Karar Türkiye’de, Borçlu ve Malvarlığı Yurt Dışında: Alacak Nasıl Tahsil Edilir?
Karar Türkiye’de, Borçlu ve Malvarlığı Yurt Dışında: Alacak Nasıl Tahsil Edilir?
Türkiye’de doğmuş veya Türk mahkemesi kararıyla hüküm altına alınmış bir alacağın borçlunun yurt dışındaki malvarlığından tahsil edilmesi mümkündür. Ancak Türkiye’de dava kazanılması, kararın yabancı ülkedeki banka hesabı, taşınmaz, şirket payı veya diğer malvarlığı üzerinde kendiliğinden icra edilebileceği anlamına gelmez.
Uluslararası alacak tahsilinde temel ilke şudur: Cebri icra yetkisi ülkeseldir. Türk icra dairesi, başka bir devletin ülkesinde doğrudan haciz uygulayamaz. Yabancı ülkedeki malvarlığına ulaşabilmek için kararın veya alacağın, malvarlığının bulunduğu ülkenin hukuk düzeni içerisinde icra edilebilir hâle getirilmesi gerekir.
Bu nedenle sınır ötesi alacak tahsili yalnızca bir dava süreci değil; yetki, uygulanacak hukuk, tebligat, delil toplama, tanıma-tenfiz, malvarlığı araştırması ve yabancı icra hukukunun birlikte değerlendirildiği çok aşamalı bir hukuki süreçtir.
Türkiye’deki alacağın yurt dışında tahsili ne anlama gelir?
“Türkiye’deki alacağın yurt dışında tahsili” ifadesi farklı hukuki durumları kapsayabilir:
- Borç ilişkisi Türkiye’de kurulmuş, ancak borçlu yurt dışında yaşıyor olabilir.
- Borçlu Türkiye’de bulunmakla birlikte malvarlığını yurt dışına aktarmış olabilir.
- Türk şirketinin yabancı şirketten ticari alacağı bulunabilir.
- Türk mahkemesinden alınmış kesinleşmiş bir karar yabancı ülkede icra edilmek istenebilir.
- Sözleşmede yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunabilir.
- Borçlu yabancı ülkede iflas veya yeniden yapılandırma sürecine girmiş olabilir.
Bu ihtimallerin her birinde izlenecek yol farklıdır. Bu nedenle önce alacağın kaynağı, borçlunun yerleşim yeri ve malvarlığının bulunduğu ülke belirlenmelidir.
Dava kazanmak ile alacağı tahsil etmek aynı şey midir?
Hayır. Mahkeme kararı, alacağın hukuken mevcut olduğunu tespit eder. Tahsil ise borçlunun haczedilebilir malvarlığının bulunmasına ve kararın bu malvarlığı üzerinde uygulanabilmesine bağlıdır.
Borçlunun Türkiye’de hiçbir malvarlığı bulunmuyor; buna karşılık Almanya’da banka hesabı, Hollanda’da şirket payı veya Fransa’da taşınmazı bulunuyorsa, Türk mahkemesi kararının ilgili ülkede icra edilebilir hâle getirilmesi gerekir.
Bu nedenle uluslararası alacak dosyalarında dava açılmadan önce şu sorulara cevap aranmalıdır:
- Borçlu hangi ülkede yerleşiktir?
- Borçlunun hangi ülkelerde malvarlığı bulunmaktadır?
- Borçlu gerçek kişi mi, şirket mi, şirketler topluluğu mu?
- Malvarlığı doğrudan borçlu adına mı kayıtlıdır?
- Borçlu hakkında iflas veya tasfiye süreci var mıdır?
- Türkiye’de alınacak karar hedef ülkede tanınabilir mi?
- Doğrudan yabancı ülkede dava açılması daha hızlı ve ekonomik olabilir mi?
Alacağın hukuken güçlü olması kadar, tahsil kabiliyetinin bulunması da önemlidir.
Türkiye’deki Alacağın Yurt Dışında Tahsilinde Üç Temel Yol
Uluslararası tahsilat dosyalarında genel olarak üç temel hukuki yol bulunmaktadır:
- Doğrudan borçlunun veya malvarlığının bulunduğu ülkede dava açılması,
- Türkiye’de karar alındıktan sonra kararın yabancı ülkede tanınması ve icra edilmesi,
- Tahkim kararı alınarak New York Sözleşmesi kapsamında yabancı ülkede icra yoluna gidilmesi.
