Miras Sözleşmesi Nedir, Ne Zaman Tercih Edilir?
1) Miras sözleşmesi nedir? Neyi amaçlar?
Miras sözleşmesi, bir kişinin ölümünden sonra malvarlığının nasıl intikal edeceğine ilişkin iradesini, tek taraflı bir beyanla değil, karşı taraf(lar)la anlaşarak kurduğu ölüme bağlı tasarruf türüdür. Basit bir cümleyle: “Ölümümden sonra şu sonuç doğsun” iradesi, tarafların ortak iradesiyle sözleşme haline getirilir.
Miras sözleşmesinin pratik hayattaki temel amacı şudur:
-
Ölüm sonrası belirsizliği azaltmak,
-
Aile içindeki muhtemel çatışmaları daha hayattayken öngörüp yönetmek,
-
Bir kişiye kazandırmayı “sözleşme ciddiyetiyle” güvence altına almak,
-
Özellikle mirastan feragat gibi düzenlemelerle mirasçılar arasında “peşinen denge” kurmaktır.
Ancak miras sözleşmesi “sihirli bir kalkan” değildir. Türk miras hukukunda bazı konular, taraflar anlaşsa bile sınırlıdır: saklı pay rejimi, tenkis mekanizması, iptal sebepleri ve şekil şartları bu sınırların başında gelir. Dolayısıyla miras sözleşmesi, güçlü olduğu kadar “hassas” bir araçtır; doğru kurgulanırsa miras barışını sağlar, yanlış kurgulanırsa miras kavgasını büyütebilir.
2) Vasiyetname ile miras sözleşmesi arasındaki farklar
Miras planlamasında iki ana araç var: vasiyetname ve miras sözleşmesi. İkisi de ölümden sonra hüküm doğurur; fakat aralarındaki farklar, hangi durumda hangisinin daha uygun olacağını belirler.
2.1) Tek taraflı işlem – iki taraflı işlem
-
Vasiyetname, mirasbırakanın tek taraflı irade beyanıdır. Mirasbırakan genellikle tek başına yapar ve çoğu zaman tek başına değiştirebilir.
-
Miras sözleşmesi ise “anlaşma” unsurunu içerir. Bu nedenle mirasbırakanın sonradan tek başına cayması, vasiyetnameye göre çok daha sınırlı ve tartışmalıdır.
Uygulamada bu fark şuna dönüşür: Bir kişi, karşı tarafa “Sana bunu bırakacağım” diye ciddi bir güvence vermek istiyorsa, miras sözleşmesi daha etkili bir araç gibi görünür. Ama mirasbırakan ileride fikir değiştirme ihtimalini yüksek görüyorsa, vasiyetname çoğu zaman daha esnek bir çözüm sunar.
2.2) Ehliyet ve tartışma riski
Miras sözleşmesi için ehliyet şartları daha ağırdır. Bu, özellikle ileri yaş, sağlık sorunu, bilişsel etkilenme iddiaları gibi uyuşmazlıklarda miras sözleşmesini daha fazla tartışılır hale getirebilir. Bu nedenle miras sözleşmesi yapılacaksa, işlem günü ve çevresindeki delil düzeni (sağlık değerlendirmesi, işlem şartlarının açık anlatımı, tanıkların doğru seçimi) baştan planlanmalıdır.
2.3) Şekil şartı ve usul güvenliği
Miras sözleşmesi, “resmî usul” gerektiren bir işlemdir. Resmî memur huzurunda, iki tanıkla, belirli prosedürle yapılır. Bu resmiyet, bir yandan ispat gücünü artırır; diğer yandan küçük bir usul hatasının bile yıllar sonra iptal tartışmasına dönüşmesine neden olabilir.
2.4) Uyuşmazlık dili
Vasiyetnamelerde daha çok “ehliyet–şekil–irade sakatlığı” konuşulur. Miras sözleşmelerinde bunlara ek olarak “sözleşmeye bağlılık”, “karşı edim”, “dönme”, “kaldırma” gibi borçlar hukuku kavramları dosyaya girer. Bu da miras sözleşmesini hem güçlü hem de teknik olarak daha karmaşık kılar.
