Uyuşturucu Madde Suçlarında HAGB Uygulanabilir mi?
Uyuşturucu Madde Suçlarında HAGB Uygulanabilir mi?
Uyuşturucu madde suçlarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, uygulamada en fazla merak edilen ceza hukuku konularından biridir. Özellikle uyuşturucu madde kullanmak veya kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurmak nedeniyle hakkında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen kişiler bakımından “Cezaevine girer miyim?”, “HAGB kararı verilebilir mi?”, “Sabıkama işler mi?” ve “Denetimli serbestlik ile HAGB aynı şey midir?” soruları sıklıkla gündeme gelmektedir.
Ancak uyuşturucu madde suçlarında HAGB konusunun doğru değerlendirilebilmesi için öncelikle isnat edilen suçun hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir. Çünkü kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ile uyuşturucu madde ticareti yapmak aynı hukuki rejime tabi değildir.
Türk Ceza Kanunu’nda başlıca;
- uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti TCK m. 188,
- uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma TCK m. 190,
- kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma ise TCK m. 191
kapsamında düzenlenmiştir.
Dolayısıyla uyuşturucu madde suçlarında HAGB uygulanıp uygulanamayacağı konusunda tek bir cevap vermek mümkün değildir. Özellikle TCK m. 191 bakımından HAGB mümkün olabilirken, uyuşturucu ticareti suçunda öngörülen yüksek ceza miktarları nedeniyle HAGB uygulaması kural olarak mümkün olmamaktadır.
HAGB Nedir?
HAGB, “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kavramının kısaltmasıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında bir mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen belirli koşulların bulunması hâlinde mahkeme bu hükmün açıklanmasını geri bırakabilir.
23 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte olan CMK m. 231/5 uyarınca, sanık hakkında hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması hâlinde HAGB kararı verilebilmektedir.
HAGB kararında ortada teknik anlamda kurulmuş bir hüküm bulunmakla birlikte bu hüküm, kanunda öngörülen sistem içerisinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmünün normal hukuki sonuçlarını doğurmaz.
Sanığın denetim süresini kanunda öngörülen koşullara uygun şekilde tamamlaması durumunda açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir.
Bu nedenle HAGB özellikle ilk defa suç işleyen veya yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede olumlu kanaat oluşan kişiler açısından önemli bir ceza muhakemesi kurumudur.
HAGB Kararı Verilmesinin Şartları Nelerdir?
Mevcut CMK m. 231 hükümlerine göre HAGB bakımından en önemli koşul, sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis cezası veya adli para cezası olmasıdır.
Bunun yanında CMK m. 231/6 kapsamında;
sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması,
sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması,
suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı giderilebilir bir zarar bulunuyorsa bu zararın giderilmesi
şartları aranmaktadır.
Uyuşturucu suçlarının önemli bir bölümünde belirli bir gerçek kişinin doğrudan maddi zarara uğraması söz konusu olmadığından zarar giderme koşulu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus ise suçun kanundaki soyut cezasından ziyade yargılama sonunda sanık hakkında hükmolunan sonuç cezanın HAGB sınırında olup olmadığıdır.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda HAGB Uygulanabilir mi?
Evet. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya uyuşturucu kullanma suçunda belirli şartlar altında HAGB uygulanabilir.
Ancak TCK m. 191 bakımından doğrudan HAGB sistemine geçilmeden önce uygulanması gereken özel bir soruşturma rejimi bulunmaktadır.
TCK m. 191/1’e göre kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
Bununla birlikte kanun koyucu uyuşturucu kullanıcısı bakımından doğrudan cezalandırmaya dayanan bir sistem benimsememiştir.
TCK m. 191/2 gereğince bu suç nedeniyle başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında, CMK m. 171’deki genel koşullar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.
Bu nedenle ilk defa TCK m. 191 kapsamında işlem yapılan bir kişi açısından soruşturmanın doğrudan iddianame düzenlenerek mahkemeye taşınması genel kural değildir.
Uyuşturucu Kullanma Suçunda Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
Uyuşturucu kullanma suçlarında HAGB ile en fazla karıştırılan kurum kamu davasının açılmasının ertelenmesidir.