Somut olayda bu yolların biri veya birkaçı birlikte değerlendirilebilir.
1. Doğrudan yabancı ülkede dava açılması
Borçlunun ve malvarlığının aynı yabancı ülkede bulunması hâlinde, doğrudan o ülkede dava açılması çoğu zaman daha etkili olabilir.
Örneğin borçlu Almanya’da yerleşik ve bütün malvarlığı Almanya’da bulunuyorsa, önce Türkiye’de dava açıp karar aldıktan sonra Almanya’da ayrıca tanıma veya icra edilebilirlik süreci yürütmek yerine doğrudan Alman mahkemesinde dava açılması değerlendirilebilir.
Bu yolun avantajları şunlardır:
- Kararın ayrıca tenfiz edilmesine ihtiyaç kalmayabilir.
- Yerel mahkeme doğrudan ihtiyati haciz veya hesap dondurma kararı verebilir.
- Borçlunun malvarlığı yerel icra sistemi üzerinden araştırılabilir.
- Tebligat ve icra süreci aynı hukuk düzeni içerisinde yürütülür.
- Kararın uygulanması daha hızlı olabilir.
Bununla birlikte yabancı ülkede dava açılabilmesi için o ülke mahkemelerinin uyuşmazlık bakımından yetkili olması gerekir. Borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, malın teslim edildiği yer, hizmetin sunulduğu ülke ve taraflar arasındaki yetki anlaşması dikkate alınır.
Yerel avukatla temsil, tercüme, harç ve teminat giderleri de dava açılmadan önce hesaplanmalıdır.
2. Türkiye’de dava açılması ve kararın yurt dışında icrası
Alacak Türkiye ile güçlü bağlantı taşıyorsa veya Türk mahkemeleri sözleşme gereğince yetkiliyse, dava Türkiye’de açılabilir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Taraflar yabancılık unsuru taşıyan sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, münhasır yetki bulunmaması şartıyla yabancı bir devlet mahkemesini yazılı olarak yetkilendirebilir. İş, tüketici ve sigorta uyuşmazlıklarındaki koruyucu yetki kurallarının ise anlaşmayla ortadan kaldırılması sınırlandırılmıştır.
Türkiye’de alınan karar kesinleştikten sonra, kararın borçlunun malvarlığının bulunduğu ülkede tanınması veya icra edilebilirliğinin kabul edilmesi talep edilir.
Bu işlem Türkiye’de yabancı kararlar için kullanılan anlamıyla “tenfiz”e benzemekle birlikte, başvurunun şartları hedef ülkenin mevzuatına göre belirlenir. Bazı ülkelerde bu işlem “recognition and enforcement”, “declaration of enforceability”, “exequatur” veya benzeri isimlerle anılmaktadır.
3. Tahkim kararı alınması ve yurt dışında icrası
Taraflar arasındaki sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunuyorsa, uyuşmazlık devlet mahkemeleri yerine tahkim yoluyla çözülebilir.
Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin 1958 tarihli New York Sözleşmesi, yabancı veya millî sayılmayan hakem kararlarının tanınması ve icrası için ortak bir uluslararası çerçeve oluşturmuştur. Sözleşmenin yaygın taraf ağı, milletlerarası ticari uyuşmazlıklarda tahkimin önemli avantajlarından biridir.
Tahkim kararının icrası için genellikle;
- Hakem kararının aslı veya onaylı örneği,
- Tahkim anlaşmasının aslı veya onaylı örneği,
- Gerekli tercümeler,
- Kararın icra edileceği ülkenin talep ettiği tasdik belgeleri,
sunulur.
Yabancı mahkeme, uyuşmazlığın esasını yeniden incelemez. Ancak tahkim anlaşmasının geçersizliği, savunma hakkının ihlali, kararın tahkim şartının kapsamını aşması, kararın bağlayıcı hâle gelmemesi veya kamu düzenine aykırılık gibi sınırlı ret sebeplerini değerlendirebilir.
Tahkim şartı bulunmayan bir uyuşmazlıkta, tarafların sonradan anlaşması olmaksızın tek taraflı olarak tahkime başvurulamaz.
Türk Mahkemesi Kararı Yabancı Ülkede Otomatik Olarak Geçerli midir?
Kural olarak hayır.
