PARAYI O VERDİ, DAYAĞI BAŞKASI ATTI: “ADAM TUTAN” KİŞİ CEZADAN KURTULABİLİR Mİ?
PARAYI O VERDİ, DAYAĞI BAŞKASI ATTI: “ADAM TUTAN” KİŞİ CEZADAN KURTULABİLİR Mİ?
Başkasını Dövdürmek İçin Para Veren veya Birini Korkutmak İçin Adam Tutan Kişinin Cezai Sorumluluğu
Bir kişi aralarında husumet bulunan başka bir kişiye doğrudan saldırmak yerine üçüncü kişilere para vererek:
“Bunu bir güzel dövün.”
“Gözünü korkutun.”
“Bir daha karşıma çıkamayacak hâle getirin.”
“Silahı gösterin, akıllansın.”
“Dükkânına gidip tehdit edin.”
şeklinde talimat verebilir.
Gündelik dilde bu durum çoğu zaman “adam tutmak” veya “birini dövdürmek” olarak ifade edilir.
Ancak Türk Ceza Kanunu’nda doğrudan “adam tutma suçu” adı altında bağımsız bir suç bulunmamaktadır.
Cezai sorumluluk;
- hangi suçun işlenmesinin istendiğine,
- para verilen kişinin daha önceden suç işleme kararı bulunup bulunmadığına,
- eylemin gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine,
- kullanılan silah veya araçlara,
- mağdurda meydana gelen zararın ağırlığına,
- para veren kişinin kastının sınırlarına
göre belirlenir.
Bu nedenle para veren kişinin:
“Ben kimseye vurmadım. Olay yerinde bile değildim.”
şeklindeki savunması tek başına ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Çünkü Türk Ceza Kanunu yalnızca suçu fiziksel olarak gerçekleştiren kişiyi değil, belirli şartlarda suçun işlenmesine karar verdiren kişiyi de aynı suçtan sorumlu tutmaktadır.
1. Birini Dövdürmek İçin Para Vermek Hangi Suçu Oluşturur?
En klasik durumda kasten yaralama suçuna azmettirme gündeme gelir.
TCK m.38/1 son derece açıktır:
“Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.”
Dolayısıyla A kişisi, B kişisine:
“Sana 100.000 TL vereceğim, git C’yi döv.”
der;
B de bu teklif üzerine C’yi döverse,
A’nın bizzat C’ye dokunmamış olması onu cezai sorumluluktan kurtarmaz.
Somut olayın şartlarına göre:
B = kasten yaralama suçunun faili,
A = kasten yaralama suçunun azmettireni
olarak sorumlu tutulabilir.
Üstelik azmettiren hakkında, yardım edenden farklı olarak, kural olarak cezanın yarısının indirilmesi söz konusu değildir.
TCK m.38 uyarınca azmettiren işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır.
2. Azmettirme Tam Olarak Nedir?
Azmettirme, daha önce belirli bir suçu işlemeye karar vermemiş bir kişinin başka biri tarafından suç işlemeye karar verdirilmesidir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2022/1679 E., 2022/2888 K. sayılı kararında da azmettirme bu şekilde açıklanmıştır.
Dolayısıyla temel soru şudur:
Fail, para veren kişiyle konuşmadan önce mağduru dövmeye zaten karar vermiş miydi?
Eğer cevap hayır ise ve suç işleme kararını para veren kişi oluşturmuşsa azmettirme gündeme gelir.
Örneğin:
Ali’nin Mehmet’le hiçbir problemi yoktur.
Ferhat, Ali’ye:
“Mehmet’i döversen sana 50.000 TL vereceğim.”
der.
Ali bu teklif nedeniyle Mehmet’i dövmeye karar verir.
Burada suç işleme kararını ortaya çıkaran kişi Ferhat olduğundan TCK m.38 kapsamında azmettirme söz konusu olabilir.
3. Para Vermek Azmettirme İçin Yeterli midir?
Para verilmesi son derece güçlü bir delil olabilir ancak tek başına hukuki nitelendirmeyi belirlemez.
Mahkeme;
- paranın neden verildiğini,
- görüşmelerin içeriğini,
- suçtan önceki telefon trafiğini,
- WhatsApp yazışmalarını,
- banka transferlerini,
- tarafların önceki ilişkisini,
- failin suç işleme kararının ne zaman oluştuğunu
birlikte değerlendirir.
