Single Blog Title

This is a single blog caption

Sınır Ötesinde Alacağı Dondurmak: Uluslararası İhtiyati Haciz Nasıl Konulur ve Nasıl Kaldırılır?

Sınır Ötesinde Alacağı Dondurmak: Uluslararası İhtiyati Haciz Nasıl Konulur ve Nasıl Kaldırılır?

Uluslararası ticari ilişkilerde bir davanın kazanılması aylar, bazı durumlarda yıllar sürebilir. Bu süre içinde borçlunun banka hesaplarını boşaltması, taşınmazlarını devretmesi, şirket paylarını elden çıkarması veya malvarlığını başka bir ülkeye taşıması mümkündür. Dava sonunda alacaklı lehine karar verilse dahi borçlunun haczedilebilir malvarlığı kalmamışsa kararın ekonomik bir değeri bulunmayabilir.

İhtiyati haciz, bu riski önlemek amacıyla kullanılan geçici hukuki koruma yoludur. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda uygulandığında uygulamada “uluslararası ihtiyati haciz” veya “sınır ötesi ihtiyati haciz” olarak adlandırılmaktadır.

Ancak Türk hukukunda “uluslararası ihtiyati haciz” adı altında bağımsız ve ayrı bir haciz türü bulunmamaktadır. Burada söz konusu olan, borçlu, alacaklı, sözleşme, mahkeme, tahkim yeri veya malvarlığından en az birinin yabancı ülkeyle bağlantılı olduğu bir uyuşmazlıkta İcra ve İflas Kanunu’nun ihtiyati haciz hükümlerinin uygulanmasıdır.

İhtiyati Haciz Borcu Tahsil Etmez, Malvarlığını Korur

İhtiyati haciz, alacaklının para alacağını güvence altına almak amacıyla borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasıdır.

Bu karar;

  • Alacaklının davayı kazandığı anlamına gelmez.
  • Borçlunun malvarlığını alacaklıya devretmez.
  • Haczedilen malın hemen satılmasını sağlamaz.
  • Alacağı kendiliğinden tahsil etmez.

İhtiyati haciz, esas dava veya icra takibi sonuçlanıncaya kadar borçlunun malvarlığının korunmasını sağlar. Alacaklının haklılığı kesinleştikten sonra ihtiyati haciz kesin hacze dönüşebilir ve haczedilen varlıkların satışına geçilebilir.

Bu yönüyle ihtiyati haciz, davanın sonunda verilecek kararın kâğıt üzerinde kalmasını önleyen bir güvence aracıdır.

Uluslararası İhtiyati Haciz Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

Aşağıdaki hâllerde uyuşmazlık uluslararası nitelik kazanabilir:

  • Alacaklının veya borçlunun yabancı ülkede yerleşik olması,
  • Borçlunun Türkiye’de bulunmasına rağmen malvarlığının yurt dışında olması,
  • Borçlunun yurt dışında bulunmasına rağmen Türkiye’de banka hesabı, taşınmazı veya şirket payı bulunması,
  • Sözleşmenin yabancı hukuka tabi olması,
  • Sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunması,
  • Alacağın yabancı mahkeme veya hakem kararına bağlanmış olması,
  • Borçlunun malvarlığını ülkeler arasında aktarması.

Uluslararası unsurun bulunması ihtiyati haczin temel şartlarını değiştirmez. Ancak hangi ülke mahkemesinin karar vereceği, kararın hangi ülkede uygulanacağı ve esas davanın nerede açılacağı ayrıca incelenmelidir.

Türkiye’de Uygulanacak Hacze Türk Hukuku Uygulanır

Borçlunun malvarlığı Türkiye’de bulunuyorsa ihtiyati haczin şartları, uygulanması ve kaldırılması Türk icra hukukuna tabidir.

MÖHUK’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Bu nedenle Türkiye’de ihtiyati haciz talep edilirken MÖHUK yanında İcra ve İflas Kanunu’nun 50, 257 ve devamı maddeleri ile uyuşmazlığın niteliğine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu dikkate alınır.

