Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda Tutuklama ve Tahliye Şartları
Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda Tutuklama ve Tahliye Şartları
Uyuşturucu madde ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ağır yaptırıma bağlanan ve uygulamada tutuklama tedbirine sıklıkla başvurulan suçlardan biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde katalog suçlar arasında sayılmasıdır. Ancak bir suçun katalog suç niteliğinde bulunması, şüpheli veya sanığın otomatik olarak tutuklanacağı ya da yargılama sonuna kadar mutlaka tutuklu kalacağı anlamına gelmez.
Tutuklama, ceza değil bir koruma tedbiridir. Bu nedenle uyuşturucu madde ticareti gibi ağır ceza tehdidi içeren suçlarda dahi tutuklama kararı verilebilmesi için kanunda belirtilen şartların somut olay bakımından ayrıca gerçekleşmiş olması gerekir.
Özellikle 2021 yılında Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerden sonra katalog suçlarda dahi kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanması gerektiği açık şekilde düzenlenmiştir. Ayrıca tutuklama, tutukluluğun devamı veya tahliye talebinin reddi kararlarında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının da somut olgularla ortaya konulması zorunludur.
Bu nedenle uyuşturucu madde ticareti suçunda tutuklama ve tahliye değerlendirmesi yapılırken yalnızca suçun adı veya kanundaki ceza miktarı üzerinden hareket edilmemeli; dosyadaki deliller, şüpheli veya sanığın uyuşturucu maddeyle bağlantısı, ticaret kastını gösteren bulgular, kaçma ihtimali, delillerin toplanma durumu ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı birlikte değerlendirilmelidir.
1. Uyuşturucu Madde Ticareti Suçu Nedir?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir.
TCK m.188/1 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı şekilde imal edilmesi, ithal edilmesi veya ihraç edilmesi hâlinde yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.
TCK m.188/3 ise uygulamada daha sık karşılaşılan uyuşturucu madde ticareti fiillerini düzenlemektedir. Buna göre uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ülke içinde;
satan, satışa arz eden, başkasına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Uyuşturucu maddenin verildiği veya satıldığı kişinin çocuk olması durumunda ise hapis cezası on beş yıldan az olamaz.
Uyuşturucunun türü, suçun işlendiği yer, suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi veya örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesi gibi hâller cezayı daha da ağırlaştırabilmektedir.
Bu yüksek ceza tehdidi tutuklama değerlendirmesinde önem taşımakla birlikte, yüksek ceza tehdidi tek başına tutuklama için yeterli değildir.
2. Uyuşturucu Madde Ticaretinde Tutuklama Zorunlu mudur?
Hayır.
Uyuşturucu madde ticareti suçu CMK m.100/3 kapsamında katalog suçlardan biri olmakla beraber kanun, katalog suçlarda dahi mutlak tutuklama öngörmemektedir.
CMK m.100 uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için temel olarak;
kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, bir tutuklama nedeninin bulunması ve tutuklamanın somut olay bakımından ölçülü olması gerekmektedir. Ayrıca 2021 yılında yapılan değişiklikle katalog suçlar yönünden de kuvvetli şüphenin somut delillere dayanması gerektiği açık şekilde vurgulanmıştır.
Dolayısıyla;
“Uyuşturucu ticareti katalog suçtur, o hâlde tutuklama zorunludur.”
şeklinde bir hukuki yaklaşım doğru değildir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de katalog suç düzenlemesinin tutuklama nedeni yönünden bir karine oluşturabilmesine rağmen, somut olayda tutuklama nedenlerinin bulunup bulunmadığının incelenmesini ortadan kaldırmadığını açıkça ifade etmektedir. AYM, yalnızca suçun katalog suçlardan olduğuna dayanılarak verilen ve kaçma veya delil karartma riskini somutlaştırmayan tutuklama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından sorun oluşturabileceğini kabul etmektedir.
3. Kuvvetli Suç Şüphesini Gösteren Somut Delil Bulunmalıdır
Uyuşturucu ticareti suçunda tutuklamanın ilk şartı, şüphelinin suçu işlediğine ilişkin sıradan veya soyut bir şüphe değil, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunmasıdır.
