında kesin delil niteliği kazanabilen belgedir. Olağan bir WhatsApp mesajında el yazısı imza veya güvenli elektronik imza bulunmadığından, mesaj çoğu durumda HMK anlamında imzalı senet sayılmaz.
HMK’nın 205. maddesine göre güvenli elektronik imzayla oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Buna karşılık WhatsApp hesabından gönderilen sıradan bir mesaj, yalnızca telefon numarasıyla ilişkilendirilmiş olması nedeniyle güvenli elektronik imzalı senet hâline gelmez.
Dolayısıyla WhatsApp yazışması;
- Belge olabilir,
- Delil başlangıcı olabilir,
- Başka delillerle birlikte borcu ispatlayabilir,
- Fakat her durumda tek başına kesin delil veya imzalı senet sayılmaz.
8. Senetle İspat Sınırı WhatsApp Mesajlarını Nasıl Etkiler?
HMK’nın 200. maddesi uyarınca bir hakkın doğumu, devri, değiştirilmesi, ertelenmesi, ikrarı veya sona erdirilmesi amacıyla yapılan hukuki işlemler, parasal sınırı aşıyorsa kural olarak senetle ispat edilmelidir.
2026 yılında yapılan hukuki işlemler bakımından senetle ispat sınırı 41.000 TL’dir. Bu sınır, yeniden değerleme oranı ve HMK Ek Madde 1’deki yuvarlama usulü uygulanarak belirlenmiştir.
Bununla birlikte uyuşmazlık konusu işlem daha önceki bir tarihte yapılmışsa, işlemin yapıldığı tarihte geçerli olan sınır dikkate alınmalıdır. Yargıtay uygulamasında da işlemin gerçekleştiği yılın senetle ispat sınırı esas alınmaktadır.
Örneğin 2026 yılında 150.000 TL tutarında ödünç para verildiği iddia ediliyorsa, bu işlem 41.000 TL’lik sınırı aşmaktadır. Alacaklı yalnızca tanık dinleterek borç ilişkisini ispatlayamaz. Ancak WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı niteliğindeyse tanık dinlenmesinin yolu açılabilir.
9. WhatsApp Yazışmaları Ne Zaman Delil Başlangıcı Sayılır?
HMK’nın 202. maddesine göre delil başlangıcı; iddia edilen hukuki işlemi tamamen ispatlamaya yeterli olmamakla birlikte işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da gönderilmiş belgedir. Delil başlangıcı bulunduğunda, senetle ispat zorunluluğu olsa bile tanık dinlenebilir.
Bir WhatsApp mesajının delil başlangıcı sayılması için özellikle şu unsurlar aranır:
- Mesaj borçlu veya yetkili temsilcisi tarafından gönderilmiş olmalıdır.
- Borç ilişkisini tamamen değilse bile muhtemel göstermelidir.
- Mesajın borçluyla bağlantısı belirlenebilmelidir.
- İçerik, ileri sürülen hukuki ilişkiyle uyumlu olmalıdır.
Örneğin borçlunun;
“Gönderdiğin 100.000 TL’nin 40.000 TL’sini ödedim, kalan 60.000 TL’yi ay sonunda tamamlayacağım.”
şeklindeki mesajı, kalan borcun varlığını ciddi biçimde muhtemel gösterir. Bu mesajın borçluya ait olduğunun belirlenmesi hâlinde delil başlangıcı niteliği oldukça güçlüdür.
Buna karşılık yalnızca alacaklının gönderdiği;
“Bana 100.000 TL borcun var, hemen öde.”
şeklindeki mesaja borçlunun hiçbir cevap vermemesi, tek başına karşı tarafın elinden çıkmış delil başlangıcı oluşturmaz. Kişi kendi hazırladığı mesajla tek taraflı biçimde kendi lehine delil yaratamaz.