Sözleşmede yabancı mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin bir hüküm bulunması, Türkiye’de hiçbir geçici koruma talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Bununla birlikte yabancı mahkeme yetkisi, uyuşmazlığın niteliği, Türkiye’de bulunan malvarlığı ve Türk mahkemesinin yer itibarıyla yetkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Milletlerarası tahkim bakımından durum daha açıktır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 6. maddesi, tahkimden önce veya tahkim sırasında Türk mahkemelerinden ihtiyati haciz istenmesini açıkça mümkün kılmaktadır. Bu hüküm, tahkim yerinin Türkiye dışında olduğu bazı durumlarda da uygulanmaktadır.

İhtiyati Haczin Temel Şartları Nelerdir?

1. Bir para alacağı bulunmalıdır

İhtiyati haciz yalnızca para alacaklarını güvence altına almak amacıyla uygulanır.

Bir malın teslimi, bir işlemin durdurulması, şirket kararının uygulanmaması veya sözleşmeye aykırı davranışın önlenmesi isteniyorsa ihtiyati haciz yerine ihtiyati tedbir gündeme gelir.

Yabancı para alacakları da ihtiyati hacze konu olabilir. Dolar, avro, sterlin veya başka bir para birimi üzerinden doğmuş alacak için talepte bulunulabilir. Ancak alacağın miktarı, dayanağı ve hesaplama yöntemi açıkça gösterilmelidir.

2. Alacak rehinle güvence altına alınmamış olmalıdır

İİK’nin 257. maddesindeki temel kural, rehinle temin edilmemiş para alacakları için ihtiyati haciz istenebilmesidir.

Alacak yeterli bir ipotek, taşınır rehni veya başka bir ayni teminatla tamamen güvence altına alınmışsa kural olarak aynı alacak için ihtiyati haciz istenemez. Rehin yalnızca alacağın bir kısmını karşılıyorsa teminatsız kalan bölüm bakımından ihtiyati haciz değerlendirilmesi yapılabilir.

Kefalet veya banka garantisi bulunması ise her durumda rehinle teminat anlamına gelmez. Teminatın türü ve kapsamı somut sözleşmeye göre incelenmelidir.

3. Alacak kural olarak muaccel olmalıdır

Vadesi gelmiş ve ödenmemiş para alacağı bakımından, diğer şartlar da mevcutsa ihtiyati haciz talep edilebilir.

Vadesi henüz gelmemiş alacaklarda ise ihtiyati haciz istisnai olarak mümkündür. İİK’nin 257. maddesine göre özellikle;

  • Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması,
  • Borçlunun borcundan kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması,
  • Borçlunun kaçmaya hazırlanması veya kaçması,
  • Alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması,

gibi durumlarda vadesi gelmemiş alacak için de ihtiyati haciz gündeme gelebilir.

Borçlunun yabancı ülkede yerleşik olması tek başına “belirli yerleşim yeri bulunmaması” anlamına gelmez. Borçlunun yurt dışında bilinen ve belirlenebilir bir yerleşim yerinin bulunması hâlinde yalnızca yabancı olması ihtiyati haciz sebebi sayılamaz.

4. Alacak yaklaşık olarak ispatlanmalıdır

İhtiyati haciz aşamasında alacağın kesin biçimde ispatlanması aranmaz. Alacaklı, mahkemede alacağın varlığı ve haciz sebepleri hakkında güçlü bir kanaat oluşturacak belgeler sunmalıdır.

Bu kapsamda;

  • Sözleşmeler,
  • Faturalar,
  • Teslim belgeleri,
  • Banka dekontları,
  • Cari hesap kayıtları,
  • Borç ikrarları,
  • E-posta ve ticari yazışmalar,
  • Çek veya senetler,
  • Yabancı mahkeme veya hakem kararları,
  • Borçlunun mal devrine ilişkin sicil kayıtları,

delil olarak kullanılabilir.

Mahkeme, esas davadaki gibi tam bir ispat incelemesi yapmaz. Ancak yalnızca soyut iddia, tahmini hesap veya tek taraflı hazırlanmış belgelere dayanılarak ihtiyati haciz verilmesi de mümkün değildir.

5. Alacaklı teminat göstermelidir

İhtiyati haciz nedeniyle borçlunun veya üçüncü kişilerin zarara uğrama ihtimali bulunduğundan alacaklıdan kural olarak teminat alınır.

Teminatın miktarı mahkemece belirlenir. Uygulamada alacak miktarının belirli bir oranı üzerinden teminat takdir edilmekle birlikte kanunda her dosya için geçerli sabit bir oran bulunmamaktadır.

