Şirket Ortaklarının ve Yöneticilerinin Borçlardan Sorumluluğu
ŞİRKETLER HUKUKUNDA SORUMLULUK REJİMİ VE ŞAHIS ŞİRKETLERİNİN YAPISAL ANALİZİ
Türk hukuk sisteminde bir şirketin borçlarından dolayı ortakların hangi ölçüde sorumlu tutulacağı, ilgili şirketin hukuki niteliğine, tüzel kişiliğinin olup olmamasına ve ortaklık sıfatının hukuki mahiyetine göre değişkenlik gösterir. Şirket borcundan sorumluluk, alacaklıların haklarını koruyan cebri icra hukuku ile girişimcinin riskini sınırlayan ticaret hukuku prensipleri arasındaki dengeyi temsil eder. Bu dengenin en uç noktasında ise, ortakların malvarlıkları ile şirket varlıklarının hukuken iç içe geçtiği şahıs şirketleri yer almaktadır.
1. Adi Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu (TBK m. 620-645)
Tüzel kişiliği bulunmayan ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olan adi şirket, sorumluluk rejiminin en yalın ve en ağır işlediği modeldir. Adi ortaklıkta, ortaklık adına doğan borçlar doğrudan ortakların şahsi borcu hükmündedir.
- Müteselsil ve Sınırsız Sorumluluk: TBK m. 638 uyarınca, ortaklar ortaklık için üstlendikleri borçlardan dolayı aksine bir sözleşme olmadıkça üçüncü kişilere karşı müteselsilen (zincirleme) ve tüm malvarlıklarıyla sorumludurlar. Alacaklı, borcun tamamını ortaklardan herhangi birinden talep edebilir.
- Diğer Ortakların Borçlarından Sorumluluk: Adi ortaklıkta yapılan bir işlem, diğer ortakları da temsil ilişkisi çerçevesinde bağlar. Dolayısıyla, bir ortağın ortaklık amacıyla yaptığı hukuki işlemlerden doğan borç, diğer ortakların borçlarından sorumluluk kapsamında tüm ortakların şahsi malvarlığını tehdit eder.
- Şahsi Borçlarda Sorumluluk: Ortağın şahsi alacaklısı, ortağın adi şirketteki iştirak payına (tasfiye payına) yönelebilir ancak doğrudan doğruya ortaklık mallarına haciz koyamaz.
2. Kollektif Şirketlerde İkinci Derece Sınırsız Sorumluluk (TTK m. 211-266)
Kollektif şirket, tüzel kişiliği haiz olmasına rağmen ortakların sorumluluğu bakımından şahıs şirketi karakterini korur. TTK m. 211 uyarınca, şirket borçlarından dolayı ortakların sorumluluğu “ikinci derecede”, “sınırsız” ve “müteselsil”dir.
- Şirket Borcundan Sorumluluk: Alacaklılar, öncelikle tüzel kişiliği haiz olan şirkete başvurmak zorundadırlar. Şirkete yapılan icra takibi semeresiz kalırsa veya şirket tasfiye haline gelmişse, alacaklılar doğrudan ortakların şahsi malvarlığına yönelebilirler.
- Sınırsızlık İlkesi: Kollektif şirket ortağı, koyduğu sermaye ile sınırlı kalmaksızın, şirketin tüm borçlarından hayatı boyunca edindiği tüm varlığıyla sorumludur. Bu durum, kollektif şirketi yüksek güvene dayalı ancak riskli bir model kılar.
3. Adi Komandit Şirketlerde Ayrışmış Sorumluluk (TTK m. 304-328)
Komandit şirket, sorumluluk düzeyleri birbirinden farklı iki tür ortağın (komandite ve komanditer) bir araya geldiği hibrit bir yapıdır.
- Komandite Ortak (Sınırsız Sorumlu): Bu ortaklar, tıpkı kollektif şirket ortakları gibi şirket borçlarından dolayı sınırsız ve müteselsilen sorumludur. Yönetim ve temsil yetkisi sadece bu ortaklara aittir.