3) Miras sözleşmesinin türleri
Miras sözleşmeleri, uygulamada iki ana başlıkta toplanabilir: olumlu miras sözleşmeleri ve olumsuz miras sözleşmeleri.
3.1) Olumlu miras sözleşmesi (kazandırma içeren)
Bu tür sözleşmelerde mirasbırakan, bir kişi lehine ölümden sonra sonuç doğuracak kazandırmalar düzenler. Örnekler:
-
Bir kişiyi mirasçı olarak belirlemek (mirasçı atama),
-
Belirli bir taşınmazı, aracı, şirket payını, bankadaki belirli bir hesabı belirli kişiye bırakmak,
-
Şarta bağlı kazandırma kurmak (örneğin belirli bir eğitim sürecinin tamamlanması gibi),
-
Bir yükleme öngörmek (örneğin bakım yükümlülüğü, belirli bir borcun ödenmesi gibi).
Bu sözleşmelerin amacı genelde “kimin ne alacağı” tartışmasını daha hayattayken netleştirmektir.
3.2) Olumsuz miras sözleşmesi (mirastan feragat)
Olumsuz miras sözleşmesi denince pratikte akla ilk gelen mirastan feragat sözleşmesidir. Burada mirasçı, gelecekte doğacak miras hakkından kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat, çoğu zaman aile içi denge kurmak için kullanılır.
Feragat iki şekilde kurgulanır:
-
İvazsız feragat: Feragat eden hiçbir karşılık almadan vazgeçer.
-
İvazlı feragat: Feragat eden bir karşılık alır (para, taşınmaz, şirket payı, borcun üstlenilmesi, bakım taahhüdü vb.).
İvazlı feragat, pratikte daha sık görülür; çünkü “sonradan hakkım yendi” tartışmasını azaltmak için çoğu zaman bir karşılık düzenlenir. Ancak ivazlı feragatın da doğru yazılması gerekir; aksi halde ileride “görünürde satış/bağış”, “muvazaa”, “aşırı yararlanma”, “hakkaniyete aykırılık” gibi itirazların alanı açılabilir.
4) Mirastan feragat sözleşmesi: Pratik sonuçlar
Mirastan feragat sözleşmesi, doğru kullanıldığında miras ihtilaflarının önüne geçebilen en etkili araçlardan biridir. Fakat sonuçlarını iyi bilmek gerekir:
-
Feragat edenin mirasçılığı ortadan kalkar.
-
Feragatın kapsamı net değilse, yorum uyuşmazlığı doğar: “Tam feragat mi, kısmi feragat mi?”
-
İvazlı feragatte karşılığın ne olduğu, ne zaman ve nasıl ifa edileceği açık yazılmazsa, ileride “edim ifa edilmedi” tartışması çıkar.
-
Feragat edenin altsoyu bakımından sonuç doğurup doğurmayacağı, sözleşme kurgusuna göre değişebilir. Bu nedenle aileyi ilgilendiren dosyalarda “altsoyun durumu” özellikle düşünülmelidir.
Örnek: Aile şirketinin tek elde kalması isteniyorsa, iki kardeş feragat eder, bir kardeş şirketi devralır. Ancak feragat eden kardeşlerin çocukları bakımından hükmün ne olacağı açık değilse, ölüm sonrası şirket yine “dolaylı mirasçılık” tartışmalarına sahne olabilir. Bu yüzden feragat sözleşmelerinde “kimler bakımından sonuç doğuracağı” net yazılmalıdır.
5) Miras sözleşmesi ne zaman tercih edilir? (Senaryo bazlı anlatım)
Miras sözleşmesi her dosyada doğru araç değildir. Aşağıdaki senaryolar, miras sözleşmesinin özellikle tercih edildiği alanları gösterir.
Senaryo 1: Aile şirketinin dağılmasını önlemek
Şirket hisselerinin mirasçılar arasında dağılması, yönetimi kilitleyebilir. Miras sözleşmesi, bir kişiyi mirasçı atama veya belirli payları ona bırakma; diğer mirasçıların ise feragat etmesi şeklinde kurgulanabilir. Burada hedef “işletme devamlılığı”dır. Şirketin tek elde kalması, kimi zaman tüm aile için ekonomik güvence demektir.