Alacak kesinleşmiş bir Türk mahkeme ilamına dayanıyorsa teminat aranmaz. Alacak ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa mahkeme teminat alıp almama konusunda değerlendirme yapabilir.

Yabancı gerçek veya tüzel kişinin Türkiye’de dava açması ya da icra takibi başlatması hâlinde MÖHUK’un 48. maddesi kapsamında ayrıca yabancılık teminatı gündeme gelebilir. Karşılıklılık veya milletlerarası sözleşme bulunması hâlinde bu teminattan muafiyet sağlanabilir. MÖHUK teminatı ile İİK uyarınca haksız haciz zararlarını güvence altına alan teminat farklı amaçlara hizmet eder.

Hangi Mahkemeden İhtiyati Haciz İstenir?

İhtiyati hacze, esas uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme tarafından karar verilir.

Alacak ticari işten doğuyorsa asliye ticaret mahkemesi, genel bir borç ilişkisinden doğuyorsa asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir. İş, tüketici veya başka özel hukuk ilişkilerinde özel görev kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.

Yer itibarıyla yetki, İİK’nin 50. maddesi ve ilgili iç hukuk kurallarına göre belirlenir. Borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, geçerli bir yetki sözleşmesi ve uyuşmazlığın niteliğine ilişkin özel yetki kuralları dikkate alınır.

Borçlunun yalnızca Türkiye’de malvarlığı bulunması ile Türk mahkemelerinin her durumda yetkili hâle geldiği sonucuna varılmamalıdır. Bununla birlikte malvarlığının Türkiye’de bulunması, geçici koruma talebinin etkinliği ve milletlerarası yetkinin yorumlanması bakımından önemli bir bağlantı oluşturabilir. Bu konu, yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunan dosyalarda özellikle dikkatle incelenmelidir.

Başvuru Nasıl Yapılır?

İhtiyati haciz talebi, esas dava açılmadan önce ayrı bir talep olarak veya dava açıldıktan sonra dava dosyası içinde ileri sürülebilir.

Başvuru dilekçesinde şu hususlar açıklanmalıdır:

  • Alacağın hukuki sebebi,
  • Alacağın miktarı ve para birimi,
  • Alacağın vadesi,
  • Alacağın rehinle güvence altında olup olmadığı,
  • Borçlunun mal kaçırma ihtimalini gösteren olaylar,
  • Borçlunun Türkiye’de bilinen malvarlığı,
  • Yabancı mahkeme, tahkim ve hukuk seçimi hükümleri,
  • Talep edilen haczin kapsamı,
  • Sunulan belgeler ve yaklaşık ispat,
  • Teminat konusundaki talep.

Borçlunun bütün malvarlığının hiçbir sınır gösterilmeden haczi talep edilmemelidir. Haciz, ana para, faiz ve muhtemel takip giderlerini karşılayacak miktarla sınırlı olmalıdır.

Borçlunun banka hesapları, taşınmazları, araçları, şirket payları, üçüncü kişilerden olan alacakları, kripto varlık platformlarındaki hakları ve diğer haczedilebilir varlıkları talebe konu edilebilir.

Borçlu Dinlenmeden Karar Verilebilir mi?

Mahkeme, ihtiyati haciz talebini borçluyu dinleyerek veya borçluya önceden haber vermeden karara bağlayabilir.

Mal kaçırma riski bulunan dosyalarda borçluya önceden bildirim yapılması, koruma tedbirinin amacını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle uygulamada ihtiyati haciz kararlarının önemli bir bölümü borçlu dinlenmeden verilmektedir.

Ancak borçlunun dinlenmemiş olması savunma hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Kararın uygulanmasından sonra borçluya yedi günlük itiraz hakkı tanınmıştır.

Karar Alınması Yeterli Değildir: On Günlük İnfaz Süresi

Mahkemenin ihtiyati haciz kararı vermesiyle borçlunun mallarına kendiliğinden haciz konulmaz.

Alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın uygulanmasını istemelidir. Bu süre içinde infaz talep edilmezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.

Sürenin kararın alacaklıya tebliğinden değil, karar tarihinden başlaması özellikle önemlidir. Bu nedenle kararın verilip verilmediği dosya üzerinden takip edilmelidir.

İcra dairesi kararı uygulayarak borçlunun belirlenen varlıkları üzerine ihtiyati haciz koyar. Haczin uygulanmasına ilişkin şikâyetler, haczi gerçekleştiren icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinde incelenir.