Burada özellikle uyuşturucu maddenin kişinin üzerinde veya hakimiyet alanında bulunması, uyuşturucunun miktarı ve paketlenme şekli, hassas terazi bulunması, satışa ilişkin görüntüler, fiziki takip tutanakları, iletişim kayıtları, para hareketleri, tanık anlatımları, alıcı olduğu ileri sürülen kişilerin ifadeleri ve dijital materyaller gibi deliller gündeme gelebilir.
Ancak bu delillerin varlığı tek başına yeterli değildir. Delilin doğrudan şüpheliyle bağlantısı ve ticaret suçuna ilişkin ne ölçüde kuvvetli şüphe oluşturduğu değerlendirilmelidir.
Örneğin uyuşturucu maddenin çok kişinin kullandığı ortak bir yerde bulunması hâlinde, yalnızca kişinin o ortamda bulunması uyuşturucunun kendisine ait olduğunu göstermeyebilir.
Benzer şekilde, başka bir kişinin soyut beyanı veya şüpheliyle arasında geçen içeriği belirsiz telefon görüşmeleri her olayda uyuşturucu ticareti yapıldığını göstermez.
Bu nedenle tutuklama incelemesinde asıl soru:
“Dosyada uyuşturucu madde ticareti suçunun bu kişi tarafından işlendiğini gösteren hangi somut delil bulunmaktadır?”
olmalıdır.
4. Kullanmak İçin Bulundurma ile Ticaret Ayrımı Tutuklamayı Doğrudan Etkileyebilir
Uyuşturucu dosyalarının en önemli tartışmalarından biri, ele geçirilen maddenin kullanmak amacıyla mı yoksa ticaret amacıyla mı bulundurulduğudur.
Çünkü kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma TCK m.191 kapsamında değerlendirilirken uyuşturucu ticareti TCK m.188 kapsamında çok daha ağır yaptırıma tabidir.
Bu ayrım tutuklama bakımından son derece önemlidir.
Ele geçirilen maddenin miktarı tek başına kesin bir ölçüt değildir. Maddenin;
nasıl paketlendiği, kaç parça hâlinde bulunduğu, ele geçirildiği yer, şüphelinin uyuşturucu kullanıp kullanmadığı, yanında hassas terazi veya paketleme materyali bulunup bulunmadığı, üçüncü kişilere satış yaptığına ilişkin fiziki veya teknik takip olup olmadığı, telefon ve mesaj içerikleri ve para hareketleri gibi birçok husus birlikte değerlendirilir.
Dolayısıyla dosyadaki deliller uyuşturucu ticaretini değil kişisel kullanımı işaret ediyorsa, TCK m.188 kapsamında kabul edilen kuvvetli suç şüphesi ciddi şekilde tartışmalı hâle gelir.
Bu durum tahliye talebinin en önemli hukuki gerekçelerinden biri olabilir.
5. Kaçma Şüphesinin Bulunması
CMK m.100/2’ye göre kişinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bulunması tutuklama nedeni oluşturabilir.
Uyuşturucu ticareti suçunun cezasının ağır olması, kaçma riski değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Anayasa Mahkemesi de öngörülen cezanın ağırlığının belirli koşullarda kaçma şüphesi bakımından önem taşıyabileceğini kabul etmektedir. Ancak yine de değerlendirme somut olayın özelliklerinden bağımsız yapılamaz.
Örneğin;
sanığın uzun yıllardır aynı adreste ikamet etmesi, düzenli işi bulunması, ailesinin Türkiye’de bulunması, soruşturmayı öğrendikten sonra kaçmaması, çağrılara kendiliğinden katılması, pasaportunun bulunmaması veya teslim edilmesi gibi hususlar kaçma şüphesini zayıflatabilir.
Buna karşılık kişinin soruşturmayı öğrendikten sonra kaçmaya çalışması, sahte kimlik kullanması, yurtdışına çıkma hazırlığı yapması veya uzun süre saklanması tutuklama nedeni bakımından farklı değerlendirme yapılmasına neden olabilir.
Dolayısıyla tahliye talebinde yalnızca “sabit ikametgâh sahibidir” denilmesi yerine kişinin kaçmayacağını gösteren tüm kişisel, ailevi, ekonomik ve usuli bağların somutlaştırılması daha etkili olacaktır.
6. Delilleri Karartma Şüphesi
Bir diğer tutuklama nedeni, şüpheli veya sanığın;
delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanıklar veya diğer kişiler üzerinde baskı kurma ihtimalidir.