Örneğin banka açıklamasında:
“İş için ödeme”
yazması para transferinin gerçek sebebini tek başına belirlemez.
Mesajlarda:
“İş bittikten sonra kalan 50’yi gönderirim.”
şeklinde ifadeler bulunuyorsa transferin suçla bağlantısının ispatı kolaylaşabilir.
4. Fail Zaten Dövmeye Kararlıysa Para Veren Kişi Yine Azmettiren midir?
Her zaman değil.
İşte azmettirme ile yardım etme arasındaki en önemli ayrım burada ortaya çıkar.
Bir kişi mağduru zaten dövmeye kesin olarak karar vermişse başka bir kişinin:
“Yap, arkandayım.”
“Masraflarını ben karşılarım.”
“Yaparsan sana para veririm.”
demesi mevcut suç işleme kararını kuvvetlendirme niteliğinde olabilir.
Bu durumda TCK m.39 kapsamında suça yardım etme tartışılabilir.
TCK m.39 açıkça;
- suç işlemeye teşvik etmeyi,
- suç işleme kararını kuvvetlendirmeyi,
- araç sağlamayı,
- suçun icrasını kolaylaştırmayı
yardım etme biçimleri arasında düzenlemektedir.
Dolayısıyla:
Suç kararını oluşturan → azmettiren
Mevcut suç kararını destekleyen → yardım eden
şeklinde temel bir ayrım yapılabilir.
Ancak somut dosyada bu sınır oldukça ince olabilir.
5. Azmettiren ile Yardım Edenin Cezası Aynı mıdır?
Hayır.
Bu çok önemli bir farktır.
Azmettiren
TCK m.38 gereğince işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır.
Yardım eden
TCK m.39 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet gerektiren suçlar için özel aralıklar öngörülmüş; diğer suçlarda ise temel olarak cezanın yarısının indirilmesi kabul edilmiştir.
Bu nedenle ceza davasında:
“Azmettirdi mi, yardım mı etti?”
sorusu verilecek cezanın miktarı bakımından son derece önemlidir.
6. Dövdürme Gerçekleşirse Hangi Suçtan Ceza Verilir?
Eylem mağdurun vücuduna acı veriyor veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden oluyorsa kasten yaralama suçu gündeme gelir.
TCK m.86/1’in 4 Haziran 2025 tarihinde değiştirilen güncel hâline göre kasten yaralamanın temel şeklinin cezası:
bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır.
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamada ise güncel ceza:
altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Ancak somut olayda silah kullanılması veya daha ağır yaralanma sonuçlarının ortaya çıkması cezayı ciddi biçimde değiştirebilir.
7. Dövdürmek İçin Tutulan Kişi Silah Kullanırsa Ne Olur?
TCK m.86/3-e kapsamında kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi nitelikli hâldir.
Bu durumda verilecek ceza kanunda öngörülen oranda artırılır ve suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar.
Silah kavramı yalnızca tabancadan ibaret değildir.
Somut olayın özelliklerine göre;
- bıçak,
- sopa,
- demir çubuk,
- ateşli silah
gibi araçlar silah kapsamında değerlendirilebilir.
Eğer para veren kişi baştan itibaren:
“Silahla gidin, dövün.”
şeklinde talimat vermişse nitelikli yaralama bakımından kastının bulunduğu daha açık şekilde ortaya çıkabilir.
8. Yargıtay Kasten Yaralamaya Azmettirmeyi Kabul Ediyor mu?
Evet.
Yargıtay uygulamasında kasten yaralamaya azmettirme nedeniyle verilmiş çok sayıda mahkûmiyet bulunmaktadır.
Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/4074 E., 2018/5312 K. sayılı kararında sanığın mağdura yönelik nitelikli kasten yaralamaya azmettirme eylemi sabit görülmüş; TCK m.38 ile kasten yaralama ve silahla yaralamaya ilişkin hükümler birlikte uygulanmıştır.
Yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/4729 E., 2019/401 K. sayılı kararında sanıkların mağduru kasten yaralamaya azmettirdikleri kabul edilmiş ve bu kapsamda verilen hapis cezaları onanmıştır.
Dolayısıyla:
“Vuran ben değildim.”
savunması, azmettirme ispatlanmışsa tek başına beraat sağlamaz.