Bir Türk mahkemesi kararının yabancı ülkede hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı şu kaynaklara göre belirlenir:
- Türkiye ile hedef ülke arasındaki ikili anlaşmalar,
- Her iki ülkenin taraf olduğu çok taraflı sözleşmeler,
- Hedef ülkenin milletlerarası özel hukuk mevzuatı,
- Karşılıklılık uygulaması,
- Kararın niteliği ve kesinleşme durumu.
Türkiye’nin çeşitli ülkelerle hukuki ve ticari konularda adli yardımlaşma, tanıma ve tenfiz hükümleri içeren ikili anlaşmaları bulunmaktadır. Anlaşmanın bulunmadığı durumlarda ise hedef ülkenin iç hukukundaki yabancı kararların tanınması ve icrası kuralları uygulanır. Adalet Bakanlığı da uluslararası adli yardımlaşmanın ikili anlaşmalar, çok taraflı sözleşmeler ve bunların bulunmaması hâlinde karşılıklılık ilkesi çerçevesinde yürütüldüğünü belirtmektedir.
Bu nedenle “Türk kararları şu ülkede kesinlikle icra edilir” veya “anlaşma yoksa hiçbir şekilde icra edilemez” şeklindeki genellemeler doğru değildir. İkili anlaşma bulunmasa bile hedef ülkenin iç hukukunda Türk mahkeme kararlarının tanınmasına imkân tanınmış olabilir.
Avrupa Birliği ülkelerinde durum
Avrupa Birliği içerisinde üye devlet mahkemelerinin kararlarının dolaşımını kolaylaştıran Brüksel I bis olarak bilinen 1215/2012 sayılı Tüzük bulunmaktadır. Ancak bu rejim esas olarak Avrupa Birliği üyesi devletler arasında verilen kararlar bakımından uygulanmaktadır.
Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığından, Türk mahkeme kararları yalnızca borçlunun malvarlığı bir AB ülkesinde bulunduğu için Brüksel I bis kapsamında otomatik olarak icra edilemez. Bu durumda ilgili AB ülkesinin üçüncü ülke kararlarına ilişkin iç hukuk kuralları veya Türkiye ile arasındaki uygulanabilir anlaşmalar incelenir.
2019 tarihli Hukukî veya Ticarî Konularda Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Lahey Sözleşmesi 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak HCCH’nin güncel taraflar listesinde Türkiye yer almamaktadır. Bu nedenle sözleşmenin genel tanıma ve icra rejimi, Türk mahkeme kararları bakımından doğrudan uygulanmamaktadır.
Yabancı Mahkeme Türk Kararını İncelerken Nelere Bakar?
Şartlar ülkeden ülkeye değişmekle birlikte yabancı mahkemeler genel olarak aşağıdaki hususları inceler.
Karar kesinleşmiş veya icra edilebilir olmalıdır
Hedef ülke, Türk mahkemesi kararının Türkiye’de kesinleşmiş veya icra edilebilir hâle gelmiş olmasını arayabilir.
Bu nedenle kararın yanında;
- Kesinleşme şerhi,
- İcra edilebilirlik belgesi,
- Tebliğ belgeleri,
- Kanun yolu durumunu gösteren kayıtlar,
sunulması gerekebilir.
Bazı ülkeler kesinleşmeyi, bazıları ise kararın verildiği ülkede icra edilebilir olmasını yeterli görebilir. Bu ayrım hedef ülkenin hukukuna göre değerlendirilmelidir.
Türk mahkemesinin kabul edilebilir bir yetki bağlantısı bulunmalıdır
Yabancı mahkeme, Türk mahkemesinin uyuşmazlıkla yeterli bağlantısının bulunup bulunmadığını inceleyebilir.
Borçlunun Türkiye’de yerleşik olması, sözleşmenin Türkiye’de kurulması veya ifa edilmesi, borçlunun Türk mahkemesinin yetkisini kabul etmesi ya da sözleşmede geçerli bir yetki kaydının bulunması önemli bağlantılar olabilir.
Uyuşmazlıkla gerçek bağlantısı bulunmayan bir mahkemeden karar alınması, yabancı ülkedeki icra sürecini güçleştirebilir.
Davalının savunma hakkı korunmuş olmalıdır
Borçluya dava dilekçesi ve duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmesi, tanıma ve icranın en önemli şartlarından biridir.