Senaryo 2: İkinci evlilik ve karma aile yapısı
İkinci evliliklerde, bir yanda sağ kalan eş, diğer yanda önceki evlilikten çocuklar vardır. Bu yapı, ölüm sonrası çekişmeye çok açıktır. Miras sözleşmesi, özellikle feragat ve denge mekanizmalarıyla aile içi barışı artırabilir. Örneğin çocukların belirli bir malvarlığı karşılığında feragat etmesi; eşin belirli haklarının güvence altına alınması gibi.
Senaryo 3: Bir mirasçıya “hayattayken” fazla destek verilmesi
Mirasbırakan, bir çocuğuna eğitim, iş kurma, ev alma gibi büyük destekler vermiş olabilir. Diğer mirasçılar bunu ölüm sonrası “adil değil” diye tartışabilir. Miras sözleşmesi, bu dengenin hayattayken kayıt altına alınmasını ve tartışmanın azaltılmasını sağlar.
Senaryo 4: Bakım–emek karşılığı kazandırma
Bazı ailelerde bir evlat veya bir akraba uzun yıllar bakım verir, emek harcar. Ölümden sonra diğer mirasçıların “herkes eşit alacak” talebi büyük çatışma doğurabilir. Miras sözleşmesi ile bakım ilişkisi ve kazandırma planı daha açık hale getirilebilir. Ancak burada alternatif bir kurum olan “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” de değerlendirilmelidir; hangi aracın seçileceği somut olaya göre değişir.
Senaryo 5: Taşınmazların parçalanmasını önlemek
Birden fazla taşınmaz varsa ve mirasçılar arasında paylaştırma kavgaları bekleniyorsa, miras sözleşmesi “hangi taşınmaz kime” sorusunu netleştirir. Ancak saklı pay dengesi gözetilmezse, ölüm sonrası tenkis davalarıyla tekrar parçalanma yaşanabilir. Bu nedenle taşınmaz planı, saklı pay hesabıyla birlikte kurulmalıdır.
Senaryo 6: Öngörülebilirlik ihtiyacı yüksek dosyalar
Bazı kişiler, belirli bir kişiyi mutlaka korumak ister: engelli bir çocuk, uzun yıllardır birlikte yaşadığı bir partner, ekonomik olarak zayıf bir aile üyesi gibi. Miras sözleşmesi, bu kişiye yönelik planlamayı daha “taahhütlü” hale getirebilir.
Senaryo 7: Yurt dışı bağlantılı malvarlığı ve karma miras riski
Mirasbırakanın malvarlığının bir kısmı yurt dışındaysa veya mirasçılar yabancı ülkelerde yaşıyorsa, ölüm sonrası işlemler daha karmaşık hale gelir. Miras sözleşmesi tek başına her sorunu çözmez ama Türkiye’deki malvarlığının intikalinde belirli bir düzen getirerek süreci kolaylaştırabilir.
Senaryo 8: Aile içi uzlaşmayı “belgeye” dönüştürmek
Aile içinde aslında bir uzlaşma vardır; fakat sözlü uzlaşma, yıllar sonra hatırlanmaz veya inkâr edilir. Miras sözleşmesi, uzlaşmayı resmî bir metne dönüştürerek gelecekteki tartışmayı azaltır.
Senaryo 9: Mirasbırakanın “hayattayken” tasarruf serbestisini koruyarak plan yapmak istemesi
Bazı kişiler “Ben hayattayken malımı satabilmeliyim ama ölümden sonra da şu denge sağlansın” der. Miras sözleşmesi bu dengeye imkân tanır; fakat metin doğru kurulmazsa “mirasbırakan malı sattı, sözleşme boşa düştü” tartışması çıkar. Bu nedenle sözleşmeye ikame değer ve bedel düzeni gibi hükümler koymak gerekebilir.