9. “Sadece Biraz Dövün” Denildi Ama Mağdur Çok Ağır Yaralandıysa Ne Olur?
Bu durumda azmettirenin kastının sınırları incelenmelidir.
Kasten yaralama sonucunda mağdurda;
- hayati tehlike,
- kemik kırığı,
- organ işlevinin sürekli zayıflaması,
- organ işlevinin yitirilmesi,
- yüzde sabit iz,
- gebelikle ilgili ağır sonuçlar
gibi neticeler ortaya çıkarsa TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gündeme gelebilir.
Ancak para veren kişinin her ağır sonuçtan otomatik olarak sorumlu tutulması mümkün değildir.
Azmettirenin kastı ve ağır netice yönünden kusuru ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay da azmettirilen kişinin verilen talimatın sınırlarını aşması hâlinde azmettirenin sorumluluğunun otomatik olarak failin gerçekleştirdiği bütün sonuçları kapsamadığını kabul etmektedir.
10. “Dövün” Denilen Kişi Mağduru Öldürürse Para Veren Kişi Cinayetten Sorumlu Olur mu?
Her durumda otomatik olarak hayır.
Bu ceza dosyasının en önemli meselelerinden biri olur.
Örneğin A:
“Git B’yi döv, kolunu bacağını kır.”
demiş olabilir.
Fail ise kendi kararıyla silah çıkararak B’yi öldürmüş olabilir.
Bu durumda:
Azmettirenin öldürme kastı var mıydı?
sorusu araştırılır.
Azmettiren yalnızca yaralama kastıyla hareket etmiş ve fail tamamen bağımsız biçimde öldürme kararına geçmişse azmettirenin doğrudan kasten öldürme suçundan sorumlu tutulması her olayda mümkün değildir.
Ancak;
“Ölürse de ölsün.”
şeklinde olası kastın bulunduğu veya saldırının biçimi itibarıyla ölüm sonucunun azmettiren tarafından göze alındığı ortaya konulabiliyorsa değerlendirme değişebilir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi de azmettirilen kişinin kararlaştırılan suçun sınırını aşması durumunda azmettirenin sorumluluğunun kendi kastının sınırları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmektedir.
11. Bazen “Dövme” Talimatı Bile Öldürmeye Teşebbüs Olarak Değerlendirilebilir
Evet.
Burada kullanılan aracın ve saldırının biçimi önemlidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/3268 E., 2015/3302 K. sayılı kararında azmettirme üzerine failin ruhsatsız tabancayla mağduru hedef alıp ateş ettiği olay değerlendirilmiştir.
Mağdur boyun bölgesinden vurulmuştur.
Yargıtay;
kullanılan silah,
hedef alınan vücut bölgesi
ve yaralanmanın niteliğini dikkate alarak olayın yalnızca kasten yaralama olarak kabul edilmesini hatalı bulmuş; kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Dolayısıyla tarafların olay sonrasında:
“Amacımız sadece korkutmaktı.”
veya
“Sadece yaralamak istemiştik.”
demesi tek başına belirleyici değildir.
Mahkeme fiilin objektif özelliklerine de bakacaktır.
12. Birini Sadece Korkutmak İçin Adam Tutmak Hangi Suçu Oluşturur?
Bu durumda genellikle tehdit suçuna azmettirme gündeme gelir.
Örneğin A, iki kişiye para vererek:
“B’nin yanına gidin. Bir daha benimle uğraşırsa onu öldüreceğinizi söyleyin.”
der.
Kişiler de gidip bu tehdidi mağdura iletirlerse;
fiili gerçekleştiren kişiler tehdit suçundan,
bu suç işleme kararını oluşturan kişi ise şartları varsa tehdit suçuna azmettirmeden
sorumlu tutulabilir.
Yargıtay uygulamasında da tehdit suçuna azmettirme kabul edilmektedir. Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2015/6198 E., 2016/3314 K. sayılı kararında sanık hakkında silahla tehdide azmettirme hükümleri uygulanmıştır.
13. Tehdit Suçunun Güncel Cezası Nedir?
TCK m.106’ya göre kişinin kendisinin veya yakınının;
- hayatına,
- vücut dokunulmazlığına,
- cinsel dokunulmazlığına
yönelik saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit edilmesi suçtur.
