Single Blog Title

This is a single blog caption

Sicilde Başkası, Kontrolde Kim? UBO–Gerçek Faydalanıcı Tespiti ve Yasal Sahiplik Ayrımı

Sicilde Başkası, Kontrolde Kim? UBO–Gerçek Faydalanıcı Tespiti ve Yasal Sahiplik Ayrımı

Bir şirketin ticaret sicilinde görünen ortağı ile şirketi gerçekte kontrol eden kişi her zaman aynı olmayabilir. Şirket payları başka bir şirket, vekil ortak, aile ferdi, profesyonel yönetici veya trust yapısı adına kayıtlı olmasına rağmen finansman, yönetim ve kâr dağıtımı üzerindeki gerçek hâkimiyet başka bir kişide bulunabilir.

Bu nedenle günümüzde yalnızca “Paylar kimin adına kayıtlıdır?” sorusuna cevap verilmesi yeterli görülmemektedir. Vergi idareleri, bankalar, finansal kuruluşlar ve suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele eden kurumlar ayrıca şu soruyu sormaktadır:

Şirketin arkasındaki gerçek kişi kimdir ve şirket üzerinde nihai kontrolü kim kullanmaktadır?

Bu sorunun cevabı, uluslararası uygulamada UBO — Ultimate Beneficial Owner, Türk hukukunda ise çoğunlukla gerçek faydalanıcı kavramıyla ifade edilmektedir.

UBO–Gerçek faydalanıcı nedir?

Gerçek faydalanıcı; bir şirketi, tüzel kişiyi veya tüzel kişiliği bulunmayan hukuki yapıyı doğrudan ya da dolaylı biçimde nihai olarak sahipliği veya kontrolü altında bulunduran gerçek kişi ya da kişilerdir.

OECD bünyesindeki Küresel Forum tarafından benimsenen uluslararası standartlara göre gerçek faydalanıcı her zaman bir gerçek kişidir. Bir şirket, vakıf, ortaklık veya başka bir tüzel kişi, sahiplik zincirinin bir halkası olabilir; ancak nihai gerçek faydalanıcı olarak kabul edilemez. Şirketler zincirinin arkasındaki gerçek kişiye kadar gidilmesi gerekir. Gerçek faydalanıcılık doğrudan pay sahipliği yanında oy hakları, sözleşmesel yetkiler veya başka yöntemlerle kullanılan fiilî kontrol üzerinden de ortaya çıkabilir.

Türkiye’de 529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gerçek faydalanıcıyı, tüzel kişi veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da bunlar üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişiler şeklinde tanımlamaktadır.

Gerçek faydalanıcılık değerlendirmesinde üç temel unsur bulunmaktadır:

  • Kişinin gerçek kişi olması,
  • Sahiplik veya kontrolün nihai aşamasında bulunması,
  • Kontrolün doğrudan, dolaylı veya fiilî olarak kullanılabilmesi.

Bir şirketin birden fazla gerçek faydalanıcısı bulunabilir. Örneğin iki kişinin şirket üzerinde birlikte veto ve yönetim yetkisi kullanması hâlinde her ikisi de gerçek faydalanıcı olarak değerlendirilebilir.

Yasal sahiplik nedir?

Yasal sahiplik, bir payın, malvarlığının veya hakkın hukuken kimin adına kayıtlı olduğunu ifade eder.

Bir anonim şirketin pay defterinde kayıtlı bulunan kişi, nama yazılı paylardan doğan pay sahipliği haklarını şirkete karşı kullanabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 499. maddesine göre şirketle ilişkilerde, pay defterinde kayıtlı bulunan kişi pay sahibi veya intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. TTK’nin 426. maddesi de pay sahipliği haklarının pay defterinde kayıtlı kişi veya onun yazılı olarak yetkilendirdiği kişi tarafından kullanılmasını öngörmektedir.