Ancak bu ihtimal de soyut biçimde ileri sürülemez.
Özellikle uyuşturucu soruşturmalarında uyuşturucu maddeye el konulmuş, telefonlar incelenmiş, kamera görüntüleri alınmış, HTS kayıtları dosyaya girmiş, tanıklar ve diğer şüpheliler dinlenmiş ve kriminal incelemeler tamamlanmışsa delil karartma ihtimali zamanla önemli ölçüde azalabilir.
Bu noktada soruşturmanın ilk günündeki tutuklama gerekçesi ile aylar sonra gerçekleştirilen tutukluluk incelemesindeki gerekçenin aynı şekilde tekrar edilmesi hukuken yeterli olmayabilir.
Tutuklama tedbiri dinamiktir. Tedbirin devam edip etmeyeceği her aşamada dosyanın o andaki durumuna göre yeniden değerlendirilmelidir.
7. Tutuklama Ölçülü Olmalıdır
Tutuklama en ağır ceza muhakemesi koruma tedbirlerinden biridir. Bu nedenle yalnızca kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama nedeninin bulunması yeterli değildir.
CMK m.100 açıkça, işin önemi ile verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri karşısında ölçüsüz olması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceğini düzenlemektedir.
Ölçülülük değerlendirmesi üç temel düşünce üzerinden yapılır:
Tedbir amaç için elverişli olmalı, gerekli olmalı ve kişi özgürlüğüne verilen zarar ile korunmak istenen muhakeme menfaati arasında makul denge bulunmalıdır.
Özellikle soruşturmanın ilerleyen dönemlerinde deliller toplanmış ve sanığın yargılamadan kaçmasını önleyebilecek daha hafif tedbirler mevcutsa tutuklamanın sürdürülmesinin gerekliliği ayrıca sorgulanmalıdır.
8. Adli Kontrol Tutuklamaya Alternatif Bir Tedbirdir
Uyuşturucu ticareti suçunun katalog suç olması, adli kontrol uygulanmasına engel değildir.
CMK m.109 uyarınca tutuklama sebeplerinin mevcut olduğu durumlarda dahi şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine adli kontrol tedbirine karar verilebilir. Adli kontrol kapsamında örneğin;
yurtdışına çıkış yasağı, belirli zamanlarda kolluk birimine imza verme, belirli bölgelere gitmeme, güvence yatırma veya konutu terk etmeme gibi yükümlülükler uygulanabilmektedir.
Daha önemlisi CMK m.101 gereğince mahkeme, tutuklama veya tutukluluğun devamı kararı verirken adli kontrolün neden yetersiz kalacağını somut olgularla açıklamak zorundadır.
Kanun bu konuda oldukça açıktır.
Tutuklama, tutukluluğun devamı veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararda;
kuvvetli suç şüphesinin, tutuklama nedenlerinin, tedbirin ölçülülüğünün ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla gerekçelendirilmesi gerekir.
Bu düzenleme uyuşturucu ticareti suçunda tahliye talepleri bakımından son derece önemlidir.
9. Uyuşturucu Madde Ticaretinde Tahliye Hangi Durumlarda Mümkündür?
Uyuşturucu ticaretinden tutuklanan kişinin tahliye edilebilmesi için tek bir şart yoktur. Dosya bütün olarak değerlendirilir.
Bununla birlikte uygulamada tahliye bakımından özellikle şu hususlar önem taşır:
Kuvvetli suç şüphesinin zayıflaması: Başlangıçta uyuşturucu ticaretini işaret ettiği düşünülen delillerin soruşturma ilerledikçe bu niteliğini kaybetmesi tahliye gerekçesi olabilir.
Uyuşturucunun sanıkla bağlantısının ortaya konulamaması: Uyuşturucunun ortak alanda bulunması veya sanığın uyuşturucu üzerindeki fiilî hakimiyetinin ispatlanamaması önemlidir.
Ticaret kastının yeterince ortaya konulamaması: Maddenin kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğuna ilişkin ciddi emareler bulunması TCK m.188 yönünden kuvvetli suç şüphesini etkileyebilir.
Delillerin toplanmış olması: Telefon incelemeleri, tanık beyanları, kriminal raporlar, fiziki takip kayıtları ve diğer deliller tamamlanmışsa delil karartma gerekçesi zayıflayabilir.