Tehdidin temel şeklinin yaptırımı altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.
Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde alt sınır dokuz aydan az olamaz.
4 Haziran 2025 tarihli değişiklik sonrasında tehdidin;
- silahla,
- kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle,
- imzasız mektup veya özel işaretlerle,
- birden fazla kişi tarafından birlikte,
- suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak
işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır.
Dolayısıyla bir kişiyi korkutmak amacıyla silahlı birden fazla kişinin gönderilmesi, dosyayı basit tehdit suçundan çok daha ağır bir noktaya taşıyabilir.
14. “Git Silahı Göster, Korkut” Demek Ne Anlama Gelir?
Bu durumda şartları varsa silahla tehdit suçuna azmettirme gündeme gelir.
Örneğin:
A, B’ye 50.000 TL verir ve:
“Silahını al, dükkânına git. Masasına koy ve bir daha bana bulaşırsa kötü olacağını söyle.”
der.
B de bunu gerçekleştirirse olayın niteliğine göre;
B hakkında silahla tehdit,
A hakkında ise silahla tehdit suçuna azmettirme
hükümleri uygulanabilir.
Azmettirenin olay yerinde bulunması şart değildir.
15. Birden Fazla Kişi Korkutmak İçin Gönderilirse Ceza Artar mı?
Tehdit suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, TCK m.106/2’de nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Örneğin üç kişinin birlikte mağdurun işyerine giderek:
“Bir daha X hakkında konuşursan seni yaşatmayız.”
demesi bu nitelikli hâli gündeme getirebilir.
Bu kişileri özellikle bu amaçla bir araya getirerek eyleme gönderen kişinin ise şartları varsa nitelikli tehdit suçuna azmettirmeden sorumluluğu tartışılır.
16. Korkutmak İçin Giden Kişiler Mağduru Döverse Ne Olur?
Bu durumda hem azmettirenin verdiği talimat hem de faillerin sınırı aşıp aşmadığı incelenmelidir.
Örneğin A:
“Sadece korkutun, kesinlikle dokunmayın.”
demiştir.
Ancak B ve C olay yerine giderek mağduru ağır şekilde dövmüştür.
A’nın yaralama suçundan sorumluluğu otomatik olarak kabul edilemez.
A’nın;
yaralama ihtimalini öngörüp kabullenip kabullenmediği,
talimatın gerçek kapsamı,
önceki yazışmalar,
kullanılan ifadeler,
fail grubunun neden seçildiği
araştırılır.
Buna karşılık A:
“Gidin hem korkutun hem biraz dövün.”
demişse hem tehdit hem yaralama bakımından iştirak hükümleri gündeme gelebilir.
17. TCK m.106/3 Neden Önemlidir?
TCK m.106/3 şu önemli sistemi kabul etmektedir:
Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçu işlenirse ayrıca bu suçlardan da ceza verilir.
Örneğin failler mağduru korkutmak için:
önce ölümle tehdit etmiş,
sonra da söylediklerinin ciddi olduğunu göstermek amacıyla mağduru dövmüş olabilir.
Somut olayın koşullarına göre yalnızca tehdit değil, ayrıca kasten yaralama suçu da gündeme gelebilir.
Azmettirenin de her iki fiili kapsayan kastı varsa sorumluluğu buna göre belirlenebilir.
18. “Adam Tutmak” Kişiyi Müşterek Fail Hâline Getirebilir mi?
Bazı olaylarda evet.
Para veren kişi yalnızca talimat vermekle kalmayıp;
- saldırının yerini belirliyor,
- mağduru olay yerine getiriyor,
- saldırganlarla birlikte olay yerine gidiyor,
- kaçış aracını kullanıyor,
- saldırının icrasını birlikte yönetiyor
olabilir.
Bu durumda katkının niteliğine göre yalnızca azmettirme değil, müşterek faillik tartışılabilir.
TCK m.37’ye göre suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişiler fail olarak sorumludur.
Yargıtay da kişinin hem suça azmettirip hem de icra üzerinde müşterek fail seviyesinde hâkimiyet kurması hâlinde, failliğin şerikliğe göre önceliği nedeniyle kişinin müşterek fail olarak sorumlu tutulabileceğini kabul etmektedir.
19. Para Veren Kişi Olay Yerinde Olmasa da Ceza Alabilir mi?
Kesinlikle.