Borçlunun yurt dışında bulunduğu bilinmesine rağmen Türkiye’deki eski veya geçersiz bir adrese tebligat yapılması, kararın yabancı ülkede icrasını engelleyebilir.
Türkiye, 1965 tarihli Hukukî veya Ticarî Konularda Adlî ve Gayriadlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır. Sözleşme, taraf devletler arasında merkezî makam aracılığıyla tebligat ile bazı alternatif iletim yollarını düzenlemektedir.
Adalet Bakanlığı da yurt dışı tebligatın uluslararası adli yardım niteliğinde olduğunu ve işlemin talep edilen devletin hukukuna uygun yapılması gerektiğini belirtmektedir.
Bu nedenle kararın gelecekte hangi ülkede icra edileceği biliniyorsa, ilk dava aşamasındaki tebligat işlemleri bu ihtimal gözetilerek yürütülmelidir.
Karar kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır
Yabancı mahkeme, Türk kararının kendi ülkesinin temel hukuk ilkelerine ve kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını inceleyebilir.
Ancak kamu düzeni incelemesi, uyuşmazlığın esasının yeniden görülmesi anlamına gelmemelidir. Kural olarak yabancı mahkeme Türk hâkiminin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğini veya maddi hukuku doğru uygulayıp uygulamadığını yeniden incelemez.
Savunma hakkının ağır biçimde ihlal edilmesi, açıkça kabul edilemez sonuçlar doğuran hükümler veya hedef ülkenin temel hukuk ilkeleriyle bağdaşmayan kararlar icra engeli oluşturabilir.
Karar başka bir kararla çelişmemelidir
Aynı taraflar ve aynı uyuşmazlık hakkında hedef ülkede daha önce verilmiş bir karar veya tanınabilir başka bir yabancı karar bulunması, Türk kararının tanınmasını engelleyebilir.
Aynı uyuşmazlık hakkında yabancı ülkede daha önce açılmış bir davanın bulunması da bazı ülkelerde bekletici mesele veya ret sebebi olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’de Dava Açılmadan Önce Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
Uluslararası tahsilat dosyasının başarısı, alacağın baştan düzgün şekilde belgelendirilmesine bağlıdır.
Özellikle şu belgeler korunmalıdır:
- Yazılı sözleşme ve ekleri,
- Faturalar,
- Sipariş formları,
- Teslim ve taşıma belgeleri,
- Gümrük kayıtları,
- Konşimento ve irsaliyeler,
- Banka dekontları ve SWIFT kayıtları,
- Cari hesap mutabakatları,
- Borç ikrarları,
- Ödeme taahhütleri,
- E-posta ve mesajlaşma kayıtları,
- Tarafların yetki ve tahkim anlaşmaları,
- Teminat, garanti ve kefalet belgeleri,
- Borçlunun şirket ve adres bilgileri.
Sözleşmenin yalnızca Türkçe hazırlanmış olması, yabancı ülkede ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez. Ancak yeminli veya mahkemece kabul edilen tercümesinin hazırlanması gerekebilir.
Belgelerin sonradan değiştirilmediğini gösterecek biçimde saklanması, elektronik yazışmaların tarih ve gönderici bilgileriyle birlikte muhafaza edilmesi önemlidir.
Yurt Dışındaki Deliller Türk Mahkemesine Getirilebilir mi?
Türkiye’de görülen davada delil yabancı ülkede bulunuyorsa uluslararası istinabe yoluna başvurulabilir.
Türkiye, 1970 tarihli Hukukî veya Ticarî Konularda Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Hakkında Lahey Sözleşmesi’ne taraftır. Sözleşme Türkiye bakımından 12 Ekim 2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Uluslararası istinabe kapsamında;
- Tanık dinlenmesi,
- Şirket ve muhasebe kayıtlarının alınması,
- Ticari belgelerin getirtilmesi,
- Uzman incelemesi yapılması,
- Belirli banka veya ödeme kayıtlarının istenmesi,
gündeme gelebilir.
Türkiye ile ilgili ülke arasında anlaşma bulunmaması hâlinde de karşılıklılık ve uluslararası adli yardımlaşma esasları çerçevesinde talep gönderilmesi mümkün olabilir. Ancak yabancı devlet, kendi bankacılık sırrı, kişisel veri ve usul hukuku kurallarını uygular.
Talebin “borçlunun bütün hesapları araştırılsın” şeklinde belirsiz olmaması; banka, hesap, işlem, dönem ve belge türü bakımından mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.