Yasal sahip;

  • Ticaret sicilinde ortak olarak görünen kişi,
  • Pay defterinde kayıtlı pay sahibi,
  • Tapuda malik olarak görünen kişi,
  • Banka hesabının adına açıldığı kişi,
  • Bir malvarlığını trust kapsamında elinde tutan mütevelli,
  • Bir sözleşme veya vekâlet ilişkisi kapsamında görünürde hak sahibi olan kişi,

olabilir.

Ancak bu kayıtlar, söz konusu kişinin aynı zamanda gerçek faydalanıcı olduğunu her durumda ispatlamaz. Yasal sahip, malvarlığını veya şirket paylarını gerçekte başka bir kişi hesabına tutuyor olabilir.

Yasal sahiplik ile gerçek faydalanıcılık arasındaki temel farklar

Bu iki kavram zaman zaman aynı kişide birleşebilir. Şirketin yüzde yüz payı doğrudan Ahmet adına kayıtlıysa ve şirketi gerçekten Ahmet yönetiyorsa Ahmet hem yasal pay sahibi hem de gerçek faydalanıcıdır.

Ancak paylar X Holding AŞ adına kayıtlıysa, X Holding’in arkasındaki şirketler zinciri sonunda kontrolü kullanan Ayşe gerçek faydalanıcı olabilir. Bu durumda X Holding doğrudan yasal ortak; Ayşe ise dolaylı gerçek faydalanıcıdır.

OECD’nin verdiği örnekte de araya bir limited şirket girdiğinde limited şirket doğrudan yasal malik olarak görünmekte, ancak limited şirket üzerinden nihai kontrolü kullanan gerçek kişi asıl gerçek faydalanıcı kabul edilmektedir.

Gerçek faydalanıcı nasıl tespit edilir?

Gerçek faydalanıcı tespiti yalnızca ticaret sicili kaydına bakılarak yapılmaz. Uluslararası standartlarda ve Türk mevzuatında kademeli bir inceleme yöntemi benimsenmiştir.

1. Pay sahipliği yoluyla kontrol araştırılır

İlk olarak tüzel kişiliğin sermayesinde doğrudan veya dolaylı olarak belirli ölçüde pay sahibi olan gerçek kişiler belirlenir.

Türk mevzuatında, tüzel kişiliğin yüzde yirmi beşini aşan payına sahip gerçek kişi ortakların gerçek faydalanıcı olarak tespiti esastır. MASAK’ın açıklamalarına göre yükümlüler, yüzde yirmi beşi aşan paya sahip gerçek kişi ortakları tespit edebilmeli ve bu kişilerle ilgili bilgileri doğrulayabilmelidir.

Burada “yüzde yirmi beş” oranı, tek başına ve her durumda kesin bir sonuç doğuran tek ölçüt değildir. Bu oran, gerçek faydalanıcının tespitinde kullanılan ilk inceleme aşamasıdır.

Örneğin:

  • Ali’nin şirketin yüzde 30’una doğrudan sahip olması,
  • Ali’nin yüzde 60’ına sahip olduğu Holding AŞ’nin hedef şirketin yüzde 50’sine sahip olması,
  • Ali’nin farklı şirketler üzerinden toplamda yüzde 25’i aşan dolaylı payı kontrol etmesi,

gerçek faydalanıcılık bakımından dikkate alınabilir.

İkinci örnekte Ali’nin dolaylı ekonomik payı yüzde 30’dur:

%60 × %50 = %30

Bu nedenle Ali doğrudan ortaklar arasında görünmese bile sahiplik zincirinin sonunda gerçek faydalanıcı olarak tespit edilebilir.

2. Pay oranından bağımsız kontrol araştırılır

Yüzde yirmi beşi aşan paya sahip bir gerçek kişinin bulunmaması veya kayıtlı ortağın gerçek faydalanıcı olduğundan şüphe edilmesi hâlinde şirketi başka yollarla kontrol eden kişiler araştırılır.