Azmettirme bakımından kişinin olay yerinde bulunması şart değildir.
Örneğin azmettiren İstanbul’da, saldırıyı gerçekleştiren kişiler Antalya’da olabilir.
Suç planı;
WhatsApp,
Telegram,
telefon görüşmesi,
yüz yüze görüşme
veya başka yöntemlerle kurulmuş olabilir.
Önemli olan azmettirenin failde suç işleme kararını oluşturup oluşturmadığının ispat edilmesidir.
20. Para Verildi Ama Tutulan Kişi Suçu Hiç İşlemedi: Ne Olur?
Bu konu teknik olarak önemlidir.
Suça iştirak hükümleri bağlılık kuralına tabidir.
TCK m.40’a göre iştirak sorumluluğu için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı gerekir.
Bu nedenle bir kişi:
“Sana 100.000 TL vereceğim, git X’i döv.”
demiş;
karşıdaki kişi ise teklifi reddetmiş ve hiçbir icra hareketine başlamamışsa,
kural olarak yalnızca bu teklif nedeniyle tamamlanmış kasten yaralamaya azmettirmeden ceza verilemez.
Çünkü ortada gerçekleştirilmiş veya teşebbüs aşamasına ulaşmış bağlı bir yaralama fiili bulunmamaktadır.
Ancak bu görüşme sırasında ayrıca bağımsız bir suç işlenmişse onun sorumluluğu saklıdır.
Örneğin teklif bizzat mağdura ulaştırılarak korkutma aracı olarak kullanılmışsa tehdit suçu ayrıca değerlendirilebilir.
21. Fail Dövmek İçin Yola Çıktı Ama Mağduru Bulamadıysa Ne Olur?
Burada suça teşebbüsün başlayıp başlamadığı araştırılmalıdır.
TCK m.35’e göre kişi işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olur.
Sadece;
- para almak,
- konuşmak,
- plan yapmak,
- araç kiralamak,
- olay yerine doğru hareket etmek
çoğu olayda henüz hazırlık hareketi niteliğinde kalabilir.
Ancak fail artık mağdura yönelik suçun doğrudan icra hareketlerine başlamışsa kasten yaralamaya teşebbüs ve buna iştirak eden kişinin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Somut olayda hazırlık ile icra hareketinin ayrımı belirleyicidir.
22. Para Veren Kişi Sonradan Vazgeçerse Cezadan Kurtulur mu?
Otomatik olarak değil.
Örneğin A, B’ye mağduru dövmesi için para vermiş ancak bir saat sonra pişman olmuş olabilir.
Sadece:
“Vazgeçtim.”
demesi her durumda yeterli değildir.
Suça iştirak edenler bakımından TCK m.41’de iştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme özel olarak düzenlenmiştir.
Azmettirenin suçun gerçekleşmesini gerçekten engellemek amacıyla aktif davranması önemlidir.
Örneğin;
faili durdurmaya çalışması,
verdiği araçları geri alması,
mağduru uyarması,
gerekirse kolluğa haber vermesi
gibi davranışlar somut olayda değerlendirilir.
23. “Sadece Korkutun” Savunması Nasıl Değerlendirilir?
Ceza yargılamasında sanığın olaydan sonra kullandığı kelimeler tek başına belirleyici değildir.
Mahkeme;
ne söylediğine değil, olaydan önce gerçekte ne istediğine
ulaşmaya çalışır.
Örneğin azmettiren:
“Sadece korkutun demiştim.”
savunması yapabilir.
Ancak telefonunda:
“Kemiklerini kırın.”
“Hastaneden çıkamasın.”
“Bu işi sert çözün.”
şeklinde mesajlar bulunursa savunmanın inandırıcılığı önemli ölçüde azalır.
Aynı şekilde saldırganlara;
- silah,
- bıçak,
- demir çubuk
sağlanmış olması kastın kapsamının belirlenmesinde dikkate alınabilir.
24. Adam Tutmanın İspatında Hangi Deliller Kullanılır?
Bu tür dosyalarda doğrudan yazılı bir:
“X’i dövmek için 100.000 TL aldım.”
sözleşmesi bulunması elbette beklenmez.
Bu nedenle soruşturma çoğunlukla dolaylı deliller üzerinden yürütülür.