Senaryo 10: Miras kavgasını önleme hedefi
Miras sözleşmesinin en büyük “ekonomik” faydası, yıllarca sürebilecek davaların maliyetini azaltmasıdır. Dava maliyeti sadece harç ve vekâlet ücreti değildir; aile içi kırılma, şirket kaybı, taşınmazların atıl kalması, satışların gecikmesi gibi dolaylı maliyetler çok daha ağır olabilir. Bu nedenle “kavga çıkmasın” motivasyonu, miras sözleşmesini güçlü bir seçenek haline getirir.
Ne zaman tercih edilmemeli?
-
Mirasbırakan sık fikir değiştiriyorsa,
-
Aile dinamiği çok oynak ve uzlaşma zemini zayıfsa,
-
Ehliyet tartışması yüksek riskliyse ve delil altyapısı kurulamayacaksa,
-
Saklı pay dengesi sağlanamıyorsa,
-
Tarafların sözleşme disiplinine uygun davranmayacağı öngörülüyorsa,
miras sözleşmesi yerine daha esnek araçlar tercih edilebilir.
6) Geçerlilik şartları: şekil, ehliyet, tanıklar, usul
Miras sözleşmesinde “içerik” kadar “usul” da önemlidir. Çünkü iptal davaları çoğu zaman “şekil–ehliyet–tanık” üçlüsünden yürür.
6.1) Şekil şartı
Miras sözleşmesi, resmî usulle düzenlenir. Pratikte bu çoğunlukla noterlikte yapılır. İşlemin kuruluşunda:
-
Taraflar beyanlarını resmî memur huzurunda verir,
-
Metin resmî prosedüre uygun biçimde düzenlenir,
-
Tanıklar usulüne uygun şekilde hazır bulunur,
-
İmzalar doğru sırayla atılır.
İşlemin “hızlıca” yapılması, usul riskini artırır. Miras sözleşmesi, aceleye gelmeyecek bir işlemdir; çünkü küçük bir prosedür hatası, yıllar sonra iptal iddiası olarak geri döner.
6.2) Ehliyet şartı
Miras sözleşmesi yapacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması, ergin olması ve kısıtlı olmaması gerekir. Bu şartlar özellikle şu dosyalarda kritik hale gelir:
-
İleri yaş,
-
Hastane geçmişi,
-
İlaç kullanımı,
-
Psikiyatrik rahatsızlık iddiası,
-
Aile içi çekişmenin yüksek olduğu durumlar.
Bu tür dosyalarda, işlem günü etrafında “ehliyet” tartışmasını azaltacak önlemler (örneğin tıbbi değerlendirme, sözleşme içeriğinin anlaşılır şekilde anlatılması, tanıkların doğru seçimi) ileride büyük fark yaratır.
6.3) Tanıklar ve tanıklık yasakları
Resmî usulde tanıkların kim olduğu, tanıkların taraflarla yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıkların okuryazarlığı gibi unsurlar önemlidir. Uygulamada en sık hata: “Tanık olsun diye aileden birini çağırmak.” Oysa miras hukukunda tanık seçiminde yakın akrabalık ilişkileri ciddi risk yaratabilir. Tanıkların tamamen bağımsız ve usule uygun kişiler olması, ileride iptal iddiasını zayıflatır.
6.4) Dil, okuryazarlık, imza sorunu gibi özel haller
Taraflardan biri okuma-yazma bilmiyorsa, bir engeli varsa veya Türkçe bilmiyorsa, işlem özel dikkat ister. Bu gibi hallerde tercüman, açıklama yükümlülüğü ve imza prosedürü gibi konular işlem güvenliği açısından hayati hale gelir. “Anlamadı” iddiası, iptal davalarının tipik argümanlarından biridir; bu nedenle sözleşmenin anlatım dili ve kayıt düzeni baştan düşünülmelidir.
7) “Sözleşme” olmasının etkisi: bağlayıcılık ve sınırlar
Miras sözleşmesi, vasiyetnameye göre daha bağlayıcıdır; ancak bu bağlayıcılığı doğru anlamak gerekir.
7.1) Bağlayıcılık ne demek?