Yabancı Ülkedeki Malvarlığı Nasıl Araştırılır?
Dava veya tenfiz işlemi başlamadan önce borçlunun malvarlığının araştırılması gerekir.
Araştırma kapsamında;
- Ticaret sicili kayıtları,
- Şirket ortaklıkları,
- Yönetici ve temsilci bilgileri,
- Taşınmaz kayıtları,
- Araç ve gemi sicilleri,
- Marka ve patent hakları,
- Bilinen banka ilişkileri,
- Üçüncü kişilerden alacaklar,
- İflas ve tasfiye kayıtları,
- Yıllık rapor ve mali tablolar,
- Yabancı şirketlerdeki ortaklık payları,
incelenebilir.
Her ülkenin malvarlığı kayıtlarının açıklığı farklıdır. Bazı ülkelerde şirket sicilleri ve gerçek faydalanıcı bilgileri daha geniş ölçüde erişilebilirken, banka hesapları genellikle banka sırrı kapsamında korunmaktadır.
Banka hesabının araştırılması çoğu zaman ancak mahkeme, icra makamı, vergi idaresi veya ceza soruşturması makamı aracılığıyla mümkündür. Alacaklı veya avukat, yalnızca borç ilişkisini ileri sürerek bütün bankalardan hesap bilgisi isteyemez.
Yabancı Ülkede İhtiyati Haciz ve Hesap Dondurma
Borçlunun malvarlığını kaçırma ihtimali bulunuyorsa yalnızca nihai kararın beklenmesi tahsili tehlikeye düşürebilir.
Bu durumda malvarlığının bulunduğu ülkede;
- İhtiyati haciz,
- Banka hesabının geçici olarak dondurulması,
- Taşınmaz üzerine şerh konulması,
- Şirket paylarının devrinin engellenmesi,
- Üçüncü kişilere ödeme yasağı,
- Malvarlığının açıklanması emri,
gibi geçici hukuki koruma tedbirleri değerlendirilebilir.
Bu tedbirlerin şartları hedef ülkenin hukukuna tabidir. Alacaklının genellikle alacağın güçlü şekilde mevcut olduğunu ve tedbir alınmazsa tahsilin ciddi biçimde zorlaşacağını göstermesi gerekir.
Mahkeme, tedbir nedeniyle borçlunun uğrayabileceği zararları karşılamak üzere alacaklıdan teminat isteyebilir.
Türk mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararının yabancı ülkede kendiliğinden uygulanacağı varsayılmamalıdır. Çoğu durumda yabancı mahkemeden yerel hukuk uyarınca ayrı bir tedbir talep edilmesi daha etkili olur.
Borçlu Yabancı Ülkede İflas Ederse Ne Yapılmalıdır?
Borçlunun yabancı ülkede iflas, tasfiye veya yeniden yapılandırma sürecine girmesi hâlinde bireysel takip imkânı durabilir veya sınırlandırılabilir.
Bu durumda alacaklının;
- Alacağını süresinde iflas masasına kaydettirmesi,
- Türk mahkemesi kararını ve kesinleşme belgelerini sunması,
- Alacağın niteliğini ve öncelik durumunu açıklaması,
- Yerel iflas temsilcisi veya kayyımla iletişim kurması,
- Teminatlı alacak varsa teminat hakkını ayrıca bildirmesi,
gerekir.
Alacağın Türkiye’de dava konusu olması, yabancı ülkedeki iflas sürecine kayıt süresini kendiliğinden durdurmayabilir. Bu nedenle yabancı iflas ilanı öğrenildiğinde kayıt süresi gecikmeden kontrol edilmelidir.
İflas sürecinde alacağın kabul edilmesi ile fiilen ödeme alınması da aynı şey değildir. Dağıtılabilir malvarlığının yetersiz olması hâlinde alacağın yalnızca belirli bir yüzdesi tahsil edilebilir.
Faiz ve Döviz Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Uluslararası alacaklarda ana para dışında;
- Temerrüt faizi,
- Sözleşmesel faiz,
- Cezai şart,
- Kur farkı,
- Avukatlık ve yargılama giderleri,
talep edilebilir.
Ancak Türk mahkemesinin hükmettiği faiz oranının yabancı ülkede aynen icra edilip edilmeyeceği hedef ülkenin hukukuna göre değerlendirilir.