TCK m. 191 kapsamında soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmektedir.
Bu dönem içerisinde şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Güncel düzenlemeye göre denetimli serbestlik süresi asgari bir yıldır ve kanunda belirtilen koşullarla uzatılabilir. Şüpheli gerekli görülmesi hâlinde tedaviye de tabi tutulabilir. Ayrıca Cumhuriyet savcısı erteleme süresi içerisinde uyuşturucu kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi amacıyla kişinin ilgili kuruma sevk edilmesine karar verebilir.
Dolayısıyla;
kamu davasının açılmasının ertelenmesi soruşturma aşamasında, HAGB ise esas itibarıyla mahkeme tarafından kovuşturma sonucunda verilen bir karardır.
Bu iki kurum birbirinden farklıdır.
Denetimli Serbestlik İhlal Edilirse Ne Olur?
TCK m. 191/4 uyarınca erteleme süresi içerisinde kişinin;
kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmesi,
tekrar kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması
hâllerinde hakkında kamu davası açılabilir.
Erteleme döneminde yeniden uyuşturucu kullanılması veya kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurulması ayrıca bağımsız bir suç olarak soruşturulmaz; kural olarak önceki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeni olarak değerlendirilir. TCK m. 191/5 bu hususu açık biçimde düzenlemektedir.
Şüphelinin beş yıllık erteleme süresini herhangi bir ihlal gerçekleştirmeden tamamlaması hâlinde ise hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Bu durumda kişi zaten mahkûmiyet aşamasına geçmediğinden HAGB değerlendirilmesine de ihtiyaç kalmaz.
TCK 191 Nedeniyle Dava Açılırsa HAGB Verilebilir mi?
Denetimli serbestlik veya erteleme yükümlülüklerinin ihlal edilmesi nedeniyle kamu davası açılması durumunda mahkeme suçun sabit olup olmadığını değerlendirir.
Mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde sonuç cezanın HAGB sınırları içerisinde kalması ve diğer yasal şartların bulunması durumunda CMK m. 231 hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.
TCK m. 191’in temel cezasının iki yıldan beş yıla kadar olması nedeniyle özellikle temel cezanın alt hadden belirlenmesi ve uygulanabilecek yasal indirimler sonucunda cezanın iki yıl veya altında kalması hâlinde HAGB ihtimali ortaya çıkabilir.
Ancak her TCK m. 191 dosyasında otomatik olarak HAGB verileceğini söylemek doğru değildir. Sanığın adli sicili, daha önceki mahkûmiyetleri, somut olayın koşulları ve yargılama sonucunda ortaya çıkan ceza miktarı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Ticareti Suçundan Açılan Davanın Kullanma Suçuna Dönüşmesi ve HAGB
Uyuşturucu suçları bakımından HAGB konusunda son derece önemli bir başka durum TCK m. 191/8’de düzenlenmektedir.
Bir kişi hakkında başlangıçta TCK m. 188 kapsamında uyuşturucu madde ticareti veya TCK m. 190 kapsamında uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dava açılmış olabilir.
Ancak yargılama sırasında elde edilen deliller değerlendirildiğinde kişinin ticaret yaptığı değil, uyuşturucu maddeyi yalnızca kendi kullanımı amacıyla bulundurduğu sonucuna ulaşılabilir.
TCK m. 191/8’e göre TCK m. 188 veya m. 190 kapsamında yapılan kovuşturma sırasında eylemin münhasıran TCK m. 191 kapsamında kaldığının anlaşılması hâlinde sanık hakkında TCK m. 191 hükümleri çerçevesinde HAGB kararı verilmesi öngörülmektedir.
Yargıtay uygulamasında da uyuşturucu ticareti suçundan başlayan yargılama sırasında eylemin kullanmak için uyuşturucu bulundurma niteliğinde olduğunun anlaşılması hâlinde TCK m. 191/8’deki özel HAGB düzenlemesinin dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçlaması bulunan dosyalarda savunmanın yalnızca beraat talebi üzerine kurulması her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle uyuşturucu maddenin;
miktarı,
ele geçiriliş şekli,
paketlenme biçimi,
sanığın uyuşturucu kullanıcısı olup olmadığı,
hassas terazi bulunup bulunmadığı,
iletişim kayıtları,
para hareketleri,
HTS kayıtları,
fiziki veya teknik takip delilleri,
başka kişilere satış veya devir yapıldığına ilişkin deliller
bir bütün hâlinde incelenerek eylemin gerçekten ticari amaç taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.