Bağlayıcılık, mirasbırakanın her koşulda sözleşmeye aynen uyması demek değildir. Bağlayıcılık daha çok şunu ifade eder:
-
Kazandırma “tek taraflı heves” değil, karşı tarafa da güven veren bir iradedir.
-
Mirasbırakanın keyfi biçimde sözleşmeyi ortadan kaldırması her zaman kolay değildir.
-
Karşı tarafın da sözleşmeden doğan beklentisi hukuk düzeninde daha “ciddi” görünür.
7.2) Sınırlar
Bununla birlikte miras sözleşmesi şu sınırlarla çevrilidir:
-
Saklı pay: Bazı mirasçıların korunmuş payı vardır.
-
Tenkis: Saklı pay ihlal edilirse, kazandırma budanabilir.
-
İptal sebepleri: Ehliyet, irade sakatlığı, hukuka/ahlaka aykırılık, şekil bozukluğu gibi durumlar iptal sonucunu doğurabilir.
7.3) Mirasbırakan sağlığında malı satarsa ne olur?
Çok pratik bir soru: “Miras sözleşmesinde şu taşınmazı bırakıyorum ama sonra o taşınmazı satarsam?”
Bu durumda uyuşmazlık, sözleşmenin içeriğine göre değişir. Eğer sözleşme sadece “şu mal” üzerine kuruluysa ve mal elden çıkmışsa, sözleşmenin fiilen boşa düşmesi tartışılır. Bu nedenle güvenli kurgu için metinde şu başlıklar düşünülmelidir:
-
Sözleşme konusu malın elden çıkması halinde ikame değer (yerine geçen bedel) bırakılacak mı?
-
Satış bedeliyle alınan yeni malın durumu ne olacak?
-
Karşı tarafa bir tazminat/bedel hakkı tanınacak mı?
Bu tür hükümler, miras sözleşmesini “hayatın akışına” daha dayanıklı hale getirir.
8) Saklı pay–tenkis riski: doğru kurgu nasıl yapılır?
Miras sözleşmesi hazırlanırken en kritik teknik meselelerden biri saklı pay ve buna bağlı tenkis riskidir. Çünkü mirasbırakan ne kadar anlaşma yaparsa yapsın, saklı pay rejimi belirli mirasçıları korur.
8.1) Saklı pay neden önemlidir?
Saklı payı olan mirasçıların, mirasbırakanın tasarruflarıyla tamamen dışarıda bırakılması kolay değildir. Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği bir bölüm vardır; bu bölümün dışına taşan kazandırmalar, ölüm sonrası tenkis davasıyla azaltılabilir.
8.2) Tenkis “her şeyi bozar mı”?
Hayır. Tenkis çoğu zaman “tam iptal” değil, kazandırmanın belli ölçüde azaltılması anlamına gelir. Ancak pratikte tenkis, planın omurgasını zayıflatabilir: özellikle tek bir taşınmaz üzerinden kurulan planlarda tenkis kararı, taşınmazın ortaklığa dönüşmesi gibi sonuçlar doğurabilir.
8.3) Güvenli kurgu için öneriler
-
Mirasbırakanın malvarlığını ve borçlarını gerçekçi biçimde envanterlemek,
-
Saklı paylı mirasçılar ve oranlar üzerinden tasarruf edilebilir kısmı hesaplamak,
-
Kazandırmaları tek bir mala yığmak yerine, gerektiğinde farklı varlık sınıflarına yaymak,
-
Feragat/ivaz mekanizmalarıyla saklı pay riskini azaltmak,
-
Özellikle aile şirketlerinde hisse–nakit–taşınmaz dengesini iyi kurmak.
Özetle: Miras sözleşmesi “niyet” ile değil, hesap ile güvenli hale gelir.
9) İptal sebepleri ve dava stratejisi (genel çerçeve)
Miras sözleşmeleri, iptal davalarına konu olabilir. İptal sebepleri genel olarak şu gruplarda toplanır:
-
Ehliyetsizlik iddiası: Ayırt etme gücü yoktu/azalmıştı iddiası.
-
İrade sakatlığı: Yanılma, aldatma, korkutma gibi iddialar.