- Komanditer Ortak (Sınırlı Sorumlu): Sorumluluğu, şirkete getirmeyi taahhüt ettiği sermaye miktarıyla sınırlıdır. Alacaklılar, komanditer ortağın şahsi malvarlığına ancak taahhüt ettiği sermayeyi şirkete ödememişse, o ödenmeyen kısım için başvurabilirler. Ancak komanditer ortak, şirket unvanında adının geçmesine izin verirse veya şirketi yönetmeye kalkarsa, sınırsız sorumlu hale gelir.
4. Şahsi Borçlar ve Şirket Varlığı İlişkisi
Şahıs şirketlerinde, ortağın kendi özel hayatından kaynaklanan (şirket dışı) borçları, şirketin devamlılığını tehlikeye atabilir. Şahsi borçlarında sorumluluk kapsamında, bir ortağın şahsi alacaklısı, borçlunun şirketteki kar payına veya tasfiye sonundaki payına haciz koydurabilir. Kollektif ve komandit şirketlerde, şahsi borç nedeniyle ortağın payının haczedilmesi ve paraya çevrilmesi süreci, şirketin feshine kadar uzanan bir hukuki koridoru açabilir.
5. Yeni Ortağın Eski Borçlardan Sorumluluğu
Şahıs şirketlerine sonradan katılan ortaklar için TTK çok katı bir kural öngörür. Bir kişi kollektif veya komandit şirkete girdiğinde, şirketin o tarihten önce doğmuş olan tüm borçlarından da diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve sınırsız sorumlu olur. Bu, “borca dahil olma” prensibinin kanuni bir sonucudur ve yeni ortağın şirketin mali geçmişini çok iyi analiz etmesini zorunlu kılar.
SERMAYE ŞİRKETLERİNDE SINIRLI SORUMLULUK REJİMİ VE SERMAYE TAAHHÜDÜNÜN HUKUKİ SONUÇLARI
Sermaye şirketlerinde şirket borcundan sorumluluk, şahıs şirketlerinin aksine “şahıs” ile değil, “sermaye payı” ile ilişkilendirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK), bu şirket modellerinde tüzel kişiliğin bağımsızlığını en üst düzeye çıkararak, ortakların malvarlığını şirket alacaklılarına karşı koruyan hukuki bir kalkan (corporate veil) oluşturur. Ancak bu kalkan, sermaye taahhütlerinin yerine getirilmemesi veya kamu borçları söz konusu olduğunda esneyebilmektedir.
1. Anonim Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu: “Tek Borç” İlkesi
Anonim şirket (A.Ş.), sorumluluk hukukunun en kristalize olduğu yapıdır. TTK m. 329 ve 480 hükümleri uyarınca, ortakların (pay sahiplerinin) sorumluluğu sadece taahhüt ettikleri sermaye payları ile sınırlıdır.
- Sınırlı Sorumluluk ve Tek Borç İlkesi: Pay sahibi, şirkete getirmeyi taahhüt ettiği sermaye borcunu ödediği anda, şirketin üçüncü kişilere olan borçlarından dolayı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Bu kurala “Tek Borç İlkesi” denir; pay sahibinin şirkete karşı tek bir borcu vardır, o da sermaye koyma borcudur.
- Şirket Borcundan Sorumluluk: Şirket alacaklıları, A.Ş.’nin borçları için doğrudan pay sahiplerine gidemezler. Alacaklıların tek muhatabı şirketin malvarlığıdır. Pay sahibi, şirket iflas etse dahi, en fazla şirkete koyduğu sermayeyi kaybeder; şahsi malvarlığı (evi, arabası, banka hesabı) güvence altındadır.
- İstisna: Kamu Borçları: Anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin vergi ve sigorta primi gibi kamu borçlarından dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durum A.Ş.’yi yatırımcı açısından en güvenli liman kılar.
2. Limited Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu ve Karma Yapı
Limited şirket (Ltd. Şti.), her ne kadar bir sermaye şirketi olsa da, sorumluluk rejimi bakımından A.Ş.’ye göre daha katı kurallara tabidir. TTK m. 573 ve devamı maddeleri bu farkı netleştirir.
- Asli Sorumluluk: Tıpkı A.Ş.’de olduğu gibi, ortaklar kural olarak sadece taahhüt ettikleri sermaye payı ile şirkete karşı sorumludurlar. Sermaye borcunu tamamen ödeyen ortağın, şirketin ticari borçları için şahsi malvarlığına başvurulamaz.
- Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri: Ltd. Şti. esas sözleşmesine konulacak hükümlerle ortaklara “ek ödeme yükümlülüğü” getirilebilir. Bu durumda ortak, taahhüt ettiği sermayenin dışında, şirketin mali durumunun bozulması halinde ek bir ödeme yapmak zorunda kalabilir. Bu, sınırlı sorumluluk ilkesinin sözleşmesel bir genişlemesidir.
3. Kamu Borçlarından Sorumluluk: Limited Şirket Ortağının “Aşil Topuğu”
Limited şirketi Anonim şirketten ayıran en büyük risk faktörü kamu alacaklarıdır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 35 uyarınca;
- Limited Şirket Ortağının Kamu Borcu Sorumluluğu: Şirketten tahsil edilemeyen vergi, resim, harç ve SGK prim borçlarından dolayı ortaklar, şirketteki sermaye payları oranında doğrudan doğruya şahsi malvarlıklarıyla sorumludurlar.
- Bu sorumluluk, ortağın müdür (yönetici) olup olmamasından bağımsızdır. Alacaklı olan devlet, şirketin malvarlığının borca yetmediği durumlarda, sermaye borcunu tam ödemiş olsa dahi ortağın şahsi varlıklarına el koyabilir. Bu durum, şirket borcundan sorumluluk kavramının Ltd. Şti. ortakları için ne kadar riskli olabileceğini göstermektedir.
4. Diğer Ortakların Borçlarından Sorumluluk ve Rücu İlişkisi
Sermaye şirketlerinde kural olarak ortaklar birbirlerinden bağımsızdır. Bir ortağın sermaye taahhüdünü yerine getirmemesi, diğer ortağın sorumluluğunu artırmaz. Ancak;
- Ltd. Şti.’de kamu borçları söz konusu olduğunda, her ortak kendi payı oranında sorumlu olsa da, uygulamada müteselsil sorumluluk benzeri durumlar ortaya çıkabilir.
- Şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, diğer ortakların borçlarından sorumluluk sermaye şirketlerinin doğasına aykırıdır. Her ortak, şirkete karşı kendi payı kadar “yabancı” kabul edilir.
5. Şahsi Borçlarında Sorumluluk ve Payın Haczi
Ortağın kendi özel borçları nedeniyle şirket varlıklarının durumu, TTK m. 133 hükmünde düzenlenmiştir.
- Bir ortağın şahsi alacaklısı, borçlu ortağın şirketteki kar payına veya tasfiye payına haciz koydurabilir.
- Payın Haczi: Anonim şirketlerde pay senetleri (veya ilmühaberler) haczedilebilirken; Limited şirketlerde payın haczi ancak icra dairesinin şirkete tebliği ve ticaret siciline şerh düşülmesiyle gerçekleşir. Ancak hiçbir durumda, ortağın şahsi borcu için şirketin fabrikasına, kasasındaki parasına veya demirbaşlarına haciz konulamaz. Şirketin malı ortağın değildir.
YÖNETİCİLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU, ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE YÖNETİMSEL RİSKLERİN ANALİZİ
Sermaye şirketlerinde tüzel kişilik bir hukuk kurgusudur ve bu kurguyu canlandıran gerçek kişiler yöneticilerdir. Anonim şirketlerde Yönetim Kurulu, limited şirketlerde ise Müdürler, görevlerini yerine getirirken sadece şirketin menfaatlerini değil, aynı zamanda kanunun çizdiği emredici sınırları da gözetmek zorundadırlar. Şirket borcundan sorumlulukmeselesi, yöneticiler söz konusu olduğunda “sınırlı sorumluluk” ilkesinden uzaklaşarak, şahsi kusura dayalı bir tazminat sorumluluğuna dönüşür.
1. Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu (TTK m. 553)
Türk Ticaret Kanunu m. 553 uyarınca, yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
- Kusur İlkesi: Yöneticinin sorumluluğu bir “sonuç” sorumluluğu değil, “özen” sorumluluğudur. Eğer bir yönetici, “tedbirli bir yöneticinin özeni” (Business Judgment Rule / İş Adamı Kararı) ile hareket etmiş ancak buna rağmen şirket zarar etmişse, şahsi sorumluluğu doğmaz.
