MÖHÜK’te Hukuk Seçimi (Lex Voluntatis) ve Geçerlilik Şartları
Giriş
Uluslararası nitelik taşıyan özel hukuk ilişkilerinde en temel soru şudur: Uyuşmazlığa hangi ülke hukuku uygulanacaktır?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHÜK) bu soruya cevap verirken, taraf iradesine önemli bir alan tanımıştır. Bu alan, doktrinde ve uygulamada “hukuk seçimi” veya lex voluntatis olarak adlandırılır.
Hukuk seçimi, taraflara sözleşmeden doğan ilişkilerini hangi devlet hukukuna tâbi kılacaklarını belirleme serbestisi tanır. Ancak bu serbesti sınırsız değildir. MÖHÜK, hem hukuk seçiminin geçerlilik şartlarını hem de sınırlarını açıkça düzenlemiştir. Uygulamada yapılan hatalar ise çoğu zaman geçersiz hukuk seçimi, kamu düzeni itirazı veya yanlış hukukun uygulanmasıyla sonuçlanmaktadır.
Bu makalede, MÖHÜK’te hukuk seçimi kurumu; şartları, sınırları, Yargıtay uygulaması ve pratik örneklerle birlikte ele alınacaktır.
1. Hukuk Seçimi (Lex Voluntatis) Nedir?
Hukuk seçimi; tarafların, aralarındaki özel hukuk ilişkisine hangi devlet hukukunun uygulanacağını serbest iradeleriyle belirlemeleridir.
MÖHÜK sisteminde hukuk seçimi:
-
Kural olarak sözleşme ilişkilerinde mümkündür,
-
Taraf iradesine üstünlük tanır,
-
Ancak kamu düzeni ve emredici kurallarla sınırlandırılır.
MÖHÜK m.24/1’e göre:
“Sözleşmeden doğan borç ilişkileri, tarafların açık veya örtülü olarak seçtikleri hukuka tabidir.”
Bu hüküm, lex voluntatis ilkesinin Türk hukukundaki açık dayanağıdır.
2. Hukuk Seçiminin Hukuki Dayanağı (MÖHÜK m.24)
MÖHÜK m.24, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuku üç aşamalı bir sistemle belirler:
-
Tarafların seçtiği hukuk
-
Hukuk seçimi yoksa, sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk
-
Özel durumlar için istisnai bağlama kuralları
Dolayısıyla hukuk seçimi varsa, hâkimin ilk yapacağı iş:
-
Geçerli bir hukuk seçimi olup olmadığını tespit etmek,
-
Seçilen hukukun uygulanmasına engel bir durum bulunup bulunmadığını değerlendirmektir.
3. Hukuk Seçiminin Geçerlilik Şartları
a) Yabancılık Unsurunun Bulunması
MÖHÜK ancak yabancılık unsuru içeren ilişkilerde uygulanır.
Tarafların tamamı Türk vatandaşı, sözleşme Türkiye’de kurulmuş ve ifa yeri Türkiye ise hukuk seçimi yapılamaz.
Yabancılık unsuru şu şekillerde ortaya çıkabilir:
-
Taraflardan birinin yabancı olması,
-
Sözleşmenin yabancı ülkede ifa edilecek olması,
-
Edimin yabancı bir ülkede yerine getirilecek olması,
-
Sözleşme konusunun yabancı ülkede bulunması.
b) Hukuk Seçiminin Açık veya Örtülü Olması
MÖHÜK hukuk seçiminin açık veya örtülü olabileceğini kabul eder.
Açık hukuk seçimi:
Sözleşmede açıkça “Bu sözleşme İngiliz hukukuna tabidir” gibi bir hüküm bulunmasıdır.
Örtülü hukuk seçimi:
Tarafların iradesinin sözleşmenin bütünü, kullanılan terimler, yetki şartı, para birimi gibi unsurlardan anlaşılmasıdır.
Ancak uygulamada örtülü hukuk seçimi dar yorumlanır. Yargıtay, tereddüt halinde örtülü hukuk seçimini kabul etmemekte, somut ve güçlü göstergeler aramaktadır.
c) Seçilen Hukukun Belirli ve Uygulanabilir Olması
Taraflar:
-
Belirli bir devlet hukukunu seçmelidir.