Kontrol şu araçlarla sağlanabilir:

  • Oy sözleşmeleri,
  • Pay sahipleri sözleşmeleri,
  • Yönetim kurulu üyelerini belirleme yetkisi,
  • Genel kurul kararlarını veto etme hakkı,
  • İmtiyazlı paylar,
  • Finansman sözleşmeleri,
  • Rehin veya opsiyon hakları,
  • Aile ve yakınlık ilişkileri,
  • Güven ilişkisine dayalı pay tutma düzenlemeleri,
  • Şirket banka hesaplarını kullanma yetkisi,
  • Şirketin önemli kararları üzerinde fiilî hâkimiyet.

OECD standartlarına göre kontrol, tüzel kişi içerisindeki önemli kararları alabilme veya bu kararları şirkete kabul ettirebilme gücünü ifade eder. Pay sahipliği zinciri gerçek kişiye ulaşmıyorsa veya pay sahipliği gerçek kontrolü yansıtmıyorsa, sözleşmesel ve fiilî kontrol araçları incelenmelidir.

Örneğin bir kişi şirketin yalnızca yüzde 15’ine sahip olmasına rağmen bütün yönetim kurulu üyelerini atama, bütçeyi veto etme ve banka hesaplarını tek başına kullanma yetkisine sahipse pay oranı düşük olsa dahi gerçek faydalanıcı sayılabilir.

3. En üst düzey yönetici son aşamada değerlendirilir

Pay sahipliği veya başka yollarla şirket üzerinde nihai kontrol kullanan gerçek kişi tespit edilemiyorsa, istisnai ve tamamlayıcı bir yöntem olarak en üst düzey icra yetkisine sahip gerçek kişi bildirilir.

Bu kişi genel müdür, icra kurulu başkanı veya şirketin günlük faaliyetleri üzerinde en yüksek icra yetkisini kullanan yönetici olabilir. OECD’nin kademeli yaklaşımında üst düzey yönetici, gerçek faydalanıcının sahiplik veya diğer kontrol yöntemleriyle tespit edilemediği durumda kullanılan son seçenek olarak kabul edilmektedir.

Üst düzey yöneticinin bildirilmesi, bu kişinin mutlaka şirketin ekonomik sahibi olduğu anlamına gelmez. Bu sonuç, gerçek kontrol sahibinin yapılan makul araştırmaya rağmen tespit edilememesi nedeniyle kullanılan hukuki bir geri dönüş yöntemidir.

Dolaylı sahiplik nasıl hesaplanır?

Bir şirketin paylarının başka şirketlere ait olması hâlinde her şirket katmanının arkasındaki ortaklık yapısı incelenir.

Örneğin:

  • Gerçek kişi A, X Holding’in yüzde 80’ine,
  • X Holding, Y Şirketinin yüzde 60’ına,
  • Y Şirketi de hedef şirketin yüzde 55’ine,

sahipse A’nın hedef şirketteki dolaylı payı şu şekilde hesaplanabilir:

%80 × %60 × %55 = %26,4

A’nın adı hedef şirketin pay defterinde bulunmamasına rağmen dolaylı payı yüzde 25’i aştığından gerçek faydalanıcılık yönünden değerlendirilmesi gerekir.

Ancak yalnızca matematiksel çarpım yapılması her dosyada yeterli değildir. Oy hakları sermaye oranından farklı olabilir; imtiyazlı paylar, veto hakları veya ortak hareket anlaşmaları kontrol gücünü değiştirebilir. Bu nedenle ekonomik pay ile kontrol yetkisi ayrı ayrı incelenmelidir.

Nominee ortak gerçek faydalanıcı mıdır?

“Nominee shareholder” veya vekil ortak, payları kendi adına ancak başka bir kişi hesabına tutan kişidir.

Nominee ortak ticaret sicilinde veya pay defterinde yasal malik olarak görünebilir. Buna karşılık;

  • Pay bedelini başka kişi ödemişse,
  • Oy talimatlarını başka kişi veriyorsa,
  • Kâr payı gerçek kontrol sahibine aktarılıyorsa,
  • Payların devri gerçek kontrol sahibinin iznine bağlıysa,
  • Nominee ortağın şirket hakkında bağımsız karar verme yetkisi bulunmuyorsa,

yasal ortak ile gerçek faydalanıcı farklı kişiler olabilir.