10. Yargıtay WhatsApp Yazışmalarını Nasıl Değerlendiriyor?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1984 Esas, 2024/4323 Karar sayılı kararında, taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarının HMK’nın 199. maddesi kapsamında belge olduğu; karşı tarafça gönderilen ve hukuki işlemi muhtemel gösteren mesajların HMK’nın 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı sayılabileceği kabul edilmiştir.
Kararda, WhatsApp yazışmaları ve ödeme dekontları bulunan dosyada tanıkların dinlenmeden davanın reddedilmesi eksik inceleme sayılmış; mesajlar, ödemeler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilmek üzere karar bozulmuştur.
Bu karar, “WhatsApp mesajı varsa alacak kesin ispatlanmıştır” anlamına gelmez. Kararın önemi, yazışmaların delil başlangıcı sayılarak diğer delillerin de değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edilmesidir.
Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2026 yılında kamuoyuna yansıyan bir kararında, para transferi ve WhatsApp yazışmaları dikkate alınmış; ancak mesajlarda borcun altın cinsinden verildiğine dair yeterli içerik bulunmadığı için davacının altın üzerinden alacak iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. Böylece WhatsApp yazışmaları delil olarak değerlendirilmiş, fakat içerikleri ileri sürülen özel iddiayı kanıtlamaya yeterli bulunmamıştır.
Bu yaklaşım önemli bir ayrımı göstermektedir:
Mesajların delil olarak incelenmesi ile mesajların davacının ileri sürdüğü her hususu ispatlaması aynı şey değildir.
Mesajlar borcun varlığını gösterebilir; fakat borcun;
- Türk lirası mı döviz mi olduğu,
- Altın olarak mı verildiği,
- Faizli mi faizsiz mi olduğu,
- Vadesinin ne olduğu,
- Ne kadarının ödendiği
ayrıca ispatlanmalıdır.
11. “Borcumu Ödeyeceğim” Mesajı Borç İkrarı mıdır?
TBK’nın 18. maddesine göre borcun sebebini içermemiş olsa bile borç tanıması geçerlidir. Bu nedenle borçlunun açık biçimde “Sana 100.000 TL borcum var” demesi, borcun kaynağını ayrıntılı olarak açıklamamış olsa dahi önemli bir borç tanıması oluşturabilir.
Özellikle şu ifadeler güçlü borç tanıması niteliği taşıyabilir:
- “Kalan 80.000 TL borcumu ay sonunda ödeyeceğim.”
- “Senden aldığım 50.000 TL’yi henüz geri veremedim.”
- “İlk taksiti gönderdim, iki taksit borcum kaldı.”
- “Toplam borcumuz 200.000 TL’dir.”
- “Gönderdiğin parayı 1 Eylül’de iade edeceğim.”
Buna karşılık şu ifadeler daha belirsizdir:
- “Seni mağdur etmeyeceğim.”
- “Bir şekilde hallederiz.”
- “Para gelince sana da yardımcı olurum.”
- “Merak etme, ilgileneceğim.”
- “Bir ödeme yapmaya çalışacağım.”
Bu ifadeler ahlaki bir sorumluluk, ticari görüşme, sulh teklifi veya gelecekte yapılması düşünülen bir yardım şeklinde de yorumlanabilir. Borcun miktarı ve sebebi açıkça anlaşılmıyorsa tek başına yeterli görülmeyebilir.
Ayrıca WhatsApp üzerinden yapılan borç kabulü, mahkeme önündeki ikrarla aynı hukuki güçte değildir. HMK’nın 188. maddesine göre tarafın mahkeme önünde ikrar ettiği vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ayrıca ispat edilmez. WhatsApp mesajındaki kabul ise mahkeme dışı açıklamadır; hâkim bu açıklamayı diğer delillerle birlikte değerlendirir.
12. Sulh Teklifi Borç İkrarı Sayılır mı?
Taraflar borcun tamamını kabul etmeksizin uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla ödeme teklifinde bulunabilir.
Örneğin:
“Borcum olduğunu kabul etmiyorum ama dosya kapansın diye 50.000 TL ödeyebilirim.”