Yedi Günlük Tamamlayıcı İşlem Yapılmazsa Haciz Düşer

İhtiyati haciz dava veya icra takibi başlatılmadan önce uygulanmışsa alacaklı;

  • Haciz kendi huzurunda uygulanmışsa haczin uygulanmasından,
  • Haciz yokluğunda yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden,

itibaren yedi gün içinde dava açmak veya icra ya da iflas takibi başlatmak zorundadır.

İcra takibine itiraz edilmesi hâlinde de alacaklıya itirazın kaldırılması veya dava açılması için ayrıca yedi günlük süreler öngörülmüştür. Esas hakkında mahkeme kararı verilmişse kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde takip başlatılması gerekir. Bu sürelerin geçirilmesi ihtiyati haczi hükümsüz hâle getirir.

Uluslararası dosyalarda bu süreler özellikle dikkatle planlanmalıdır. Esas davanın yabancı ülkede görülüyor olması, Türk hukukundaki tamamlayıcı süreleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Türkiye’de alınan ihtiyati haczin hangi dava, takip veya tenfiz süreciyle tamamlanacağı başvuru yapılmadan önce belirlenmelidir.

Tahkim Şartı Varsa Prosedür Nasıl İşler?

Sözleşmede tahkim şartı bulunması, Türk mahkemesinden ihtiyati haciz istenmesine engel değildir.

Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 6. maddesine göre taraflar tahkimden önce veya tahkim sırasında mahkemeden ihtiyati haciz talep edebilir. Bu başvuru tahkim anlaşmasına aykırılık oluşturmaz.

Hakem veya hakem kurulu da taraflar aksini kararlaştırmamışsa geçici koruma kararı verebilir. Ancak hakemler;

  • Cebri icra organları tarafından uygulanması gereken,
  • Resmî makamların işlem yapmasını gerektiren,
  • Üçüncü kişileri bağlayan,

ihtiyati haciz kararları veremez. Bu tür durumlarda devlet mahkemesinin yardımına ihtiyaç vardır.

Mahkemeden tahkim öncesinde ihtiyati haciz alınmışsa Milletlerarası Tahkim Kanunu uyarınca otuz gün içinde tahkim davası açılmalıdır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden ortadan kalkar.

Bu otuz günlük süre ile İİK’deki infaz ve tamamlayıcı işlem sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yalnızca tahkimin otuz gün içinde başlatılması, ihtiyati haciz kararının on gün içinde icraya konulması zorunluluğunu kaldırmaz.

Türk Mahkemesinin Kararı Yurt Dışındaki Mala Doğrudan Uygulanır mı?

Hayır. Türkiye’de verilen ihtiyati haciz kararı, kural olarak Türk icra makamları tarafından ve Türkiye’de bulunan malvarlığı üzerinde uygulanır.

Örneğin Türk mahkemesi tarafından verilen karar;

  • Almanya’daki banka hesabını,
  • İngiltere’deki taşınmazı,
  • İsviçre’deki şirket payını,
  • Dubai’deki aracı,

kendiliğinden dondurmaz.

Malvarlığının bulunduğu ülkede o ülkenin geçici koruma kurallarına göre ayrıca başvuru yapılması gerekir. Türk mahkemesinin kararı, alacağın ve riskin ispatında delil olarak sunulabilir; ancak yabancı icra makamları üzerinde doğrudan cebri etki yaratmaz.

Bu nedenle uluslararası alacak dosyalarında borçlunun malvarlığı birden fazla ülkedeyse her ülke bakımından ayrı geçici koruma stratejisi oluşturulmalıdır.

Yabancı İhtiyati Haciz Kararı Türkiye’de Doğrudan Uygulanabilir mi?

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de icrası, MÖHUK’un 50. maddesi uyarınca kural olarak kararın verildiği ülkede kesinleşmiş bir ilam bulunmasına ve Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmasına bağlıdır.

Yabancı mahkemenin verdiği geçici ihtiyati haciz veya malvarlığı dondurma kararı çoğu durumda nihai ve kesinleşmiş bir hüküm niteliğinde değildir. Bu nedenle yabancı geçici kararın doğrudan tenfiz edilerek Türkiye’de uygulanması önemli hukuki güçlükler taşır.