Nominee düzenlemeleri tek başına her ülkede veya her durumda hukuka aykırı sayılmaz. Ancak nominee kişinin gerçek kontrol sahibini gizlemek, yaptırımları aşmak, vergi kaçırmak, alacaklılardan mal kaçırmak veya suç gelirlerini saklamak amacıyla kullanılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Gerçek faydalanıcılık incelemesinin amacı, görünürdeki temsilci veya vekil kişide durmak yerine şirketin arkasındaki nihai gerçek kişiye ulaşmaktır. OECD standartları da doğrudan sahiplik dışında sahiplik zincirleri ve diğer kontrol yöntemlerinin araştırılmasını öngörmektedir.

Trust yapılarında gerçek faydalanıcı kimdir?

Trust yapılarında yasal sahiplik ile ekonomik yararlanma birbirinden daha belirgin biçimde ayrılır.

Genellikle:

  • Settlor–kurucu, malvarlığını trust yapısına tahsis eder.
  • Trustee–mütevelli, malvarlığını hukuken kendi adına veya yapı adına yönetir.
  • Protector–koruyucu, belirli yönetim kararlarını denetleyebilir.
  • Beneficiary–faydalanıcı, trust malvarlığından ekonomik yarar sağlar.

OECD standartlarına göre trust yapılarında kurucu, mütevelli, varsa koruyucu, faydalanıcılar veya faydalanıcı sınıfı ile yapı üzerinde nihai etkin kontrol kullanan diğer gerçek kişiler gerçek faydalanıcılık kapsamında dikkate alınır. Bu rollerden birinin tüzel kişi tarafından üstlenilmesi hâlinde o tüzel kişinin arkasındaki gerçek faydalanıcılara kadar gidilmelidir.

Türkiye’de 529 Sıra No.lu Tebliğ de trust ve benzeri teşekküllerde kurucuları, mütevellileri, yöneticileri, denetçileri, faydalanıcıları ve yapı üzerinde nüfuz sahibi kişileri gerçek faydalanıcı kapsamında bildirim konusu yapmaktadır. Türkiye’de yönetim merkezi veya mukim yöneticisi bulunan yabancı ülkede kurulmuş trust ve benzeri teşekküllerin yöneticileri, mütevellileri veya temsilcileri bakımından da bildirim yükümlülüğü düzenlenmiştir.

Türkiye’de gerçek faydalanıcı düzenlemeleri

Türkiye’de gerçek faydalanıcılık iki temel amaçla düzenlenmektedir:

  1. Suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi,
  2. Vergi şeffaflığının ve uluslararası bilgi değişiminin sağlanması.

MASAK mevzuatı bakımından gerçek faydalanıcı

5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca yükümlüler, işlem yapan kişiler ile nam veya hesabına işlem yapılan kişilerin kimliğini tespit etmek ve müşterinin tanınmasına ilişkin diğer tedbirleri uygulamak zorundadır.

Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik’in 17/A maddesi uyarınca yükümlüler;

  • İşlemin gerçek faydalanıcısının ortaya çıkarılması için gerekli tedbirleri almak,
  • Tüzel kişinin yüzde yirmi beşini aşan payına sahip gerçek kişi ortakları belirlemek,
  • Bu kişilerin gerçek faydalanıcı olduğundan şüphe edilmesi veya böyle bir kişinin bulunmaması hâlinde başka yollarla kontrol kullanan kişileri araştırmak,
  • Gerçek faydalanıcının kimlik bilgilerini almak ve doğrulamak,

zorundadır.

Bankalar, finansman ve faktoring şirketleri, ödeme kuruluşları, kripto varlık hizmet sağlayıcıları, sermaye piyasası kuruluşları, sigorta şirketleri ve mevzuatta sayılan diğer yükümlüler bu kapsamda müşterinin ve gerçek faydalanıcının tanınmasına yönelik tedbirler uygular. MASAK, müşteri tanıma tedbirlerinin kimlik tespitiyle sınırlı olmadığını; müşterinin faaliyetlerinin ve işlemlerinin anlaşılmasını da kapsadığını belirtmektedir.