Kaçma riskinin bulunmaması: Sabit ikamet, düzenli çalışma, aile bağları, duruşmalara katılım ve soruşturmadan kaçılmamış olması bu kapsamda değerlendirilir.
Adli kontrolün yeterli olması: Yurtdışı yasağı, imza yükümlülüğü veya konutu terk etmeme gibi tedbirlerin muhakemenin amacını sağlayabilecek olması tutukluluğun devamına karşı ileri sürülebilir.
Tutukluluk süresinin uzaması: İlk tutuklama aşamasında kabul edilebilecek gerekçeler, tutukluluk uzadıkça daha güçlü biçimde ortaya konulmalıdır.
Anayasa Mahkemesinin yaklaşımında da tutuklamanın kanuni dayanağının bulunması tek başına yeterli görülmemekte; kuvvetli belirtinin, meşru tutuklama nedenlerinin ve ölçülülüğün somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
10. Katalog Suç Olması Tahliye Engelidir mi?
Hayır.
Uyuşturucu madde ticareti suçunun katalog suç olması, mahkemenin tutuklama nedeni bulunduğunu varsayabilmesine imkân tanımaktadır. Ancak bu düzenleme;
tutuklamayı zorunlu hâle getirmez.
Anayasa Mahkemesi M.O.A. kararında da katalog suç olgusunun, somut olayda kaçma veya delil karartma nedenlerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini ortadan kaldırmadığını ortaya koymuştur.
Bu nedenle;
“Atılı suçun katalog suçlardan olması, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu…”
gibi kalıp ifadelerin tek başına kullanılması yerine şüpheli veya sanık bakımından neden hâlen tutuklamanın gerekli olduğunun kişiselleştirilmesi gerekir.
11. Tutukluluk Ne Kadar Sürebilir?
Uyuşturucu madde ticareti davaları ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir.
CMK m.102’ye göre ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi kural olarak en fazla iki yıldır. Zorunlu hâllerde ve gerekçesi gösterilmek suretiyle bu süre uzatılabilir; genel kural bakımından uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.
Dolayısıyla ağır cezalık suçlarda kanuni üst sınırların bulunması, kişinin bu süre boyunca mutlaka tutuklu kalabileceği anlamına gelmez.
Azami tutukluluk süresi ile makul tutukluluk süresi birbirinden farklı kavramlardır.
Kanundaki azami süre dolmamış olsa dahi, somut olay bakımından tutuklamanın devamını haklı kılan yeterli neden kalmamışsa kişinin tahliye edilmesi gerekir.
Soruşturma aşaması bakımından ayrıca CMK m.102/4’te özel süreler bulunmaktadır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda soruşturma evresindeki tutukluluk kural olarak bir yılı geçemez. Toplu olarak işlenen suçlar ile maddede ayrıca belirtilen bazı suç gruplarında farklı süre düzenlemeleri bulunmaktadır.
12. Tutukluluk Kaç Günde Bir İncelenir?
CMK m.108 gereğince soruşturma aşamasında tutuklu bulunan kişinin durumu en geç otuzar günlük sürelerle değerlendirilmek zorundadır.
Bu değerlendirmede CMK m.100 hükümleri dikkate alınır ve tutukluluğun devamının hâlen gerekli olup olmadığı incelenir.
Kovuşturma aşamasında ise mahkeme tutukluluk durumunu her duruşmada veya şartların gerektirdiği hâllerde duruşmalar arasında değerlendirebilir.
Bu inceleme şekli bir formaliteden ibaret değildir. Mahkeme, önceki tutuklama gerekçelerinin hâlen geçerli olup olmadığını değerlendirmelidir.
13. Tahliye Talebi Ne Zaman Yapılabilir?
CMK m.104 uyarınca şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliyesini isteyebilir.
Dolayısıyla tahliye talebi için duruşma gününün beklenmesi zorunlu değildir.
Soruşturma sırasında sulh ceza hâkimliğine, kovuşturma sırasında davaya bakan mahkemeye tahliye talebinde bulunulabilir. Dosyanın bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayda bulunması hâlinde ise ilgili kanun yolu merciinden tahliye talep edilebilir.