Uygulamada daha güvenli yöntem, yabancı mahkemenin geçici kararını ve uyuşmazlığa ilişkin belgeleri delil olarak sunup Türk mahkemesinden İİK’nin 257 ve devamı maddeleri uyarınca yeni bir ihtiyati haciz kararı istemektir.

Yabancı Mahkeme Kararının Önce Tenfizi Gerekir mi?

Yabancı mahkeme tarafından para alacağına hükmedilmiş ancak karar henüz Türkiye’de tenfiz edilmemiş olabilir.

Kesin tahsilat ve ilamlı icra için yabancı kararın tenfizi gerekir. Ancak ihtiyati haciz bakımından farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.10.2016 tarihli, 2016/6937 E. ve 2016/4665 K. sayılı kararında, ihtiyati haciz alınabilmesi için yabancı mahkeme kararının önceden tenfiz edilmiş olmasının gerekmediği kabul edilmiştir. Bazı bölge adliye mahkemeleri de yabancı kararın alacağın yaklaşık ispatına elverişli olabileceği yönünde karar vermektedir.

Buna karşılık özellikle yabancı hakem kararları bakımından, tenfiz edilmemiş kararın muaccel bir alacağı yaklaşık olarak ispatlamaya yeterli olup olmadığı konusunda mahkemeler arasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır.

Bu nedenle yabancı kararın;

  • Kesinleşme durumu,
  • Davalıya usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği,
  • Para alacağının belirli ve muaccel olup olmadığı,
  • Türkiye’de tenfiz edilme ihtimali,
  • Borçlunun mal kaçırma davranışları,

ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Haczin Kaldırılması Hangi Sebeplere Bağlıdır?

İhtiyati haczin kaldırılması tek bir yöntemle gerçekleşmez. Kararın hukuka aykırı olması, borçlunun teminat göstermesi, alacaklının süreleri kaçırması veya borcun sona ermesi gibi farklı sebepler söz konusu olabilir.

Birinci Yol: İhtiyati Hacze İtiraz

Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına karşı itiraz edebilir.

İtiraz süresi;

  • Borçlunun huzurunda yapılan hacizlerde haczin uygulanmasından,
  • Borçlunun yokluğunda yapılan hacizlerde haciz tutanağının kendisine tebliğinden,

itibaren yedi gündür.

Borçlu itirazını ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye sunar. İtiraz sebepleri esas olarak;

  • İhtiyati haczin dayandığı şartların bulunmaması,
  • Mahkemenin yetkisiz olması,
  • Alınan teminatın yetersiz olması,
  • Teminat alınması gerekirken alınmamış olması,

ile sınırlıdır.

Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de haczi öğrendikleri tarihten itibaren yedi gün içinde haczin sebeplerine veya teminata itiraz edebilir.

Mahkeme itirazı kabul ederek kararını değiştirebilir veya ihtiyati haczi tamamen kaldırabilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesinin bu konuda verdiği karar kesindir. İstinaf başvurusu ihtiyati haczin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Borçlunun “borcum yoktur” şeklindeki genel savunması tek başına yeterli olmayabilir. Borcun ödendiği, vadesinin gelmediği, alacağın rehinle tamamen güvence altında olduğu veya belgelerin alacağı yaklaşık olarak ispatlamadığı somut delillerle gösterilmelidir.

İkinci Yol: Teminat Karşılığında Haczin Kaldırılması

Borçlu, alacağın esasını kabul etmeksizin yeterli teminat göstererek malları üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilir.

İİK’nin 266. maddesine göre borçlu;

  • Para yatırarak,
  • Mahkemenin kabul edeceği rehin göstererek,
  • Hisse senedi veya tahvil depo ederek,
  • Taşınmaz rehni vererek,
  • Geçerli bir banka teminat mektubu sunarak,

ihtiyati haczin kaldırılmasını talep edebilir.

İcra takibi başlamadan önce kaldırma talebi ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye yapılır. Takip başladıktan sonra karar verme yetkisi icra mahkemesine geçer.

Bu yöntemde alacaklının güvencesi tamamen ortadan kalkmaz. Haczedilen malvarlığının yerine borçlunun sunduğu teminat geçer. Böylece borçlu ticari faaliyetini sürdürebilir, banka hesaplarını veya taşınmazlarını serbestleştirebilir; alacaklı ise teminat üzerinden korunmaya devam eder.