- Müteselsil Sorumluluk ve Farklılaştırılmış Teselsül: Zarara birden fazla yönetici sebep olmuşsa, her biri kendi kusuru ve durumun gereğine göre zarardan sorumlu tutulur. Bu, diğer ortakların borçlarından sorumlulukkavramından farklı olarak, yöneticinin sadece kendi etki alanındaki hatalardan sorumlu tutulmasını sağlayan adil bir paylaşımdır.
2. Limited Şirket Müdürlerinin Sorumluluk Rejimi
Limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğu, TTK m. 644 atfıyla anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk hükümlerine tabidir. Ancak limited şirketlerde “temsil yetkisinin devri” anonim şirketler kadar esnek olmadığından, müdürlerin her operasyonel işlemde şahsi sorumluluk riski daha yüksektir.
- Kamu Borçlarında Ekstra Sorumluluk: Bölüm 2’de ortaklar için değindiğimiz kamu borcu riski, yöneticiler için çok daha serttir. Şirketten tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçlarının tamamından yöneticiler, sermaye paylarına bakılmaksızın ve müteselsilen (borcun tamamından) sorumludurlar. Bu durum, profesyonel yöneticiler için en büyük mali riski oluşturur.
3. Şahsi Borçlar ve Yönetici Sıfatı İlişkisi
Bir yöneticinin şahsi borçlarında sorumluluk süreci, yöneticilik sıfatını hukuken etkileyebilir. Özellikle yöneticinin şahsi borcu nedeniyle iflas etmesi veya malvarlığı üzerine haciz konulması, şirketin itibarını ve kredi notunu etkileyebileceği gibi, bazı durumlarda esas sözleşme uyarınca yöneticilik görevinden azil sebebi sayılabilir. Ancak kural olarak, yöneticinin özel borcu şirketi bağlamaz; şirketin malvarlığı yöneticinin şahsi alacaklılarına karşı koruma altındadır.
4. İflasın Eşiğinde Sorumluluk ve “Süresi İçinde İflas İsteme” Yükümlülüğü
Yöneticiler için sorumluluğun en “tehlikeli” olduğu an, şirketin mali durumunun bozulduğu andır. TTK m. 376 uyarınca, şirket sermayesinin kaybı veya borca batıklık durumu saptandığında yöneticilerin derhal aksiyon alması gerekir.
- İflasın Ertelenmemesi ve Zararın Artması: Eğer yöneticiler, şirketin borca batık olduğunu bilmelerine rağmen iflas bildiriminde bulunmaz ve ticaret mahkemesine başvurmazlarsa, bu tarihten sonra doğan tüm zararlardan (alacaklıların zararlarından) şahsen sorumlu hale gelirler.
- İcra İflas Kanunu (İİK) m. 345/a: İflasın istenmemesi aynı zamanda bir icra suçudur ve yöneticiler hakkında tazyik hapsi riskini doğurur. Bu aşamada şirket borcundan sorumluluk, artık hukuki bir tazminat davasından öte cezai bir sürece evrilir.
5. İbra Kurumu ve Sorumluluktan Kurtulma
Genel kurul tarafından yöneticilerin “ibra edilmesi”, şirketin o yöneticiye karşı dava açma hakkından vazgeçmesi anlamına gelir. Ancak ibra, sadece genel kurula sunulan ve bilinen olaylar için geçerlidir. Saklanan veya genel kuruldan gizlenen usulsüzlükler için ibra kararı bir koruma sağlamaz. Ayrıca, ibranın azınlık pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının dava açma hakkını kısıtlayıcı etkisi sınırlıdır.
ORTAKLIKTAN AYRILMA, PAY DEVRİ VE SORUMLULUĞUN ZAMANSAL SINIRLARI
Şirketler hukukunda bir ortağın payını devretmesi veya ortaklıktan çıkması, o tarihten sonra doğacak borçlar için bir koruma sağlasa da, ayrılma tarihinden önceki yükümlülükler belirli bir süre daha ortağın peşini bırakmaz. Şirket borcundan sorumluluk, ortağın şirkette aktif olduğu dönemi kapsayan “geçmişe etkili” bir bağdır. Bu bağın ne zaman ve nasıl koptuğu, hem adi şirket gibi şahıs yapılarında hem de limited şirket gibi sermaye yapılarında farklı zamanaşımı rejimlerine tabidir.