-
Şekil bozukluğu: Resmî usule uyulmadı, tanıklar uygun değildi, prosedür eksikti iddiası.
-
Hukuka veya ahlaka aykırılık: Sözleşmenin içeriğinin hukuki sınırları aşması.
Dava stratejisi bakımından iki kritik gerçek var:
-
İptal davalarında olay, çoğunlukla “işlemin yapıldığı gün” etrafında döner. O günün sağlık durumu, ortam, tarafların ilişkisi, tanıkların niteliği, beyanların açıklığı dosyanın kaderini etkiler.
-
“Şekil” iddiası çoğu zaman en hızlı ve en teknik iddiadır. Bu nedenle sözleşme kurulurken usul güvenliğinin baştan sağlanması, ileride davayı daha başlamadan bitirebilir.
10) Miras sözleşmesini sona erdirme: kaldırma, dönme, hükümsüzleşme
Miras sözleşmesi, her zaman “ölüme kadar değişmez” değildir. Sona erme yolları vardır; ancak bunlar vasiyetnamedeki kadar serbest değildir.
10.1) Tarafların anlaşmasıyla kaldırma
Taraflar, yazılı bir anlaşmayla miras sözleşmesini ortadan kaldırabilir. Bu, pratikte en güvenli yoldur: iki taraf da vazgeçiyorsa, birlikte kaldırırlar.
10.2) Belirli şartların gerçekleşmesiyle tek taraflı etkisizleşme
Bazı durumlarda mirasbırakanın tek taraflı olarak sözleşmeyi kaldırabilmesi gündeme gelebilir. Özellikle sözleşmenin karşı tarafı, miras ilişkisini ağır biçimde zedeleyen davranışlarda bulunmuşsa veya mirasbırakan bakımından güven ilişkisi temelinden çökmüşse, sözleşmenin akıbeti tartışmaya açılır.
10.3) Karşı edimin yerine getirilmemesi ve dönme
İvazlı kurgularda, karşı tarafın borcunu yerine getirmemesi halinde sözleşmeden dönme/sonlandırma tartışmaları ortaya çıkar. Bu nedenle ivazlı miras sözleşmelerinde “edim–süre–temerrüt–uyarı–dönme” düzeni baştan yazılmalıdır.
10.4) Lehdarın mirasbırakandan önce ölmesi
Sözleşmeden yararlanacak kişi mirasbırakandan önce ölürse, sözleşmenin ona ilişkin hükümlerinin akıbeti ayrıca değerlendirilir. Bu tür riskler için “yedek lehdar” veya “ikame” kurguları planlanabilir.
11) Uygulamada sık yapılan hatalar ve güvenli işlem kontrol listesi
11.1) En sık yapılan hatalar
-
Tanıkların uygun seçilmemesi (yakın akraba, bağımlı ilişki, okuryazarlık sorunu)
-
Metnin muğlak bırakılması (“şu malvarlığımı bırakıyorum” gibi belirsiz ifadeler)
-
Saklı pay dengesi yapılmadan “her şeyi bir kişiye bırakma” kurgusu
-
İvazlı feragatte ivazın net yazılmaması (ne, ne zaman, nasıl?)
-
Şirket payları için özel düzen kurulmaması (pay devri, değerleme, yönetim)
-
“Mal satılırsa ne olur?” sorusunun metinde hiç ele alınmaması
-
Ehliyet tartışması yüksek dosyada delil altyapısının kurulmaması
11.2) Güvenli işlem kontrol listesi (noter öncesi)
-
Tarafların kimliği ve aile ilişkileri net mi?
-
Sözleşmenin türü net mi: mirasçı atama mı, belirli mal bırakma mı, feragat mi?
-
Malvarlığı envanteri çıkarıldı mı? Borçlar dahil mi?
-
Saklı pay ve tasarruf edilebilir kısım hesabı yapıldı mı?
-
Tanıklar bağımsız, uygun ve usule uygun mu?
-
Metin muğlak değil mi? (mal tanımı, oranlar, listeler, ekler)
-
İvaz varsa: miktar, ödeme planı, temerrüt, güvence maddeleri yazıldı mı?