Teminatın;

  • Alacak,
  • Faiz,
  • İcra giderleri,
  • Muhtemel değer kayıpları,

dikkate alınarak yeterli olması gerekir. Şarta bağlı, süreli veya kolayca hükümsüz hâle gelebilecek bir banka teminatı yeterli kabul edilmeyebilir.

Üçüncü Yol: On Gün İçinde İnfaz İstenmemesi

Alacaklı, karar tarihinden itibaren on gün içinde ihtiyati haczin uygulanmasını istemezse karar kendiliğinden kalkar.

Bu durumda borçlunun esaslı bir itiraz ileri sürmesine gerek yoktur. Sürenin geçtiği icra dosyası ve mahkeme kararı üzerinden tespit edilerek haczin kaldırılması talep edilebilir.

Dördüncü Yol: Tamamlayıcı Sürelerin Kaçırılması

Alacaklı, haczin uygulanmasından sonra yedi gün içinde dava veya takip başlatmazsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır.

Aynı şekilde;

  • Ödeme emrine itirazdan sonra gerekli davanın süresinde açılmaması,
  • İtirazın kaldırılması talebi reddedildikten sonra süresinde dava açılmaması,
  • Esas kararın tebliğinden sonra bir ay içinde takibe geçilmemesi,
  • Takipten veya davadan vazgeçilmesi,
  • Takibin kanuni sürelerin geçmesiyle düşmesi,
  • İşlemden kaldırılan dava dosyasının bir ay içinde yenilenmemesi,
  • Alacaklının esas davada haksız çıkması,

hâllerinde ihtiyati haciz hükümsüz kalır.

Borçlu bu durumlarda haczin kendiliğinden hükümsüz kaldığını ileri sürerek tapu, banka, araç veya diğer sicillerdeki haciz kayıtlarının kaldırılmasını isteyebilir.

Beşinci Yol: Borcun Ödenmesi veya Sona Ermesi

Borç;

  • Tamamen ödenmişse,
  • Takas edilmişse,
  • İbra edilmişse,
  • Yenileme veya sulh anlaşmasıyla sona ermişse,
  • Alacaklı borcun kalmadığını kabul etmişse,

ihtiyati haczin dayanağı ortadan kalkar.

Ödemenin yalnızca ana parayı değil, haczin güvence altına aldığı faiz ve giderleri de karşılaması gerekir. Kısmi ödeme hâlinde bütün haczin kaldırılması yerine haciz miktarının azaltılması gündeme gelebilir.

Yabancı ülkede ödeme yapılmış olması da borcu sona erdirebilir. Ancak ödemenin hangi borca ilişkin olduğu, ödemenin alacaklıya ulaşıp ulaşmadığı ve ferilerin karşılanıp karşılanmadığı belgelenmelidir.

Altıncı Yol: Haczin Ölçüsüz veya Yanlış Mala Uygulanması

İhtiyati haciz, alacak ve ferilerini karşılayacak miktarı aşmamalıdır.

Örneğin bir milyon liralık alacak için borçlunun çok daha yüksek değerdeki bütün taşınmazları, banka hesapları ve şirket payları üzerinde haciz uygulanması ölçülülük yönünden tartışılabilir.

Bu durumda borçlu;

  • Fazla haczin kaldırılmasını,
  • Haczin belirli bir mal üzerinde bırakılmasını,
  • Diğer varlıkların serbest bırakılmasını,
  • Teminatla değiştirilmesini,

isteyebilir.

Borçluya ait olmadığı açıkça anlaşılan bir malın haczedilmesi hâlinde üçüncü kişinin istihkak iddiası, şikâyet veya somut olayın niteliğine uygun diğer hukuki yollar gündeme gelir. Bu durumda ihtiyati haciz kararının tamamı değil, yalnızca üçüncü kişiye ait mal üzerindeki uygulama kaldırılabilir.

Yedinci Yol: Esas Davanın Reddedilmesi

İhtiyati haciz geçici bir koruma olduğundan esas alacağın varlığına bağlıdır.

Alacaklının açtığı dava kesin olarak reddedilirse ihtiyati haczin hukuki dayanağı kalmaz. İİK’nin 264. maddesi uyarınca alacaklının esas davada haksız çıkması hâlinde ihtiyati haciz hükümsüz olur.