1. Şahıs Şirketlerinde Ayrılan Ortağın Sorumluluğu (TTK m. 264)
Kollektif ve komandit şirketlerde bir ortağın ayrılması, üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu anında sona erdirmez. TTK m. 264 uyarınca, ayrılan ortağın sorumluluğu şu şartlarla devam eder:
- İki Yıllık Uzamış Sorumluluk: Ortağın ayrılması ticaret siciline tescil ve ilan edildikten sonra dahi, ortak ayrılmadan önce doğmuş olan borçlardan dolayı iki yıl boyunca sınırsız ve müteselsil sorumluluğu devam eder. Bu süre, alacaklıların haklarını korumaya yönelik emredici bir süredir.
- Diğer Ortakların Borçlarından Sorumluluk: Ayrılan ortak, kendi döneminde yapılan işlemler nedeniyle diğer ortakların borçlarından sorumluluk kapsamında hala muhatap alınabilir. Eğer borç ortağın ayrılmasından sonra doğmuşsa ancak kaynağını ortağın görevde olduğu bir sözleşmeden alıyorsa, hukuki ihtilaflar “borcun doğum anı” üzerinden şekillenir.
2. Limited Şirketlerde Pay Devri ve Kamu Borcu Takibi
Limited şirketlerde pay devri, noter tasdikli devir sözleşmesi ve ticaret siciline tescil ile hüküm ifade eder. Ancak kamu borçları söz konusu olduğunda devir, tam bir kurtuluş sağlamayabilir.
- Kamu Borcundan Kurtulamama: 6183 Sayılı Kanun uyarınca, limited şirket ortağı payını devretse dahi, kendi dönemine ait olan vergi ve SGK borçlarından dolayı payı oranında sorumlu kalmaya devam eder. Hatta devralan yeni ortak da bu eski borçlardan müteselsilen sorumludur. Bu, kamu alacağının tahsilini garanti altına alan çapraz bir sorumluluk modelidir.
- Şahsi Borçlarında Sorumluluk: Ortağın ayrılma sürecinde, şahsi alacaklıları ayrılma payına (ayrılık akçesine) haciz koyabilir. Ortağın şirketten alacağı olan bu bedel, şahsi borçlarında sorumluluk kapsamında alacaklılara ödenir.
3. Anonim Şirketlerde Pay Devrinin “Temiz” Doğası
Sermaye şirketlerinin zirvesi olan Anonim Şirketlerde, sorumluluktan kurtulmak çok daha kolaydır.
- Sorumluluğun Devri: A.Ş. pay sahibi, payını devrettiği anda (nama yazılı paylarda ciro ve teslim, hamiline yazılılarda teslim ile) şirkete karşı olan sermaye taahhüdü borcu da devralana geçer. Eğer sermaye borcu tamamen ödenmişse, devreden ortağın şirketle hiçbir hukuki bağı ve sorumluluğu kalmaz.
- İstisna (TTK m. 480): Eğer paylar üzerinde henüz ödenmemiş bir sermaye borcu varsa ve şirket devirden itibaren iki yıl içinde iflas ederse, devreden ortak belirli şartlar altında o sermaye borcundan sorumlu tutulabilir.
4. Zamanaşımı Süreleri ve Hak Düşürücü Süreler
Şirketler hukukunda sorumluluk davaları genel ve özel zamanaşımı sürelerine tabidir:
- Yöneticilere Karşı Sorumluluk Davası: Zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin üzerinden beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 560).
- Şirket Alacaklılarının Talepleri: Kural olarak 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. Ancak ortaklıktan ayrılan şahıs şirketi ortakları için yukarıda belirttiğimiz 2 yıllık özel süre önceliklidir.
- Haksız Fiil Sorumluluğu: Eğer yönetici veya ortak bir haksız fiil (dolandırıcılık, mal kaçırma vb.) işlemişse, ceza kanunlarındaki daha uzun zamanaşımı süreleri uygulanır.
5. Tasfiye Sürecinde Sorumluluk
Şirketin feshi ve tasfiyesi, sorumluluğu sona erdirmez; aksine kristalize eder.
- Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu: Şirketi tasfiye eden kişiler, alacaklıların haklarını tam olarak ödemeden veya gerekli ilanları yapmadan şirketi sicilden silerlerse, alacaklıların uğradığı zarardan şahsen ve sınırsız sorumlu olurlar.