Suç vasfının TCK m. 188’den TCK m. 191’e dönüşmesi sanığın karşılaşabileceği hukuki sonuçları tamamen değiştirebilir.
Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda HAGB Uygulanabilir mi?
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti TCK m. 188’de düzenlenmiştir.
TCK m. 188/3 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ülke içerisinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde satan, satışa arz eden, başkasına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında on yıldan az olmamak üzere hapis cezası ve ayrıca adli para cezası öngörülmektedir.
İmal, ithal veya ihraç fiillerinde ise çok daha ağır cezalar söz konusudur.
CMK m. 231 kapsamında genel HAGB sınırı iki yıl olduğundan, uyuşturucu ticareti suçunun kanuni ceza miktarı ile HAGB sınırı arasında çok büyük bir fark bulunmaktadır.
Bu nedenle yetişkinler bakımından tipik bir uyuşturucu ticareti mahkûmiyetinde HAGB uygulanması mümkün değildir.
Buradaki hukuki engel esas olarak suçun “uyuşturucu suçu” olması değil, hükmedilecek cezanın iki yıllık HAGB sınırının çok üzerinde bulunmasıdır.
Başka bir ifadeyle CMK m. 231’de “TCK m. 188 suçlarında HAGB uygulanamaz” şeklinde genel bir yasak bulunmasından ziyade, suçun yüksek alt sınırı uygulamada HAGB’yi olanaksız hâle getirmektedir.
Somut olayda yaş küçüklüğü, teşebbüs, yardım etme, etkin pişmanlık veya başka özel indirim nedenlerinin bulunması hâlinde hesaplama ayrıca yapılmalıdır. Bununla birlikte yetişkin fail tarafından tamamlanmış uyuşturucu ticareti suçu bakımından olağan ceza rejiminde sonuç cezanın iki yıl veya altına düşmesi beklenmez.
Etkin Pişmanlık HAGB Sağlar mı?
Uyuşturucu madde suçlarında TCK m. 192 kapsamında etkin pişmanlık hükümleri bulunmaktadır.
Etkin pişmanlık, koşullarının gerçekleşmesi hâlinde kişinin cezasının önemli ölçüde azaltılmasına veya bazı durumlarda cezaya hükmedilmemesine yol açabilecek bir kurumdur.
Ancak etkin pişmanlık ile HAGB aynı şey değildir.
Etkin pişmanlık cezanın belirlenmesini etkilerken HAGB, belirlenen mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmasının geri bırakılmasına ilişkin bir ceza muhakemesi kurumudur.
Uyuşturucu ticareti suçunda etkin pişmanlık uygulanması da tek başına “HAGB verilir” sonucunu doğurmaz. Sonuç cezanın ayrıca CMK m. 231 kapsamındaki HAGB sınırına inmesi gerekir.
Uyuşturucu Kullanımını Kolaylaştırma Suçunda HAGB
TCK m. 190’da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçu düzenlenmiştir.
Bu suç bakımından öngörülen hapis cezalarının yüksekliği nedeniyle olağan şartlarda sonuç cezanın iki yıllık HAGB sınırında kalması mümkün değildir.
Dolayısıyla TCK m. 190 bakımından da HAGB, TCK m. 191’deki kullanmak için bulundurma suçuna kıyasla çok daha sınırlı bir uygulama alanına sahiptir.
Ancak TCK m. 190 kapsamında açılan davada eylemin gerçekte yalnızca TCK m. 191 kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde TCK m. 191/8’deki özel düzenleme gündeme gelebilir.
HAGB Kararında Denetim Süresi Ne Kadardır?
23 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan CMK m. 231/8 gereğince HAGB kararı verilen kişi beş yıl süreyle denetime tabi tutulur.