Avukatların durumu

Serbest avukatlar her türlü hukuki faaliyet bakımından genel ve sınırsız biçimde MASAK yükümlüsü değildir.

Ancak savunma hakkına ilişkin faaliyetler ve Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mesleki çalışmalar saklı kalmak üzere; şirket, vakıf ve dernek kurulması, bunların idaresi, devri veya tasfiyesi, taşınmaz işlemleri, banka ve menkul kıymet hesapları ile bu hesaplardaki varlıkların yönetimine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi gibi sınırlı alanlarda yükümlülük gündeme gelebilir.

Bu kapsamda avukatlık meslek sırrı, savunma hakkı ve aklamayla mücadele yükümlülükleri somut işlemin niteliğine göre birlikte değerlendirilmelidir.

Vergi mevzuatı bakımından gerçek faydalanıcı bildirimi

529 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği; tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgilerinin güncel, tam ve doğru biçimde tespit edilmesi amacıyla bildirim yükümlülüğü getirmiştir.

Bildirim yükümlülüğü kapsamında başta;

  • Kurumlar vergisi mükellefleri,
  • Kollektif ve komandit şirketler bakımından Tebliğ’de gösterilen temsilci veya ortaklar,
  • Adi ortaklıklar,
  • Türkiye’de yönetim merkezi veya mukim yöneticisi bulunan yabancı trust ve benzeri yapılar,
  • Mevzuatta sayılan finansal ve finansal olmayan yükümlüler,

yer almaktadır.

Bildirimde gerçek faydalanıcının;

  • Adı ve soyadı,
  • Vatandaşlığı,
  • Kimlik veya vergi numarası,
  • Adresi ve iletişim bilgileri,
  • Gerçek faydalanıcılık sebebi,

gösterilmektedir. Bilgilerin yalnızca ilk bildirim tarihinde doğru olması yeterli değildir; gerçek faydalanıcı bilgilerinin güncel, tam ve doğru tutulması gerekir.

Ticaret sicilindeki ortaklık kaydı UBO bildirimi yerine geçer mi?

Hayır. Ticaret sicili ve pay defteri yasal sahipliği gösterirken gerçek faydalanıcı bildirimi sahiplik zincirinin arkasındaki nihai gerçek kişiyi göstermeyi amaçlar.

Örneğin hedef şirketin ortağı başka bir anonim şirketse ticaret sicilinde yalnızca bu anonim şirket görülebilir. Gerçek faydalanıcı incelemesinde ise ortak şirketin pay sahipleri, onların arkasındaki şirketler ve nihai kontrolü kullanan gerçek kişiler araştırılır.

Bu nedenle;

  • Ticaret sicili kaydı,
  • Pay defteri,
  • MKK kayıtları,
  • Hamiline pay bildirimleri,
  • Ortaklık ve oy sözleşmeleri,
  • Yönetim ve temsil yetkileri,

birlikte incelenmelidir.

Ticaret sicilindeki bilgi, gerçek faydalanıcılık araştırmasının başlangıç noktasıdır; nihai sonucu olmak zorunda değildir.

Gerçek faydalanıcının tespitinde hangi belgeler incelenir?

Gerçek faydalanıcı araştırmasında yalnızca kişilerin beyanıyla yetinilmemelidir. Beyanın makul ve güvenilir belgelerle doğrulanması gerekir.

Bu kapsamda özellikle;

  • Ticaret sicili kayıtları,
  • Pay defteri,
  • MKK kayıtları,
  • Şirket ana sözleşmesi,
  • Pay devir sözleşmeleri,
  • Pay sahipleri sözleşmeleri,
  • Oy sözleşmeleri,
  • Yönetim kurulu kararları,
  • Genel kurul hazirun cetvelleri,
  • İmza sirküleri ve temsil belgeleri,
  • Kredi ve finansman sözleşmeleri,
  • Pay rehinleri ve opsiyon sözleşmeleri,
  • Banka hesabı imza yetkileri,
  • Trust senedi ve ekleri,
  • Vekâlet ve nominee sözleşmeleri,
  • Kâr payı ve para transfer kayıtları,
  • Grup şirketleri arasındaki işlemler,

incelenebilir.