-
Malın elden çıkması halinde ikame/bedel kurgusu var mı?
-
Yedek lehdar/ikame lehdar planlandı mı?
-
İhtilaf halinde uygulanacak yöntem (uzlaşma, arabuluculuk, delil anlaşması gibi) düşünüldü mü?
12) Sık Sorulan Sorular (SSS)
1) Miras sözleşmesi ile vasiyetname arasında hangisi daha “güçlü”?
“Mali sonuçları garanti etme” hissi bakımından miras sözleşmesi daha güçlüdür; ama saklı pay ve iptal sebepleri nedeniyle hiçbir araç mutlak değildir.
2) Miras sözleşmesiyle her şey bir kişiye bırakılabilir mi?
Saklı paylı mirasçılar varsa, “her şeyi tek kişiye bırakma” planı ölüm sonrası tenkis riskini büyütür. Çoğu dosyada daha dengeli kurgu gerekir.
3) Mirastan feragat her zaman çözüm mü?
Hayır. Feragat, özellikle ivazlıysa, doğru yazılmazsa ileride daha büyük dava doğurabilir. Ama doğru kurgulanırsa çok etkili bir barış aracıdır.
4) Miras sözleşmesi yapınca mirasbırakan malını satamaz mı?
Genel olarak mirasbırakan sağlığında tasarruf edebilir. Ancak sözleşmenin amacı boşa düşerse, sözleşmeye aykırılık ve tazminat gibi tartışmalar doğabilir. Bu nedenle metinde “elden çıkarma” senaryosu yönetilmelidir.
5) Miras sözleşmesi iptal edilebilir mi?
Ehliyet, irade sakatlığı, şekil bozukluğu gibi sebeplerle iptal iddiası gündeme gelebilir. Bu yüzden işlem kurulurken usul güvenliği önemlidir.
6) Miras sözleşmesi ile bakım ilişkisi düzenlenebilir mi?
Düzenlenebilir; ancak bazı dosyalarda “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” daha uygun bir enstrüman olabilir. Seçim somut olaya göre yapılır.
7) Miras sözleşmesinde şirket hisseleri düzenlenebilir mi?
Evet, fakat şirket sözleşmesi, pay devri sınırlamaları, değerleme ve yönetim devamlılığı gibi konular birlikte ele alınmalıdır.
8) Yedek mirasçı/alternatif lehdar yazmak gerekir mi?
Çoğu zaman evet. Çünkü lehdarın mirasbırakandan önce ölmesi gibi riskler planı boşa çıkarabilir.
9) Miras sözleşmesi yaptıktan sonra yeni çocuk olursa ne olur?
Aile yapısındaki değişiklikler (yeni çocuk, evlilik, boşanma vb.) saklı pay dengesini ve planı etkileyebilir. Bu yüzden planın periyodik gözden geçirilmesi önemlidir.
10) Miras sözleşmesi “kesin çözüm” mü?
Kesinlik iddiası yerine, “riskleri azaltan güçlü plan” demek daha doğrudur. Çünkü her plan, saklı pay ve iptal mekanizmalarıyla sınanabilir.
13) Sonuç: Miras sözleşmesi hangi dosyada doğru araçtır?
Miras sözleşmesi, özellikle uzlaşma zemini olan, malvarlığı planı hesapla kurulabilen, aile şirketi/karma aile/feragat gibi senaryolarda büyük değer üretir. Doğru kurgu ile:
-
Mirasın paylaşımını öngörülebilir hale getirir,
-
Aile içi çatışmaları azaltır,
-
İşletme ve malvarlığı kaybını önler.
Ama şu gerçek unutulmamalı: Miras sözleşmesi “metin yazma” işi değil, risk yönetimi işidir. Şekil–tanık–ehliyet hattı sağlam değilse, en iyi niyetli plan bile dava konusu olabilir. Saklı pay dengesi kurulmamışsa, en iddialı düzenleme bile tenkisle budanabilir. Bu nedenle miras sözleşmesi yapılacaksa, içerik kadar usul de titizlikle planlanmalıdır.