Bu ifade, 50.000 TL borcun kayıtsız şartsız kabul edildiği anlamına gelmeyebilir. Mesajın açıkça sulh amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
HMK’nın 188/3. maddesinde sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarların tarafları bağlamayacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle sulh ve uzlaşma görüşmeleri sırasında kullanılan ifadeler, konuşmanın bağlamından koparılarak kesin borç ikrarı gibi sunulmamalıdır.
Bununla birlikte borçlu önce açıkça borcu kabul etmiş, ardından indirim talebinde bulunmuşsa farklı bir değerlendirme yapılabilir:
“100.000 TL borcum var ancak tamamını ödeyemiyorum. 70.000 TL ödesem dosyayı kapatır mısın?”
Bu konuşmada 100.000 TL’lik borcun açıkça kabul edildiği, 70.000 TL’nin ise sulh teklifi olduğu ileri sürülebilir.
13. Banka Dekontu ile WhatsApp Mesajı Birlikte Nasıl Değerlendirilir?
Borç davalarında en güçlü delil kombinasyonlarından biri, banka dekontuyla WhatsApp yazışmalarının birbirini doğrulamasıdır.
Ancak açıklamasız banka havalesi tek başına her zaman ödünç para verildiğini ispatlamaz. Yargıtay uygulamasında havale, kural olarak bir ödeme aracı kabul edilmekte; paranın mevcut bir borcun ödenmesi dışında, örneğin ödünç olarak gönderildiğini ileri süren kişinin bu iddiasını ispatlaması beklenmektedir.
Bu nedenle açıklamasız dekont karşısında borçlu;
- “Davacı bana olan borcunu ödedi,”
- “Bu para ortak yatırım içindi,”
- “Mal bedeli olarak gönderildi,”
- “Bağış olarak verildi,”
- “Masraf iadesiydi”
şeklinde savunma yapabilir.
Buna karşılık para transferinden önce veya sonra şu mesajların bulunması alacaklının iddiasını güçlendirir:
“100.000 TL borcu şimdi gönderiyorum.”
“Para hesabıma geçti, teşekkür ederim. 30 Eylül’de geri ödeyeceğim.”
Dekont açıklamasında da “30.09.2026 vadeli ödünç para” veya “geri ödenmek üzere borç” gibi belirli bir ifade bulunması, para transferinin hukuki sebebinin anlaşılmasına yardımcı olur.
Yalnızca “borç” kelimesi yerine mümkün olduğunca;
- Tarafların adı,
- Gönderilen miktar,
- Ödünç niteliği,
- Geri ödeme tarihi
açıkça belirtilmelidir.
14. Kısmi Ödeme Borcun Kabulü Anlamına Gelir mi?
Borçlunun kısmi ödeme yapması, özellikle ödeme sonrasında kalan borç hakkında yazışma bulunması hâlinde borcun varlığını destekleyebilir.
Örneğin:
“Bugün 20.000 TL gönderdim. Kalan 80.000 TL’yi gelecek ay ödeyeceğim.”
şeklindeki mesaj hem kısmi ödemeyi hem de kalan borcun miktarını göstermektedir.
Buna karşılık açıklamasız bir para transferinin hangi borca ilişkin olduğu tartışmalı olabilir. Taraflar arasında birden fazla hukuki ilişki varsa, ödemenin hangi borca mahsup edildiği ayrıca belirlenmelidir.
Ödeme dekontu, WhatsApp mesajı ve tarafların hesap hareketleri birlikte incelendiğinde borcun başlangıç miktarı, yapılan ödemeler ve kalan bakiye daha sağlıklı biçimde tespit edilebilir.
15. Borcun Vadesi WhatsApp Mesajlarıyla Belirlenebilir mi?
Taraflar borcun geri ödeme tarihini WhatsApp üzerinden kararlaştırabilir. Örneğin “1 Ekim 2026 tarihinde tamamını ödeyeceğim” şeklindeki açık kabul, vadenin belirlenmesinde kullanılabilir.