MASAK, pay defteri, Ticaret Sicili Gazetesi, KAP açıklamaları, hazirun cetvelleri ve MKK belgeleri gibi kaynakların yüzde yirmi beşi aşan pay sahipliğinin doğrulanmasında kullanılabileceğini belirtmektedir.

Fiilî kontrolün araştırıldığı dosyalarda şirketin resmî belgeleri kadar günlük işleyişi de önemlidir. Şirket adına kim talimat vermektedir, banka ödemelerini kim onaylamaktadır, önemli sözleşmeleri kim müzakere etmektedir ve şirket kazancından gerçekte kim yararlanmaktadır soruları araştırılmalıdır.

Gerçek faydalanıcı tespiti neden önemlidir?

Gerçek faydalanıcı şeffaflığının temel amaçları şunlardır:

  • Vergi kaçakçılığının önlenmesi,
  • Suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele,
  • Terörizmin finansmanının önlenmesi,
  • Yolsuzluk gelirlerinin tespiti,
  • Yaptırım uygulanan kişilerin şirketler üzerinden faaliyet göstermesinin engellenmesi,
  • Paravan ve kabuk şirketlerin arkasındaki kişilerin belirlenmesi,
  • Uluslararası finansal bilgi değişiminin etkinleştirilmesi.

OECD, gerçek faydalanıcı bilgilerinin yetkili makamlar tarafından erişilebilir olmasını vergi adaletinin sağlanması ve vergi kaçakçılığı, kara para aklama, terörizmin finansmanı ve yolsuzlukla mücadele bakımından önemli görmektedir.

Bununla birlikte gerçek faydalanıcı tespitinin amacı her şirketler topluluğunu veya dolaylı ortaklık yapısını hukuka aykırı saymak değildir. Holding yapıları, yatırım fonları, aile şirketleri ve trust benzeri yapılar meşru amaçlarla kurulabilir. Hukuki sorun, gerçek kontrol sahibinin saklanması veya yapıların hukuka aykırı amaçlarla kullanılması hâlinde ortaya çıkar.

UBO tespiti şirket malvarlığının doğrudan haczini sağlar mı?

Gerçek faydalanıcının tespit edilmesi, şirket malvarlığının otomatik olarak bu kişinin kişisel malvarlığı sayılması sonucunu doğurmaz.

Şirket ile ortağın malvarlığı kural olarak birbirinden ayrıdır. Bir kişinin şirketin gerçek faydalanıcısı olması;

  • Şirket taşınmazlarının doğrudan o kişi adına tapuya kaydedilmesini,
  • Şirket banka hesaplarının kişisel hesap sayılmasını,
  • Şirketin bütün borçlarından otomatik olarak sorumlu tutulmasını,
  • Kişisel borçları nedeniyle şirket malvarlığının doğrudan haczedilmesini,

tek başına sağlamaz.

Gerçek faydalanıcılık esas olarak kontrol ve şeffaflık kavramıdır; medeni hukuk anlamında mülkiyetin kendiliğinden gerçek faydalanıcıya geçtiğini göstermez.

Bununla birlikte şirket tüzel kişiliği alacaklılardan mal kaçırmak için kullanılmışsa;

  • Muvazaa,
  • Tasarrufun iptali,
  • İnançlı işlem,
  • Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması,
  • Haksız fiil,
  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,

hükümleri ayrıca uygulanabilir.

Bu durumda gerçek faydalanıcı bilgisi, şirket ile borçlu arasındaki ekonomik ve fiilî bağlantıyı ortaya koyan önemli delillerden biri olabilir. Ancak alacaklının, malvarlığı devrinin muvazaalı olduğunu veya tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığını ayrıca ispatlaması gerekir.