Önemli deliller şunlardır:
- HTS kayıtları,
- telefon görüşmeleri,
- baz istasyonu kayıtları,
- WhatsApp ve mesajlaşmalar,
- banka transferleri,
- kripto transferleri,
- kamera görüntüleri,
- araç plaka kayıtları,
- saldırganların ifadeleri,
- ortak tanıdıkların ifadeleri,
- saldırı öncesindeki buluşmalar,
- olaydan sonra yapılan ödemeler,
- saldırganların telefonlarındaki yazışmalar.
Özellikle saldırıdan hemen önce ve hemen sonra azmettiren ile failler arasındaki iletişim trafiği son derece önemlidir.
25. Sadece Saldırganın “Bana Para Verdi” Demesi Yeterli midir?
Her olayda tek başına yeterli kabul edilmesi doğru olmaz.
Özellikle suç ortağının;
kendi cezasını azaltmak,
husumet nedeniyle başkasını suçlamak
veya sorumluluğu paylaşmak
amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunma ihtimali değerlendirilmelidir.
Bu nedenle failin:
“Beni o tuttu.”
beyanının mümkün olduğunca;
- para transferi,
- iletişim kaydı,
- kamera görüntüsü,
- tanık,
- olay öncesi husumet
gibi yan delillerle desteklenmesi önemlidir.
Yargıtay’ın kasten yaralamaya azmettirmeye ilişkin kararlarında da suçun sübutunun deliller bütünü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
26. Mağdur ile Husumeti Olan Kişi Otomatik Olarak Azmettiren Sayılır mı?
Hayır.
Bu da ceza davalarında önemli bir savunma noktasıdır.
Örneğin saldırıya uğrayan kişinin A ile ciddi bir ticari husumeti bulunabilir.
Birkaç gün sonra B ve C mağduru döver.
Sırf:
“Bu saldırıdan yarar sağlayacak kişi A’dır.”
denilerek A’nın azmettiren olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Azmettirme bakımından suç işleme kararını oluşturan somut bağlantının ispatlanması gerekir.
Husumet önemli bir emare olabilir ancak tek başına azmettirme delili değildir.
27. Para Yerine Borcun Silinmesi veya Menfaat Sağlanması da Azmettirme Olabilir mi?
Evet.
Azmettirme için ödemenin mutlaka bankadan gönderilmiş nakit para olması gerekmez.
Örneğin:
“Bu kişiyi döversen bana olan 200.000 TL borcunu silerim.”
“Bu işi yaparsan sana araba vereceğim.”
“Sana iş vereceğim.”
“Şirketten pay vereceğim.”
gibi menfaat vaatleri de failin suç işleme kararını oluşturabilir.
Hukuken önemli olan menfaatin türü değil, bu davranışın suç işleme kararının doğmasına etkisidir.
28. Çocuğu veya Ceza Sorumluluğu Olmayan Birini Kullanmak Daha Hafif midir?
Tam tersine sonuç daha ağır olabilir.
TCK m.37/2’ye göre suçun işlenmesinde başka bir kişiyi araç olarak kullanan kişi fail olarak sorumlu tutulabilir.
Kusur yeteneği olmayan kişiyi suçta araç olarak kullanan kişinin cezası ayrıca artırılır.
TCK m.38/2 ise çocukların suça azmettirilmesi hâlinde azmettirenin cezasının üçte birden yarısına kadar artırılmasını öngörmektedir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/33 E., 2014/1244 K. sayılı kararında da ceza sorumluluğu bulunmayan çocuğun suçta kullanılması ve azmettirme/faillik ayrımı ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir.
29. Birini Dövdürmek İçin “Çete” Tutmak Örgüt Suçu Oluşturur mu?
Her olayda hayır.
Bir suç için birkaç kişinin bir araya gelmesi otomatik olarak TCK m.220 anlamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu oluşturmaz.
Örgüt suçunun kendine özgü;
- devamlılık,
- hiyerarşi,
- üye sayısı,
- araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişlilik
gibi unsurları bulunmaktadır.
Tek seferlik bir yaralama için birkaç kişinin bir araya gelmesi çoğu zaman iştirak hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
Ancak kişi gerçekten suç işlemeyi meslek hâline getirmiş organize bir yapıdan yararlanıyorsa tehdit ve diğer suçların nitelikli hâlleriyle birlikte ayrıca örgüt hükümleri de gündeme gelebilir.