CMK m.105 kapsamında yapılan tahliye taleplerinin incelenmesine ilişkin ayrıca özel usul hükümleri bulunmaktadır. Tahliye isteminin reddedilmesi durumunda karara karşı itiraz kanun yoluna başvurulması mümkündür.
14. Tahliye Dilekçesinde Nelere Yer Verilmelidir?
Uyuşturucu ticareti dosyasında etkili bir tahliye dilekçesi yalnızca şüphelinin ailesinden, işinden veya mağduriyetinden söz eden bir metin olmamalıdır.
Dilekçenin merkezinde CMK m.100 ve m.101 şartlarının artık bulunmadığının ortaya konulması gerekir.
Öncelikle kuvvetli suç şüphesine dayanak gösterilen deliller ayrı ayrı tartışılmalıdır.
Örneğin;
uyuşturucunun nerede bulunduğu, sanığa nasıl bağlandığı, parmak izi veya DNA incelemesi bulunup bulunmadığı, telefon görüşmelerinin gerçekten satış içerip içermediği, uyuşturucu satın aldığı iddia edilen kişilerin sanık hakkında ne söylediği, fiziki takip yapılıp yapılmadığı, sanığın üzerinde suçtan elde edildiği değerlendirilebilecek para bulunup bulunmadığı, paketleme materyali veya hassas terazinin sanıkla ilgisinin nasıl kurulduğu değerlendirilmelidir.
Daha sonra kaçma ve delil karartma riskleri ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Son olarak ise adli kontrol tedbirleri önerilmelidir.
Örneğin;
“Mahkemeniz aksi kanaatte ise tutuklama yerine yurtdışına çıkış yasağı ve belirli günlerde kolluk biriminde imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin uygulanması suretiyle sanığın tahliyesine karar verilmesini talep ederiz.”
şeklinde kademeli bir talep kurulabilir.
15. Hukuka Aykırı Arama ve Deliller Tutuklama Kararını Etkiler mi?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi, fiziki takip ve teknik araçlarla izleme tedbirleri büyük önem taşımaktadır.
Arama veya elkoymanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa bunun yalnızca esas hakkındaki savunmada değil, tutuklama değerlendirmesinde de gündeme getirilmesi mümkündür.
Çünkü tutuklamanın temel şartı kuvvetli suç şüphesini gösteren hukuken değerlendirilebilir somut delillerin varlığıdır.
Dosyanın temel delilinin hukuka uygunluğu ciddi biçimde tartışmalı hâle gelmişse bu durum kuvvetli suç şüphesinin derecesini de etkileyebilir.
Ancak bir delilin hukuka aykırı olup olmadığı her olayın koşullarına ve ilgili koruma tedbirinin kanuni şartlarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
16. İddianamenin Kabulünden Sonra Tahliye İhtimali Artar mı?
Her dosya bakımından otomatik bir sonuçtan söz edilemez. Bununla birlikte iddianamenin düzenlenmesi ve özellikle kovuşturma aşamasında temel delillerin önemli ölçüde toplanmış olması, delil karartma riskinin değerlendirilmesinde önem taşır.
Tanıklar dinlenmiş, telefon incelemeleri tamamlanmış, kriminal rapor alınmış ve maddi deliller muhafaza altına alınmışsa “deliller henüz toplanmadı” şeklindeki tutuklama gerekçesi zaman içerisinde ağırlığını kaybedebilir.
Bu aşamada mahkemenin özellikle kaçma riskine ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmadığına daha ayrıntılı bakması gerekir.
17. İlk Duruşmada Tahliye Mümkün müdür?
Evet.
Uyuşturucu ticareti suçlarında ilk duruşmada tahliye kararı verilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Mahkeme;
sanığın savunmasını aldıktan, dosyadaki delilleri değerlendirdikten ve tutuklama nedenlerinin devam edip etmediğini inceledikten sonra sanığın doğrudan veya adli kontrol altında tahliyesine karar verebilir.
Özellikle soruşturma sırasında sanığın savunmasının yeterince değerlendirilmediği, uyuşturucu ile bağlantının zayıf olduğu veya ticaret kastının tartışmalı bulunduğu dosyalarda ilk duruşma önemli bir aşamadır.
18. Uzun Tutukluluk Otomatik Olarak Tahliye Sebebi midir?
Tek başına belirli bir ayın geçmesi otomatik tahliye sebebi değildir. Bununla birlikte tutukluluğun süresi arttıkça tedbirin devamını haklı gösterecek gerekçelerin de daha güçlü olması gerekir.