Mahkeme bu süre içerisinde bir yıldan fazla olmamak üzere çeşitli denetimli serbestlik yükümlülükleri belirleyebilir.
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve belirlenen yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde açıklanması geri bırakılmış hüküm ortadan kaldırılır ve kamu davasının düşmesine karar verilir.
Buna karşılık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması hâlinde mahkeme açıklanması geri bırakılan hükmü açıklayabilir.
Bu nedenle HAGB, “ceza tamamen ortadan kalktı” şeklinde yorumlanmamalıdır. Asıl sonuç, denetim döneminin başarılı şekilde tamamlanmasıyla ortaya çıkar.
HAGB Adli Sicile İşler mi?
HAGB kararı klasik anlamda kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü gibi genel adli sicil kaydına işlenen bir mahkûmiyet değildir.
CMK m. 231 kapsamında HAGB kararlarının bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilmesi öngörülmektedir. Bu kayıtlar ancak kanunda belirtilen amaçlarla ve soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından kullanılabilir.
Bununla birlikte kamu görevine giriş, özel güvenlik, kolluk meslekleri veya güvenlik soruşturmasına tabi bazı meslekler açısından HAGB kararının etkisi, ilgili özel mevzuat ve idari yargı içtihatları ayrıca incelenmelidir.
HAGB İçin Sanığın Kabulü Gerekir mi?
Eski düzenlemede HAGB kararının verilebilmesi için sanığın kabulü aranıyordu.
Ancak 7499 sayılı Kanun ile CMK m. 231’de yapılan değişiklik sonrasında sanığın HAGB’yi kabul etmesi şartı kaldırılmıştır.
Aynı düzenleme kapsamında HAGB kararlarına karşı kanun yolu sistemi de değiştirilmiştir.
Güncel CMK m. 231/12 kapsamında HAGB kararlarına karşı, kanundaki istisnalar saklı olmak üzere istinaf kanun yoluna başvurulabilmektedir. Bölge adliye mahkemesi HAGB kararını hem usul hem de esas yönünden inceleyebilir.
Bu durum özellikle uyuşturucu dosyalarında büyük önem taşımaktadır. Çünkü sanığın suçun hiç oluşmadığını, delillerin hukuka aykırı olduğunu veya uyuşturucu maddenin kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü durumlarda HAGB verilmiş olması artık mahkûmiyetin esasına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının kanun yolunda ileri sürülmesine bütünüyle engel değildir.
HAGB ile Ceza Ertelemesi Aynı Şey midir?
Hayır.
HAGB ile TCK m. 51 kapsamında hapis cezasının ertelenmesi birbirinden farklıdır.
HAGB’de mahkûmiyet hükmü açıklanmaz ve denetim başarılı şekilde tamamlanırsa hüküm kaldırılarak dava düşürülür.
Cezanın ertelenmesinde ise ortada kesinleşebilecek bir mahkûmiyet hükmü bulunmaktadır; yalnızca hapis cezasının ceza infaz kurumunda çektirilmesi belirli koşullarla ertelenmektedir.
Bu nedenle sanık bakımından hukuki sonuçları itibarıyla HAGB çoğu durumda cezanın ertelenmesine göre daha avantajlı bir kurumdur.
Uyuşturucu Suçlarında HAGB Konusunda Örnekler
Örnek 1:
Kişinin üzerinde kendi tüketimine uygun miktarda uyuşturucu madde ele geçirilmiş ve ticaret yaptığına ilişkin herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Eylem TCK m. 191 kapsamında değerlendirilebilir. İlk aşamada kural olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik sistemi gündeme gelecektir.
Örnek 2:
Kişi TCK m. 191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı aldıktan sonra yükümlülüklerini ihlal etmiş ve hakkında dava açılmıştır.
Mahkûmiyet hâlinde belirlenen sonuç ceza iki yıl veya altında kalır ve diğer şartlar da oluşursa HAGB değerlendirmesi yapılabilir.
Örnek 3:
Sanık hakkında uyuşturucu ticareti suçundan TCK m. 188 kapsamında ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkeme, ele geçirilen uyuşturucunun sanığın kendi kullanımı için olduğuna ve satış yaptığına ilişkin yeterli delil bulunmadığına kanaat getirmiştir.