-
“Uluslararası ticaret hukuku”, “genel ilkeler” gibi belirsiz ifadeler tek başına yeterli değildir.
Ancak seçilen hukuk içinde:
-
O ülkenin kanunları,
-
İçtihatları,
-
Tamamlayıcı kuralları
uygulanır.
4. Hukuk Seçiminin Kapsamı
Hukuk seçimi, kural olarak:
-
Sözleşmenin kurulması,
-
Geçerliliği,
-
Hükümleri,
-
İfası,
-
Sona ermesi
gibi tüm yönlerini kapsar.
Ancak bazı konular hukuk seçiminin dışında bırakılmıştır:
-
Tarafların fiil ehliyeti (ayrı bağlama kuralına tâbidir),
-
Taşınmazlar üzerindeki ayni haklar,
-
Kamu düzenine ilişkin hükümler.
5. Hukuk Seçiminin Sınırları
a) Kamu Düzeni (Ordre Public)
MÖHÜK m.5’e göre:
“Yetkili yabancı hukukun uygulanması Türk kamu düzenine açıkça aykırı ise uygulanmaz.”
Seçilen hukuk:
-
Temel hak ve özgürlüklere,
-
Anayasal ilkelere,
-
Türk hukukunun temel değerlerine
açıkça aykırıysa, hâkim bu hukuku uygulamaz.
Uygulamada kamu düzeni itirazı:
-
Aile hukuku,
-
İş hukuku,
-
Tüketici sözleşmeleri
gibi alanlarda daha sık gündeme gelir.
b) Doğrudan Uygulanan Kurallar (Emredici Kurallar)
Bazı Türk hukuk kuralları, taraflar yabancı hukuk seçmiş olsa bile mutlak olarak uygulanır.
Örneğin:
-
İşçinin korunmasına ilişkin hükümler,
-
Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler,
-
Rekabet, kambiyo, vergi gibi kamu yararına ilişkin düzenlemeler.
Bu tür kurallar, hukuk seçimini tamamen geçersiz kılmaz, ancak seçilen hukukun uygulanmasını sınırlar.
6. Kısmi Hukuk Seçimi ve Sonradan Hukuk Seçimi
Taraflar:
-
Sözleşmenin tamamı için değil, belirli bölümleri için hukuk seçimi yapabilir.
-
Sözleşme kurulduktan sonra da hukuk seçimi yapabilir.
Ancak sonradan yapılan hukuk seçimi:
-
Üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını zedeleyemez,
-
Açık irade ile yapılmalıdır.
7. Yargıtay Uygulaması
Yargıtay’ın istikrar kazanmış yaklaşımı şudur:
-
Hukuk seçimi açık ve tereddütsüz olmalıdır.
-
Örtülü hukuk seçimi dar yorumlanır.
-
Kamu düzeni istisnası genişletilerek uygulanmaz.
Yargıtay, özellikle yabancı unsurlu ticari sözleşmelerde taraf iradesine ağırlık vermekte; ancak işçi ve tüketici lehine koruyucu yaklaşım sergilemektedir.
8. Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
-
Yetki sözleşmesi ile hukuk seçiminin karıştırılması
-
Belirsiz hukuk seçimi ifadeleri
-
Kamu düzeni sınırının göz ardı edilmesi
-
Emredici kurallara rağmen yabancı hukukun mutlak sanılması
-
Sözleşme dili ile hukuk seçimi uyumsuzluğu
Bu hatalar, dava aşamasında hukuk seçiminin tamamen geçersiz sayılmasına yol açabilmektedir.
Sonuç
MÖHÜK’te hukuk seçimi, taraflara geniş bir serbestlik tanımakla birlikte mutlak bir egemenlik alanı değildir. Geçerli bir hukuk seçimi için:
-
Yabancılık unsuru bulunmalı,
-
İrade açık veya güçlü şekilde örtülü olmalı,
-
Seçilen hukuk belirli olmalı,
-
Kamu düzeni ve emredici kurallar ihlal edilmemelidir.
Doğru kurgulanmış bir hukuk seçimi, uyuşmazlık çıktığında öngörülebilirlik ve güven sağlar; yanlış kurgulanmış bir hukuk seçimi ise en baştan geçersizlik riski doğurur.