Tutuklama başlangıçta haklı olsa dahi zaman içerisinde;
delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve adli kontrol imkânları nedeniyle tutuklamanın gerekliliği ortadan kalkabilir.
Tutukluluğun fiilen cezalandırmaya dönüşmemesi gerekir.
Ceza muhakemesinin temel ilkesi sanığın kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü verilinceye kadar masum sayılmasıdır. Tutuklama bu nedenle peşinen ceza çektirme aracı olarak kullanılamaz.
19. Anayasa Mahkemesinin Uyuşturucu Dosyalarında Tutuklamaya Yaklaşımı
Anayasa Mahkemesi tutuklama incelemesinde genel olarak dört aşamalı bir değerlendirme yapmaktadır:
Tutuklamanın kanuni dayanağının bulunması, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli belirtinin mevcut olması, meşru bir tutuklama nedeninin bulunması ve tedbirin ölçülü olması.
AYM’nin uyuşturucu ticareti suçuna ilişkin kararlarında, uyuşturucu madde, iletişim kayıtları, fiziki takip, arama-el koyma tutanakları ve benzeri delillerin somut olayın özelliklerine göre kuvvetli belirti oluşturabileceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan suçun yalnızca katalog suç olmasının her durumda yeterli olmadığı yönündeki genel içtihat da korunmaktadır.
Bu nedenle uyuşturucu ticareti dosyalarında tutuklama değerlendirmesi iki uç yaklaşım üzerinden yapılmamalıdır.
Ne “uyuşturucu ticareti suçunda herkes tutuklanır” yaklaşımı ne de “sabit ikametgâhı bulunan herkes tahliye edilmelidir” anlayışı hukuken doğrudur.
Belirleyici olan somut dosyadır.
20. Sonuç: Uyuşturucu Madde Ticaretinde Tahliye Mümkün müdür?
Uyuşturucu madde ticareti suçu, cezasının ağırlığı ve CMK m.100’de katalog suç olarak düzenlenmesi nedeniyle tutuklama ihtimalinin yüksek olduğu suçlardan biridir. Bununla birlikte katalog suç olması, tutuklamayı zorunlu veya otomatik hâle getirmemektedir.
Tutuklama için öncelikle uyuşturucu ticareti suçunun işlendiğini gösteren somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
Bunun yanında kaçma, saklanma, delilleri yok etme veya tanıklar üzerinde baskı oluşturma gibi tutuklama nedenlerinin değerlendirilmesi gerekir.
Tutuklama ayrıca ölçülü olmalı ve aynı amaca adli kontrol tedbirleriyle ulaşılamayacak olması somut gerekçelerle ortaya konulmalıdır.
Bu sebeple uyuşturucu madde ticareti dosyasında tahliye değerlendirmesi yapılırken;
ele geçirilen uyuşturucunun miktarından ziyade tüm bulguların birlikte değerlendirilmesi, uyuşturucunun sanıkla bağlantısının ortaya konulması, ticaret kastının gerçekten mevcut olup olmadığının araştırılması, arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygunluğu, fiziki ve teknik takip kayıtlarının içeriği, tanık ve diğer sanık ifadeleri, delillerin toplanma seviyesi, kaçma ihtimali ve adli kontrolün yeterliliği ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Özellikle delillerin önemli ölçüde toplandığı, sanığın sabit ikametgâh ve düzenli yaşam düzenine sahip olduğu, kaçmaya yönelik herhangi bir davranışının bulunmadığı, uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin delillerin tartışmalı hâle geldiği ve yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesinin adli kontrol tedbirleriyle mümkün olduğu durumlarda tahliye hukuken mümkündür.
Sonuç olarak uyuşturucu madde ticareti suçunda tutuklama, isnat edilen suçun ağırlığının doğal veya zorunlu sonucu değil; yalnızca CMK’da düzenlenen şartların somut olayda gerçekleşmesi hâlinde başvurulabilecek geçici bir koruma tedbiridir. Bu şartların ortadan kalkması hâlinde ise kişi hakkında isnat edilen suç ne kadar ağır olursa olsun, tutukluluğun devam ettirilmesi yerine tahliye ve gerektiğinde uygun adli kontrol tedbirlerinin uygulanması değerlendirilmelidir.