Eylemin TCK m. 191 kapsamında kaldığının kabul edilmesi hâlinde TCK m. 191/8’deki özel HAGB düzenlemesi gündeme gelecektir.
Örnek 4:
Sanığın uyuşturucu sattığı kesin delillerle ispatlanmış ve TCK m. 188/3 kapsamında mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Suçun temel cezasının on yıldan az olmaması nedeniyle olağan koşullarda HAGB uygulanması mümkün değildir.
2026 Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası HAGB’nin Durumu
HAGB konusunda güncel mevzuat açısından son derece önemli bir gelişme bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 2025 tarihli E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla CMK m. 231’deki HAGB rejimine ilişkin hükümler hakkında iptal kararı vermiştir.
Karar 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış; iptal hükümlerinin yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Mevzuat sürümlerinde iptal hükümlerinin 30 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe gireceği gösterilmektedir.
Dolayısıyla 23 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla CMK m. 231’deki mevcut HAGB hükümleri henüz yürürlüktedir.
Ancak 30 Eylül 2026 sonrasında HAGB kurumunun nasıl uygulanacağı, bu tarihe kadar kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağına göre yeniden değerlendirilmelidir.
Bu husus özellikle uyuşturucu kullanma suçlarında önemlidir. Çünkü TCK m. 191/8 HAGB’ye ilişkin özel bir hüküm içermekle birlikte aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında aksine hüküm bulunmayan hâllerde CMK m. 231 hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Bu nedenle 30 Eylül 2026 sonrasındaki uygulama bakımından çıkarılabilecek yeni yasal düzenlemelerin takip edilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Uyuşturucu Suçlarında HAGB Mümkün müdür?
Uyuşturucu madde suçlarında HAGB uygulanıp uygulanamayacağı isnat edilen suç tipine göre değişmektedir.
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma veya kullanma suçu (TCK m. 191) bakımından HAGB uygulanması mümkündür. Bununla birlikte ilk aşamada esas olan HAGB değil, beş yıllık kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik sistemidir.
Uyuşturucu ticareti suçu (TCK m. 188) bakımından ise öngörülen yüksek hapis cezaları nedeniyle yetişkin sanıklar yönünden olağan koşullarda HAGB uygulanması mümkün değildir.
Buna karşılık uyuşturucu ticareti suçundan açılan dava sırasında fiilin gerçekte kullanmak için uyuşturucu bulundurma veya kullanma niteliğinde olduğunun anlaşılması hâlinde TCK m. 191/8 uyarınca HAGB gündeme gelebilir.
Bu nedenle özellikle uyuşturucu ticareti suçlamalarının bulunduğu dosyalarda uyuşturucunun miktarı tek başına değerlendirilmemeli; maddenin ele geçiriliş şekli, paketleme biçimi, sanığın kullanım alışkanlığı, hassas terazi veya satışa ilişkin materyal bulunup bulunmadığı, telefon ve mesaj kayıtları, para hareketleri, fiziki ve teknik takip tutanakları ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu madde suçlarında TCK m. 188 ile TCK m. 191 arasındaki suç vasfının belirlenmesi, yalnızca verilecek cezanın miktarını değil; HAGB, denetimli serbestlik, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve kişinin karşılaşacağı infaz sonuçlarını da doğrudan değiştirebilmektedir.
Bu sebeple her uyuşturucu dosyasında “HAGB uygulanır mı?” sorusuna dosya görülmeden kesin cevap verilmesi yerine; suçun hukuki niteliği, ele geçirilen maddenin miktarı ve niteliği, deliller, sanığın adli geçmişi ve uygulanabilecek indirim nedenleri birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak; uyuşturucu kullanma ve kullanmak için bulundurma suçunda HAGB hukuken mümkünken, uyuşturucu madde ticareti suçunda yüksek ceza miktarı sebebiyle kural olarak mümkün değildir. Suçun ticaret suçundan kullanma suçuna dönüşmesi ise HAGB bakımından sanık lehine son derece önemli hukuki sonuçlar doğurabilir.