Yabancı mahkeme, özellikle kamu düzenine açıkça aykırı veya kendi hukukunda izin verilmeyen nitelikteki faiz ve cezai şart hükümlerini sınırlandırabilir.
Kararda faiz başlangıç tarihi, faiz oranı, ana para birimi ve faizin hangi tarihe kadar işletileceği açıkça gösterilmelidir. Belirsiz veya hesaplanması mümkün olmayan hükümler yabancı icra sürecinde sorun yaratabilir.
Zamanaşımı Nasıl Hesaplanır?
Uluslararası alacak tahsilinde iki farklı süre birlikte dikkate alınmalıdır:
- Alacağın esasına ilişkin dava zamanaşımı,
- Mahkeme kararının yabancı ülkede icraya konulmasına ilişkin süre.
Sözleşmeden doğan alacağa hangi zamanaşımının uygulanacağı, uygulanacak hukuk kurallarına göre belirlenir. MÖHUK’un 24. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan borç ilişkileri kural olarak tarafların seçtiği hukuka; hukuk seçimi yoksa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuka tabidir.
Türkiye’de alınan kararın yabancı ülkede icrası bakımından ise hedef ülkenin yabancı kararlar ve icra zamanaşımına ilişkin hükümleri önem taşır.
Türk hukukunda zamanaşımı süresinin dolmamış olması, yabancı ülkedeki icra süresinin de mutlaka açık olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde yabancı ülkede daha uzun bir karar icra süresi bulunması, Türkiye’de zamanaşımına uğramış bir alacağı kendiliğinden canlandırmaz.
Borç ikrarı, kısmi ödeme, dava açılması veya icra işlemleri gibi zamanaşımını kesen olayların hedef ülke hukukundaki etkisi ayrıca incelenmelidir.
Yabancı Ülkede İcra İçin Hangi Belgeler Gerekir?
Ülkeye göre değişmekle birlikte genellikle şu belgeler talep edilir:
- Türk mahkemesi kararının onaylı örneği,
- Kararın kesinleştiğini veya icra edilebilir olduğunu gösteren belge,
- Davalıya yapılan tebligatı gösteren evrak,
- Dava dilekçesi ve gerektiğinde diğer usul belgeleri,
- Kararın hedef ülke dilindeki onaylı tercümesi,
- Apostil veya konsolosluk tasdiki,
- Alacak miktarı ve işlemiş faizi gösteren hesap dökümü,
- Yabancı avukata verilecek vekâletname,
- Borçlunun ve malvarlığının güncel bilgileri.
Apostil, belgenin düzenlendiği makamın imza ve sıfatını doğrulamaya yarar. Apostil alınması, Türk kararını kendiliğinden yabancı ülkede icra edilebilir hâle getirmez. Tanıma veya icra edilebilirlik prosedürü ayrıca tamamlanmalıdır.
Hedef ülke Apostil Sözleşmesi’ne taraf değilse konsolosluk veya diplomatik tasdik işlemleri gerekebilir. Türkiye’nin taraf olduğu Lahey sözleşmeleri arasında Yabancı Resmî Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi de bulunmaktadır.
Türk Kararının Yurt Dışında İcrası Reddedilirse Ne Olur?
Tanıma veya icra talebinin reddedilmesi, her durumda alacağın tamamen sona erdiği anlamına gelmez.
Ret sebebine göre;
- Eksik belge tamamlanabilir,
- Usulüne uygun tercüme veya tasdik sunulabilir,
- Kararın kesinleşmesi beklenebilir,
- Kanun yoluna başvurulabilir,
- Hedef ülkede alacağın esasına ilişkin yeni dava açılabilir,
- Başka ülkedeki malvarlığına yönelinebilir,
- Borçluyla yapılandırma anlaşması yapılabilir.
Ancak ret sebebi Türk mahkemesinin yetkisizliği, savunma hakkının ağır şekilde ihlali veya kamu düzenine aykırılık gibi esaslı bir sorunsa, yalnızca belge eksikliğinin tamamlanması yeterli olmayabilir.
Bu nedenle yabancı ülkede icra ihtimali, Türkiye’deki dava daha açılmadan önce değerlendirilmelidir.