UBO bildirimi mülkiyet hakkını değiştirir mi?

Gerçek faydalanıcı bildirimi kurucu değil, açıklayıcı nitelikte bir şeffaflık bildirimidir.

Bir kişinin UBO olarak bildirilmesi;

  • Ona pay sahipliği hakkı kazandırmaz,
  • Ticaret sicilindeki ortağın kaydını kendiliğinden silmez,
  • Tapu veya banka hesabı üzerindeki yasal sahipliği değiştirmez,
  • Taraflar arasındaki özel hukuk sözleşmelerini kendiliğinden geçersiz kılmaz.

Aynı şekilde kişinin gerçek faydalanıcı olarak bildirilmemiş olması, somut delillerle şirketi nihai olarak kontrol ettiğinin ortaya konulmasına engel değildir. Yetkili makamlar bildirimin gerçek durumu yansıtmadığını tespit edebilir.

Yanlış veya eksik UBO bildiriminin sonuçları

529 Sıra No.lu Tebliğ uyarınca bildirilmesi gereken gerçek faydalanıcı bilgilerini vermeyen, eksik bildiren veya yanıltıcı bildirimde bulunanlar hakkında Vergi Usul Kanunu’nun ilgili ceza hükümleri uygulanır. MASAK veya vergi incelemesine yetkili kişiler tarafından hatalı kayıt tespit edilmesi hâlinde cezai işlemler ve gerekli kayıt düzeltmeleri için Gelir İdaresi Başkanlığına bilgi verilebilir.

MASAK yükümlülerinin müşterinin tanınması ve gerçek faydalanıcının belirlenmesine yönelik tedbirleri uygulamaması da 5549 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırımlara neden olabilir. İdari para cezaları yeniden değerleme oranları nedeniyle yıllara göre değişebildiğinden somut ihlal tarihinde yürürlükte bulunan tutarların dikkate alınması gerekir.

Yanlış bildirimin başka bir suçun işlenmesini veya malvarlığının gizlenmesini sağlamak amacıyla yapılması hâlinde somut olayın özelliklerine göre sahtecilik, vergi kaçakçılığı, dolandırıcılık veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları ayrıca gündeme gelebilir. Ancak her yanlış veya geç bildirim kendiliğinden ceza suçu oluşturmaz; kast ve suçun diğer unsurları ayrıca incelenmelidir.

Sık karşılaşılan yanlış değerlendirmeler

“Ticaret sicilinde görünmüyorsa ortak değildir”

Bu ifade gerçek faydalanıcılık bakımından doğru değildir. Kişi doğrudan yasal ortak olmayabilir ancak şirketler zinciri, oy sözleşmesi veya başka kontrol araçları üzerinden nihai kontrolü kullanabilir.

“Yüzde 25’in altında payı olan kişi UBO olamaz”

Yanlıştır. Yüzde 25’i aşan pay sahipliği ilk tespit ölçütüdür. Daha düşük pay sahibi olan kişi veto, yönetici atama, finansman veya başka yollarla nihai kontrol kullanıyorsa gerçek faydalanıcı olabilir.

“Genel müdür her zaman gerçek faydalanıcıdır”

Yanlıştır. Üst düzey yönetici ancak sahiplik veya diğer kontrol yollarıyla gerçek faydalanıcı tespit edilemediğinde son aşamada bildirilir.

“UBO olan kişi şirket mallarının malikidir”

Yanlıştır. UBO statüsü şirket malvarlığı üzerinde doğrudan ayni hak yaratmaz. Şirketin ayrı tüzel kişiliği ve malvarlığı devam eder.

“Şirketin ortağı başka bir şirketse UBO yoktur”

Yanlıştır. Ortak şirketin arkasındaki ortaklık zinciri gerçek kişiye ulaşıncaya kadar incelenmelidir.