30. Mağdur Şikâyetinden Vazgeçerse Dosya Kapanır mı?
Her zaman değil.
Kasten yaralama suçunun basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif şekli kural olarak şikâyete bağlıdır.
Ancak TCK m.86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama hâllerinde kanun açıkça şikâyet aranmaksızın soruşturma yürütülmesini öngörmektedir.
Örneğin yaralamanın silahla gerçekleştirilmesi hâlinde mağdurun:
“Şikâyetimden vazgeçtim.”
demesi davanın otomatik olarak düşmesi sonucunu doğurmaz.
Tehdit suçunda da tehdidin türüne göre şikâyete bağlılık farklılık göstermektedir.
Bu nedenle suçun hukuki vasfı belirlenmeden yalnızca şikâyetten vazgeçmeye güvenilmemelidir.
31. Azmettiren Haksız Tahrik İndiriminden Yararlanabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Haksız tahrik kişisel bir indirim nedenidir.
Örneğin mağdurun yalnızca azmettirene yönelik ağır bir haksız fiili bulunuyor ancak saldırıyı gerçekleştiren kişiler bu olaydan kişisel olarak etkilenmemiş olabilir.
Bu durumda her sanığın haksız tahrik koşulları kendi hukuki durumu bakımından ayrı değerlendirilmelidir.
Azmettirenin:
“Mağdur beni daha önce tahrik etmişti.”
savunması varsa tahrikin varlığı, ağırlığı ve saldırıyla bağlantısı delillerle ortaya konulmalıdır.
32. Örnek Olay: Para Karşılığı Dövdürme
A ile C arasında ticari uyuşmazlık bulunmaktadır.
A, B ve D ile buluşur.
Onlara:
“C’yi bir daha işe gelemeyecek hâle getirirseniz 200.000 TL vereceğim.”
der.
50.000 TL peşin gönderir.
B ve D ertesi gün C’yi takip eder.
Demir çubuklarla saldırıp C’nin kolunu kırarlar.
Olaydan sonra A kalan 150.000 TL’yi gönderir.
Bu olayda;
B ve D bakımından
kasten yaralama ve somut koşullara göre silahla/nitelikli yaralama hükümleri,
A bakımından
kasten yaralama suçuna azmettirme
gündeme gelebilir.
Kol kırığının derecesine göre TCK m.87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri de ayrıca değerlendirilir.
A’nın olay yerinde bulunmamış olması tek başına sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
33. Örnek Olay: Sadece Korkutmak İçin Adam Tutma
A, kendisine borcu bulunan B’nin ödeme yapmasını sağlamak amacıyla iki kişiye para verir.
Kişilere:
“Gidin, ödemezse onu öldüreceğimizi söyleyin ve silahı gösterin.”
der.
İki kişi birlikte B’nin işyerine gider, silah göstererek tehdit eder.
Somut olayın şartlarına göre:
Gönderilen kişiler
nitelikli tehdit suçunun faili,
A
nitelikli tehdit suçuna azmettiren
olarak sorumlu tutulabilir.
Üstelik eylem alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirilse bile:
“Benim zaten ondan paramı alma hakkım vardı.”
savunması tehdit fiilini hukuka uygun hâle getirmez.
Kişinin gerçek bir alacağının bulunması, bu alacağı silahlı kişiler göndererek tahsil etme hakkı vermez.
34. Örnek Olay: “Korkutun” Talimatı Verildi, Fail Ateş Etti
A:
“Silahı gösterip korkutun ama kesinlikle ateş etmeyin.”
der.
B buna rağmen kendi kararıyla mağdurun başına nişan alıp ateş eder.
Bu durumda B bakımından fiilin şartlarına göre kasten öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.
A bakımından ise otomatik olarak aynı suçtan sorumluluk kurulamaz.
A’nın;
- ateş edilmesini öngörüp öngörmediği,
- bunu kabullenip kabullenmediği,
- silahı kimin sağladığı,
- saldırganın seçilme nedeni,
- önceki talimatların içeriği
araştırılmalıdır.
Yargıtay içtihadında da azmettirenin sorumluluğunun azmettirme kastının kapsamına göre sınırlandırılması gerektiği kabul edilmektedir.