En Sık Yapılan Hatalar
Türkiye’deki alacağın yurt dışında tahsilinde sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Borçlunun malvarlığı araştırılmadan dava açılması,
- Yabancı ülkedeki tebligatın Türkiye’deki eski adrese yapılması,
- Sözleşmedeki yabancı mahkeme veya tahkim şartının gözden kaçırılması,
- Yalnızca Türk kararının apostilli olmasının icra için yeterli sanılması,
- Borçlunun yerleşim yeri ile malvarlığının bulunduğu ülkenin aynı olduğunun varsayılması,
- Yabancı ülkedeki geçici koruma tedbirlerinin geç talep edilmesi,
- Borçlunun iflas sürecine alacak kaydı yapılmaması,
- Zamanaşımının yalnızca Türk hukukuna göre hesaplanması,
- Faiz ve para biriminin kararda açık gösterilmemesi,
- Yurt dışı tahsil masraflarının alacak miktarıyla karşılaştırılmaması.
Uluslararası alacak tahsilinde yanlış ülke veya yanlış usul seçimi, güçlü bir alacağın dahi ekonomik olarak tahsil edilemez hâle gelmesine neden olabilir.
Uygulanabilecek Yol Haritası
Türkiye’deki bir alacağın yurt dışında tahsilinde aşağıdaki sıra izlenebilir:
Birinci aşama: Alacağın incelenmesi
Sözleşme, fatura, teslim belgeleri, banka hareketleri, yazışmalar ve zamanaşımı değerlendirilir. Yetki ve tahkim hükümleri belirlenir.
İkinci aşama: Borçlu araştırması
Borçlunun güncel adresi, şirket durumu, ticaret sicili, iflas kaydı ve bilinen malvarlığı araştırılır.
Üçüncü aşama: Hedef ülkenin belirlenmesi
Dava açılacak ülke ile kararın icra edileceği ülke ayrı ayrı değerlendirilir. Borçlunun birden fazla ülkede malvarlığı varsa ekonomik olarak en uygun hedef seçilir.
Dördüncü aşama: İhtar ve sulh görüşmeleri
Borçluya hedef ülke hukukunda da sonuç doğurabilecek resmî bir ödeme ihtarı gönderilir. Borç ikrarı ve taksitlendirme anlaşması alınması hâlinde icra edilebilirlik güçlendirilir.
Beşinci aşama: Geçici koruma
Mal kaçırma riski varsa yabancı ülkede ihtiyati haciz, hesap dondurma veya malvarlığı açıklama tedbirleri değerlendirilir.
Altıncı aşama: Dava veya tahkim
Doğrudan yabancı ülkede dava, Türkiye’de dava veya sözleşmedeki tahkim yolu arasından en uygun yöntem seçilir.
Yedinci aşama: Tanıma ve icra
Türk kararı hedef ülkede tanıtılır veya icra edilebilir hâle getirilir. Daha sonra yerel icra organları aracılığıyla haciz ve satış işlemleri yürütülür.
Sekizinci aşama: Tahsil ve transfer
Haciz veya ödeme sonucunda tahsil edilen para, kambiyo, vergi, yaptırım ve bankacılık kurallarına uygun biçimde alacaklıya aktarılır.
Sonuç
Türkiye’de doğan bir alacağın veya Türk mahkemesi tarafından hüküm altına alınan bir borcun yurt dışında tahsil edilmesi mümkündür. Ancak Türk mahkemesi kararı, yabancı ülkedeki malvarlığı üzerinde doğrudan haciz yetkisi sağlamaz.
Başarılı bir uluslararası tahsilat için;
- Borçlunun ve malvarlığının bulunduğu ülke,
- Yetkili mahkeme,
- Uygulanacak hukuk,
- Yurt dışı tebligatın geçerliliği,
- Kararın hedef ülkede tanınma şartları,
- İhtiyati tedbir imkânları,
- Zamanaşımı ve iflas riskleri,
birlikte incelenmelidir.
Bazı dosyalarda Türkiye’de dava açıp kararı yabancı ülkede icra ettirmek uygunken, bazı dosyalarda doğrudan malvarlığının bulunduğu ülkede dava açılması daha hızlı olabilir. Geçerli tahkim şartının bulunduğu ticari ilişkilerde ise New York Sözleşmesi kapsamındaki icra imkânı önemli bir avantaj sağlayabilir.
Uluslararası alacak tahsilinde temel strateji yalnızca davayı kazanmak değil; hangi kararın, hangi ülkede, hangi malvarlığı üzerinde ve hangi süre içerisinde uygulanabileceğini daha dava açılmadan planlamaktır.