Ancak mesajlarda herhangi bir vade bulunmuyorsa tüketim ödüncü bakımından TBK’nın 392. maddesi gündeme gelir. Buna göre geri ödeme günü, bildirim süresi veya borcun istenildiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa, borçlu ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.
Bu nedenle vadesiz ödünçlerde doğrudan icra takibi başlatmak yerine borçluya öncelikle açık bir geri ödeme talebi yöneltilmesi ve altı haftalık sürenin dikkate alınması gerekir.
WhatsApp üzerinden;
“Tarafınıza 1 Mart 2026 tarihinde gönderdiğim 100.000 TL ödünç paranın tarafıma iadesini talep ediyorum.”
şeklinde mesaj gönderilmesi talebin ileri sürüldüğünü gösterebilir. Bununla birlikte ileride tebligat ve ulaşma tartışması yaşanmaması için noter ihtarı veya ispat kabiliyeti daha güçlü bir bildirim yöntemi tercih edilmesi daha güvenlidir.
16. Şekle Bağlı İşlemler Yalnızca WhatsApp Mesajıyla Kurulabilir mi?
Kanunda özel geçerlilik şekli öngörülen işlemlerde yalnızca WhatsApp mesajı yeterli olmayabilir.
Örneğin kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekil, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi gereklidir. Ayrıca kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefalet söz konusuysa bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir. Bu nedenle “Ben onun borcuna kefilim” şeklindeki sıradan bir WhatsApp mesajı, TBK’nın 583. maddesindeki şekil koşullarını karşılamaz.
Benzer biçimde alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Olağan bir WhatsApp mesajı güvenli elektronik imza veya gerekli imzalı yazılı şekli taşımıyorsa, yalnızca görüşmelerin varlığını gösterebilir; geçerlilik şeklinin yerini her zaman tutmaz.
Bu ayrım son derece önemlidir:
WhatsApp mesajı bir işlemin yapıldığını ispatlamaya yardımcı olabilir; ancak kanunun geçerlilik için aradığı şekil şartını her zaman yerine getirmez.
17. Şirket Çalışanının WhatsApp Mesajı Şirketi Bağlar mı?
Ticari uyuşmazlıklarda mesajı gönderen kişinin şirket adına hareket yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Şirket çalışanının;
“Firmanın size 500.000 TL borcu bulunmaktadır.”
şeklindeki mesajı önemli bir delil olabilir. Ancak mesajı gönderen kişinin şirketi temsil ve borç altına sokma yetkisi yoksa, şirket bu açıklamanın kendisini bağlamadığını ileri sürebilir.
TBK’nın temsil hükümlerine göre yetkili temsilcinin başkası adına yaptığı hukuki işlemler doğrudan temsil olunanı bağlar. Temsil yetkisinin içeriği ise verilen yetkiye göre belirlenir.
Bu nedenle ticari borçlarda WhatsApp yazışmaları;
- Ticaret sicili kayıtları,
- İmza sirküleri,
- Faturalar,
- Sipariş formları,
- Teslim belgeleri,
- Şirket e-postaları,
- Ticari defterler,
- Kısmi ödemeler
ile birlikte değerlendirilmelidir.
Şirketin yetkisiz kişinin yaptığı işlemi sonradan uygulaması, ödeme yapması veya faturayı kaydetmesi de işlemin benimsendiği yönünde değerlendirmeye konu olabilir.
18. Karşı Taraf Mesajları İnkâr Ederse Ne Olur?
Borçlu;
- “Bu mesajları ben göndermedim,”
- “Telefonumu başkası kullanıyordu,”
- “Ekran görüntüleri değiştirilmiş,”
- “Mesajların bir kısmı silinmiş,”
- “Numara bana ait değil”
şeklinde savunmalar yapabilir.
Bu durumda yalnızca kırpılmış ekran görüntülerinin sunulması yeterli olmayabilir. Mahkeme; telefon numarasının aidiyetini, konuşmanın orijinal cihazda bulunup bulunmadığını, mesajların bütünlüğünü ve verilerde değişiklik yapılıp yapılmadığını araştırabilir.