Yabancı mahkeme veya tahkim yargılamasında alacak talebi reddedilmişse bu kararın Türkiye’deki ihtiyati hacze etkisi de kararın kesinliği, tanınabilirliği ve tamamlayıcı sürecin niteliğine göre değerlendirilir.

Haksız İhtiyati Haciz Nedeniyle Tazminat İstenebilir mi?

İhtiyati haciz talep eden alacaklı, hacizde haksız çıkması hâlinde borçlunun ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan sorumlu olabilir.

Haksız haciz nedeniyle;

  • Ticari faaliyetin durması,
  • Banka hesaplarının kullanılamaması,
  • Kredi limitlerinin kapatılması,
  • Malın değer kaybetmesi,
  • Sözleşmelerin sona ermesi,
  • İlave finansman giderleri,

gibi zararlar doğabilir.

Alacaklıdan başlangıçta alınan teminat, bu zararların güvence altına alınmasını amaçlar. Bununla birlikte tazminat talep eden tarafın haksız haczi, zararı ve uygun illiyet bağını ispatlaması gerekir. İhtiyati haczin sonradan kaldırılmış olması her durumda otomatik olarak bütün zararların tazmin edileceği anlamına gelmez. İİK’de alacaklının haksız ihtiyati haciz nedeniyle sorumluluğu ve teminat yükümlülüğü açıkça kabul edilmektedir.

Uluslararası İhtiyati Hacizde Uygulanacak Yol Haritası

Uluslararası nitelikteki bir dosyada şu sırayla hareket edilmesi gerekir:

Birinci aşama: Borçlunun malvarlığının hangi ülkede bulunduğu belirlenmelidir.

İkinci aşama: Alacağın dayanağı, vadesi, rehin durumu ve yaklaşık ispat belgeleri hazırlanmalıdır.

Üçüncü aşama: Sözleşmedeki hukuk seçimi, yabancı mahkeme ve tahkim hükümleri incelenmelidir.

Dördüncü aşama: Türkiye’de ihtiyati haciz alınabilecek görevli ve yetkili mahkeme belirlenmelidir.

Beşinci aşama: Karar tarihinden itibaren on gün içinde icra dairesinden infaz istenmelidir.

Altıncı aşama: Haczin uygulanmasından sonra yedi günlük dava veya takip süresi kaçırılmamalıdır.

Yedinci aşama: Borçlunun başka ülkelerdeki malvarlığı için ilgili ülkelerde ayrıca geçici koruma başvuruları yapılmalıdır.

Sekizinci aşama: Borçlunun itiraz, teminatla kaldırma ve fazla haciz taleplerine karşı haczin gerekliliği ve ölçülülüğü savunulmalıdır.

Sonuç

Uluslararası ihtiyati haciz, yabancılık unsuru taşıyan para alacaklarında borçlunun malvarlığını dava veya tahkim sonuçlanıncaya kadar korumaya yarayan geçici bir hukuki güvencedir.

Türkiye’de bulunan malvarlığı bakımından Türk icra hukuku uygulanır. Alacağın para alacağı olması, kural olarak muaccel ve rehinle temin edilmemiş bulunması, yaklaşık olarak ispatlanması ve alacaklının teminat göstermesi gerekir.

Kararın alınması tek başına yeterli değildir. Karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz istenmeli, haczin uygulanmasından sonra da kanunda öngörülen dava ve takip sürelerine uyulmalıdır.

Türkiye’de verilen ihtiyati haciz kararı yabancı ülkedeki malvarlığını doğrudan dondurmaz. Aynı şekilde yabancı mahkemenin geçici haciz kararı da Türkiye’de kendiliğinden uygulanmaz. Malvarlığının bulunduğu her ülkenin kendi geçici koruma ve icra kuralları dikkate alınmalıdır.

İhtiyati haczin kaldırılması ise başlıca; karar şartlarının bulunmaması nedeniyle itiraz, teminat gösterilmesi, alacaklının süreleri kaçırması, borcun ödenmesi, haczin ölçüsüz uygulanması veya esas davanın reddedilmesi hâllerinde mümkündür.

Uluslararası alacak dosyalarında başarı yalnızca ihtiyati haciz kararı almaya değil; kararın doğru ülkede, doğru sürede ve doğru malvarlığı üzerinde uygulanmasına bağlıdır.

Leave a Reply

Call Now Button