- Ek Tasfiye: Şirket sicilden silindikten sonra bir malvarlığı veya borç ortaya çıkarsa, “şirketin ihyası” (yeniden canlandırılması) davası açılır. Bu durumda eski ortaklar, tasfiye payı olarak aldıkları tutar nispetinde borçtan sorumlu tutulabilirler.
TÜZEL KİŞİLİK PERDESİNİN ARALANMASI VE SORUMLULUK HUKUKUNDA NİHAİ SINIRLAR
Modern ticaret hukukunun temel direği olan “tüzel kişiliğin bağımsızlığı” ve “ortakların sınırlı sorumluluğu” ilkeleri,dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı şekilde kullanıldığında, hukuk bu koruma zırhını devre dışı bırakır. Şirket borcundan sorumluluk kavramı, perdenin aralanması teorisiyle birlikte, ortakların şahsi malvarlığına doğrudan ulaşılabilen olağanüstü bir yola evrilir.
1. Perdenin Aralanması Teorisinin Mahiyeti ve Temeli
Normal şartlarda, bir anonim veya limited şirketin borcu sadece şirketin malvarlığı ile sınırlıdır. Ancak ortağın, şirketin tüzel kişiliğini kendi şahsi çıkarları için bir paravan olarak kullanması, alacaklıları zarara uğratma amacı gütmesi veya şirket ile şahsi varlıklarını birbirine karıştırması durumunda, “perde aralanır”.
- Hakkın Kötüye Kullanılması: Eğer bir ortak, şirketin içini boşaltıp borçları şirkette bırakırken, karları şahsi hesabına aktarıyorsa, sınırlı sorumluluk zırhından yararlanamaz.
- Özkaynak Yetersizliği: Şirketin kurulurken veya faaliyet gösterirken, iş hacmiyle tamamen orantısız ve komik düzeyde düşük bir sermaye ile yönetilmesi, alacaklılara karşı bir dürüstlük ihlali sayılarak perdenin aralanmasına neden olabilir.
2. Perdenin Aralanması Türleri: Düz, Ters ve Çapraz Aralama
Yargıtay içtihatları çerçevesinde bu teori üç farklı şekilde uygulama alanı bulur:
- Düz Perdenin Aralanması: Şirket borçlarından dolayı doğrudan hakim ortağın veya yöneticinin şahsi malvarlığına gidilmesidir. En yaygın uygulama budur.
- Ters Perdenin Aralanması: Ortağın şahsi borçlarından dolayı, ortağın kontrolündeki şirketin malvarlığına başvurulmasıdır. Şahsi borçlarında sorumluluk ilkesinin şirket varlıklarına sirayet ettiği istisnai bir haldir.
- Çapraz Perdenin Aralanması: Aynı gruba veya holdinge bağlı kardeş şirketler arasındaki malvarlığı geçişlerinin alacaklıyı zarara uğratması durumunda, borcun bir şirketten alınarak diğerinden tahsil edilmesidir.
3. Malvarlıklarının Karışması ve Özdeşlik Kavramı
Perdenin aralanması için en güçlü karine “malvarlıklarının karışması”dır. Eğer ortağın şahsi harcamaları şirket kasasından yapılıyor, şirket araçları ortağın özel işlerinde kullanılıyor ve muhasebe kayıtları bu ayrımı yapmıyorsa, artık ortada bağımsız bir tüzel kişilikten söz edilemez. Bu durumda şirket ile ortak “hukuken özdeş” kabul edilir ve şirket borcundan sorumluluk doğrudan ortağın tüm malvarlığını kapsar.
4. Sorumluluktan Kurtulma ve Dürüstlük Kuralı (TMK m. 2)
Perdenin aralanması davasıyla karşı karşıya kalan bir ortak veya yönetici, ancak işlemlerinin rasyonel bir ticari gerekçeye dayandığını ve alacaklıları zarara uğratma kastının olmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Ancak, şahıs şirketlerindeki (adi, kollektif) “sınırsız sorumluluk” ile sermaye şirketlerindeki “perdenin aralanması” karıştırılmamalıdır.İlki kanuni bir statü iken, ikincisi istisnai ve cezalandırıcı bir hukuki yaptırımdır.