HMK’nın 266. maddesine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda mahkeme, tarafların talebi üzerine veya kendiliğinden bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Mesajların teknik bütünlüğü ve cihazdaki kayıtların incelenmesi adli bilişim uzmanının değerlendirme alanına girebilir.
Yargıtay’ın elektronik yazışmalara ilişkin yaklaşımında, mesajların karşı tarafça gönderilip gönderilmediğinin araştırılması, gerektiğinde tarafın isticvap edilmesi ve diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir.
Bilirkişi mesajların teknik gerçekliği hakkında görüş verebilir; ancak mesajların hukuki olarak öneri, kabul, borç tanıması veya sulh teklifi sayılıp sayılmayacağına hâkim karar verir.
19. Ekran Görüntüsü Tek Başına Yeterli midir?
Ekran görüntüsü delil olarak sunulabilir; ancak tek başına her zaman yeterli değildir. Ekran görüntülerinde;
- Kişi adı sonradan değiştirilebilir,
- Mesajların öncesi ve sonrası kesilebilir,
- Tarih ve saat bilgileri gizlenebilir,
- Farklı konuşmalar birleştirilebilir,
- Mesajlar üçüncü kişiler tarafından hazırlanabilir.
Bu nedenle konuşmanın yalnızca lehe olan birkaç cümlesinin değil, uyuşmazlıkla bağlantılı bütününün sunulması önemlidir.
Delilin güvenilirliğini artırmak için;
- Orijinal telefon korunmalı,
- Sohbet dışa aktarılmalı,
- Telefon numarası görünür tutulmalı,
- Tarih ve saat bilgileri muhafaza edilmeli,
- Sesli mesaj ve ek dosyalar saklanmalı,
- Banka hareketleriyle mesaj tarihleri eşleştirilmeli,
- Mesajlar üzerinde düzenleme yapılmamalıdır.
Karşı taraf mesajları açıkça kabul ediyorsa teknik inceleme ihtiyacı azalabilir. Mesajların aidiyeti veya bütünlüğü inkâr ediliyorsa orijinal cihazın incelemeye sunulabilmesi önemli hâle gelir.
20. Hukuka Aykırı Elde Edilen Mesajlar Kullanılabilir mi?
Tarafın doğrudan içinde bulunduğu WhatsApp konuşmasını mahkemeye sunması kural olarak mümkündür. Ancak üçüncü kişilerin hesaplarına izinsiz girilmesi, telefon şifresinin kırılması, casus program kullanılması veya yazışmaların hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirilmesi farklı değerlendirilir.
HMK’nın 189/2. maddesine göre hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Bu nedenle borcu ispatlama amacı, her türlü yöntemle mesaj elde edilmesini hukuka uygun hâle getirmez. Delilin yalnızca içeriğinin doğru olması değil, hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması da gerekir.
21. Yakın Akrabalar Arasındaki Borçlarda Tanık Dinlenebilir mi?
HMK’nın 203. maddesinde senetle ispat zorunluluğunun bazı istisnaları düzenlenmiştir. Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir. Ayrıca işin niteliği ve tarafların durumuna göre senet alınmasının teamülen beklenmediği işlemler de istisna kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla aile içinde verilen yüksek tutarlı borçlarda yazılı senet bulunmasa bile tanık deliline başvurulması mümkün olabilir. Bununla birlikte WhatsApp yazışmaları, banka dekontları ve kısmi ödemeler yine ispatı önemli ölçüde güçlendirecektir.
Akrabalık ilişkisi, gönderilen paranın mutlaka borç olduğu anlamına gelmez. Karşı taraf paranın aile yardımı veya bağış olduğunu ileri sürebilir. Bu nedenle mesajlarda geri ödeme iradesinin açıkça bulunması önemlidir.
22. WhatsApp Yazışmalarıyla Borç İspatında En Güçlü Delil Kombinasyonu
Bir alacak davasında en güçlü dosya genellikle tek bir delile değil, birbirini doğrulayan deliller bütününe dayanır.