35. Böyle Bir Dosyada Savcılık Hangi Konuları Araştırmalıdır?
Sağlıklı bir soruşturma için özellikle şu hususlar araştırılmalıdır:
1. Mağdurla kimin husumeti vardı?
2. Saldırganların mağduru önceden tanıyıp tanımadığı belirlenmelidir.
3. Saldırı öncesindeki telefon görüşmeleri çıkarılmalıdır.
4. Azmettirdiği iddia edilen kişiyle saldırganların banka hareketleri incelenmelidir.
5. Saldırıdan önce veya sonra olağan dışı ödeme olup olmadığı araştırılmalıdır.
6. Kamera görüntülerinden tarafların önceden buluşup buluşmadığı tespit edilmelidir.
7. Telefonların baz istasyonu kayıtları karşılaştırılmalıdır.
8. Dijital mesajlaşmalar incelenmelidir.
9. Suç aletini kimin temin ettiği araştırılmalıdır.
10. Failin azmettirenin kastının sınırlarını aşıp aşmadığı belirlenmelidir.
Bu inceleme yapılmadan yalnızca mağdur ile bir kişi arasındaki husumete dayanılarak azmettirme hükmü kurulması doğru değildir.
SONUÇ: DAYAĞI BAŞKASI ATSA DA, SUÇ KARARINI VERDİREN KİŞİ CEZADAN KURTULMAZ
Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız olarak “adam tutma suçu” bulunmamaktadır.
Ancak bu, başkasına para vererek suç işleten kişinin cezalandırılmayacağı anlamına gelmez.
Tam tersine TCK m.38’in sistemi oldukça ağırdır:
Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır.
Bu nedenle bir kişiye:
“Sana para vereceğim, X’i döv.”
denilmiş ve bu teklif failde suç işleme kararını oluşturmuşsa para veren kişi kasten yaralamaya azmettiren olarak sorumlu tutulabilir.
Yargıtay uygulamasında da kasten yaralamaya azmettirme nedeniyle mahkûmiyet kararları bulunmaktadır.
Eğer amaç yalnızca mağduru korkutmaksa ve gönderilen kişiler ölüm, yaralama veya başka bir kötülük tehdidinde bulunuyorsa tehdit suçuna azmettirme gündeme gelir.
Silah kullanılması veya tehdidin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde TCK m.106/2 kapsamındaki nitelikli tehdit söz konusu olabilir ve güncel kanuna göre ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına ulaşabilir.
Ancak ceza sorumluluğunun sınırı belirlenirken çok önemli bir başka kural vardır:
Azmettiren, failin yaptığı her şeyden otomatik olarak sorumlu değildir.
“Döv” talimatı verilen fail kendi bağımsız kararıyla mağduru öldürürse azmettirenin öldürme suçundan sorumlu tutulabilmesi için öldürme sonucunun onun kastı kapsamında bulunup bulunmadığı ayrıca araştırılmalıdır. Yargıtay da bu değerlendirmede azmettirenin kastının sınırlarına önem vermektedir.
Bu nedenle bu tür dosyalarda en önemli soru:
“Mağdura kim vurdu?”
sorusundan ibaret değildir.
Asıl araştırılması gereken:
“Suç işleme fikrini kim oluşturdu, bunun karşılığında ne vaat edildi ve işlenen suç para veren kişinin istediği suçun sınırları içinde miydi?”
sorularıdır.
Telefon kayıtları, mesajlaşmalar, banka transferleri, saldırı öncesi ve sonrasındaki görüşmeler ile taraflar arasındaki husumet birlikte değerlendirildiğinde fiziksel olarak olay yerine hiç gitmemiş bir kişinin dahi kasten yaralama, tehdit hatta somut olaya göre öldürmeye teşebbüs gibi ciddi suçlardan azmettiren sıfatıyla cezalandırılması mümkün olabilir.
Temel Hukuki Dayanaklar
- TCK m.35: Suça teşebbüs
- TCK m.37: Faillik ve başkasını suçta araç olarak kullanma
- TCK m.38: Azmettirme
- TCK m.39: Suça yardım etme
- TCK m.40: Bağlılık kuralı
- TCK m.41: İştirak hâlinde gönüllü vazgeçme
- TCK m.81: Kasten öldürme
- TCK m.86: Kasten yaralama
- TCK m.87: Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
- TCK m.106: Tehdit ve nitelikli tehdit