“Aile üyelerinin ayrı ayrı yüzde 25’in altında payı varsa UBO bulunmaz”

Her zaman doğru değildir. Aile üyelerinin birlikte hareket etmesi, payların gerçekte tek kişi hesabına tutulması veya bir kişinin aile ilişkileri üzerinden fiilî kontrol kullanması hâlinde gerçek faydalanıcılık ayrıca araştırılır.

Gerçek faydalanıcı tespitinde uygulanabilecek kontrol listesi

Bir şirket veya hukuki yapının gerçek faydalanıcısı araştırılırken şu sıra izlenebilir:

Birinci aşama: Yasal ortaklık yapısı çıkarılır

Ticaret sicili, pay defteri, MKK ve şirket kuruluş belgeleri incelenerek doğrudan ortaklar belirlenir.

İkinci aşama: Şirket katmanları açılır

Doğrudan ortak bir tüzel kişiyse onun ortakları; onlar da tüzel kişiyse zincirin arkasındaki gerçek kişilere ulaşılıncaya kadar inceleme sürdürülür.

Üçüncü aşama: Dolaylı pay oranları hesaplanır

Her katmandaki pay oranları çarpılarak gerçek kişilerin hedef şirketteki dolaylı ekonomik payları belirlenir.

Dördüncü aşama: Oy ve yönetim hakları incelenir

Sermaye oranından farklı oy hakları, imtiyazlar, veto hakları ve yönetici atama yetkileri araştırılır.

Beşinci aşama: Fiilî kontrol belirlenir

Şirket adına kim karar vermekte, bankaları kim kullanmakta, finansmanı kim sağlamakta ve şirket kazancından kim yararlanmaktadır sorularına cevap aranır.

Altıncı aşama: Beyanlar belgelerle doğrulanır

Kişilerin beyanları sicil kayıtları, sözleşmeler, banka belgeleri ve şirket içi kararlarla karşılaştırılır.

Yedinci aşama: Bilgiler güncel tutulur

Pay devri, sermaye değişikliği, yönetim değişikliği, miras, birleşme veya ortaklık sözleşmesi değişikliği gerçekleştiğinde UBO değerlendirmesi yenilenir.

Sonuç

Yasal sahiplik ile gerçek faydalanıcılık aynı hukuki kavram değildir.

Yasal sahip, şirket payının veya malvarlığının sicil ve hukuki belgeler üzerinde adına kayıtlı olduğu gerçek veya tüzel kişidir. Gerçek faydalanıcı ise şirket veya hukuki yapı üzerinde nihai sahipliği, kontrolü veya nüfuzu kullanan gerçek kişidir.

Gerçek faydalanıcı tespitinde yalnızca pay oranına bakılmaz. Şirketler zinciri, oy hakları, yönetici atama yetkileri, veto hakları, finansman ilişkileri, nominee düzenlemeleri, trust belgeleri ve fiilî yönetim birlikte değerlendirilir.

Türk hukukunda yüzde yirmi beşi aşan doğrudan veya dolaylı pay sahipliği ilk tespit ölçütüdür. Böyle bir kişi bulunmaması veya gerçek kontrolü yansıtmaması hâlinde diğer kontrol yolları araştırılır; sonuç alınamazsa en üst düzey icra yetkisine sahip yönetici son aşamada bildirilir.

UBO tespiti, vergi şeffaflığı ve suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadele bakımından önem taşır. Bununla birlikte bir kişinin gerçek faydalanıcı olarak belirlenmesi, şirket malvarlığının otomatik olarak onun kişisel malvarlığı sayılmasına veya şirket borçlarından doğrudan sorumlu tutulmasına yol açmaz.

Özellikle çok katmanlı, offshore veya nominee ortaklık yapılarında doğru hukuki soru yalnızca “Şirket kimin adına kayıtlı?” değildir. Asıl sorulması gereken şudur:

Şirketin önemli kararlarını gerçekte kim almakta, şirketin ekonomik menfaatlerinden kim yararlanmakta ve yapı üzerinde nihai kontrolü kim kullanmaktadır?

 

Leave a Reply

Call Now Button