Örneğin şu kombinasyon güçlü kabul edilebilir:
- Borçlunun borç talep ettiği WhatsApp mesajı,
- Alacaklının miktar ve vadeyi belirten önerisi,
- Borçlunun açık kabulü,
- “Ödünç para” açıklamalı banka dekontu,
- Paranın borçlunun hesabına geçtiğine ilişkin mesaj,
- Kısmi ödeme dekontları,
- Kalan borcun miktarını kabul eden mesaj,
- Vade sonrasında gönderilen ödeme talebi,
- Borçlunun süre istediği veya taksit önerdiği mesaj,
- Gerektiğinde tanık ve bilirkişi incelemesi.
Buna karşılık yalnızca açıklamasız banka dekontu ile alacaklının karşılıksız kalan “borcunu öde” mesajı, özellikle yüksek tutarlı uyuşmazlıklarda yeterli görülmeyebilir.
23. Uygulamada Borç Verirken Nasıl Bir WhatsApp Yazışması Yapılmalıdır?
İleride uyuşmazlık yaşanmaması için borç verilmeden önce karşı tarafa açık bir teyit mesajı gönderilebilir:
“Tarafınıza bugün banka yoluyla 150.000 TL tüketim ödüncü göndereceğim. Bu para bağış, yatırım veya mal bedeli olmayıp geri ödenmek üzere verilen borç paradır. Borcun tamamı 30 Kasım 2026 tarihinde tarafıma ödenecektir. Bu şartları kabul ediyor musunuz?”
Karşı tarafın da yalnızca “tamam” demesi yerine şu şekilde cevap vermesi daha güçlüdür:
“150.000 TL’yi borç olarak aldığımı ve 30 Kasım 2026 tarihinde tamamını geri ödeyeceğimi kabul ediyorum.”
Banka dekontunun açıklama bölümüne de;
“30.11.2026 vadeli 150.000 TL ödünç para”
şeklinde belirli bir açıklama yazılması ispatı güçlendirir.
Ancak yüksek meblağlarda yalnızca WhatsApp mesajlarına güvenilmemeli; ayrıca imzalı borç ikrarı, ödünç sözleşmesi veya uygun nitelikte senet düzenlenmelidir.
Sonuç
WhatsApp yazışmalarıyla borcun ispatı mümkündür. Tarafların mesajları, Türk Borçlar Kanunu bakımından öneri ve kabul niteliği taşıyarak sözleşmenin kurulmasını sağlayabileceği gibi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu bakımından belge veya delil başlangıcı olarak da kullanılabilir.
Ancak mahkeme yalnızca “borcum var”, “ödeyeceğim” veya “tamam” gibi tekil ifadelere bakmaz. Konuşmanın bütünü, tarafların gerçek iradesi, para transferinin sebebi, borcun miktarı, vadesi, kısmi ödemeler ve mesajların aidiyeti birlikte değerlendirilir.
Özellikle yüksek tutarlı borçlarda WhatsApp yazışması çoğu zaman imzalı senet değil, delil başlangıcı niteliğindedir. Delil başlangıcının bulunması hâlinde tanık dinlenebilir ve banka dekontları gibi diğer delillerle borç ilişkisi ispatlanabilir.
Buna karşılık mesajların belirsiz olması, yalnızca alacaklı tarafından yazılması, borcun hukuki sebebini göstermemesi veya ileri sürülen özel iddiayı doğrulamaması hâlinde dava reddedilebilir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımı da WhatsApp yazışmalarının dikkate alınması gerektiğini; fakat mesajların içeriğinin somut borç iddiasını gerçekten ispatlayıp ispatlamadığının ayrıca incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
Bu nedenle güçlü bir borç dosyası, yalnızca ekran görüntüsünden değil; açık öneri ve kabul, belirli borç ikrarı, açıklamalı banka dekontu, ödeme planı, orijinal mesaj kayıtları ve gerektiğinde tanık ile bilirkişi incelemesinden oluşan bütünlüklü bir delil yapısından meydana gelir.